Sayfa 2/2 İlkİlk 12
12 sonuçtan 11 ile 12 arası

  1. #11
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Nereden Yer
    İstanbuL.
    Mesajlar Mesajlar
    2.960
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 504 + 34720


    Cevap: On Üçüncü Şuâ-syfa 400

    ihanetlerle çürütmek ve mesleklerini fennin, felsefenin bazı düsturlarıylanazarlarından sukut ettirmektir ki, Nakşîlere ve ehl-i tarîkate karşı istimâl ettikleri aynı silâhla bizlere hücum ettiler, fakat aldandılar. Çünkü, Risale-i Nur’un meslek-i esası,ihlâs-ı tam ve terk-i enâniyet ve zahmetlerde rahmeti ve elemlerde bâki lezzetleri hissedip aramak ve fâni ayn-ı lezzet-i sefihânede elîm elemleri göstermek ve imanın bu dünyada dahi hadsiz lezzetlere medar olmasını ve hiçbir felsefenin eli yetişmediği noktaları ve hakikatleri ders vermek olduğundan, onların plânlarını inşaallah tamakîm bırakacak. Ve meslek-i Risale-i Nur ise tarîkatlere kıyas edilmez diye onları susturacak.
    Bir lâtife: Bu sabah, yanımdaki jandarma koğuşundan biri beni çağırdı, pencereye çıktım.
    Dedi: “Bizim kapımız kendi kendine kapandı. Ne yapıyoruz, açılmıyor.”

    Ben de dedim: “Size işarettir ki, nöbettar olduğunuz ve üstlerinden kapı kapattığınız adamlar içinde sizin gibi mâsumlar var. Hattâ on seneden beri görmediğim bir kardeşimle bir dakika görüşmek bahanesiyle bana ihanet ve başka bahaneyle dış kapımızın ikincisini dahi kapadılar. Onun cezası olarak sizin kapınız dahi kapandı.”
    Said Nursî



    Aziz, sıddık kardeşlerim,

    Size dün yazdığım lâtifenin üç zerafeti var:

    Birincisi: İstikbalde gelecek mübarek heyetin şahs-ı mânevîsinin bir mümessili olmasından, o şahs-ı mânevînin sırrıyla ve bereketiyle sürgülü kapı kendi kendine açıldığı gibi, yine o tahakkuk edip vücuda gelmiş mübarek heyetin bir mümessilinin on sene sonra yarım dakika benimle görüşmesi sebebiyle bana hiddet edildi. Ben de hiddet ettim, “Kapıları kapansın!” tekrar eyledim. Aynı günün gecesinin sabahında—hiç vuku bulmamış—kendi kendine nöbetçilerin kapıları kapandı, iki saat açılmadı.

    İkinci zarafeti: Ben bir pusula müddeiumuma müdürle göndermiştim, içinde demiştim: “Ben tecriddeyim, kimseyle görüşemiyorum. Görüşsem de bu şehirde kimseyi tanımıyorum. Buranın belediyesi birisiyle ilâ âhir...” Sonra müddeiumumî




    Nakşî: (bk. bilgiler – Şâh-ı Nakşibend) Said Nursî: (bk. bilgiler – Bediüzzaman Said Nursî)
    akîm: neticesiz, sonuçsuz ayn-ı lezzet-i sefihâne: yasak zevk ve eğlencelerde bulunan lezzetin kendisi
    aziz: çok değerli, izzetli bâki: devamlı, kalıcı
    düstur: kâide, kural ehl-i tarîkat: tarîkata mensup olanlar
    elem: acı, keder elîm: acı ve sıkıntı veren
    fâni: geçici, ölümlü hadsiz: sayısız, sınırsız
    heyet: genel yapı, meclis ihlâs-ı tam: tam bir ihlâs, samimiyet
    ilâ âhir: sonuna kadar inşaallah: Allah izin verirse
    istikbal: gelecek istimâl etmek: kullanmak
    lâtife: güzel ve ince mânâ medar: kaynak, vesile
    meslek-i Risale-i Nur: Risale-i Nur’un mesleği meslek-i esas: esas mesleği
    mübarek: bereketli, hayırlı müddeiumumî: savcı
    mümessil: temsilci nazar: bakış, dikkat
    nöbettar: nöbetçi pusula: not kağıdı
    rahmet: İlâhî şefkat, merhamet ve ihsan sukut ettirmek: düşürmek, alçaltmak
    sıddık: çok doğru ve bağlı tahakkuk: gerçekleşme
    tarîkat: tasavvufta Allah’a ulaştıran yol tecrid: ayırma, yalnız başına bırakma
    terk-i enâniyet: benliği, enâniyeti terk etmek vuku bulmak: meydana gelmek
    zerafet: incelik, zariflik şahs-ı mânevî: belli bir kişi olmayıp bir topluluktan meydana gelen mânevî kişi, topluluk
    Yazar : Risale Forum
    ***
    Risale-i Nur eczaları mürşiddir.

    İnsanı haksızlıktan hakka döndürür
    ve hayvanlıktan insaniyete
    ve esfel-i safilinden, a'la-i illiyyine yükseltir.

    Barla - 295

  2. #12
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Nereden Yer
    İstanbuL.
    Mesajlar Mesajlar
    2.960
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 504 + 34720


    Cevap: On Üçüncü Şuâ-syfa 401

    demiş: “O tecridde mi?” Müdür demiş: “Yok.” İkisi bana itiraz etmişler. Aynı gün, yarım meczup ve yarım akraba biri yarım dakika benimle görüşmesi yüzünden öyle bir vaziyet gösterildi ki, hiçbir tecridde olmamış. Bana itirazları yüzlerine çarptı.
    Üçüncüsü: Komşudaki haylâz gençlerin kapıda gürültüleri akşam yatsı ortasında bana zarar ederdi, fakat az idi. O kapıyı da aynı gün bir bahane ile kapattılar. Hem fena koku menzilimde ziyadeleşti, hem o haylazların kapıma yakın gürültüleri ziyadebana zarar verdi. Ben de yine “Kapıları kapansın, neden böyle yapıyorlar?” dedim. Aynı sabah o hâdise oldu.





    Kardeşlerim,

    Yeni hurufla yazdığınız iki mesele, cidden tesirini gösterdi. Birinci, İkinci, Üçüncü Meseleleri de yazılsa çok iyi olur. Fakat Hüsrev ve Tahirî gibi kalemleri Kur’ân’a ve Kur’ân hattına mahsus ve memur olmalarından bana endişe verir. Başkalar yazsalar daha münasiptir.
    Aziz kardeşlerim,
    Bir seneden beri bir parça, yani bir kilo kadar şehriye ve pirinçten sarf ediyordum. Şüphem kalmadı ki, büyük bir bereket içinde var. Şimdi siz bırakmıyorsunuz ki pişireyim. Öyle ise, onu size hem teberrük hem bereketli bir hediye ediyorum. O yıldız şehriyeden bir defa harika bir bereketi gördüm. Taneleri pişirdikten sonra kurutuyordum. Bir tek tane on mislinden ziyade büyük olduğunu ben ve başkaları gördük.




    Aziz kardeşlerim,

    Bu gece evrad ile meşgul olurken nöbetçiler ve başkalar işitiyorlardı. Kalbime geldi ki: “Acaba bu izhar, sevabını noksan etmiyor mu?” diye telâş ettim. Hüccetü’l-İslâmİmam-ı Gazâli’nin meşhur bir sözü hatıra geldi. O demiş: “Bazan izhar, çok defaihfâdan daha ziyade efdal olur.” Yani âşikâre yapmakta başkalar, ya istifade veya taklit etmek veya gafletten uyanmak veya dalâlette ve sefahette muannid ise, karşısında şeâir-i İslâmiye nev’inde izhar etmek, izzet-i diniyeyi




    Hüccetü’l-İslâm: İslâmın delili Hüsrev: (bk. bilgiler – Hüsrev Altınbaşak)
    Tahirî: (bk. bilgiler) aziz: çok değerli, izzetli
    cihet: yön, taraf dalâlet: hak yoldan ayrılma, sapkınlık
    efdal: en faziletli, en üstün evrad: virdler; zikirler
    gaflet: âhirete, Allah’ın emir ve yasaklarına duyarsız davranma hâli, umursamazlık huruf: harfler
    ihfâ: gizleme istifade: faydalanma, yararlanma
    izhar: açığa çıkarma, gösterme izhar etmek: göstermek, açığa çıkarmak
    izzet-i diniye: dinin şeref ve üstünlüğü meczup: İlâhî aşkla aklî dengesi değişmiş kimse, mecnun
    menzil: yer, mekân misl: eş değer
    muannid: inatçı, direnen müddeiumumî: savcı
    münasip: uygun nev’: çeşit, tür
    sefahet: yasak zevk ve eğlencelere düşkünlük teberrük: bereket vesilesi
    tecrid: ayırma, yalnız başına bırakma ziyade: çok
    ziyadeleşmek: artmak, fazlalaşmak İmam-ı Gazâli: (bk. bilgiler)
    şeâir-i İslâmiye: İslâma sembol olmuş işaretler, iş ve ibadetler
    Yazar : Risale Forum
    ***
    Risale-i Nur eczaları mürşiddir.

    İnsanı haksızlıktan hakka döndürür
    ve hayvanlıktan insaniyete
    ve esfel-i safilinden, a'la-i illiyyine yükseltir.

    Barla - 295

Sayfa 2/2 İlkİlk 12

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222