Sayfa 4/9 İlkİlk 12345678 ... SonSon
87 sonuçtan 31 ile 40 arası

  1. #31
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Mesajlar Mesajlar
    1.142
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 198 + 11450


    Cevap: Allah ın Varlığına Deliller

    Birşeyden çok şeyleri îcad edip çıkartmak ve çok şeyleri birşeye tahvil etmek, ancak herşeyi halk eden ve herşeyi yapan Sânie mahsus bir sikkedir. (Mesnevî-i Nuriye sh: 12)



    Balarısını pek çok şeylere fihriste yapan ve kitab-ı kâinatın ekser mesâilini insanın mahiyetinde yazan ve incir nüvesinde incir ağacının programını derc eden ve insanın kalbini binlerce âlemlere örnek ve pencere yapan ve beşerin kuvve-i hafızasında tarih-i hayatını taallûkatıyla beraber yazan, ancak ve ancak herşeyi yaratan Hâlık olabilir. Ve böyle bir tasarruf, yalnız ve yalnız Rabbül-Âlemîne mahsus bir hâtemdir.
    (Mesnevî-i Nuriye sh: 12)



    Herşeyin suret-i maddiyesinde, kudret-i Rabbânî ustadır, kader mühendistir. Suret-i mâneviyesinde ise, kader mistardır, yani, teşekkülâtın çizgilerini çizer; kudret mastardır, yani o çizgiler üstünde yapılan teşekkülât, kudretten sudur eder.
    Ey kâfir! Bunu işittikten sonra iyice düşün. Bir zerreye bir terzilik sanatını öğretmeye kudretin var mıdır? Kendine hâlık ittihaz ettiğin tabiat ve esbab, herşeyin muhtelif ve mütenevvi suretlerini biçip dikmesine kudretleri var mıdır?
    (Mesnevî-i Nuriye sh: 34)
    Yazar : Risale Forum
    iman insanı insan eder.


    Not : O şimdi ehli cennet biiznillah..

    Ölüm Tarihi : Ağustos 2011

  2. #32
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Mesajlar Mesajlar
    1.142
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 198 + 11450


    Cevap: Allah ın Varlığına Deliller

    Evet, meselâ, herbir kelimesi bir kitabı ve herbir harfi bir satırı içerisinde tutan bir kitabın, kâtipsiz vücudu mümkün değildir. Kâinat kitabı da Nakkaş-ı Ezelînin vücub-u vücuduna bağlıdır. Sarhoş olmayanlar, ancak Nakkaş-ı Ezelîye iman etmekle kitab-ı kâinata şahit olabilirler. (Mesnevî-i Nuriye sh: 36)


    Sâni-i Âlem, âlemde dahil olmadığı gibi, âlemden hariç de değildir. İlmi ve kudretiyle herşeyin içinde olduğu gibi, herşeyin fevkindedir. Birşeyi gördüğü gibi, bütün eşyayı da beraber görür.
    (Mesnevî-i Nuriye sh: 62)




    Kâinat o Hâlıkın nurunun gölgesi, esmâsının tecelliyatı, efalinin âsârıdır.
    (Mesnevî-i Nuriye sh: 62)



    Bir kelimeyi yazan harfini yazanın gayrısı ,bir sayfayı yazan satırı yazanın gayrısı, kitabı yazan sayfayı yazanın gayrısı olması mümkün olmadığı gibi; karıncayı halk eden cins-i hayvanı halk edenin gayrısı, hayvanı yaratan arzı yaratanın gayrısı, arzı halk eden, Rabbül-Âlemînin gayrısı olması muhaldir. (Mesnevî-i Nuriye sh: 196)


    Basar masnuatı görüp de, basiret Sâni-i görmezse çok garip ve pek çirkin düşer. (Mesnevî-i Nuriye sh: 210)


    Sivrisineğin gözünü halk eden, güneşi dahi o halk etmiştir. Pirenin midesini tanzim eden, manzume-i şemsiyeyi de o tanzim etmiştir. (Mesnevî-i Nuriye sh: 248)
    Yazar : Risale Forum
    iman insanı insan eder.


    Not : O şimdi ehli cennet biiznillah..

    Ölüm Tarihi : Ağustos 2011

  3. #33
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Mesajlar Mesajlar
    1.142
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 198 + 11450


    Cevap: Allah ın Varlığına Deliller

    Herşey herşeyle bağlıdır. Birşey herşeysiz yapılmaz. Birşeyi halk eden, herşeyi halk etmiştir. Öyleyse, birşeyi yapan Vâhid , Ehad, Ferd, Samed olmak zarurîdir.
    (Mesnevî-i Nuriye sh: 250)




    Müessir-i hakikî yalnız Allahtır. Tesir-i hakikî esbabda yoktur. Esbab, izzet ve azamet-i kudretin perdesidir.
    (Mesnevî-i Nuriye sh: 254)



    Bizim Hâlıkımız ve Musavvirimiz ve bizi hediye veren Kadîr-i Zülcemâl, Hakîm-i Bîmisal, Kerîm-i Pürneval herşeye kadirdir. Hiçbir şey Ona ağır gelmez. Hiçbir şey daire-i kudretinden hariç olamaz. Kudretine nisbeten, zerreler, yıldızlar birdir. Küllî, cüzî kadar kolaydır. Cüz, küll kadar kıymetlidir. En büyük, en küçük kadar kudretine nisbeten rahattır. Küçük, büyük kadar sanatlıdır; belki, sanatça, küçük büyükten daha büyüktür. (Mektubat sh: 237)



    Hayat veren yalnız Odur. Öyleyse, herşeyin Hâlıkı dahi yalnız Odur. Çünkü, kâinatın ruhu, nuru, mayası, esası, neticesi, hülâsası hayattır. Hayatı veren kim ise, bütün kâinatın Hâlıkı da Odur. Hayatı veren elbette Odur, Hayy u Kayyumdur. (Mektubat sh: 238)



    Yazar : Risale Forum
    iman insanı insan eder.


    Not : O şimdi ehli cennet biiznillah..

    Ölüm Tarihi : Ağustos 2011

  4. #34
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Mesajlar Mesajlar
    1.142
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 198 + 11450


    Cevap: Allah ın Varlığına Deliller

    Hâlık-ı Rahîm, bir kuşun tüylü libasını hangi kanunla değiştiriyor, tazelendiriyor. O Sâni-i Hakîm, aynı kanunla, her sene küre-i arzın libasını tecdid eder. Hem o aynı kanunla, her asırda dünyanın şeklini tebdil eder. Hem aynı kanunla, kıyamet vaktinde kâinatın suretini tağyir edip değiştirir. (Mektubat sh: 290)


    İşte, ey gafil insan! Bu Hâkim-i Hakem-i Hakîm i Zülcelâli vel-Cemal, sana karşı kendisini herbir mahlûkuyla böyle hadsiz ve parlak tarzlarda tanıttırmak ve sevdirmek istediği halde, sen Onun tanıttırmasına karşı imanla tanımazsan ve Onun sevdirmesine mukabil ubudiyetinle kendini Ona sevdirmezsen, ne derece hadsiz muzaaf bir cehalet, bir hasâret olduğunu bil, ayıl. (Lemalar sh: 312
    Yazar : Risale Forum
    iman insanı insan eder.


    Not : O şimdi ehli cennet biiznillah..

    Ölüm Tarihi : Ağustos 2011

  5. #35
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Mesajlar Mesajlar
    1.142
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 198 + 11450


    Cevap: Allah ın Varlığına Deliller

    Ateist Yıldırım ile Çantacı Necmi Abinin Muhteşem Dialoğu


    “Medenilere galip gelmek baskı ile değil ikna ile olur.” Bediüzzaman


    Beyaz eşya pazarlamacısı kamyondan iner. Beyaz eşya satan dükkana girer .Dükkanda dini bir konuda sohbet yapılmaktadır. Satıcı sohbet esnasında kafasını uzatarak:
    -Merhaba , ben ateistim, sizinle dini konularda tartışabiliriz, dedi.
    Dükkanda bulunanlardan biri olan Necmi Abi
    -Hoş geldin Ateist kardeş,
    -Hoş bulduk
    -Buyur gel oturalım, sohbet edelim.
    Ateist oturur.
    -İsminiz nedir ateist kardeş?
    -Yıldırım
    -Merhaba Yıldırım memnun oldum benim adım da Necmi.
    -Sağol.
    -Sen akıllı, zeki birine benziyorsun, dedi Necmi Abi.
    - Nerden bildin? Diye sordu Yıldırım.
    ( Necmi abi baştan yağlama yapıyor ki kapı sonra gıcırdamasın)

    -Pazarlama müdürüsünüz, aptal adamı müdür yapmazlar .Ordan anladım, dedi.
    -Teşekkür ederim.
    O yüzden sen ateist olamazsın.Ateist olmak için akılsız aptal olmak lazım. Çünkü şu kainata baktığımızda her şey Allah’ın varlığını bize gösteriyor, dedi.

    Yıldırım sessiz beklemede. Necmi abi cebinden gözlüğünü çıkardı.
    -Yıldırımcığım madem sohbet edicez , sevdim seni.
    -Ben de sizi sevdim, severim konuşkan insanları,dedi Yıldırım.

    Necmi abi gözlüğü göstererek:
    -Buna ne dersiniz Yıldırımcığım?
    -Gözlük deriz, dedi.
    -Biz de gözlük deriz.
    Cebinden kalem çıkartıp:
    -Buna ne dersiniz?
    -Kalem deriz, dedi.
    -Biz de kalem deriz, dedi Necmi abi. Buarada dükkan sahibi bir tepsi şeftali ortaya koydu sohbet esnasında afiyetle yensin diye.
    Necmi abi bir şeftaliyi eline alarak:
    -Peki buna ne dersiniz Yıldırımcığım? dedi
    -Şeftali deriz, dedi.
    -Bak işte biz de şeftali diyoruz.Demek ki görüş ayrılığımız yok. Şimdi sen buna şeftali desem ben patates desem, diğerine kalem desen ben de baston desem herhalde bu adamla sohbet edilmez deyip kalkıp giderdin. Demek ki baktığımızda aynı şeyleri görebiliyoruz.
    Şimdi biz bu şeftaliyi nerden aldık Yıldırımcığım?
    -Manavdan, dedi.
    -Hayır öyle değil. Yani denizden mi çıkardık, topraktan mı çıkardık, yoksa ağaçtan mı topladık?
    -Ağaçtan dedi.
    -Peki bu ağacın aslı nedir?
    -Nasıl yani? diye sordu Yıldırım.
    -Yani bu ağaç aslında bir odun değil mi?
    -Evet doğru, biz ağaç diyoruz ama aslı odun.
    -Peki bu odun şeftali yapmayı öğrenmek için okula gitti mi? Kursa gitti mi?
    -Gitmez tabi ki, dedi.
    -Aklı var mıdır bu odunun? Düşünüp desin ki : Ya ben bu insanlara şeftali yapayım de afiyetle yesinler.
    Yıldırım düşündü:
    -Aklı yok, dedi.Okula da gitmedi.
    -Yani Yıldırımcığım, bu odun öyle bir şey üretiyor ki tadı, rengi, kokusu hoşumuza gidiyor, içindeki vitamin vücudumuzu besliyor. Yıldırımcığım bu şeftaliyi bize bizi tanıyan biri mi verebilir yoksa bu odun mu verebilir?

    Yıldırım dondu kaldı. Durdu, düşündü:
    -Sen, dedi. Bir deryasın.
    Necmi abi gülümseyerek:
    -Ben derya değilim , derya bizim okuduğumuz Kuran Tefsiri kitaplarıdır. İşte Yıldırımcığım. Bizi tanıyan, seven, acıyan ve neyden hoşlandığımızı bilen bir Rabbimiz var. O şeftaliye kokuyu veren , burnumuza da o kokuyu alma kabiliyeti vermiş. Tadını veren, dilimize tat alma kabiliyeti vermiş. İşte O bizim Rabbimizdir, Allah’ımızdır.
    Necmi abi devam ederek:
    -Mesela dedi ineğin süt vermesi. İnek bizi tanımaz. Arının bal vermesi, arı bizi tanımaz. Şimdi biz bilim adamlarını toplayıp desek ki: Ya profesörler , bu arılar var ya çok terbiyesiz şeyler, biz balını almaya gidince bizi sokuyorlar. Biz bundan sonra arı balı yemek istemiyoruz. Biz siz bal yapın, bize profesör balı yapın biz ondan yemek istiyoruz desek. Bize arı gibi bal yapabilir mi profesörler?
    -Yapamazlar dedi.
    -Peki profesörün yapamadığı balı, bir sinek nasıl yapabiliyor? Kuran’da Nahl suresi var. Orda Allah diyor ki : Ben arıya vahyediyorum, emrediyorum insanlar için şifalı olan balı üretiyor. Kuran’da iki yerde şifa kelimesi geçer. Birinde Allah’ın Peygambere vahyettiği Kuran’ın inanlara şifa olduğu söylenir, diğerinde ise Allah’ın arılara vahyettiği balın bütün insanlara şifa olduğu söylenir.

    Yıldırım iyice şaşkın vaziyette bakıyor. Necmi abi devam ederek:
    -Mesela 5 kişilik bir taksi, saat kulesinin etrafında kendi kendine döner mi?
    -Tabi ki dönmez, dedi Yıldırım.
    -Peki 5 kişilik taksi kendi kendine dönmezken 7 milyarlık dünya kendi kendine nasıl dönüyor? Demek ki onu bir döndüren var . Yıldırımcığım hiç baklava baklavacısız baklavalaşır mı?
    Yıldırım gülümseyerek –Hayır, dedi
    -İşte maalesef modern bilim baklavayı görüyor ama baklavacıyı görmek istemiyor.
    -Yahu siz nereye takılıyorsunuz? Hocanız kim? dedi Yıldırım
    -Sevgili kardeşim benim Hocam Bediüzzaman’dır, ben onun yazdığı eserleri okurum dedi Necmi abi.
    -Yapma ya o mu hocanız?
    Necmi abi :
    -Sen bize takıl neşelenirsin , dedi
    -Belli ya çok neşeli bir insansın, bir odundan neler çıkardın, dedi Yıldırım.
    -O bu bişey mi Yıldırımcığım biz de daha ne odunlar var .
    Gülüşerek vedalaşıp ayrıldılar.
    Yazar : Risale Forum
    iman insanı insan eder.


    Not : O şimdi ehli cennet biiznillah..

    Ölüm Tarihi : Ağustos 2011

  6. #36
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Mesajlar Mesajlar
    1.142
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 198 + 11450


    Cevap: Allah ın Varlığına Deliller

    [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    Yazar : Risale Forum
    iman insanı insan eder.


    Not : O şimdi ehli cennet biiznillah..

    Ölüm Tarihi : Ağustos 2011

  7. #37
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Mesajlar Mesajlar
    1.142
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 198 + 11450


    Cevap: Allah ın Varlığına Deliller

    [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    Yazar : Risale Forum
    iman insanı insan eder.


    Not : O şimdi ehli cennet biiznillah..

    Ölüm Tarihi : Ağustos 2011

  8. #38
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Mesajlar Mesajlar
    1.142
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 198 + 11450


    Cevap: Allah ın Varlığına Deliller

    [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    Yazar : Risale Forum
    iman insanı insan eder.


    Not : O şimdi ehli cennet biiznillah..

    Ölüm Tarihi : Ağustos 2011

  9. #39
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Mesajlar Mesajlar
    1.142
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 198 + 11450


    Cevap: Allah ın Varlığına Deliller

    Allahü teâlânın, sayamayacağımız kadar çok nizam ve ahenk içinde, halk ettiği [yarattığı] sayılamayacak kadar çok varlıklar tesadüfen olmuştur diyenlerin sözleri cahilcedir. Şöyle ki: Üzeri birden ona kadar numaralanmış on taşı bir torbaya koyalım. Bunları elimizde torbadan birer birer çıkararak, sıra ile, yani önce bir numaralı, sonra iki numaralı ve nihayet on numaralı olacak şekilde çıkarmaya çalışalım. Çıkarılan bir taşın numarasının sıraya uymadığı görülürse, çıkarılmış olan taşların hepsi hemen torbaya atılacak ve yeniden bir numaradan başlamak üzere çıkarmaya çalışılacaktır. Böylece, on taşı numaraları sırası ile ard arda çıkarabilmek ihtimali on milyarda birdir. On adet taşın bir sıra dahilinde dizilme ihtimali bu kadar az olursa, kâinattaki sayısız düzenin tesadüfen meydana gelmesine imkan ve ihtimal yoktur.



    Daktilo ile yazmasını bilmeyen bir kimse, bir daktilonun tuşlarına gelişigüzel mesela beş kere bassa, elde edilen beş harfli kelimenin Türkçe veya başka bir dilde bir mana ifade etmesi acaba ne derece mümkündür? Şayet gelişigüzel tuşlara basmakla bir cümle yazmak istenilse idi, bir mana ifade eden bir cümle yazılabilecek mi idi? Kaldı ki, bir sayfa yazı veya kitap teşkil edilse, sayfanın ve kitabın, tesadüfen belli bir konusu bulunacağını sanan kimseye akıllı denilebilir mi?
    Yazar : Risale Forum
    iman insanı insan eder.


    Not : O şimdi ehli cennet biiznillah..

    Ölüm Tarihi : Ağustos 2011

  10. #40
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Mesajlar Mesajlar
    1.142
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 198 + 11450


    Cevap: Allah ın Varlığına Deliller

    Bir otomobilin parçaları, tabiat kuvvetleri ile mi bir araya gelmiştir?

    Cisimlerin yok olduklarını, başka cisimlerin meydana geldiklerini görüyoruz. Dedelerimiz, eski milletler yok olmuşlar, binalar, şehirler yok olmuş. Bizden sonra da başkaları meydana gelecek. Fen bilgimize göre, bu muazzam değişiklikleri yapan kuvvetler vardır. Allah’a inanmayanlar, (Bunları tabiat yapıyor. Her şeyi tabiat kuvvetleri yaratıyor) diyorlar. Bunlara deriz ki, bir otomobilin parçaları, tabiat kuvvetleri ile mi bir araya gelmiştir? Suyun akıntısına kapılan, sağdan soldan çarpan dalgaların tesiri ile bir araya yığılan çöp kümesi gibi bir araya yığılmışlar mıdır? Otomobil tabiat kuvvetlerinin çarpmaları ile mi hareket etmektedir? Bize gülerek, hiç böyle şey olur mu? Otomobil, akıl ile, hesap ile, plan ile, birçok kimselerin, titizlikle çalışarak yaptıkları bir sanat eseridir. Otomobil, dikkat ederek, akıl, fikir yorarak, hem de trafik kaidelerine uyarak, şoför tarafından yürütülmektedir demez mi?



    Tabiattaki her varlık da, böyle bir sanat eseridir. Bir yaprak parçası, muazzam bir fabrikadır. Bir kum tanesi, bir canlı hücre, fennin bugün biraz anlayabildiği ince sanatların birer meşheri, sergisidir. Bugün fennin buluşları, başarıları diye öğündüklerimiz, bu tabiat sanatlarından birkaçını görebilmek ve taklit edebilmektir. İslam düşmanlarının, kendilerine önder olarak gösterdikleri, İngiliz doktoru Darwin bile, (Gözün yapısındaki sanat inceliğini düşündükçe, hayretimden tepem atacak gibi oluyor) demiştir. Bir otomobilin tabiat kuvvetleri ile, tesadüfen hasıl olacağını kabul etmeyen kimse, baştan başa bir sanat eseri olan bu âlemi tabiat yaratmış diyebilir mi? Elbette diyemez. Hesaplı, planlı, ilimli, sonsuz kuvvetli bir yaratıcının yaptığına inanmaz mı? Tabiat yaratmıştır, tesadüfen var olmuştur demek, cahillik, ahmaklık olmaz mı?
    Yazar : Risale Forum
    iman insanı insan eder.


    Not : O şimdi ehli cennet biiznillah..

    Ölüm Tarihi : Ağustos 2011

Sayfa 4/9 İlkİlk 12345678 ... SonSon

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

105, 127, 130, 140, 177, 181, 187, 196, acip, adedince, adi, ahenk, aklı, akıldan, akıllara, âlemleri, allah, araf, arz, asi, atan, avrupanın, aya, aynen, azot, ağzı, bakmalı, bakıyorum, basar, baskı, başkasını, başıboş, benzetmek, beşer, bilesin, bilinmez, binaenaleyh, bir adam, birdir, birlik, bitirmiş, books, budur, bulunmak, buna, burcu, çağdaş, cebinde, çekiyor, çerçevesi, cesaret, cevaben, cevap, çok, çıkarılan, dadır, daire, dayanıyor, dağıtacak, dedikleri, dediler, delalet, delildir, deliline, deliller, demeye, demişler, denilmez, derece, değilim, değiller, direksiyona, diye, diyebilir, diyenlerin, diyoruz, duyan, düzenli, düğü, dışında, edilemeyen, ediyorlar, efes turları, eksiksiz, elçisidir, elektrikle, elimizden, eliyle, emridir, emrini, esasa, esrarlı, etmektedirler, etmemesi, etmemiz, etmiyoruz, etrafındaki, etsek, ettiren, ettirir, ettirsin, ferah, fikirleri, fiyat, galebe, geçiş, gelmiş, gerekiyor, getirip, gideceğini, gidip, giremezsin, gitmez, gitti, görmezse, görünmek, görüyorum, gururu, halka, halketmiş, hâlıkını, hayalen, hayrette, herşeye, herşeyin, hicr, ibarettir, icadı, ihata, ikincisi, ile, ilişkisi, inanmayanlar, insanin, isbat, isen, isimli, iste, istiyorlar, itham, işaret, işlere, iştir, jpg, kadar, kadirdir, kafasını, kainatta, kalacak, kamer, kandilleri, kanunları, kaplaması, kavramlarını, kavramı, kayı, kederi, kemik, kendisinde, keyfini, kitabı, kitabını, koyup, kudretine, küfr, kırılmaya, kısmen, kısmı, kısı, kıymetini, lan, libası, lütuf, mahlukat, manen, manevra, masnuatı, mecbur, medarı, mektubudur, meselâ, meselede, meseleyi, metre, mevcud, mevcudat, mevcut, meydanı, misli, muazzam, muhakkak, muhaldir, mümkü, münafıklar, müstehak, nihayet, nüfuz, okuyunuz, olduk, olduğuna, olduğundan, olmadığı, olmayanı, olsalar, olsun, onlardan, orga, ötelere, özellikle, parçalar, pencerelerden, perspektifi, risalesinde, rububiyeti, sabahı, sahibidir, sahibine, saidnursi, sakı, sana, sanii, senâ, seviyesi, seyyare, sizlere, sohbete, sordular, söylemez, söylemiş, süre, süren, suretle, surlar, sığı, takdiri, taksim, tanıttırır, tanıyor, tartışmaya, tasavvur, taşları, tecavüz, ters, tokat, ubudiyeti, ufkunu, umum, üstü, uyum, uyumlu, vacib, vaciptir, varlığı, varlığının, vazifeli, verdiği, verilmiş, veyahut, vurmak, yapması, yapıyorlar, yaratanı, yardımı, yarım, yazdığı, yazılımı, yaşadığı, yaşıyoruz, yepyeni, İle, İnŞ, yok, yokluğunda, yıldızlara, yıldızları, ışık, zahmet, zamanla, zata, zeminde, zira, şartları, şefkâ, şeftali, şevket, şeye, şeylerle, şirke, şirkin

Etiket Bulutu Ana Sayfası

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222