Aşk, şiddetli bir muhabbettir; fâni mahbublara müteveccih olduğu vakit ya o aşk kendi sahibini daimî bir azab ve elemde bırakır veyahut o mecazî mahbub, o şiddetli muhabbetin fiatına değmediği için bâki bir mahbubu arattırır; aşk-ı mecazî, aşk-ı hakikîye inkılab eder.
Said Nursi



Muhabbet: Sevgi, sevme.
Fâni: Geçici, gelip geçici, kaybolan.
Mahbub: Muhabbet edilen, sevilen, sevgili.
Müteveccih: Yönelmiş, dönmüş, bakan, dönük.
Azab: Eziyet, sıkıntı, ızdırab, acı.
Elem: Acı, dert, kaygı.
Mecazî: Gerçek olmayan.
Bâki: Ebedi, sonsuz, ölümsüz olan.
Aşk-ı mecazî: Geçici ve ölümlü varlıklara karşı Allah(cc) adına olmayan sevgi.
Aşk-ı hakikî: Hakiki(gerçek) aşk, Allah’a(cc) ve Allah adına olan sevgi.
İnkılab: Kökten değişiklik, özünden değişme, başka hale geçme.