Sayfa 3/4 İlkİlk 1234 SonSon
33 sonuçtan 21 ile 30 arası

  1. #21
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesajlar Mesajlar
    412
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 119 + 5830


    Cevap: risalei nurun türkce cevirisi

    Alıntı bammab Nickli Üyeden Alıntı [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    arkadaşlar açıklamalarınızın hepsine saygı duyuyorum. Amacım bu mübarek esere asla ve kat-a hakaret etmek basitleştirmek falan değil sadece anlamak istiyorum ve kafama takılan bir soru var burda bunuda sormadan edemiyorum. Allah'ın kelamı olan Kur-an'ı Kerim'in dahi Türkce acılaması ve tefsirleri varken muazzam zenginlikler ve güzellikler ihtiva eden Risale-i Nur'un daha anlaşılır olması daha güzel olmazmı. Cahilliğim için herkesten çok özür diliyorum ama ben orijinalini cok defalar okuamama rağmen anlama oranım yaklaşık %15-20'lerde siteye eklediğim yazıları okuyunca %100 ünü anladım ve kendimi cok daha fazla dine vermeye başladım.

    Bunun izahatı nedir peki..?

    Bu ifadeyi biz nette cahil olanlarda görmedik..Varsa izahatı yapsın, bekleriz..
    Yazar : Risale Forum






  2. #22
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesajlar Mesajlar
    412
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 119 + 5830


    Risale-i Nur niçin sadeleştirilemez?

    [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]

    [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    Yazar : Risale Forum






  3. #23
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesajlar Mesajlar
    412
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 119 + 5830


    Risâle-i Nur'un "sırlı lûgat" i..

    "Risâle-i Nur'un hocası Risâle-i Nur'dur.

    Risâle-i Nur, başkalarından ders almaya ihtiyaç bırakmıyor.

    Herkes istidâdı nisbetinde kendi kendine istifâde eder."

    Konferans

    Bu kısmı okurken, bu anlayışda "-kelimeleri anlamak- ne kadar tesirli?" diye düşünürüz hep..

    Birçok yeni okuyan, hep

    "okuyorum ama kelimeler çok yabancı anlamıyorum, gene de anlatamadığım bir tadı var bırakamıyorum" der..

    Acaba hakîkaten "kelimeleri" anlamıyormuyuz..?

    Evet, bu başlıkta hep beraber Risâle-i Nur içinde "derc edilmiş" saklanmış

    o gizli lûgatı rast geldikçe paylaşalım, bakalım okurken anlamıyormuşmuyuz..?

    Bismillah


    "Ve o taalluk, abdin kesbine ve işine yardım edici bir ruh gibi olur. "

    Bakınız burada, "kesb" in anlaşılacak hâli devâmında verilmiş..

    Buyrun bakalım..
    Yazar : Risale Forum






  4. #24
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesajlar Mesajlar
    412
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 119 + 5830


    Cevap: risalei nurun türkce cevirisi

    Mâdem öyledir; kâinatta şu görünen fevkalâde ucuzluk

    ve şu göz önündeki hadsiz mebzûliyet, sikke-i Vahdeti güneş gibi gösterir.

    22. Söz

    "Dünya öyle bir metâ değil ki nizâa değsin."

    Çünkü, fâni ve geçici olduğundan kıymetsizdir.

    Mektubat


    İmanî hizmetinizde kazandığınız ebedî sevablar ve ruhî ve kalbî faziletler ve sevinçler,

    şimdiki geçici ve muvakkat gamları ve sıkıntıları hiçe indirir kanaatındayım.

    Şualar


    Tafsilatını, izahatını, senedli hüccetlerini risalet-i Muhammediyeye (a.s.m.) dair

    Zülfıkar, Mucizat-ı Ahmediye (a.s.m.) ve Arabi Hizb-i Nuriye havale edip,

    yalnız gayet muhtasar, kısacık üç işaret ile

    Arabi Hizb-i Nurinin hülâsasının bir hülâsası ve tesbihatta tekrar ettiğim Kelime-i Tevhid ile...........

    On Beşinci Şuâ


    Yazar : Risale Forum






  5. #25
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesajlar Mesajlar
    412
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 119 + 5830


    Cevap: risalei nurun türkce cevirisi

    Ortada, bu kıymettar harika-i san’at olan nimetler

    Ehad, Samed’in mucize-i kudreti ve hediye i rahmeti olduğunu düşünmek ve derk etmek fikirdir.

    1. Söz
    İşte bu iyi adam, girdiği memlekette bir umumî şenlik görüyor:

    her tarafta
    bir sürur, bir şehrâyin, bir cezbe ve neş’e içinde zikirhaneler...

    2. söz

    Batnındaki çirkinlikler zahirine aksetmiş olmalı ki, gülmeyi ağlamak, terhisâtı soymak ve talan etmek tevehhüm etmişsin.

    2. Söz

    Şu sağdaki yol, hiç zararı olmamakla beraber, onda giden yolculardan ondan dokuzu büyük kâr ve rahat görür.

    Soldaki yol ise, menfaati olmamakla beraber, on yolcusundan dokuzu zarar görür.

    ........
    Zahirî bir hiffet, yalancı bir rahatlık görür.
    .........

    Fakat mânâsında öyle bir rahatlık ve hafiflik var ki, tarif edilmez.

    3. Söz

    Bir zaman, bir büyük hâkim, iki hizmetkârını, herbirisine yirmi dört altın verip, iki ay uzaklıkta has ve güzel bir çiftliğine ikamet etmek için gönderiyor. Ve onlara emreder ki:
    “Şu para ile yol ve bilet masrafı yapınız. Hem oradaki meskeninize lâzım bazı şeyleri mübâyaa ediniz.
    Bir günlük mesafede bir istasyon vardır.
    .........

    Bir kısım ehl-i takvâ berk gibi, bin senelik yolu bir günde keser. Bir kısmı da hayal gibi, elli bin senelik bir mesafeyi bir günde kat’ eder.
    ........

    Zira, bin adamın iştirak ettiği bir piyango kumarına yarı malını vermek akıl kabul ederse halbuki kazanç ihtimali binde birdir sonra yirmi dörtten bir malını, yüzde doksan dokuz ihtimalle kazancı musaddak bir hazine-i ebediyeye vermemek ne kadar hilâf-ı akıl ve hikmet hareket ettiğini, ne kadar akıldan uzak düştüğünü, kendini âkıl zanneden adam anlamaz mı?

    4. Söz

    Bütün vâridâtı ve menfaati size vereceğim.
    .........

    Hem idare ve muhâfaza zahmeti ve külfeti başınıza kalacak.
    .......

    Çünkü hatâsının neticesi olarak hem saadeti ve mülkü gitmiş, hem ceza ve azab çekiyor.
    .......

    Eğer Mâlik-i Hakikisine satılsa ve Onun hesâbına çalıştırsan, akıl öyle tılsımlı bir anahtar olur ki, şu kâinatta olan nihayetsiz rahmet hazînelerini ve hikmet defînelerini açar.
    .......

    Ve daha bunlar gibi başka âletleri ve âzâları kıyas etsen anlarsın ki, hakikaten mü'min Cennete lâyıkve kâfir Cehenneme muvâfık bir mahiyet kesb eder.
    .......

    Ve onların herbiri öyle bir kıymet almalarının sebebi, mü'min, imâniyle Hâlıkının emânetini, Onun nâmına ve izni dairesinde istimâl etmesidir. Ve kâfir, hıyânet edip nefs-i emmâre hesâbına çalıştırmasıdır.
    .......

    İnsan zayıftır, belâları çok; fakirdir, ihtiyacı pek ziyâde; âcizdir, hayat yükü pek ağır.

    6. Söz
    Yazar : Risale Forum






  6. #26
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesajlar Mesajlar
    412
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 119 + 5830


    Cevap: risalei nurun türkce cevirisi

    Bediüzzaman Hazretleri, asıl Türkçe olan fakat şimdi Osmanlıca dediğimiz lisanın muhafazasını istemiş ve o kelimeleri bilerek tercih etmiştir.
    Risale-i Nur’da Osmanlıca kelime ve tabirlerin muhafaza edilmesinin çok hikmetleri vardır.

    Üstad Hazretleri bu kelimelerin öz Türkçelerini bildiği halde değiştirmemiştir.
    Nitekim metinlerde bir çok öz Türkçe kelimeler, daha önce geçen Osmanlıca kelimelerin manalarını izah edecek şekilde ardarda veya başka cümlelerde onların yerine kullanıldığı görülmektedir.
    Buda Nur’ların anlaşılmasını kolaylaştırmakta ve lügatlara müracaat olmadan dahi olsa Nur’ların anlaşılabileceğini göstermektedir.
    Sabredip teenni ile okuyan ve Nur’un derslerine devam edenler bu hakikata şahid olmuşlardır.
    Mezkür yerlerin çok sayıda örnekleri vardır.

    Misâl olmak üzere. “Sözler” adlı eserden birkaçını zikrediyoruz :


    (Parantez içindeki rakamlar, Envar Neşriyatın son baskısındaki sahifeleri gösterir.)

    -anahtar (535), miftah (536)

    -tahammül edemez ve yüklenemez (537)

    -istinad eder. . . . . dayanır (627)

    -ince ve dakik (627)

    -müstağni ve hiç kimseye ihtiyacı olmayan (628)

    -tezyin ettiği gibi süslendirip (654)

    -sever, muhabbet eder (620)

    -gerek, lazım (621)

    -mâhir, usta (623)

    -tevkif ve durdurma (624)

    -istab’ad. . . . akıldan uzak ve muhal görür (65)

    -nihayetsiz, gayr-i mütenahi (552)

    -âlem-i ahiret (531), öteki alem (556)

    -me’yus, ümitsiz (584)

    -umum, bütün (586)

    -kanat, cenah(589)

    -küreyvat-ı hamra, yuvarlak kırmızı mevcut (592)

    -lisaniyle,
    diliyle (592)

    -beden-i insani (593), insanların bedeni (594)

    -şuunat, işler (595)

    -zaptetmek, ele geçirmek(596)

    -semanın (603), göğün (603)

    -yüz, sima(606)

    -istiğna-yı mutlak var, hiçbir cihetle ihtiyaç yok (607)

    -ekl, kelam ve fikirdir, yani yemek, söylemek ve düşünmektir (608)

    -elinde, kabzasında (609)

    -gölgesi, zılali (611)

    -geniş, vüs’atli (508)

    -vahşî, hiç şehir görmemiş (508)

    -hâlidir, boştur (508)

    -hakir, küçük (508)

    -âkil-ün nebat, ot . . . . . yerler (508)

    -âkil-üs-semek, balık. . . . . yerler (508)

    -nardan, ateşten (508)

    -nurdan, ışıktan (508)

    alıntı
    Yazar : Risale Forum






  7. #27
    müdavim çevrimdışı Üye Sorumlusu
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Nereden Yer
    istanbul
    Mesajlar Mesajlar
    3.930
    Blog Blog Girişleri
    2
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 865 + 66388


    Cevap: risalei nurun türkce cevirisi

    Risale-i Nurlar neden sadeleştirilmiyor, herkesin anlayacağı hâle getirilmiyor?



    Risale-i Nur'un dilinde, ekseri olarak Allah’ın isimleri ve sıfatları ve Kur'ani tabirler hakim ve galip olduğu için, bunları gayret edip öğrenmek elzemdir. Kısacık dünya hayatını temin için her şeyi öğrenmeye çalışıp çabalamak aklın gereği ise, ebedi hayatın vesikası hükmünde olan dini tabirleri öğrenmek; hem aklın hem de hakikatin gereğidir.

    Risale-i Nur'un dili; hem dinimizi öğrenmek açısından, hem de geçmiş kültürümüzü talim açısından bir köprü vazifesi görüyor. Onun için kuşaklar arasında kesinti ve kopukluk olmamak için, ceddimizin dilini öğrenmek ve öğreten eserleri tahrif etmemek gerekir.

    Risale-i Nur'a bizim adapte olmamız lazım, yoksa onu kendimize adapte edersek hakikate zulüm olur.

    Risale-i Nur manevi ve İlhami bir tefsirdir, kelimelerini ve cümlelerini tam manası ile tercüme etmek ve sadeleştirmek mümkün değildir. Bu yüzden gayret edip orijinal diline aşina olup, orijinal manalarını talim etmeliyiz. Sonuçta sadeleştirme işini de birisi yapacağı için, onun anladığı ile kısıtlı kalacak; halbuki "Said Nursi ne demek istedi" ile "filanca ne dedi" arasında çok azim bir fark vardır.

    Risale-i Nur'u talim aşamasında; farklı vasıtalardan faydalanmak güzeldir. Lügat kullanmak veya onu izah eden başka kaynaklardan faydalanmak iyidir. Bazı neşriyatların yaptığı kelime açıklamalı kitaplardan faydalanmak güzeldir.

    Bütün araçların ve vasıtaların tek amacı olmalı; o da Risale-i Nur'u anlamaktır. Bu gaye esas alınırsa, araçlardan faydalanmanın bir mahzuru yoktur. Öyle ise sadeleştirme yerine, bu gibi vasıtalardan faydalanarak anlamaya çalışabiliriz.


    Yazar: Sorularla Risale
    Yazar : Risale Forum
    Öyle şerait oluyor, tahtında az bir hareke sahibini çıkarıyor tâ âlâ-yı illiyyîn...
    Öyle hâlât oluyor ki; küçük bir hareket, kâsibini indiriyor tâ esfel-i sâfilîn...

    * * *

  8. #28
    memluk çevrimdışı Hatim Sorumlusu
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nereden Yer
    biryerde sabit kalmıyorumki her yerden
    Mesajlar Mesajlar
    6.192
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 1449 + 115882


    Cevap: risalei nurun türkce cevirisi

    Üstad’ın hizmetkârı Hüsnü Bayramoğlu’ndan naklen:

    “Bir gün Üstadımızın huzuruna, Ankara’dan Atıf Ural’la talebeler geldiler. Üstadımızdan sual ettiler ki, gençlerin Risale-i Nur’u iyi anlamaları için sayfa altlarına kelime anlamlarını, lügatlarını yazsak olur mu diye sordular.
    Hz. Üstad, evvelen “olur” dedi, sonra devam ederek; “fakat Risale-i Nur tahkikî, tefekkürî iman dersleri verdiği için o anda sayfanın altına bakması tefekkürî iman derslerinin feyzine ve istifadesine mani olur. Onun için izin vermiyorum” dedi.

    Şahitler: M. Sungur, imza; M.N. Güleç, imza
    1948-1949’da Afyon hapsinde Ahmed Feyzi Ağabeyin Hazret-i Üstad’a gençler için risalelerin biraz sadeleştirilmesine dair mektubuna, Hazret-i Üstadımızın verdiği cevabın sonunu şöyle bitmektedir:
    “Benim tarz-ı ifadem, bu zamanın Türkçesine uygun gelmiyor. Bir parça dikkat ve teenni ister. Belki bunun da bir faydası, bir hikmeti var...» (Emirdağ Lâhikası Elyazma sh:661)
    Yazar : Risale Forum
    İnsanın Cenab-ı Haktan hiçbir hakkı talep etmeye hakkı yoktur.
    Bilâkis dâima şükretmeye medyundur. Çünkü, mülk Onundur, insan Onun memluküdür.
    Eğer Mâlik-i Mülke memlûk isen, Onun mülkü senindir, gör.

    Bizi düşmanın attığı taş değil
    Dostun attığı gül yaralar


  9. #29
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2010
    Mesajlar Mesajlar
    4
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 39 + 92


    Cevap: risalei nurun türkce cevirisi

    aklı selim açıklama yapan arkadaşlarıma teşekkür ediyorum ancak bazı kişiler o kadar ağır ithamlarda bulundular ki nerdeyse kafir olmakla suçluyacaklar, bunların yüzünden severek okuduğum risale-i nurdan soğudum şevkim kırıldı, bu kişileri vicdanlarıyla başbaşa bırakıyor, Allah'a havale ediyorum. Müslüman birleştirici olmalı fanatik değil.
    Yazar : Risale Forum

  10. #30
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2010
    Mesajlar Mesajlar
    1
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 37 + 10


    Cevap: risalei nurun türkce cevirisi

    teşekkürler...
    Yazar : Risale Forum

Sayfa 3/4 İlkİlk 1234 SonSon

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222