10 sonuçtan 1 ile 10 arası

  1. #1
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2010
    Mesajlar Mesajlar
    118
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 36 + 1410


    Şualar 11. Şua Yedinci mesele Hakkında yardım talebidir...

    Selamün aleyküm..

    11.Şua yedinci meslee hakkında yardım edermisiniz..

    Benzer Konular
    Yedinci Risale olan Yedinci Mesele'den
    Yedinci Risale olan Yedinci Mesele'den Eski Harb-i Umumî'den evvel ve evâilinde, bir vakıa-i sadıkada görüyorum ki: Ararat Dağı denilen meşhur Ağrı Dağı'nın altındayım. Birden o dağ, müdhiş infilâk etti. Dağlar gibi parçaları, dünyanın her tarafına dağıttı. O
    Birinci Kısım - Meyve Risalesi - Yedinci Mesele
    Birinci Kısım - Meyve Risalesi - Yedinci Mesele Yedinci Mesele Denizli hapsinde bir Cuma gününün meyvesidir. وَمَا أَمْرُ الس
    Muhâkemat Dersleri: 31 - İkinci Makale, Yedinci Mesele
    Muhâkemat Dersleri: 31 - İkinci Makale, Yedinci Mesele Okuyan ve Anlatan: Şadi EREN (Prof. Dr.) "Belâgatın ukde-i hayatiyesi, tâbir-i diğerle beyanın felsefesi veyahut şiirin hikmeti ise, hariciyatın nevâmisi ve mekayisini temessül etmektir. Şöyle:" Yer:
    Muhâkemat Dersleri: 22 - Birinci Makale, Yedinci Mesele
    Muhâkemat Dersleri: 22 - Birinci Makale, Yedinci Mesele Okuyan ve Anlatan: Şadi EREN (Prof. Dr.) "Kur’ân’da zikrolunan, دَحٰيهَا ve سُطِحَتْ ve فَ
    On Yedinci Lem'a dan ( Avrupa Hakkında )
    On Yedinci Lem'a dan ( Avrupa Hakkında ) BEŞİNCİ NOTA Şu notada, Avrupa fünunu ve medeniyeti, Eski Said'in fikrinde bir derece yerleştiği için, Yeni Said harekât-ı fikriyede seyrettiği zaman, Avrupa'nın fünun ve medeniyeti o seyahat-i kalbiyede emrâz-ı kal
    Yazar : Risale Forum

  2. #2
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2010
    Mesajlar Mesajlar
    118
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 36 + 1410


    Cevap: Şualar 11. Şua Yedinci mesele Hakkında yardım talebidir...

    İŞte bu kısım:
    "...... Rabbü'l-âlemin ve Sultanü'd-Deyyân isimleri cevap veriyorlar. " sözünden ne anlamalıyız..
    Yazar : Risale Forum

  3. #3
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.817
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2592 + 209238


    Cevap: Şualar 11. Şua Yedinci mesele Hakkında yardım talebidir...

    Ve aleyküm selam kardeş. Yedinci Mesele kısa bi yer değil siz hangi kısmından yardım almak istiyorsunuz ? Komple buraya Yedinci Meseleyi mütalaa edersek bi hayli uzun zaman alır...Verdiğim linkte sayfanın altında sorulmuş ve cevaplanmış sorular var. Dilerseniz oradan bakabilirsiniz. Zannederim işinize yarıycaktır.
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  4. #4
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2010
    Mesajlar Mesajlar
    118
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 36 + 1410


    Cevap: Şualar 11. Şua Yedinci mesele Hakkında yardım talebidir...

    Evet doğru..yedinci mesele uzun ama konu tek..
    o konuda ahiretin isbatı..
    amacım şuyudu:Özellikle bu meseleyi özümsemiş ve cümle cümle özetleyebilecek abilerin tefekkür
    dünyalarında yoğurup ulaştıkları özet bilgileri paylaşırlarmı aceba ..

    "VERDİĞİNİZ LİNKİ GÖREMEDİM.."
    Yazar : Risale Forum

  5. #5
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2010
    Mesajlar Mesajlar
    118
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 36 + 1410


    Cevap: Şualar 11. Şua Yedinci mesele Hakkında yardım talebidir...

    Bir diğer düşüncemde şu: bu konuda bir video varmı..özellikle ahirete iman konusunu 11.şuada geçen bu mesele üzerinden anlatılan bir video varmı..
    Yazar : Risale Forum

  6. #6
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.817
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2592 + 209238


    Cevap: Şualar 11. Şua Yedinci mesele Hakkında yardım talebidir...

    Linki unutmuşum

    [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]

    2. mesajınızı sonradan gördüm. Kardeşler yardımcı olacaklardır.
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  7. #7
    FaKiR çevrimdışı Meşveret Bşk.
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Nereden Yer
    .......................
    Mesajlar Mesajlar
    7.754
    Blog Blog Girişleri
    4
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 1599 + 125960


    Cevap: Şualar 11. Şua Yedinci mesele Hakkında yardım talebidir...

    Alıntı fütüvvet Nickli Üyeden Alıntı [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    İŞte bu kısım:
    "...... Rabbü'l-âlemin ve Sultanü'd-Deyyân isimleri cevap veriyorlar. " sözünden ne anlamalıyız..
    Bahsi geçen yer:

    Nasıl ki, Altıncı Meselede biz Hâlıkımızı arzdan, semâvâttan sorduk;
    onlar fenlerin dilleriyle, güneş gibi Hâlıkımızı bize tanıttırdılar.
    Aynen biz de âhiretimizi başta o bildiğimiz Rabbimizden,
    sonra Peygamberimizden, sonra Kur’ân’ımızdan,
    sonra sair peygamberler ve mukaddes kitaplardan,
    sonra melâikelerden, sonra kâinattan soracağız.


    İşte, birinci mertebede âhireti Allah’tan soruyoruz.
    O da bütün gönderdiği elçileriyle ve fermanlarıyla ve bütün isimleriyle ve sıfatlarıyla,
    “Evet, âhiret var-dır ve sizi oraya sevk ediyorum”
    ferman ediyor.

    Onuncu Söz, on iki parlak ve kat’î hakikatlerle,
    bir kısım isimlerin âhirete dair cevaplarını ispat ve izah eylemiş.

    Burada, o izaha iktifaen gayet kısa bir işaret ederiz.

    Evet, madem hiçbir saltanat yoktur ki,
    o saltanata itaat edenlere mükâfatı
    ve isyan edenlere mücâzâtı bulunmasın.
    Elbette rububiyet-i mutlaka mertebesinde bir saltanat-ı sermediyenin,
    o saltanata iman ile intisap ve tâat ile fermanlarına teslim olanlara mükâfatı
    ve o izzetli saltanatı küfür ve isyanla inkâr edenlere de mücâzâtı;
    o rahmet ve cemâle,
    o izzet ve celâle lâyık bir tarzda olacak diye
    Rabbü’l-Âlemîn ve Sultanü’d-Deyyân isimleri cevap veriyorlar

    ____________

    "Rabbü’l-Âlemîn ve Sultanü’d-Deyyân isimleri " ahiretin delillerinden biri oldugunu anliyoruz burda.


    Rabbü’l-Âlemîn = bütün alemlerin rabbi olan Allah, bütün mülkü idare eden.


    ve Sultanü’d-Deyyân= herkesin hesabını ve hakkını en iyi bilen ve veren, mükafat ve cezayı hakkıyla veren Sultan.


    Bir ulkede saygisiz bir adamin devamli hukumdara karsi çiktigini, hak ve hukuka tecavuz ettigini dusunun,

    Bu ulkede muhakkak bu adami cezalandiracak bir cezaevi , bir hapishane yapilir.



    Ayni sekilde, bir is yerinde çalisan, is yeri sahibine karsi kötü davranip, kurallarina uymasa,
    çalistigi yerden kavulmakla cezalandirilir.


    Aynen oylede, Rabbul Aleminden gelen nimetlere sukur etmeyen, O'nu tanimayip, inkar edenler içinde muhakkak bir cezaevi olacaktir.

    Lakin, bu dunyada, butun kurallara uysak bile, çogu zaman zalim zalimligiyle, mazlumda mazlumluguyla kalabiliyor.

    Yaptigi iyiliklerin karsiliklari bu dunyada alamayabiliyor.

    Nihayetsiz adalet sahibi olan Cenabi Hakkin buna izin verecegi dusunulemez.
    Madem, tam adalet bu dunyada saglanamiyor, o halde hesap mutlaka baska bir aleme birakiliyor.ve bu adaleti izzet ve celal sahibi Sultanü’d-Deyyân sagliyor.
    Yazar : Risale Forum

  8. #8
    FaKiR çevrimdışı Meşveret Bşk.
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Nereden Yer
    .......................
    Mesajlar Mesajlar
    7.754
    Blog Blog Girişleri
    4
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 1599 + 125960


    Cevap: Şualar 11. Şua Yedinci mesele Hakkında yardım talebidir...

    Bu konuda RisaleSohbet kanalinda yapilan dersimiz:

    Bismillâhirrahmânirrahîm, elhamdülillâhi rabbil âlemîn velâkıbetülil müttekîn vessalêtü vessalêmü alê seyyidine Muhammedivve alê êlihi vesahbihi ecmain, alê rasulüne salevât


    Asa-yı Musa / Yedinci Mesele
    Denizli hapsinde bir Cuma gününün meyvesidir.
    Bir zaman Kastamonu’da “Hâlıkımızı bize tanıttır” diyen lise talebelerine sâbık
    Altıncı Meselede mektep fünununun dilleriyle verdiğim dersi,
    Denizli Hapishanesinde benimle temas edebilen mahpuslar okudular.
    Tam bir kanaat-i imaniye aldıklarından, âhirete bir iştiyak hissedip,
    “Bize âhiretimizi de tam bildir.
    Tâ ki, nefsimiz ve zamanın şeytanları bizi yoldan çıkarmasın, daha böyle hapislere sokmasın”
    dediler.
    Ve Denizli hapsindeki Risale-i Nur şakirtlerinin ve sabıkan Altıncı Meseleyi okuyanların arzularıyla,
    âhiret rüknünün dahi bir hülâsasının beyanı lâzım geldi.
    Ben de Risale-i Nur’dan bir kısacık hülâsa ile derim:

    altıncı meselenin kısa bir hülasasını yapalım
    malumumuzdur ama hatırlayalıminş; üstad hazretlerine bir kısım lise talebesi gelip diyorlar ki
    bize Halıkımızı tanıttır, muallimlerimiz Allah dan bahsetmiyor
    ve üstad hazretleri de aslında her bir ilimin
    her bir fennin Rabbimizi bize nasıl tanıttığını
    veciz ifadelerle anlatıyor
    açıklıyor

    Denizli medrese-i yusufiyesinde bu kısmı okuyan mahpuslar
    aynı şekilde ahirete dair de açıklama istiyorlar

    ahiretin varlığını hepimiz kabul ederiz
    ama kabul etmek başka inanmak başka iman etmek başka
    her türlü itiraza cevap verebilecek şekilde
    ahirete ve sair iman hakikatlerine inanmak
    onları hem kendi nefislerimize
    kendi kendimize kabul ettirmek
    hem de çevremizde bize soranlara açıklayabilecek seviyede o hakikatlere iman etmek
    mümin olmanın şartı

    bu nazarla ahirti ele alıp, üstad hazretlerini dinleyelim inşallah

    Nasıl ki, Altıncı Meselede biz Hâlıkımızı arzdan, semâvâttan sorduk;
    onlar fenlerin dilleriyle, güneş gibi Hâlıkımızı bize tanıttırdılar.
    Aynen biz de âhiretimizi başta o bildiğimiz Rabbimizden,
    sonra Peygamberimizden, sonra Kur’ân’ımızdan,
    sonra sair peygamberler ve mukaddes kitaplardan,
    sonra melâikelerden, sonra kâinattan soracağız.
    İşte, birinci mertebede âhireti Allah’tan soruyoruz.
    O da bütün gönderdiği elçileriyle ve fermanlarıyla ve bütün isimleriyle ve sıfatlarıyla,
    “Evet, âhiret var-dır ve sizi oraya sevk ediyorum”
    ferman ediyor.
    Onuncu Söz, on iki parlak ve kat’î hakikatlerle,
    bir kısım isimlerin âhirete dair cevaplarını ispat ve izah eylemiş.
    Burada, o izaha iktifaen gayet kısa bir işaret ederiz.
    Evet, madem hiçbir saltanat yoktur ki,
    o saltanata itaat edenlere mükâfatı
    ve isyan edenlere mücâzâtı bulunmasın.
    Elbette rububiyet-i mutlaka mertebesinde bir saltanat-ı sermediyenin,
    o saltanata iman ile intisap ve tâat ile fermanlarına teslim olanlara mükâfatı
    ve o izzetli saltanatı küfür ve isyanla inkâr edenlere de mücâzâtı;
    o rahmet ve cemâle,
    o izzet ve celâle lâyık bir tarzda olacak diye
    Rabbü’l-Âlemîn ve Sultanü’d-Deyyân isimleri cevap veriyorlar.
    küçük bir iş yerinde çalışanlar bile
    iş yerinin sahibi kimse onun kurallarına uygun çalışırlar
    kurallara uydukları, işlerini yaptıkları ve gösterdikleri çabaya göre
    mükafat alırlar, takdir alırlar

    tersi durum olsa, işe gelmese işini savsaklasa
    ceza alır hatta olabilir ki işlerine son verilir
    yönetim ve idarenin olduğu her alanda
    durum bu minvalde devam eder, ettirilir

    kainata baktığımızda,
    yıldızından zerresine kadar herşey bir kurallar bütünü içinde idare ettiriliyor
    bur saltanat kurulmuş
    ve bir emir sahibinden emir alınarak işler görülüyor
    bir söz sahibi, hak sahibi, idare sahibi, yönetici var
    ve madem bir yönetici var
    muhakkak ki o yönetici, o saltanat sahibi
    kendine itaat edenlere mkafat verecek, itaat etmeyenleri de cezalandıracaktır
    bunu yaparken de zerre miktar hak göz ardı edilmeden
    ince terazilerde tartarak yapacaktır

    insan; aklı ile, nefsi ile, şeytanı ile, sair latifeleri özellikleri ile
    bu dünyada bir kısım imihanlara tabi tutuluyor, ve kurallara uyması isteniyor
    ama verdiği doğru cevapların
    uyduğu kuralların
    yaptığı iyiliklerin tüm karşılığını burada alamıyor
    en basiti hepimiz hergün emre itaat edip beş vakit namazımızı kılıyoruz
    ama ona mukabil ödülü alamıyoruz

    bunun tersi de var
    çok zulümler oluyor, yanlışlar yapılıyor
    ama onların cezaları verilmiyor
    ama biliyoruz ki, saltanat varsa hükümdar var ve hükümdar varsa, her harekete karşı cezz ve mükafat olacak
    o zaman buradan sonra başka bir yer olmalı ki,
    hakiki adalet sağlansın, hakiki mükafatlar alınabilsin


    Hem madem güneş gibi, gündüz gibi,
    zemin yüzünde bir umumî rahmet ve ihatalı bir şefkat ve kerem gözümüzle görüyoruz.
    Meselâ, o rahmet, her baharda umum ağaçları
    ve meyveli nebatları cennet hûrileri gibi giydirip
    süslendirip, ellerine her çeşit meyveleri verip
    bizlere uzatıp “Haydi alınız, yiyiniz” dediği gibi;
    bir zehirli sineğin eliyle bizlere şifalı, tatlı balı yedirdiği
    ve elsiz bir böceğin eliyle en yumuşak ipeği bizlere giydirdiği gibi,
    bir avuç kadar küçücük çekirdeklerde,
    tohumcuklarda binler batman taamları bizim için saklayan
    ve ihtiyat zahîresi olarak o küçücük depolarda yerleştiren bir rahmet,
    bir şefkat,
    elbette hiç şüphe olamaz ki,
    bu derece nâzeninâne beslediği bu sevimli ve minnettarları ve perestişkârları olan mü’min insanları
    idam etmez.
    Belki, onları daha parlak rahmetlere mazhar etmek için,
    hayat-ı dünyeviye vazifesinden terhis eder diye,
    Rahîm ve Kerîm isimleri sualimize cevap veriyorlar,
    “El-Cennetü hakkun” diyorlar.
    vucudumuzun hayatını devam ettirebilmesi için besine ihtiyacı var
    ve bize bir tat alma duyusu verilmiş
    koku alma duyusu verilmiş
    ve bize sunulan yiyeceklere bir bakın
    elmasından muzuna, domatesinden biberine
    rengi
    kokusu
    tadı
    nasıl tam bize uygun
    ve nasıl güzel

    neden böyle olsun ki?

    tam tersi olamaz mıydı yani?

    hayvanlar ot yiyorlar bir ömür
    diken yiyor saman yiyor
    bize neden bu kadar ikramlar
    bu kadar leziz yemekler sunulmuş
    inek saman yiyor süt veriyor
    arı, ne yediği belli değil, o çiçek senin bu çiçek benim toz toprak içinde dolanıp
    bize bal yapıyor
    ipek böceği, eli kolu yok belki bir muzır hayvar
    ama bize en yumuşak en hoş giyeceklerimizi yapıyor

    bir hayvan taifesine bakın
    bir insanlara
    bir tat alma duyusuna
    bu kadar ikramlar veren
    nasıl merhametli
    nasıl rahmet sahibidir

    madem Rabbimiz böyle Rahimdir
    böyle Kerim dir;

    o zaman bu nazenin kullarını
    madem Rabbimizin Rahmet sonsuz
    bizi de böyle nazenin nazdar yaratmış
    hele bir de bu kulları içinde
    kendisine itaat eden
    kendisini kabul eden
    onun dinine tabi olan
    kurallarına uyan
    ve dinini yaymaya çalışan kullarına
    elbette ve elbette mükafatını verecektir

    Rabbim cennet-ul firdesini nasib etsin hepimize inşallah
    sonsuz merhameti ile muamele etsin bizlere
    ve kendisine hakiki kul olmayı ve hakiki imanı yaşamayı nasib etsin
    âmin

    Subhâneke lâ ılmelene illema allemtene inneke entel alîmul hakîm ve ahiru de'vehüm enilhamdülillahi rabbil âlemin, el fatiha
    Yazar : Risale Forum

  9. #9
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2010
    Mesajlar Mesajlar
    118
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 36 + 1410


    Cevap: Şualar 11. Şua Yedinci mesele Hakkında yardım talebidir...

    "Hem madem bütün zîhayat mahlûkların, elleri yetişmediği ve iktidarları dairesinde olmayan bütün hâcâtlarını, bütün fıtrî matlaplarını bir nevi dua bulunan istidad-ı fıtrî ve ihtiyac-ı zarurî dilleriyle istedikleri vakitte, gayet rahîm ve işitici ve şefkatli bir dest-i gaybî tarafından verildiğinden "

    mesela bu kısımda tüm zihayatlar ihtiyacı olan şeyleri şefkatli bir elin önlerine koyduğunu söylüyoruz ama o eli göremiyoruz..veya gizlenmiş sebeplerin eli ile uzatılmış.. ve uzatılan şeyleride pençeleri ile dişleri ile alıp ihtiyaçlarını karşılıyorlar..
    bu kısmı açbilirmisiniz..
    Yazar : Risale Forum

  10. #10
    FaKiR çevrimdışı Meşveret Bşk.
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Nereden Yer
    .......................
    Mesajlar Mesajlar
    7.754
    Blog Blog Girişleri
    4
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 1599 + 125960


    Cevap: Şualar 11. Şua Yedinci mesele Hakkında yardım talebidir...

    Alıntı fütüvvet Nickli Üyeden Alıntı [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    "Hem madem bütün zîhayat mahlûkların, elleri yetişmediği ve iktidarları dairesinde olmayan bütün hâcâtlarını, bütün fıtrî matlaplarını bir nevi dua bulunan istidad-ı fıtrî ve ihtiyac-ı zarurî dilleriyle istedikleri vakitte, gayet rahîm ve işitici ve şefkatli bir dest-i gaybî tarafından verildiğinden "

    mesela bu kısımda tüm zihayatlar ihtiyacı olan şeyleri şefkatli bir elin önlerine koyduğunu söylüyoruz ama o eli göremiyoruz..veya gizlenmiş sebeplerin eli ile uzatılmış.. ve uzatılan şeyleride pençeleri ile dişleri ile alıp ihtiyaçlarını karşılıyorlar..
    bu kısmı açbilirmisiniz..
    "" Hem mâdem, bütün zihayat mahlûkların elleri yetişmediği ve iktidarları dâiresinde olmayan bütün hâcatlarını, bütün fıtri matlaplarını bir nevi dua bulunan istidad-ı fıtri ve ihtiyac-ı zarûri dilleriyle istedikleri vakitte,

    gayet Rahim ve işitici ve şefkatli bir dest-i gaybi tarafından verildiğinden ve ihtiyari olan daavât-ı insaniyyenin, husûsen havasların ve nebilerin dualarının on adetten altı-yedisi hilâf-ı adet makbûl olmasından kat'i anlaşılıyor ki:

    Her dertlinin ahını, her muhtacın duasını işiten ve dinleyen bir Semi' ve Mucib perde arkasında var.

    Bakar ki; en küçük bir zihayatın en küçük bir ihtiyacını görür.

    Ve en gizli bir âhını işitir, şefkat eder, fiilen cevap verir, memnun eder.

    Elbette ve her hâlde, hiçbir şüphe ihtimâli kalmaz ki; mahlûkların en ehemmiyetlisi olan nev-i insanın en ehemmiyetli ve umumi ve umum kâinatı ve umum esmâ ve sıfât-ı İlâhiyyeyi alâkadar eden beka-i uhreviyeye âit dualarını içine alan; ve nev-i insanın güneşleri ve yıldızları ve kumandanları olan bütün peygamberleri; arkasına alıp, onlara duasına "âmin, âmin" dedirten; ve ümmetinden her gün her ferd-i mütedeyyin, hiç olmazsa kaç defa ona salâvat getirmekle onun duasına "âmin,âmin" diyen; ve belki bütün mahlûkat o duasına iştirak ederek "Evet ya Rabbenâ, istediğini ver, biz de onun istediğini istiyoruz" diyorlar. Bütün bu reddedilmez şerâit altında, beka-i uhrevi ve saadet-i ebediye için, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmın - haşrin hadsiz esbab-ı mucibesinden-yalnız tek duası, Cennetin vücuduna; ve baharın icadı kadar kudretine kolay olan âhiretin icadına kâfi bir sebeptir, diye Mucîb ve Semi' ve Rahim isimleri bizim suâllerimize cevap veriyorlar""


    -----------------------

    Mün'im, Rahman, Rezzak ve Kerim isimlerinin tecellileriyle Cenabi Hakk butun canlilara ihtiyaclarini verendir. Nimet veren yediren içirendir.O Rahim olandir , butun yarattiklarina rizkini verir, iyi kötü gunahkar demeden, umumi olarak tecelli eder.

    "Hem mâdem, bütün zihayat mahlûkların elleri yetişmediği ve iktidarları dâiresinde olmayan bütün hâcatlarını, bütün fıtri matlaplarını bir nevi dua bulunan istidad-ı fıtri ve ihtiyac-ı zarûri dilleriyle istedikleri vakitte"

    Mesela yeni dogmus bir bebek dusunun.Yemekleri çigneyemez. Rabbi ola ihtiyac-ı zarûri olan beslenme hususunu annesinin sütü ile giderir.Bu sutun olusumunda, insan vucudunun farkli organizmalari devreye girer, ve anne kendi eliyle hic bir mudahele etmeden, farkli bir operasyona maruz kalmadan, o süt Cenabi Hak tarafindan olusturulur.
    Bebegi yaratan Allah, ihtiyac-ı zarûri olan ihtiyaclarinida karsiliyor.



    Mesela, agac olmayi bekleyen bir tohum veya bir fidan dusunun. Bu fidan kendine has lisaniyla buyumek agac olmak istedigini ifade eder. Bu tohumu yaratan Allah, topragi, suyu, gunesi ve daha nice elementi bir araya getirip seferber eder.

    Velhasil kelam insanın ihtiyac-ı zarurîsine Cenabi Hak cevap veriyor.
    .
    Yazar : Risale Forum

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222