5 sonuçtan 1 ile 5 arası

  1. #1
    memluk çevrimdışı Hatim Sorumlusu
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nereden Yer
    biryerde sabit kalmıyorumki her yerden
    Mesajlar Mesajlar
    6.192
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 1449 + 115882


    Question Cenab-ı Hakkın yetmiş bin perde arkasında olması ne demektir?

    Sözler, Sayfa 181

    Hâsıl-ı kelâm: Bir kısım âyetler, eşyada, hususan bidâyet-i icadında gayet derecede hüsn-ü san’atı ve nihayet derecede kemâl-i hikmeti ilân ediyor; diğer kısmı, eşyada, hususan tekrar icadında ve iâdesinde gayet derecede suhulet ve süratini nihayet derecede inkıyad ve külfetsizliğini beyân eder.
    Üçüncü Şua: Ey haddinden tecavüz etmiş nefs-i pürvesvâs! Diyorsun ki:
    -1-
    gibi âyetler, nihayet derecede kurbiyet-i İlâhiyeyi gösteriyor. -2- -3- ve hadîste vârid olan, "Cenâb-ı Hak, yetmiş bin hicab arkasındadır"4 ve Mi’rac gibi hakikatler nihayet derecede bu’diyetimizi gösteriyor. Şu sırr-ı gâmızayı fehme takrîb edecek bir izah isterim?
    Elcevap: Öyle ise dinle.
    Evvelâ: Birinci Şuâın âhirinde demiştik: "Nasıl ki, güneş, kayıtsız nuruyla ve maddesiz aksi cihetiyle, sana senin ruhun penceresi ve onun aynası olan gözbebeğinden daha yakın olduğu halde, sen, mukayyed ve maddede mahpus olduğun için, ondan gayet uzaksın. Onun, yalnız bir kısım akisleriyle, gölgeleriyle temas edebilirsin ve bir nevi cilveleriyle ve cüz’î tecellîleriyle görüşebilirsin ve bir sınıf sıfatları hükmünde olan elvanlarına ve bir tâife isimleri hükmünde olan şuâlarına ve mazharlarına yanaşabilirsin. Eğer, güneşin mertebe-i aslîsine yanaşmak ve bizzat doğrudan doğruya güneşin zâtı ile görüşmek istersen, o vakit, pek çok kayıtlardan tecerrüd etmekliğin ve pek çok merâtib-i külliyetten geçmekliğin lâzım gelir. âdetâ, sen, mânen tecerrüd cihetiyle, küre-i arz kadar büyüyüp, hava gibi ruhen inbisat edip ve kamer kadar yükselip, Bedir gibi mukabil geldikten sonra, bizzat perdesiz onunla görüşüp, bir derece yanaşmak dâvâ edebilirsin.
    Öyle de, o Celîl-i Pürkemâl, o Cemîl-i Bîmisâl, o Vâcibü’l-Vücud, o Mûcid-i Küll-i Mevcud, o Şems-i Sermed, o Sultan-ı Ezel ve Ebed, sana senden yakındır; sen Ondan nihayetsiz uzaksın. Kuvvetin varsa, temsildeki dekàikı tatbik et."
    1 Herşeyin hüküm ve tasarrufu Onun elindedir. (Yâsin Sûresi: 83.)
    Hiçbir canlı yoktur ki, Allah onu alnından tutup kudretine boyun eğdirmiş olmasın. (Hûd Sûresi: 56.)

    Biz ona şah damarından daha yakınız. (Kaf Sûresi: 16.)
    2 Siz de Ona döndürüleceksiniz. (Yâsin Sûresi: 83; Zümer Sûresi: 44; Fussılet Sûresi: 21; Zuhruf Sûresi: 85.)
    3 Melekler ve Cebrâil, elli bin sene uzunluğunda bir gün olan Kıyâmet Gününde, Allah’ın emrini almak üzere Arşa yükselirler. (Meâric Sûresi: 4.)

    Benzer Konular
    Yetmiş Bin Perde
    Yetmiş Bin Perde Hadîs-i şerîfde, “Allah-ü Teâlâ ile kul arasında, yetmişbin nûrdan perde ve yetmişbin zulmetden perde vardır” buyuruldu. Mal, mülk, menfaat, dünya sevgisi, şehvet, zulmanî; Allah (CC)'a ait tecelliler ise
    F-35'in perde arkasında indirim var
    F-35'in perde arkasında indirim var Başbakan Erdoğan başkanlığında toplanan Savunma Sanayii İcra Komitesi (SSİK) toplantısından F-35 projesinde sipariş kararı alınmasının perde arkasından 'indirim' çıktı. Devami...
    Varlıkların Cenab-ı Hakk'ın gölgesi olması, esmasının tecellisi olması, yet
    Varlıkların Cenab-ı Hakk'ın gölgesi olması, esmasının tecellisi olması, yet Varlıkların Cenab-ı Hakk'ın gölgesi olması, esmasının tecellisi olması, yetmiş bin perde, vacip, mümkün, gölge gibi konularını açıklar mısınız? Devami...
    Cenab-ı Hakkın, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammede Cenab-ı Hakkın kardeş nas
    Cenab-ı Hakkın, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammede Cenab-ı Hakkın kardeş nas Efendimize (a.s.m) Cenab-ı Hakkın kardeş nasip etmemesinin hikmetleri neler olabilir? Devami...
    Cenâb-ı Hak yetmiş bin perde arkasındadır.” ifadesini nasıl anlamalıyız?
    Cenâb-ı Hak yetmiş bin perde arkasındadır.” ifadesini nasıl anlamalıyız? Yetmişbin perde, İlahî isimlerin tecelli mertebeleri olarak açıklanıyor. Mesela, şu ibarelere bakalım: “...Bütün mevcudatı kat’edip, cüz’iyetten çıkıp, külliyetin meratibinde gitgide binler hicabla
    Yazar : Risale Forum
    İnsanın Cenab-ı Haktan hiçbir hakkı talep etmeye hakkı yoktur.
    Bilâkis dâima şükretmeye medyundur. Çünkü, mülk Onundur, insan Onun memluküdür.
    Eğer Mâlik-i Mülke memlûk isen, Onun mülkü senindir, gör.

    Bizi düşmanın attığı taş değil
    Dostun attığı gül yaralar


  2. #2
    NuruAhsen çevrimdışı Sonsuz Temâşâ
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2008
    Nereden Yer
    Şehr-i Hüzün
    Mesajlar Mesajlar
    8.727
    Blog Blog Girişleri
    1
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2260 + 186520


    Cevap: Cenab-ı Hakkın yetmiş bin perde arkasında olması ne demektir?

    Yetmiş bin perde, İlâhî sıfatların ve isimlerin tecelli mertebeleri ve mahlûkat âleminin tabakaları manasına gelir. Perdenin görünmeye engel olma manası olduğu gibi, görüntü mahalli manası da vardır; evimizin perdeleri birinciye, sinema perdeleri ikinciye misaldir. Soruda geçen perde kelimesi ikinci manada kullanılmıştır. Her varlık bir perdedir, onda Allah’ın Hâlık (yaratıcı, var edici) ismi okunur. Hayatlar bir perdedir Muhyi (hayat verici) ismini gösterirler. İlâhî isim ve sıfatların sonsuz tecelli mertebeleri vardır. Bunların her biri bir perdedir.

    Misâl olarak Hakîm ismi üzerinde kısaca duralım: Hakîm, yani her şeye nice hikmetler takan, nice mânâlar ve faydalar yerleştiren, demektir. Bütün varlık âlemini tümüyle seyredebilmekten çok uzak olduğumuza göre, hiç olmazsa bu kâinatın bir küçük misali olan kendi varlığımıza bakalım. Saçımızdan tırnağımıza, sinir sistemimizden kan şebekemize kadar bütün bedenimiz hikmetlerle, faydalarla âdeta kaynaşıyor. Gözümüz, kulağımız, dişimiz, derimiz, iç organlarımız her biri ayrı bir ihtisas sahası. Her biri için nice tezler yazılmış, nice tebliğler sunulmuş, nice kitaplar telif edilmiş.

    Bu kitaplarda ortaya konulan hikmetlerin tamamı, Hakîm isminin insan bedenindeki tecellisinin özlü bir tefsiridir. Buna aklımızı, hafızamızı, his dünyamızı da eklediğimizde maddemiz ve mânâmızla Hakîm ismine en güzel bir ayna olduğumuzu idrak ederiz. Sadece bir insanda bile Hakîm isminin bu kadar tecelli mertebeleri bulunduğunu görmekle ilâhî sanat ve hikmete hayran oluruz. Ve anlarız ki: : “Cenâbı Hak yetmiş bin perde arkasındadır.”

    Düşüncemizi, varlık âleminin diğer birimlerinde ve fertlerinde de dolaştırmaya çalışırız. Hayalimizi semalara ve ötelerine göndeririz. Meleklere, arşa, Levh-i Mahfuza varırız. Hakîm isminin bu varlıkların her birinde başka tarzlarda ve farklı mertebelerde tecelli ettiğini görür ve yine aynı hakikate varırız: “Cenâb-ı Hak yetmiş bin perde arkasındadır.”

    Nur Külliyatından Miraç Risalesinde, yetmiş bin perdenin, “berzah-ı esma ve tecelli-i sıfat ve ef’al ve tabakat-ı mevcudat” olduğu ifade edilir. Bir başka bahiste ise, Cenâb-ı Hakk'ın “huzur-u kibriyasına perdesiz girmek istenilse, zulmanî ve nuranî, yani maddî ve ekvanî ve esmaî ve sıfatî yetmiş binler hicabdan geçmek” gerektiği vurgulanır.

    Maddî ve ekvanî şeklinde vasıflanan zulmanî perdeler, şu gördüğümüz madde âlemidir. Bunlar bir önceki vecizede “tabakat-ı mevcudat” şeklinde ifade edilmişlerdir. Nuranî perdeler için “esmaî ve sıfatî” denilmiştir. Bu perdeler, ilâhî isimlerin ve sıfatların farklı mertebelerdeki tecellileridir. Yine bir önceki vecizede berzah-ı esma ve tecelli-i sıfat ve ef’al olarak kaydedilmiştir.

    Soframıza dizdiğimiz nimetlerde Allah’ın Rezzak ismini çok küçük bir perdede okuyabiliriz. O anda üç dört nimeti, yine üç dört kişi yemektedir. Şehrimizdeki yüz binlerce insanı, sofraları başında hayal etsek, Rezzak ismini daha geniş bir perdede seyretme imkânı buluruz.

    Bu yüz binleri, milyarlara taşıyalım. İnsanlar âlemine, bir milyonu aşkın hayvan türünü de ilâve edelim. İçinde bulunduğumuz zamanı genişletelim; geçmiş asırları düşünelim, gelecek nesillere nazar edelim. Her defasında bu ilâhî ismin tecellilerini daha geniş bir dairede temaşa etmiş oluruz.

    Rezzak ismi gibi bütün isimlerin de böyle en küçük daireden, en geniş dairelere kadar nice tecellileri var.
    İşte miraç mucizesiyle bu tecellilerin tümü seyredilmiş, ilâhî sıfat ve fiillerin bütün icraatları müşahede edilmiş ve mevcudat tabakalarının tamamı çok gerilerde bırakıldıktan sonra, bütün bu mülk âleminin yegâne maliki, tek Hâlıkı ve Hâkimi olan Cenâb-ı Hakk'ın rüyetine mazhar olunmuştur. O en büyük Resulün (asm.) bu en yüksek mucizesi bize en açık bir şekilde ders verir ki: “Cenâbı Hak yetmiş bin perde arkasındandır.”

    Bu kâinat kitabı gibi Kur'an-ı Kerim de perde perde mânâlarla sarılı, iç içe nice sırlar ve hikmetlerle dolu. Bir perde seyredilmeden ikincisine geçilemiyor. O ilâhî fermanın kaynağı olan Kelam sıfatına gerçek mânâda muhatap olmak için, beşerin önünde sayılamayacak kadar perdeler var.

    Sahabeleri, müçtehitleri, mücedditleri, bütün evliya ve asfiyayı ve nihayet tüm müminleri aynı Kur’an'ın terbiye ettiği düşünülürse, o İlâhî kelam ile aramızda yetmiş bin perde olduğu açıkça görülür. Bütün bitkiler aynı güneşe yüzlerini dönerler, ama her biri kendi kabiliyetine göre ondan istifade eder ve feyiz alırlar. Bir bahçedeki her ağaç aynı toprağa dikilmiş, aynı su ile sulanmıştır; ama, her birinin başında ayrı meyveler boy göstermiştir.

    Kâinat Kitabı ve Kur’an-ı Kerim... Her ikisinde de yetmiş bin perde var. İnsanoğlu kalp, ruh ve akıl sahasında mesafe kat ettikçe, farklı tecellilere mazhar olacak ve Rabbini tanıma vadisinde her an biraz daha yol alacaktır.

    Bu perdelerin aşılması, öncelikle nefisteki engellerin kalkmasına bağlı. Tembelliğimizi ne ölçüde yensek, gayret vadisinde o kadar ileri gideriz. Cehlimizi ne kadar alt edersek, ilimde terakkimiz o nispette fazla olur. Ve gafletten uzaklaştıkça huzura yaklaşırız.

    Cenâb-ı Hakk'ın, yetmiş bin perde arkasında olması bize şu dersi de vermiş oluyor: İnsanoğlunun aczi, kusuru, cehli kısacası bütün noksan sıfatları da o yetmiş bin perdenin kısımlarındandır.



    Alaaddin Başar (Prof.Dr.)
    Yazar : Risale Forum
    Müslümanlar Dik Durun! Karşınızda Leşler Var!
    Salih Mirzabeyoğlu

  3. #3
    memluk çevrimdışı Hatim Sorumlusu
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nereden Yer
    biryerde sabit kalmıyorumki her yerden
    Mesajlar Mesajlar
    6.192
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 1449 + 115882


    Cevap: Cenab-ı Hakkın yetmiş bin perde arkasında olması ne demektir?

    Cenâb-ı Hakk'ın, yetmiş bin perde arkasında olması bize şu dersi de vermiş oluyor: İnsanoğlunun aczi, kusuru, cehli kısacası bütün noksan sıfatları da o yetmiş bin perdenin kısımlarındandır.


    allah razı olsun
    konuyu tamamlayan bir paylaşım eklemişin ablacım
    Yazar : Risale Forum
    İnsanın Cenab-ı Haktan hiçbir hakkı talep etmeye hakkı yoktur.
    Bilâkis dâima şükretmeye medyundur. Çünkü, mülk Onundur, insan Onun memluküdür.
    Eğer Mâlik-i Mülke memlûk isen, Onun mülkü senindir, gör.

    Bizi düşmanın attığı taş değil
    Dostun attığı gül yaralar


  4. #4
    NuruAhsen çevrimdışı Sonsuz Temâşâ
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2008
    Nereden Yer
    Şehr-i Hüzün
    Mesajlar Mesajlar
    8.727
    Blog Blog Girişleri
    1
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2260 + 186520


    Cevap: Cenab-ı Hakkın yetmiş bin perde arkasında olması ne demektir?

    Allah sendende Razi olsun memluk can :gül:

    Kâinat Kitabı ve Kur’an-ı Kerim...
    Her ikisinde de yetmiş bin perde var. İnsanoğlu kalp, ruh ve akıl sahasında mesafe kat ettikçe, farklı tecellilere mazhar olacak ve Rabbini tanıma vadisinde her an biraz daha yol alacaktır.
    Yazar : Risale Forum
    Müslümanlar Dik Durun! Karşınızda Leşler Var!
    Salih Mirzabeyoğlu

  5. #5
    Turab çevrimdışı Yeni Üye
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2010
    Nereden Yer
    İSTANBUL
    Mesajlar Mesajlar
    1.429
    Blog Blog Girişleri
    1
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 282 + 18654


    Cenab-ı Hakkın yetmiş bin perde arkasında olması ne demektir?

    Sözler, Sayfa 181



    Cenab-i Hakkın yetmiş bin perde arkasında olması ne demektir?


    Hâsıl-ı kelâm: Bir kısım âyetler, eşyada, hususan bidâyet-i icadında gayet derecede hüsn-ü san’atı ve nihayet derecede kemâl-i hikmeti ilân ediyor; diğer kısmı, eşyada, hususan tekrar icadında ve iâdesinde gayet derecede suhulet ve süratini nihayet derecede inkıyad ve külfetsizliğini beyân eder.
    Üçüncü Şua: Ey haddinden tecavüz etmiş nefs-i pürvesvâs! Diyorsun ki:
    -1-
    gibi âyetler, nihayet derecede kurbiyet-i İlâhiyeyi gösteriyor. -2- -3- ve hadîste vârid olan, "Cenâb-ı Hak, yetmiş bin hicab arkasındadır"4 ve Mi’rac gibi hakikatler nihayet derecede bu’diyetimizi gösteriyor. Şu sırr-ı gâmızayı fehme takrîb edecek bir izah isterim?
    Elcevap: Öyle ise dinle.
    Evvelâ: Birinci Şuâın âhirinde demiştik: "Nasıl ki, güneş, kayıtsız nuruyla ve maddesiz aksi cihetiyle, sana senin ruhun penceresi ve onun aynası olan gözbebeğinden daha yakın olduğu halde, sen, mukayyed ve maddede mahpus olduğun için, ondan gayet uzaksın. Onun, yalnız bir kısım akisleriyle, gölgeleriyle temas edebilirsin ve bir nevi cilveleriyle ve cüz’î tecellîleriyle görüşebilirsin ve bir sınıf sıfatları hükmünde olan elvanlarına ve bir tâife isimleri hükmünde olan şuâlarına ve mazharlarına yanaşabilirsin. Eğer, güneşin mertebe-i aslîsine yanaşmak ve bizzat doğrudan doğruya güneşin zâtı ile görüşmek istersen, o vakit, pek çok kayıtlardan tecerrüd etmekliğin ve pek çok merâtib-i külliyetten geçmekliğin lâzım gelir. âdetâ, sen, mânen tecerrüd cihetiyle, küre-i arz kadar büyüyüp, hava gibi ruhen inbisat edip ve kamer kadar yükselip, Bedir gibi mukabil geldikten sonra, bizzat perdesiz onunla görüşüp, bir derece yanaşmak dâvâ edebilirsin.
    Öyle de, o Celîl-i Pürkemâl, o Cemîl-i Bîmisâl, o Vâcibü’l-Vücud, o Mûcid-i Küll-i Mevcud, o Şems-i Sermed, o Sultan-ı Ezel ve Ebed, sana senden yakındır; sen Ondan nihayetsiz uzaksın. Kuvvetin varsa, temsildeki dekàikı tatbik et."
    1 Herşeyin hüküm ve tasarrufu Onun elindedir. (Yâsin Sûresi: 83.)
    Hiçbir canlı yoktur ki, Allah onu alnından tutup kudretine boyun eğdirmiş olmasın. (Hûd Sûresi: 56.)
    Biz ona şah damarından daha yakınız. (Kaf Sûresi: 16.)



    2 Siz de Ona döndürüleceksiniz. (Yâsin Sûresi: 83; Zümer Sûresi: 44; Fussılet Sûresi: 21; Zuhruf Sûresi: 85.)
    3 Melekler ve Cebrâil, elli bin sene uzunluğunda bir gün olan Kıyâmet Gününde, Allah’ın emrini almak üzere Arşa yükselirler. (Meâric Sûresi: 4.)
    Yazar : Risale Forum
    Hayatın karşına çıkardığı müşkül hadiselere sabır ve tahammül et. Onları hiç kimseden bilme ve hiç kimseye karşı kalbinde bir adavet besleme; hiç kimseye hiddet ve şiddet gösterme. Bu suretle hareket edersen en büyük müşkülleri bile yenersin ve sen de "insan-ı kamil" mertebesine erersin.HZ. ALİ

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222