Sayfa 1/3 123 SonSon
29 sonuçtan 1 ile 10 arası

  1. #1
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Nereden Yer
    İstanbuL.
    Mesajlar Mesajlar
    2.960
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 504 + 34720


    On İkinci Şuâ

    On İkinci Şuâ

    Denizli Mahkemesi Müdafaatında
    n1
    بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ 2
    Evet, biz bir cemiyetiz ve öyle bir cemiyetimiz var ki, her asırda üç yüz elli milyon dahil mensupları var. Ve her gün beş defa namazla o mukaddes cemiyetin prensiplerine kemâl-i hürmetle alâkalarını ve hizmetlerini gösteriyorlar.
    3 اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ اِخْوَةٌ kudsî programıyla birbirinin yardımına, dualarıyla ve mânevî kazançlarıyla koşuyorlar.
    İşte, biz bu mukaddes ve muazzam cemiyetin efradındanız. Ve hususi vazifemiz de, Kur’ân’ın imanî hakikatlerini tahkikî bir surette ehl-i imana bildirip, onları ve kendimizi idam-ı ebedîden ve daimî, berzahî haps-i münferitten kurtarmaktır. Sairdünyevî ve siyasî ve entrikalı cemiyet ve komitelerle ve bizim medar-ı ittihamımız olan cemiyetçilik gibi asılsız ve mânâsız, gizli cemiyetle hiçbir münasebetimiz yoktur ve tenezzül etmiyoruz.


    Dünyaya karışmak arzusu bizde bulunsaydı, böyle sinek vızıltısı gibi değil, top güllesi gibi ses ve patlak verecekti. Divan-ı Harb-i Örfîde ve Mustafa Kemal’inhiddetine karşı, divan-ı riyasette, şiddetli ve dokunaklı müdafaa eden bir



    Bilgi
    Dipnot-1 Üstadımız Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri, Denizli MahkemesiMüdafaanamesine bazı lüzumlu tayy ve ilâveleri yaparak Afyon Mahkemesine—vahdet-i mes’ele münasebetiyle—aynı müdafaanameyi ibraz ettiğinden, bu DenizliMüdafaanamesinin büyük bir kısmını Afyon Mahkemesi Müdafaanamesiyle birleştirmiş ve On Dördüncü Şuâ namını vermiştir.

    Dipnot-2 Her türlü kusur ve noksandan uzak olan Allah’ın adıyla.

    Dipnot-3
    “Mü’minler kardeştirler.” Hucurât Sûresi, 49:10.



    Denizli Mahkemesi: (bk. bilgiler – Denizli) Divan-ı Harb-i Örfî: (bk. bilgiler)
    Mustafa Kemal: (bk. bilgiler) asır: yüzyıl
    berzahî: kabir âlemine ait cemiyet: topluluk
    cemiyetçilik: gizli bir topluluk oluşturma daimî: devamlı, sürekli
    divan-ı riyaset: başkanlık makamı efrad: fertler, bireyler
    ehl-i iman: Allah’a ve Allah’tan gelen her şeye inanan haps-i münferit: tek başına hapis, hücre hapsi
    hiddet: öfke, kızgınlık hususî: özel
    idam-ı ebedî: dirilmemek üzere sonsuz yok oluş kemâl-i hürmet: tam ve kusursuz saygı
    komite: bir maksat için oluşturulan topluluk kudsî: kutsal
    medar-ı ittiham: suçlama sebebi mensup: bağlı
    muazzam: çok büyük mukaddes: kutsal
    müdafaa: savunma müdafaat: savunmalar
    münasebet: bağlantı, ilişki sair: diğer, başka
    suret: biçim, şekil tahkikî: araştırmayla ve kesin delillere dayandırarak elde edilen
    tenezzül: inme, seviyesini düşürme, alçalma

    Benzer Konular
    Yirmi Altıncı Söz, İkinci Mebhas, İkinci Vechi izah eder misiniz?
    Yirmi Altıncı Söz, İkinci Mebhas, İkinci Vechi izah eder misiniz? Devami...
    Yirmi İkinci Mektup, Dördüncü Vechin, İkinci Düsturunu İzah Eder misiniz?
    Yirmi İkinci Mektup, Dördüncü Vechin, İkinci Düsturunu İzah Eder misiniz? Devami...
    İkinci Kısım - Hüccetullahi’l-Bâliğa Risalesi - İkinci Hüccet-i İmâniye
    İkinci Kısım - Hüccetullahi’l-Bâliğa Risalesi - İkinci Hüccet-i İmâniye İkinci Hüccet-i İmâniye Otuz İkinci Söz’ün Birinci Mevkıfı لَوْ كَانَ &
    Yirmi İkinci Mektub'un Birinci ve İkinci Vecihlerinin izahını yapar mısınız?
    Yirmi İkinci Mektub'un Birinci ve İkinci Vecihlerinin izahını yapar mısınız? Yirmi İkinci Mektubun Birinci İkinci Vecihlerinin izahını yapar mısınız? Devami...
    Muhâkemat Dersleri: 48 - Üçüncü Makale, İkinci Maksad, İkinci Meslek
    Muhâkemat Dersleri: 48 - Üçüncü Makale, İkinci Maksad, İkinci Meslek Okuyan ve Anlatan: Şadi EREN (Prof. Dr.) "Yani, sahife-i ûlâ, zaman-ı mâzidir. İşte şu sahifede dört nükteyi nazar-ı dikkate almak lâzımdır" Yer: Muhakemat, Üçüncü Makale (Unsur'u-l Akide), İkinci Maksad
    Yazar : Risale Forum
    Facebook ile paylasmak icin tiklayiniz Google ile paylasmak icin tiklayinizYahoo ile paylasmak icin tiklayiniztwitter ile paylasmak icin tiklayiniz

  2. #2
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Nereden Yer
    İstanbuL.
    Mesajlar Mesajlar
    2.960
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 504 + 34720


    On İkinci Şuâ-sayfa 362

    adam, on sekiz sene zarfında kimseye sezdirmeden dünya entrikalarını çeviriyor diye onu ittiham eden, elbette bir garazla eder.
    Bu meselede benim şahsımın veya bazı kardeşlerimin kusuruyla Risale-i Nur’ahücum edilmez. O doğrudan doğruya Kur’ân’a bağlanmış. Ve Kur’ân dahi Arş-ı Âzamla bağlıdır. Kimin haddi var, elini oraya uzatsın, o kuvvetli ipleri çözsün?

    Hem bu memlekete maddî ve mânevî bereketi ve fevkalâde hizmeti, otuz üç âyât-ı Kur’âniyenin işârâtıyla ve İmam-ı Ali Radıyallahu Anhın üç kerâmât-ı gaybiyesiyle ve Gavs-ı Âzamın (k.s.) kat’î ihbarıyla tahakkuk etmiş olan Risale‑i Nur, bizim âdi ve şahsî kusurlarımızla mes’ul olmaz ve olamaz ve olmamalı. Yoksa bu memlekete hem maddî, hem mânevî telâfi edilmeyecek derecede zarar olacak.HAŞİYE-1
    Bazı zındıkların şeytanetiyle Risale-i Nur’a karşı çevrilen plânlar ve hücumlarinşaallah bozulacaklar. Onun şakirtleri başkalara kıyas edilmez, dağıttırılmaz, vazgeçirilmez, Cenâb-ı Hakkın inayetiyle mağlûp edilmezler. Eğer maddîmüdafaadan Kur’ân men etmeseydi, bu milletin can damarı hükmünde umumunteveccühünü kazanan ve her tarafta bulunan o şakirtler, Şeyh Said ve Menemen hâdiseleri gibi cüz’î ve neticesiz hâdiselerle bulaşmazlar. Allah etmesin, eğermecburiyet derecesinde onlara zulmedilse ve Risale-i Nur’a hücum edilse, elbette hükümeti iğfal eden zındıklar ve münâfıklar bin derece pişman olacaklar.

    Elhâsıl, madem biz ehl-i dünyanın dünyalarına ilişmiyoruz; onlar da bizimâhiretimize, imanî hizmetimize ilişmesinler.

    Mevkuf
    Said Nursî

    Bilgi
    Haşiye-1 Bu istida, Kastamonu zelzelesinden yirmi gün evvel yazılmıştı. Risale-i Nurbereketiyle her vilayetten ziyade âfâttan mahfuz kalmıştı. Şimdi âfât başladı ve dâvamızı tasdik etti.



    Arş-ı Âzam: Allah’ın büyüklük ve yüceliğinin ve her şeyi kuşatan sınırsız egemenliğinin tecelli ettiği yer Cenâb-ı Hak: Hakkın ta kendisi olan sonsuz şeref ve yücelik sahibi Allah
    Gavs-ı Âzam: [bk. bilgiler – Abdulkàdir-i Geylânî (k.s.)] Kastamonu: (bk. bilgiler)
    Menemen Hâdisesi: (bk. bilgiler) Said Nursî: (bk. bilgiler – Bediüzzaman Said Nursî)
    bereket: Allah’tan gelen bolluk, nimet cüz’î: ferdî, sınırlı, küçük
    ehl-i dünya: dünyaya dalıp, âhireti düşünmeyenler elhâsıl: netice olarak, özetle
    entrika: hile, aldatma fevkalâde: olağanüstü
    garaz: kötü kasıt, kötü niyet haşiye: dipnot, açıklayıcı not
    hücum: saldırı inayet: lütuf, iyilik, yardım
    inşaallah: Allah’ın dilemesiyle istidâ: dilekçe
    ittiham: suçlama iğfal etme: kandırma, aldatma
    işârât: işaretler, belirtiler kat’î: kesin
    kerâmât-ı gaybiye: Allah’ın bir ikramı olarak gaybla ilgili verilen haberlerin doğru çıkması şeklinde gerçekleşen kerametler mahfuz kalma: tehlikelere karşı korunmuş olma
    mağlup etme: yenme mecburiyet: zorunluluk
    mes’ul: sorumlu mevkuf: tutuklu
    müdafaa: savunma münâfık: iki yüzlü, inanmadığı halde inanmış görünen kimse
    radıyallahu Anh: “Allah ondan razı olsun” tahakkuk etme: gerçekleşme
    tasdik: doğrulama, onaylama telâfi etme: eksikliği giderme
    teveccüh: ilgi, yönelme umum: bütün
    vilayet: il zarfında: içinde
    zelzele: deprem, sarsıntı ziyade: çok, fazla
    zındık: dinsiz âfât: âfetler, musibetler
    âhiret: öldükten sonra sonsuz olarak devam edecek olan hayat âyât-ı Kur’âniye: Kur’ân-ı Kerimin âyetleri
    İmam-ı Ali: [bk. bilgiler – Ali (r.a.)] Şeyh Said: (bk. bilgiler)
    şakirt: talebe, öğrenci şeytanet: şeytanlık
    Yazar : Risale Forum
    Facebook ile paylasmak icin tiklayiniz Google ile paylasmak icin tiklayinizYahoo ile paylasmak icin tiklayiniztwitter ile paylasmak icin tiklayiniz

  3. #3
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Nereden Yer
    İstanbuL.
    Mesajlar Mesajlar
    2.960
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 504 + 34720


    On İkinci Şuâ-sayfa 363

    بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ 1

    Efendiler,

    Size kat’î haber veriyorum ki, buradaki zâtların, bizimle ve Risale-i Nur’lamünasebeti olmayan veya az bulunanlardan başka, istediğiniz kadar hakikî kardeşlerim ve hakikat yolunda hakikatli arkadaşlarım var. Biz Risale-i Nur’unkeşfiyat-ı kat’iyesiyle iki kere iki dört eder derecesinde sarsılmaz bir kanaatla bilmişiz ki, ölüm bizim için, sırr-ı Kur’ân ile, idam-ı ebedîden terhis tezkeresine çevrilmiş. Ve bize muhalif ve dalâlette gidenler için, o kat’î ölüm, ya idam-ı ebedîdir (eğer âhiretekat’î imanı yoksa), veya ebedî ve karanlıklı haps-i münferittir (eğer âhirete inansa vesefahet ve dalâlette gitmişse). Acaba dünyada bu mes’eleden daha büyük, dahaehemmiyetli bir mesele-i insaniye var mı ki, bu ona âlet olsun? Sizden soruyorum.

    Madem yoktur ve olamaz. Neden bizimle uğraşıyorsunuz? Biz en ağır cezanıza karşı kendimiz, âlem-i nura gitmek için bir terhis tezkeresini alıyoruz diye kemâl-i metanetle bekliyoruz. Fakat bizi reddedip dalâlet hesabına mahkûm edenleri, sizi bu mecliste gördüğümüz gibi, idam-ı ebedî ile ve haps-i münferitle mahkûm ve pek yakın bir zamanda o dehşetli cezayı çekeceklerini müşahede derecesinde biliyoruz, belki görüyoruz, onlara insaniyet damarıyla cidden acıyoruz. Bu kat’î ve ehemmiyetlihakikatı ispat etmeye ve en mütemerridleri dahi ilzam etmeye hazırım. Değilvukufsuz, garazkâr, mâneviyatta behresiz ehl-i vukufa karşı, belki en büyük âlim vefeylesoflarınıza karşı gündüz gibi ispat etmezsem, her cezaya razıyım!
    İşte, yalnız bir nümune olarak, iki Cuma gününde mahpuslar için telif edilen ve Risale-i Nur’un umdelerini ve hülâsa ve esaslarını beyan ederek Risale-i Nur’un birmüdafaanamesi hükmüne geçen Meyve Risalesini ibraz ediyorum ve Ankaramakamatına vermek için, yeni harflerle yazdırmaya müşkülâtlar içinde

    Bilgi
    Dipnot-1 Her türlü kusur ve noksandan uzak olan Allah’ın adıyla.


    Ankara: (bk. bilgiler) behresiz: nasipsiz, hissesiz
    beyan etme: açıklama dalâlet: hak yoldan ayrılma, sapkınlık
    ebedî: sonsuz ehemmiyetli: önemli
    ehl-i vukuf: bilirkişi feylesof: filozof, felsefeci
    garazkâr: kötü niyet sahibi, art niyetli haps-i münferit: tek kişilik hapis, hücre hapsi
    hülâsa: kısaca, özet ibraz etmek: ortaya koymak, göstermek
    idam-ı ebedî: dirilmemek üzere sonsuz yok oluş ilzam etme: delillerle muhatabı susturma
    kanaat: fikir, düşünce, inanma kat’î: kesin olarak
    kemâl-i metanet: sarsılmaz bir dayanıklılık keşfiyat-ı kat’iye: kesinliğinde şüphe olmayan keşifler; mânevî âlemlerde bazı hakikatleri görme
    mahkûm: hüküm giyen makamat: makamlar
    mesele-i insaniye: insanlık meselesi muhalif: aykırı, zıt
    mâneviyat: mânevi âleme ait olan şeyler müdafaaname: savunma yazısı
    münasebet: bağlantı, ilişki mütemerrid: inatçı
    müşahede: gözlemleme, görme müşkülât: zorluklar, güçlükler
    nümune: örnek, misal sefahet: gayrı meşru zevk ve eğlenceye düşkünlük
    sırr-ı Kur’ân: Kur’ân içinde gizli olan sırlı bilgiler telif: yazma, kaleme alma
    terhis: göreve son verme, serbest bırakma tezkere: belge
    umde: ana ilke, prensip vukufsuz: bir konu hakkında hiçbir bilgisi olmayan
    âhiret: öldükten sonraki âlem âlem-i nur: nur âlemi, aydınlık olan âlem, âhiret
    Yazar : Risale Forum
    Facebook ile paylasmak icin tiklayiniz Google ile paylasmak icin tiklayinizYahoo ile paylasmak icin tiklayiniztwitter ile paylasmak icin tiklayiniz

  4. #4
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Nereden Yer
    İstanbuL.
    Mesajlar Mesajlar
    2.960
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 504 + 34720


    On İkinci Şuâ-sayfa 364

    gizli çalışıyoruz. İşte onu okuyunuz, tam dikkat ediniz. Eğer kalbiniz—nefsinize karışmam—beni tasdik etmezse, bana şimdiki tecrid-i mutlak içinde her hakaret ve işkenceyi de yapsanız, sükût edeceğim.
    Elhâsıl, ya Risale-i Nur’u tam serbest bırakınız, veyahut bu kuvvetli ve zedelenmez hakikati elinizden gelirse kırınız! Ben şimdiye kadar sizi ve dünyanızı düşünmüyordum ve düşünmeyecektim. Fakat mecbur ettiniz. Belki de sizi ikaz etmek lâzımdı ki, kader-i İlâhî bizi bu yola sevk etti. Biz de
    1 مَنْ اٰمَنَ بِالْقَدَرِ أَمِنَ مِنَ الْكَدَرِdüstur-u kudsîyi kendimize rehber edip, herbir sıkıntılarınızı sabırla karşılayacağız diye azmettik.

    Mevkuf
    Said Nursî


    Bilgi
    Dipnot-1 “Kadere îmân eden kederden kurtulur.”



    Said Nursî: (bk. bilgiler – Bediüzzaman Said Nursî) azmetme: karar verme
    düstür-u kudsî: kutsal prensip elhâsıl: kısaca, netice olarak, özetle
    kader-i İlâhî: Allah’ın meydana gelecek hâdiseleri olmadan önce bilmesi, takdir etmesi, plânlaması mevkuf: tutuklu
    nefs: insanı kötülüğe yönelten duygu sevk etme: yönlendirme
    sükût etme: sessiz kalma, susma tecrid-i mutlak: bir kişiyi her şeyden soyutlama
    Yazar : Risale Forum
    Facebook ile paylasmak icin tiklayiniz Google ile paylasmak icin tiklayinizYahoo ile paylasmak icin tiklayiniztwitter ile paylasmak icin tiklayiniz

  5. #5
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Nereden Yer
    İstanbuL.
    Mesajlar Mesajlar
    2.960
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 504 + 34720


    On İkinci Şuâ-sayfa 365

    بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ 1
    Zaman-ı Saadetten şimdiye kadar câri bir âdet-i İslâmiyeye ittibaen Risale-i Nur’unhususî menbaları olan yüzer âyât-ı meşhureyi büyük bir En’âm gibi Hizb-i Kur’ânîyaptığımızı, “Dinde tahrifat yapıyor” diye muaheze etmişler.

    Hem bir sene cezasını çektiğim ve mahrem tutulan ve zabıtnamede kaydedildiği gibi odun yığınları altından çıkarılan Tesettür Risalesi bu sene yazılmış veneşredilmiş gibi, bizi ittiham etmek istiyor. Hem Ankara’da hükümetin riyasetinde bulunan birisine (Mustafa Kemal’e) söylediğim itirazlara ve ağır sözlere mukabeleetmeyip sükût etmesi ve o öldükten sonra, onun yanlışını gösteren bir hakikat-i hadîsiyeyi beyandaki fıtrî ve lüzumlu ve mahrem tenkitlerim, medar-ı mes’uliyetyapılmış. Ölmüş ve hükümetten alâkası kesilmiş bir şahsın hatırı nerede; ve hükümetin ve milletin bir hatırası ve Cenâb-ı Hakkın bir tecellî-i hâkimiyeti olan adalet kanunları nerede?

    Hem biz hükümet-i cumhuriye ve esaslarından en ziyade kendimize medar-ı istinat ve onunla kendimizi müdafaa ettiğimiz hürriyet-i vicdan esası, bizim aleyhimizdemedar-ı mes’uliyet tutulmuş. Güya biz hürriyet-i vicdan esasına muarız gidiyoruz!
    Hem medeniyetin seyyiatını ve kusurlarını tenkit ettiğimden, hatır ve hayâlime gelmeyen bir şeyi zabıtnamelerde isnat ediyor: Güya ben radyo,HAŞİYE-1 tayyare veşimendiferin kullanılmasını kabul etmiyorum diye, terakkiyat-ı hâzıra aleyhinde bulunduğumla mes’ul ediyor!


    Bilgi
    Dipnot-1 Her türlü kusur ve noksandan uzak olan Allah’ın adıyla.

    Haşiye-1 Radyo gibi azîm bir nimet-i İlâhiyeye karşı azîm bir şükür olmak için, “Radyo Kur’ân’ı okuyup bütün zemin yüzündeki insanlara dinlettirip, küre-i havanın bir hâfız-ı Kur’ân olmasıdır” demiştim.



    Ankara: (bk. bilgiler) Cenâb-ı Hak: Hakkın ta kendisi olan sonsuz şeref ve yücelik sahibi Allah
    En’âm: bazı Kur’an âyetlerinin veya sûrelerinin bir araya getirilmesiyle ortaya çıkarılan dua kitabı Hizb-i Kur’ânî: Kur’an âyetlerinin veya sûrelerinin bir araya getirilmesiyle ortaya çıkarılan dua kitabı
    Mustafa Kemal: (bk. bilgiler) Tesettür Risalesi: kadınların örtünmesiyle ilgili Lem’alar adlı eserde yer alan Yirmi Dördüncü Lem’a
    Zaman-ı Saadet: Peygamberimizin (a.s.m.) yaşadığı dönem aleyhimizde: zararımıza
    aleyhinde bulunmak: bir şeyin karşısında olmak azîm: büyük
    beyan: açıklama, izah câri: geçerli, yürürlükte olan
    fıtrî: doğal hakikat-i hadîsiye: bir hadîs-i şerifin ifade ettiği gerçek
    haşiye: dipnot hususî: özel
    hâfız-ı Kur’ân: Kur’ân’ı ezbere bilen hükümet-i cumhuriye: cumhuriyet hükümeti
    hürriyet-i vicdan: vicdan özgürlüğü isnat: dayandırma
    ittibaen: tabi olarak, uyarak ittiham etmek: suçlamak
    küre-i hava: hava küresi, atmosfer mahrem: başkalarına karşı gizli tutulan
    medar-ı mes’uliyet: sorumluluk sebebi medâr-ı istinad: dayanak noktası
    menba: kaynak mes’ul etme: sorumlu tutma
    muaheze etme: sorgulama muarız: karşı gelme
    mukabele: karşılık verme müdafaa: savunma
    neşretme: yayma nimet-i İlâhiye: Allah’ın verdiği nimet
    riyaset: başkanlık seyyiat: günahlar, kötülükler
    sükût: sessiz kalma, susma tahrifat yapma: bir şeyi bozma, saptırma
    tayyare: uçak tecellî-i hâkimiyet: Allah’ın her şey üzerindeki hakimiyetini gösteren yansıma
    tenkit: eleştirme terakkiyât-ı hâzıra: çağdaş ilerlemeler, gelişmeler
    zabıtnâme: bir olay hakkında ilgili kimselerin olayın oluş şeklini kaydettikleri belge zemin: yer, dünya
    ziyade: çok, fazla âdet-i İslâmiye: İslâmın özüne uygun olarak Müslümanlarca uygulanan âdet, gelenek
    âyât-ı meşhure: Kur’ân’da yer alan ve Müslümanlar arasında çokça okunan âyetler
    Yazar : Risale Forum
    Facebook ile paylasmak icin tiklayiniz Google ile paylasmak icin tiklayinizYahoo ile paylasmak icin tiklayiniztwitter ile paylasmak icin tiklayiniz

  6. #6
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Nereden Yer
    İstanbuL.
    Mesajlar Mesajlar
    2.960
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 504 + 34720


    On İkinci Şuâ-sayfa 366

    İşte bu nümunelere kıyasen, ne kadar hilâf-ı adâlet bir muamele olduğunu,inşâallah, insaflı, adaletli olan Denizli Müddeiumumîsi ve Mahkemesi göstererek, ozabıtnamelerin evhamlarına ehemmiyet vermeyecekler.
    Hem en acîbi budur ki: Başka mahkemenin müdde-i umumîsi benden sordu: “Mahrem Beşinci Şuâda demişsin: ‘Ordu dizginini o dehşetli şahsın elinden kurtaracak.’ Muradın, orduyu hükümete karşı itaatsizliğe sevk etmektir.” Ben de dedim: “Maksadım, o kumandan ya ölecek veya tebdil edilecek, ordutahakkümünden kurtulacak demektir. Acaba, hem gayet mahrem, sekiz senede yalnız iki defa elime geçen ve aynı zamanda kaybedilen, hem âhirzamana ait bir hadîsin mânâsını küllî bir surette beyan eden, hem aslı eskiden telif edilen bir risale, hem birtek nefer görmediği halde nasıl sebeb-i ittiham olur?” Maatteessüf, o insafsızların o acip ittihamı iddianameye girmiş.
    Hem en garibi şudur ki: Bir yerde demişim: Cenâb-ı Hakkın büyük nimetleri olantayyare, şimendifer ve radyoyu, büyük şükürle mukabele lâzımken, beşer etmedi,tayyarelerle başlarına bomba yağdı. Ve radyo öyle büyük bir nimet-i İlâhiyedir ki, ona mukàbil şükür ise, o radyo milyonlar dilli bir küllî hâfız-ı Kur’ân olup, bütünzemin yüzündeki insanlara Kur’ân’ı dinlettirsin. Ve Yirminci Sözde Kur’ân’ın medeniyet harikalarından gaybî haber verdiğini beyan ederken, bir âyetin işareti olarak, kâfirler şimendiferle âlem-i İslâmı mağlûp ederler demişim. İslâmı bu harikalara teşvik ettiğim halde, bir sebeb-i ittiham olarak, “Şimendifer ve tayyare ve radyo gibi terakkiyat-ı hâzıra aleyhinde” diye, iddianamenin âhirinde, beni evvelkimüdde-i umumînin garazlarına binaen ittiham eder.
    Hem hiçbir münasebeti olmadığı halde, bir adam Risale-i Nur’un ikinci bir ismi olanRisaletü’n-Nur tâbirinden, “Kur’ân’ın nurundan bir risalettir, bir ilhamdır”




    Cenâb-ı Hak: Hakkın ta kendisi olan sonsuz şeref ve yücelik sahibi Allah Denizli: (bk. bilgiler)
    Denizli Mahkemesi: (bk. bilgiler) Risaletü’n-Nur: Risale-i Nur’un diğer adı
    acib: ilginç, şaşırtıcı aleyhinde olma: karşısında olma, kabul etmeme
    beyan: açıklama, izah beşer: insanlık
    binaen: -dayanarak ehemmiyet: değer, önem
    evham: kuruntular, şüpheler evvelki: önceki
    garaz: kötü kasıt, kötü niyet gaybî: bilinmeyen
    hadîs: Peygamber Efendimizin (a.s.m.) mübarek söz, fiil ve hareketi veya onun onayladığı başkasına ait söz, iş veya davranış hilâf-ı adâlet: adalete ters
    hâfız-ı Kur’ân: Kur’ân’ı ezbere bilen iddianame: savcının bir dava konusunda hazırladığı iddia ve delilleri içine alan yazısı
    ilham: Allah tarafından kalbe verilen mânâlar inşaallah: Allah’ın dilemesiyle
    ittiham: suçlama kâfir: Allah’ı veya Allah’ın bildirdiği kesin şeylerden birini inkâr eden kimse
    küllî: geniş ve kapsamlı kıyasen: kıyas ederek, kıyasla, oranla
    maatteessüf: ne yazık ki mahrem: başkalarına karşı gizli tutulan
    maksat: amaç, gaye mağlup etmek: yenmek
    muamele: uygulama, davranış mukabele: karşılık
    mukàbil: karşılık murad: irade edilen, kastedilen
    müdde-i umumî: savcı münasebet: bağlantı, ilişki
    nefer: asker, er nimet-i İlâhiye: Allah’ın nimeti
    nümune: örnek risale: kitap
    risalet: elçilik, peygamberlik sebeb-i ittiham: suçlama sebebi
    sevk etmek: yönlendirmek, tahrik etmek suret: biçim, şekil
    tahakküm: baskı, zorlama tayyare: uçak
    tebdil: değiştirme telif: yazma, kaleme alma
    terakkiyât-ı hâzıra: ilim ve teknoloji alanında gerçekleştirilen yeni gelişmeler tâbir: ifade
    zabıtnâme: bir olay hakkında ilgili kimselerin olayın oluş şeklini kaydettikleri belge zemin: yer, dünya
    âhirinde: sonunda âhirzaman: bizim
    âlem-i İslâm: İslâm dünyası şimendifer: tren
    Yazar : Risale Forum
    Facebook ile paylasmak icin tiklayiniz Google ile paylasmak icin tiklayinizYahoo ile paylasmak icin tiklayiniztwitter ile paylasmak icin tiklayiniz

  7. #7
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Nereden Yer
    İstanbuL.
    Mesajlar Mesajlar
    2.960
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 504 + 34720


    On İkinci Şuâ-sayfa 367

    demiş. İddianamede başka yerin verdikleri yanlış mânâ ile, güya “Risale-i Nur birresuldür” diye benim için bir sebeb-i ittiham tutulmuş.
    Hem müdafaatımda yirmi yerde kat’î bir surette hüccetlerle ispat etmişiz ki, bütün dünyaya karşı da olsa din ve Kur’ân ve Risale-i Nur’u âlet edemeyiz ve edilmez ve biz onların bir hakikatini dünya saltanatına değiştirmeyiz ve bilfiil öyleyiz. Bu dâvânınemareleri yirmi senede binlerdir. Madem öyledir; ben ve biz bütün kuvvetimizle deriz:1 حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ
    Said Nursî
    Bilgi

    Dipnot-1 “Allah bize yeter; O ne güzel vekildir.” Âl-i İmrân Sûresi, 3:173.




    Said Nursî: (bk. bilgiler – Bediüzzaman Said Nursî) bilfiil: fiilen, gerçekte
    dünya saltanatı: dünya hayatında elde edilen zenginlik ve iktidar emare: belirti, işaret
    güya: sanki hüccet: kanıt, delil
    iddianame: savcının bir dava konusunda hazırladığı iddia ve delilleri içine alan yazısı kat’î: kesin olarak
    müdafaat: savunmalar resul: elçi, peygamber
    sebeb-i ittiham: suçlama sebebi suret: biçim, şekil

    Yazar : Risale Forum
    Facebook ile paylasmak icin tiklayiniz Google ile paylasmak icin tiklayinizYahoo ile paylasmak icin tiklayiniztwitter ile paylasmak icin tiklayiniz

  8. #8
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Nereden Yer
    İstanbuL.
    Mesajlar Mesajlar
    2.960
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 504 + 34720


    On İkinci Şuâ-sayfa 368

    1بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
    İddianameye karşı itiraznamenin tetimmesidir

    Bu itirazda muhatabım Denizli Mahkemesi ve müddeiumumîsi değil, belki başta Isparta ve İnebolu müddeiumumîleri olarak, yanlış ve nâkıszabıtnameleriyle buradaki acip iddianâmeyi aleyhimize verdiren garazkârve vehham memurlardır.

    Evvelen: Aslı ve faslı olmayan ve hatırıma gelmeyen bir siyasî cemiyet namınımâsum ve siyasetle hiç alâkaları olmayan Risale-i Nur talebelerine takıp ve o daire içine giren ve iman ve âhiretinden başka hiç bir maksatları bulunmayan bîçareleri, ocemiyetin nâşiri, ya faal bir rüknü veya mensubu veya Risale-i Nur’u okumuş ve okutmuş veya yazmış diye suçlu sayıp mahkemeye vermek ne kadar adaletinmahiyetinden uzak olduğuna kat’î bir hücceti şudur ki:

    Kur’ân aleyhinde yazılan, Doktor Duzi’nin ve sair zındıkların o muzır eserlerini okuyanlara, hürriyet-i fikir ve hürriyet-i ilmiye düsturuyla bir suç sayılmadığı halde, hakikat-i Kur’âniyeyi ve imaniyeyi öğrenmeye gayet muhtaç ve müştak olanlara güneş gibi bildiren Risale-i Nur okumak ve yazmak bir suç sayılmış. Ve hem, yüzerrisale içinde yanlış mânâ verilmemek için mahrem tuttuğumuz ve neşrine izin vermediğimiz iki üç risalede yalnız birkaç cümlelerini bahane gösterip ittiham etmiş. Halbuki, o risaleleri—biri müstesna—Eskişehir Mahkemesi tetkik etmiş, icabına bakmış; ve müstesna ise, hem istidamda ve hem itiraznamemde gayet kat’î cevap verildiği ve “Elimizde nur var, siyaset topuzu yok” diye Eskişehir Mahkemesinde yirmi vech ile kat’î ispat edildiği halde, o insafsız müddeîler, üç mahrem ve neşrolunmayanrisalelerin üç dört cümlelerini

    Bilgi
    Dipnot-1
    Her türlü kusur ve noksandan uzak olan Allah’ın adıyla.



    Denizli: (bk. bilgiler) Doktor Duzi: (bk. bilgiler)
    Eskişehir: (bk. bilgiler) Isparta: (bk. bilgiler)
    acip: acaip, tuhaf aleyhinde: karşıt olarak
    bîçare: çaresiz, zavallı cemiyet: topluluk, dernek, örgüt
    düstur: kural, prensip evvelen: ilk olarak
    faal: aktif çalışkan, hareketli garazkâr: kötü niyet sahibi, art niyetli
    hakikat-i Kur’âniye ve imaniye: Kur’ân ve imana ait hakikatler, gerçekler hüccet: kanıt, delil
    hürriyet-i fikir: fikir özgürlüğü hürriyet-i ilmiye: ilim özgürlüğü
    icabına bakma: bir şey için gerekli şeyleri yerine getirme iddianame: savcının bir dava konusunda hazırladığı iddia ve delilleri içine alan yazısı
    insafsız: vicdansız istidâ: müracaat dilekçesi
    itirazname: itiraz dilekçesi ittiham: suçlama
    kat’î: kesin olarak mahiyet: içerik, esas, nitelik
    mahrem: yabancılara karşı gizli tutulan mensup: bağlı
    muhatap: hitap edilen muzır: zararlı
    mâsum: günahsız, suçsuz müddeiumumî: savcı
    müddeî: savcı müstesnâ: dışında
    müştak: arzulu, çok istekli nam: ad, ünvan
    neşir: yayma, yayınlama nâkıs: eksik, noksan
    nâşir: neşreden, yayınlayan risale: mektup; Risale-i Nur’da yer alan bölümlerden her birisi
    rükn: esas, temel sair: diğer, başka
    tetimme: ek, tamamlayıcı not tetkik: inceleme, araştırma
    vecih: şekil, tarz vehham: aşırı derecede vehimli, kuruntulu
    zabıtnâme: bir olay hakkında ilgili kimselerin olayın oluş şeklini kaydettikleri belge zındık: dinsiz
    âhiret: öldükten sonra sonsuz olarak yaşanacak olan âlem İnebolu: (bk. bilgiler)
    Yazar : Risale Forum
    Facebook ile paylasmak icin tiklayiniz Google ile paylasmak icin tiklayinizYahoo ile paylasmak icin tiklayiniztwitter ile paylasmak icin tiklayiniz

  9. #9
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Nereden Yer
    İstanbuL.
    Mesajlar Mesajlar
    2.960
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 504 + 34720


    On İkinci Şuâ-sayfa 369

    bütün Risale-i Nur’a teşmil eder gibi, Risale-i Nur’u okuyan ve yazanı suçlu ve beni de hükûmetle mübareze eder diye ittiham etmişler.
    Ben ve bana yakın ve benimle görüşen dostlarımı işhad ve kasemle temin ederim ki, bu on seneden ziyadedir ki, iki reisten ve bir mebustan ve Kastamonu Valisinden başka, hükûmetin erkânını, vükelâsını, kumandanları, memurları, mebusları kimler olduğunu kat’iyen bilmiyorum ve bilmeyi de merak etmemişim. Acaba hiç imkânı var mı ki, bir adam mübareze ettiği adamları tanımasın ve bilmeyi merak etmesin? Dost mu, düşman mı, karşısındakini tanımasına ehemmiyet vermesin? Bu hallerden anlaşılıyor ki, bil’iltizam herhalde beni mahkûm etmek için gayet asılsız bahaneleriicad ederler.

    Madem keyfiyet böyledir. Ben de buranın mahkemesine değil, belki o insafsızlara derim:
    Ben, sizin bana vereceğiniz en ağır cezanıza da beş para vermem ve hiçehemmiyeti yok. Çünkü ben kabir kapısında, yetmiş yaşındayım. Böyle mazlum vemâsum bir iki sene hayatı şehadet mertebesiyle değiştirmek, benim için büyüksaadettir. Risale-i Nur’un binler hüccetleriyle kat’î imanım var ki, ölüm bizim için birterhis tezkeresidir. Eğer idam da olsa, bizim için bir saat zahmet, ebedî bir saadetin verahmetin anahtarı olur. Fakat, siz, ey zındıka hesabına adliyeyi şaşırtan ve hükûmeti bizimle sebepsiz meşgul eden insafsızlar! Kat’î biliniz ve titreyiniz ki, siz idam-ı ebedîile ve ebedî haps-i münferitle mahkûm oluyorsunuz. İntikamımız sizden pek çokmuzaaf bir surette alınıyor görüyoruz. Hattâ size acıyoruz.

    Evet, bu şehri yüz defa mezaristana boşaltan ölüm hakikati, elbette hayattan ziyadebir istediği var. Ve onun idamından kurtulmak çaresi, insanların her meselesininfevkinde en büyük ve en ehemmiyetli ve en lüzumlu bir ihtiyac-ı zaruri ve kat’îsidir. Acaba, bu çareyi kendine bulan Risale-i Nur şakirtlerini ve o çareyi binler hüccetler ile bulduran Risale-i Nur’u âdi bahanelerle ittiham edenler ne kadar kendilerini hakikat ve adalet nazarında müttehem oluyor, divaneler de anlar.
    Bu insafsızları aldatan ve hiç münasebeti olmayan bir siyasî cemiyet vehmini veren üç maddedir.


    Kastamonu: (bk. bilgiler) adliye: hukuk ve âdalet işlerinin görüldüğü resmî makam
    bil’iltizam: çok kesin bir şekilde divane: akılsız, deli
    ebedî: sonsuz ehemmiyet: değer, önem
    erkân: önde gelenkişiler, idareciler fevkinde: üstünde
    haps-i münferit: tek başına hapis, hücre hapsi hüccet: kanıt, delil
    icad etme: var etme, ortaya çıkarma idam-ı ebedî: dirilmemek üzere sonsuz yok oluş
    ihtiyac-ı zaruri: zorunlu ihtiyaçlar ittiham: suçlama
    işhad: şahit gösterme kasem: yemin
    kat’iyen: kesin olarak kat’î: kesin olarak
    mahkûm etme: bir kişi hakkında hapis cezası vererek hapsetme mazlum: zulme uğrayan
    mebus: milletvekili mezaristan: mezarlık
    muzaaf: kat kat mâsum: günahsız, suçsuz
    mübareze: karşı koyma, çarpışma münasebet: bağlantı, ilişki
    müttehem olma: suçlanma nazar: bakış
    rahmet: İlâhî şefkat ve merhamet reis: başkan
    saadet: mutluluk siyasî cemiyet: siyasî maksatlarla kurulan topluluk, örgüt
    suret: biçim, görünüş terhis tezkeresi: göreve son verme, serbest bırakma belgesi
    teşmil: içine alma, kuşatma, kapsama vehm: kuruntu, zan
    vükelâ: milletvekilleri, bakanlar ziyade: çok, fazla
    zındıka: dinsizlik, inançsızlık şakirt: talebe, öğrenci
    şehadet mertebesi: şehitlik derecesi
    Yazar : Risale Forum
    Facebook ile paylasmak icin tiklayiniz Google ile paylasmak icin tiklayinizYahoo ile paylasmak icin tiklayiniztwitter ile paylasmak icin tiklayiniz

  10. #10
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Nereden Yer
    İstanbuL.
    Mesajlar Mesajlar
    2.960
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 504 + 34720


    On İkinci Şuâ-sayfa 370

    Birincisi: Eskiden beri benim talebelerim benimle kardeş gibi şiddetli alâkadarolmaları, bir cemiyet vehmini vermiş.
    İkincisi: Risale-i Nurun bazı şâkirtleri her yerde bulunan ve cumhuriyet kanunları müsaade eden ve ilişmeyen ve cemaat-ı İslâmiye heyetleri gibi hareket etmelerinden, bir cemiyet zannedilmiş. Halbuki o mahdut üç dört şakirtin niyetleri cemiyet memiyet değil, belki sırf hizmet-i imaniyede hâlis bir kardeşlik ve uhrevî tesanüddür.

    Üçüncüsü: O insafsızlar kendilerini dalâlet ve dünyaperestlikte bildiklerinden ve hükûmetin bazı kanunlarını kendilerine müsait bulduklarından, fikren diyorlar ki: “Herhalde Said ve arkadaşları bizlere ve hükûmetin, bizim medenîce nâmeşruhevesatımıza müsait kanunlarına muhaliftirler. Öyle ise muhalif bir cemiyet-i siyasidirler.” Ben de derim:
    Hey bedbahtlar! Dünya ebedî olsaydı ve insan içinde daimî kalsaydı ve insanî vazifeler yalnız siyaset bulunsaydı, belki bu iftiranızda bir mânâ bulunabilirdi. Hem eğer ben siyasetle işe girseydim, yüz risalede on cümle değil, belki bin cümleyisiyasetvâri ve mübarezekârâne bulacaktınız. Hem farz-ı muhal olarak, eğer biz dahi sizin gibi bütün kuvvetimizle dünya maksatlarına ve keyiflerine ve siyasetlerine çalışıyoruz diye—ki; şeytan da bunu inandırmaya çalışamıyor ve kimseye kabul ettiremez—haydi böyle de olsa, madem bu yirmi senede hiçbir vukuatımız gösterilmiyor; ve hükûmet ele bakar, kalbe bakamaz; ve herbir hükûmette şiddetlimuhalifler bulunur. Elbette yine adliye kanunu ile bizleri mes’ul etmezsiniz. Son sözüm:


    حَسْبِىَ اللهُ لاَۤ إِلٰهَ اِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ 1
    Said Nursî


    Bilgi
    Dipnot-1 “Allah bana yeter. Ondan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ben Ona tevekkül ettim. Yüce Arşın Rabbi de Odur.” Tevbe Sûresi, 9:129.




    Said Nursî: (bk. bilgiler – Bediüzzaman Said Nursî) alâkadar: alâkalı, ilgili
    bedbaht: kötü talihli, talihsiz cemaat-i İslâmiye: İslâm toplulukları
    cemiyet: topluluk, örgüt cemiyet-i siyasi: siyasi topluluk, örgüt
    daimî: devamlı, sürekli dalâlet: hak yoldan ayrılma, sapkınlık
    dünyaperestlik: dünyaya tapmak ebedî: sonsuz
    farz-ı muhal: olmayacak bir şeyi olacakmış gibi düşünme hevesât: hevesler, yasak arzu ve istekler
    hizmet-i imaniye: iman hizmeti hâlis: içten, katıksız
    mahdut: sınırlı maksat: amaç, gaye
    mes’ul: sorumlu muhalif: aykırı, zıt
    mübarezekârâne: karşı koyarak nâmeşru: İslâmın izin vermediği iş
    risale: mektup; Risale-i Nur’da yer alan bölümlerden her birisi siyasetvâri: siyasetçilerin yaptığı gibi
    tesanüd: dayanışma uhrevî: ahiretle ilgili
    vehm: kuruntu, zan vukuat: kötü davranışlar, olaylar
    şâkirt: talebe, öğrenci

    Yazar : Risale Forum
    Facebook ile paylasmak icin tiklayiniz Google ile paylasmak icin tiklayinizYahoo ile paylasmak icin tiklayiniztwitter ile paylasmak icin tiklayiniz

Sayfa 1/3 123 SonSon

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

102, 157, 159, 160, 161, 163, 164, 176, 592, acip, adaletli, adıyla, aile hayatı, aklı, alâkası, alanında, aldatan, âlemi, alınmış, anarşilik, araf, arz, aya, bakmıyor, baskı, bazı, bağlantı, benim, beslemek, beşer, bildirip, biliniz, bilmesi, binaen, bir adam, birlik, bizimle, bizleri, budur, bulunmak, bunu, casus, çağdaş, cevaben, cömertlik, cumhura, cümleyi, çıkarılan, daimî, daire, damarı, dedikleri, dediler, demişler, denilmez, derece, değiştirme, değiştirmek, dindarlara, diyordum, dizginini, dışında, ebedî, edenleri, ediyorlar, efendiler, elinizdeki, ellerinde, emareleri, etmeme, etmeyiz, etmiyoruz, ettiğimiz, ferit, gaflete, gayret, gazabı, gelmiş, gidiyoruz, gökte, görüşleri, gösterme, güvenme, güzelliği, hakikatine, hapis, hayatım, herşeye, hitaben, hizmetimize, hücum, hükümet, içindeyim, ikinin, ilân, imana, imaniyeyi, insafsızlar, istiyorlar, işaret, işgal, işkence, işlere, kadar, kadınları, kahrı, kanunları, kardeşlerimden, kardeşlerimin, kardeştirler, kendilerini, kesilmiş, kesretli, kirama, konuşmak, koruması, küfr, kurulan, kuvvetle, kısmı, kıymetini, lütuf, mahkeme, mahkûm, mama, mağlup, mecbur, memlekete, meselede, meseledir, mezaristana, mezarlık, milleti, muazzam, mucib, mukayese, mümkü, münafıklar, müş, nail, nefer, nefret, niyetle, nursî, okuyunuz, olduğuna, onlardan, öyledir, özellikle, özgü, parçalar, risale-i, risalesini, sakı, sayılan, sekiz, seviyesi, sizde, sizlerden, sizlere, son, sordular, soruyoruz, sûresi, taarruz, tahrifat, takdim, takdiri, tamamıyla, terkeden, ters, tutma, uhrevî, üstü, vazgeç, vazifeler, verdiği, verilmiş, vermişler, veyahut, yardımı, yarım, yayı, yazılan, yok, zahmet, zamanları, zulmü, şahsî, şapka, şerifi, şeye, şeytanı, şükürle

Etiket Bulutu Ana Sayfası

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222