2 sonuçtan 1 ile 2 arası

  1. #1
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.603
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 503 + 37742


    Açıklamalı - 8. SÖZ - İnsanda Dinin Mahiyeti

    Bismillâhirrahmânirrahîm

    Elhamdülillâhi rabbil âlemîn velâkibetülil müttekîn vessalêtü vessalêmü alê seyyidine Muhammedivve alê êlihi vesahbihi ecmain,alê rasulüne salevât

    Sekizinci Söz’de inanan ve inanmayan insanın dünyadaki kazançları
    ve kayıpları anlatılıyor.
    "Fenalığı kendinden iyiliği Allah’tan bil" olan ayetin tefsiri yapılıyor.


    SEKİZİNCİ SÖZ


    Allah katında din ancak İslâmdır. (Âl-i İmran Suresi: 19)


    Allah’tan başka ilâh yoktur. O, Hayy ve Kayyumdur. (Bakara Suresi: 255)

    Şu Dünya ve dünya içindeki ruh-u insanî ve insanda dinin mahiyet ve kıymetlerini;
    ve eğer din-i hak olmazsa dünya bir zindan olması;
    ve dinsiz insan en bedbaht mahlûk olduğunu;
    ve şu âlemin tılsımını açan, ruh-u beşerîyi zulümâttan kurtaran
    Yâ Allah ve Lâ ilâhe illâllah
    olduğunu anlamak istersen, şu temsîlî hikâyeciğe bak, dinle:

    Üstad anlatıma geçmeden kurduğu cümlede bile
    aslında bize bir sürü hakikati anlatıyor.
    Nitelemeleri ve tespitleri kendi yorumlarından kendi aklından olmadığı,
    Kur'an dan süzüldüğü için halimizi tasvir etmede tam yerine oturuyor.

    Her cümle üzerine cümle içindeki her niteleme üzerine düşünsek,
    Bizi ve insanı ve insanlığı ne kadar güzel anlattığını görebiliyoruz.

    Eski zamanda, iki kardeş uzun bir seyahate beraber gidiyorlar.
    Git gide ta yol ikileşti. O iki yol başında ciddî bir adamı gördüler.
    Ondan sordular: “Hangi yol iyidir?” O dahi onlara dedi ki:

    “Sağ yolda kanun ve nizama tebaiyet mecburiyeti vardır.
    Fakat o külfet içinde bir emniyet ve saadet vardır.

    Sol yolda ise serbestiyet ve hürriyet vardır.
    Fakat o serbestiyet içinde bir tehlike ve şekavet vardır.
    Şimdi intihaptaki ihtiyar sizdedir.”

    Evet irade o iki kardeşte.
    Kim nerden isterse gitmekte özgür.
    Bu dünyada da öyle değil mi?
    İsteyen istediğini yapıyor.
    Ta ki sınav zamanı bitene kadar.

    Okula başlayan öğrenci istediğini yapmakta özgürdür.
    İster dersleri takib eder çalışır, ister haytalık eder.
    Kimse de ona karışmaz.

    Bunu dinledikten sonra, güzel huylu kardeş sağ yola
    Tevekkeltü Alâllah” deyip gitti
    ve nizam ve intizama tebaiyeti kabul etti.

    Ahlâksız ve serseri olan diğer kardeş,
    sırf serbestlik için sol yolu tercih etti.
    Zahiren hafif, mânen ağır vaziyette giden bu adamı hayalen takip ediyoruz:

    Burda yine tespitler var işaretler var nazarların çevrildiği noktalar var.
    Kişiliklerin anlatımı ve başlarına gelen haller…
    Evet Üstadın hikayecikleri de hikaye değil birer hakikat…

    Şimdi sol yolun yolcusunun başına gelenleri izleyelim.

    İşte bu adam, dereden tepeden aşıp, git gide ta hâli bir sahrâya girdi.
    Birden müthiş bir sada işitti.
    Baktı ki, dehşetli bir arslan, meşelikten çıkıp ona hücum ediyor.
    O da kaçtı, ta altmış arşın derinliğinde susuz bir kuyuya rast geldi.
    Korkusundan kendini içine attı. Yarısına kadar düşüp elleri bir ağaca rast geldi, yapıştı.


    Kuyunun duvarında göğermiş olan o ağacın iki kökü var.
    İki fare, biri beyaz, biri siyah, o iki köke musallat olup kesiyorlar.
    Yukarıya baktı, gördü ki, arslan, nöbetçi gibi kuyunun başında bekliyor.
    Aşağıya baktı, gördü ki, dehşetli bir ejderha, içindedir.
    Başını kaldırmış, otuz arşın yukarıdaki ayağına takarrüp etmiş.
    Ağzı kuyu ağzı gibi geniştir.


    Kuyunun duvarına baktı, gördü ki, ısırıcı muzır haşarat, etrafını sarmışlar.
    Ağacın başına baktı, gördü ki, bir incir ağacıdır.
    Fakat, harika olarak, muhtelif çok ağaçların meyveleri, cevizden nara kadar,
    başında yemişleri var.

    İşte, şu adam, sû-i fehminden, akılsızlığından anlamıyor ki, bu adi bir iş değildir.
    Bu işler tesadüfî olamaz. Bu acip işler içinde garip esrar var.
    Ve pek büyük bir işleyici var olduğunu intikal etmedi.

    Şimdi bunun kalbi ve ruh ve aklı şu elîm vaziyetten gizli feryad ü figan ettikleri halde,
    nefs-i emmâresi, güya birşey yokmuş gibi tecâhül edip,
    ruh ve kalbin ağlamasından kulağını kapayıp, kendi kendini aldatarak,
    bir bahçede bulunuyor gibi, o ağacın meyvelerini yemeye başladı.
    Halbuki o meyvelerin bir kısmı zehirli ve muzır idi.

    Şimdi bu insanın haline bakalım.
    Başına gelmeyen kalmadı.
    Arkasından bir arslan kovalarken dipsiz kuyu gördü.
    Korkusundan içine atladı.
    Düşerken bir dala tutundu. Aşağıda koca bir ejderha
    Dalı da kemiren iki fare…

    Bu halde ruhu ve kalbi sıkıntılara gark olmuş
    Ama nefs-i emmaresi sanki birşey yokmuş gibi onu uyutuyor.
    Ve tutup ağacın dallarındaki envai çeşit meyveyi yiyerek kendini oyalıyor.

    Hayat şartları, insanın acziyeti, fakirliği, ölüm, kabir, hesap
    Bütün bunlar varken televizyon karşısında o dizi senin bu dizi benim
    Aman acaba hayatın anlamını dizilerde bulabilir miyim?
    Yok o mağaza senin bu mağaza benim
    O reklam öyle bu haber böyle diye
    Kendisini oyalayan insana ne kadar benziyor hali değil mi???

    Bir hadis-i kudsîde Cenâb-ı Hak buyurmuş:
    Kulum Beni nasıl tanırsa, onunla öyle muamele ederim.
    İşte bu bedbaht adam, sûizan ve akılsızlığıyla,
    gördüğünü adi ve ayn-ı hakikat telâkki etti
    ve öyle de muamele gördü ve görüyor ve görecek
    Ne ölüyor ki kurtulsun, ne de yaşıyor; böylece azap çekiyor.

    Zahiri yüzü bir sürü olumsuzluk içinde.
    Bir sürü dert bir sürü stres…
    Ve bu kişi bakışını düzeltemediği,
    Olayların arka planını göremediği,
    Hikmeti kavrayamadığı ve kavramaya da çalışmadığı için
    bütün bu olumsuzları gerçek gibi algılayıp,
    Onlardan kaçıp, malayani işler peşinde anını kurtarmaya çalışıyor.

    Ne ölüyor ki kurtulsun ne de yaşaması bir anlam ifade ediyor.
    Çünkü görünüşte iyi ama içerde kalbinde ruhunda ne fırtınalar var.

    Azab içinde ve buna sebeb bu azaba ızdıraba sebep
    Kendi görüşünün kısıtlı olması fehminin dar olması…
    Olayları böyle algıladığı için böyle muamele görüyor ve görmeye de devam edecek.

    "Kulum beni nasıl tanırsa, onunla öyle muamele ederim"
    Bu hadis-i kutsi hem bu dünyamıza hem ahiretimize bakıyor.

    Biz de şu meş’umu bu azapta bırakıp döneceğiz. Ta öteki kardeşin halini anlayacağız.
    İşte şu mübarek akıllı zât gidiyor. Fakat biraderi gibi sıkıntı çekmiyor.
    Çünkü güzel ahlâklı olduğundan güzel şeyleri düşünür,
    güzel hülyalar eder, kendi kendine ünsiyet eder.

    Hem biraderi gibi zahmet ve meşakkat çekmiyor.
    Çünkü nizamı bilir, tebaiyet eder, teshilât görür.
    Asayiş ve emniyet içinde serbest gidiyor.
    İşte, bir bahçeye rast geldi.
    İçinde hem güzel çiçek ve meyveler var;
    hem bakılmadığı için murdar şeyler de bulunuyor.
    Kardeşi dahi böyle birisine girmişti
    Fakat murdar şeylere dikkat edip meşgul olmuş, midesini bulandırmış,
    hiç istirahat etmeden çıkıp gitmişti.

    Bu zât ise, “Herşeyin iyisine bak” kaidesiyle amel edip, murdar şeylere hiç bakmadı.
    İyi şeylerden iyi istifade etti. Güzelce istirahat ederek çıkıp gidiyor.


    Hep deriz bardağın dolu tarafını görmek lazım.
    Olayların güzel tarafından bakmak lazım.
    Ama insan iş başa düşünce, bir sıkıntıyla karşılaşınca,
    o telaşı içinde güzel taraf ne taraftı nereden bakacaktım diye afallayabiliyor.

    Bunun için de öncesinde nasıl bir halde olmamız gerektiğini ifade etti Üstad.
    Bu kardeşin özelliklerine bakarsak;
    Akıllı, güzel ahlâklı, güzel şeyleri düşünür, güzel hülyalarla
    Kendi kendine ünsiyet eder.

    Daha başımıza kötü bir olay gelmeden,
    Kendimizi güzel görmeye güzel düşünmeye alıştırırsak
    Gerisi İnayet-i İlahi ile geliyor demek…

    Akılın bir anlamı da olaylar arasında bağlantı kurabilme yeteneği
    Akıllı olmak öğrenilebilecek ve geliştirilebilecek bir özellik yani.
    Ahlak sahibi olmak ha keza yine bunu da yapabiliriz.
    Zaten bizim yapamayacağımız yapma istidamız olmayan bir şeyi
    Rabbimiz bize yüklemiyor ve onunla muamele etmiyor.

    Yani insan burada tutup diyemez aklı vermedin ki akıllı olayım.
    Ya da ahlak vermedin ki ahlaklı olayım.
    Bunlar bizim üzerimize vazife olan ve yapma istidamız yeteneğimiz olan şeyler.
    Rabbimiz hakkıyla yerine getirenlerden eylesin…


    Sonra, git gide, bu dahi evvelki biraderi gibi bir sahrâ-i azîmeye girdi
    Birden, hücum eden bir arslanın sesini işitti, korktu. Fakat biraderi kadar korkmadı.
    Çünkü, hüsn-ü zannıyla ve güzel fikriyle, “Şu sahrânın bir hâkimi var.
    Ve bu arslan o hâkimin taht-ı emrinde bir hizmetkâr olması ihtimali var”
    diye düşünüp tesellî buldu.
    Fakat yine kaçtı.

    Evet her musibet bir vazife üzere hayatımıza giriyor başımıza geliyor.
    Muhakkak ki alemlerin Rabbi ve Hakimi olan Allah tarafından ol emri verilerek oluyorlar.
    O zaman bunlarda bir sürü hikmet bir sürü güzellik gizlidir.
    Ama bakın kardeş bunu düşünüp rahatlasa da kaçıyor.
    Tamam onun emrinde oh ben yatayım demiyor.
    Bunun çok hikmetinden bir hikmeti bizim fiili duamıza işarettir.

    Bir arkadaşım vardı.
    Bir gün hastalık Allah’tan o zaman çaresini de O verecek.
    O zaman ilaca ne lüzum var diye bir soru sordu .
    Şifayı veren ilaç değildir Allah’ın şafi isminin tecellisi ile şifa gelir.
    Ama onun gelmesi ilaç ile sebeplendirilmiş.
    İnsana düşen o sebebi ortaya koymak, fiili dua da bulunmak.
    Ve karşılığının gelmesini Allah’tan istemek.

    Allah kurallar koymuş
    Ve o kurallar çerçevesinde işletiyor kainatı
    Biz de o kurallara riayet ettiğimiz müddetçe şifa buluyoruz..
    Hem maddi hem manevi hastalıklarımıza…

    Subhâneke lâ ilmelene illema allemtene inneke entel alîmul hakîm ve ahiru de’vehüm enilhamdülillahi rabbil âlemin el fatiha me as salavat


    21.30’da sohbet kanalında işlenen derstir.
    [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]

    Benzer Konular
    Risale Açıklamalı 67 - Itlakın Mahiyeti İştirake Zıttır.
    Risale Açıklamalı 67 - Itlakın Mahiyeti İştirake Zıttır. بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيم
    İnsanda bulunan en şerli iki şey
    İnsanda bulunan en şerli iki şey İnsanda bulunan en şerli iki şey Hadis-i Şerifi... Devamı İçin Tıklayınız... Devami...
    İnsanda Yaratılan Şu Üç Şeyden İkisi Emanettir Birisi Onundur;
    İnsanda Yaratılan Şu Üç Şeyden İkisi Emanettir Birisi Onundur; . İnsanda Yaratılan Şu Üç Şeyden İkisi Emanettir Birisi Onundur; Birincisi Ruh...İnsan Anne Karnında, 120 Günlük İken Ruh Cesede Gelir ve Anne Karnında Hareket Başlar...Sonra Ölünce, Ruh Bedenden Çıkar ve Geld
    Açıklamalı - 8. SÖZ - İnsanda Dinin Mahiyeti ve Kıymeti
    Açıklamalı - 8. SÖZ - İnsanda Dinin Mahiyeti ve Kıymeti Bismillâhirrahmânirrahîm, Elhamdülillâhi rabbil âlemîn velâkıbetülil müttekîn vessalêtü vessalêmü alê seyyidine Muhammedivve alê êlihi vesahbihi ecmain, alê rasulüne salevât 8. SÖZ Şu dünya ve dünya içindeki ru
    İnsanda ve toplumda ahlaki dejenerasyon
    İnsanda ve toplumda ahlaki dejenerasyon Günümüz dünyasında tüm toplumların barış ve huzurunu engelleyen önemli bir sorun vardır: Ahlaki Dejenerasyon... Bu durumdaki toplumun bireyleri dürüst, iyi, adaletli, doğru, bağışlayıcı,namuslu, hoşgörülü, merhametli olm
    Yazar : Risale Forum
    S-Herşeyden evvel bize lâzım olan nedir?
    C-
    Doğruluk.

    S-Daha.
    C-
    Yalan söylememek.

    S-Sonra.
    C-
    Sıdk,sadakat,ihlâs,sebat,tesanüddür.

    NOT : Anlamını bilmediğiniz kelimelerin üzerine çift Tıklayınız..

  2. #2
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Mesajlar Mesajlar
    1
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 21 + 10


    Cevap: Açıklamalı - 8. SÖZ - İnsanda Dinin Mahiyeti

    devamı nerde
    Yazar : Risale Forum

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222