5 sonuçtan 1 ile 5 arası

  1. #1
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar Mesajlar
    6.731
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 343 + 2712


    Sırr-ı Hilafet-i İnsaniye 'den

    ﻭَ ﺍِﺫْ ﻗَﺎﻝَ ﺭَﺑُّﻚَ ﻟِﻠْﻤَﻠَٓﺌِﻜَﺔِ ﺍِﻧِّﻰ ﺟَﺎﻋِﻞٌ ﻓِﻰ ﺍﻟْﺎَﺭْﺽِ ﺧَﻠِﻴﻔَﺔً ﻗَﺎﻟُٓﻮﺍ ﺍَﺗَﺠْﻌَﻞُ ﻓِﻴﻬَﺎ ﻣَﻦْ ﻳُﻔْﺴِﺪُ ﻓِﻴﻬَﺎ ﻭَ ﻳَﺴْﻔِﻚُ ﺍﻟﺪِّﻣَٓﺎﺀَ ﻭَ ﻧَﺤْﻦُ ﻧُﺴَﺒِّﺢُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻙَ ﻭَ ﻧُﻘَﺪِّﺱُ ﻟَﻚَ ﻗَﺎﻝَ ﺍِﻧِّٓﻰ ﺍَﻋْﻠَﻢُ ﻣَﺎﻟﺎَ ﺗَﻌْﻠَﻤُﻮﻥَ Bakara Suresi: 30.
    Yani: Düşün o zamanı ki, Rabb'in melaikeye hitaben: "Ben yerde bir halifeyi yaratacağım!" dedi. Melaike de: "Yerde fesad yapacak, kan dökecek kimseleri mi yaratacaksın! Halbuki biz, hamdinle seni tesbih ve takdis ediyoruz." dediler. Rabb'in de: "Sizin bilmediğinizi ben biliyorum!" diye onlara cevab verdi.

    Arkadaş! Melaikenin vücudunu tasdik ve kabul etmek imanın rükünlerinden biridir. Birkaç makamda bu rüknü isbat ve izah edeceğiz.

    Birinci Makam:
    Arz'ın ecram-ı ulviyeye nisbeten pek küçük ve süflî olduğu halde canlı mahlukatla dolu olduğunu görüp âlemin de nizam ve intizamına dikkat eden insan, ecram-ı ulviyenin de o yüksek burçlarında, hayatlı sâkinleri olduğuna kat'î bir şekilde hükmeder.

    Evet o burçlarda melaikenin vücudunu kabul etmeyen adamın meseli şöyle bir adamın meseline benzer: O adam, büyük bir şehre giderken, şehrin bir kenarında pek küçük bir binaya tesadüf eder. Bakar ki insanlarla doludur. Ve arsalarına bakar ki, canlı mahlukatla dolu. Ve gıdalarına bakar ki; nebatat, balık vesaire gibi hayat şartları yerindedir. Sonra bakar ki; pek uzakta milyonlarca apartmanlar, köşkler var. Aralarında, uzun uzun meydanlar, tenezzühgâhlar bulunur. Fakat o küçük binadaki insanların hayat şartları, o büyük binalarda bulunmadığından; o yüksek, müzeyyen sarayları, sâkinlerden boş, hâlî olduğunu itikad eder.

    Melaikenin vücudunu tasdik eden adamın meseli ise şöyle bir şahsın meseli gibidir: O adam, o küçük hanenin insanlar ile dolu olduğunu görür görmez, bilâ-tereddüd o yüksek kasırların da hayat yeri ve onlarda da onlara münasib sâkinler bulunduğuna hükmeder. Ve o yüksek kasırlara mahsus ve münasib hayat şartları vardır. Fakat oraların sâkinleri pek uzak olduklarından görünmemeleri, yok olduklarına delalet etmez.

    Binaenaleyh Arz'ın zevilhayatla dolu olmasından kat'iyyetle anlaşılıyor ki; bu geniş boşlukta durmakta olan semalarda, yıldızlarda, burçlarda ve çok kısımlara münkasım ve müştemil semavatta, şeriatın melaike ile tesmiye ettiği zîhayatlar mevcuddur.

    İkinci Makam:
    Bundan evvel isbat ve izah edildiği gibi; hayat, mevcudatın keşşafıdır, belki mevcudatın neticesidir. Binaenaleyh bu geniş fezanın sâkinlerden ve şu yüksek semavatın şenliklerden hâlî olduklarının imkânı var mıdır? Evet bütün ukalâ-i akl u nakl, manevî bir icma' ve ittifakla melaikenin mana ve hakikatlarına hükmetmişlerdir; fakat tabirleri çeşit çeşittir. Meselâ: Meşaiyyun, enva'-ı mevcudatı idare eden ruhanî mahiyet-i mücerrede ile; İşrakiyyun ise, ukûl ve erbab-ül enva' ile; dinler dahi melek-ül cibal, melek-ül bihar, melek-ül emtar gibi tabirlerle tabir etmişlerdir. Hattâ akılları kör gözlerinde bulunan maddiyyun taifesi de, melaikenin manasını inkâr etmeye mecal bulamadıklarından, fıtratın namuslarına nüfuz eden kuva-yı sâriye ile tabir etmişlerdir.

    S- Kâinatın irtibatını, hayatını temin için, hilkatte cereyan eden namuslar, kanunlar kâfi gelmez mi?

    C- Senin dediğin o sâri kanunlar, namuslar; itibarî ve vehmî emirlerdir. Muayyen vücudları, müşahhas hüviyetleri ancak onları temsil eden ve onların ma'kesi bulunan ve onların yularlarını ele alan melaike ile sabit olur.

    Ve keza teşekkül-ü ervaha münasebeti olmayan şu camid âlem-i şehadete vücudun münhasır olmadığına, akıl ve nakil müttefikan hükmetmişlerdir. Binaenaleyh ervaha münasib ve muvafık çok âlemlere müştemil olan âlem-i gayb, melaike ile dolu ve âlem-i şehadetin hayatına mazhardır.

    Hülâsa: Melaikenin mana-yı hakikatı, bu izah edilen emirlerden tebarüz etti. Binaenaleyh melaikenin suretleri, eşkâlleri arasında, ukûl-ü selimenin kabul ettiği vecihle, şeriatın izah ve beyan ettiği şekildir ki: Melekler mükerrem abddirler, emirlere muhalefetleri yoktur ve muhtelif kısımlara münkasım ve latif ve nuranî cisimlerdir.

    Üçüncü Makam:
    Arkadaş! Melaike mes'elesi öyle mes'elelerdendir ki; bir cüz'ün sübutuyla, küll sabit olur; bir ferdin vücuduyla, nev' tahakkuk eder. Zira inkâr eden küllünü inkâr eder. Binaenaleyh zaman-ı Âdem'den şimdiye kadar bütün din adamları her asırda icma' ve ittifakla melaikenin vücuduna ve aralarında muhaverenin sübutuna ve müşahedelerinin tahakkukuna ve onlardan edilen rivayetlerin nakline hükmettikleri halde melaikenin hiçbirisinin insanlara görünmediği veya vücudları hissedilmediği elbette muhaldir. Kezalik beşerin akaidine karışıp hiçbir zamanda, hiçbir inkılabda itirazlara maruz kalmayarak devam eden melaike itikadının bir hakikata, bir asla dayanmaması ve mebadi-i zaruriyeden tevellüd etmemesi muhaldir. Her halde beşerin bu umumî itikadı, mebadi-i zaruriyeden neş'et eden ve müşahedat vakıalarından hasıl olan ve muhtelif emarelerden tevellüd eden hadsî bir hükmün neticesidir. Evet bu itikad-ı umumînin sebebi; kat'î bir surette manevî bir tevatür kuvvetini veren, pek çok defalar vukua gelen melaikenin müşahedelerinden hasıl olan zarurî ve kat'î delil ve emarelerdir. Çünki melaike mes'elesi, beşerin malûmat-ı yakîniyesindendir. Eğer bunda şübhe olursa, beşerin yakîniyatında emniyet kalmaz.

    Hülâsa: Ruhanîlerden bir ferdin bir zamanda vücudu tahakkuk etse, bu nev'in vücudu tahakkuk eder. Nev'in vücudu tahakkuk etse, herhalde şeriatın beyan ettiği gibi olacaktır.

    İşarat-ül İ'caz

    Benzer Konular
    Hakikat-i İnsaniye
    Hakikat-i İnsaniye Hakikat-i İnsaniye Devami...
    Osmanlı'dan uzakta bir hilafet savunucusu: Hindistan Hilafet Hareketi
    Osmanlı'dan uzakta bir hilafet savunucusu: Hindistan Hilafet Hareketi Osmanlı'dan uzakta bir hilafet savunucusu: Hindistan Hilafet Hareketi Güney Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (GASAM) tarafından düzenlenen "Hindistan Hilafet Hareketi -
    İkinci Şuada geçen "sırr-ı vahdet" ile "sırr-ı tevhid" arasında b
    İkinci Şuada geçen "sırr-ı vahdet" ile "sırr-ı tevhid" arasında b İkinci Şuada geçen "sırr-ı vahdet" ile "sırr-ı tevhid" arasında bir fark var mı? İkisi aynı manaya mı gelmiyor? Devami...
    Hilafet-i osmaniye
    Hilafet-i osmaniye Halifeliğin Osmanlılara geçmesi Yavuz Sultan Selim döneminde oldu. Ordusuyla birlikte, hiçbir komutanın geçemediği Sina Çölünü 13 günde geçen Sultan Yavuz, 22 Ocak 1517 tarihinde, Ridaniye’de Mısır Ordusu ile karşı
    Risâle-i Nûr'da Nefs-i İnsâniye
    Risâle-i Nûr'da Nefs-i İnsâniye Risâle-i Nûr'da Nefs-i İnsâniye Allah Teâlâ, Kur'an-ı Kerim'de Yusuf (a.s)'ın dilinden nefsin kötülükleri işlemeyi, hevâ ve hevesi doğrultusunda Allah'ın emirlerine muhalefet etmeyi arzuladığını ve sahibini bun
    Yazar : Risale Forum

  2. #2
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar Mesajlar
    6.731
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 343 + 2712


    Cevap: Sırr-ı Hilafet-i İnsaniye 'den

    Bu âyetin, sâbık âyetle dört vecihle irtibatı vardır:
    Birinci Vecih: Bu âyetler, beşere verilen büyük nimetleri ta'dad ediyor. Birinci âyetle en büyük nimete işaret edilmiştir ki; beşer, hilkatin neticesidir ve Arz'ın müştemilâtı ona teshir edilmiştir, istediği gibi tasarruf eder. Bu âyet ile de, beşerin Arz'a hâkim ve halife kılınmış olduğuna işaret edilmiştir.

    İkinci Vecih: .........

    Üçüncü Vecih: Evvelki âyetle, canlı mahlukatın meskenleri olan Arz ve semavata işaret edilmiştir. Bu âyet ile de, o meskenlerin sâkinleri olan beşer ve melaikeye işaret edilmiştir. Ve keza o âyet, hilkatin silsilesine; bu âyet ise, zevi-l ervahın silsilesine işaret etmişlerdir.

    Dördüncü Vecih: Evvelki âyette hilkatten maksad beşer olduğu ve Hâlık'ın yanında beşerin bir mevki sahibi bulunduğu tasrih edildiğinde sâmiin zihnine geldi ki: "Bu kadar fesad, şürur ve kötülüğü yapan beşere bu kadar kıymet neden verildi? Cenab-ı Hakk'a ibadet ve takdis için şu fesadcı beşerin vücuduna hikmetin iktizası ve rızası var mıdır?" Sâmiin bu vesvesesini def' için şöyle bir işarette bulundu ki: Beşerin o şürur ve fesadları, onda vedîa bırakılan sırra mukabele edemez, affolur. Ve Cenab-ı Hak onun ibadetine muhtaç değildir. Ancak Allâm-ül Guyub'un ilmindeki bir hikmet içindir.


    İşarat-ül İ'caz
    Yazar : Risale Forum

  3. #3
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar Mesajlar
    6.731
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 343 + 2712


    Cevap: Sırr-ı Hilafet-i İnsaniye 'den

    Şu küçücük insan bedeni içinde bütün kâinatın fihristesini, bütün hazain-i rahmetin anahtarlarını, bütün esmalarının âyinelerini dercetmek; nihayet derecede bir hüsn-ü san'at içinde bir hikmeti gösterir. Sözler
    Yazar : Risale Forum

  4. #4
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar Mesajlar
    6.731
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 343 + 2712


    Cevap: Sırr-ı Hilafet-i İnsaniye 'den

    Eğer iman hayata hayat olsa o vakit hem geçmiş hem gelecek zamanlar imanın nuruyla ışıklanır ve vücud bulur. Zaman-ı hazır gibi ruh ve kalbine iman noktasında ulvi ve manevî ezvakı ve envar-ı vücudiyeyi veriyor.

    (Sözler, Risale-i Nur)
    Yazar : Risale Forum

  5. #5
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar Mesajlar
    6.731
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 343 + 2712


    Cevap: Sırr-ı Hilafet-i İnsaniye 'den

    Fıtraten daimî bir hayat ve ebedî yaşamak isteyen ve hadsiz emelleri ve nihayetsiz elemleri bulunan bîçare insana, elbette o hayat-ı ebediyenin üssü’l-esası ve anahtarı olan iman-ı billah ve marifetullah ve vesilelerinden başka olan şeyler ve kemalâtlar, o insana nisbeten aşağıdır. Belki çoğunun kıymetleri yoktur.

    (Şualar, Risale-i Nur)
    Yazar : Risale Forum

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222