Sayfa 36/36 İlkİlk ... 263233343536
355 sonuçtan 351 ile 355 arası

  1. #351
    ayvazoğlugıda çevrimdışı Yeni Üye
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jul 2011
    Mesajlar Mesajlar
    192
    Blog Blog Girişleri
    66
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 43 + 226


    Cevap: Günün Risale-i Nur Dersi

    Berat Kandilinde insanlığın kaderi yazılır
    15 Temmuz 2011 / 00:01
    Günün Risale-i Nur dersi

    Bismillahirrahmanirrahim
    Aziz, sıddık kardeşlerim, bu medrese-i Yusufiyede ders arkadaşlarım,
    Bu gelen gece olan Leyle-i Berat,
    bütün senede bir kudsî çekirdek hükmünde
    ve mukadderat-ı beşeriyenin programı nev’inden olması cihetiyle,
    Leyle-i Kadrin kudsiyetindedir.
    Herbir hasenenin Leyle-i Kadirde otuz bin olduğu gibi,
    bu Leyle-i Beratta herbir amel-i salihin ve herbir harf-i Kur’ân’ın sevabı yirmi bine çıkar.
    Sair vakitte on ise, şuhûr-u selâsede yüze ve bine çıkar.
    Ve bu kudsî leyâli-i meşhurede on binler, yirmi bin veya otuz binlere çıkar.
    Bu geceler elli senelik bir ibadet hükmüne geçebilir. Onun için, elden geldiği kadar Kur’ân’la ve istiğfar ve salâvatla meşgul olmak büyük bir kârdır. (Şualar)
    Said Nursî
    SÖZLÜK:
    Amel-i salih : Allah için yapılan iyi işler
    Hasene : sevap, iyilik
    İstiğfar : af dileme, tevbe
    Kudsiyet : kutsal oluş, kutsallık
    Leyâli-i meşhûre : meşhûr, mübârek geceler
    Leyle-i Berat : Berat Gecesi; hicrî ayların sekizincisi olan Şaban ayının on beşinci gecesi
    Leyle-i Kadir : Kadir Gecesi; Kur’ân’ın dünya semâsına indirildiği gece
    Medrese-i Yusufiye : Hz. Yusuf’un (a.s.) hapiste kalmasına benzetilerek, iman ve Kur’ân hizmetinden dolayı tutuklananların hapsedildiği yer mânâsında hapishane
    Mukadderat-ı beşeriye : insanlığın kaderi; Allah tarafından insanlık için takdir olunmuş işler, başa gelecek olaylar
    Şuhûr-u selâse : üç aylar; Receb, Şaban ve Ramazan ayları
    Yazar : Risale Forum
    insanın vazife-i fıtriyesi, dua ile ubûdiyettir. dua etmektir. Yani, aczin ve fakrın cenahlarıyla makam-ı âlâ-yı ubûdiyete uçmaktır.Demek, insan bu âleme ilim ve dua vasıtasıyla tekemmül etmek için gelmiştir. Mahiyet ve istidat itibarıyla herşey ilme bağlıdır. Ve bütün ulûm-u hakikiyenin esası ve madeni ve nuru ve ruhu marifetullahtır ve onun üssü’l-esası da iman-ı billâhtır.

  2. #352
    ayvazoğlugıda çevrimdışı Yeni Üye
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jul 2011
    Mesajlar Mesajlar
    192
    Blog Blog Girişleri
    66
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 43 + 226


    Cevap: Günün Risale-i Nur Dersi

    TARİHÇE-İ HAYAT DERSLERİ 9.19.AFYON HAYATI(DEVAMI)
    Büyük Müdafaatından Parçalar(Devamı)
    Elhasıl, madem biz ehl-i dünyanın dünyalarına ilişmiyoruz; onlar da bizim âhiretimize ve imanî hizmetimize bu derece ilişmesinler.

    Evet, biz bir cemaatiz. Hedefimiz ve programımız, evvelâ kendimizi, sonra milletimizi idam-ı ebedîden ve daimî, berzahî haps-i münferitten kurtarmak ve vatandaşlarımızı anarşilikten ve serserilikten muhafaza etmek ve iki hayatımızı imhâya vesile olan zındıkaya karşı Risale-i Nur’un çelik gibi hakikatleriyle kendimizi muhafazadır...

    Ben, sizin bana vereceğiniz en ağır cezanıza da beş para vermem ve hiç ehemmiyeti yok. Çünkü ben kabir kapısında, yetmiş beş yaşındayım. Böyle mazlum ve mâsum bir iki sene hayatı şehadet mertebesiyle değiştirmek, benim için büyük saadettir. Risale-i Nur’un binler hüccetleriyle kat’î imanım var ki, ölüm bizim için bir terhis tezkeresidir. Eğer zâhirî idam da olsa, bizim için bir saat zahmet, ebedî bir saadetin ve rahmetin anahtarı olur. Fakat, siz ey gizli düşmanlar ve zındıka hesabına adliyeyi şaşırtan ve hükümeti bizimle sebepsiz meşgul eden insafsızlar! Kat’î biliniz ve titreyiniz ki, siz idam-ı ebedî ile ebedî mahkûm oluyorsunuz. İntikamımız sizden pek çok muzaaf bir surette alınıyor görüyoruz. Hattâ size acıyoruz. Evet, bu şehri yüz defa mezaristana boşaltan ölüm hakikatinin elbette hayattan ziyade bir istediği var. Ve onun idamından kurtulmak çaresi, insanların her meselesinin fevkinde en büyük ve en ehemmiyetli ve en lüzumlu bir ihtiyac-ı zarurîsi ve kat’îsidir. Acaba, bu çareyi kendine bulan Risale-i Nur şakirtlerini ve o çareyi binler hüccetlerle bulduran Risale-i Nur’u âdi bahanelerle ittiham edenler ne kadar kendileri hakikat ve adalet nazarında müttehem oluyor, divaneler de anlar...


    Lügatler :
    âhiret : öteki dünya, öldükten sonraki hayat
    anarşilik : hiçbir kayıt ve kural tanımama, kargaşa çıkarma
    âsâyiş : emniyet, düzen
    berzahî : kabir âlemine ait
    Cenâb-ı Hak : Hakkın ta kendisi olan şeref ve yücelik sahibi Allah
    daimî : devamlı, sürekli
    divane : akılsız, deli
    ebedî : sonu olmayan, sonsuz
    ehemmiyetli : önemli
    ehl-i dünya : dünyaya dalıp, âhireti düşünmeyenler
    elhasıl : kısaca, özetle
    enâniyet : kendini beğenme, benlik
    evvelâ : ilk olarak
    fevkinde : üstünde
    feyz : mânevî gıda, lütuf
    hakikat : gerçek, asıl ve esas
    haps-i münferit : tek başına hapis, hücre hapsi
    hodfuruşluk : kendi kendini beğenme
    hüccet : güçlü delil, kanıt
    idam : yok oluş
    idam-ı ebedî : dirilmemek üzere sonsuz yok oluş
    ihtiyac-ı zarurî : zarurî ihtiyaçlar
    imanî : imanla ilgili, imana dair
    imhâ : yok etme
    inâyet : Allah’ın yardım ve şefkati
    ittiham etmek : suçlamak
    kat’i : şüphesiz, kesin
    mahviyet : tevazu, alçak gönüllülük
    mâsum : günahsız, suçsuz
    mazlum : zulme, haksızlığa uğrayan
    mertebe : derece, makam
    mezaristan : mezarlık
    muvakkat : geçici
    muzaaf : katmerli, kat kat
    müttehem : ittiham olunan, kendisinden şüphe edilen
    nazar : bakış, düşünce
    nefs-i emmâre : hazır zevke düşkün ve insanı kötülüğe sevk eden duygu
    rahmet : İlâhî şefkat, merhamet ve ihsan
    saadet : mutluluk
    suret : biçim, görünüş
    şakirt : öğrenci, talebe
    şehadet : şehitlik, Allah rızası yolunda hayatını feda etme
    şöhretperestlik : şöhret düşkünlüğü
    terhis tezkeresi : göreve son verme belgesi
    zahirî : görünürde, dış görünüşte
    zındıka : dinsizlik, inançsızlık
    ziyade : fazla, çok


    Yazar : Risale Forum
    insanın vazife-i fıtriyesi, dua ile ubûdiyettir. dua etmektir. Yani, aczin ve fakrın cenahlarıyla makam-ı âlâ-yı ubûdiyete uçmaktır.Demek, insan bu âleme ilim ve dua vasıtasıyla tekemmül etmek için gelmiştir. Mahiyet ve istidat itibarıyla herşey ilme bağlıdır. Ve bütün ulûm-u hakikiyenin esası ve madeni ve nuru ve ruhu marifetullahtır ve onun üssü’l-esası da iman-ı billâhtır.

  3. #353
    ayvazoğlugıda çevrimdışı Yeni Üye
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jul 2011
    Mesajlar Mesajlar
    192
    Blog Blog Girişleri
    66
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 43 + 226


    Cevap: Günün Risale-i Nur Dersi

    OTUZ BİRİNCİ SÖZ MİRAC-I NEBEVİYEYE(A.S.M.)DAİRDİR
    6.2.ON DOKUZUNCU VE OTUZ BİRİNCİ SÖZLERİN ZEYLİ(DEVAMI)
    ŞAKK-I KAMER MU’CİZESİNE DÂİRDİR(A.S.M.)(DEVAMI)
    ÜÇÜNCÜ NOKTA
    Mu’cize, dâvâ-yı nübüvvetin ispatı için, münkirleri ikna etmek içindir, icbar için değildir. Öyle ise, dâvâ-yı nübüvveti işitenler için, ikna edecek bir derecede mu’cize göstermek lâzımdır. Sair taraflara göstermek veyahut icbar derecesinde bir bedâhetle izhar etmek, Hakîm-i Zülcelâlin hikmetine münâfi olduğu gibi, sırr-ı teklife dahi muhaliftir. Çünkü, akla kapı açmak, ihtiyarı elinden almamak, sırr-ı teklif iktiza ediyor. Eğer Fâtır-ı Hakîm, inşikak-ı kameri, feylesofların hevesatına göre bütün âleme göstermek için bir iki saat öyle bıraksaydı ve beşerin umum tarihlerine geçseydi, o vakit sair hâdisât-ı semâviye gibi, ya dâvâ-yı nübüvvete delil olmazdı, risalet-i Ahmediyeye (a.s.m.) hususiyeti kalmazdı; veyahut bedâhet derecesinde öyle bir mu’cize olacaktı ki, aklı icbar edecek, aklın ihtiyarını elinden alacak, ister istemez nübüvveti tasdik edecek; Ebu Cehil gibi kömür ruhlu, Ebu Bekr-i Sıddık gibi elmas ruhlu adamlar bir seviyede kalıp, sırr-ı teklif zayi olacaktı. İşte bu sır içindir ki, hem âni, hem gece, hem vakt-i gaflet, hem ihtilâf-ı metâli, sis ve bulut gibi sair mevânii perde ederek umum âleme gösterilmedi veyahut tarihlere geçirilmedi.

    DÖRDÜNCÜ NOKTA
    Şu hadise, gece vakti, herkes gaflette iken, âni bir surette vuku bulduğundan, etraf-ı âlemde elbette görülmeyecek. Bazı efrada görünse de, gözüne inanmayacak. İnandırsa da, elbette böyle mühim bir hadise, haber-i vahid ile tarihlere bâki bir sermaye olmayacak.

    Bazı kitaplarda “Kamer iki parça olduktan sonra yere inmiş” ilâvesi ise, ehl-i tahkik reddetmişler. “Şu mu’cize-i bâhireyi kıymetten düşürmek niyetiyle, belki bir münafık ilhak etmiş” demişler.1

    Hem meselâ, o vakit cehalet sisiyle muhat İngiltere, İspanya’da yeni gurup, Amerika’da gündüz, Çin’de, Japonya’da sabah olduğu gibi, başka yerlerde başka esbab-ı mâniaya binaen elbette görülmeyecek.

    Şimdi bu akılsız muterize bak: Diyor ki, “İngiltere, Çin, Japon, Amerika gibi akvâmın tarihleri bundan bahsetmiyor; öyle ise vuku bulmamış.” Bin nefrin onun gibi Avrupa kâselislerin başına!

    Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :

    1: bk. el-Vâdiî, el-Mualle 1:80; Derviş el-Hût, Esna’l-Metâlib 1:378, 1606; el-Medenî, Tahzîru’l-Müslimîn 1:163; Aliyyülkârî, el-Esrâru’l-Merfûa s.398.

    Lügatler :

    akvâm : kavimler, milletler
    âlem : dünya
    bâki : sürekli, kalıcı
    bedâhet : ap açıklık
    beşer : insanlık

    binaen : –dayanarak
    cehalet : cahillik
    dâvâ-yı nübüvvet : peygamberlik iddiası
    efrad : fertler, kişiler
    ehl-i tahkik : gerçeği araştıran ve delilleriyle bilen âlimler

    esbab-ı mânia : engel olan sebepler
    etraf-ı âlem : dünyanın her tarafı
    Fâtır-ı Hakîm : herşeyi hikmetle ve hârika üstün san’atıyla yaratan Allah
    feylesof : felsefeci
    gaflet : dalgınlık
    haber-i vahid : tek kişi vasıtasıyla aktarılan haber
    hâdisât-ı semâviye : gökyüzünde meydana gelen olaylar
    hadise : olay
    Hakîm-i Zülcelâl : sonsuz yücelik ve heybet sahibi olan ve herşeyi hikmetle yapan Allah
    hevesat : hevesler, arzular
    hikmet : herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde olması
    hususiyet : özel oluş
    icbar : zorlama
    ihtilâf-ı metâli : Ay’ın doğuşunun zaman olarak, farklı yerlerde farklı oluşu
    ihtiyar : irade, tercih, seçme gücü
    iktiza etmek : gerektirmek
    ilhak : eklemek, ilave etmek
    inşikak-ı kamer : Peygamberimizin (a.s.m.) bir işaretiyle Ay’ın ikiye bölünmesi mu’cizesi
    izhar etmek : göstermek
    kamer : ay

    kâselis : çanak yalayıcı, dalkavuk
    mevânî : maniler, engeller
    mu’cize : bir benzerini yapma konusunda başkalarını âciz bırakan olağanüstü şey
    mu’cize-i bâhire : apaçık mu’cize
    muhalif : zıt

    muhat: etrafı çevrilmiş, kuşatılmış
    muteriz :itiraz eden
    münafık: iki yüzlü, inanmadığı halde inanmış görünen kişi
    münâfi : aykırı
    münkir : inkarcı, inkar eden

    nefrin :nefretler, beddualar
    nübüvvet : peygamberlik
    risalet-i Ahmediye : Peygamberimiz Hz. Muhammed’in peygamberliği
    sair : diğer
    sermaye : varlık
    sırr-ı teklif : kulluk ve imtihan sırrı
    suret : şekil, biçim
    tasdik : doğruluğunu kabul etme
    umum : bütün
    vakt-i gaflet : insanların gafil olduğu bir dönem
    vuku : olma, meydana gelme
    zayi olmak : kaybolmak


    Yazar : Risale Forum
    insanın vazife-i fıtriyesi, dua ile ubûdiyettir. dua etmektir. Yani, aczin ve fakrın cenahlarıyla makam-ı âlâ-yı ubûdiyete uçmaktır.Demek, insan bu âleme ilim ve dua vasıtasıyla tekemmül etmek için gelmiştir. Mahiyet ve istidat itibarıyla herşey ilme bağlıdır. Ve bütün ulûm-u hakikiyenin esası ve madeni ve nuru ve ruhu marifetullahtır ve onun üssü’l-esası da iman-ı billâhtır.

  4. #354
    ayvazoğlugıda çevrimdışı Yeni Üye
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jul 2011
    Mesajlar Mesajlar
    192
    Blog Blog Girişleri
    66
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 43 + 226


    Cevap: Günün Risale-i Nur Dersi

    OTUZ BİRİNCİ SÖZ
    MİRAC-I NEBEVİYEYE(A.S.M.)DAİRDİR
    6.3.ON DOKUZUNCU VE OTUZ BİRİNCİ SÖZLERİN ZEYLİ(DEVAMI)
    ŞAKK-I KAMER MU’CİZESİNE DÂİRDİR(A.S.M.)(DEVAMI)
    BEŞİNCİ NOKTA
    İnşikak-ı kamer, kendi kendine, bazı esbaba binaen vuku bulmuş, tesadüfî, tabiî bir hadise değil ki, âdi ve tabiî kanunlarına tatbik edilsin. Belki, şems ve kamerin Hâlık-ı Hakîmi, Resulünün risaletini tasdik ve dâvâsını tenvir için, harikulâde olarak o hadiseyi ika etmiştir. Sırr-ı irşad ve sırr-ı teklif ve hikmet-i risaletin iktizasıyla, hikmet-i Rububiyetin istediği insanlara, ilzam-ı hüccet için gösterilmiştir.

    O sırr-ı hikmetin iktiza etmedikleri, istemedikleri ve dâvâ-yı nübüvveti henüz işitmedikleri aktâr-ı zemindeki insanlara göstermemek için, sis ve bulut ve ihtilâf-ı metâli haysiyetiyle, bazı memleketin kameri daha çıkmaması ve bazılarının güneşleri çıkması ve bir kısmının sabahı olması ve bir kısmının güneşi yeni gurub etmesi gibi, o hadiseyi görmeye mâni pek çok esbaba binaen gösterilmemiş.

    Eğer umum onlara dahi gösterilseydi, o halde ya işaret-i Ahmediyenin neticesi ve mu’cize-i nübüvvet olarak gösterilecekti; o vakit risaleti bedâhet derecesine çıkacaktı, herkes tasdike mecbur olurdu, aklın ihtiyarı kalmazdı iman ise, aklın ihtiyarıyladır sırr-ı teklif zayi olurdu. Eğer sırf bir hadise-i semâviye olarak gösterilseydi, risalet-i Ahmediye ile münasebeti kesilirdi ve onunla hususiyeti kalmazdı.


    Lügatler :

    âdi : basit, sıradan
    aktâr-ı zemin : yeryüzünün dört bir tarafı
    akvâm : kavimler, milletler
    bedâhet : ap açıklık
    binaen : –dayanarak
    burhan : güçlü delil
    cehalet : cahillik
    dâvâ-yı nübüvvet : peygamberlik dâvâsı
    delâlet : delil olma, işaret etme
    elhasıl : özetle, sonuç olarak
    esbab : sebepler
    esbab-ı mânia : engel olan sebepler
    gurup : güneşin batışı
    haysiyet : itibar
    hikmet-i risalet : peygamberliğin hikmeti
    hikmet-i Rububiyet : rububiyetin hikmeti
    hususiyet : özel oluş
    hüccet : delil
    icmâ : fikir birliği
    ika etme : yapma, yaptırma
    iktiza : gerektirme
    ilzam-ı hüccet : delille susturma
    imkân : olabilirlik
    kamer : ay
    kâselis : çanak yalayıcı, dalkavuk
    maatteessüf : ne yazık ki
    mâni : engel
    mu’cize-i nübüvvet : peygamberlik mu’cizesi
    nübüvvet : peygamberlik
    resul : peygamber
    risalet : peygamberlik
    risalet-i Ahmediye : Hz. Muhammed’in peygamberliği
    sırr-ı hikmet : hikmetin sırrı
    sırr-ı irşad : doğruyu ve hakkı gösterme sırrı
    sırr-ı teklif : kulluk ve imtihan sırrı
    suret : şekil
    şems : güneş
    tabiî : doğal, tabiat gereği
    tasdik : doğrulama
    tenvir : aydınlatma
    tesadüfî : rastgele
    umum : bütün
    vuku : olma, meydana gelme
    zayi olmak : kaybolmak
    Yazar : Risale Forum
    insanın vazife-i fıtriyesi, dua ile ubûdiyettir. dua etmektir. Yani, aczin ve fakrın cenahlarıyla makam-ı âlâ-yı ubûdiyete uçmaktır.Demek, insan bu âleme ilim ve dua vasıtasıyla tekemmül etmek için gelmiştir. Mahiyet ve istidat itibarıyla herşey ilme bağlıdır. Ve bütün ulûm-u hakikiyenin esası ve madeni ve nuru ve ruhu marifetullahtır ve onun üssü’l-esası da iman-ı billâhtır.

  5. #355
    ayvazoğlugıda çevrimdışı Yeni Üye
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jul 2011
    Mesajlar Mesajlar
    192
    Blog Blog Girişleri
    66
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 43 + 226


    Cevap: Günün Risale-i Nur Dersi

    TARİHÇE-İ HAYAT DERSLERİ
    9.20.AFYON HAYATI(DEVAMI)
    Büyük Müdafaatından Parçalar(Devamı)
    Bundan otuz sene evvel, Cenâb-ı Hakkın inayetiyle dünyanın muvakkat şan u şerefinin ve enâniyetli hodfuruşluğunun, şöhretperestliğinin ne kadar faidesiz ve mânâsız olduğunu, hadsiz şükür olsun ki, Kur’ân’ın feyziyle anlamış bir adamın o zamandan beri bütün kuvvetiyle nefs-i emmâresiyle mücadele edip mahviyet etmek, benliğini bırakmak, tasannu ve riyakârlık yapmamak için elden geldiği kadar çalıştığına, ona hizmet eden veya arkadaşlık edenler kat’î bildikleri ve şehadet ettikleri halde ve yirmi seneden beri herkes kendi hakkında hoşlandığı ziyade hüsn-ü zan ve teveccüh-ü nas ve şahsını medh ü senâdan ve kendini mânevî makam sahibi olduğunu bilmekten herkese muhalif olarak bütün kuvvetiyle kaçtığı ve hem has şakirtlerinin onun hakkındaki hüsn-ü zanlarını reddedip, o hâlis kardeşlerinin hatırını kırması ve yazdığı cevabî mektuplarında onun hakkındaki medihlerini ve ziyade hüsn-ü zanlarını kabul etmemesi ve kendini faziletten mahrum gösterip bütün fazileti Kur’ân’ın tefsiri olan Risale-i Nur’a ve dolayısıyla Nur şakirtlerinin şahs-ı mânevîsine verip kendini âdi bir hizmetkâr bilmesi kat’î ispat ediyor ki, şahsını beğendirmeye çalışmadığı ve istemediği ve reddettiği halde, onun rızası olmadan bazı dostları uzak bir yerden onun hakkında ziyade hüsn-ü zan edip medhetmeleri, bir makam vermeleriyle, acaba hangi kanun ile medar-ı mes’uliyet olur ki, o bîçare hasta ve çok ihtiyar ve garibin münzevî odasına, büyük bir cinayet işlemiş gibi, kilidini kırıp taharri memurlarını sokmak, hem evradından ve levhalarından başka bir bahane bulamamak, acaba dünyada hiç bir kanun, hiç bir siyaset bu taarruza müsaade eder mi?

    Vatana ve millete ve ahlâka çok zararlı olan dinsizlerin kitaplarının intişarına ve komünistlerin neşriyatına serbestiyet kanunuyla ilişilmediği halde, üç mahkeme medar-ı mes’uliyet olacak içinde hiçbir maddeyi bulmayan ve millet ve vatanın hayat-ı içtimaiyesini ve ahlâkını ve âsâyişini temine yirmi seneden beri çalışan ve bu milletin hakikî bir nokta-i istinadı olan âlem-i İslâmın uhuvvetini ve bu millete dostluğunu iadeye ve o dostluğu takviyesine tesirli bir surette çabalayan ve Diyanet Riyasetinin uleması tenkit niyetiyle, Dahiliye Vekilinin emriyle, üç ay tetkikten sonra, tenkit etmeyerek, tam kıymetini takdir edip “kıymettar eser” diye diyanet kütüphanesine konulan Zülfikar ve Asâ-yı Mûsâ gibi ve-Kabr-i Peygamberî (Aleyhissalâtü Vesselâm) üzerinde alâmet-i makbuliyet olarak Asâ-yı Mûsâ mecmuasını hacılar gördükleri halde-Nur eczalarını evrak-ı muzırra gibi toplayıp mahkeme eline vermek, acaba hiçbir kanun, hiçbir vicdan, hiçbir insaf buna müsaade eder mi?










    Lügatler :
    alâmet-i makbuliyet : kabul olunduğunu belirten işaret, nişan
    âlem-i İslâm : İslâm âlemi
    Aleyhissalâtü Vesselâm : Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun
    Asâ-yı Mûsâ : Mûsâ’nın Asâsı anlamına gelen Risale-i Nur Külliyatında yer alan bir eser
    benlik : gurur
    bîçare : çaresiz, zavallı
    Dahiliye Vekili : İçişleri Bakanı
    Diyanet Riyaseti : Diyanet İşleri Başkanlığı
    ecza : bütünü oluşturan parçalar
    evrad : virdler; zikirler
    evrak-ı muzırra : zararlı evraklar, yayınlar
    fazilet : güzel ahlâk, üstünlük
    hayat-ı içtimaiye : sosyal hayat
    hizmetkâr : hizmetçi
    hüsn-ü zan : güzel düşünce
    intişar : yayılma
    Kabr-i Peygamberî : Hz. Muhammed’in (a.s.m.) mezarı
    kıymettar : kıymetli, değerli
    mahrum : yoksun
    mecmua : kitap
    medar-ı mes’uliyet : sorumluluk sebebi
    medh ü senâ : övme ve yüceltme
    medhetme : övme
    medih : övgü
    muhalif : aykırı, zıt
    münzevî : bir köşeye çekilip ibadetle uğraşan, vaktini ibadetle geçiren
    neşriyat : yayma, yayın
    nokta-i istinad : dayanak noktası
    riyakârlık : gösteriş
    serbestiyet : serbestlik
    şahs-ı manevî : mânevî kişilik, kollektif kişilik
    şakirt : öğrenci, talebe
    şehadet : şehitlik, Allah rızası yolunda hayatını feda etme
    taharrî : araştırma, inceleme
    takdir : belirleme, değer biçme
    tasannu : yapmacıklık
    tefsir : açıklama, yorum
    tenkit : eleştiri
    tetkik : inceleme, araştırma
    teveccüh-ü nâs : insanların alâkası, yönelmesi
    uhuvvet : kardeşlik
    ulema : alimler
    Zülfikar : Üstad Bediüzzaman’ın Kur’ân’a ve Peygamberimiz’in (a.s.m.) mu’cizelerine dair olan bir eseri
    Yazar : Risale Forum
    insanın vazife-i fıtriyesi, dua ile ubûdiyettir. dua etmektir. Yani, aczin ve fakrın cenahlarıyla makam-ı âlâ-yı ubûdiyete uçmaktır.Demek, insan bu âleme ilim ve dua vasıtasıyla tekemmül etmek için gelmiştir. Mahiyet ve istidat itibarıyla herşey ilme bağlıdır. Ve bütün ulûm-u hakikiyenin esası ve madeni ve nuru ve ruhu marifetullahtır ve onun üssü’l-esası da iman-ı billâhtır.

Sayfa 36/36 İlkİlk ... 263233343536

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

102, 104, 105, 106, 108, 111, 112, 115, 117, 118, 119, 120, 124, 126, 127, 128, 131, 133, 134, 135, 136, 137, 139, 140, 143, 146, 151, 152, 153, 154, 157, 159, 160, 161, 162, 163, 164, 165, 166, 168, 169, 171, 172, 174, 176, 178, 180, 181, 183, 184, 185, 186, 187, 189, 191, 192, 193, 194, 195, 196, 197, 198, 199, 201, 204, 205, 206, 227, 271, 327, 427, 527, 592, 600, 627, 727, 827, 927, aaa, abdini, açacak, acip, adaletli, adamının, adedince, adi, adıyla, âhiretimizi, âhirette, aile hayatı, aklı, akıldan, alâkası, alâküllihal, aldatmak, aldatmaz, aldıkları, aleme, âlemleri, âlisi, âliyesi, alıkoyan, alınmış, alıntı, amal, amelin, amellerin, âmî, anarşilik, andan, anlayan, aracı, araf, arkadaşı, arpa, arınmış, arz, asfiya, askerlik, asra, atan, atmak, aya, ayetten, âyine, aynen, ayrılış, azot, ağabeyi, ağlayarak, ağzı, bahçeyi, bahisleri, bahusus, bakmalı, baskı, bayrak, bayrağını, bazısında, bağlantı, bağırarak, bağış, bağışlar, başkasını, başlarında, başlayan, başıbozuk, başıboş, başındaki, bedüzzaman, benzetmek, beraberlik, berzahta, beslemek, beyte, beşer, beştir, biçarelerin, bildim, bildirir, bildirmemeyi, bilinen, biliniz, bilinmez, bilirsiniz, biliyorlardı, bilmesi, bilmüşahede, binaen, binaenaleyh, bir adam, birdir, birlik, bissavab, bitmeyen, bitti, bizimle, bizleri, books, bozan, bozulması, boğulur, boşa, budur, bulamaz, buldum, bulunmak, buna, burayı, burcu, bütünlüğü, bırakmıyor, bıraktığı, çalışıyor, çalışıyorlar, camide, çarşı, çavuş, çağdaş, çağırdı, çekiyor, çekmez, çerçevesi, cesaret, cevaben, cihâ, cihazat, cilvelerine, çizgi, çoktur, cömertlik, cumhur, cumhura, çıkarılan, çıkın, çıkış, çıplak, dadır, daha, daimî, daire, damarı, dane, davranışlardan, davranışları, dağlar, dağıtacak, dedikleri, dedikodu, dediler, dediğine, delalet, delildir, demeye, demişler, denilmez, derece, derslere, derstir, desteklemek, deyince, değildi, değilim, değiller, değişebilen, değişmekte, değiştirme, değiştirmek, dikkatle, dile, dilediğini, dilemek, dileyen, dinen, dininde, direğidir, diyebilir, diyebilirim, diyenlerin, diyorsunuz, diyoruz, dosyaları, doğrular, doğruları, dünyadan, dünyaperest, dünyasına, duruma, duyan, duygularımızı, düzenli, düğü, düğümü, düşmanı, düşünmüyorsan, düşünüyor, düşünüyorum, dış, dışında, eceli, edenleri, edilirse, edilsin, ediyorlar, ediyorsun, efendiler, efes turları, efkar, ehemmiyetlidir, ejderha, eksiksiz, elemlerin, elemsiz, elimizden, eliyle, ellerinde, elzemdir, emareleri, emirdağ, emmaresinin, emrini, engeli, engiz, envârı, erdoğan, esenlik, esmâ, etmemesi, etmemiz, etmeyiz, etrafındaki, etsem, ettiklerini, ettir, ettiren, ettirir, ettirsin, ettiğimiz, eyleme, ezeliyesi, eşkiya, eşsiz, faideleri, fazilet, faziletler, fecr, felakete, felsefecileri, ferah, ferit, fikirleri, fikrini, firdevs, fitnelerden, fitnesinde, fiyat, fransa, fütur, fıtraten, gaflete, galebe, garra, gaybe, gayret, gazabı, gecemiz, geçmesi, gelmiyor, gelmiş, gemide, general, gerçekleri, gerçeklik, gerekiyor, gerginlik, getirip, gezer, gezi, gidip, gidiyorsunuz, gidiyoruz, girdim, giriniz, gitmiş, gitti, giydirir, giydirmek, gökte, göndermiş, gördüğünü, göreceksin, görmeye, görmeyi, görmezse, görseler, görünmek, görünüşü, görüyorum, görüşleri, gösteriş, gösterme, gözaltında, gözümüzle, gümüş, günahtan, günahını, gururu, güvenme, güzelliği, gıdadır, gıybetin, hakaiki, hakikatine, hakikatlı, hakikatten, hakkaniyeti, haktan, halet, halka, hallerini, hâlıkını, hanımlarda, hapis, harap, hararet, harbi, harekâtla, hastalıktan, hastalığını, hatası, havas, hayalen, hayatım, haydut, hayrette, hazretlerini, haşirde, hendese, herşeye, herşeyin, hevâ, heves, hevesi, hezeyan, hicr, hiddetle, hilkat, hissediyorum, hissettim, hitaben, hitabet, hizmete, hizmetimizde, hizmetimize, hizmetteki, hodbin, hücum, hükümet, hükûmetten, hıristiyan, ibarettir, icadı, içindekiler, iddiaları, iftiralarla, iftiraya, ihanet, ihata, ihbarı, ihtiraslar, ihtiyaç, ikincisi, ikinin, ilerleme, ilham, ilimle, ilimsiz, imaniye, imaniyeden, imaniyeyi, imdat, imran, inananlar, inancı, inhisar, insafsızlar, insanlığı, inziva, isbat, isen, isimli, istedin, istediğini, istekleri, istemeye, istemez ki, isteğimiz, istikbaldeki, istiyorlar, isyana, itham, itidal, itiraza, ittifakını, iyilikle, izafiye, izale, işaret, işgal, işittim, işkence, işlemeyen, işlere, işlevi, iştihar, iştir, iştiyak, jpg, kabre, kabrimi, kaçıyoruz, kadınları, kafasını, kafilelerinin, kâfiri, kahramanlarından, kahrı, kainatta, kâinatı, kalacak, kalbimde, kalbinin, kaldıracak, kalmamış, kalpteki, kalsı, kamer, kanunları, kapanmak, kapında, karanlıklarında, kardeşi, kardeşimiz, kardeşlere, kardeşleri, kardeşlerimden, kardeşlerimin, kardeşlerimiz, kardeşlerimizi, kardeştirler, karışması, karışsı, katılma, kavga, kavmin, kavramı, kavuşmuş, kazancı, kebireleri, kebiri, kehribar, kemik, kendilerini, kendisinde, kesilmiş, kesmeyi, kesretli, kesti, keyfini, kimsede, kinaye, kitabını, komünist, konuşmak, konya, korkudan, koruması, kötülüklerin, koyan, koyup, koşuş, kudretine, kudüs, küfr, küfrü, kullar, külliye, kulumun, kur'an'daki, kurnaz, kurulan, kuruş, kuvvetiniz, kuvvetle, kuvvetlendirmek, kuvvettir, kırılacak, kırılmaya, kısa, kısmen, kısmı, kısı, kısımdan, kısımlarını, kıyamete, kıyası, kıymetini, kıymetsiz, lâfza, lâkin, lâyık, leyl, lezzetlerin, libası, lisanı, lütuf, lüzumu, maddeten, mahkeme, mahkûm, mahlukat, mahremiyeti, mahvolur, mahza, makalesini, makamlara, malûmdur, malımı, mama, manen, mâneviyattan, manevra, maraz, masnuatı, mağfiret, mağlub, mağlup, mecbur, mecmuası, medarı, medrese, mektubları, memlekete, menbaı, meramı, merhametsizlik, mertebesini, mesel, meselâ, meselede, meselelere, meselesinin, meseleyi, mevcudat, mevcut, mevsimler, mevsimlerin, meydanı, meyletmek, meyvedir, meyvesini, mezaristana, mezarlık, meşhurdur, meşrebimiz, mikdar, milleti, mimsiz, miracınızı, misafirhanesi, misafirsin, misli, mizanıyla, muazzam, mübhem, mücahede, mucib, muhabbete, muhabbettir, muhakkak, muhaldir, muhtacı, muhterem, mukaddestir, mukayese, mükellefiz, mükerrem, mümkü, münafıklar, müphem, mürüvvet, mürşidi, müslümana, müstaid, müstehak, mütehayyir, müttefik, müş, nail, naks, nas, nasılki, nefer, nefret, nesilden, neşretmek, neşriyat, nihayet, niyetle, niza, nüfuz, numunesi, nurcunun, nurdur, nurlandıran, nutku, odası, ödü, okka, okuyunuz, olana, olduk, olduğuna, olduğundan, öleceksin, olgun, olmadı, olmadığı, olmaktan, olmamak, olmayanı, olmayı, olsalar, omuzuna, onbeş, onbir, onlardan, onsuz, oradan, orga, ötesine, öyledir, özellikle, özgü, oğlak, öğrendim, öğreten, pakistan, palaska, pamuk, parçalar, parıldayan, patiska, payitaht, paylaşıyorum, perspektifi, peygamberlere, peygambersiz, rabbinin, rabbı, rahatla, rahatı, rahatını, rahm, rahmeten, revaç, rezil, risale-i, risale-i nur, risalesinde, risalesini, risaleti, rivayette, rububiyeti, saadetine, sabahı, sabırda, safsata, sahibi, sahibidir, sahibine, sahibini, saidnursi, sakı, sakınmak, sanii, sanmak, sarih, sarılmak, sayan, sayılan, seçim, seciye, seddi, sekiz, semeresi, senâ, seniye, seniyyesi, sermaye, servet, sevaplı, seviyesi, sevmeyen, sevsin, seyyare, show, siyasal, sizde, sizdeki, sizlerden, sizlere, sohbette, sokuyor, somut, sordular, sormuşlar, sövmek, söylemiş, söyleyerek, söylüyorum, sözlerde, süfyan, süre, süren, suretle, surlar, sürmek, sürü, süzülen, sıhhat, sırra, sığı, sığınmak, taarruz, taassub, tahammülsüzlük, tahrip, tahsile, takdim, takdirde, takdiri, taksim, takvaya, takvim, tamamıyla, tamir, tanımayan, tanıyor, tapan, tasarı, tasavvur, tasdike, tasdiklerine, tavukları, tavır, taziye, taşları, tebâiyet, tecavüz, tenkid, terakki, terki, terörist, ters, terviç, tesbihlerin, teslimiyete, tevahhuş, tevili, teşhir, titizlik, titremeleri, tokada, tokat, toplamak, toplansa, topluma, tükenmez, türklere, tutar, tutma, ubudiyeti, üç aylar, ücretleri, ücretli, uhrevî, uhreviyede, ümid, ümidinizi, umum, unutması, unutulmayacak, üstü, uyandırmadan, uykunu, uyum, uyumlu, vacib, vaciptir, vahy, varlığının, vazifeler, vazifeli, vazifemi, vazifeni, vazifenize, vazifesidir, verdiği, verildi, verilmiş, vermişler, vesveseler, vesvesen, veyahut, vicdanında, vurmak, yahudiye, yalandan, yalnızlıkta, yanlışlar, yapanlar, yapması, yapıyorlar, yaratılanlar, yaratılışında, yardımı, yarım, yarışı, yaygın, yayı, yazdığı, yazılan, yazıldığı, yağmursuzluk, yaşadığı, yaşıyoruz, yeknesak, yerden, yezdan, yok, yolcusu, yolcusun, yükleri, yükseliş, yüzleri, yıldızlara, yıldızları, ışık, zahmet, zahmetsiz, zamanla, zamanları, zannediyorlar, zarif, zata, zekâvetinize, zelzele, zeminde, zemzem, zerdali, zerrelerin, zikretmenin, zira, zülcelal, zulmet, zulmü, zulümler, şahsen, şahsî, şahsiyet, şahsiyetini, şakirdleri, şartları, şatahat, şehadetler, şehr, şekerli, şerifi, şerleri, şevk, şevket, şeye, şeylerle, şeytandan, şeytanları, şeytanı, şifası, şirke, şöhret, şükrettim, şükürle, şüpheli

Etiket Bulutu Ana Sayfası

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222