Sayfa 3/3 İlkİlk 123
29 sonuçtan 21 ile 29 arası

  1. #21
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Nereden Yer
    İstanbuL.
    Mesajlar Mesajlar
    2.960
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 505 + 34720


    On İkinci Şuâ-sayfa 381

    Bu gelen kısım çok ehemmiyetlidir

    بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ 1
    Son sözün mühim bir parçası
    Efendiler, Reis Bey, dikkat ediniz! Risale-i Nur’u ve şakirtlerini mahkûm etmek, doğrudan doğruya küfr-ü mutlak hesabına, hakikat-i Kur’âniye ve hakaik-i imaniyeyimahkûm etmek hükmüne geçmekle, bin üç yüz seneden beri her senede üç yüz milyon onda yürümüş ve üç yüz milyar Müslümanların hakikate ve saadet-i dâreyne giden cadde-i kübrâlarını kapatmaya çalışmaktır ve onların nefretlerini ve itirazlarını kendinize celb etmektir. Çünkü o caddede gelip gidenler, gelmiş geçmişlere dualar vehasenatlarıyla yardım ediyorlar. Hem bu mübarek vatanın başına bir kıyamet kopmaya vesile olmaktır. Acaba mahkeme-i kübrada, bu üç yüz milyar dâvâcıların karşısında sizden sorulsa ki, “Doktor Duzi’nin, baştan nihayete kadar serâpâİslâmiyetiniz ve vatanınız ve dininiz aleyhinde ve frenkçe Tarih-i İslam namındakieseri ki, zındıkların kütüphanelerinizdeki eserlerine, kitaplarına ve serbest okumalarına ve o kitapların şakirtleri, kanununuzca cemiyet şeklini almalarıyla beraber, dinsizlik veya komünistlik veya anarşistlik veya pek eski ifsad komitecilikveya menfî Turancılık gibi siyasetinize muhalif cemiyetlerine ilişmiyordunuz? Neden hiçbir siyasetle alâkaları olmayan ve yalnız iman ve Kur’ân cadde-i kübrâsında giden ve kendilerini ve vatandaşlarını idam-ı ebedîden ve haps-i münferitten kurtarmak için Kur’ân’ın hakikî tefsiri olan Risale-i Nur gibi gayet hak ve hakikat bir eseri okuyanlara ve hiçbir siyasî cemiyetle münasebeti olmayan o hâlis dindarların birbiriyle uhrevî dostluk ve uhuvvetlerine cemiyet nâmı verip ilişmişsiniz? Onları pekacip bir kanunla mahkûm ettiniz ve etmek istediniz?” dedikleri zaman ne cevap vereceksiniz? Biz de sizlerden soruyoruz.
    Ve sizi iğfal eden ve adliyeyi şaşırtan ve hükümeti bizimle vatana ve millete



    Bilgi
    Dipnot-1 Her türlü kusur ve noksandan uzak olan Allah’ın adıyla.


    Doktor Duzi: (bk. bilgiler) Frenkçe: Batı diliyle
    Turancılık: (bk. bilgiler) acip: acaip, tuhaf
    alâka: ilgili anarşistlik: düzene düşman olma, yıkıcı ve kargaşa çıkarma
    cadde-i kübrâ: büyük ve geniş cadde celb etmek: kendine çekmek
    cemiyet: topluluk, dernek ehemmiyet: değer, önem
    hakaik-i imâniye: iman hakikatleri, esasları hakikat: gerçek, doğru
    hakikat-i Kur’âniye: Kur’ân hakikati özü, gerçek mânâsı hakikî: asıl, gerçek, doğru
    haps-i münferit: tek başına hapis, hücre hapsi hasenat: sevaplar, güzellikler, iyilikler
    hâlis: samimi, saf, temiz idam-ı ebedî: dirilmemek üzere sonsuz yok oluş
    ifsad: bozucu iğfal: kandırma, aldatma
    komitecilik: kötü bir maksat için gizli cemiyet kurma komünistlik: (bk. bilgiler)
    küfr-ü mutlak: tam anlamıyla inkâr, hiçbir kutsal ve dinî değere inanmama mahkeme-i kübrâ: âhirette Allah’ın huzurunda kurulacak olan büyük mahkeme
    mahkûm: hüküm giyen menfi: olumsuz, negatif
    muhalif: aykırı, zıt mübarek: bereketli, hayırlı
    münasebet: bağlantı, ilişki namındaki: adındaki
    nihayet: son nâm: ad, isim
    reis: başkan saadet-i dareyn: dünya ve âhiret mutluluğu
    serâpâ: tepeden tırnağa, baştan başa tefsir: açıklama, yorum
    uhrevî: âhirete ait uhuvvet: kardeşlik
    zındık: dinsiz şakirt: talebe, öğrenci
    Yazar : Risale Forum
    Facebook ile paylasmak icin tiklayiniz Google ile paylasmak icin tiklayinizYahoo ile paylasmak icin tiklayiniztwitter ile paylasmak icin tiklayiniz

  2. #22
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Nereden Yer
    İstanbuL.
    Mesajlar Mesajlar
    2.960
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 505 + 34720


    On İkinci Şuâ-sayfa 382

    zararlı bir surette meşgul eyleyen muarızlarımız olan zındıklar ve münafıklar,istibdad-ı mutlaka “cumhuriyet” nâmı vermekle, irtidad-ı mutlakı rejim altına almakla,sefahet-i mutlaka “medeniyet” ismi vermekle, cebr-i keyfî-i küfrîye “kanun” ismini takmakla hem sizi iğfal, hem hükümeti işgal, hem bizi perişan ederek, hâkimiyet-i İslâmiyeye ve millete ve vatana ecnebi hesabına darbeler vuruyorlar.

    Ey efendiler,

    Dört senede dört defa dehşetli zelzeleler, tam tamına dört defa Risale-i Nurşakirtlerine şiddetli bir surette taarruz ve zulüm zamanlarına tevafuku ve herbir zelzeledahi tam taarruz zamanında gelmesi; ve hücumun durmasıyla zelzelenin durması işaretiyle, şimdiki mahkûmiyetimizle gelen semâvî ve arzî belâlardan siz mes’ulsünüz!

    Denizli Hapishanesinde tecrid-i mutlak
    ve haps-i münferitte
    mevkuf
    Said Nursî

    Denizli: (bk. bilgiler) Said Nursî: (bk. bilgiler – Bediüzzaman Said Nursî)
    arzî: yeryüzünde olan cebr-i keyfî-i küfrî: keyfî olarak küfre zorlama
    ecnebi: yabancı haps-i münferit: tek başına hapis, hücre hapsi
    hâkimiyet-i İslâmiye: İslâmiyetin hâkimiyeti hücum: saldırı
    irtidad-ı mutlak: tam dinsizlik, dinden çıkma istibdâd-ı mutlak: tam ve sınırsız bir baskı, mutlak diktatörlük
    mes’ul: sorumlu mevkuf: tevkif edilmiş, tutuklu
    muarız: karşı gelen, düşman münafık: iki yüzlü, inanmadığı halde inanmış görünen
    nâm: ad, isim sefahet-i mutlaka: her türlü yasak zevke ve eğlenceye düşkünlük
    semâvî: gökten gelen suret: biçim, şekil
    taarruz: saldırı tecrid-i mutlak: tam bir yalnızlık, yalnız başına bırakma
    tevafuk: denk gelme, uygunluk zelzele: deprem, sarsıntı
    zulüm: haksızlık zındık: dinsiz
    şakirt: talebe, öğrenci
    Yazar : Risale Forum
    Facebook ile paylasmak icin tiklayiniz Google ile paylasmak icin tiklayinizYahoo ile paylasmak icin tiklayiniztwitter ile paylasmak icin tiklayiniz

  3. #23
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Nereden Yer
    İstanbuL.
    Mesajlar Mesajlar
    2.960
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 505 + 34720


    On İkinci Şuâ-sayfa 383

    1بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
    Son sözün bir kısmı

    Efendiler,

    Şimdiki hayat-ı içtimaiyeyi bilemediğimden, makam-ı iddianın gidişatına göre, sizcemusammem mahkûmiyetimize bir bahane olmak için, pek musırrâne ileri sürdüğünüzcemiyetçilik ittihamına karşı pek çok kat’î cevaplarımızı Ankara ehl-i vukufunun dahimüttefikan tasdikleriyle beraber, bu derece bu noktada ısrarınıza çok hayret vetaaccüpte bulunurken kalbime bu mânâ geldi:
    Madem, hayat-ı içtimaiyenin bir temel taşı; ve fıtrat-ı beşeriyenin bir hâcet-i zaruriyesi; ve aile hayatından tâ kabile ve millet ve İslâmiyet ve insaniyet hayatına kadar en lüzumlu ve kuvvetli râbıta; ve her insanın kâinatta gördüğü ve tek başınamukabele edemediği medâr-ı zarar ve hayret ve insanî ve İslâmî vazifelerin ifasına mâni maddî ve mânevî esbabın tehacümatına karşı bir nokta-i istinat ve medar-ı tesellî olan dostluk ve kardeşâne cemaat ve toplanmak ve samimâne uhrevî cemiyetve uhuvvet, hem siyasî cephesi olmadığı halde ve bilhassa hem dünya, hem din, hem âhiret saadetlerine kat’î vesile olarak iman ve Kur’ân dersinde hâlis bir dostluk ve hakikat yolunda bir arkadaşlık ve vatanına ve milletine zararlı şeylere karşı birtesanüt taşıyan Risale-i Nur şakirtlerinin pek çok takdir ve tahsine şâyân ders-i imanda toplanmalarına, “cemiyet-i siyasiye” nâmını verenler, elbette ve herhalde, ya gayet fena bir surette aldanmış veya gayet gaddar bir anarşisttir ki, hem insaniyete vahşiyâne düşmanlık eder, hem İslâmiyete Nemrudâne adavet eder, hemhayat-ı içtimaiyeye anarşiliğin en bozuk ve mütereddî tavrıyla husumet eder ve bu vatana ve millete ve hâkimiyet-i İslâmiyeye

    Bilgi
    Dipnot-1 Her türlü kusur ve noksandan uzak olan Allah’ın adıyla.


    Ankara: (bk. bilgiler) Nemrudâne: Nemrud gibi dinsizcesine
    adâvet: düşmanlık anarşilik: düzene düşman olma, kargaşa çıkarma
    bilhassa: özellikle cemaat: topluluk
    cemiyet: topluluk, örgüt cemiyet-i siyasiye: siyasi topluluk, örgüt
    cemiyetçilik: dernekçilik, özgütçülük ders-i iman: iman dersi
    ehl-i vukuf: bilirkişi esbab: sebebler
    fıtrat-ı beşeriye: insanın yaratılışı, tabiatı gaddar: acımasız
    hayat-ı içtimaiye: toplumsal hayat husumet: düşmanlık
    hâcet-i zaruriye: zorunlu ihtiyaç hâkimiyet-i İslâmiye: İslâmiyetin hâkimiyeti
    hâlis: içten, katıksız ifa: yerine getirme
    ittiham: suçlama kabile: topluluk, toplum
    kardeşâne: kardeşçe kat’î: kesin olarak
    kâinat: evren, yaratılan herşey makam-ı iddia: iddia makamı
    medar-ı tesellî: teselli kaynağı medâr-ı zarar: zarar sebebi
    mukabele: karşılık musammem: kararlaştırılmış, hakkında karar verilmiş
    musırrâne: ısrarlı bir şekilde mütereddî: bozulmuş soysuzlaşmış
    müttefikan: birleşerek, fikir birliğiyle nokta-i istinad: dayanak noktası
    nâm: ad, isim râbıta: bağ
    saadet: mutluluk samimâne: samimi olarak, içtenlikle
    suret: biçim, şekil taaccüp: hayret etme
    tahsin: beğenme, güzelliğini dile getirme takdir: beğendiğini dile getirme
    tasdik: doğrulama, onaylama tehacümat: hücum etmeler, saldırılar
    tesanüt: dayanışma uhrevî: âhirete ait
    uhuvvet: kardeşlik vahşiyâne: vahşice
    âhiret: öldükten sonra sonsuz olarak yaşanacak olan yer şakirt: talebe, öğrenci
    şâyân: lâyık, yaraşır
    Yazar : Risale Forum
    Facebook ile paylasmak icin tiklayiniz Google ile paylasmak icin tiklayinizYahoo ile paylasmak icin tiklayiniztwitter ile paylasmak icin tiklayiniz

  4. #24
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Nereden Yer
    İstanbuL.
    Mesajlar Mesajlar
    2.960
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 505 + 34720


    On İkinci Şuâ-sayfa 384

    ve dinî mukaddesata karşı mürtedâne, mütemerridâne, anûdâne mücadele eder. Veya ecnebî hesabına bu milletin can damarını kesmeye ve bozmaya çalışan el-hannâs bir zındıktır ki, hükümeti iğfal ve adliyeyi şaşırtır, tâ o şeytanlara, firavunlara,anarşistlere karşı şimdiye kadar istimal ettiğimiz mânevî silâhlarımızı, kardeşlerimize ve vatanımıza çevirsin veya kırdırsın.
    Mevkuf
    Said Nursî

    Efendiler,

    Otuz kırk seneden beri ecnebî hesabına ve küfür ve ilhad namına bu milleti ifsad ve bu vatanı parçalamak fikriyle, Kur’ân hakikatine ve iman hakikatlerine her vesileylehücum eden ve çok şekillere giren bir gizli ifsad komitesine karşı, bu meselemizde kendilerine perde yaptıkları insafsız ve dikkatsiz memurlara ve bu mahkemeyi şaşırtan onların Müslüman kisvesindeki propagandacılarına hitaben, fakat sizin huzurunuzda zâhiren sizinle bir kaç söz konuşacağıma müsaade ediniz.
    (Fakat ikinci gün beraat kararı o dehşetli konuşmayı geriye bıraktı.)
    Tecrid-i mutlakta ve haps-i münferitte
    mevkuf
    Said Nursî

    Said Nursî: (bk. bilgiler – Bediüzzaman Said Nursî) anarşist: düzene karşı çıkan, kargaşa çıkaran
    anûdâne: inat edercesine, inat ederek beraat: temize çıkma, suçsuz olduğunun anlaşılması
    ecnebî: yabancı el-hannâs: fırsatını bulamayınca gizlenen, bulunca vesvese vermek için gelen sinsi şeytan
    firavun: (bk. bilgiler) haps-i münferit: tek başına hapis, hücre hapsi
    hücum: saldırı ifsad: bozma, bozgunculuk yapma
    ilhad: dinsizlik, inkâr insafsız: vicdansız
    istimâl: kullanma iğfal: kandırma, aldatma
    kisve: elbise, örtü komite: kötü bir maksat için toplanmış gizli cemiyet
    mevkuf: tevkif edilmiş, tutuklu mukaddesât: mukaddes olan şeyler, kutsal değerler
    mürtedâne: dinden çıkarak mütemerridâne: inatla, inatçı bir şekilde
    namına: adına propaganda: bir şeyin kıymetini artırmak için yapılan konuşma ve eylem
    tecrid-i mutlak: tam bir yalnızlık, yalnız başına bırakma zâhiren: görünüşte
    zındık: dinsiz
    Yazar : Risale Forum
    Facebook ile paylasmak icin tiklayiniz Google ile paylasmak icin tiklayinizYahoo ile paylasmak icin tiklayiniztwitter ile paylasmak icin tiklayiniz

  5. #25
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Nereden Yer
    İstanbuL.
    Mesajlar Mesajlar
    2.960
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 505 + 34720


    On İkinci Şuâ-sayfa 385

    Büyük memurlardan bir kaç zât benden sordular ki: “Mustafa Kemal sana üç yüz lira maaş verip, Kürdistana ve vilâyât-ı Şarkiyeye, Şeyh Sinûsî yerine vâiz-i umumîyapmak teklifini neden kabul etmedin? Eğer kabul etseydin, ihtilâl yüzünden kesilen yüz bin adamın hayatlarını kurtarmaya sebep olurdun” dediler.

    Ben de onlara cevaben dedim ki: Yirmişer, otuzar senelik hayat-ı dünyeviyeyi o adamlar için kurtarmadığıma bedel, yüz binler vatandaşa, herbirisine milyonlar seneuhrevî hayatı kazandırmaya vesile olan Risale-i Nur, o zâyiatın yerine binler derece iş görmüş. Eğer o teklifi ben kabul etseydim, hiçbir şeye âlet olamayan ve tâbiolmayan ve sırr-ı ihlâsı taşıyan Risale-i Nur meydana gelmezdi. Hattâ ben, hapistemuhterem kardeşlerime demiştim: Eğer Ankara’ya gönderilen Risale-i Nur’un şiddetli tokatları için beni idama mahkûm eden zâtlar, Risale-i Nur ile imanlarını kurtarıpidam-ı ebedîden necat bulsalar, siz şahit olunuz, ben onları da ruh u canımla helâl ederim.
    Beraetimizden sonra Denizli’de beni tarassutla tâciz edenlere ve büyük âmirlerine ve polis müdürüyle müfettişlere dedim: Risale-i Nur’un kàbil-i inkâr olmayan birkerametidir ki, yirmi sene mazlumiyet hayatımda, yüzer risale ve mektuplarımda ve binler şakirtlerde hiçbir cereyan, hiçbir cemiyet ile ve dahilî ve haricî hiçbir komite ile hiçbir vesika, hiçbir alâka, dokuz ay tetkikatta bulunmamasıdır. Hiçbir fikrin vetedbirin haddi midir ki, bu hârika vaziyeti versin? Birtek adamın, birkaç senedekimahrem esrarı meydana çıksa, elbette onu mes’ul ve mahcup edecek yirmi madde bulunacak. Madem hakikat budur; ya diyeceksiniz ki, “Pek harika ve mağlûp olmaz bir deha bu işi çeviriyor.” Veya diyeceksiniz: “Gayet inayetkârâne bir hıfz-ı İlâhîdir.” Elbette böyle bir dehâ ile mübareze etmek hatadır. Millete ve vatana büyük bir zarardır; ve böyle bir hıfz-ı İlâhî ve inâyet-i Rabbâniyeye karşı gelmek, firavunâne birtemerrüddür.

    Eğer deseniz: “Seni serbest bıraksak ve tarassut ve nezaret etmesek derslerinle ve gizli esrarınla hayat-ı içtimaiyemizi bulandırabilirsin.”

    Ankara: (bk. bilgiler) Denizli: (bk. bilgiler)
    Kürdistan: (bk. bilgiler) Mustafa Kemal: (bk. bilgiler)
    beraat: temize çıkma, suçsuz olduğunun anlaşılması cemiyet: topluluk, dernek, örgüt
    cereyan: akım, hareket dehâ: olağanüstü zeka ve akıl sahibi kimse
    esrar: sırlar firavunâne: Firavun gibi
    haricî: dışa ait hayat-ı dünyeviye: dünya hayatı
    hayat-ı içtimaiye: toplumsal hayat hıfz-ı İlâhî: Allah’ın koruması, himayesi
    idam-ı ebedî: dirilmemek üzere sonsuz yok oluş ihtilâl: ayaklanma, karışıklık
    inayetkârâne: lütfederek, ihsan ve ikram ederek inâyet-i Rabbâniye: Allah’ın inâyeti, yardımı
    kabil-i inkâr: inkâr edilebilir keramet: Allah’ın bir ikramı olarak görülen olağanüstü hâl ve fiiller
    komite: kötü bir maksat için toplanmış gizli cemiyet mahcup: utanan; utanmış
    mahrem: gizli mazlumiyet: zulme uğramışlık
    muhterem: hürmete lâyık, saygıdeğer mübareze: karşı koyma, çarpışma
    mühim: önemli necat: kurtuluş
    nezaret: gözetim altında tutma risale: mektup, kitapçık
    ruh u can: ruh ve can sırr-ı ihlâs: ihlâs sırrı
    tarassut: gözetleme tedbir: idare
    teklif: öneri temerrüd: inat etme, ayak direme
    tetkikat: araştırmalar, incelemeler tâbi: bağlı olma, uyma
    tâciz: rahatsız etme uhrevî: âhirete ait
    vesika: belge vilâyât-ı Şarkiye: Doğu illeri
    vâiz-i umumî: genel vaiz zâyiât: kayıplar, zararlar
    Şeyh Sinûsî: (bk. bilgiler) şahit: tanık, delil
    şakirt: talebe, öğrenci
    Yazar : Risale Forum
    Facebook ile paylasmak icin tiklayiniz Google ile paylasmak icin tiklayinizYahoo ile paylasmak icin tiklayiniztwitter ile paylasmak icin tiklayiniz

  6. #26
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Nereden Yer
    İstanbuL.
    Mesajlar Mesajlar
    2.960
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 505 + 34720


    On İkinci Şuâ:Sayfa 386

    Ben de derim: Benim derslerim, bilâistisna bütünü hükûmetin ve adliyenin eline geçmiş; bir gün cezayı mûcip bir madde bulunmamış. Kırk elli bin nüsha risale, o derslerden milletin ellerinde dikkat ve merakla gezdiği halde, menfaatten başka hiçbir zararı hiçbir kimseye olmadığı, hem eski mahkemenin, hem yeni mahkemeninmucib-i mes’uliyet bir madde bulamamaları cihetiyle, yenisi ittifakla beraetimize ve eskisi, dünyaca bir büyüğün hatırı için yüz otuz risaleden beş on kelime bahane edip, yalnız kanaat-ı vicdaniye ile yüz yirmi mevkuf kardeşlerimden yalnız on beş adama altışar ay ceza verebilmesi kat’î bir hüccettir ki, bana ve Risale-i Nur’a ilişmeniz mânâsız bir tevehhümle çirkin bir zulümdür. Hem daha yeni dersim yok ve bir sırrım gizli kalmadı ki nezaretle tâdiline çalışsanız...

    Ben şimdi hürriyetime çok muhtacım. Yirmi seneden beri lüzumsuz ve haksız ve faidesiz tarassutlar artık yeter! Benim sabrım tükendi. İhtiyarlık zafiyetinden, şimdiye kadar yapmadığım bedduayı yapmak ihtimali var. “Mazlumun âhı tâ Arşa kadar gider”1 diye bir kuvvetli hakikattir.

    Sonra o zâlim, dünyaca büyük makamlarda bulunan bedbahtlar dediler: “Sen, yirmi senedir birtek defa takkemizi başına koymadın. Eski ve yeni mahkemelerin huzurunda başını açmadın, eski kıyafetinle bulundun. Halbuki on yedi milyon bu kıyafete girdi.”
    Ben de dedim: On yedi milyon değil, belki yedi milyon da değil, belki rızasıyla ve kalben kabulüyle ancak yedi bin Avrupa-perest sarhoşların kıyafetlerine ruhsat-ı şer’iye ve cebr-i kanunî cihetiyle girmektense, azîmet-i şer’iye ve takvâ cihetiyle, yedi milyar zâtların kıyafetlerine girmeyi tercih ederim. Benim gibi yirmi beş seneden berihayat-ı içtimaiyeyi terkeden adama “inat ediyor, bize muhaliftir” denilmez. Haydi, inat dahi olsa, madem Mustafa Kemal o inadı kıramadı ve iki mahkeme kırmadı ve üç vilâyetin hükûmetleri onu bozmadı; siz neci oluyorsunuz ki, beyhude hem milletin, hem hükümetin zararına, o inadın kırılmasına çabalıyorsunuz? Haydi siyasî muhalifde olsa, madem tasdikinizle yirmi senedir dünya ile alâkasını kesen ve mânen yirmi seneden beri ölmüş bir adam, yeniden dirilip, faidesiz kendine çok zararlı olarakhayat-ı siyasiyeye girerek sizin

    Bilgi
    Dipnot-1 Buharî, Cihad: 18, Zekât: 62, Mağâzî: 60, Mezalim: 9; Müslim, İman: 29; Ebu Davud, Zekât: 5; Tirmizî, Zekât: 6, Birr: 67; Nesâî, Zekât: 1, 46; İbni Mâce, Zekât: 1; Müsned: 1:222, 2:102.



    Arş: göğün en yüksek katı; Cenâb-ı Hakkın sınırsız egemenliğinin tecellî ettiği yer Avrupa-perest: Avrupa düşkünü
    Mustafa Kemal: (bk. bilgiler) alâka: bağlantı, ilgi
    azîmet-i şer’iye: dinî azimet; dinde takva ile hareket etmek bedbaht: kötü bahtlı, talihsiz
    bedduâ: Allah’tan bir başkası için kötülük isteme, kötü dua beraat: temize çıkma, suçsuz olduğunun anlaşılması
    beyhude: boşu boşuna, faydasız bilâistisna: istisnasız, ayırt etmeksizin
    cebr-i kanunî: kanunî zorlama cihet: şekil, yön
    hayat-ı içtimaiye: toplumsal hayat hayat-ı siyasiye: siyaset hayat
    hüccet: güçlü kanıt, delil ittifak: birleşme, birlik
    kanaat-i vicdâniye: vicdânî kanaat mazlum: zulme uğramış
    menfaat: yarar mevkuf: tevkif edilmiş, tutuklu
    muhalif: aykırı, zıt mûcib-i mes’uliyet: sorumluluk gerektiren
    mûcip: gerektirici nezaret: gözetim
    nüsha: kopya risale: küçük kitap, mektup
    ruhsat-ı şer’iye: dinin verdiği izin takke: şapka
    takvâ: Allah’ın emirlerini tutup, günahlardan sakınma tarassut: gözetleme
    tasdik: doğrulama, onaylama tevehhüm: olmayan birşeyi var saymak
    tâdil etme: düzeltme vilâyet: il
    zulüm: haksızlık, eziyet, işkence zâlim: zulmeden, acımasız
    Yazar : Risale Forum
    Facebook ile paylasmak icin tiklayiniz Google ile paylasmak icin tiklayinizYahoo ile paylasmak icin tiklayiniztwitter ile paylasmak icin tiklayiniz

  7. #27
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Nereden Yer
    İstanbuL.
    Mesajlar Mesajlar
    2.960
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 505 + 34720


    On İkinci Şuâ:Sayfa 387

    ile uğraşmaz. Bu halde onun muhalefetinden tevehhüm etmek, divaneliktir.Divanelerle ciddî konuşmak dahi bir divanelik olmasından, sizin gibilerle konuşmayı terk ediyorum. Ne yaparsanız minnet çekmem dediğim, onları hem kızdırdı, hem susturdu. Son sözüm:
    حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ 1
    حَسْبِىَ اللهُ لاَۤ إِلٰهَ اِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ 2



    Bilgi
    Dipnot-1 “Bize Allah yeter. O ne güzel vekildir.” Âl-i İmrân Sûresi, 3:173

    Dipnot-2 “Allah bana yeter. Ondan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ben Ona tevekkül ettim. Yüce Arşın Rabbi de Odur.” Tevbe Sûresi, 9:129.



    divane: deli, akılsız divanelik: akılsızlık, delilik
    muhalefet: karşıt olma, aykırılık tevehhüm: olmayan birşeyi varsaymak

    Yazar : Risale Forum
    Facebook ile paylasmak icin tiklayiniz Google ile paylasmak icin tiklayinizYahoo ile paylasmak icin tiklayiniztwitter ile paylasmak icin tiklayiniz

  8. #28
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Nereden Yer
    İstanbuL.
    Mesajlar Mesajlar
    2.960
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 505 + 34720


    On İkinci Şuâ-sayfa 388

    Bu defaki küçük müdafaatımda demiştim:

    “Risale-i Nur’daki şefkat, vicdan hakikat, hak, bizi siyasetten men etmiş. Çünkü mâsumlar belâya düşerler; onlara zulmetmiş oluruz.” Bazı zâtlar bunun izahını istediler. Ben de dedim:

    Şimdiki fırtınalı asırda gaddar medeniyetten neş’et eden hodgâmlık ve asabiyet-i unsuriye ve umumî harpten gelen istibdadat-ı askeriye ve dalâletten çıkan merhametsizlik cihetinde öyle bir eşedd-i zulüm ve eşedd-i istibdadat meydan almış ki, ehl-i hak, hakkını kuvvet-i maddiye ile müdafaa etse, ya eşedd-i zulüm ile,tarafgirlik bahanesiyle çok bîçareleri yakacak; o hâlette o da azlem olacak ve mağlûpkalacak. Çünkü, mezkûr hissiyatla hareket ve taarruz eden insanlar, bir iki adamın hatasıyla yirmi otuz adamı, âdi bahanelerle vurur, perişan eder. Eğer ehl-i hak, hak ve adalet yolunda yalnız vuranı vursa, otuz zayiata mukàbil yalnız biri kazanır,mağlûp vaziyetinde kalır. Eğer mukabele-i bilmisil kaide-i zâlimânesiyle, o ehl-i hakdahi bir ikinin hatasıyla yirmi otuz biçareleri ezseler, o vakit, hak namına dehşetli bir haksızlık ederler.

    İşte, Kur’ân’ın emriyle, gayet şiddetle ve nefretle siyasetten ve idareye karışmaktan kaçındığımızın hakikî hikmeti ve sebebi budur. Yoksa bizde öyle bir hak kuvveti var ki, hakkımızı tam ve mükemmel müdafaa edebilirdik.
    Hem madem herşey geçici ve fânidir ve ölüm ölmüyor ve kabir kapısı kapanmıyor. Ve zahmet ise rahmete kalb oluyor. Elbette biz sabır ve şükürle tevekkül edip sükûtederiz. Zarar ile, icbar ile sükûtumuzu bozdurmak ise, insafa, adalete, gayret-i vataniyeye ve hamiyet-i milliyeye bütün bütün zıttır, muhaliftir.

    Hülâsa-i kelâm: Ehl-i hükûmetin ve ehl-i siyasetin ve ehl-i idarenin ve inzibatın ve adliye ve zabıtanın bizimle uğraşacak hiçbir işleri yoktur. Olsa olsa, dünyada hiçbir hükûmetin müdafaa edemediği ve aklı başında hiçbir insanın hoşlanmadığı küfr-ü mutlak ve dehşetli bir tâun-u beşerî ve maddiyunluktan gelen

    Azlem: çok zulmeden, çok zâlim asabiyet-i unsuriye: ırkçılık damarı
    asır: yüzyıl bîçare: çaresiz, zavallı
    cihet: şekil, yön dalâlet: hak yoldan ayrılma, sapkınlık, dinsizlik
    ehl-i hak: hak ve doğru yolda olan kimseler ehl-i hükûmet: hükümette olanlar yöneticiler
    ehl-i idare: idareciler ehl-i siyaset: siyasetçiler
    eşedd-i istibdadat: baskının en şiddetlisi eşedd-i zulüm: zulmün en şiddetlisi
    fâni: geçici gaddar: acımasız, çok zulmeden
    gayret-i vataniye: vatan için yapılan gayretler hakikat: gerçek, doğru
    hakikî: gerçek hamiyet-i milliye: millî fedakârlık
    harp: savaş hikmet: sebep, gaye
    hissiyat: duygular, hisler hodgâmlık: bencillik
    hâlet: durum, hâl hülâsa-i kelâm: sözün özü, kısası
    icbâr: zorlama inzibat: âsayiş, düzen
    istibdadat-ı askeriye: askerî baskılar izah: açıklama
    kaide-i zâlimâne: zâlimce kural, kaide kalb olma: dönüşme
    kuvvet-i maddiye: maddî kuvvet küfr-ü mutlak: tam anlamıyla küfür, inkâr, hiçbir kutsal değere inanmama
    maddiyunluk: materyalizm; herşeyi madde ile açıklamaya çalışma mağlup: yenilme
    men etme: yasaklama mezkûr: anılan, sözü geçen
    muhalif: aykırı, zıt mukabele-i bilmisil: misilleme yaparak karşılık verme
    mukàbil: karşılık müdafaa: savunma
    müdafaat: savunmalar namına: adına
    neş’et etme: doğma, ortaya çıkma rahmet: merhamet, şefkat, ihsan
    sükût: sessiz kalma, susma taarruz: saldırı
    tarafgirlik: taraftarlık tevekkül: Allah’a dayanma ve güvenme
    tâun-u beşerî: insanlık hastalığı umumî: genel
    zayiat: kayıplar şefkat: içten ve karşılıksız merhamet
    Yazar : Risale Forum
    Facebook ile paylasmak icin tiklayiniz Google ile paylasmak icin tiklayinizYahoo ile paylasmak icin tiklayiniztwitter ile paylasmak icin tiklayiniz

  9. #29
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Nereden Yer
    İstanbuL.
    Mesajlar Mesajlar
    2.960
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 505 + 34720


    On İkinci Şuâ-sayfa 389

    zındıkanın taassubuyla, bir kısım gizli zındıklar şeytanetiyle bazı resmî memurları aldatarak evhamlandırıp, aleyhimize sevk etmek var. Biz de deriz:
    Değil böyle bir kaç vehhamı, belki dünyayı aleyhimize sevk etseler, Kur’ân’ın kuvvetiyle, Allah’ın inâyetiyle kaçmayız. O irtidatkâr küfr-ü mutlaka ve o zındıkayateslim-i silâh etmeyiz!
    Said Nursî


    Said Nursî: (bk. bilgiler – Bediüzzaman Said Nursî) evham: kuruntular, şüpheler
    inayet: lütuf, iyilik, yardım irtidatkâr: dinden çıkmış, inkârcı
    küfr-ü mutlak: tam anlamıyla küfür, inkâr, hiçbir kutsal değere inanmama sevk etmek: göndermek, yönlendirmek
    teslim-i silâh: silâhı teslim etme, mücadeleden vazgeçme vehham: aşırı derecede vehimli, kuruntulu
    zındıka: dinsizlik, inançsızlık şeytanet: şeytanlık
    Yazar : Risale Forum
    Facebook ile paylasmak icin tiklayiniz Google ile paylasmak icin tiklayinizYahoo ile paylasmak icin tiklayiniztwitter ile paylasmak icin tiklayiniz

Sayfa 3/3 İlkİlk 123

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

102, 157, 159, 160, 161, 163, 164, 176, 592, acip, adaletli, adıyla, aile hayatı, aklı, alâkası, alanında, aldatan, âlemi, alınmış, anarşilik, araf, arz, aya, bakmıyor, baskı, bazı, bağlantı, benim, beslemek, beşer, bildirip, biliniz, bilmesi, binaen, bir adam, birlik, bizimle, bizleri, budur, bulunmak, bunu, casus, çağdaş, cevaben, cömertlik, cumhura, cümleyi, çıkarılan, daimî, daire, damarı, dedikleri, dediler, demişler, denilmez, derece, değiştirme, değiştirmek, dindarlara, diyordum, dizginini, dışında, ebedî, edenleri, ediyorlar, efendiler, elinizdeki, ellerinde, emareleri, etmeme, etmeyiz, etmiyoruz, ettiğimiz, ferit, gaflete, gayret, gazabı, gelmiş, gidiyoruz, gökte, görüşleri, gösterme, güvenme, güzelliği, hakikatine, hapis, hayatım, herşeye, hitaben, hizmetimize, hücum, hükümet, içindeyim, ikinin, ilân, imana, imaniyeyi, insafsızlar, istiyorlar, işaret, işgal, işkence, işlere, kadar, kadınları, kahrı, kanunları, kardeşlerimden, kardeşlerimin, kardeştirler, kendilerini, kesilmiş, kesretli, kirama, konuşmak, koruması, küfr, kurulan, kuvvetle, kısmı, kıymetini, lütuf, mahkeme, mahkûm, mama, mağlup, mecbur, memlekete, meselede, meseledir, mezaristana, mezarlık, milleti, muazzam, mucib, mukayese, mümkü, münafıklar, müş, nail, nefer, nefret, niyetle, nursî, okuyunuz, olduğuna, onlardan, öyledir, özellikle, özgü, parçalar, risale-i, risalesini, sakı, sayılan, sekiz, seviyesi, sizde, sizlerden, sizlere, son, sordular, soruyoruz, sûresi, taarruz, tahrifat, takdim, takdiri, tamamıyla, terkeden, ters, tutma, uhrevî, üstü, vazgeç, vazifeler, verdiği, verilmiş, vermişler, veyahut, yardımı, yarım, yayı, yazılan, yok, zahmet, zamanları, zulmü, şahsî, şapka, şerifi, şeye, şeytanı, şükürle

Etiket Bulutu Ana Sayfası

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222