Sayfa 14/14 İlkİlk ... 41011121314
135 sonuçtan 131 ile 135 arası

  1. #131
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.226
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61890


    Yirmibeşinci Söz - Sayfa 618

    hakkaniyetine bütün enbiyanın nübüvvetlerini hüccet gösterip, “Onların umumunu inkâr edemeyen, bu zâtın risaletini hakikat noktasında inkâr edemez” hikmetiyle; ve herkes her vakit bütün Kur’ân’ı okumaya muktedir ve muvaffak olamadığından, herbir uzun ve mutavassıt sûreyi birer küçük Kur’ân hükmüne getirmek için, ehemmiyetli erkân-ı imaniye gibi o kıssaları tekrar etmesi, değil israf, belki mukteza-yı belâğattır ve hâdise-i Muhammediye, bütün benî Âdemin en büyük hadisesi ve kâinatın en azametli meselesi olduğunu ders vermektir.

    Evet, Kur’ân’da Zât-ı Ahmediyeye en büyük makam vermek ve dört erkân-ı imaniyeyi içine almakla Lâ ilâhe illâllah rüknüne denk tutulan Muhammedun Resulullah ve risalet-i Muhammediye kâinatın en büyük hakikati ve Zât-ı Ahmediye bütün mahlûkatın en eşrefi ve hakikat-i Muhammediye tabir edilen küllî şahsiyet-i mâneviyesi ve makam-ı kudsîsi, iki cihanın en parlak bir güneşi olduğuna ve bu hârika makama liyakatine dair pekçok hüccetleri ve emareleri, kat’î bir surette Risale-in Nur’da ispat edilmiş. Binden birisi şudur ki:1 Es-sebebu ke’l-fâil düsturuyla, bütün ümmetinin bütün zamanlarda işlediği hasenatın bir misli onun defter-i hasenatına girmesi ve bütün kâinatın hakikatlerini, getirdiği nurla nurlandırması, değil yalnız cin, ins, melek ve zîhayatı, belki kâinatı, semâvât ve arzı minnettar eylemesi ve istidat lisanıyla nebatatın duaları ve ihtiyac-ı fıtrî diliyle hayvanâtın duaları, gözümüz önünde bilfiil kabul olmasının şehadetiyle, milyonlar, belki ruhanilerle beraber milyarlar fıtrî ve reddedilmez duaları makbul olan sulehâ-yı ümmeti hergün o zâta salât ve selâm ünvanıyla rahmet duaları ve mânevî kazançlarını en evvel o zâta bağışlamaları ve bütün ümmetçe okunan Kur’ân’ın üç yüzbin hurufunun herbirisinde on sevaptan tâ yüz, tâ bin hasene ve meyve vermesinden, yalnız kıraat-i Kur’ân cihetiyle defter-i a’mâline


    Not
    Dipnot-1 bk. Müslim, İmare 133; Tirmizî, İlim 14; Ebu Dâvud, Edep 115; Müsned 4:120, 5:272-274, 357.



    <table border="0" cellpadding="0" cellspacing="2"><tbody><tr><td>Lâ ilâhe illâllah: Allah’tan başka ilâh yoktur (bk. e-l-h)</td><td>Muhammedun Resulullah: Muhammed Allah’ın resulüdür (bk. ḥ-m-d; r-s-l)</td></tr><tr><td>Zât-ı Ahmediye: yükse velâyet sahibi olan Peygamber Efendimizin (a.s.m.) zâtı, kendisi (bk. ḥ-m-d)</td><td>arz: yer</td></tr><tr><td>azametli: büyük (bk. a-ẓ-m)</td><td>benî Âdem: Âdemoğulları, insanlar</td></tr><tr><td>bilfiil: fiilen, uygulamada (bk. f-a-l)</td><td>cihan: dünya</td></tr><tr><td>defter-i a’mâl: amellerin kaydedildiği defter</td><td>defter-i hasenat: sevapların ve iyiliklerin kaydedildiği defter (bk. ḥ-s-n)</td></tr><tr><td>düstur: prensip, kural</td><td>emâre: belirti, işaret</td></tr><tr><td>enbiya: peygamberler (bk. n-b-e)</td><td>erkân-ı imaniye: imanın şartları (bk. r-k-n; e-m-n)</td></tr><tr><td>es-sebebu ke’l-fâil: sebep olan yapan gibidir (bk. s-b-b; f-a-l)</td><td>eşref: en şerefli</td></tr><tr><td>fıtrî: yaratılıştan gelen, doğal (bk. f-ṭ-r)</td><td>hakikat: gerçek (bk. ḥ-ḳ-ḳ)</td></tr><tr><td>hakikat-i Muhammediye: Hz. Muhammed’in hakikati, mânevî şahsiyeti (bk. ḥ-ḳ-ḳ; ḥ-m-d)</td><td>hakkaniyet: doğruluk (bk. ḥ-ḳ-ḳ)</td></tr><tr><td>hasenat: iyilikler, sevaplar (bk. ḥ-s-n)</td><td>hasene: iyilik, sevap (bk. ḥ-s-n)</td></tr><tr><td>hayvanât: hayvanlar (bk. h-y-y)</td><td>huruf: harfler</td></tr><tr><td>hâdise-i Muhammediye: Hz. Muhammed’in olayı, peygamberliği</td><td>hüccet: sağlam delil</td></tr><tr><td>ihtiyac-ı fıtrî: yaratılıştan gelen ihtiyaç (bk. ḥ-v-c; f-ṭ-r)</td><td>inkâr: kabul etmeme, inanmama (bk. n-k-r)</td></tr><tr><td>istidat: kabiliyet, yetenek (bk. a-d-d)</td><td>kat’î: kesin </td></tr><tr><td>kâinat: evren, yaratılmış herşey (bk. k-v-n)</td><td>küllî: büyük, kalabalık (bk. k-l-l)</td></tr><tr><td>kıraat-i Kur’an: Kur’ân’ı okuma</td><td>lisan: dil</td></tr><tr><td>liyakat: layık olma</td><td>mahlûkat: yaratıklar (bk. ḫ-l-ḳ)</td></tr><tr><td>makam-ı kudsî: kutsal makam, derece (bk. ḳ-d-s)</td><td>muktedir: gücü yeten, yapabilen (bk. ḳ-d-r)</td></tr><tr><td>mukteza-yı belâğat: belâğatın gereği (bk. b-l-ğ)</td><td>mutavassıt: orta derecede</td></tr><tr><td>muvaffak: başarılı</td><td>nebatat: bitkiler</td></tr><tr><td>nübüvvet: peygamberlik (bk. n-b-e)</td><td>risalet: peygamberlik (bk. r-s-l)</td></tr><tr><td>risalet-i Muhammediye: Hz. Muhammed’in peygamberliği (bk. r-s-l; ḥ-m-d)</td><td>rükn: esas, şart (bk. r-k-n)</td></tr><tr><td>salât: Peygamberimiz için yapılan dua (bk. ṣ-l-v)</td><td>semavat: gökler (bk. s-m-v)</td></tr><tr><td>sulehâ-yı ümmet: ümmetin salih kişileri (bk. ṣ-l-ḥ)</td><td>suret: şekil, biçim (bk. ṣ-v-r)</td></tr><tr><td>tabir etmek: adlandırmak (bk. a-b-r)</td><td>umum: bütün</td></tr><tr><td>zîhayat: canlı (bk. ẕî; h-y-y)</td><td>şahsiyet-i mâneviye: mânevî şahsiyet (bk. a-n-y)</td></tr></tbody></table>
    Yazar : Risale Forum

  2. #132
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.226
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61890


    Yirmibeşinci Söz - Sayfa 619

    hadsiz nurlar girmesi haysiyetiyle, o zâtın şahsiyet-i mâneviyesi olan hakikat-i Muhammediye istikbâlde bir şecere-i tûbâ-i Cennet hükmünde olacağını Allâmü’l-Guyûb bilmiş ve görmüş, o makama göre Kur’ân’ında o azîm ehemmiyeti vermiş ve fermanında ona tebaiyeti ve sünnet-i seniyyesine ittibâ ile şefaatine mazhariyeti en ehemmiyetli bir mesele-i insaniye göstermiş ve o haşmetli şecere-i tûbânın bir çekirdeği olan şahsiyet-i beşeriyetini ve bidayetteki vaziyet-i insaniyesini ara sıra nazara almasıdır.

    İşte Kur’ân’ın tekrar edilen hakikatleri bu kıymette olduğundan, tekraratında kuvvetli ve geniş bir mu’cize-i mâneviye bulunmasına fıtrat-ı selime şehadet eder-meğer maddiyyunluk tâunuyla maraz-ı kalbe ve vicdan hastalığına müptelâ ola!

    قَدْ يُنْكِرُ الْمَرْءُ ضَوْءَ الشَّمْسِ مِنْ رَمَدٍ وَيُنْكِرُ الْفَمُ طَعْمَ الْمَاۤءِ مِنْ سَقَمٍ 1
    kaidesine dahil olur.




    Not
    Dipnot-1 Bazen insan, göz hastalığından dolayı güneş ışığını inkâr eder. Ağız da hastalıktan dolayı bazen suyun tadını alamaz.




    <table border="0" cellpadding="0" cellspacing="2"><tbody><tr><td>Allâmü’l-Guyûb: gaybı, görünmeyen şeyleri bilen Allah (bk. a-l-m; ğ-y-b)</td><td>azîm: büyük (bk. a-ẓ-m)</td></tr><tr><td>bidayet: başlangıç</td><td>ferman: buyruk</td></tr><tr><td>fıtrat-ı selîme: bozulmamış yaratılış, karakter (bk. f-ṭ-r; s-l-m)</td><td>hadsiz: sayısız</td></tr><tr><td>hakikat: gerçek (bk. ḥ-ḳ-ḳ)</td><td>hakikat-i Muhammediye: Hz. Muhammed’in hakikati, mânevî şahsiyeti (bk. ḥ-ḳ-ḳ; ḥ-m-d)</td></tr><tr><td>haysiyet: özellik</td><td>haşmetli: heybetli, görkemli</td></tr><tr><td>istikbâl: gelecek</td><td>ittibâ: uyma</td></tr><tr><td>kaide: kural, prensip</td><td>maddiyunluk: materyalistlik</td></tr><tr><td>maraz-ı kalb: mânevî kalp hastalığı</td><td>mazhariyet: erişme (bk. ẓ-h-r)</td></tr><tr><td>mesele-i insaniye: insanlık meselesi (bk. m-s̱-l)</td><td>mu’cize-i mâneviye: mânevî mu’cize (bk. a-c-z; a-n-y)</td></tr><tr><td>müptelâ: bağımlı, tutulmuş</td><td>nazar: dikkat (bk. n-ẓ-r) </td></tr><tr><td>sünnet-i seniyye: Peygamberimizin söz, fiil ve hareketlerine dayanan yüce prensipler (bk. s-n-n)</td><td>tebaiyet: uyma, tabi olma</td></tr><tr><td>tekrarat: tekrarlar</td><td>tâun: salgın ve ölümcül hastalık</td></tr><tr><td>vaziyet-i insaniye: insanlık vazifesi</td><td>şahsiyet-i beşeriyet: insanî şahsiyet, beşerî kişilik</td></tr><tr><td>şahsiyet-i mâneviye: mânevî şahsiyet (bk. a-n-y)</td><td>şecere-i tûbâ-i Cennet: Cennetteki tûbâ ağacı</td></tr><tr><td>şefaat: af için aracılık (bk. ş-f-a)</td><td>şehadet: şahitlik (bk. ş-h-d)</td></tr></tbody></table>
    Yazar : Risale Forum

  3. #133
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.226
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61890


    Yirmibeşinci Söz - Sayfa 620

    Bu Onuncu Meseleye bir hâtime olarak iki haşiyedir
    Birincisi

    Bundan on iki sene evvel1 işittim ki, en dehşetli ve muannid bir zındık, Kur’ân’a karşı suikastını, tercümesiyle yapmaya başlamış ve demiş ki: “Kur’ân tercüme edilsin, tâ ne mal olduğu bilinsin.” Yani, lüzumsuz tekraratı herkes görsün ve tercümesi onun yerinde okunsun diye dehşetli bir plân çevirmiş.

    Fakat Risale-in Nur’un cerh edilmez hüccetleri kat’î ispat etmiş ki, Kur’ân’ın hakikî tercümesi kabil değil, ve lisan-ı nahvî olan lisan-ı Arabî yerinde Kur’ân’ın meziyetlerini ve nüktelerini başka lisan muhafaza edemez ve herbir harfi, on adetten bine kadar sevap veren kelimât-ı Kur’âniyenin mu’cizâne ve cemiyetli tabirlerinin yerini, beşerin âdi ve cüz’î tercümeleri tutamaz, onun yerinde camilerde okunmaz diye, Risale-in Nur her tarafta intişarıyla o dehşetli plânı akîm bıraktı. Fakat o zındıktan ders alan münafıklar, yine şeytan hesabına Kur’ân güneşini üflemekle söndürmeye aptal çocuklar gibi ahmakane ve divanecesine çalışmaları hikmetiyle, bana gayet sıkı ve sıkıcı ve sıkıntılı bir hâlette bu Onuncu Mesele yazdırıldı tahmin ediyorum. Başkalarıyla görüşemediğim için hakikat-ı hali bilemiyorum.

    ikinci haşiye:

    Denizli hapsinden tahliyemizden sonra, meşhur Şehir Otelinin yüksek katında oturmuştum. Karşımda güzel bahçelerde kesretli kavak ağaçları birer halka-i zikir tarzında gayet lâtif, tatlı bir surette hem kendileri, hem dalları, hem yaprakları havanın dokunmasıyla cezbedârâne ve câzibekârâne hareketle raksları, kardeşlerimin müfarakatlarından ve yalnız kaldığımdan hüzünlü ve gamlı kalbime ilişti. Birden güz ve kış mevsimi hatıra geldi ve bana bir gaflet bastı. Ben o kemâl-i neş’e ile cilvelenen o nâzenin kavaklara ve zîhayatlara o kadar acıdım ki, gözlerim yaşla doldu. Kâinatın süslü perdesi altındaki ademleri, firakları ihtar ve ihsasiyle kâinat dolusu firakların, zevâllerin hüzünleri başıma toplandı.


    Not
    Dipnot-1 Bu risalenin telifinden on iki sene evvel.




    <table border="0" cellpadding="0" cellspacing="2"><tbody><tr><td>Denizli: (bk. bilgiler)</td><td>adem: yokluk</td></tr><tr><td>ahmakane: ahmakça</td><td>akîm: neticesiz, sonuçsuz</td></tr><tr><td>beşer: insan</td><td>cemiyetli: kapsamlı (bk. c-m-a)</td></tr><tr><td>cerh edilmez: çürütülmez</td><td>cezbedârâne: kendinden geçerek</td></tr><tr><td>cilvelenme: nazlanma</td><td>câzibekârâne: cazibeli şekilde</td></tr><tr><td>cüz’î: kıymetsiz, önemsiz (bk. c-z-e)</td><td>dehşetli: korkunç</td></tr><tr><td>divanece: deliler gibi</td><td>firak: ayrılık (bk. f-r-ḳ)</td></tr><tr><td>gaflet: dalgınlık (bk. ğ-f-l)</td><td>gamlı: üzüntülü</td></tr><tr><td>güz: sonbahar</td><td>hakikat-ı hal: durumun gerçek yönü (bk. ḥ-ḳ-ḳ)</td></tr><tr><td>hakikî: gerçek, doğru (bk. ḥ-ḳ-ḳ)</td><td>halka-i zikir: zikir halkası</td></tr><tr><td>haşiye: dipnot, açıklayıcı not</td><td>hikmet: sebep, gaye (bk. ḥ-k-m)</td></tr><tr><td>hâlet: durum, hal</td><td>hâtime: sonuç, son bölüm</td></tr><tr><td>hüccet: delil</td><td>ihsas: hissettirme</td></tr><tr><td>ihtar: hatırlatma</td><td>intişar: yayılma</td></tr><tr><td>kabil: mümkün</td><td>kat’î: kesin</td></tr><tr><td>kelimât-ı Kur’âniye: Kur’ân’ın kelimeleri (bk. k-l-m)</td><td>kemâl-i neş’e: tam bir neşe ve sevinç (bk. k-m-l)</td></tr><tr><td>kesretli: çok sayıda (bk. k-s̱-r)</td><td>kâinat: evren, yaratılmış herşey (bk. k-v-n)</td></tr><tr><td>lisan: dil</td><td>lisan-ı Arabî: Arap dili</td></tr><tr><td>lisan-ı nahvî: Arapça gramer dili</td><td>lâtif: güzel, hoş (bk. l-ṭ-f)</td></tr><tr><td>meziyet: üstün özellik</td><td>muannid: inatçı, inanmamakta direnen</td></tr><tr><td>muhafaza: koruma (bk. ḥ-f-ẓ)</td><td>mu’cizâne: mu’cizeli bir şekilde (bk. a-c-z)</td></tr><tr><td>müfarakat: ayrılıklar (bk. f-r-ḳ)</td><td>münafık: iki yüzlü, inanmadığı halde inanmış görünen kişi</td></tr><tr><td>nâzenin: nazlı, ince, hassas</td><td>nükte: ince ve derin mânâ</td></tr><tr><td>raks: dans, oyun</td><td>suret: şekil, biçim (bk. ṣ-v-r)</td></tr><tr><td>tabir: ifade (bk. a-b-r)</td><td>tahliye: serbest bırakılma</td></tr><tr><td>tekrarat: tekrarlar</td><td>telif: yazılış</td></tr><tr><td>zevâl: gelip geçicilik (bk. z-v-l)</td><td>zîhayat: canlı (bk. ẕî; h-y-y)</td></tr><tr><td>zındık: dinsiz</td><td>âdi: basit, değersiz</td></tr></tbody></table>
    Yazar : Risale Forum

  4. #134
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.226
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61890


    Yirmibeşinci Söz - Sayfa 621

    Birden, hakikat-i Muhammediyenin (a.s.m.) getirdiği nur imdada yetişti. O hadsiz hüzünleri ve gamları, sürurlara çevirdi. Hattâ o nurun, herkes ve her ehl-i iman gibi benim hakkımda milyon feyzinden yalnız o vakitte o vaziyete temas eden imdat ve tesellîsi için, zât-ı Muhammediyeye (a.s.m.) karşı ebediyen minnettar oldum. Şöyle ki:

    Ol nazar-ı gaflet, o mübarek nâzeninleri vazifesiz, neticesiz bir mevsimde görünüp, hareketleri neş’eden değil, belki güya ademden ve firaktan titreyerek hiçliğe düştüklerini göstermekle, herkes gibi bendeki aşk-ı bekà ve hubb-u mehâsin ve muhabbet-i vücud ve şefkat-i cinsiye ve alaka-i hayatiyeye medar olan damarlarıma o derece dokundu ki, böyle dünyayı bir mânevî cehenneme ve aklı bir tâzip âletine çevirdiği sırada, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmın beşere hediye getirdiği nur perdeyi kaldırdı; idam, adem, hiçlik, vazifesizlik, abes, firak fanilik yerinde, o kavakların herbirinin yaprakları adedince hikmetleri ve mânâları ve, Risale-in Nur’da ispat edildiği gibi, üç kısma ayrılan neticeleri ve vazifeleri var diye gösterdi.

    Birinci kısım: Sâni-i Zülcelâlin esmâsına bakar. Meselâ, nasılki bir usta, harika bir makineyi yapsa, onu takdir eden herkes o zâta “Mâşâallah, bârekâllah” deyip alkışlar. Öyle de, o makine dahi, ondan maksut neticeleri tam tamına göstermesiyle, lisan-ı hâliyle ustasını tebrik eder, alkışlar. Her zîhayat ve herşey böyle bir makinedir; ustasını tebriklerle alkışlar.

    İkinci kısım hikmetleri ise, zîhayatın ve zîşuurun nazarlarına bakar. Onlara şirin bir mütalâagâh, birer kitab-ı marifet olur. Mânâlarını zîşuurun zihinlerinde ve suretlerini kuvve-i hafızalarında ve elvâh-ı misâliyede ve âlem-i gaybın defterlerinde daire-i vücutta bırakıp, sonra âlem-i şehadeti terk eder, âlem-i gayba çekilir. Demek, surî bir vücudu bırakır, mânevî ve gaybî ve ilmî çok vücutları kazanır.

    Evet madem Allah var ve ilmi ihâta eder. Elbette adem, idam, hiçlik, mahv,


    <table border="0" cellpadding="0" cellspacing="2"><tbody><tr><td>Aleyhissalâtü Vesselâm: Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun (bk. ṣ-l-v; s-l-m)</td><td>Sâni-i Zülcelâl: sonsuz haşmet ve yücelik sahibi olan ve herşeyi san’atla yaratan Allah (bk. ṣ-n-a; ẕü; c-l-l)</td></tr><tr><td>abes: anlamsız, faydasız</td><td>adem: yokluk </td></tr><tr><td>alaka-i hayat: hayata olan ilgi (bk. ḥ-y-y)</td><td>aşk-ı bekà: sonsuzluk aşkı (bk. b-ḳ-y)</td></tr><tr><td>beşer: insanlık</td><td>bârekallah: “Allah ne mübarek yaratmış” (bk. b-r-k)</td></tr><tr><td>daire-i vücut: varlık dairesi (bk. v-c-d)</td><td>ebediyen: sonsuza dek (bk. e-b-d)</td></tr><tr><td>ehl-i iman: iman sahibi kimseler, inananlar (bk. e-m-n)</td><td>elvâh-ı misâli: misâlî levhalar (bk. m-s̱-l)</td></tr><tr><td>esmâ: isimler (bk. s-m-v)</td><td>feyz: bereket (bk. f-y-ḍ)</td></tr><tr><td>firak: ayrılık (bk. f-r-ḳ)</td><td>gam: üzüntü</td></tr><tr><td>gaybî: görünmeyen (bk. ğ-y-b)</td><td>hadsiz: sayısız, sınırsız</td></tr><tr><td>hakikat-i Muhammediye: Hz. Muhammed’in hakikati, mânevî şahsiyeti (bk. ḥ-ḳ-ḳ; ḥ-m-d)</td><td>hikmet: herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde olması (bk. ḥ-k-m)</td></tr><tr><td>hubb-u mehâsin: güzellik sevgisi (bk. ḥ-b-b; ḥ-s-n)</td><td>ihâta etmek: herşeyi içine almak</td></tr><tr><td>imdad: yardım</td><td>kitab-ı marifet: Allah’ı tanıtan kitap (bk. k-t-b; a-r-f)</td></tr><tr><td>kuvve-i hafıza: bellek, hafıza duyusu (bk. ḥ-f-ẓ)</td><td>lisan-ı hâl: hal dili</td></tr><tr><td>mahv: yok oluş</td><td>maksut: istenen (bk. ḳ-ṣ-d)</td></tr><tr><td>medar: vesile, sebep</td><td>muhabbet-i vücud: var olma sevgisi (bk. ḥ-b-b; v-c-d)</td></tr><tr><td>mâşâallah: “Allah dilemiş ve ne güzel yaratmış”</td><td>mübarek: bereketli, hayırlı (bk. b-r-k)</td></tr><tr><td>mütalâagâh: etraflıca düşünme ve inceleme yeri</td><td>nazar: bakış, dikkat (bk. n-ẓ-r)</td></tr><tr><td>nazar-ı gaflet: hakikatten habersiz şekilde bakış (bk. n-ẓ-r; ğ-f-l)</td><td>nâzenin: nazik, nazlı, hassas</td></tr><tr><td>suret: şekil, biçim (bk. ṣ-v-r)</td><td>surî: dış görünüşe ait</td></tr><tr><td>sürur: mutluluk, sevinç</td><td>tâzip: azap verme</td></tr><tr><td>zât-ı Muhammediye: Hz. Muhammed’in şahsiyeti (bk. ḥ-m-d)</td><td>zîhayat: canlı (bk. ẕî; h-y-y)</td></tr><tr><td>zîşuur: şuur sahibi, bilinçli (bk. ẕî; ş-a-r)</td><td>âlem-i gayb: görünmeyen âlem (bk. a-l-m; ğ-y-b) </td></tr><tr><td>âlem-i şehadet: gözle gördüğümüz âlem (bk. a-l-m; ş-h-d) </td><td>şefkat-i cinsiye: kendi cinsine olan şefkat (bk. ş-f-ḳ)</td></tr></tbody></table>
    Yazar : Risale Forum

  5. #135
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.226
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61890


    Yirmibeşinci Söz - Sayfa 622

    fena, hakikat noktasında, ehl-i imanın dünyasında yoktur. Ve kâfirlerin dünyaları ademle, firakla, hiçlikle, fânilikle doludur. İşte bu hakikati, umumun lisanında gezen bu gelen darb-ı mesel ders verip, der:

    “Kimin için Allah var, ona herşey var. Ve kimin için yoksa, herşey ona yoktur, hiçtir.”

    Elhasıl, nasıl ki, iman, ölüm vaktinde insanı idam-ı ebedîden kurtarıyor; öyle de, herkesin hususî dünyasını dahi idamdan ve hiçlik karanlıklarından kurtarıyor. Ve küfür ise, hususan küfr-ü mutlak olsa, hem o insanı, hem hususî dünyasını ölümle idam edip mânevî cehennem zulmetlerine atar, hayatının lezzetlerini acı zehirlere çevirir. Hayat-ı dünyeviyeyi âhiretine tercih edenlerin kulakları çınlasın! Gelsinler, buna ya bir çare bulsunlar veya imana girsinler, bu dehşetli hasârattan kurtulsunlar.

    سُبْحَانَكَ لاَعِلْمَ لَنَاۤ اِلاَّ مَاعَلَّمْتَنَاۤ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ 1

    Duanıza çok muhtaç ve size çok müştak kardeşiniz
    Said Nursî



    Not
    Dipnot-1 “Seni her türlü noksandan tenzih ederiz, Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın.” Bakara Sûresi, 2:32.




    <table border="0" cellpadding="0" cellspacing="2"><tbody><tr><td>darb-ı mesel: meşhur söz, atasözü (bk. m-s̱-l)</td><td>dehşetli: korkunç</td></tr><tr><td>ehl-i iman: iman sahibi kimseler, inananlar (bk. e-m-n)</td><td>elhasıl: özetle, sonuç olarak</td></tr><tr><td>fena/fânilik: gelip geçicilik, yok oluş (bk. f-n-y)</td><td>firak: ayrılık (bk. f-r-ḳ)</td></tr><tr><td>hakikat: gerçek (bk. ḥ-ḳ-ḳ)</td><td>hasârat: zararlar</td></tr><tr><td>hayat-ı dünyeviye: dünya hayatı (bk. ḥ-y-y)</td><td>hususan: özellikle</td></tr><tr><td>hususî: özel</td><td>idam-ı ebedî: dirilmemek üzere sonsuz yok oluş (bk. e-b-d)</td></tr><tr><td>küfr-ü mutlak: tam anlamıyla inkâr (bk. k-f-r; ṭ-l-ḳ)</td><td>küfür: inkar, inançsızlık (bk. k-f-r)</td></tr><tr><td>lisan: dil</td><td>müştak: arzulu, çok istekli</td></tr><tr><td>umum: genel</td><td>zulmet: karanlık (bk. ẓ-l-m)</td></tr><tr><td>âhiret: öteki dünya, öldükten sonraki hayat (bk. e-ḫ-r)</td></tr></tbody></table>
    Yazar : Risale Forum

Sayfa 14/14 İlkİlk ... 41011121314

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

103, 104, 112, 115, 120, 133, 153, 154, 157, 159, 160, 161, 162, 164, 172, 176, 185, 209, 527, 592, 600, 827, abdini, abese, açacak, acip, açıkladığı, adalettir, adedince, adıyla, ahenk, aile hayatı, aklı, akıldan, akıllara, alâküllihal, aldıkları, âlemleri, alınmış, amellerin, anlatımı, anlayışlar, anlıyoruz, araf, arkadaşı, arınmış, arz, asfiya, asra, asırlara, atan, atmak, avam, aya, âyetlerden, âyine, aynen, azarlama, ağzı, bahisleri, bahusus, bakmıyor, bakıyorum, bana, baskı, bazı, bağlamış, bağlantı, bağış, bağışlar, başkasını, başlarında, başlayan, başıboş, başındaki, benzetmek, bertaraf, berzahta, beşer, beşinci söz, beştir, bildim, bildirir, bilimi, bilinen, biliyorlardı, bilmüşahede, binaen, bir adam, birdir, biri, birlik, bitti, bizimle, bizleri, bozan, boğulmak, budur, bulamaz, bulunmak, buna, burcu, bırakmıyor, çarşı, cemiyetli, çerçevesi, cihâ, cihanı, cihazat, çoklar, çoktur, cömertlik, cümleyi, çıkın, çıkış, dadır, daire, dalgıçlar, davranışları, dağlar, dedikleri, dediler, delildir, deliline, demeye, demişler, derece, dersimizi, değildi, değiller, değiştirmek, dikkatle, dile, dilediğini, dilemek, diriltecek, diz, doğrular, doğruları, dünyaperest, duruma, düzenli, düğü, düğümü, düşmanı, dış, dışında, edenleri, edilsin, ediyorlar, efes turları, eliyle, elzemdir, emareleri, emirdağ, emrini, emsal, envârı, esrarlı, etmeme, etmemesi, etrafındaki, etsek, ettiklerini, ettiren, ettirir, evhamlarını, ezeliyesi, eşsiz, faideleri, fakirler, faydaya, fazilet, faziletler, fikirleri, fikrini, fussilet, fütur, fıtraten, galebe, gayret, gazabı, geçmesi, gelmiyor, gelmiş, gerçekleri, gerçeklik, getirip, gibi, gidip, gif, gitmiş, gitti, gökte, gökteki, göreceksin, görmeye, görünmek, gösteriş, gösterme, güzelliği, hadislerden, hakaiki, hakikat, hakikatine, hakikatten, hakkaniyeti, haktan, halet, halka, hâlıkını, hapis, harap, harfler, hastalıktan, hastalığından, hatası, havas, hayrette, haşirde, herşeye, herşeyin, heves, hevesi, hezeyan, hicr, hidayetin, hiddetle, hilkat, hissettim, hücum, hıristiyan, ibarettir, icadı, içindekiler, ihata, ile, ilerleme, ilham, ilimle, ilişkiler, ilmî, imaniye, imaniyeyi, imdat, inananlar, inanmayanlar, incitmek, indirdi, inkâr, insan, insanlığı, istedin, istediğini, istekleri, istinbat, istiyorlar, isyana, itham, itiraza, izale, işaret, işittim, iştihar, iştirake, iştiyak, jpg, kabre, kadirdir, kadınları, kahrı, kainatta, kalbinin, kaldıracak, kalmamış, kamer, kandilleri, kanunları, kapanmak, karanlıklarında, kardeşi, kardeşleri, kardeşlerimin, karışması, karışsı, karıştıran, kavga, kavmin, kaybedecek, kayı, kederi, kehribar, kendilerini, kesretli, kitabını, konuşmak, konuşmuş, koyan, koyup, koşuş, küçümsemek, kudretine, kudüs, küfr, küfrü, kullar, külliye, kuvvetle, kuvvetlendirmek, kırka, kısmen, kısmı, kıssalar, kıyamete, kıyası, kıymetsiz, lâkin, lam, libası, lisanı, lüzumu, mahalli, mahkeme, mahlûktur, makamından, malûmdur, mama, manevra, maraz, mağfiret, mağlup, mecbur, mecmuası, menbaı, mertebesini, mesel, meselâ, meselelere, meselesine, meseleyi, mevcudat, mevcut, mevsimlerin, meydanı, mezarlık, meşhudatı, milleti, misli, mizanıyla, muazzam, mücahede, müçtehidler, muhakkak, muhaldir, muhammediyenin, muhterem, mukaddestir, mümkü, münafıklar, mürşidi, müttefik, müş, nail, nasılki, nağmesi, nefer, nefret, neşretmek, nihayet, nüfuz, nurdur, okunuşu, olana, olduk, olduğuna, olduğundan, olmadığı, olmamak, ölmeye, olsalar, omuzuna, onlardan, oradan, orga, oyunlar, özellikle, pamuk, parçalar, peygamberlere, rabbinin, rahatla, rahatı, revaç, risalesinde, risaleti, rububiyeti, sahibidir, sakı, sanmak, sayan, seçim, sekiz, semaniye, senâ, seniyyesi, sermaye, servet, seviyesi, sevmez, sizde, son, söylemiş, sözlerde, süre, süren, sûresi, suretle, süreyyâ, surlar, sürmek, sürü, süzme, sıklet, sıraları, sırra, sızmak, tahrip, takdim, takdiri, taksim, tanıttırır, tapan, tasavvur, tasdike, tasdiklerine, taşları, tecavüz, terakki, ters, tevahhuş, teşhir, tokat, toplamak, toplansa, tükenmez, tutma, ufuk, uhrevî, ümitsizlik, umum, üstü, uydurulan, uyum, vahy, varlığının, vazifeler, vazifeli, verdiği, verilmiş, vermişler, veyahut, yapanlar, yaptık, yarası, yardımı, yarım, yayı, yazdığı, yazılan, yazıldığı, yeknesak, yerden, yetişilmez, yükseliş, yüzleri, yıldızlara, yıldızları, ışık, ışıkları, zahmet, zamanla, zamanları, zannediyorlar, zarif, zelzele, zeminde, zemzem, zikirle, zira, zulmet, zulmü, şahsî, şahsiyet, şartları, şaşkınlığı, şehr, şevk, şeye, şeylerle, şeytanları, şeytanı, şirke, şirkin, şöhret, şuâ

Etiket Bulutu Ana Sayfası

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222