Sayfa 2/12 İlkİlk 123456 ... SonSon
115 sonuçtan 11 ile 20 arası

  1. #11
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Mesajlar Mesajlar
    1.142
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 199 + 11450


    Adl Esmasına İntikal Etmek İçin

    Hem, adâlet ve mîzan ile iş görüldüğüne bürhan mı (delil mi) istersin?

    Her şeye hassas mîzanlarla, mahsus ölçülerle vücud vermek, sûret giydirmek, yerli yerine koymak, nihayetsiz bir adâlet ve mîzan ile iş görüldüğünü gösterir. 10.söz..3.hakikat



    Burdaki mizan kelimesine dikkat edelim.

    Mizan demek ölçü manasında,ölçünün olduğu yerde adalet vardır.

    Ve orda Adl esması-ismi- tecelli etmiştir.

    Mesela;gözümüzü ,kulağımızı,elimizi,ayağımızı,beynimizi,ağzımızı hep olması gereken yerde,en mükemmel şekilde tam ölçü dahilinde yerleştirmiştir.

    Adl-i Hakim olan Allah .

    Diğer mahlukatı düşünelim.

    Dünyanın dönmesindeki tam ölçüye.

    Güneşin oniki gezegeniyle tam ölçülü bir şekilde uzaya yerleştirilmesiyle,tam ölçü halinde gezmesine,dönmesine bakalım.

    Adl ismini tefekkür edelim...
    Yazar : Risale Forum
    iman insanı insan eder.


    Not : O şimdi ehli cennet biiznillah..

    Ölüm Tarihi : Ağustos 2011

  2. #12
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Mesajlar Mesajlar
    1.142
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 199 + 11450


    Cevap: Allah'ı İsimleriyle Tanıyalım.El Esmaül Hüsna.

    Hem, her hak sahibine istidadı nisbetinde hakkını vermek, yani vücudunun bütün levâzımâtını, bekâsının bütün cihazâtını en münâsip bir tarzda vermek, nihayetsiz bir adâlet elini gösterir.YANİ VARLIĞI İÇİN NE İHTİYACI VARSA ONU VERMİŞ..MESELA;arının bal yapabilmesi için ne lazımsa vermiş..karıncayada vermiş..bülbülede hele çorap gibi yuvasını yapmasını için ,ne lazımsa vermiş..balığın suda yaşaması için ne lazımsa vermiş..insanın yeryüzünde yaşaması için ne lazımsa vermiş...daha hakeza..

    Hem, istidad lisâniyle, ihtiyac-ı fıtrî lisâniyle, ıztırâr lisâniyle suâl edilen ve istenilen her şeye dâimî cevap vermek, nihayet derecede bir adl ve hikmeti gösteriyor. BURDADA ÜÇ NEVİ DUAYA CEVAP VEREREK ADALETİ GÖSTERMİŞ..kim ne istemişse ,o istediği onun için gerekliyse vermiş ona...çekirdek ağaç olmak istemiş...ağaç olarak yaratmış..yumurta civciv olmak istemiş..vermiş..su çok yer kaplamak istemiş..demiri parçalayarak isteğini vermiş..
    Yazar : Risale Forum
    iman insanı insan eder.


    Not : O şimdi ehli cennet biiznillah..

    Ölüm Tarihi : Ağustos 2011

  3. #13
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Mesajlar Mesajlar
    1.142
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 199 + 11450


    Cevap: Adl Esmasına İntikal Etmek İçin

    Ve bu manalarla bakınca kainatı adl esması kaplamış..elbette birisi varki adaletini bize gösteriyor..yoksa bu adaletle iş görmek sağır,cansız,akılsız kanunlar denilen tabiatın,serseri tesadüfün işi olamaz...demek Allah var ve adaletiyle iş görüyor..demek ahirette var..azabı hakedenlere cezasını ve mükafatı hak edenlerede mükafatını verecektir.




    Şimdi, hiç mümkün müdür ki, böyle en küçük bir mahlûkun, en küçük bir hâcâtının imdadına koşan bir adâlet ve hikmet, insan gibi en büyük bir mahlûkun bekâ gibi en büyük bir hâcetini mühmel bıraksın, en büyük istimdâdını ve en büyük suâlini cevapsız bıraksın; Rubûbiyetin haşmetini, ibâdının hukukunu muhâfaza etmekle, muhâfaza etmesin? Halbuki, şu fânî dünyada kısa bir hayat geçiren insan, öyle bir adâletin hakikatine mazhar olamaz ve olamıyor. Belki bir mahkeme-i kübrâya bırakılıyor. Zîrâ, hakiki adâlet ister ki, şu küçücük insan, şu küçüklüğü nisbetinde değil, belki cinâyetinin büyüklüğü, mahiyetinin ehemmiyeti ve vazifesinin azameti nisbetinde mükâfat ve mücâzât görsün. Mâdem, şu fânî, geçici dünya, ebed için halk olunan insan hususunda öyle bir adâlet ve hikmete mazhariyetten çok uzaktır; elbette, Âdil olan o Zât-ı Celîl-i Zülcemâlin ve Hakîm olan o Zât-ı Cemîl-i Zülcelâlin dâimî bir Cehennemi ve ebedî bir Cenneti bulunacaktır.
    Yazar : Risale Forum
    iman insanı insan eder.


    Not : O şimdi ehli cennet biiznillah..

    Ölüm Tarihi : Ağustos 2011

  4. #14
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Mesajlar Mesajlar
    1.142
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 199 + 11450


    Cevap: Adl Esmasına İntikal Etmek İçin

    ve ism-i Adl ve Âdilin bir cilvesi olan fiil-i tevzin ve mizan;30.lema..birinci nükte.İŞTE BU CÜMLEDE ADL İSMİNİN CİLVESİ,KAİNATTAKİ CİLVESİ MİZANDIR.TEVZİNDİR..mizan ile tevzin aynı manaya geliyor.herşeyde bir ölçü,bir denge var...bir ilacda bile ölçü var..ilaçda bile adl isminin cilvesi var..şimdi BU MANA İLE İNCELEYELİM KAİNATI VE ARTIK İNTİKAL EDELİM ADL ESMASINA...

    BİZE BU LİNKTEKİ KONU YARDIMCI OLUR..yeterki anlıyalım..bu linkteki konuyu iyice anladıktan sonra etrafa bakalım..herşeyde adaletin cilveleri var...[Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    Yazar : Risale Forum
    iman insanı insan eder.


    Not : O şimdi ehli cennet biiznillah..

    Ölüm Tarihi : Ağustos 2011

  5. #15
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Mesajlar Mesajlar
    1.142
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 199 + 11450


    Cevap: Adl Esmasına İntikal Etmek İçin

    Mesela zayıf birine 30,kuvvetli birine 50 kglık bir yük taşıtılsa bu adaletsizlik degil tersine tam tamına adalet olur..Bu bakımdan ademyakup abinin dedigi gibi "mizan" -diger esma gibi,şuunat gibi- adaletin tevzininde nazara alınır.Mesela bu konuda üstad hazretleri şöyle der:

    İ’lem Eyyühel-Aziz! Şeytanın ilka etmekte olduğu vesveselerden biri:

    “Yahu, şu koyun veya inek, eğer Kadîr ve Alîm-i Ezelî’nin nakşı, mülkü olmuş olsa idi; bu kadar miskin bîçare olmazlardı. Eğer bâtınlarında, içlerinde Alîm, Kadîr, Mürîd bir Sâni’in kalemi çalışmış olsaydı, bu kadar cahil, yetim, miskin olmazlardı.” diyen ve cinnî şeytanlara üstad olan ey şeytan-ı insî!

    Cenab-ı Hak, her şeye lâyıkını veriyor ve maslahata göre veriyor. Eğer atâsı, in’amı bu kaideden hariç olsa idi, senin eşeğinin kulağı senden ve senin üstadlarından daha akıllı, daha âlim olması lâzımdı. Ve senin parmağın içinde senin şuur ve iktidarından daha çok bir şuur, bir iktidar yaratırdı. Demek her şeyin bir haddi var. O şey, o had ile mukayyeddir.

    Kader, her şeye bir mikdar ve o mikdara göre bir kalıb vermiştir. Feyyaz-ı Mutlak’tan aldığı feyze olan kabiliyeti o kalıba göredir. Malûmdur ki, dâhilden harice süzülen cüz-ü ihtiyarî mizanıyla, ihtiyaç derecesiyle, kabiliyetin müsaadesi ile hâkimiyet-i esmanın nizam ve tekabülüyle feyz alınabilir. Maahaza, şemsin azametini bir kabarcıkta aramak, akıllı olanın işi değildir."

    Mesnevi-i Nuriye

    Demekadalet fıtrata göredir.İ.Şafii(r.a.) Er Risale'de adaleti "Allah'ın emrine uygun amel" diye isimlendirir.Adaletin zıddı da "zulümdür".Bu bakımdan fıtrata uygun olmuyan amel de adaletsizliktir..
    Yazar : Risale Forum
    iman insanı insan eder.


    Not : O şimdi ehli cennet biiznillah..

    Ölüm Tarihi : Ağustos 2011

  6. #16
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Mesajlar Mesajlar
    1.142
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 199 + 11450


    Cevap: Adl Esmasına İntikal Etmek İçin

    Bütün kâinatı adâletle tedbir ve idare etmekte olan Allah, Ondan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh bulunmadığını ap açık delillerle bildirdi. Buna melekler ve ilim sahipleri de şâhitlik ettiler. Ondan başka ilâh yoktur; Onun kudreti herşeye galiptir ve Onun her işi hikmet iledir." (âl-i İmrân Sûresi: 3:18)
    Yazar : Risale Forum
    iman insanı insan eder.


    Not : O şimdi ehli cennet biiznillah..

    Ölüm Tarihi : Ağustos 2011

  7. #17
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Mesajlar Mesajlar
    1.142
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 199 + 11450


    Cevap: Adl Esmasına İntikal Etmek İçin

    Hem hayvânat nevinden balıkların en aptal, iktidarsız ve kum içinde bulunduğu hâlde mükemmel beslenmesi ve umumiyetle semiz olarak görünmesi, maymun ve tilki gibi zekî ve muktedir hayvânat sû-i maişetinden alîz ve zayıf olması gösteriyor ki, vasıta-ı rızık iktidar değil, iftikardır.
    Hem, insanî olsun, hayvanî olsun, bütün yavruların hüsn-ü maişeti ve süt gibi hazine-i rahmetin en lâtif bir hediyesi, umulmadık bir tarzda onlara zaaf ve aczlerine şefkaten ihsan edilmesi; ve vahşî canavarların dıyk-ı maişetleri dahi gösteriyor ki, vesile-i rızk-ı helÂl acz ve iftikardır, zekâ ve iktidar değildir.



    Burda üstad acz ve fakrdan bahsediyor ama burdada apaçık bir adalet anlatılımıyormu...(bestei rana)

    Elcevap:

    bir manada öyle...aczini anlıyana güzel..anlamıyana ise meşakkat vermiş...suç kendinde...karunun bütün servetini niye toprak yutmuş...çünkü ben kazandım demişde ondan...işte adaletin başka bir tecellisi...

    Yazar : Risale Forum
    iman insanı insan eder.


    Not : O şimdi ehli cennet biiznillah..

    Ölüm Tarihi : Ağustos 2011

  8. #18
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Mesajlar Mesajlar
    1.142
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 199 + 11450


    Cevap: Adl Esmasına İntikal Etmek İçin

    İşte, gel, Güneş ile muhtelif on iki seyyarenin muvazenelerine bak. Acaba bu muvazene, güneş gibi, Adl ve Kadîr olan Zât-ı Zülcelâli göstermiyor mu?

    Ve bilhassa, seyyarattan olan gemimiz, yani küre-i arz, bir senede yirmi dört bin senelik bir dairede gezer, seyahat eder. Ve o harika sür'atiyle beraber, zeminin yüzünde dizilmiş, istif edilmiş eşyayı dağıtmıyor, sarsmıyor, fezaya fırlatmıyor. Eğer sür'ati bir parça tezyid veya tenkis edilseydi, sekenesini havaya fırlatıp fezada dağıtacaktı. Ve bir dakika, belki bir saniye muvazenesini bozsa, dünyamızı bozacak, belki başkasıyla çarpışacak, bir kıyameti koparacak.


    Ve bilhassa zeminin yüzünde, nebâtî ve hayvânî dört yüz bin taifenin tevellüdat ve vefiyatça ve iaşe ve yaşayışça rahîmâne muvazeneleri, ziya güneşi gösterdiği gibi, birtek Zât-ı Adl ve Rahîmi gösteriyor.

    Ve bilhassa o hadsiz milletlerin hadsiz efradından birtek ferdin âzâsı, cihazatı, duyguları o derece hassas bir mizanla birbiriyle münasebettar ve muvazenettedir ki, o tenasüp, o muvazene, bedâhet derecesinde bir Sâni-i Adl ve Hakîmi gösteriyor.


    Ve bilhassa her ferd-i hayvânînin bedenindeki hüceyrâtın ve kan mecrâlarının ve kandaki küreyvâtın ve o küreyvattaki zerrelerin o derece ince ve hassas ve harika muvazeneleri var; bilbedâhe ispat eder ki, her şeyin dizgini elinde ve her şeyin anahtarı yanında ve bir şey birşeye mâni olmuyor, umum eşyayı birtek şey gibi kolayca idare eden birtek Hâlık-ı Adl ve Hakîmin mizanıyla, kanunuyla, nizamıyla terbiye ve idare oluyor.


    Haşrin Mahkeme-i Kübrâsında, mizan-ı âzam-ı adaletinde cin ve insin muvazene-i a'mâllerini istib'âd edip inanmayan, bu dünyada gözüyle gördüğü bu muvazene-i ekbere dikkat etse, elbette istib'âdı kalmaz.
    Ey israflı, iktisatsız, ey zulümlü, adaletsiz, ey kirli, nezafetsiz, bedbaht insan! Bütün kâinatın ve bütün mevcudatın düstur-u hareketi olan iktisat ve nezafet ve adaleti yapmadığından, umum mevcudata muhalefetinle, mânen onların nefretlerine ve hiddetlerine mazhar oluyorsun.

    Neye dayanıyorsun ki, umum mevcudatı zulmünle, mizansızlığınla, israfınla, nezafetsizliğinle kızdırıyorsun?

    Evet, ism-i Hakîmin cilve-i âzamından olan hikmet-i âmme-i kâinat, iktisat ve israfsızlık üzerinde hareket ediyor, iktisadı emrediyor.

    Ve ism-i Adlin cilve-i âzamından gelen kâinattaki adalet-i tâmme, umum eşyanın muvazenelerini idare ediyor. Ve beşere de adaleti emrediyor. Sûre-i Rahmân'da,


    -1-

    âyetindeki, dört mertebe, dört nevi mizana işaret eden, dört defa mizan zikretmesi, kâinatta mizanın derece-i azametini ve fevkalâde, pek büyük ehemmiyetini gösteriyor. Evet, hiçbir şeyde israf olmadığı gibi, hiçbir şeyde de hakikî zulüm ve mizansızlık yoktur.






    1- Göğü yükseltip aleme nizam ve ölçü verdi. (rahman Sûresi: 55:7)
    Ta ki adaletten ve dinin emirlerinden ayrılarak ölçüde sınırı aşmayın. (rahman Sûresi: 55:8)
    Ölçüyü ve tartıyı adaletle yerine getirin ve tartıyı eksik tutmayın. (rahman Sûresi: 55:9)
    Yazar : Risale Forum
    iman insanı insan eder.


    Not : O şimdi ehli cennet biiznillah..

    Ölüm Tarihi : Ağustos 2011

  9. #19
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Mesajlar Mesajlar
    1.142
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 199 + 11450


    Cevap: Allah'ı İsimleriyle Tanıyalım.El Esmaül Hüsna.

    İkinci Alâmet ve Hüccet ki, "LA ŞERİKE LEH" kelimesini intac ediyor.
    Bütün kâinatta, zerrelerden tâ yıldızlara kadar her şeyde kusursuz bir intizam-ı ekmel ve noksansız bir insicam-ı ecmel ve zulümsüz bir mizan-ı âdilin bulunmasıdır.


    Evet, kemâl-i intizam, insicam-ı mizan ise, yalnız vahdetle olabilir. Müteaddit eller bir tek işe karışırsa, karıştırır.

    Sen gel, bu intizamın haşmetine bak ki, bu kâinatı gayet mükemmel öyle bir saray yapmış ki, her bir taşı bir saray kadar san'atlı. Ve gayet muhteşem öyle bir şehir etmiş ki, hadsiz olan vâridat ve sarfiyatı ve nihayetsiz kıymettar malları ve erzakı, bir perde-i gaybdan kemâl-i intizamla, vakti vaktine, umulmadığı yerlerden geliyor. Ve gayet mânidar öyle mucizâne bir kitaba çevirmiş ki, her bir harfi yüz satır ve her bir satırı yüz sayfa ve her sayfası yüz bab ve her babı yüz kitap kadar mânâları ifade eder. Hem bütün babları, sayfaları, satırları, kelimeleri, harfleri birbirine bakar, birbirine işaret ederler.

    Hem sen gel, bu intizam-ı acip içinde şu tanzimin kemâline bak ki, bu koca kâinatı ter temiz medenî bir şehir, belki temizliğine gayet dikkat edilen bir güzel kasır, belki yetmiş süslü hulleleri birbiri üstüne giymiş bir hûri'l-în, belki, yetmiş lâtif, ziynetli perdelere sarılmış bir gül goncası gibi pâk ve temizdir.

    Hem sen gel, bu intizam ve nezafet içindeki bu mizanın kemâl-i adaletine bak ki, bin derece büyütmekle ancak görülebilen küçücük ve incecik mahlûkları ve huveynâtı ve bin defa küre-i arzdan büyük olan yıldızları ve güneşleri, o mizanın ve o terazinin vezniyle ve ölçüsüyle tartılır ve onlara lâzım olan herşeyleri noksansız verilir. Ve o küçücük mahlûklar, o fevkalâde büyük masnularla beraber, o mizan-ı adâlet karşısında omuz omuzadırlar. Halbuki, o büyüklerden öyleleri var ki, eğer bir saniye kadar muvazenesini kaybetse, muvazene-i âlemi bozacak ve bir kıyameti koparacak kadar bir tesir yapabilir.

    Hem sen gel, bu intizam, nezafet, mizanın içinde bu fevkalâde câzibedar cemâle ve güzelliğe bak ki, bu koca kâinatı gayet güzel bir bayram ve gayet süslü bir meşher ve çiçekleri yeni açılmış bir bahar şeklini vermiş. Ve koca baharı, gayet güzel bir saksı, bir gül destesi yapmış ki, her bahara, zeminin yüzünde mevsim be mevsim açılan yüzbinler nakışlı bir muhteşem çiçek suretini vermiş. Ve o baharda herbir çiçeği çeşit çeşit zinetlerle güzelleştirmiş.

    Evet, nihayet derecede hüsün ve cemâlleri bulunan Esmâ-i Hüsnânın güzel cilveleriyle kâinatın herbir nevi, hattâ herbir ferdi, kabiliyetine göre öyle bir hüsne mazhar olmuşlar ki, Hüccetü'l-İslâm İmam-ı Gazâli demiş: Yani, "Daire-i imkânda bu mükevvenattan daha bedî, daha güzel yoktur."
    İşte, bu muhit ve câzibedar olan hüsün ve bu umumî ve hârikulâde nezafet ve bu müstevlî ve şümullü ve gayet hassas mizan ve bu ihatalı ve her cihetle mucizâne intizam ve insicam, vahdete ve tevhide öyle bir hüccettir, bir alâmettir ki, gündüzün ortasındaki ziyanın güneşe işaretinden daha parlaktır.
    Yazar : Risale Forum
    iman insanı insan eder.


    Not : O şimdi ehli cennet biiznillah..

    Ölüm Tarihi : Ağustos 2011

  10. #20
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Mesajlar Mesajlar
    1.142
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 199 + 11450


    Cevap: Allah'ı İsimleriyle Tanıyalım.El Esmaül Hüsna.

    Adl isminde okumalarda bu kadar..istifadeli oldu...sizlerde okuyunuz...anlatınız..
    Yazar : Risale Forum
    iman insanı insan eder.


    Not : O şimdi ehli cennet biiznillah..

    Ölüm Tarihi : Ağustos 2011

Sayfa 2/12 İlkİlk 123456 ... SonSon

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

103, 115, 125, 152, 155, 157, 159, 160, 161, 174, 179, 201, 600, acip, açılımları, adedince, ahenk, ahiretteki, aklı, akıllara, aleme, âlemleri, âlîdir, allah, amellerin, araf, arasında, arz, atmak, avam, aya, âyine, aynen, ağzı, bab, bahçeyi, baskı, bağlamış, bağlantı, bağışlar, başkasını, başıboş, beşer, bildirir, bilimi, bilimin, bilinmez, bilmeliyiz, bilmesi, binaen, birlik, books, botanik, bozan, boğulur, bulunmak, buna, burcu, cemiyetli, cevap, çıkış, dadır, daire, dağlar, dağıtacak, delalet, derece, değiller, değişmekte, dikkatle, dile, dilediğini, dilemek, diyoruz, dünyadan, duruma, duyan, düzenli, dışında, eceli, edenleri, ediyorlar, efes turları, eksiksiz, endeksli, engiz, esasa, etmemesi, etmemiz, etsek, ettiren, ettirir, ettiğimiz, fazla, fikirleri, fikrini, galebe, gayret, gazabı, geçmesi, gelmiş, gerekir, gerekiyor, gezer, gibi, gidip, giydirir, giydirmek, gökte, gördüğünü, görmeye, görünmek, görüşleri, gösteriş, gözümüzle, günahtan, güvenli, güzelliği, hakikatine, haktan, hâlıkını, hastalıktan, hastalığından, hazretlerini, herşeye, herşeyin, hibe, hücum, icadı, ihata, ikincisi, ile, ilham, ilimle, ilişkiler, ilişkileri, ilişkisi, imtiyazlı, inancı, insa, insanları, insanlığı, isbat, isimli, ismi, istediğini, istekleri, istemeye, isteğini, isyana, işaret, iştiyak, kabre, kahrı, kainatta, kalası, kalpteki, kanunudur, kaplan, kardeşi, karıştıran, kavramı, kayı, kendisinde, kesmeyi, kimsede, kitabını, korkunun, korunması, küçümsemek, kudretine, kullar, külliye, kuvvetle, kısmı, kısı, kıymetini, kıymetsiz, lüzumu, mahkeme, mahlukat, mahlukları, mahvolur, mahşere, malûmdur, manen, masnuatı, mağfiret, mecbur, medarı, melaike, meselâ, meseleyi, mevcud, mevcudat, mevcut, meydanı, meyvesini, meşhurdur, mikdar, misli, mizanıyla, mucib, muhakkak, muhaldir, muhterem, mümkü, müstehak, nail, naks, nefret, neyin, nüfuz, odası, okumaktan, okuyunuz, olabilir, olarak, olduğuna, olduğundan, olmadığı, olmaktan, olmamak, olmayı, olsa, orga, özellikle, planı, rabbinin, rahatla, rahmeten, rububiyeti, sahibidir, sahnesi, sakı, sayılan, seçim, sekiz, sergilemek, servet, seyyare, sistemini, somut, sözlerde, süre, süren, süzülen, sırra, sığı, tabiri, tahrip, takdim, tamamıyla, tamir, tanıyalım, tasavvur, taşları, terakki, ters, tevhit, teşhir, tokmak, toplansa, ülkesinin, umum, üstü, uyum, uyumlu, vacib, vaciptir, vahy, vazifeler, verdiği, verilmiş, veyahut, yanmak, yapması, yaratanı, yaratılışında, yayınlanan, yaşıyoruz, yerden, yönden, yorumlarını, yüzleri, yıldızlara, yıldızları, ışık, zeminde, zerrelerin, zira, zülcelal, zulmet, zulmü, şahsî, şahsiyet, şartları, şerifi, şeye, şeylerle, şeytanı, şuada, şüpheli

Etiket Bulutu Ana Sayfası

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222