Sayfa 4/4 İlkİlk 1234
34 sonuçtan 31 ile 34 arası

  1. #31
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Mesajlar Mesajlar
    1.142
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 197 + 11450


    Cevap: Tsunami;Su Unsurunun Öfkesi(!)

    A)MUSİBETLERE KARŞI TAVRIMIZ NE OLMALDIDIR

    Önce her şeyin, insan için bir imtihan olduğu unutulmamalıdır.
    Hayat hep düzlükte gitmez. Bazen ağzımızın tadı bozulur. İşte bu sırada hemen inancımız imdâda yetişmelidir. Her şeyin Allah'tan geldiği hatırlanmalıdır. Başka sebepler aranmadığı gibi isyan edilmemeli, ümitsizliğe düşülmemelidir.
    Şurası muhakkak ki, daha çok inanmış insanlar belâlara maruz kalırlar. Onun için belâya uğrayan Müslüman, imanı ölçüsünde sabırla karşılık vermelidir.
    Belâ ve musibet anında şöyle bir tavır sergilemeliyiz:
    -Bunda da vardır bir hayır, demeli, hayır beklemelidir.
    -Bu da geçer, demeli, olayları geçici olarak görmelidir.
    -Sıkıntıların ardındaki hayrı, sevabı görmeli, dua etmelidir.
    -Şikayet, sızlanma, uğursuzluk arama yerine, suçu kendinde aramalı; ne hatam var ki bu başıma geldi? Benim eksikliğim neydi? Demeli kendine ders çıkarmalıdır.
    Peygamberimiz şöyle der:
    -“Mü’min sıkıntıya tabi tutulur; en küçük bir acıya maruz kalanı Allah, bir derce yükseltir.”
    -“Allah kime hayır dilerse, onu musibete uğratır.”
    -“Tauna uğrayan sabrederse, Allah'tan bilirse, ona şehid sevabı vardır.” (Riyaz üs Salihin:33/9)
    Kutsi Hadiste de şöyle buyrulmuştur:
    -“Mü’min kulumun dünya ehlinden sevdiği birini aldığım zaman; sabrederse, karşılığı cennettir.”
    -“Kulumu gözlerinden mahrum ettiğim zaman kulum şikayet etmezse iki gözüne bedel ona cennet vardır.” (Age:33/9)
    Görülüyor ki her bir musibetin hikmeti vardır.
    Mevlâna’nın hanımı Kerrâ Hatun : “Efendim Rabbim ömrünü uzun, sıhhatini dâim etsin” deyince Mevlâna : “Bre Hatun biz Firavun muyuz ki, uzun ömür daimi sıhhat dilersin” demiştir.
    Evet belânın büyüğü inananlara olduğu için hatalarının cezasını bu dünyada çekmiş olacaktır. Onun için kaçınılmaz felâketler için Müslüman, Allah iltica edecektir. Nasıl edecek? “Euzu besmele çekip”, “Lâ havla velâ guvvete illâbillahil aliyyil azim” diyecek, “Hasbünellahü ve niğmel vekil, niğmel Mevlâ ve niğmen nasır” diyecektir.
    Ne demişler :
    “Hoştur bana senden gelen,
    Ya gonca gül yahud diken”
    Bir başka ifadeyle : “Kahrında hoş lütfun da hoş”
    Evet, inanan insan, belâ ve musibetlere imanı ile karşı koyacak. “Buda geçer” deyip sabredecek, isyan ederek günaha girmeyecek. “Bu benim başıma neden geldi, nereden geldi” diyerek şikayet etmeyecektir.
    En başta musibetlere peygamberler, sonra da Evliyaullah, sonra da inanlar mâruz kalmıştır.
    Maddi musibetlere tavrımızı Bediuzzaman : “Maddi musibetleri büyük gördükçe büyük, küçük gördükçe küçülür” der.
    İnsan bu dünyada maddi ve manevi belâ ve musibetlerle imtihan edilmeden bırakılıvereceğini zannetmesin. Hepimiz imtihana tabi tutulacağız. Öyle ise peygamberimizin yaptığı duayı yapalım : “Ya Rabbi bize musibetleri karşılayabilecek iman ver ve Götüremeyeceğimiz yükü yükleme!”
    Ayrıca iyiliklerle sadakalarla kazayı, belâyı def etmek için her ana tedbirli olmalıyız.
    Olaylar karşısında, inançlı insanın hali başka olur. Öyleyse, bizde inanmış insan gibi karşılamalıyız.
    Birde, belâ ve musibetler birçoklarına günahları ve isyanları yüzünden gelir. Onun için günah ve isyanlardan uzak duralım. Hala ders almadık; günahlar devam, müstehcenlik devam… Düzelme yerine bozulma devam ediyor.
    Kur'an'da :
    -“Başınıza gelenler, yaptıklarınız yüzündendir” (Şurâ:30) buyrulur.
    Musibetlerin zararını, sadece günah işleyenler görmez. Bir çok masum insan, çoluk çocuk da zara görür. Bunun için iyilik emredilecek kötülükten sakındırılacaktır. Günahkâr, günahtan vazgeçirilmeye çalışılacaktır.
    Hz. Peygamber (s.a.) :
    -“Bir kötülük gördüğünüz zaman elinizle yok ediniz. Bunu yapacak ortam yoksa, dilinizle öğüt vererek vazgeçiriniz. Bunu da yapacak imkân yoksa, kalbinizle o kötü ve kötülükten uzak durarak buğzediniz” buyuruyor.
    Kur'an'da da şöyle bir uyarı var:
    “Öyle bir fitneden sakının ki o, içinizden sadece zulmedenlere erişmekle kalmaz (hepinizi perişan eder.) bilin ki, Allah'ın azabı şiddetlidir.” (Enfal:25)
    Cenab-ı Allah Yuşa (s.a.)’ya diyor ki:
    -“Kavminden 60 bir şerli ile 40 bin hayırlıyı helâk edeceğim.”
    Yuşa Peygamber sorar:
    -“60 bin şerliyi günahları yüzünden helâk edeceksin; ama 40 bin Salih kimseyi neden helâk edeceksin?”
    Allah vahyeder:
    -“Onlara kötülere ve kötülüklere karşı çıkmamışlardır. Böylece susarak kötülere destek olmuşlardır. Onların günahına da ortak olmuşlardır.”
    Hz. Peygamber şöyle anlatır:
    “Üç kişi bir gemideydiler. Biri geminin dibinde, ikincisi orta katında, üçüncüsü üst katındaydı.
    Geminin zeminindeki su lazımdır diyerek gemiyi delmeye başladı. İkinci ve üst kattakiler de, ‘bize ne’ diyerek ses çıkarmadılar. Sonra diptekilerin açtığı delikten giren su gemiyi bütünüyle sulara gömerken deliği açan da, ses çıkarmayanlar da birlikte boğuldular. Musibeti birlikte yaşamaktan kurtulamadılar.”
    Şimdi düşünme zamanı.
    Tevbe, istiğfarlarımızın arşa yükselmesi gerektiği şu acılı günlerimizde hep birlikte yaşadığımız azabın neresindeyiz biz? Gemiye delenden miyiz, seyirci kalandan mıyız; yoksa rıza göstermediği, ikaz görevini yaptığı halde elinden bir şey gelmeyenlerden miyiz?
    Allah Rasûlü buyurur ki:
    -“Yer yüzünde kötülük yayıldığında onların arasında iyiler bulunsa da Allah o yer halkına azabını indirir. Kötülere gelen azab iyilere de gelir. O iyiler daha sonra Allah'ın affına, rahmetine kavuşur.” (Ramuz:54/2)
    -“Bir yerde kötülük zuhur ettiğinde, men edilmezse Allah onlara azabını indirir.” Sahabe:
    -“Onlar arasında iyiler bulunsa da mı?” deyince:
    -“Evet, onlara da iner. Çünkü men etmemişlerdir” buyurur. (Ramuz:54/3)
    Musibet, suçluyu suçsuzu ayırmıyor. Birine ceza olur birine imtihan, diğerine de sevap kazandıran bir olay olur. Felâketin umumi oluşunun diğer sebebi de: zulme karşı susmaktır. Tepki göstermeyerek, günahlara ortak olunmuştur, vazifeler yapılmamıştır.
    Musibetlerde, suçlu ile beraber suçsuzu da sıkıntıya düşer, ama onun sıkıntısı sevaba dönüşür. Eğer felâketler anında ölürse, yangında ölse de, su da boğulsa da, öldürülse de, inanıyorsa, bir insan şehit olur. Malı telef olsa sadaka olur.
    Bugünün insanı, bu hususları pek düşünmüyor. Aciz, zayıftır. İmanla karşı koymuyor. Yavrusu şehid olmuş anaya bakın; yeri – göğü yıkıyor, söz ve davranışları ile Allah'a isyan ediyor.
    Bakar sûresinde : ”Sabır ve namazla yardım isteyiniz.” (45) buyruluyor. Sabır elden bırakılmayacak ve ibadetlerle, dualar da ihmal edilmeyecek. Çünkü insanın davranışına göre felâket ya günahlara kefaret olur veya günahları arttırır.
    Yakup Peygamberin sabrı, Eyüp Peygamberin sabrı, felâkete uğrayanlara örnek olmalıdır.
    Kur'an'da, birçok defa : “Allah sabredenlerle beraberdir” buyrulmuştur. (Bakara:153)
    Bakara 155. ayetinde : “Sizi biraz korku, biraz açlık, biraz maldan, candan ve ürünlerden eksiklik ile imtihan edeceğiz. Sabredenlere müjdele.”
    Al-i İmran 142 : “Yoksa siz, Allah içinizden cihad edenleri ve sabredenleri hiç ayırt etmeden cennete girivereceğinizi mi sanıyorsunuz? ”
    Ankebut 2 : “İnsanlar. İnandık! Demeleriyle bırakılıp da, imtihan edilemeyeceklerini mi sanıyorlar?”
    Şunu asla unutmayın; mü’minin başına gelen ne olursa olsun boşuna değildir. Hoşuna gitse de gitmese de hayrındandır.
    -Kul : “Ya Rabbi, derdin daha büyüğünü vermedin” der şükrederse, sevap kazanır.
    -“Rabbim senden geldi” der sabreder, sevap kazanır.
    -“Acı çeker, günahlarına kefaret olur, günahlardan temizlenir, ahirette acı çekmez.”
    Demek ki, dert, bilene rahmet olur. İnanana mükafat olur. Allah çekemeyeceğiz dert vermesin.
    Yazar : Risale Forum
    iman insanı insan eder.


    Not : O şimdi ehli cennet biiznillah..

    Ölüm Tarihi : Ağustos 2011

  2. #32
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Mesajlar Mesajlar
    1.142
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 197 + 11450


    Cevap: Tsunami;Su Unsurunun Öfkesi(!)

    B)SOSYAL FELÂKETLER İLAHİ UYARIDIR

    Sosyal felâketler, hep yapılan hataların karşılığı, hep ceza olmaz. Bazıları Cenab-ı Allah tarafından uyarı niteliğinde olur. Böyle olunca mesajları doğru almak ve olayları iye değerlendirmemiz gerekmektedir. Çünkü her felâket,sadece suçlulara atılmış bir tokat değildir. Ceza görene, başın bir felâket gelene de : “Allah cezasını verdi denemez.”, “O iyi bir kimse olsaydı, bu felâkete uğramazdı” diye düşünülemez.
    Biz, kötüler için, bir de şu şekilde düşünmeliyiz.
    “Allah, bunu neden cezalandırmıyor” diyemeyiz, dememeliyiz.
    Allah, ona imkân veriyor, ömür veriyor suçlarını, cezalarını arttırsın da ahirette ebediyen helâk olsun diye…
    Ayrıca her şeyin cezası bu dünyadan olmaz.
    Sonra günahkâr cezalandırılıverse, o zaman imtihanın ne anlamı kalır? Burası imtihan yeridir. Ceza ve mükafat yeri ise ahirettir.
    Bugün ne yazık ki, bazı çorak gönüller felâketleri anlayamıyor, ikazları değerlendiremiyor. Deprem oluyor, sarsıntı geçince unutuluveriyor. Beklenmedik, görülmedik olaylar oluyor, üzerinde durulmuyor, düşünülmüyor, ders alınmıyor.
    Tavuk, başka yumurtluyor, koyun değişik doğuruyor, arı şaşırtıcı bal yapıyor, birbirini yemesi gereken hayvanlar, birbiri ile dost oluyor. Mucizevi olaylar oluyor. Ağaçta besmele yazısı, kuzuda, karpuz çekirdeğinde, domates de, yumurta da, petek de, Allah yazıyor. Altı ayaklı hayvan doğuyor, dört boynuzlu kuzu doğuyor, anormal olaylar oluyor, aldıran yok, ders alan çok az.
    Bütün bunlar Allah'ın bize mesajları olabilir. Aynı zamanda bir felâketini işareti sayılabilir. Allah, gözleri kör, kulakları sağır, gönüller çorak insanlara, açık mucizeler göstermeye başlar, uyarmak ister. “Ey kullarım nereye gidiyorsunuz?” diyebilir. “Fe eyne tezhebûn”
    Amerika’nın güney eyaletlerin etkisi altına alan ve 421 kişinin ölümüne, yüzlerce evin yerle bir olmasına yol açan kasırga ve hortumlar, din adamları tarafından “Tanrı’nın gazabı ve ilahi bir uyarı” olarak nitelendirildi.
    Rahip : “Tanrı, bazı şeylerin yanlış olduğunu düşünüyor ki, bu yolla bizi uyarıyor.” Diye konuştu. Rahip Hobson, son 4 yıl içinde iki kez paskalya döneminde meydana gelen kasırga ve hortumlardan gerekli mesajın çıkarılması gerektiğini söyledi. (11.04.1998, Zaman)
    Önemli bir husus da:
    Musibetleri, hep kötüye yormayalım. Şer gibi görünen bazı olaylar vardır ki, hayırdır. Allah, Kur’an da : “Siz neyin şer, neyin de hayırlı olduğunu bilemezsiniz” buyurur.
    Hz. Peygamber : “Kul, birçok zamanlar Müslüman yaşar. Fakat sonunda Allah'ın gazabına uğrayabilir. Günlerini küfürle geçirir. Fakat sonunda Allah'ın rahmetine uğrayabilir” der. (Ramuz:104/4)
    Sıkıntılarımız hayra vesile olacaktır, inşallah uyanmamıza, derlenip toplanmamıza vesile olacaktır. Ben en azından böyle inanıyorum ve böyle olmasını dua ediyorum.
    “Hayra vesile kıl Allah'ım.” diyorum.
    İnançsız veya inancı zayıf olan kesimlerde afetlerin, felâketlerin başıboş tabiat olaylarına bağlanır. Yangınların, depremlerin, yokluk, kıtlık, terör, düşman tasaltutu olan hadiselerin yorumu yapılırken basit sebeplere bağlanır. Basit tabiat hadiseleri gibi gösterilen her bir olay, Cenab-ı Allah'ın takdiri ile meydana gelir. Ders alanlar için her biriden ilahi uyarılar ve mesajlar vardır.
    Rum Sûresinin 41. ayetinde Cenab-ı Allah şöyle buyurur : “İnsanların kendi ellerinin (irade ve istekleriyle) yaptıkları işler (günahlar) yüzünden, karada ve denizde fesat meydana çıktı ki, Allah, işledikleri günahlardan bir kısmının cezasını dünya da onlara tattırsın olur ki (işledikleri günahlardan) dönerler.”
    Ba ayetten de anlaşıldığı gibi yangınlar, depremler, sel afetleri, yağmursuzluk, hastalıklar, sıkıntılar, yokluklar ve benzeri olaylar hepside Rabbimizin bize yaptığı ikazlardır.
    Bu afet ve felaket olarak nitelendirilen olaylar, insanların inkârından, isyanından hülasa günahlarından kaynaklanan olaylardır. İnsanlar, yaratılışları icabı çabuk gaflete düşer, çok yanılır, sürekli hata eder, Rabbinin ikramlarını ve ihsanlarını çabuk unutuverir. Tabi ardından da ilahi uyarı ve ikazlara muhatab olur.
    Başımıza gelen olaylar karşısında her şeyden önce bunun bir ilahi ikaz olduğunu düşünmeli, ona göre kendimize çeki düzen vermeliyiz, davranışlarımızı hayat tarzımızı gözden geçirmeliyiz. Gerçek bir değerlendirme yapmaz, yanlışlarımız düzeltemezsek, daha büyük felaketlerin başımıza geleceğini unutmayalım. Geçmişe baktığımız zaman helâk olan kavimlere de helâk olmadan önce ikaz ve uyarılar olmuştur. Uyarılardan ders alanlar kendilerin kurtarmış, uyarılara kulak asmayanlar ise helâk olmuştur.
    Biz de ilahi ikazlara kulak asıp değişmez ve kendimizi değiştirmezsek Allah korusun biz de helâk olanlardan oluruz.
    Her musibeti bir ihtarname bilelim, kusurlarımızı araştıralım, hatalarımız için dua ve tevbe edelim, fitnelere karşı uyanık olalım. Kendimizin, yakınlarımızın ve içinde yaşadığımız toplumun kurtuluş için gece gündüz çalışalım ki, kurtulanlardan oluruz inşallah.
    Tirmizi de nakledilen bir hadiste Peygamberimiz : “Yeryüzünde hatasız yürüyünceye kadar insandan belâ eksik olmaz” buyurarak arınmadan, temizlenmede belâların eksik olmayacağını bildirmiştir.
    Yazar : Risale Forum
    iman insanı insan eder.


    Not : O şimdi ehli cennet biiznillah..

    Ölüm Tarihi : Ağustos 2011

  3. #33
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Mesajlar Mesajlar
    1.142
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 197 + 11450


    Cevap: Tsunami;Su Unsurunun Öfkesi(!)

    C)İLAHİ İKAZLARA KULAK VERELİM

    Hiçbir şey sebepsiz ve karşılıksız değildir. Hiçbir olay da tesadüfi değildir.
    Kötülüklerin alıp başını gittiği toplumlara bakın; geçmiştekiler önce uyarılmış, sonra helâk edilmiştir. İşte Semud Kavmi, işte Ad Kavmi, Lüt Kavmi, işte Pompe halkı, işte Pamukkale’de yaşayanlar… Günümüzde de uyarılıp durmakta olan insanlık…
    Eğer sel, deprem, hortum, yanardağ ve hastalıklardan ders alınmazsa, ilahi ikazlar göz ardı edilirse, Allah korusun akıbet, helâk olan toplumların sonundan farksız olacaktır.
    Şair:
    “Kula belâ gelmez Allah yazmayınca,
    Allah belâ yazmak kul azmayınca” demiştir.
    Hergün bunca olay oluyor. Acaba hangimiz, bu olayların davetçilerini düşündük mü? Değerlendirdik mi?
    “Her şeyde bir hikmet var” deyip, deyip de ibret aldık mı? bunlar, bize Allah'ın bir ikazı deyip düzeldik mi? İşin gerçeği “Hayır”…
    Musibetlerden ders almayan, yakında musibetten payını alır. Musibet, kapısın çalar. “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” deyip bıraktığımız yılan, bir gün bize de, yakınlarımıza da zarar verir.
    Ayrıca geç kalır, geç anlarsak musibetin ocağına düşeriz.
    Dünyanın muhtelif yerlerindeki olan olaylara bakalım. Akıllı insanlar için felâket, “geliyorum” der. ahmaklar için “Ben geliyorum” demez.
    Allah'a kul olduğumuz hatırlamaz, tedbir almazsak felâket, uğradığı yerde herkese zarar verir. Kötülerin yanında iyilerde yok olur. Bugüne kadar insanlar günahları yüzünden helâk olmuştur, önlemedikleri kötüler, mani olmadıklar kötülükler yüzünden helâk olmuşlardır.
    Atalarımız : “Bir musibet bin nasihattan evlâdır” demişlerdir. Bu, ilahi ikazlara kulak asmayanlar içindir. Müslüman, musibetle, ceza ile yola gelmez. Allah'ın mesajlarına kulak verir, Hz. Peygamberin uyarılarına kulak veri. O, geçmişin olaylarından ibret alır ve her zaman uyanık durur. Ona belâ ve musibet gerekmez.
    Önemli olan, kulluk defterinden silinmemektir. Kul, nasıl kulluk defterinden silinir? Eğer kul, günahlara dalar, kendisini var eden, rızık veren Rabbini unutur ve O’ndan ümidini keserse, kulluk defterinden, yani cennete gideceklere defterinden siliniverir.
    Bir başka hatamızda felâketlerin maddi sebeplerin yanında mânevi sebepler aramıyoruz. Hata da ısrar ediyoruz. Bizden öncekilerden ders almıyoruz. Halbuki Allah, yeryüzünde gezip dolaşmamızı, yok olanlardan ders almamızı ve aynı hatalar düşmemizi emretmiştir.
    Cenab-ı Allah şöyle buyurur:
    “Ey Kâfirler! Bundan önce kafir olanların (yok oluşları) haberi size ulaşmadı mı? Öyle ki yaptıklarını cezasını (dünyada Allah'ın gazabını çekmekle) tattılar. Fakat onlara (Kıyamet günü) daha acıklı ve can yakıcı bir azab vardır” (Tegabün:5)
    Geçmişte Allah'a âsi olanların yok oluşunda, bugün yaşayan bizler için büyük ibretler vardır. Allah geçmişin olaylarını, âsi olan toplumların acı sonlarını, geleceğe ışık tutması, insanların ibret alarak ayni hatalar düşmemesi için gözler önüne sermiştir.
    Geçmiş olaylardan ders almazsak geçmişin üzücü olaylarına sebeb olan haller günümüz insanında helâkına sebep olacaktır. Toplum, belki az insanın yaptığı hataların cezasın bütünüyle görecektir. Kimse zarar görmekten kurtulmayacaktır.

    [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    Yazar : Risale Forum
    iman insanı insan eder.


    Not : O şimdi ehli cennet biiznillah..

    Ölüm Tarihi : Ağustos 2011

  4. #34
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Mesajlar Mesajlar
    1.142
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 197 + 11450


    Cevap: Tsunami;Su Unsurunun Öfkesi(!)

    okuyalım..inşaallah
    Yazar : Risale Forum
    iman insanı insan eder.


    Not : O şimdi ehli cennet biiznillah..

    Ölüm Tarihi : Ağustos 2011

Sayfa 4/4 İlkİlk 1234

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

104, 130, 140, 142, 153, 155, 157, 159, 160, 161, 186, 198, 199, 201, 592, acip, adalettir, adedince, adi, adıyla, ahenk, ahmaklar, ahseni, aklı, allah, alınmış, aracı, araf, arz, aya, ayetten, aynen, ağzı, bakmıyor, bazen, bağışlar, başıboş, belirleyen, beşer, bildirir, bilinen, bir adam, birlik, bizleri, books, boşa, budur, buna, burayı, bütün, çekirgeleri, çekmez, cilvelerine, çok, çıkın, dadır, davranışları, dağlar, dedikleri, demeye, demişler, der, derece, deyince, değiller, dikkatle, dile, diyebilir, dizginini, dünyadan, durarak, duruma, düzenli, düşünüyor, düşünüyorum, dış, dışında, edendir, edenleri, edilirse, ediyorlar, elektrikle, eliyle, ellerinde, emirdağ, emre, etmektedirler, ettiklerini, ettir, ettiğimiz, eyüp, ezeliyesi, fikrini, firmaları, foto, gaflete, gazabı, geçmesi, gelmiş, gemide, getirip, gibi, gidiyorsunuz, gitmez, gitmiş, göndermiş, göremiyorlar, görmesin, görmeye, görünmek, görüşleri, günahtan, gündeme, güzelliklere, güzelliklerinden, halka, hattını, hazretlerini, hilkat, hristiyan, ibarettir, ibrettir, icadı, ihtilafı, ikincisi, ilerleme, inananlar, inancı, iniyor, insan, insanlığı, isimli, istemeye, isyana, işaret, işgal, kahrı, kainatta, kalacak, kalpteki, kanunları, kat, kağı, kendilerini, kendisinde, kitabını, kötülüklerin, kudretine, kudüs, küfrü, külliye, kulumun, kuvvetle, kısmı, kıymetini, lemadan, mahlukat, mahşere, manen, masnuatı, mağlup, melaike, menbaı, mesajın, meseleyi, metre, mevcut, misli, muhakkak, mümkü, müslümana, müstehak, müş, nasıl, nedenleri, neyin, olan, olduk, olduğundan, olmadığı, olmayı, olsun, onlardan, oradan, orga, özellikle, öğrendim, paylaşmak, rabbinin, rahatla, risalesini, rububiyeti, sakı, sen, senaryo, sergilemek, servis, singapur, sizde, sokuyor, sûresi, surlar, sıhhat, sığı, takdirde, takdiri, taksim, takvim, tatilleri, tavır, taşları, tecavüz, terakki, ters, tokat, ülke, umum, üstü, vahy, vazifeler, verdiği, yapanlar, yaratanı, yazılımları, yazını, yağmursuzluk, yağıyor, yaşanıyor, yer, yerden, yüzleri, yıkıyor, ışık, zahmet, zamanla, zelzele, zira, zülcelal, zulmedenlere, zulmü, zulümler, şahsî, şayet, şerifi, şerleri, şeylerle, şeytanı, şirke, şirkin

Etiket Bulutu Ana Sayfası

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222