Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

Sayfa 2/2 İlkİlk 12
16 sonuçtan 11 ile 16 arası

  1. #11
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.057
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Aşk - Şefkat ve Muhabbet

    Evet, insan evvelâ nefsini sever.
    Sonra akaribini,
    sonra milletini,
    sonra zîhayat mahlûkları,
    sonra kâinatı,
    dünyayı sever.

    Bu dairelerin herbirisine karşı alâkadardır;
    onların lezzetleriyle mütelezziz ve elemleriyle müteellim olabilir.
    Halbuki, şu hercümerç âlemde
    ve rüzgâr deveranında hiçbir şey kararında kalmadığından,
    biçare kalb-i insan her vakit yaralanıyor.
    Elleri yapıştığı şeylerle,
    o şeyler gidip ellerini paralıyor,
    belki koparıyor.
    Daima ıztırap içinde kalır.
    Yahut gafletle sarhoş olur.


    Madem öyledir, ey nefis,
    aklın varsa bütün o muhabbetleri topla,
    hakikî sahibine ver,
    şu belâlardan kurtul.
    Şu nihayetsiz muhabbetler,
    nihayetsiz bir kemâl ve cemâl sahibine mahsustur.

    Ne vakit hakikî sahibine verdin;
    o vakit bütün eşyayı Onun namıyla ve Onun âyinesi olduğu cihetle ıztırapsız sevebilirsin.
    Demek, şu muhabbet doğrudan doğruya kâinata sarf edilmemek gerektir.
    Yoksa muhabbet, en leziz bir nimet iken, en elîm bir nikmet olur.



    Yirmi Dördüncü Söz'den
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  2. #12
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.057
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Aşk - Şefkat ve Muhabbet

    Bir cihet kaldı ki, en mühimi de odur ki:

    • Ey nefis, sen muhabbetini kendi nefsine sarf ediyorsun.
    • Sen kendi nefsini kendine mâbud ve mahbup yapıyorsun.
    • Herşeyi nefsine feda ediyorsun.
    • Adeta bir nevi rububiyet veriyorsun.


    Halbuki muhabbetin sebebi

    • ya kemâldir zira kemâl zâtında sevilir
    • yahut menfaattir,
    • yahut lezzettir,
    • veyahut hayriyettir;
    • ya bunlar gibi bir sebep tahtında muhabbet edilir.


    Şimdi, ey nefis, birkaç Sözde kat’î ispat etmişiz ki, asıl mahiyetin


    • kusur,
    • naks,
    • fakr,
    • aczden yoğrulmuştur ki;


    zulmet, karanlığın derecesi nisbetinde nurun parlaklığını gösterdiği gibi,
    zıddiyet itibarıyla
    sen onlarla Fâtır-ı Zülcelâlin

    • kemâl,
    • cemâl,
    • kudret
    • ve rahmetine âyinedarlık ediyorsun.


    Demek, ey nefis, nefsine muhabbet değil,

    • belki adavet etmelisin
    • yahut acımalısın
    • veyahut, mutmainne olduktan sonra, şefkat etmelisin.


    Eğer nefsini seversen çünkü senin nefsin lezzet ve menfaatin menşeidir;
    sen de lezzet ve menfaatin zevkine meftunsun
    o zerre hükmünde olan lezzet ve menfaat-i nefsiyeyi
    nihayetsiz lezzet ve menfaatlere tercih etme.
    Yıldız böceği gibi olma.

    Çünkü o bütün ahbabını ve sevdiği eşyayı karanlığın vahşetine gark eder,
    nefsinde bir lem’acıkla iktifa eder.

    Zira, nefsî olan lezzet ve menfaatinle beraber,

    • bütün alâkadar olduğun
    • ve bütün menfaatleriyle intifa ettiğin
    • ve saadetleriyle mes’ut olduğun mevcudâtın
    • ve bütün kâinatın menfaatleri,
    • nimetleri,


    iltifatına tâbi bir Mahbûb-u Ezelîyi sevmekliğin lâzımdır tâ,

    • hem kendinin,
    • hem bütün onların saadetleriyle mütelezziz olasın,
    • hem kemâl-i mutlakın muhabbetinden aldığın nihayetsiz bir lezzeti alasın.


    Zaten sana, sende senin nefsine olan şedit muhabbetin,
    Onun zâtına karşı muhabbet-i zâtiyedir ki,
    sen sûiistimal edip kendi zâtına sarf ediyorsun.
    Öyle ise, nefsindeki ene’yi yırt, Hüve’yi göster.

    Ve kâinata dağınık bütün muhabbetlerin,
    Onun esmâ ve sıfâtına karşı verilmiş bir muhabbettir;
    sen sûiistimal etmişsin,
    cezasını da çekiyorsun.

    Çünkü, yerinde sarf olunmayan bir muhabbet-i gayr-ı meşruanın cezası,
    merhametsiz bir musibettir.


    Rahmânü’r-Rahîm ismiyle, hurilerle müzeyyen Cennet gibi
    senin bütün arzularına câmi’ bir meskeni


    • senin cismanî hevesâtına ihzar eden;


    ve sair esmâsıyla senin

    • ruhun,
    • kalbin,
    • sırrın,
    • aklın
    • ve sair letâifin arzularını tatmin edecek ebedî ihsânâtını o Cennette sana müheyyâ eden;


    ve herbir isminde mânevî çok hazine-i ihsan ve kerem bulunan bir Mahbûb-u Ezelînin,
    elbette bir zerre muhabbeti kâinata bedel olabilir;
    kâinat Onun bir cüz’î tecellî-i muhabbetine bedel olamaz.
    Öyle ise, o Mahbûb-u Ezelînin kendi habîbine söylettirdiği şu ferman-ı ezelîyi dinle, ittibâ et:

    قُلْ اِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللهَ فَاتَّبِعُونِى يُحْبِبْكُمُ اللهُ 1

    1 : “De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız, bana uyun ki Allah da sizi sevsin.” Âl-i İmrân Sûresi, 3:31.


    Yirmi Dördüncü Söz'den

    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  3. #13
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.057
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Aşk - Şefkat ve Muhabbet

    Cenâb-ı Hakkın mâsivâsına yapılan muhabbet iki çeşit olur.

    Birisi yukarıdan aşağıya nâzil olur;
    diğeri aşağıdan yukarıya çıkar. Şöyle ki:

    Bir insan en evvel muhabbetini Allah’a verirse, onun muhabbeti dolayısıyla Allah’ın sevdiği herşeyi sever.
    Ve mahlûkata taksim ettiği muhabbeti, Allah’a olan muhabbetini tenkis değil, tezyid eder.

    İkinci kısım ise, en evvel esbabı sever ve bu muhabbetini Allah’ı sevmeye vesile yapar.
    Bu kısım muhabbet, topluluğunu muhafaza edemez, dağılır.
    Ve bazan da kavî bir esbaba rastgelir.
    Onun muhabbetini mânâ-yı ismiyle tamamen cezb eder, helâkete sebep olur.
    Şayet Allah’a vâsıl olsa da, vüsulü nâkıs olur.



    Mesnevi-i Nuriye/Katre
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  4. #14
    tebliğ çevrimdışı Vefasız
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Dec 2010
    Nereden Yer
    Şark..
    Mesajlar Mesajlar
    2.557
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 460 + 32174


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Aşk - Şefkat ve Muhabbet

    C enab-ı Allah insana kendi cemal ve kemalini sevecek ve fani güzelliklerle tatmin olmayacak genişlikte ve keskinlikte bir kalp vermiştir. İnsanın bu geniş kalbi ancak ebedi ve solmayan bir güzellik ile tatmin olabilir.


    Oysa kainatın ve içindeki bütün güzelliklerin üzerinde fena ve fanilik damgası vardır. Sevdiğimiz o güzellik, ya eskir ya pörsür ya da bize karşılık vermez, verse de bizim meftun olduğumuz o güzellik çabuk söner. Demek bize verilen bu kalp o fena ve fani güzellikler için değil ebedi ve solmayan bir güzelliği sevmek için tahsis edilmiştir
    Yazar : Risale Forum
    Biz ise hem insancasina,Hem muslumancasina yaşamak istiyoruz.Bediuzzaman..

  5. #15
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Nereden Yer
    İstanbuL.
    Mesajlar Mesajlar
    2.960
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 506 + 34720


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Aşk - Şefkat ve Muhabbet

    Mahbub-u Bâkîye hasr-ı muhabbeti ifade eden 1 يَا بَاقِى أَنْتَ الْبَاقِى olan birinci cümlesi, “Bâkî-i Hakikî yalnız Sensin. Mâsivâ fânidir. Fâni olan, elbette bâki bir muhabbete ve ezelî ve ebedî bir aşka ve ebed için yaratılan bir kalbin alâkasına medar olamaz” mânâsını ifade ediyor.

    “Madem o hadsiz mahbubat fânidirler, beni bırakıp gidiyorlar. Onlar beni bırakmadan evvel ben onları يَا بَاقِى أَنْتَ الْبَاقِى demekle bırakıyorum. Yalnız Sen bâkisin ve Senin ibkàn ile mevcudat bekà bulabildiğini bilip itikad ederim. Öyleyse, Senin muhabbetinle onlar sevilir. Yoksa alâka-i kalbe lâyık değiller” demektir. Lem'alar
    Yazar : Risale Forum
    ***
    Risale-i Nur eczaları mürşiddir.

    İnsanı haksızlıktan hakka döndürür
    ve hayvanlıktan insaniyete
    ve esfel-i safilinden, a'la-i illiyyine yükseltir.

    Barla - 295

  6. #16
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.057
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    Cevap: Aşk - Şefkat ve Muhabbet

    İ’lem eyyühe’l-aziz!

    Dünya hayatını güzelleştiren esbabdan biri,

    dünya ayinesinde temessül ile parlayan hidayet nurları
    ve büyük insanların sevgili ve sevimli timsalleridir.

    Evet, müstakbel, mâzinin ayinesidir.

    Mâzi berzaha, yani öteki âleme intikal ve inkılâp ettiğinde,
    suretini ve şeklini ve dünyasını istikbal ayinesine, tarihe,
    insanların zihinlerine vedia ediyor.
    Onlara olan mânevî ve hayalî muhabbetleriyle dünya muhabbeti tatlı olur.

    Meselâ, arkadaşlarının ve akrabasının timsallerini ve fotoğraflarını hâvi büyük bir ayineyi yolunda bulan bir adam,
    şark cihetine giden adamların memleketlerine gidip onlara iltihak etmek için çalışmayıp da,
    o ayinenin içindeki timsallerle uğraşır, muhabbet eder.

    İşte bu adam gafletten ayıldığı zaman,

    “Eyvah, ne ediyorum?
    Bunlar şarap değil, seraptır.
    Bunlarla uğraşmak azb değil azaptır” der,
    arkadaşlarına yetişmek üzere şark seferine tedarikâtta bulunmaya başlar.


    Mesnevi-i Nuriye/178

    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

Sayfa 2/2 İlkİlk 12

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222