Sayfa 12/12 İlkİlk ... 289101112
115 sonuçtan 111 ile 115 arası

  1. #111
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Mesajlar Mesajlar
    1.142
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 199 + 11450


    Cevap: El Azim

    El-Celil

    “Sıfatları sonsuz kemâlde bulunan.”
    “Mâlikiyet, hâkimiyet, kudret, azamet gibi bütün celâl sıfatlarına sahip olan.”
    “Heybeti, akılları dehşette bırakan.”
    Celîl ismi, Azîm ismine yakın bir mânâ taşır. Aralarındaki ince farkı İmam Gazâlî Hazretleri şöyle ifade eder:
    “Celîl ismi sıfatların kemâline delalet eder. Azîm ismi ise, hem zâtın hem de sıfatların kemâline birlikte delalet eder.” Nur Külliyatından bir hakikat dersi:
    “İsm-i Celâl, alelekser nevilerde, külliyatta tecelli eder. İsm-i Cemâl ise mevcudatın cüz’iyatına tecelli eder... Ve keza celâl, vâhidiyetin tecellisinden, cemâl dahi ehadiyetin tecellisinden zahir olur.” (Mesnevî-i Nuriye)
    Bir çiçeğe baktığımızda ondaki güzelliğe, ince sanata, renklerindeki ahenge hayran kalırız. Bu güzellik Allah’ın Cemîl isminin bir tecellisidir. Bütün çiçeklere birden nazar edebilsek, bu hayranlığımız hayrete dönüşür. Bu kadar çiçeği ayrı ayrı süslemek, aralarında hoş bir ahenk kurmak azim bir tasarruftur, harika bir icraattır. İşte bu azamet, haşmet ve büyüklük mânâları, Celîl isminin tecellisiyledir.
    Bir kuşun, bulduğu bir taneyi zevkle ve heyecanla yemesinde, Rezzak isminin bir tecellisini seyrederiz. Bir milyonu aşkın canlı türünün, rakamlara sığmayacak kadar çok fertlerinin birlikte rızıklanmalarını düşündüğümüzde, karşımızda bir celâl tablosunu buluruz. Ve o muhteşem ziyafette Celîl isminin bir tecellisini okuruz.
    Yıldızlar âlemini ve büyük denizleri seyrettiğimizde de nazarımıza öncelikle celâl tecellisi çarpar. Bu haşmetli tablolarda Celîl ismini okuruz. Ancak, bunların gözleri kamaştıran bir güzellikleri de vardır. Her iki tabloda da celâl içinde bir cemâl tecellisiyle karşılaşırız. Nur Müellifi bu hakikati, ‘celâlin gözünde cemâl’ şeklinde ifade buyurur.
    Kısacası, her biri sonsuz kemâlde bulunan ilâhî isimlerin, bütün mahlukatı kaplayan o muhteşem tasarruflarının her biri, vahidiyetin tecellisiyledir ve Celîl ismini bir başka pencereden bize gösterir dururlar. Bir tecellide, Allah’ın ‘celîl hâlıkiyetini,’ bir başkasında ‘celîl hâkimiyetini’ bir diğerinde ise ‘celîl mâlikiyetini...’ müşahede ederiz.
    Hâlıkiyet, mâlikiyet ve hâkimiyetin, bütün varlık âlemini ihata etmeleri ve hükümleri altına almaları, vahidiyet tecellileridir ve Celîl ismini fikir ehline okutturur, ders verirler.
    Kulun bu isimden alacağı ders:
    İnsan, kendi varlığını sonsuz varlıklardan bir nokta, simasını sonsuz simalardan bir sima, sofrasını sonsuz sofralardan bir sofra... olarak görüp, ilâhî isimlerin o celîl tecellileri karşısında hayretle secde etmeli, haddini bilmeli ve isyandan sakınmalıdır. (Prof.Dr.Alaaddin Başar)
    Yazar : Risale Forum
    iman insanı insan eder.


    Not : O şimdi ehli cennet biiznillah..

    Ölüm Tarihi : Ağustos 2011

  2. #112
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Mesajlar Mesajlar
    1.142
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 199 + 11450


    Cevap: El Azim

    El-Kerim

    “Keremi ve bağışı bol olan.”
    “Cömertliği daimî olan.”
    “Bir karşılık gözetmeden inayetiyle ihsan eden.”
    “...Kim şükrederse, artık o kendisi için şükretmiştir, kim nankörlük ederse, gerçekten benim Rabbim Ğani‘dir (hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır), Kerîm’dir.” (Neml, 27/40)
    Allah’ın bütün varlıklara, özellikle canlılara yaptığı sonsuz ihsan ve ikramlar herkesin malûmudur. Hava nimetinden, bütün canlıları faydalandıran Allah, bu yardımlarını ve bağışlarını karşılıksız olarak yapmakta, böylece sonsuz kereminin sayısız örneklerini sergilemektedir.
    Bu isim, insanlar için kullanıldığında, ‘şerefli, itibarlı, cömert’ gibi mânâlara gelir. Şu var ki, insanlar çoğu zaman yardımlarını karşılıksız yapmaz, maddî veya manevî bir ücret beklerler. Halbuki, kerîm olan zât, yaptığı yardıma, karşılık beklemez. Bir fakirin karnını doyurduktan sonra, ondan iş talebinde bulunan insana ‘kerîm’ denmez.
    Bir ömür boyu, nefislerinin tatminiyle uğraşan ve şahsî menfaat peşinde durmadan koşan kimseler, Kerîm isminin feyzinden nasipsizdirler; insanlar arasında makbul sayılmadıkları gibi Allah katında da değersizdirler.
    Cömertlikle ilgili şu hadis-i şerif bu noktada çok ibretlidir:
    “Cömert, Allah’a yakın, Cennete yakın, insanlara yakın, Cehennemden uzaktır.” (Prof.Dr.Alaaddin Başar)
    Yazar : Risale Forum
    iman insanı insan eder.


    Not : O şimdi ehli cennet biiznillah..

    Ölüm Tarihi : Ağustos 2011

  3. #113
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Mesajlar Mesajlar
    1.142
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 199 + 11450


    Cevap: Allah'ı İsimleriyle Tanıyalım.El Esmaül Hüsna.

    Er-Rakib

    “Kullarının her şeylerini gözeten, müşahedesi altında tutan.”
    “Her şey, ilmi, nazarı ve murakabesi altında bulunan.”
    “Şüphesiz Allah, sizin üzerinizde Rakîb’dir.” (Nisâ, 4/1)
    Bu ilâhî isim, Alîm, Basîr ve Şehîd isimleriyle yakından ilgilidir. Her şeyi gören, bilen ve her hadisenin şahidi olan Allah, elbette bütün varlıkları ve bilhassa insanları daimî bir murakabe altında bulundurur. Bilhassa insanları diyoruz; çünkü insan, kendisine cüz’î irade verilmesi sebebiyle ihtiyarî fiillerde serbest bırakıldığından, bu murakabe en ileri mânâda onda merkezleşir.
    Bu ismi düşünen bir kul, kendi nefsini daima gözetler, kontrol eder. Onu başıboş bırakmamaya, günah ve isyan sahasına sokmamaya çalışır.
    Kendisini, Allah Resûlünün (a.s.m.) ifadesiyle, bir çoban olarak bilir ve güttüklerinden sorumlu olduğunu idrak ederek, nefsini, aile fertlerini ve sorumluluk sahasına giren herkesi ve her şeyi murakabe altında tutmaya çalışır.
    Duygularını, haramdan ve şüpheli şeylerden korur.
    Gözünü harama yönlendirmez, kulağına her şeyin girmesine izin vermez.
    Aklını gereksiz ve zararlı şeylere yormaz.
    Kalbini de murakabe altında tutar; imanına zarar verecek, itikadına ters düşecek düşünce ve meyillerden hassasiyetle sakınır.
    Sevgi ve korkusunun sadece Allah için olmasına azami dikkat eder. (Prof.Dr.Alaaddin Başar)
    Yazar : Risale Forum
    iman insanı insan eder.


    Not : O şimdi ehli cennet biiznillah..

    Ölüm Tarihi : Ağustos 2011

  4. #114
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Mesajlar Mesajlar
    1.142
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 199 + 11450


    Cevap: El Azim



    Madem şu Kâinat Sahibinin böyle bir ilmi vardır. Elbette insanları ve insanların amellerini görür ve insanlar neye lâyık ve müstehak olduklarını bilir; hikmet ve rahmetinin muktezasına göre onlarla muamele eder ve edecek. Ey insan! Aklını başına al, dikkat et: Nasıl bir Zât seni bilir ve bakar, bil ve ayıl!

    Mektubat | Yirminci Mektup | 236



    Evet, hiçten, birden harika bir gürültüyle cevvi konuşturmak ve fevkalâde bir nur ve nar ile zulmetli cevvi ışıkla doldurmak ve dağvarî pamukmisâl ve dolu ve kar ve su tulumbası hükmünde olan bulutları ateşlendirmek gibi hikmetli ve garabetli vaziyetlerle baş aşağı gafil insanın başına tokmak gibi vuruyor,

    "Başınıkaldır, kendini tanıttırmak isteyen fa'al ve kudretli bir Zâtın hârika işlerine bak. Sen başıboş olmadığın gibi, bu hadiseler de başıboş olamazlar. Herbirisi çok hikmetli vazifeler peşinde koşturuluyorlar. Bir Müdebbir-i Hakîm tarafından istihdam olunuyorlar"


    diye ihtar ediyorlar.

    Asa-yı Musa | İkinci Kısım | 90
    Yazar : Risale Forum
    iman insanı insan eder.


    Not : O şimdi ehli cennet biiznillah..

    Ölüm Tarihi : Ağustos 2011

  5. #115
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Mesajlar Mesajlar
    1.142
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 199 + 11450


    Cevap: El Azim

    El-Mucib

    “Dua ve isteklere cevap veren.”
    “Rabbiniz buyurdu: Bana dua edin. Size cevap vereyim.”(Mü’min, 40/60)
    Dua, ‘istemek, talep etmek’ demektir. Dua denilince, aklımıza, öncelikle, el açıp yalvarmak gelir. Bu, duanın sadece bir şeklidir ve ‘kavlî dua’ olarak adlandırılır.
    Nur Külliyatında, “istidad lisanıyla bütün tohumlar tarafından ve ihtiyac-ı fıtrî lisanıyla bütün hayvanlar tarafından ve lisan-ı ızdırarî ile bütün muztarlar tarafından edilen duaların makbuliyeti”nden söz edilir.
    Bu ifadeden, duanın diğer üç çeşidini de öğrenmiş bulunuyoruz: ‘İstidat lisanıyla dua’, ‘fıtrî ihtiyaç lisanıyla dua’ ve ‘ızdırar lisanıyla dua.’
    Bütün çekirdekler, tohumlar, yumurtalar, nutfeler istidat lisanıyla dua ederek, bu istidatlarının kuvveden fiile çıkmasını talep ederler. Yeryüzünde sergilenen bütün hayvan ve bitki türleri, bu dualara cevap verildiğini ilan eder ve Mucîb isminden birer tecelli taşırlar.
    Fıtrî ihtiyaçlarla yapılan dualara iki misal:

    Göz, görme fıtratındadır, yani yaratılışında görme vardır ve görmek için de ışığa muhtaçtır. Keza mide, hazmetme fıtratındadır ve rızka ihtiyacı vardır. İşte bu dualara da cevap verilmiş ve güneş bir ışık kaynağı yapılırken, yeryüzü de rızıklarla doldurulmuştur.
    Izdırar lisanıyla yapılan dua ise çaresizlik içinde kıvranan, tutunacak hiçbir dalı kalmayan ruhların halis bir iltica ile Allah’tan medet dilemeleridir. Bunun en çarpıcı misali, Yunus aleyhisselâmın balığın karnında yaptığı duadır ve bu dua hemen kabul edilmiştir.
    İşte bütün bu dualara, Allah cevap verir. Hakiki Mucîb ancak O’dur.
    Dil, kalbin tercümanıdır. Kalpteki bir istek, henüz kelimelere dökülmeden, bir arzu, bir iştiyak yahut bir ızdırap halinde iken Allah’ın malûmudur.
    Nur Külliyatı'nda duaya cevap vermekle, duanın kabulünün farklı şeyler olduğu enfes bir misalle şöyle açıklanır:
    “Cevab vermek ayrıdır, kabul etmek ayrıdır. Her dua için cevab vermek var; fakat kabul etmek, hem ayn-ı matlubu vermek Cenâb-ı Hakk’ın hikmetine tâbidir. Meselâ: Hasta bir çocuk çağırır: ‘Ya Hekim! Bana bak.’ Hekim: ‘Lebbeyk’ der.. ‘Ne istersin?’ cevab verir. Çocuk: ‘Şu ilâcı ver bana’ der. Hekim ise; ya aynen istediğini verir, yahut onun maslahatına binaen ondan daha iyisini verir, yahut hastalığına zarar olduğunu bilir, hiç vermez. İşte Cenâb-ı Hak, Hakîm-i Mutlak hâzır, nâzır olduğu için, abdin duasına cevab verir. Vahşet ve kimsesizlik dehşetini, huzuruyla ve cevabıyla ünsiyete çevirir. Fakat insanın hevaperestane ve heveskârane tahakkümüyle değil, belki hikmet-i Rabbaniyenin iktizasıyla ya matlubunu veya daha evlâsını verir veya hiç vermez.” (Sözler)
    Bu isimden kulun alacağı ders, herşey için ve daima Allah’a muhtaç olduğunu hatırdan çıkarmayarak, ihtiyaçları için ancak O’nun kapısını çalmak, O’ndan medet dilemektir.
    Ayrıca, “Veren el, alan elden hayırlıdır” hadis-i şerifini de düşünüp, kendisinden isteyenlere vermeye çalışmaktır. (Prof.Dr.Alaaddin Başar)
    Yazar : Risale Forum
    iman insanı insan eder.


    Not : O şimdi ehli cennet biiznillah..

    Ölüm Tarihi : Ağustos 2011

Sayfa 12/12 İlkİlk ... 289101112

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

103, 115, 125, 152, 155, 157, 159, 160, 161, 174, 179, 201, 600, acip, açılımları, adedince, ahenk, ahiretteki, aklı, akıllara, aleme, âlemleri, âlîdir, allah, amellerin, araf, arasında, arz, atmak, avam, aya, âyine, aynen, ağzı, bab, bahçeyi, baskı, bağlamış, bağlantı, bağışlar, başkasını, başıboş, beşer, bildirir, bilimi, bilimin, bilinmez, bilmeliyiz, bilmesi, binaen, birlik, books, botanik, bozan, boğulur, bulunmak, buna, burcu, cemiyetli, cevap, çıkış, dadır, daire, dağlar, dağıtacak, delalet, derece, değiller, değişmekte, dikkatle, dile, dilediğini, dilemek, diyoruz, dünyadan, duruma, duyan, düzenli, dışında, eceli, edenleri, ediyorlar, efes turları, eksiksiz, endeksli, engiz, esasa, etmemesi, etmemiz, etsek, ettiren, ettirir, ettiğimiz, fazla, fikirleri, fikrini, galebe, gayret, gazabı, geçmesi, gelmiş, gerekir, gerekiyor, gezer, gibi, gidip, giydirir, giydirmek, gökte, gördüğünü, görmeye, görünmek, görüşleri, gösteriş, gözümüzle, günahtan, güvenli, güzelliği, hakikatine, haktan, hâlıkını, hastalıktan, hastalığından, hazretlerini, herşeye, herşeyin, hibe, hücum, icadı, ihata, ikincisi, ile, ilham, ilimle, ilişkiler, ilişkileri, ilişkisi, imtiyazlı, inancı, insa, insanları, insanlığı, isbat, isimli, ismi, istediğini, istekleri, istemeye, isteğini, isyana, işaret, iştiyak, kabre, kahrı, kainatta, kalası, kalpteki, kanunudur, kaplan, kardeşi, karıştıran, kavramı, kayı, kendisinde, kesmeyi, kimsede, kitabını, korkunun, korunması, küçümsemek, kudretine, kullar, külliye, kuvvetle, kısmı, kısı, kıymetini, kıymetsiz, lüzumu, mahkeme, mahlukat, mahlukları, mahvolur, mahşere, malûmdur, manen, masnuatı, mağfiret, mecbur, medarı, melaike, meselâ, meseleyi, mevcud, mevcudat, mevcut, meydanı, meyvesini, meşhurdur, mikdar, misli, mizanıyla, mucib, muhakkak, muhaldir, muhterem, mümkü, müstehak, nail, naks, nefret, neyin, nüfuz, odası, okumaktan, okuyunuz, olabilir, olarak, olduğuna, olduğundan, olmadığı, olmaktan, olmamak, olmayı, olsa, orga, özellikle, planı, rabbinin, rahatla, rahmeten, rububiyeti, sahibidir, sahnesi, sakı, sayılan, seçim, sekiz, sergilemek, servet, seyyare, sistemini, somut, sözlerde, süre, süren, süzülen, sırra, sığı, tabiri, tahrip, takdim, tamamıyla, tamir, tanıyalım, tasavvur, taşları, terakki, ters, tevhit, teşhir, tokmak, toplansa, ülkesinin, umum, üstü, uyum, uyumlu, vacib, vaciptir, vahy, vazifeler, verdiği, verilmiş, veyahut, yanmak, yapması, yaratanı, yaratılışında, yayınlanan, yaşıyoruz, yerden, yönden, yorumlarını, yüzleri, yıldızlara, yıldızları, ışık, zeminde, zerrelerin, zira, zülcelal, zulmet, zulmü, şahsî, şahsiyet, şartları, şerifi, şeye, şeylerle, şeytanı, şuada, şüpheli

Etiket Bulutu Ana Sayfası

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222