Sayfa 1/2 12 SonSon
12 sonuçtan 1 ile 10 arası

  1. #1
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Nereden Yer
    İstanbuL.
    Mesajlar Mesajlar
    2.960
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 506 + 34720


    On Üçüncü Şuâ

    On Üçüncü Şuâ

    Üstadın talebelerine gönderdiği gayet kıymettar, nurlu mektuplardır. Risale-i Nur’un parlak mücahedatını bu samimî mektuplar gayet parlak gösteriyorlar.

    بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ 1

    Aziz, sıddık kardeşlerim,

    Geçen Leyle-i Kadrinizi ve gelen bayramınızı bütün mevcudiyetimle tebrik ve sizleriCenâb-ı Erhamürrâhimînin birliğine ve rahmetine emanet ediyorum.
    2 مَنْ اٰمَنَ بِالْقَدَرِ أَمِنَ مِنَ الكَدَرِ sırrıyla, sizi teselliye muhtaç görmemekle beraber, derim ki: 3 وَاصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ فَأِنَّكَ بِأَعْيُنِنَا وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ âyetinin mânâ-yı işârîsiyle verdiği teselliyi tamamiyle gördüm. Şöyle ki:
    Dünyayı unutmak, Ramazan’ımızı âsude geçirmek düşünürken, hatıra gelmeyen ve bütün bütün tahammülün fevkinde bu dehşetli hâdise hem benim, hem Risale-i Nur’un, hem sizin, hem Ramazan’ımız, hem uhuvvetimiz için ayn-ı inayet olduğunu ben müşahede ettim. Bana ait cihetinin ise çok faidelerinden yalnız iki üçünü beyanederim.

    Biri: Ramazan’da çok şiddetli bir heyecan, bir ciddiyet, bir iltica, bir niyazla müthiş hastalığa galebe ederek çalıştırdı.

    İkincisi: Herbirinize karşı bu sene de görüşmek ve yakınınızda bulunmak arzusu şiddetliydi. Yalnız birinizi görmek ve Isparta’ya gelmek için bu çektiğim zahmeti kabul ederdim.

    Bilgi
    Dipnot-1
    Her türlü kusur ve noksandan uzak olan Allah’ın adıyla.

    Dipnot-2 “Kadere îmân eden kederden kurtulur.”

    Dipnot-3 “Rabbinin hükmüne sabret. Muhakkak ki Sen bizim gözetimimiz altındasın. Rabbini hamd ile tesbih et.” Tûr Sûresi, 52:48.


    Cenâb-ı Erhamürrâhimîn: merhametlilerin en merhametlisi olan şeref ve azamet sahibi yüce Allah Leyle-i Kadir: Kadir Gecesi; Ramazan ayı içinde bulunan mübarek gece
    asûde: rahat, huzurlu, sakin ayn-ı inayet: tam bir yardım, ihsan
    aziz: çok değerli, izzetli beyan etmek: açıklamak
    cihet: yön, taraf fevkinde: üstünde
    galebe: üstün gelmek gayet: son derece
    iltica: sığınma kıymettar: kıymetli, değerli
    mevcudiyet: varlık mânâ-yı işârî: asıl anlamın dışında işaret ile bildirilen diğer anlam
    mücahedât: mücahedeler, mücadeleler müşahede etmek: görmek, gözlemlemek
    niyaz: dua, yalvarıp yakarma rahmet: İlâhî şefkat, merhamet ve ihsan
    sıddık: çok doğru ve sadık uhuvvet: kardeşlik




    Benzer Konular
    Risale-i Nur Soru Cevap 19 : Üçüncü Lem'a (Üçüncü Bölüm)
    Risale-i Nur Soru Cevap 19 : Üçüncü Lem'a (Üçüncü Bölüm) Bismillahirrahmanirrahim Beraber anlamak ümidiyle kardeşlerimiz çekinmeden istifadelerini paylaşabilirler.. Anlaşılmayan hususlar sorulabilir. ÜÇÜNCÜ NÜKTE Şu dünyada zamanın fenâ ve zevâl-i eşyadaki tesiratı
    Muhâkemat Dersleri: 53 - Üçüncü Makale, Üçüncü Maksad
    Muhâkemat Dersleri: 53 - Üçüncü Makale, Üçüncü Maksad Okuyan ve Anlatan: Şadi EREN (Prof. Dr.) "Haşr-ı cismanîdir. Evet, hilkat onsuz olmaz ve abestir. Neam, haşir haktır ve doğrudur. Burhanın en vâzıhı, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmdır." Yer: Muhakemat
    Muhâkemat Dersleri: 49 - Üçüncü Makale, İkinci Maksad, Üçüncü Meslek
    Muhâkemat Dersleri: 49 - Üçüncü Makale, İkinci Maksad, Üçüncü Meslek Okuyan ve Anlatan: Şadi EREN (Prof. Dr.) "Yani: Zaman-ı halin, yani Asr-ı Saadetin sahifesinde dört nükte, bir noktayı nazar-ı dikkate almak gerektir" Yer: Muhakemat, Üçüncü Makale (Unsur'u-l Akide), İki
    Otuz Üçüncü Söz´ün Yirmi Üçüncü Pencere'sini izah eder misiniz?
    Otuz Üçüncü Söz´ün Yirmi Üçüncü Pencere'sini izah eder misiniz? Otuz Üçüncü Söz´ün Yirmi Üçüncü Pencere'sini izah eder misiniz? Devami...
    Otuz Üçüncü Söz'ün Üçüncü Penceresini izah eder misiniz?
    Otuz Üçüncü Söz'ün Üçüncü Penceresini izah eder misiniz? Otuz Üçüncü Söz'ün Üçüncü Penceresini izah eder misiniz? Devami...
    Yazar : Risale Forum

  2. #2
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Nereden Yer
    İstanbuL.
    Mesajlar Mesajlar
    2.960
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 506 + 34720


    On Üçüncü Şuâ-sayfa 391

    Üçüncüsü: Hem Kastamonu’da, hem yolda, hem burada fevkalâde bir tarzda bütünelîm hâletler birden değişiyor ve me’mulün ve arzumun hilâfına olarak bir dest-iinayet görünüyor.


    1 اَلْخَيْرُ فِيمَا اخْتَارَهُ اللهُ dediriyor. En ziyade beni düşündüren Risale-i Nur’u, en gafil ve dünyaca büyük makamlarda bulunanlara da kemâl-i dikkatle okutturuyor, başka bir sahada fütuhata meydan açıyor. Ve en ziyade rikkatime dokunan ve kendi elemimden başka herbirinizin sıkıntısından başıma toplanan bütünelemlere ve teessüflere karşı, Ramazan’da, bir saati yüz saat hükmüne getiren oşehr-i mübarekte, bu musibet dahi, o yüz sevabı, herbir saati on saat derecesinde ibadet yapmakla bine iblâğ ettiğinden, Risale-i Nur’dan tam ders alan ve dünya fânive ticaretgâh olduğunu bilen ve herşeyi imanı ve âhireti için feda eden ve budershane-i Yusufiyedeki muvakkat sıkıntıların daimî lezzetler ve faideler vereceklerine inanan sizin gibi ihlâslı zâtlara acımak ve rikkatten ağlamak hâletini, tebrik vesebatınızı gayet istihsan ve takdir etmek hâletine çevirdi. Ben de اَلْحَمْدُ ِللهِ عَلٰى كُلِّ حَالٍ سِوَى الْكُفْرِ وَالضَّلاَلِ 2 dedim. Bana ait bu faideler gibi hem uhuvvetimizin, hem Risale-i Nur’un, hem Ramazan’ımızın, hem sizin bu yüzde öyle faideleri var ki, perde açılsa, “Yâ Rabbenâ, şükür! Bu kaza ve kader-i İlâhî, hakkımızda bir inayettir” dedirtecek kanaatim var. Hâdiseye sebebiyet verenlere itabetmeyiniz. Bu musibetin geniş ve dehşetli plânı çoktan kurulmuştu, fakat mânen pek çok hafif geldi. İnşaallah çabuk geçer.
    3 عَسٰى أَنْ تَكْرَهُوا شَيْئًا وَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْ sırrıyla müteessirolmayınız.
    Said Nursî



    Bilgi
    Dipnot-1 “Allah neyi seçti ise, hayırlı olan odur.”

    Dipnot-2 “Küfür ve dalâlet dışında her türlü halimiz için Allah’a hamd olsun.”

    Dipnot-3 “Olabilir ki siz bir şeyden hoşlanmazsınız; halbuki o sizin için bir hayırdır.” Bakara Sûresi, 2:216.



    Kastamonu: (bk. bilgiler) Said Nursî: (bk. bilgiler – Bediüzzaman Said Nursî)
    dershâne-i Yûsufiye: Yusuf’un (a.s.) dershanesi; Hz. Yusuf’un kaldığı ve medreseye çevirdiği zindana benzetilerek hapishaneye verilen isim dest-i inâyet: koruyucu ve şefkatli yardım eli
    elem: acı, keder elîm: acı ve sıkıntı veren
    fevkalâde: olağanüstü fâni: geçici, ölümlü
    fütuhat: fetihler, zaferler gafil: Allah’ı düşünmeyen ve sorumluluklarından habersiz
    gayet: son derece hilâfına: tersine, aksine
    hâlet: durum, hal iblâğ etmek: ulaştırmak, çıkarmak
    ihlâs: ibadet ve davranışlarda sadece Allah rızasını gözetme; samimiyet inayet: lütuf, yardım, bağış
    inşaallah: Allah izin verirse istihsan: beğenme, güzel bulma
    itab etmek: kınamak, azarlamak kader-i İlâhî: Allah’ın meydana gelecek hâdiseleri olmadan önce takdir etmesi, plânlaması
    kemâl-i dikkat: tam bir dikkat me’mûl: umulan, ümit edilen
    musibet: belâ, dert, felâket muvakkat: geçici
    mânen: mânevî yönden müteessir: etkilenen, üzüntülü
    rikkat: acıma, yufka yüreklilik sebat: kararlılık
    sebebiyet: sebep olma teessüf: eseflenme, üzülme
    ticaretgâh: ticaret yeri uhuvvet: kardeşlik
    yâ Rabbenâ: ey Rabbimiz ziyade: çok
    şehr-i mübarek: mübarek, bereketli ay
    Yazar : Risale Forum

  3. #3
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Nereden Yer
    İstanbuL.
    Mesajlar Mesajlar
    2.960
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 506 + 34720


    On Üçüncü Şuâ-sayfa 392

    Aziz kardeşlerim,

    Yakınınızda bulunmakla çok bahtiyarım. Sizin hayalinizle ara sıra konuşurum,müteselli olurum. Biliniz ki, mümkün olsaydı, bütün sıkıntılarınızı kemâl-i iftihar ve sevinçle çekerdim. Ben, sizin yüzünüzden Isparta’yı ve havâlisini taşıyla, toprağıyla seviyorum. Hattâ diyorum ve resmen de diyeceğim: Isparta hükümeti bana ceza verse, başka bir vilâyet beni beraet ettirse, yine burayı tercih ederim.

    Evet, ben üç cihetle Ispartalıyım. Gerçi tarihçe ispat edemiyorum; fakat kanaatım var ki, İsparit nahiyesinde dünyaya gelen Said’in aslı buradan gitmiş. Hem Ispartavilâyeti öyle hakikî kardeşleri bana vermiş ki; değil Abdülmecid ve Abdurrahman, belki Said’i onların herbirisine maalmemnuniye feda eylerim.

    Tahmin ederim, şimdi küre-i arzda Risale-i Nur şakirtlerinden, kalben ve ruhen ve fikren daha az sıkıntı çeken yoktur. Çünkü kalb ve ruh ve akılları iman-ı tahkikînurlarıyla sıkıntı çekmezler. Maddî zahmetler ise, Risale-i Nur dersiyle hem geçici, hem sevaplı, hem ehemmiyetsiz, hem hizmet-i imaniyenin başka bir mecrâdainkişafına vesile olmasını bilerek şükür ve sabırla karşılıyorlar. İman-ı tahkikîdünyada dahi medar-ı saadettir diye halleriyle ispat ediyorlar. Evet, “Mevlâ görelim neyler, neylerse güzel eyler” deyip, metinâne bu fâni zahmetleri bâki rahmetleretebdile çalışıyorlar.

    Cenâb-ı Erhamürrâhimîn, onların emsallerini çoğaltsın, bu vatana medar-ı şeref vesaadet yapsın ve onları da Cennetü’l-Firdevste saadet-i ebediyeye mazhar eylesin.Âmin.


    Said Nursî




    Aziz, sıddık kardeşlerim,
    Bu kaza-i İlâhînin adalet-i kaderiye noktasında, yeni talebelerden bir kısım zâtlarınsırr-ı ihlâsa muvafık olmayan dünya cihetini de Risale-i Nur ile arzu etmesinden, bazımenfaatperest rakipleri karşısında bulup, yirmi beş sene evvel



    Abdurrahman: (bk. bilgiler) Abdülmecid: (bk. bilgiler)
    Cennetü’l-Firdevs: Firdevs Cenneti; Cennetin en yüksek yeri Cenâb-ı Erhamürrâhimîn: merhametlilerin en merhametlisi olan şeref ve azamet sahibi yüce Allah
    Isparta: (bk. bilgiler) Said/Said Nursî: (bk. bilgiler – Bediüzzaman Said Nursî)
    adalet-i kaderiye: kaderin adaleti aziz: çok değerli, izzetli
    bahtiyar: talihli, mutlu beraet: temize çıkma, suçsuzluğunun anlaşılması
    bâki: devamlı, kalıcı cihet: yön, taraf
    emsal: benzerler, örnekler fâni: geçici, ölümlü
    hakikî: doğru, gerçek havâli: civar, etraf
    hizmet-i imâniye: iman hizmeti iman-ı tahkîki: inandığı şeylerin aslını, esâsını bilerek inanma; sarsılmaz iman
    inkişaf: açığa çıkma, açılma kazâ-i İlâhî: olacağı Allah tarafından bilinen ve takdir olunan şeylerin zamanı gelince yaratılması
    kemâl-i iftihar: tam bir iftihar küre-i arz: yerküre, dünya
    maalmemnuniye: memnuniyetle mazhar eylemek: eriştirmek, kavuşturmak
    mecrâ: kanal, bir işin gidiş şekli medar-ı saadet: mutluluk sebebi
    medar-ı şeref: şeref sebebi menfaatperest: daima çıkarını düşünen
    metinâne: sağlam ve kuvvetli bir şekilde muvafık: uygun
    müteselli: tesellî bulan rahmet: İlâhî şefkat, merhamet ve ihsan
    saadet: mutluluk saadet-i ebediye: sonsuz mutluluk
    sıddık: çok doğru ve sadık sırr-ı ihlâs: ihlâs sırrı, esprisi, özü
    tebdil: değiştirme vilâyet: il
    âmin: “Allahım kabul eyle” İsparit Nahiyesi: (bk. bilgiler – İsparit)
    şakirt: talebe, öğrenci
    Yazar : Risale Forum

  4. #4
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Nereden Yer
    İstanbuL.
    Mesajlar Mesajlar
    2.960
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 506 + 34720


    On Üçüncü Şuâ-sayfa 393

    aslı yazılan ve sekiz sene zarfında bir iki defa elime geçen ve aynı vakitte kaybettirilen Beşinci Şuâ benden uzak bir yerde ele geçmesiyle, o hoca bozması gibi kıskançlar, onunla adliyeyi evhamlandırdılar. Aynı vakit, benim arzu ettiğim yeni harflerle Miftahu’l-İman mecmuası yerine Ayetü’l-Kübrâ muvafakatım olmadan tab olması ve nüshaları gelmesi hükümete aksetmiş, iki mes’ele birbiriyle karıştırılmış. Güya Kanun-u Medeniyeye karşı o Beşinci Şuâ tab edilmiş diye, ehl-i garaz, bir habbeyi yüz kubbe yaparak gadren bizleri şu çilehaneye soktu. Fakat kader-i İlâhî ise, menfaatimiz için buraya sevk etti ve eski zamanlarda ihtiyarî çilehanelerin sevap noktasında çok fevkinde sevapdar etmek sırrıyla, bizi, ihlâs dersini tam almak vehakikaten kıymetsiz olan dünya umuruna karşı alâkalarımızı tâdil etmek için yinemedrese-i Yusufiyeye çağırdı.

    Ehl-i dünya evhamına karşı deriz:

    Yedinci Şuâ baştan aşağıya kadar imandır; aldanmışsınız. Ve gayet mahremtutulan ve şiddetli taharrîlerde bizde bulunmayan ve aslı yirmi sene evvel yazılan Beşinci Şuâ bütün bütün ayrıdır. Biz, bunun değil tab’ına, belki bu zamanda hiç kimseye göstermesine razı olmamakla beraber, orada doğru çıkmış bir ihbar-ı gaybîdir, mübareze etmiyor.


    بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ 1
    Bayramınızı tekrar tebrikle beraber, sureten görüşemediğimize teessüf etmeyiniz. Bizler hakikaten daima beraberiz; ebed yolunda da inşaallah bu beraberlik devam edecek. İmanî hizmetinizde kazandığınız ebedî sevaplar ve ruhî ve kalbî faziletler ve sevinçler, şimdiki geçici ve muvakkat gamları ve sıkıntıları hiçe indirir kanaatindeyim. Şimdiye kadar, Risale-i Nur şakirtleri gibi çok kudsî hizmette çok az zahmet çekenler olmamış.
    Evet, Cennet ucuz değil. İki hayatı imha eden küfr-ü mutlaktan kurtarmak, bu

    Bilgi
    Dipnot-1 Her türlü kusur ve noksandan uzak olan Allah’ın adıyla.



    Ayetü’l-Kübrâ: en büyük delil; Yedinci Şuâ Kanun-u Medeniye: Medenî Kanun
    Miftahu’l-İman: Risale-i Nur Külliyatı’ndan iman hakikatlarine ilişkin bazı konuları içeren eser ebed: sonsuzluk
    ebedî: sonu olmayan, sonsuz ehl-i dünya: dünyaya dalıp, âhireti düşünmeyenler
    ehl-i garaz: kötü niyetliler evham: kuruntu, asılsız şüphe
    fevkinde: üstünde gadren: zulmen
    gam: sıkıntı, üzüntü gayet: son derece
    hakikaten: gerçekten ihbar-ı gaybî: gaybî haberler; gelecekteki olaylara ilişkin verilen haberler
    ihlâs: ibadet ve davranışlarda sadece Allah rızasını gözetme; samimiyet ihtiyarî: isteğe bağlı, iradeyle yapılan
    imha etmek: yıkıp yok etmek inşaallah: Allah izin verirse
    kader-i İlâhî: Allah’ın meydana gelecek hâdiseleri olmadan önce takdir etmesi, plânlaması kanaat: görüş, inanç
    kudsî: mukaddes, kutsal küfr-ü mutlak: tam bir küfür, inkâr ve inançsızlık; hiçbir kutsal değere inanmama tarzında dinsizlik
    mahrem: gizli olan, herkese söylenmeyen, gizli sır mecmua: kitapçık
    medrese-i Yusufiye: Hz. Yusuf’un (a.s.) hapiste kalmasına benzetilerek, iman ve Kur’ân hizmetinden dolayı tutuklananların hapsedildiği yer mânâsında hapishane muvafakat: müsaade, izin
    muvakkat: geçici mübareze etmek: karşı koymak, mücadele etmek
    suret: biçim, şekil tab’: baskı, basma
    taharrî: araştırma, inceleme teessüf etmek: eseflenmek, üzülmek
    tâdil etmek: düzeltmek, ıslah etmek umur: işler
    zarfında: içinde çilehane: çile yeri
    şakirt: talebe, öğrenci şuâ: ışık kaynağından çıkan ışık telleri; ışın
    Yazar : Risale Forum

  5. #5
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Nereden Yer
    İstanbuL.
    Mesajlar Mesajlar
    2.960
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 506 + 34720


    On Üçüncü Şuâ-sayfa 394

    zamanda pek çok ehemmiyetlidir. Bir parça meşakkat olsa da şevk ve şükür ve sabırla karşılamalı. Madem bizi çalıştıran Hâlıkımız Rahîm ve Hakîmdir; başa gelen herşeyi rıza ile, sevinçle, rahmetine, hikmetine itimatla karşılamalıyız.
    Kahraman bir kardeşimiz, Âyetü’l-Kübrâ meselesinde bütün mes’uliyeti kendine alıp, Hizb-i Kur’ân’ı ve Hizb-i Nur’u ve kalemiyle kazandığı fevkalâde uhrevî şeref vefazilete istihkakını tam göstermiş, beni derin sevinçlerle ağlatmış. Ve Yedinci Şuâ olan Âyetü’l-Kübrâ tam nazar-ı dikkati celb ederek ileride ona lâyık bir fütuhatı ihzaretmek hikmetiyle ona gelen bu muvakkat müsadere, o kardeşimizin ve rüfekasının hizmetlerini ve masraflarını zayi etmeyecek, inşaallah daha parlattıracak diyerahmet-i İlâhiyeden bekleriz.
    Sizi bütün dualarında 1 اَجِرْنَا وَارْحَمْنَا وَاحْفَظْنَاgibi bütün mütekellim-i maalgayr sigalarında bilâistisna dahil edip, kesretli cesetler ve birtek ruh hükmündeşirket-i mâneviyemizin düsturlarıyla çalışan ve sizin sıkıntınızla sizden ziyadealâkadar olan ve şahs-ı mânevînizden himmet ve medet ve sebat ve metanet ve şefaat bekleyen,


    KardeşinizSaid Nursî



    Bu hâdise tesiriyle ben kendimi mâsum kardeşlerime rıza-yı kalb ile feda etmeyekat’î azm ü cezmettiğim ve çaresini fikren aradığım vakitte, Celcelûtiyeyi okudum. Birden hatıra geldi ki, İmam-ı Ali Radıyallahu Anh “Yâ Rab aman ver!” diye dua etmiş. İnşaallah, o duanın sırrıyla selâmete çıkarsınız.



    Bilgi
    Dipnot-1 “Bizi kurtar. Bize merhamet et. Bizi muhafaza et.”



    Celcelûtiye: (bk. bilgiler) Hakîm: hikmet sahibi; herşeyi hikmetle, belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde yaratan Allah
    Hazret-i Ali: [bk. bilgiler – Ali (r.a.)] Hizb-i Kur’ân: (bk. bilgiler)
    Hizb-i Nur: (bk. bilgiler) Hâlık: her şeyi yaratan Allah
    Radıyallahu Anh: “Allah ondan razı olsun” Rahîm: merhametli; rahmetinin çok özel tecellîleri olan ve sonsuz şefkat ve merhamet sahibi Allah
    Said Nursî: (bk. Bediüzzaman Said Nursî) alâkadar: alâkalı, ilgili
    azm ü cezmetmek: kesin karar vermek, yemin etmek bilâistisna: istisnasız
    celb etmek: kendine çekmek düstur: kâide, kural
    fazilet: değer ve üstünlük fevkalâde: olağanüstü, çok güzel
    fütuhat: fetihler, zaferler hikmet: fayda, gaye; herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde yaratılması
    himmet: ciddi gayret, yardım hâdise: olay
    ihzar etmek: hazırlamak inşaallah: Allah izin verirse
    istihkak: lâyık olma, hak etme itimat: güven, güvenme
    kat’î: kesin olarak kesretli: çok sayıda
    medet: yardım mes’uliyet: sorumluluk, yükümlülük
    metanet: sağlamlık, kararlılık meşakkat: güçlük
    muvakkat: geçici müsâdere: el koyma
    mütekellim-i maalgayr: birinci çoğul şahıs, biz nazar-ı dikkat: dikkatle bakış
    rahmet: İlâhî şefkat, merhamet ve ihsan rahmet-i İlâhiye: Allah’ın merhamet ve şefkati
    rüfeka: arkadaşlar rızâ-i kalb: kalb hoşnutluğu
    sebat: kararlılık selâmet: güven, esenlik
    sîga (gr.): fiil çekiminde kalıp, kip uhrevî: âhirete dair
    yâ Rab: ey varlıkları terbiye edip egemenliği altında bulunduran Allah’ım zayi etmek: kaybetmek, boşa çıkarmak
    ziyade: çok Âyetü’l-Kübrâ: en büyük delil; Yedinci Şua
    İmam-ı Ali: [bk. bilgiler – Ali (r.a.)] şahs-ı mânevî: belli bir kişi olmayıp bir cemaatten meydana gelen mânevî kollektif şahıs
    şirket-i mâneviye: mânevi şirket, ortaklık
    Yazar : Risale Forum

  6. #6
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Nereden Yer
    İstanbuL.
    Mesajlar Mesajlar
    2.960
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 506 + 34720


    On Üçüncü Şuâ-sayfa 395

    Evet, Hazret-i Ali Radıyallahu Anh, Kaside-i Celcelûtiyede iki suretle Risale-i Nur’dan haber verdiği gibi, Âyetü’l-Kübrâ risalesine işareten:
    وَبِاْلاٰيَةُ الْكُبْرٰى اَمِنِّى مِنَ الْفَجَتْ der. Bu işarette îma eder ki, Âyetü’l-Kübrâ yüzünden ehemmiyetli bir musibet Risale-i Nur talebelerine gelecek ve“Âyetü’l-Kübrâ hakkı için oفَجَتْ ve ‘musibetten şakirtlerine aman ver” diyeniyaz eder, o risaleyi ve menbaını şefaatçi yapar. Evet, Âyetü’l-Kübrâ risalesinintab’ı bahanesiyle gelen musibet, aynen o remz-i gaybîyi tasdik etti.
    Hem o kasidede, Risale-i Nur’un mühim eczalarına tertibiyle işaretlerinhâtimesinde, mukàbil sahifede der:
    وَتِلْكَ حُرُوفُ النُّورِ فَاجْمَعْ خَوَاصَّهَا وَحَقِّقْ مَعَانِيهَا بِهَا الْخَيْرُ تُمِّمَتْ

    Yani, “İşte, Risale-i Nur’un sözleri, hurufları ki, onlara işaretler eyledik. Sen onlarınhassalarını topla ve mânâlarını tahkik eyle. Bütün hayır ve saadet onlarla tamam olur” der. “Hurufların mânâlarını tahkik et” karinesiyle mânâyı ifade etmeyen hecaî harfler murad olmayıp, belki kelimeler mânâsındaki “Sözler” namıyla risalelermuraddır.
    لاَ يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلاَّ اللهُ 1 رَبَّنَا لاَتُؤَاخِذْنَا اِنْ نَسِينَا اَوْ اَخْطَأْنَا 2
    Said Nursî
    Aziz, sıddık kardeşim Refet Bey,
    Senin âlimâne suallerin Risale-i Nur’un Mektubat kısmında çok ehemmiyetlihakikatlerin anahtarları olmasından, senin suallerine karşı lâkayt kalamıyorum. Bunun kısa cevabı şudur:



    Bilgi
    Dipnot-1 Gaybı hakkıyla ancak Allah bilir.

    Dipnot-2 “Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme.” Bakara Sûresi, 2:286.




    Hazret-i Ali: [bk. bilgiler – Ali (r.a.)] Kaside-i Celcelûtiye: (bk. bilgiler – Celcelûtiye)
    Radıyallahu Anh: “Allah ondan razı olsun” Refet Bey: (bk. bilgiler)
    Said Nursî: (bk. bilgiler – Bediüzzaman Said Nursî) aziz: çok değerli, izzetli
    ecza: cüzler, bütünü oluşturan parçalar hakikat: asıl, gerçek, doğru
    hassa: nitelik, özellik hecâî harfler: alfabe harfleri
    huruf: harfler hâtime: sonuç, son bölüm
    karine: ek delil kaside: büyük kimseleri veya herhangi bir şeyi öven bir manzum eser
    lâkayt: duyarsız, ilgisiz menba: kaynak
    mukàbil: karşılık murad: kastedilen
    musibet: belâ, dert, felâket nam: ad
    niyaz etmek: dua etmek, yalvarıp yakarmak remz-i gaybî: gaybî, gizli işaret
    risale: mektup, küçük çaplı kitap; Risale-i Nur Külliyatı’nda bulunan her bir bölüm saadet: mutluluk
    suret: biçim, şekil sıddık: çok doğru ve bağlı
    tab’: baskı, basma tahkik etmek: doğruluğunu araştırmak
    tasdik etmek: doğrulamak, onaylamak tertib: düzenleme
    Âyetü’l-Kübrâ: en büyük delil; Yedinci Şua âlimane: âlimlere yakışır surette
    îma etmek: işaret etmek, göstermek şakirt: talebe, öğrenci
    Yazar : Risale Forum

  7. #7
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Nereden Yer
    İstanbuL.
    Mesajlar Mesajlar
    2.960
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 506 + 34720


    On Üçüncü Şuâ-sayfa 396

    Madem Kur’ân bir hutbe-i ezeliyedir, nev-i beşerin umum tabakatıyla ve ehl-i ibadetin bütün tâifeleriyle konuşur. Elbette onlara göre müteaddit mânâları ve küllîmânâsının çok mertebeleri bulunacak. Bazı müfessirler, yalnız en umumî veya ensarih veya vâcip veya bir sünnet-i müekkedeyi ifade eden mânâyı tercih eder. Meselâ, bu âyette 1 وَمِنَ الَّيْلِ فَسَبِّحْهُ ’dan ehemmiyetli bir sünnet olan iki rekât teheccüt namazını ve 2 وَإِدْبَارَ النَّجُومِ ’dan, bir sünnet-i müekkedeolan sabah fecir sünnetini zikretmiş. Yoksa evvelki mânânın daha çok efradı var. Kardeşim, seninle konuşmak kesilmemiş.



    Aziz, sıddık kardeşlerim,

    Şimdi zuhur namazını kıldım. Tesbihat içinde siz hatırıma geldiniz ki, herbiri hem kendini, hem hanesindeki akrabasını düşünmekle mahzun olur. Birden kalbe geldi ki:

    Madem eski zamanlarda âhiretini dünyasına tercih edenler, hayat-ı içtimaiyenin günahlarından kurtulmak ve âhiretine hâlisâne çalışmak niyetiyle mağaralarda,çilehanelerde riyazetle hayatlarını geçirenler bu zamanda olsaydılar, Risale-i Nurşakirtleri olacaktılar. Elbette şimdi, bu şerait altında, bunlar onlardan on derece daha ziyade muhtaçtır ve on derece fazla fazilet kazanıyorlar ve on derece daha rahattırlar.


    Aziz, mübarek kardeşlerim,

    Pek çok selâm... Bizim memlekette eskide arefe gününde bin İhlâs-ı Şerif okurduk.3 Ben, şimdi bir gün evvel beş yüz ve arefede dahi beş yüz okuyabilirim. Kendine güvenen, birden okuyabilir. Ben, gerçi sizleri göremiyorum ve hususî


    Bilgi
    Dipnot-1 “Gecenin bir kısmında Onu tesbih et.” Tûr Sûresi, 52:49.

    Dipnot-2 “Ve yıldızlar kaybolurken de (Onu tesbih et).” Tûr Sûresi, 52:49.

    Dipnot-3 İhlâs Sûresini muhtelif adetlerde okumanın fâziletlerine dair hadîsler için bk. Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’ân, 11; Müsned, 3:437, 5:141; Dârimî, Fezâilü’l-Kur’ân, 24; Suyûtî, el-Fethu’l-Kebîr, 3:227.


    arefe: kurban bayramından bir önceki gün aziz: çok değerli, izzetli
    efrad: fertler, bireyler ehemmiyetli: önemli
    ehl-i ibadet: ibadet edenler fazilet: değer ve üstünlük
    fecir sünneti: sabah namazının sünneti hane: ev
    hayat-ı içtimaiye: sosyal hayat hutbe-i ezeliye: zamanlar üstü Allah’ın insanlara ve cinlere bir hutbesi olan Kur’ân
    hâlisâne: ihlâslı bir şekilde, karşılık beklemeksizin küllî: genel, kapsamlı
    mahzun olmak: hüzünlü olmak mübarek: bereketli, hayırlı
    müfessir: Kur’ân-ı Kerimi mânâ bakımından tefsir eden, yorumlayan kimse müteaddit: bir çok, çeşitli
    nev-i beşer: insanlık türü, insanlar riyâzet: gelip geçici şeylerden nefsi çekerek, kanaat içinde yaşama; ilim, ibadet ve fikirle meşgul olma
    sarih: açık sünnet-i müekkede: Peygamber Efendimizin (a.s.m.) çok az terk edip, çoğu zaman yaptığı ameller
    sıddık: çok doğru ve bağlı tabakat: tabakalar
    teheccüt namazı: gece sabah vaktinden önce kılınan namaz tesbihat: Allah’ı her türlü kusurdan yüce tutarak şanına lâyık ifadelerle anma
    tâife: grup, topluluk umum: bütün
    umumî: genel, herkese ait vâcib: dinî bakımdan yapılması şart ve kesin olan emir
    zuhur namazı: öğle namazı âhiret âlemi: öteki dünya, öldükten sonraki sonsuz hayat
    çilehane: çile yeri İhlâs-ı Şerif: İhlâs sûresi, Kur’ân-ı Kerimin 112. sûresi
    şakirt: talebe, öğrenci
    Yazar : Risale Forum

  8. #8
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Nereden Yer
    İstanbuL.
    Mesajlar Mesajlar
    2.960
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 506 + 34720


    On Üçüncü Şuâ-sayfa 397

    herbirinizle görüşmüyorum, fakat ben, ekser vakitler, dua içinde herbirinizle bazen ismiyle sohbet ederim.




    Aziz, sıddık kardeşlerim,

    Ben, şimdiye kadar Nur fabrika dairesinin mübarekler heyetinden iki ehemmiyetlirükünler kurtulmuşlar tahmin ederim. Elhak, o daire, o heyet, altı yedi senede yirmi otuz sene kadar fâtihâne iş görmüşler. Parlak kalemlerinin yâdigârları gibi, onların hizmetlerine tevakkuf etmez; onların bedeline, onların defter-i a’mâllerine hasenatyazdırıyor. Hattâ Hizb-i Nurînin öyle bir kuvvetli fütuhatı var ve öyle ehemmiyetli yerlere girmiş ki, onu neşredenler mütemadiyen çalışıyorlar hükmündedir.
    Ben, pek çok çalışmış ve çalışkan Hâfız Mustafa’yı da evvelki zât gibi dışarıda zannederdim.
    Yalnız bir defa “O da buradadır” işittim; belki başka Mustafa’dır diye teselli buluyordum.


    Aziz kardeşlerim,

    Ben, bu sabah tesbihatta Hâfız Tevfik’e acıdım. Bu iki defadır zahmet çekiyortahattur ettim. Birden hatıra geldi: Onu tebrik et. O, kendini faidesiz bir ihtiyatla Risale-i Nur’daki çok ehemmiyetli makamından ve büyük hissesinden bir derece çekmek isterdi. Fakat hizmetinin kudsiyeti ve azameti, onu yine o büyük hisseye ve pek büyük sevaba muvaffak eyledi. Az bir sıkıntı ve geçici bir küçük zahmetle böyle bir şeref-i mânevîden geri kalmamak gerektir.

    Evet, kardeşlerim, madem herşey gidiyor; ve gittikten sonra eğer lezzet ve keyif ise, boşu boşuna gider, bir hasret kalır! Eğer sıkıntı ve zahmet ise hem dünyevî veuhrevî, hem böyle bir kudsî hizmet noktasında öyle bir lezzetli faideler var ki, o zahmeti hiçe indirir. İçinizde biri müstesna, en ihtiyarı ve en ziyade başına sıkıntılar toplanan benim. Sizi temin ederim, tam bir sabır ve şükür ve tahammülle halimden memnunum. Musibete şükür ise, musibetteki sevap ve uhrevî ve dünyevî faideleri içindir.




    Hafız Mustafa: (bk. bilgiler) Hafız Tevfik: (bk. bilgiler)
    Hizb-i Nurî: (bk. bilgiler) Nur fabrikası: (bk. bilgiler)
    azamet: büyüklük, yücelik aziz: çok değerli, izzetli
    defter-i a’mâl: amellerin yazıldığı mânevî defter ekser: pek çok
    elhak: gerçekten fâtihâne: fethedercesine
    fütuhat: fetihler, zaferler hasenat: sevaplar, iyilikler
    heyet: meclis, kurul, yapı hususî: özel
    ihtiyat: önlem alma, tedbirli hareket etme kudsiyet: mukaddes olma, kutsallık
    kudsî: mukaddes, kutsal musibet: belâ, dert, felâket
    muvaffak eylemek: başarılı kılmak mübarekler heyeti: (bk. bilgiler)
    müstesna: dışında mütemadiyen: sürekli olarak
    neşretmek: yaymak rükün: temel unsur; bir topluluğu oluşturan önemli fertlerden her biri
    sıddık: çok doğru ve bağlı tahattur etmek: hatırlamak, hatıra gelmek
    tesbihat: Allah’ı her türlü kusurdan yüce tutarak şanına lâyık ifadelerle anma tevakkuf etmek: durmak, engel olmak
    uhrevî: âhirete ait yadigâr: hediye, armağan
    ziyade: çok şeref-i mânevî: mânevî şeref, rütbe
    Yazar : Risale Forum

  9. #9
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Nereden Yer
    İstanbuL.
    Mesajlar Mesajlar
    2.960
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 506 + 34720


    On Üçüncü Şuâ-sayfa 398

    Aziz kardeşlerim,

    Meyvenin meselelerinin tekmil edilmesine meydan vermeyen mânilerin zevâliyleinşaallah yine başlanacak ki, birisi soğuk, birisi masonların onun kuvvetinden dehşet almalarıdır. Ben, bu musibette kader-i İlâhî cihetini düşünüyorum. Zahmetimrahmete inkılâp eder.
    Evet, Risale-i Kaderde beyan edildiği gibi, her hâdisede iki sebep var: Biri zâhirîdir ki, insanlar ona göre hükmederler, çok defa zulmederler. Biri de hakikattır ki, kader-i İlâhî ona göre hükmeder, o aynı hâdisede beşer zulmünün altında adalet eder. Meselâ, bir adam, yapmadığı bir sirkat ile zulmen hapse atılır. Fakat gizli bir cinayetine binaen, kader dahi hapsine hüküm verir, aynı zulm-ü beşer içinde adaleteder.

    İşte bu meselemizde elmaslar şişelerden, sıddık fedakârlar müteredditsebatsızlardan ve hâlis muhlisler, benlik ve menfaatini bırakmayanlardan ayrılmak için bu şiddetli imtihana girmemizin iki sebebi var:
    Birisi: Ehl-i dünya ve siyasetin evhamlarına dokunan kuvvetli bir tesanüd ve ihlâslafevkalâde hizmet-i diniyedir. Zulm-ü beşer buna baktı.
    İkincisi: Herkes kendi başına bu kudsî hizmete tam ihlâs ve tam tesanütle tamliyakat göstermediğimizden, kader dahi buna baktı. Şimdi kader-i İlâhî, ayn-ı adaletiçinde hakkımızda ayn-ı merhamettir ki, birbirine müştak kardeşleri bir meclise getirdi, zahmetleri ibadete ve zayiatları sadakaya çevirdi. Ve yazdıkları risaleleri her taraftan nazar-ı dikkati celb etmek ve dünyanın mal ve evlâdı ve istirahati pekmuvakkat ve geçici ve herhalde bir gün onları bırakıp toprağa girecek olmasından, onların yüzünden âhiretini zedelememek ve sabır ve tahammüle


    Risale-i Kader: Kader Risalesi; Risale-i Nur Külliyatı’ndan Yirmi Altıncı Söz isimli eser adalet: hak sahibine hakkını verme, haksızı terbiye etme ve cezalandırma
    ayn-ı adalet: adaletin ta kendisi ayn-ı merhamet: merhametin ta kendisi
    aziz: çok değerli, izzetli beyan etmek: açıklamak, izah etmek
    beşer: insanlık cihet: yön, taraf
    ehl-i dünya ve siyaset: dünya ve siyasi hayata dalıp, âhireti düşünmeyenler evham: kuruntular, asılsız şüpheler
    evlâd: çocuklar fevkalâde: olağanüstü, çok güzel
    hakikat: asıl, gerçek, doğru hizmet-i imâniye: iman hizmeti
    hâlis: içten, katıksız, samimi ihlâs: ibadet ve davranışlarda sadece Allah rızasını gözetme; samimiyet
    imdi: şimdi inkılâp etmek: dönüşmek
    inşaallah: Allah izin verirse istirahat: dinlenme, rahatlama
    kader/kader-i İlâhî: Allah’ın meydana gelecek hâdiseleri olmadan önce takdir etmesi, plânlaması kudsî: kutsal, mukaddes
    liyakat: lâyık olma masonlar: (bk. masonluk)
    muhlis: samimi, ihlâslı; ibadet ve davranışlarda sadece Allah’ın rızasını gözeten musibet: belâ, dert, felâket
    muvakkat: geçici mâni: engel
    mütereddit: tereddütte kalmış, kararsız müştak: arzulu, çok istekli
    nazar-ı dikkati celb etmek: dikkati üzerine toplamak, dikkat çekmek rahmet: İlâhî şefkat, merhamet ve ihsan
    risale: mektup, küçük çaplı kitap; Risale-i Nur Külliyatı’nda bulunan her bir bölüm sadaka: Allah rızası için ihtiyaç sahibi kişilere yapılan yardım
    sebatsız: kalıcı olmayan, geçici sirkat: hırsızlık
    sıddık: çok doğru ve bağlı tekmil: tamamlama
    tesanüd: dayanışma zahirî: görünürde
    zayiat: kayıplar, zararlar zevâl: yok olma, sona erme
    zulm-ü beşer: insanların zulmü zulmen: haksızlıkla, zulme uğrayarak
    Yazar : Risale Forum
    Konu Muvahhid tarafından (08-03-2013 Saat 18:25 ) değiştirilmiştir.

  10. #10
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Nereden Yer
    İstanbuL.
    Mesajlar Mesajlar
    2.960
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 506 + 34720


    On Üçüncü Şuâ-sayfa 399

    alışmak ve istikbaldeki ehl-i imana kahramanâne bir nümune-i imtisâl, belki imamları olmak gibi çok cihetle ayn-ı merhamettir. Fakat yalnız bir cihet var ki, beni düşündürüyor.

    Nasıl bir parmak yaralansa göz, akıl, kalb ehemmiyetli vazifelerini bırakıp onunla meşgul oluyorlar. Öyle de, bu derece zarurete giren sıkıntılı hayatımız, yarasıyla kalb ve ruhumuzu kendiyle meşgul eder. Hattâ dünyayı unutmak lâzım olduğu bir zamanımda, o hal beni masonların meclisine getirdi, onları tokatlamakla meşgul eyledi. Cenâb-ı Hak bu gaflet halini de bir mücahede-i fikriye nev’inden kabul etmek ihtimaliyle teselli buldum.

    Risale-i Nur’un kıymettar muallimi Hâfız Mehmed’in kardeşi Ali Gül’ün selâmını aldım. Ben hem ona, hem bütün hemşehrilerine ve Sava’nın bütün ahyâ veemvâtına binler selâm ve dua ederim.



    بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ 1
    Aziz, sıddık kardeşlerim,

    Sizin sebat ve metanetiniz, masonların ve münafıkların bütün plânlarını akîmbırakıyor.
    Evet, kardeşlerim, saklamaya lüzüm yok. O zındıklar, Risale-i Nur’u ve şakirtlerinitarîkate ve bilhassa Nakşî tarîkatine kıyas edip, o ehl-i tarîkati mağlûp ettikleri plânlarla bizleri çürütmek ve dağıtmak fikriyle bu hücumu yaptılar.
    Evvelâ: Ürkütmek ve korkutmak ve o mesleğin su-i istimâlatını göstermek.
    Ve saniyen: O mesleğin erkânlarının ve müntesibîninin kusuratlarını teşhir etmek.
    Ve salisen: Maddiyun felsefesinin ve medeniyetinin câzibedar sefahet ve uyutucu lezzetli zehirleriyle ifsad etmekle mâbeynlerinde tesanüdü kırmak ve üstadlarını

    Bilgi
    Dipnot-1 Her türlü kusur ve noksandan uzak olan Allah’ın adıyla.


    Ali Gül: (bk. bilgiler) Cenâb-ı Hak: Hakkın ta kendisi olan, sonsuz şeref ve yücelik sahibi Allah
    Nakşî tarîkatı: (bk. bilgiler – Şâh-ı Nakşibend) Sava: (bk. bilgiler – Sav)
    ahyâ: hayatta olanlar, yaşayanlar akîm: neticesiz, sonuçsuz
    ayn-ı merhamet: merhametin ta kendisi aziz: çok değerli, izzetli
    bilhassa: özellikle cihet: yön, taraf
    câzibedar: çekici ehl-i iman: Allah’a inananlar, mü’minler
    ehl-i tarîkat: tarîkata mensup olanlar emvât: ölüler
    erkân: rükünler, temel unsurlar; bir topluluğu oluşturan önemli fertlerden her biri evvelâ: ilk olarak
    gaflet: âhirete, Allah’ın emir ve yasaklarına duyarsız davranma hâli, umursamazlık ifsad etmek: bozmak
    istikbal: gelecek kahramanâne: kahramanca
    kusurat: kusurlar, eksikler kıymettar: kıymetli, değerli
    maddiyyun: materyalistler, herşeyi maddeye bağlayanlar mason: (bk. bilgiler – Masonluk)
    mağlûp etmek: galip gelmek, yenmek metanet: sağlamlık, kararlılık
    muallim: öğretmen mâbeynlerinde: aralarında
    mücahede-i fikriye: fikir mücadelesi münafık: iki yüzlü, inanmadığı halde inanmış görünen
    müntesibîn: intisab edenler, bağlananlar nev’: çeşit, tür
    nümune-i imtisal: örnek alınacak model salisen: üçüncü olarak
    saniyen: ikinci olarak sebat: kararlılık
    sefahet: yasak zevk ve eğlencelere düşkünlük su-i istimâlat: kötüye kullanmalar
    sıddık: çok doğru ve bağlı tarîkat: tasavvufta Allah’a ulaştıran yol
    tesanüd: dayanışma teşhir etmek: sergilemek
    zarurete girmek: sıkıntıya girmek, darlığa düşmek şakirt: talebe, öğrenci
    Yazar : Risale Forum
    Konu Muvahhid tarafından (08-03-2013 Saat 18:27 ) değiştirilmiştir.

Sayfa 1/2 12 SonSon

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222