Arkadaş! Cennet ve Cehennem, şecere-i hilkatten ebede doğru uzanıp giden iki daldan tezahür eden iki semeredir ve kâinatın teselsülen gelmekte olan silsilelerinin iki neticesidir ve ebede doğru akıp giden kâinat seylinin iki mahzeni ve iki havuzudur.
Şecere-i hilkat: Yaratılış ağacı.
Ebed: Ebedilik, sonu olmamak, sonsuzluk.
Semere: Meyve, netice, sonuç.
Teselsülen: Zincirleme birbirine bağlanarak, zincirleme olarak.
Silsile: Zincir, dizi, ardarda gelenlerin oluşturduğu sıra.
Seyl: Sel.
Mahzen: Depo, hazine ve define konacak yer.


Evet Cenab-ı Hak gayr-ı mütenahî hikmetler için bu âlemi, imtihana sahne yaptı; yine sonsuz hikmetler için tegayyürata, tahavvülâta, inkılablara mahal olmasını irade etti; ve yine sonsuz gayeler için hayır ile şerri, nef' ile zararı, hüsün ile kubhu, hülâsa iyilikle kötülüğü karışık bir şekilde Cennet ve Cehennem'e tohum olmak üzere kâinatın şu mezraasına serpti.
Gayr-ı mütenahî: Sonsuz, nihayet bulmaz, bitmez.
Hikmet: Gözetilen fayda ve gaye.
Tegayyürat: Değişmeler, başkalaşmalar.
Tahavvülât: Değişmeler.
İnkılab: Kökten değişiklik, özünden değişme, başka hale geçme.
Mahal: Yer.
İrade: İsteme, dileme, dilediği şekilde karar verme sebestliğini sağlayan güç.
Şerr: Kötülük, fena.
Nef': Fayda, yarar.
Hüsün: Güzellik.
Kubh: Çirkinlik, kötülük.
Hülâsa: Özet.
Mezraa: Tarla.


Evet madem ki bu âlem, nev'-i beşerin imtihan meydanıdır ve müsabaka yeridir; iyilikle kötülüğün birbirinden tefrik edilemiyecek derecede muhtelit ve karışık olmaları lâzımdır ki, insanların dereceleri tezahür etsin. İmtihan ve tecrübe zamanları bittikten sonra, kötü insanlar:
* Yasin Suresi: 59.
"Ey mücrimler! Bir tarafa çekiliniz" diye olan tüy ürpertici, sâıkavari, şiddetli emr-i İlahîye maruz kalacakları gibi; iyi insanlar da
* Zümer Suresi: 73.
"Daimî kalmak üzere Cennet'e giriniz." diye olan Cenab-ı Hakk'ın mün'imane, şefikane, lütufkârane emirlerine mazhar olacaklardır.
Nev'-i beşer: İnsan türü, insanlar.
Tefrik: Ayırmak, seçmek, ayırt etmek.
Muhtelit: Karışık, karışmış, karma.
Tezahür etsin: Meydana çıksın, belirsin, görünsün.
Mücrimler: Suç ve kabahat işlemiş olanlar.
Sâıkavari: Yıldırım gibi.
Emr-i İlahî: Allah'ın(cc) emri.
Şefikane: Şefkat gösterir şekilde.
Lütufkârane: Lütfedercesine, iyilik ve yardımda bulunur şekilde.


İnsanlar bu iki kısma ayrıldıktan sonra, kâinat da tasfiye ameliyatına uğrayacak. Kötülüğü, şerri, zararı tevlid eden maddelerin bir tarafa çekilmesiyle Cehennem'in; iyiliği, hayrı, nef'i doğuran maddelerin de diğer tarafa çekilmesiyle Cennet'in teçhizatları ikmal edilecektir.
Kâinat: Yaratılan bütün varlıklar, evren.
Tasfiye: Saflaştırma, temizlenme, arındırma, ayrıştırma.
Tevlid: Doğurmak.
Nef'i: Faydası.
Teçhizat: Donatmalar, donanımlar.


Said Nursî