[Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
HİZMETTE VE DERSANEDEDİKKAT EDİLECEK BAZI DÜSTURLAR!
1- Dersanede kalan kardeşlere ma’nevi kemalâtla baskı yapmamalı. Onlardan umumun mükellef olduğu şeyler beklememeli, daha fazlasını onlardan istememeli. Kendi kemalâtımız, takvamız gereğini onlardan halen veya lisanen istememeli. Meselâ, biz sabah namazına erken kalkabiliriz veya teheccüd kılabiliriz. Bunları onlardan beklersek hodfuruşluk nev’inden gıbta damarını tahrik ederiz, ihlâsı kırarız.
2- Dışardan gelen kişilerle alâkadar olurken, onlarla samimî olmak ve onların dışarıda aradıkları arkadaşlık ma’nasını da yine Risale-i Nur’lardan ve kardeşlerden bulmasına çalışmak gerekir. Onun için kitab okumak haricinde, sohbet etmek de gerektir.
3- Müfritâne irtibat lâzım.(?) Üstadımız bir çok mektublar yazmış. Hapishane mektubları, Barla, Kastamonu ve Emirdağ Mektubları ve hususî mektublar. Bizim de bir irtibatımız mektublarla olmalı. Onunla hizmet ve şevk dağıtmalı. Hizmetten bahsetmek de bir riyakârlık değil, İnşâallah bir tahdis-i ni’met olur.
4- Başkalarının hakkına da riayet etmeliyiz. Hizmet içindeyiz diye, kendimize bir imtiyaz tanımamalıyız. Çünki, adalet önünde herkes eşittir.
5- Herkesle samimî olmalı, hususî muhabbetten ziyade şefkat de göstermeli, fakat bu hususta şahısları ayırt etmemelidir.
6- İnsanda bulunan, kendisine verilen vazifeyi yüklenmeyip, o vazifeyi üstünden aşırtmak ve o yükten kaçınmak hissine mağlûb olmamak için cehd göstermelidir.
7- Üstad, memleket çapındaki hizmetinde bazı yerlerde bulunan birkaç talebesine kanaat edip, mektubla alâkadar olduğu gibi biz de, dershanemizde bulunan birkaç kardeşe kanaat edip mes’eleleri ile alâkadar olmalıyız.
8- Dershaneye, Risale-i Nur’u bilerek gelenlerle de hususan alâkadar olup, onları yalnız bırakmamalı ve ihmal etmemeli.
9- Dershanedeki kardeşlere sû-i zan etmemek ve sû-i zanna kapı açmayıp, açtırmamalı. Vahdetten kesrete gidildiğinde zorluk çıkar. Herkes kusuru kendinde görse mes’ele kolaylaşır ve hallolur. Fakat başkalarının hareketinin yanlışlığını ortaya koymaya çalışıp çok şey beklemek, insanın huzurunu kaçırır.
10- Asla tenkid etmemeli ve ettirmemeli. Yâni, biri bir mes’eleyi birine anlatırken ona dua etmekle ma’nen yardım etmeli. Yoksa, şevk kırıcı ve ma’nen istifadeye mani olan “Başka bir yer okunsaydı. V.s.” gibi sözlerden sakınmalı.
11- Dershanede eski kalanların, yeni gelenlere tahakküm etmeye hakları yoktur. Biz burada hizmetkârız. İyi muamele etmekle mükellefiz. Buradaki tevazuumuz ibadettir. Ehl-i dünyaya karşı olsa riyakârlık olur.
12- Dersanede “İlim iki kişi arasındadır” Hadisi mûcibince beraber ders okumalı. Yanında iki kişi olarak mutlak müzakere olmalı.
13- Hizmette herkesin istidadı farklı inkişaf etmiş olabilir. Bir mevzuya tahşidat yapıp, diğerlerinin kuvve-i ma’neviyesini kırmamalı. Meselâ, adam getirmeye tahşidat yapıp sadece gelenlerle ilgilenen kardeşi rencide etmemeli.
14- Dershanede kalmaktaki asıl maksadımıza tahşidat yapıp, tâli’ mes’elelerde oldukça esnek davranmalı.
15- Beraber kitab okunurken ve muamelelerde adam seçmeyip, hususî muhabbet göstermemeli.
16- Hiç bir kimseye, zerre miktar tahakküm etmemeli.
17- Hissen bana ters düşen bir kardeş de olsa, onda dahi takdire şayan bir meziyet bulmalıyım. Bulamayınca, kendi nefsimi zemmetmeye vasıta yapmalıyım.
18- Asgarî müşterekte birleşip, ittifaktaki kuvveti zâyi etmemeliyim.
19- Hergün tâze bir şevkle Risale-i Nur’u okumalı ve okutmalı. Şevkimizi kıran hâdiselere, Rabb-ül Âleminin bizi terbiye için bir iltifatı olduğu nazarıyla bakıp gayrete ve intibaha gelmeli.
20- Hulûsi Ağabey (R.A.), “Birşey için yazıyorum” diyor. Biz de her yerde birinci maksadımız olan Risale-i Nur’u anlatmak olduğunu unutmamalıyız.
21- Risale-i Nur’u anlatacağımız zaman bizi kayıtlayan peşin kanaatlardan vazgeçip, neticeye bakmamalı, vazife-i İlâhiyeye karışmamalı ve “bu adam beni dinlemez” veya ”Bu çok lâkayd, diğeri zâten sefih, öbürü de zındık” deyip anlatacak adam olmadığına peşinen razı olmamalıyız. En alâkasız görünen bir çok kimsenin bu Nur’lara kulak vermesi yüzünden, onları düşünmek vazifemiz hâricinde olmalı, fakat bize bir kamçı-yı teşvik olmalı.
22- Mes’elemizi anlattığımız ve ilgilendiğimiz kimselere ve kendimize dikkat edip belli zamanda mesafe kat etmiş olup olmadığımıza bakmalı, eğer ilgilendiğimiz adam bizim başkalarla ilgilenmemize mani oluyor ve kendinde de bir değişiklik olmuyorsa ondan alâkadar olmak noktasında uzaklaşmalı, mesaimizi daha çok semere verecek kimselere sarf etmeliyiz. Yâni, müteyakkız olmalıyız.
23- Dershane ile sıkı irtibatta olmayı, hergün dershaneye uğramayı program yapmayı ve müfritâne itibatı nazara vermeliyiz.
24- Umumî dersten ziyade, hususî derslere ve dershaneye adam getirmeye çalışmalı.
25- Mes’elelere en uzak kimselerle dahi belli bir ciddiyet, samimiyet ve irtibatı hizmet için yapmalı.
26- Bizi daha çok meşgul edecek ve ayağımıza dolaşacak kimselerle daha az ilgilenip, bu hakikatlara gönül verecekleri bulmalı.
27- Hafta sonları, ta’tiller ve hassaten hafta içi boş zamanları tesbit edip o vakitlerde mutlaka birilerini dershaneye getirmek cehd ve gayreti içinde olmalı.
28- Dershaneye gelenlerle samimî arkadaş olmalı, onları açmalı, onları siyasî ve afakî mes’eleleri anlatışında sabır ile dinlemeli, fakat onları kırmadan Risale-i Nur’u nazara vermeli, dikkati Risale-i Nur’un o mes’eleleri nasıl ders verdiğine çekmeli.
29- Diğer cemaatten olan kişilerle müsbet ihtilâf yapmak gerektir. Çünki, onlarla beraber olmak, bizi hizmetten alıkoyuyor. Veya, onlar bizle olan samimiyetlerinden faydalanıp bizim ilgilendiğimiz gençlerle ilgileniyor ve kendi meşreblerini takdim ediyorlar. (?) Hem bize, hem onlara ve hem hizmete zarar oluyor.
30- İzzet-i İslâmiyeti izzet-i nefsinden üstün tutamayanlar, hizmette devam edemiyorlar.
[Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.] Herşeyi ve herkesi hizmette istihdam ve hizmete vesile yapmalıyız.
32- Dershanenin her vechesi ile alâkadar olmalı. Her bir kardeşini veli bilmeli. Âdâb-ı muaşerete dikkat etmeli. Küçük de olsa, bu da’vada büyük tanımalı. Sır saklamalı. Kendi işimizi kendimiz yapmalıyız.
33- Hislerimizi ikaz etmeli ve şuurlu ve neticeyi düşünerek konuşmalı.