Namaz, kalblerde azamet-i İlahiyeyi tesbit ve idame ve akılları ona tevcih ettirmekle adalet-i İlahiyenin kanununa itaat ve nizam-ı Rabbanîye imtisal ettirmek için yegâne İlahî bir vesiledir. Zâten insan medenî olduğu cihetle, şahsî ve içtimaî hayatını kurtarmak için, o kanun-u İlahîye muhtaçtır. O vesileye müraat etmeyen veya tenbellikle namazı terkeden veyahut kıymetini bilmeyen; ne kadar cahil, ne derece hâsir, ne kadar zararlı olduğunu bilâhere anlar, ama iş işten geçer.

İşarat-ül İ'caz



Azamet-i İlahiye: Allah`ın büyüklüğü.
Tesbit: Sağlam olarak yerleştirme, sarsılmaz şekilde yerleştirme.
İdame: Devam ettirme.
Tevcih: Döndürme, yöneltme, çevirme.
Adalet-i İlahiye: Allah’ın(cc) adaleti.
İtaat: Uyma, boyun eğme, emri yerine getirme.
Nizam-ı Rabbanîye: Her şeyin sahibi ve terbiyecisi olan Allah’ın(cc) düzeni.
İmtisal: Uyma.
Yegâne: Bir, tek.
İlahî: Allah’a(cc) ait, Allah’la(cc) ilgili.
Medenî: Faziletli, terbiyeli.
Vesile: Bahane, sebep. *Vasıta.
Cihet: Yön, taraf.
Şahsî: Kişisel.
İçtimaî: Toplumla ilgili.
Kanun-u İlahî: Allah’ın(cc) kanunu.
Müraat: Uymak, uygun davranmak, korumak.
Hâsir: Hüsranda olan, zararda olan, kaybeden.
Bilâhere: Sonra, sonradan, daha sonra, sonunda.