4 sonuçtan 1 ile 4 arası

  1. #1
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar Mesajlar
    6.731
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 344 + 2712


    Mesnevi-i Nuriye / Onuncu Risale 'den

    ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤَﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ
    ﻭَﺟَﻌَﻠْﻨَﺎﻫَﺎ ﺭُﺟُﻮﻣًﺎ ﻟِﻠﺸَّﻴَﺎﻃِﻴﻦِ

    "Şeytanlar için o kandilleri birer taş yaptık." Mülk Süresi, 67:5.)


    İ'lem Eyyühel-Aziz! (Ey aziz bil)
    Şu âyet-i kerimenin yüksek semasına çıkıp sırrını fehmetmek için yedi basamaklı bir merdiven kuruyoruz.

    Âyet-i kerime: Hürmete lâyık şerefli âyet.
    Fehmetmek: Anlamak.


    Birinci Basamak:
    Semavatın, melaike ile tesmiye edilen münasib sâkinleri vardır. Çünki küre-i arzın semaya nisbeten küçüklüğü ve hakaretiyle beraber zevilhayat ile dolu olması, semavatın o müzeyyen burçları zevil-idrak ile dolu olmasını tasrih ediyor. Ve keza semavatın bu kadar zînetlerle tezyin edilmesi, behemehal zevil-idrakin takdir ve istihsan ile nazar-ı hayretlerini celbetmek içindir. Çünki hüsn-ü zînet, âşıkların celbi içindir. Yemek ve taam da aç olanlara yapılır. Maahâza ins ve cin o vazifeyi îfaya kâfi değillerdir. Ancak gayr-ı mahdud oraya münasib melaike ve ruhanîler o vazifeyi îfa edebilir.

    Semavat: Gökler.
    Tesmiye: İsimlendirme, isim verme, adlandırma.
    Küre-i arz: Yerküre, dünya.
    Zevilhayat: Hayat sahipleri, canlılar.
    Müzeyyen: Süslü, süslenmiş.
    Zevil-idrak: İdrak sahipleri, anlayış sahipleri.
    Tasrih: Açıklama, belirtme, açıkça anlatma.
    Tezyin: Süsleme, bezemek.
    Behemehal: Her halde, mutlaka.
    İstihsan: Beğenme, güzel bulma.
    Nazar-ı hayretlerini: Hayretli bakışlarını, hayret eder şekilde bakışlarını.
    Hüsn-ü zînet: Süs güzelliği, güzel süs.
    Maahâza: Bununla beraber, bununla birlikte.
    Gayr-ı mahdud: Sınırsız, sonsuz, sayısız.


    İkinci basamak:
    Arzın semavatla alâkası, muamelesi olup aralarında çok büyük irtibat vardır. Evet arza gelen ziya, hararet, bereket vesaire, semavattan geliyor. Arzdan da semaya dualar, ibadetler, ruhlar gidiyor. Demek aralarında cereyan eden ticarî muameleden anlaşılıyor ki; arzın sâkinleri için semaya çıkmaya bir yol vardır ki, enbiya, evliya, ervah cesedlerinden tecerrüd ile semavata uruc ederler.

    Ziya: Işık.
    Sema: Gök, gökyüzü.
    Enbiya: Peygamberler.
    Ervah: Ruhlar.
    Tecerrüd: Sıyrılmak, kurtulmak, ayrılmak.
    Uruc: Yükselme, yükseliş, yukarı çıkma.


    Üçüncü basamak:
    Semavatta devam ile cereyan eden sükûn, sükût, nizam, intizam, ıttıraddan hissedildiğine nazaran, semavat ehli, arz sâkinleri gibi değildirler. Evet arzda bulunan nifak, şikak, ihtilaf, ezdadın içtimaı, hayır ve şerrin ihtilatı gibi şeyler, semavatta yoktur. Bu sayede semavatta nizam ve intizamı bozacak bir hal yoktur. Sâkinleri verilen emirlere kemal-i itaatle imtisal ediyorlar.

    Sükûn: Sakinlik, durgunluk.
    Sükût: Sessiz, suskun, susma.
    Ittırad: İntizamlı, tertipli ve düzenli. Sıra ile birbirini izleyen.
    Şikak: İkilik, ayrılık.
    Ezdad: Zıtlar, birbirine ters düşenler.
    İhtilat: Karışmak, karışıp görüşmek.
    Kemal-i itaat: Mükemmmel ve eksiksiz şekilde itaat (uyma).


    Dördüncü basamak:
    Cenab-ı Hakk'ın iktizaları, hükümleri mütegayir bazı esmaları vardır. Meselâ: Bedir gibi bazı gazâlarda Ashab-ı Kiram'a yardım etmek üzere küffar ile muharebe etmek için melaikenin semadan inzalini iktiza eden ismi, melaike ile şeyatîn -yani semavî olan ahyar ile arzî eşrar- arasında muharebenin vukuunu istib'ad değil, iktiza eder. Evet Cenab-ı Hak melaikeye bildirmeksizin şeytanları def' veya ihlâk edebilir. Fakat satvet ve haşmetinin iktizası üzerine bu kabîl mücazatın müstehaklarına ilân ve teşhiri, azametine lâyıktır.

    Mütegayir: Birbirine zıt olan.
    Esma: İsimler.
    Bedir: Dolunay. *Mekke ile Medine arasında, Hz.Peygamberin (asm) 320kişik müslüman ordusu ile 1000 kişilik inkârcı Ebu Cehil kumandasındaki Kureyş ordusuna karşı ilk ve en mühim islâm muzafferiyetinin gerçekleştiği mübarek bir yer.
    Gazâ: Din uğrunda yapılan mücadele ve savaş.
    Ashab-ı Kiram: Peygamberimizi (cc) görüp iman etmiş ilk müslümanlar.
    Küffar: Kafirler, inkarcılar.
    İnzal: İndirme.
    Ahyar: Hayırlılar, iyilik sevenler.
    Eşrar: Şerliler, kötüler, kötülük yapanlar.
    İhlâk: Helak etme, yok etme.
    Satvet: Ezici kuvvet.
    Mücazat: Ceza, suç karşılığı.

    Benzer Konular
    Mesnevi-i Nuriye
    Mesnevi-i Nuriye Risale-i Nur Külliyatından Mesnevi-i Nuriye Müellifi Bedîüzzaman Said Nursi Mütercimi Abdülmecid Nursî
    Risale-i Nur'da Temel Değerler Açısından Mesnevi-i Nuriye
    Risale-i Nur'da Temel Değerler Açısından Mesnevi-i Nuriye Risale-i Nur'da Temel Değerler Açısından Mesnevi-i Nuriye Mesnevi-i Nuriye Müzakerlerinde bu hafta "Risale-i Nur'da Temel Değerler Açısından Mesnevi-i Nuriye" başlıklı
    Mesnevi-i Nuriye, Onuncu Risale, Birinci ve İkinci Basamaklarını kısaca izah eder mis
    Mesnevi-i Nuriye, Onuncu Risale, Birinci ve İkinci Basamaklarını kısaca izah eder mis Devami...
    Mesnevî-i Nuriye
    Mesnevî-i Nuriye Mesnevî-i Nuriye Devami...
    Sorularla Mesnevi Nuriye Risale-i Nur Soru-Cevap?
    Sorularla Mesnevi Nuriye Risale-i Nur Soru-Cevap? "(........) ehli, kainatı nefyetmekle idam ediyorlar.(..........)halkı ise,bütün mevcudatı,görerek,cezalılar gibi nisyan zindanında ebedi hapse mahkum ediyorlar.'' Noktalı Yere Hangi Kelimeler Gelmelidir?
    Yazar : Risale Forum

  2. #2
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar Mesajlar
    6.731
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 344 + 2712


    Cevap: Mesnevi-i Nuriye / Onuncu Risale 'den

    Beşinci basamak:
    Ruhanîlerin ahyarı, semada bulunduklarından, eşrarı da letafetlerine güvenerek onları takliden iltihak etmek istediklerinde, ehl-i sema, onları şeraretleri için kabul etmeyerek def'ediyorlar. Maahâza, bu gibi manevî mübarezeleri âlem-i şehadete, bilhâssa vazifesi şehadet ve müşahede olan insana ilân ve teşhirine recm-i nücum alâmet ve nişan kılınmıştır.

    Ahyar: Hayırlılar, iyilik sevenler.
    Eşrar: Şerliler, kötüler, kötülük yapanlar.
    Letafet: Latiflik, hoşluk.
    İltihak: Katılma.
    Ehl-i sema: Gökte yaşayanlar, göktekiler (melkler, ruhanîler).
    Şeraret: Şerlilik, kötülük, fenalık.
    Maahâza: Bununla beraber, bununla birlikte.
    Mübareze: Çekişme, kavga, çarpışma.
    Âlem-i şehadet: Beş duyu organımızla açılabildiğimiz dünya.
    Recm-i nücum: Yıldızları atmak, yıldızların taş gibi atılması.
    Yazar : Risale Forum

  3. #3
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar Mesajlar
    6.731
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 344 + 2712


    Cevap: Mesnevi-i Nuriye / Onuncu Risale 'den

    Altıncı basamak:
    Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan, nev'-i beşeri itaate irşad, isyandan zecr ve men'etmek üzere kullandığı üslûb-u âlîsine bak:


    ﻳَﺎ ﻣَﻌْﺸَﺮَ ﺍﻟْﺠِﻦِّ ﻭَﺍﻟْﺎِﻧْﺲِ ﺍِﻥِ ﺍﺳْﺘَﻄَﻌْﺘُﻢْ ﺍَﻥْ ﺗَﻨْﻔُﺬُﻭﺍ ﻣِﻦْ ﺍَﻗْﻄَﺎﺭِ ﺍﻟﺴَّﻤَﻮَﺍﺕِ ﻭَﺍﻟْﺎَﺭْﺽِ ﻓَﺎﻧْﻔُﺬُﻭﺍ ﻟﺎَ ﺗَﻨْﻔُﺬُﻭﻥَ ﺍِﻟﺎَّ ﺑِﺴُﻠْﻄَﺎﻥٍYani: "Ey ins ve cin cemaati! Mülkümden hariç bir memlekete çıkıp kurtulmak için semavat ve arzın aktarından çıkmaya kuvvetiniz varsa çıkınız. Amma ancak bir sultanla çıkarsınız."

    Kur'an-ı Kerim bu âyet ile pek geniş saltanat-ı rububiyete karşı ins ve cinnin aczlerini ilân zımnında nida ediyor: "Ey insan-ı hakir, sagir, âciz! Ne suretle, şeytanları recmeden melaike ile necimlerin, şemslerin, kamerlerin itaat ettikleri Sultan-ı Ezel'e isyan ediyorsun! Nasıl kocaman yıldızları mermi, kurşun yerinde kullanabilen bir askere sahib olan bir sultana karşı isyan etmeye cesaret ediyorsun!"
    Yazar : Risale Forum

  4. #4
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar Mesajlar
    6.731
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 344 + 2712


    Cevap: Mesnevi-i Nuriye / Onuncu Risale 'den

    Yedinci basamak:
    Yıldızların pek küçük efradı olduğu gibi, pek büyükleri de vardır. Semanın vechini, yüzünü ziyalandıran her şey yıldızdır. Bu neviden bir kısmı, semaya zînet olmuştur. Bir kısmı da şeytanları recmetmek için semavî mancınıklardır. Semada yapılan bu recm, sema gibi en vâsi dairelerde bile vukua gelen mübareze hâdisesini insanlara göstermekle insanların muti'lerini âsilerle mübarezeye teşvik ile alıştırmaktır.



    Efrad: Fertler, kişiler.
    Zînet: Süs, güzellik.
    Recm: Taşlama, taşa tutma.
    Vâsi: Geniş, bol.
    Muti': İtaat eden, emir ve kanunlara uyan.
    Yazar : Risale Forum

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222