Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

Sayfa 1/2 12 SonSon
11 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: Giriş

  1. #1
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.223
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61880


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Giriş

    Giriş

    Evvelâ şunu itiraf edelim ki, bu Tarihçe-i Hayat büyük Üstadın hayatını tam mânâsıyla ifade etmekten çok uzaktır. Pek çok noktalar kısa kesilmiştir.

    Hem, onun şahsiyetine ait hususları aydınlatacak ve açacak mahiyetteki vak’a ve hâdiselerden bir çoğu zikredilmemiştir. Serd edilen fikir ve kanaatleri teyid eden vak’a ve hâdiseler pek çoktur. Bahsetmeyişimizin yegâne sebebi, kendisinin razı olmamasıdır.

    Evvelden beri, hem sohbetlerinde, hem mektuplarında bu zamanın cemaat zamanı olup, şahsî kemalât ve meziyetlerin hizmet-i imaniyede şahs-ı mânevî kadar tesiri olmadığını zikretmesi; hem şahsından ziyade, Kur’ân-ı Hakîmden nebean eden Risale-i Nur’a nazar edilmesini, bütün kıymet ve faziletin Risale-i Nur’da tecellî eden hakikat-i Kur’âniyeye ait olduğunu defalarca ihtar etmesi ve kendisine ait böyle bir tarihçe-i hayat hazırlandığını duyduğu zaman, “Tafsilâta lüzum yok. Yalnız Risale-i Nur hizmetine dair bahisler yazılsın” diye haber göndermesi gibi sebeplere binaen, şahsına ait bahisler gayet kısa kesilmiştir. Üstadın hayatına temas eden ve daha ziyade hizmet-i Nuriyeye ait mektuplar, müdafaalar, muhtelif zamanlara ait o zamandaki ahvalini bir derece ifade eden makale ve hatıralarını olduğu gibi koyduk. Bu suretle, bu eser, istikbaldeki münevver Nur Talebeleri için hakikî bir me’haz teşkil etmektedir. Muhterem edip ve muharrirler, bundan istifade ile inşaallah, daha mükemmel, daha hakikatli ve faideli tarihçe-i hayatlar hazırlayacaklardır.

    Kur’ân-ı Hakîm: her âyet ve sûresinde sayısız hikmet ve faydalar bulunan Kur’ân ahvâl: haller, durumlar
    bahis: konu binâen: –dayanarak, dolayı
    edip: edebiyatçı evvelâ: öncelikle
    fazilet: güzel ve üstün değer, erdem hakikat-i Kur’âniye: Kur’ân’da yer alan gerçek mesele
    hakikatli: gerçek, doğru hakikî: asıl, gerçek
    hizmet-i Nuriye: Nur hizmeti; Risale-i Nur’da bulunan iman hakikatlerini insanlara ulaştırma hizmeti hizmet-i imâniye: iman hakikatlerini muhtaç insanlara ulaştırma hizmeti
    ihtar: hatırlatma, ikaz inşaallah: Allah izin verirse
    istifade: faydalanma, yararlanma istikbal: gelecek
    itiraf etme: bir gerçeği saklamaktan vazgeçip açıklama, bildirme kemâlât: faziletler, iyilikler, ahlâk ve huy güzellikleri
    mahiyet: asıl nitelik, özellik meziyet: üstün özellik
    me’haz: kaynak muharrir: yazar, araştırmacı
    muhtelif: çeşitli, birbirinden farklı muhterem: hürmete lâyık, saygıdeğer
    müdafaa: savunma münevver: aydın, nurlu
    nazar etme: bakma nebean eden: bir kaynaktan, ortaya çıkan; gelişen
    serd etme: sözü peş peşe, tertipli ve güzel bir şekilde söyleme suret: biçim, şekil
    tafsilât: ayrıntılar tarihçe-i hayat: hayat hikayesi, biyografi
    tecellî etme: belirme, görünme, yansıma teyid etme: doğrulama
    teşkil etme: oluşturma, meydana getirme; bir araya getirme vak’a: hadise, olay
    yegâne: tek zikretme: anma, dile getirme
    ziyade: çok, fazla Üstad: bir ilim ve san’at alanında bilgi ve söz sahibi olan âlim; Bediüzzaman Said Nursî
    şahs-ı mânevî: mânevî şahıs, belli bir ideal ve gaye etrafında bir araya gelen topluluğun oluşturduğu mânevî şahsiyet ve ortak kimlik


    Benzer Konular
    AÖF Sınav Giriş Belgesi nasıl alınır? AÖF Final Giriş Belgesi çıkartma (2017)
    AÖF Sınav Giriş Belgesi nasıl alınır? AÖF Final Giriş Belgesi çıkartma (2017) AÖF Sınav Giriş Belgesi nasıl alınır? AÖF Final Giriş Belgesi çıkartma (2017) Açıköğretim Fakültesi'nin 1.Dönem Sonu sınavları yaklaşıyor. AÖF Güz dönemi Finalleri ile birlikte
    EBA kurs giriş işlemleri nasıl yapılır? EBA sistemine giriş
    EBA kurs giriş işlemleri nasıl yapılır? EBA sistemine giriş EBA kurs giriş işlemleri nasıl yapılır? EBA sistemine giriş MEB'in öğrenciler için hazırladığı sistemlerden biri olan ve kullanıcılarının son derece memnun kaldığı EBA kurs giri
    2016 AÖF sınav giriş yerleri açıklandı mı? - Açık Öğretim Fakültesi sınav giriş belge
    2016 AÖF sınav giriş yerleri açıklandı mı? - Açık Öğretim Fakültesi sınav giriş belge 2016 AÖF sınav giriş yerleri açıklandı mı? - Açık Öğretim Fakültesi sınav giriş belgesi - anadolu.edu.tr 2016 AÖF İlkbahar dönemi final sınavları için tarih yaklaştı. 4-5 Hazira
    2016 KPSS giriş yerleri ve giriş belgesi!
    2016 KPSS giriş yerleri ve giriş belgesi! 2016 KPSS giriş yerleri ve giriş belgesi! Milyonlarca memur adayının gireceği 2016 KPSS giriş belgeleri yayınlandı. KPSS adayları ÖSYM sitesinden KPSS giriş yerlerini öğrenip ve
    AÖF sınav giriş yerleri belli oldu, işte AÖF giriş belgeleri
    AÖF sınav giriş yerleri belli oldu, işte AÖF giriş belgeleri AÖF sınav giriş yerleri belli oldu, işte AÖF giriş belgeleri 16-17 Nisan'da yapılacak AÖF sınavları öncesinde merakla beklenen AÖF sınav giriş yerleri belli oldu. Açıköğretim Fa
    Yazar : Risale Forum

  2. #2
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.223
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61880


    Giriş - Sayfa 37

    Şurasını da hatırlatmak isteriz ki, bu eser, muhtelif meslek ve meşreplere mensup bulunan muharrirlerin ayrı ayrı mütalâalarına ve ediplerin yersiz mübalâğalara kaçan kalemlerine havale edilerek safiyeti bozulmamıştır.

    Hem yine itiraf edelim ki, Risale-i Nur’un parlak ve nurlu vasfına ve Said Nursî’nin baştan başa iffet-i mücesseme ve şecaat-i harika teşkil eden hayat ve ahlâkına lâyık izah, ifade ve üslûp ile meydana çıkamadık. Bu zatın ifa ettiği binler küllî hizmetten birtek hizmet, yaşadığı müteaddit zamanlardan tek bir zamanda gösterdiği kahramanlık ve harika şecaati, telif ettiği âsârından birtek eseri dahi onun için muazzam bir tarihçe-i hayat hazırlanmasına sebep olabilirken; binler ayrı ayrı seciye, ahlâk-ı âliye, hizmet-i Kur’âniye, şehamet-i imaniye ile dolu ve yüz otuz kadar eserleriyle, değil bir kasaba, bir vilâyet, bir memlekette; belki milletler, devletler muvacehesinde âlem-i İslâm ve insaniyete şamil ve müessir hizmet-i külliye ile mücehhez tarihçesi, elbette bu esere sığışmaz ve sığışamadı.

    Hem Üstadın mesleğini, meşrebini ve hususî ahvâlini, pek çok seciye ve hasletleri şahsında ve hizmetinde toplayan şahsiyetini tarif edemedik. Onun yaşadığı müteaddit hayat safhalarını yakından gören ve içinde bulunan talebe ve hizmetkârlarını birer birer dinlemek ve görüşmek lâzımdır ki, tarihçe-i hayatı bir derece mufassal hazırlanabilsin.





    Bu eserin mütalâasıyla görülecek ki, bugün, yalnız Anadolu ve âlem-i İslâm için değil, bütün insaniyet için kayda değer büyük bir hakikat meydana çıkmıştır. Buhakikat, umumun iştirakıyla külliyet kesb ederek, “Risale-i Nur hizmet-i imaniyesi” ve “Bediüzzaman ve Nur talebeleri” diye adlandırılmaktadır. Bu hakikatin




    Anadolu: (bk. bilgiler) ahlâk-ı âliye: yüksek, üstün ahlâk
    ahvâl: haller, durumlar cephe: yön
    edip: edebiyatçı hakikat: gerçek, doğru
    haslet: huy, özellik, karakter havale: gönderme, bırakma
    hizmet-i Kur’âniye: Kur’ân’daki hakikatleri insanlara ulaştırma hizmeti hizmet-i imâniye: iman hakikatlerini muhtaçlara ulaştırma hizmeti
    hizmet-i külliye: büyük ve kapsamlı hizmet hizmetkâr: hizmetçi
    hususî: özel ifa etme: yerine getirme
    iffet-i mücesseme: her şeyiyle ve her haliyle günahlardan ve haramlardan son derece sakınmanın gözle görülebilir örneği insaniyet: insanlık
    itiraf etme: kabullenme, dile getirme izah: açıklama
    iştirak: katılım kesb etmek: kazanmak
    külliyet: kapsamlı oluş, bireylerden bir sınıf oluşma küllî: kapsamlı, geniş, evrensel
    mensup: bağlı meslek: takip edilen çizgi, yöntem
    meslek ve meşrep: hareket tarzı, takip edilen yöntem ve metod meşreb: hareket tarzı, metod
    muazzam: büyük mufassal: ayrıntılı
    muharrir: yazar, araştırmacı muhtelif: çeşitli
    muvâcehesinde: karşısında mübalağa: abartı
    mücehhez: cihazlanmış, donanmış müessir: tesirli, etkili
    mütalâa etme: inceleme; bir konu üzerinde araştırma yaparak değerlendirmelerde bulunma müteaddit: birden fazla, çeşitli
    safha: aşama, merhale seciye: huy, karakter
    sâfiyet: temizlik, arınmış olma tarihçe-i hayat: hayat hikayesi, biyografi
    telif etme: kitap yazma, kaleme alma teşkil etme: meydana getirme
    umum: bir şeyin tamamı, geneli vasıf: sıfat özellik
    vilâyet: il Üstad: bir ilim ve san’at alanında bilgi ve söz sahibi olan âlim; Bediüzzaman Said Nursî
    âlem-i İslâmî: İslâm dünyası âsâr: eserler, kitaplar
    üslûp: ifade tarzı şahsiyet: kişilik
    şamil: içine alan, kapsayıcı şecaat: yiğitlik, kahramanlık
    şecaat-i harika: harika ve benzersiz yiğitlik ve kahramanlık şehâmet-i imâniye: imandan gelen cesaret, yiğitlik

    Yazar : Risale Forum

  3. #3
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.223
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61880


    Giriş - Sayfa 38

    ve bu cereyanın neden ibaret bulunduğu, menşei, gaye ve ideali ne olduğu, halk tabakalarındaki tesiri, fert ve cemiyetin hayat-ı maddiye ve mâneviyesine, istikbaldeki milletçe emniyet ve saadetimizin teminine ait tesiri, bu Tarihçe‑i Hayat ile tebarüz etmektedir.

    Netice itibarıyla, zehirlemekten zevk alan akrep misillü ve anarşist ruhlu olmayan herbir fert, bu dâvânın karşısında ancak sevinç duyar.

    Belki bize şöyle bir sual sorulabilir: “Acaba bu Tarihçe-i Hayat ile Said Nursî beşerin efkârına insan üstü bir varlık olarak gösterilmek mi isteniyor?”

    Hayır!

    Dünyanın ve hayatın mahiyetini bilen insanlar için, muvakkat âlâyişin, şan ve şöhretin hiçbir kıymeti yoktur. Hakikati müdrik bir insan, fânilerin sahte iltifatlarına kıymet vermez ve arkasına dönüp bakmaz. İşte, Said Nursî bu noktadan da mânevî büyük bir kahramandır. Hayatı, insanı hayrette bırakan çeşitli kahramanlıklarla dolu olmakla beraber; hakta, hak yolunda fâni olup, şahsından feragat etmede de mümtaz bir fedakâr olarak nazara çarpmaktadır. İlâhî bir inayete mazhariyetle, dağ gibi engelleri aşıp, bu asrın yüzlerce menfi cereyanları karşısında kudsî dâvâsını çekinmeyerek ilân edip selâmete çıkarması, kendisinin şahsiyetinden tamamıyla feragat ettiğini, hak yolunda fedâi olduğunu göstermektedir.

    Evet, Said Nursî şahsî dehâsıyla ve inayet-i Hakla insanlık âleminde yeni bir çığır açmıştır. Bu zât, bütün istidadını ve benliğini ezelî bir hakikate feda ederek, bütün zamanlarda hükümran olan bu Kur’ânî hakikati dâvâ edinmiştir. Şahsında ve hizmetinde görünen bütün yüksek vasıf ve kemalât, ancak kudsî dâvâsından aksetmektedir. Nasıl ki binler âyine ortasında bulunan bir lâmba, nûranî ışığa mâlikolduğu için karşısındaki âyineler adedince külliyet kesb eder ve o kadar kıymet alır; zira herbir âyinede bir lâmba, ışığıyla beraber mevcuttur. Aynen öyle de,


    aksetmek: yansımak anarşist: hiçbir kayıt ve kural tanımayan, yıkıcı, kargaşa çıkaran
    asır: yüzyıl beşer: insanlık
    cemiyet: toplum cereyan: hareket, akım
    dehâ: olağanüstü zekâ ve akıl dâvâ edinme: bir hedef, ideal ve düşüncenin doğruluğunu ispatlama gayret ve çabasına girme
    efkâr: fikirler, düşünceler emniyet: güven
    ezelî: başlangıcı olmayan sonsuzluk feragat: hakkından isteyerek vaz geçme, affetme
    fâni: geçici, ölümlü fâni olma: kendisini bir şeye tamamen adama ve dâvâsıyla bütünleşme
    hakikat: gerçek, doğru hayat-ı maddiye ve mâneviye: maddî ve manevî hayat
    hükümran: hükmü geçen, hükmeden ibaret bulunma: meydana gelme
    iltifat: ilgilenme, yönelme inayet: lütuf, iyilik, yardım
    inayet-i Hak: Hakk’ın, Allah’ın yardımı istidad: kabiliyet, yetenek
    istikbal: gelecek kemâlât: mükemmel ve yüksek özellikler
    kesb etme: elde etme, kazanma kudsî: kutsal
    külliyet: bireylerden bir sınıf oluşma mahiyet: temel özellikler ve nitelikler
    mazhariyet: ayna olma, bir nimete erişme menfi: olumsuz
    menşe’: kaynak mevcut: var olan
    misilli: gibi muvakkat: geçici
    mâlik: sahip müdrik: idrak eden, kavrayan, anlayan
    mümtaz: seçkin nazara çarpma: dikkat çekme
    netice itibarıyla: sonuç olarak nûranî: nurlu
    saadet: mutluluk selâmet: esenlik, güvenlik
    tarihçe-i hayat: hayat hikayesi, biyografi tebarüz etme: belirme, ortaya çıkma
    temini: sağlaması vasıf: özellik, sıfat
    zira: çünkü âlâyiş: gösteriş
    Yazar : Risale Forum

  4. #4
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.223
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61880


    Giriş - Sayfa 39

    Bediüzzaman, şu kâinatın ve umum zamanların mânevî güneşi olan Kur’ân-ı Hakîme ve din-i mübin-i İslâmın mübelliği Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâma müteveccih olmuştur. Ve onların ziyasına mâkes Risale-i Nur’un zuhuruna, inkişafına vesile olduğu için, eserinden ışık alan, dâvâsından feyiz ve kuvvet alan yüz binler, hattâ milyonlarca insanın âyine-misâl akıl, kalb ve ruhlarında mânen yaşamakta ve örnek bir insan, büyük bir mütefekkir olarak kabul ve yad edilmektedir.

    İşte onu mânen yaşatan bu gibi kıymetlerdir. Dalâlet cereyanlarının karşısında ehl-i iman fedakârlarından büyük bir şahs-ı mânevî meydana çıkararak, muhkem bir sedd-i Kur’ânî ve imanî tesis edip mü’minlerin nokta-i istinadı olmasıdır. İnandığı kudsî dâvâya gösterdiği azim ve sebatla, mü’minlerin kalblerini ihtizaza vererek, ruhlarda İslâmî aşk ve heyecanı uyandırmasıdır. Fânilere perestiş eden biçare insanlara bâkî ve lâyemut bir hakikati gösterip nazarları oraya çevirmeye çalışmasıdır. Vazifesinin böyle ulviyetiyle beraber—fakat beşeriyet itibarıyla—ubudiyet vazifesiyle de kendini herkesten ziyade kusurlu, noksan ve âciz gören ve öyle bilen, dergâh-ı rahmette acz ve fakr ile niyaz eden ve insanlığa rahmeti, saadeti talep eden bir abd-i azizdir, bir fakir-i müstağnidir. Evet o, “Bir kimsenin imanını kurtarırsam, o zaman bana Cehennem dahi gül-gülistan olur” demektedir. Nefsindeki enaniyet ve gurur putunu kırmakla kalmamış; âlemdeki tabiatperestlerin putlarını dahi târümar etmek gibi bir vazife gördüğü, dost ve düşman, herkesin malûmu olmuştur.

    Aleyhissalatü Vesselâm: Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun Kur’ân-ı Hakîm: her âyet ve sûresinde sayısız hikmet ve faydalar bulunan Kur’ân
    abd-i aziz: izzetli kul, Allah’tan başkasına müracaat etmeyen ve minnet duymayan kul acz: acizlik, güçsüzlük
    ayna-misal: ayna gibi azim: kararlılık, gayret
    beşeriyet: insanlık biçare: çaresiz
    bâkî: devamlı, kalıcı, ölümsüz cereyan: hareket, akım
    dalâlet: hak yoldan ayrılma, inkârcılık dergâh-ı rahmet: Allah’ın rahmet kapısı
    din-i mübin-i İslâm: hak ve hakikatı açıklayan İslâm dini ehl-i iman: Allah’a ve Allah’tan gelen herşeye inanan kimseler, mü’minler
    enaniyet: benlik fakir-i müstağni: elindekiyle yetinip kanaat eden ve ihtiyacını başkasına bildirmeyen fakir
    fakr: fakirlik, ihtiyaç hâli feyiz: ilham, bolluk, bereket
    fâni: gelip geçici olan, ölümlü gülistan: gül bahçesi
    hakikat: gerçek, doğru ihtizâza verme: sarsma, titretme, hareketlendirme
    inkişaf: açığa çıkma, gelişme itibarıyla: özelliğiyle, -den olayı
    kudsî: kutsal kâinat: evren, bütün yaratılmışlar
    lâyemut: ölümsüz malûm: bilinen, belli
    muhkem: sağlam, kuvvetli mâkes: yansıma yeri, ayna
    mânen: mânevî yönden mübelliğ: tebliğ edici, bildirici
    mütefekkir: düşünür, bilgin müteveccih: yönelik, yönelmiş
    nazar: dikkat, bakış nefis: bir kimsenin kendisi; insanı daima kötülüğe, maddî zevk ve isteklere sevk eden duygu
    niyaz etme: dua etme, yalvarıp yakarma noksan: eksik, yetersiz
    nokta-i istinad: dayanak noktası perestiş etme: bir şeye aşırı derecede değer verme, düşkünlük gösterme
    rahmet: İlâhî şefkat, merhamet ve ihsan saadet: mutluluk
    sebat: kararlılık, sabit olma sedd-i Kur’ânî ve imanî: Kur’ân ve iman hakikateriyle kurulan ve inançsızlığın önünü kesen set, hisar
    tabiatperest: herşeyin tabiatın tesiriyle meydana geldiğini iddia eden, tabiata tapan talep eden: isteyen
    tesis etme: kurma târümar etme: dağıtma, parçalama
    ubudiyet: kulluk ulviyet: yücelik
    umum: bütün vesile: araç, vasıta
    yad edilme: anılma, dile getirilme ziya: ışık, parlaklık
    ziyade: çok, fazla zuhur: görünme, ortaya çıkma
    âciz: güçsüz, elinden bir şey gelmeyen şahs-ı mânevî: mânevî şahıs, belli bir ideal ve gaye etrafında bir araya gelen topluluğun oluşturduğu mânevî şahsiyet ve ortak kimlik

    Yazar : Risale Forum

  5. #5
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.223
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61880


    Giriş - Sayfa 40

    İşte Bediüzzaman hakkında takdir ve tebriki ifade eden bütün yazılar bu mânâ içindir.

    Bazı gazetelerin zaman zaman yaptıkları neşriyattan anlaşılıyor ki: Din ve İslâmiyet düşmanları, ekseriya perde ardından bahaneler icad ederek dine saldırmaktadırlar. Doğrudan doğruya dinin ve İslâmiyetin aleyhinde bulunmuyorlar; dine hizmet eden, bu uğurda türlü fedakârlıklara katlananları nazar-ı âmmede kötülemek, halkın sevgisini çürütmek için hücuma geçiyorlar; ta ki dine hizmet edenleri âtıl vaziyete getirip, dinî inkişafa mâni olsunlar; imansızlığın, ahlâksızlığın revaç bulmasını temin etsinler. Demokrasi devrinde ve din hürriyetine müsaade edildiği bu zamanda böyle olursa, “Din zehirdir” diye millet kürsüsünden ilânat yapıldığı bir devirde dindarlara, hususan İslâmî gelişme ve inkişafa hizmet edenlere nasıl davranıldığı kolayca anlaşılır.

    Devr-i sabıkta, Üstad ve Nur talebelerini mahkemeye sevk edenler arasında öyleleri çıkmış ki, kanun perdesi altında menfi ideolojilerine, şahsî kin ve ihtiraslarına göre hareket etmişler; vazifelerinin icabını yapmaları lâzım gelirken, sanki vatan ve millet hainlerini yakalamış gibi çeşitli hakaret ve iftiralarla Bediüzzaman ve talebelerine hücum etmişler; mahkeme beraat vermişken, kanunu tatbik etmekle mükellef bazıları, Said Nursî için yakında idam edileceği şayiasını etrafa yaymaktan sıkılmamışlardır. Biz, bu yazılarla onlar aleyhinde konuşmak değil, bir hakikati beyan etmek istiyoruz. Belki onlardan birçoğu bu hareketinde mâzurdur, mecburen yapmıştır. Her ne olursa olsun, bu muameleler ispat ediyor ki, Bediüzzaman’ın muhakeme olunduğu, mahkemeye sevk edildiği tarihlerde gizli dinsizler, ifsad komiteleri faaliyette idiler. Mahkeme eliyle mahkûm edemedikleri ve dâvâsına mâni olamadıkları Said Nursî’ye, insafsızca iftiralarda, yalan propagandalarda bulunacaktılar ve bulundular. Bu elîm vaziyeti gören her insaf sahibi, onun müstakim bir din adamı, hakikat adamı olduğunu söylemekten çekinmemiştir. Binaenaleyh, Bediüzzaman ve Risale-i Nur hakkında tekrarla ve ısrarla devam edegelen takdirkâr yazı ve takrizlerin neşredilmesinin


    beraat verme: mahkeme tarafından suçsuz görülerek salıverilme beyan etme: açıklama
    binaenaleyh: bundan dolayı demokrasi devri: demokrasi yönetiminin uygulandığı dönem; Demokrat Parti dönemi
    devr-i sabık: önceki dönem; Demokrat Parti iktidarı öncesi dinî inkişaf: dinî gelişmeler
    ekseriya: genellikle, çoğunlukla elîm: acı veren, üzücü
    hakikat: gerçek, doğru hususan: bilhassa, özellikle
    hürriyet: serbestlik icab: gerektirme
    icad etme: var etme ideoloji: siyasal veya toplumsal bir öğreti oluşturan bir grubun davranışlarına yön veren politik, hukukî, bilimsel, inanç, felsefî, moral, estetik düşünceler bütünü
    ifsad komitesi: toplumdaki huzur ve güven ortamını ve toplumsal değerleri bozmaya çalışan gizli cemiyet ihtiras: aşırı istekler, tutkular
    ilânat yapma: ilân etme, duyuru yapma inkişaf: açığa çıkma, gelişme
    mahkûm etme: bir cezaya çarptırma mazur: özürlü, mazeretli
    menfi: olumsuz, karşıt millet kürsüsü: Türkiye Büyük Millet Meclisi
    muamele: uygulama muhakeme: mahkemeye çıkarılıp sorgulanma
    mâni: engel mükellef: yükümlü
    müsaade etme: izin verme müstakim: doğru yolda olan; istikametini saptırmayan
    nazar-ı âmme: kamuoyu; nalkın gözleri önünde neşretmek: yaymak
    neşriyat: yayın revaç bulma: yaygınlaşma, kabul görme
    takdir: beğeniyi dile getiren ifade takdirkâr: takdir eden, beğeniyi ifade eden
    takriz: birşeyi veya bir eseri beğendiğini söyleme amacıyla yazılan yazı tatbik etme: uygulama
    temin: sağlama vaziyet: durum
    Üstad: bir ilim ve san’at alanında bilgi ve söz sahibi olan âlim; Bediüzzaman Said Nursî âtıl: boş, etkisi olmayan
    şayia: yaygın haber, söylenti
    Yazar : Risale Forum

  6. #6
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.223
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61880


    Giriş - Sayfa 41

    bir mühim âmili de bu olsa gerektir ve tenkit edilmemelidir. Nazar-ı dikkatle bu zâtı ve eserlerini temaşa edenler, kemal-i takdirle tebrik ve senâdan kendilerini alamamışlardır.

    Bilhassa mahkûm ettirilmek için sevk edildiği mahkemeler ve ehl-i vukuflar, eserlerini ve hayatını tetkikten sonra, eserlerinde görünen kemalât ve güzelliği tasdik etmişlerdir. Şu halde, milletin en zekî ve ferasetli tabakasının, ehl-i akıl ve kalbin yarım asırdan beri devam edegelen ve gittikçe umumiyet kesb eden Said Nursî ve Risale-i Nur hakkındaki kanaat ve ifadeleri, gerçekten büyük bir hakikatin tezahürü olarak kabul edilmek icap eder.





    Sual: Madem Allah Alîmdir. Onun bilmesi ve iltifatı kâfidir. Ehl-i kemal büyük zatlar, daima kendilerini setretmişler. Hem bâki bir âlemde hakikatler bütün çıplaklığıyla ortaya döküleceğine göre, niçin Risale-i Nur’un meziyetleri, İlâhî inayet ve ikramlar çoklukla zikredilmiş; Said Nursî’nin hizmet-i Kur’âniyesi esnasında mazhar olduğu harika muvaffakiyet ve kemalât beyan edilmiş ve bunlar niçin neşredilmiş; hattâ ilmî eserlerinin bir çoğunun arkasında bu nevi takrizler konulmuş?

    Cevap: Bu hususta mukni cevaplar bazı mektuplarda vardır. Bir hülâsası şudur:

    Bediüzzaman’ın Risale-i Nur’un neşriyle hizmeti, doğrudan doğruya Kur’ân hesabınadır. İman hakikatlerinin neşri, Müslümanların imanlarının takviyesi, kuvvetlenmesi, dolayısıyla İslâm dininin teâli etmesi, din düşmanlarının müfsit hücumlarının def edilmesi ve İslâm dininin insanlar arasında maddî ve mânevî kemalâtın zübde ve hülâsası olduğunu âleme ilân etmek ve herkese kanaat-i kat’iye vermek için zikredilmiştir. Yukarıda bahsedildiği gibi, aleyhte olanlar öyle insafsızca hücumlarda bulunmuşlardır ki, Said Nursî hadsiz muarızlara,




    Alîm: her şeyi hakkıyla bilen, ilmi herşeyi kuşatan Allah asır: yüzyıl
    beyan etme: açıklama bilhassa: özellikle
    bâki: devamlı, sürekli ehl-i akıl ve kalp: akıllıca düşünebilen ve vicdan sahibi kişiler
    ehl-i kemâl: manevî âlemlerde çok yüksek derecelere çıkan, halleri ve özellikleriyle mükemmel olan insanlar ehl-i vukuf: bir meseleyi derinliğine bilen ihtisas sahipleri; bilirkişiler
    esnasında: sırasında ferâset: çabuk sezme ve anlama kabiliyeti
    hadsiz: sayısız hakikat: gerçek, doğru
    hizmet-i Kur’âniye: Kur’ân hakikatlerini insanlara ulaştırma hizmeti hülâsa: özet
    icap etme: gerekme ikram: bağış, iyilik
    iltifat: yönelme ve değer verme inayet: gözetme, yardım etme
    kanaat-i kat’iye: kesin kanaat, görüş kemal-i takdir: çok yüksek ve geniş bir seviyede takdir etme
    kemâlât: mükemmel ve üstün özellikler kesb eden: kazanan
    kâfi: yeterli mahkûm ettirme: mahkemede ceza verilmesini sağlama
    mazhar olma: ayna olma, erişme meziyet: üstün özellik
    muarız: karşı gelen, karşıt mukni: ikna edici
    muvaffakiyet: başarı müfsit: bozguncu
    nazar-ı dikkat: dikkatli bakış nevi: çeşit, tür
    neşr: yayma, insanlara ulaştırma senâ: övme, methetme
    setretme: örtme, gizleme sual: soru
    takriz: birşeyi veya bir eseri beğendiğini söyleme amacıyla yazılan yazı takviye: güçlendirme
    tasdik etme: kabul etme, onaylama temâşâ etme: seyretme, gözlemleme
    tenkit: eleştirme tetkik: inceleme, araştırma
    tezahür: belirme, görünme, ortaya çıkma teâli etme: yücelme, yükselme
    umumiyet: genellik zikretme: anma, ifade etme
    zübde: en seçkin kısım, öz, kaynak âmil: sebep

    Yazar : Risale Forum

  7. #7
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.223
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61880


    Giriş - Sayfa 42

    çok kuvvetli ve kesretli düşmanlara karşı az, fakir ve zayıf olan Risale-i Nur talebelerine kuvve-i mâneviyye, gaybî imdat, teşci, sebat ve metanet vermek için, Risale-i Nur hakkındaki ikram-ı İlâhî ve hizmetin makbuliyetine ait inayet-i Rabbaniyeyi zikretmiş; insafsız hücum ve asılsız iftiralara karşı mecburiyetle müdafaaya geçilmiştir.

    Hem Tarihçe-i Hayat’ta geçen bir mektubunda, Bediüzzaman:

    “Ben itiraf ediyorum ki, böyle makbul bir eserin mazharı olmaya hiçbir vecihle liyakatim yoktur. Fakat çok ehemmiyetsiz bir çekirdekten koca dağ gibi bir ağacı halketmek kudret-i İlâhiyenin şe’nindendir ve âdetidir ve azametine delildir. Ben kasemle temin ederim ki, Risale-i Nur’u senâdan maksadım, Kur’ân’ın hakikatlerini ve imanın rükünlerini teyid ve ispat ve neşirdir. Hâlık-ı Rahîmime yüz binler şükür olsun ki, beni kendime beğendirmemiş, nefsimin ayıplarını ve kusurlarını bana göstermiş ve onefs-i emmâreyi başkalara beğendirmek arzusu kalmamış. Kabir kapısında bekleyen bir adamın arkasındaki fâni dünyaya riyakârane bakması, acınacak bir hamakattir ve dehşet verici bir hasarettir. İşte bu hâlet-i ruhiye ile, yalnız hakaik-i imaniyenin tercümanı olan Risale-i Nur’un, Kur’ân’ın malı olarak meziyetlerini izhar ediyorum. Sözlerdeki hakaik ve kemâlât benim değil, Kur’ân’ındır ve Kur’ân’dan tereşşuh etmiştir. Madem ben faniyim, gideceğim; elbette bâki olacak birşey ve bir eser benimle bağlanmamak gerektir ve bağlanmamalı. Evet, lezzetli üzüm salkımlarının hâsiyetleri kuru çubuğunda aranılmaz. İşte ben de öyle kuru çubuk hükmündeyim.”

    Evet, Said Nursî, Risale-i Nur’la dinsizliğe ve İslâmiyet aleyhindeki cereyanlara karşı giriştiği Kur’ân ve iman hizmetinde çok yardımcılara, hükûmet ve milletçe teşvik ve müzaherete muhtaç iken, bilâkis çeşitli iftira, tezvir ve ittihamlarla hapse sürülmek, eserlerini imha etmek, halkı kendinden soğutmak için


    Hâlık-ı Rahîm: herbir varlıkta merhamet ve şefkati tecelli eden ve her şeyi yoktan yaratan Allah azamet: büyüklük, yücelik
    bilâkis: aksine, tersine bâki: devamlı, kalıcı, ölümsüz
    cereyan: hareket, akım ehemmiyetsiz: önemsiz
    fâni: ölümlü, gelip geçici gaybî: bilinmeyen, gayb âlemine ait
    hakaik: gerçekler, doğrular hakaik-i imaniye: iman hakikatleri, esasları
    hakikat: gerçek, doğru halk etmek: yaratmak
    hamakat: ahmaklık hasaret: zarar, ziyan
    hâlet-i ruhiye: ruh hali hâsiyet: özellik
    hükûmet: yönetim, idare, devletin icra mekanizması ikrâm-ı İlâhî: Allah’ın lütfü, ikramı ve ihsanı
    imdat: yardım imha: yok etme
    inâyet-i Rabbâniye: Allah’ın inâyeti, yardımı ittiham: suçlama
    izhar etme: açığa çıkarma, gösterme kasem: yemin
    kemâlât: mükemmel ve üstün özellikler kesretli: çok
    kudret-i İlâhiye: Allah’ın güç ve iktidarı kuvve-i mâneviyye: manevi kuvvet, moral gücü
    liyakat: lâyık olma makbul: Allah tarafından kabul edilmiş, kabule mazhar olmuş
    makbuliyet: Allah tarafından kabul edilmesi mazharı olma: ayna gibi yansıtma
    mecburiyet: zorunluluk metanet: sağlamlık, kararlılık
    meziyet: üstün özellik müdafaa: savunma
    müzaheret: koruma, yardım nefs: kişinin kendisi
    nefs-i emmâre: insanı daima kötülüğe, yasak zevk ve isteklere sevk eden duygu neşir: yayma
    riyakârane: gösterişli bir şekilde rükün: esas, şart
    sebat: kararlılık, sabit olma senâ: övme, methetme
    tarihçe-i hayat: hayat hikayesi, biyografi temin: sağlama
    tercüman: tercüme eden tereşşuh etme: sızma
    teyid: destekleme, kuvvetlendirme tezvir: iftira, yalan-dolan, sahtecilik
    teşcî: cesaretlendirme vecih: yön
    şe’n: gerek, özellik şükür: nimetlere karşı memnunluk gösterme, Allah’a teşekkür etme
    Yazar : Risale Forum

  8. #8
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.223
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61880


    Giriş - Sayfa 43

    aleyhinde türlü isnatlar yapılmıştır. Elbette hak bildiği mesleğini, Kur’ân’ın şerefine ve Hazret-i Peygamberin nübüvvetinin teâlisine ait hizmetini aleyhteki iftiralardan müberra kılmak için hakikati söyleyecek, müdafaada bulunacak; faraza bazılar tarafından şahsî bir noksanlık telâkki edilse bile, umumun istifade ve saadeti için şahsî zararına da razı olacaktır. Onun için, Risale-i Nur hakkında beyan edilen ve neşredilen senalara bu gibi noktalardan bakmak lâzımdır; yoksa hizmete zarar olur. Dar düşünce ile hareket etmek zamanında değiliz. İmansızlar, kendi muzır mesleklerini, menfi ideolojilerini, sahte kahramanları hattâ İslâm düşmanlarını—onlar asla lâyık olmadığı halde—çeşitli medh ü senâ ile insanlığın nazarına göstermeye, alkış toplamaya çalışıyorlar. Uzağa gitmeye lüzum yok; dünyayı saran dehşetli dinsizlik cereyanını idare edenler büyük kahramanlar olarak ilân edilirken, neden Müslümanlar hak dinlerini medh ü senâ etmesinler, onun kemalâtını,ulviyetini neşretmesinler; Kur’ân’a âyine olan ve bu zamanın dinsizlik cereyanlarına meydan okuyup, dine en büyük hizmeti ifa eden bir eser külliyatı ve onun muhterem,mütevazi ve hadsiz zulümlere maruz kalmış müellifi, medhedilmesin? Halbuki yazılan yazılar, mücerred mevzular olarak değil, ekseriyetle müdafaa kabilinden, aleyhteki iftiralara cevap olarak neşredilmiş hakikatlerdir.



    Üstadın hayatı, küllî hizmeti noktasından topluca iki büyük safha arz etmektedir.

    Birincisi: Doğuşundan itibaren tahsil hayatı, Van’daki ikameti, İstanbul’a gelişi, siyasî hayatı, seyahatleri, Harb-i Umumîye iştiraki, Rusya’daki esareti, İstanbul’da Darü’l-Hikmeti’l-İslâmiye âzâlığında bulunuşu, Kuvâ-yı Milliyede İstanbul’daki hizmeti, Ankara’ya gelerek ilk Meclis-i Meb’usandaki faaliyetleri ve kısa bir müddet sonra Van’a çekilip inzivayı ihtiyar etmesi gibi, herbiri ayrı


    Ankara: (bk. bilgiler) Darü’l-Hikmeti’l-İslâmiye: (bk. bilgiler)
    Harb-i Umumî: Birinci Dünya Savaşı Kuvâ-yı Milliye: (bk. bilgiler – Millî Mücadele)
    Meclis-i Meb’usan: Türkiye Büyük Millet Meclisi Rusya: (bk. bilgiler)
    Van: (bk. bilgiler) arz etme: kendini gösterme, ortaya çıkma
    beyan etme: açıklama cereyan: hareket, akım
    ekseriyetle: çoğunlukla esaret: esirlik, tutsaklık
    faraza: varsayalım ki hadsiz: sayısız
    hakikat: gerçek, doğru ideoloji: siyasal veya toplumsal bir öğreti oluşturan bir grubun davranışlarına yön veren politik, hukukî, bilimsel, inanç, felsefî, moral, estetik düşünceler bütünü
    ifa etme: yerine getirme ihtiyar etme: tercih etme, seçme
    ikamet: yerleşme inziva: yalnız başına bir yere çekilip dünya işleriyle uğraşmama
    isnat: dayandırma, yalan iftiralar yükleme istifade: faydalanma, yararlanma
    iştirak: katılma kabilinden: gibisinden
    kemâlât: mükemmel ve üstün özellikler külliyat: çok sayıda unsurdan meydana gelen eser; Risale-i Nur Külliyatı
    küllî: kapsamlı, geniş, evrensel maruz kalma: uğrama, yüzyüze gelme
    medh ü senâ: övme ve methetme medhetme: övme
    menfi: negatif, olumsuz mevzu: konu
    muhterem: hürmete lâyık, saygıdeğer muzır: zararlı şeyler
    müberra: arınmış, temiz mücerred: soyut
    müdafaa: savunma müellif: telif eden, yazan
    mütevazi: alçakgönüllü nazar: dikkat, bakış
    neşretmek: yaymak noksanlık: eksiklik
    nübüvvet: peygamberlik, elçilik saadet: mutluluk
    safha: merhale, aşama sena: övme, methetme
    seyehat: yolculuk tahsil: ilim öğrenme, öğrenim
    telâkki etme: anlama, kabul etme teâli: yücelme, yükselme
    ulviyet: yücelik umum: bütün
    Üstad: bir ilim ve san’at alanında bilgi ve söz sahibi olan âlim; Bediüzzaman Said Nursî âzâlık: üyelik
    İstanbul: (bk. bilgiler)
    Yazar : Risale Forum

  9. #9
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.223
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61880


    Giriş - Sayfa 44

    bir hayat sahnesi olan Üstadın hayatının bu birinci safhası, iman ve Kur’ân hizmeti itibarıyla ikinci safha hayatının mukaddemesi hükmündedir. İkinci büyük hizmetine hazırlıktır. Ömrünün ellinci senesine kadardır.

    İkincisi: Van’da inzivada iken garba nefyedilip Isparta’nın Barla nahiyesinde ikamete memur edildiği zamandan başlar ki, Risale-i Nur’un zuhuru ve intişarıdır. Âzamî ihlâs, âzamî fedakârlık, âzamî sadakat, metanet ve dikkat ve iktisat içinde Risale-i Nur’la giriştiği hizmet-i imaniye ve mânevî cihad-ı diniyedir.

    Hayatının bu ikinci safhası, Harb-i Umumî neticesinde Osmanlı hilâfetinin inkıraz bulmasıyla insanlık âleminde medeniyet-i beşeriyeyi mahveden ve semavî dinlerle mücadeleyi esas ittihaz edinen komünizm rejiminin insaniyetin yarısını istilâ ederek dünyayı dehşete saldığı ve memleketimizi tehdide yeltendiği ve mânevî tahribatının tehlikesine maruz kaldığımız bir devreye rastlar. Bu devre, bin senedir Kur’ân’a bayraktarlık yapmış, İslâmiyete asırlarca hizmet etmiş kahraman bir millet için dikkatle incelenmesi lâzım gelen bir devredir.

    Üstad, Risale-i Nur’u telif ederken, Kur’ân’ın i’câzî lem’aları olan bu eserlerin her taife-i insaniyede inkişaf edeceğini, dinsizliğin memleketimizi istilâsına mani olacağını, memleket ve millet için bir sedd-i Kur’ânî vazifesini göreceğini, Risale-i Nur hizmetinin umumiyet kesb edip, Türk Milletinin yine İslâmiyetin kahraman bir ordusu ve fedakârı olacağını, Risale-i Nur’un neşri ve ileride resmen intişarı milletçe benimsenmesi ve Maarif dairesinin hakikat-ı Kur’âniyeye yapışması neticesi maddeten ve manen milletin terakki edeceğini, İslâmiyetin büyük kuvvet bulacağını zikretmiştir.

    Risale-i Nur bir alemdir, ünvandır. Bu zamanda zuhur eden Kur’ânî hakikatler manzumesidir. Necip milletimizin, insaniyet-i kübrâ olan İslâmiyete sarılması,


    Barla: (bk. bilgiler) Harb-i Umumî: Birinci Dünya Savaşı
    Isparta: (bk. bilgiler) Kur’ân’ın i’câzî lem’aları: Kur’ân’ın mu’cize oluş özellikleri arasında yer alan parıltılar
    Maarif dairesi: Milli Eğitim Camiası Van: (bk. bilgiler)
    alem: sembol, belirgin işaret asır: yüzyıl
    cihad-ı diniye: dinin hakikatlerini insanlara ulaştarma, hücum eden dinsizlik ve inkâr cereyanlarına karşı mücadele etme garb: batı
    hakikat: gerçek, doğru hakikat-ı Kur’âniye: Kur’ân’da yer alan gerçek mesele
    hilâfet: halifelik hizmet-i imaniye: iman hakikatlerini insanlara ulaştırma hizmeti
    ihlâs: ibadet ve davranışlarda sadece Allah rızasını gözetme; samimiyet ikamete memur edilme: bir yerde oturmaya mecbur bırakılma
    iktisat: tutumluluk; her hususta orta yolu takip etme, lüzumundan fazla veya noksan harcamaktan kaçınma inkişaf: açığa çıkma, gelişme
    inkıraz bulma: dağılıp yok olma, son bulma insaniyet: insanlık
    insaniyet-i kübrâ: en büyük insanlık sistemi; İslâmiyet intişar: yayılma
    inziva: yalnız başına bir yere çekilip dünya işleriyle uğraşmama istilâ: kaplama, kuşatma
    itibarıyla: özelliğiyle ittihaz: edinme, kabul etme
    kesb etme: kazanma komünizm: (bk. bilgiler)
    maddeten: maddî olarak mahvetme: yıkma, yok etme
    mani: engel manzume: düzenli ve dengeli ölçülerle biraraya getirilerek ortaya konulan eser
    medeniyet-i beşeriye: insanlık medeniyeti metanet: sağlamlık, kararlılık
    mukaddeme: başlangıç, giriş mânen: mânevî yönden
    nahiye: bucak necip: asil
    nefyetmek: sürgüne göndermek neşr: yayma
    rejim: bir yönetim biçimi sadâkat: bağlılık, doğruluk
    safha: aşama, basamak sedd-i Kur’ânî: Kur’ân’daki hakikatlerle inançsızlık önüne konulan set, engel
    semâvî: İlâhî, vahye dayanan tahribat: tahripler, yıkıp bozmalar
    taife-i insaniye: insanlık taifesi, topluluğu telif: yazma, kaleme alma
    terakki etme: ilerleme, yükselme umumiyet: genellik
    zikretme: anma, dile getirme zuhur: görünme, ortaya çıkma
    Üstad: bir ilim ve san’at alanında bilgi ve söz sahibi olan âlim; Bediüzzaman Said Nursî âzamî: en büyük, en çok

    Yazar : Risale Forum

  10. #10
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.223
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61880


    Giriş - Sayfa 45

    yep yeni bir ruh ve taze bir iman aşkı ve heyecanı içinde uyanmasının ifadesidir. İçinde bulunduğumuz asrın değiştirdiği hayat şartları ve yeni bir dünya nizamı ve görüşü karşısında imanın tahkim ve takviyesiyle feveran eden hamiyet-i İslâmiyenin mânâsıdır. Mütenebbih kalbleri iman ve muhabbet-i Nebevî ile coşkun ve cihan-değer şeref-i intisabıyla serefraz fedakârların yetişmesi ve bu milletin mazisine mütenasip kahramanlığı, yüksek iman ve ahlâkı izhar etmesi işaretidir.

    Bediüzzaman, Risale-i Nur’u, hiçbir makam ve meşrebin tesiri altında kalmadan, maddî-mânevî hiçbir menfaat ve hissiyat karışmadan, doğrudan doğruya Kur’ân-ı Hakîmin, umumun istifade edebileceği ve umuma hitap eden hakikatlerini tefsiretmiş, bu hakikatlerin tercümanlığını yapmıştır. Telif ettiği âsârından herkes istifade edebilmektedir. Bir taifeye, bir sınıf halka mahsus değildir. Bu Tarihçe-i Hayat, okuyucuların nazarını, bu zamanda Kur’ân’ın hikmet nurları olan Risale-i Nur’a çevirip, ondan istifadeyi gösterecektir. Said Nursî ise, Kur’ân’ın hizmetinde fedakârane çalışmış, sünnet-i Peygamberîye ittibâ etmiş, nümune-i imtisal bir zât olarak görünmektedir.

    Tarihçe-i Hayat’ta geçen bazı mektuplardan anlaşılacağı üzere, Said Nursî, bir zamanlar felsefe mesleğinde çok ileri gitmiş, sonra, Kur’ân-ı Hakîmin irşadıyla hak ve hakikate erişmiş ve bu zamanda fen ve felsefe ile iştigal edip şek ve şüphelere mâruz kalanları, aklî delillerle şüphelerden kurtaracak eserler telif etmiştir.

    Risale-i Nur’un yolu, mesleği, bu zamandaki hayat şartlarına, insanların ahval-i ruhiyelerine göre en selâmetli, en kısa ve umumî bir cadde-i Kur’ân’dır. Serapa ilim ve tefekkür üzerine gitmektedir. İçtimaî hayatta çeşitli hizmetler gören fertlerin istifadesi büyüktür. Risale-i Nur’u okuyan ve ondan ders alarak tefekkür-ü imaniyeyi kazananlar, dünyevî vazife ve mesleklerini âhiret hayatına


    Kur’ân-ı Hakîm: hikmetli Kur’ân; her âyet ve sûresinde sayısız hikmetler bulunan Kur’ân ahvâl-i ruhiye: ruhsal haller; psikolojik haller ve durumlar
    cadde-i Kur’ân: Kur’ân caddesi, yolu; Kur’an’da insanların takip etmeleri için sunulan kurallar bütünü cihan-değer: dünyalara değer
    dünyevî: dünya ve dünya hayatıyla alâkalı fedakârane: fedakârca
    feveran: köpürme, coşma hakikat: gerçek, doğru
    hamiyet-i İslâmiye: İslâmın kutsal değerlerini tehlikelerden koruma ve savunma gayreti hikmet: ilim, yüksek bilgi
    hissiyat: duygular, hisler irşad: doğru yolu gösterme
    istifade: faydalanma, yararlanma ittibâ etme: uyma, takip etme
    izhar etme: açığa çıkarma, gösterme içtimaî: toplumsal, sosyal
    iştigal etme: meşgul olma, uğraşma mazi: geçmiş
    menfaat: çıkar, kişisel yarar meslek: takip edilen yol, yöntem
    meşreb: hareket tarzı, metod muhabbet-i Nebevî: Peygamber sevgisi
    mâruz kalma: yüzyüze gelme, bir şeyin karşısında ve tesiri altında bulunma mütenasip: birbirine uygun
    mütenebbih: uyanmış nazar: bakış, görüş
    nizam: düzen nümune-i imtisal: örnek alınacak model
    selâmetli: güvenli serapa: baştan sona
    serefraz: seçkin, başı dik sünnet-i Peygamberî: Peygamberimizin söz, emir ve hareketlerine dayanan yüce prensipler
    tahkim: sağlamlaştırma taife: grup, topluluk
    takviye: güçlendirme tarihçe-i hayat: hayat hikayesi, biyografi
    tefekkür: Allah’ı tanımayı sonuç verecek şekilde varlıklar üzerinde düşünme tefekkür-ü imaniye: imanî meseleler ve iman esasları çerçevesinde bütün hadiseleri tefekkürle değerlendirme
    tefsir etme: yorumlama, açıklama telif: yazma, kaleme alma
    telif etme: kitap yazma, kaleme alma umum: genel, herkes
    umumî: genel, herkese ait âsâr: eserler, kitaplar
    şek: şüphe şeref-i intisab: bağlanma, katılma şerefi

    Yazar : Risale Forum

Sayfa 1/2 12 SonSon

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222