Sayfa 2/2 İlkİlk 12
14 sonuçtan 11 ile 14 arası

  1. #11
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.159
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61430


    Onbirinci Söz - Sayfa 187

    bu bin altın bir kat libasa sarf edilmez. Şayet bu ikinci hizmetkâr, cebine konulan kâğıdı okumayıp, belki evvelki hizmetçiye bakıp, bütün parayı bir dükkâncıya bir kat libas için verip, hem o kumaşın en çürüğünden ve arkadaşının libasından elli derece aşağı bir libas alsa, elbette o hâdim nihayet derecede ahmaklık etmiş olacağı için, şiddetle tazip ve hiddetle te’dip edilecektir.

    Ey nefsim ve ey arkadaşım! Aklınızı başınıza toplayınız. Sermaye-i ömür ve istidad-ı hayatınızı, hayvan gibi, belki hayvandan çok aşağı bir derecede şu hayat-ı fâniye ve lezzet-i maddiyeye sarf etmeyiniz. Yoksa, sermayece en âlâ hayvandan elli derece yüksek olduğunuz halde, en ednâsından elli derece aşağı düşersiniz.

    Ey gafil nefsim! Senin hayatının gayesini ve hayatının mahiyetini, hem hayatının suretini, hem hayatının sırr-ı hakikatini, hem hayatının kemâl-i saadetini bir derece anlamak istersen, bak. Senin hayatının gayelerinin icmâli dokuz emirdir.

    Birincisi şudur ki: Senin vücudunda konulan duygular terazileriyle, rahmet‑i İlâhiyenin hazinelerinde iddihar edilen nimetleri tartmaktır ve küllî şükretmektir.

    İkincisi: Senin fıtratında vaz edilen cihazatın anahtarlarıyla esmâ-i kudsiye‑i İlâhiyenin gizli definelerini açmaktır, Zât-ı Akdesi o esmâ ile tanımaktır.

    Üçüncüsü: Şu teşhirgâh-ı dünyada, mahlûkat nazarında, esmâ-i İlâhiyenin sana taktıkları garip san’atlarını ve lâtif cilvelerini bilerek hayatınla teşhir ve izhar etmektir.

    Dördüncüsü: Lisan-ı hâl ve kalinle Hâlıkının dergâh-ı rububiyetine ubûdiyetini ilân etmektir.
    Beşincisi: Nasıl bir asker, padişahından aldığı türlü türlü nişanları resmî vakitlerde takıp padişahın nazarında görünmekle onun iltifâtât-ı âsârını gösterdiği gibi, sen dahi esmâ-i İlâhiyenin cilvelerinin sana verdikleri letâif-i insaniye murassaâtıyla


    <table border="0" cellpadding="0" cellspacing="2"><tbody><tr><td>Hâlık: herşeyi yaratan Allah (bk. ḫ-l-ḳ)</td><td>Zât-ı Akdes: her türlü kusur ve eksiklikten yüce olan Zât, Allah (bk. ḳ-d-s)</td></tr><tr><td>ahmaklık: aptallık, akılsızlık</td><td>cihazat: organlar ve duygular</td></tr><tr><td>cilve: görünüş, akis (bk. c-l-y)</td><td>define: hazine</td></tr><tr><td>dergâh-ı rububiyet: yarattığı bütün varlıkları terbiye edip egemenliği altında bulunduran Allah’ın yüce katı (bk. r-b-b)</td><td>ednâ: basit, aşağı</td></tr><tr><td>emir: iş</td><td>esmâ: isimler (bk. s-m-v)</td></tr><tr><td>esmâ-i kudsiye-i İlâhiye: Allah’ın her türlü kusur ve eksiklikten yüce isimleri (bk. s-m-v; ḳ-d-s; e-l-h)</td><td>esmâ-i İlâhiye: Allah’ın isimleri (bk. s-m-v; e-l-h)</td></tr><tr><td>evvelki: önceki</td><td>fıtrat: yaratılış (bk. f-ṭ-r)</td></tr><tr><td>gafil: duyarsız, sorumsuz, âhiretten ve Allah’ın emir ve yasaklarından habersiz davranan (bk. ğ-f-l)</td><td>hayat-ı fâniye: geçici dünya hayatı (bk. ḥ-y-y; f-n-y)</td></tr><tr><td>hizmetkâr: hizmetçi</td><td>hâdim: hizmetçi</td></tr><tr><td>icmâl: özet (bk. c-m-l)</td><td>iddihar edilen: biriktirilen, depolanan</td></tr><tr><td>iltifâtât-ı âsâr: eserlerin iltifatları</td><td>istidad-ı hayat: hayat kabiliyeti (bk. a-d-d; ḥ-y-y)</td></tr><tr><td>izhar etmek: göstermek, ortaya çıkarmak (bk. ẓ-h-r)</td><td>kemâl-i saadet: tam ve mükemmel mutluluk (bk. k-m-l)</td></tr><tr><td>küllî: büyük ve kapsamlı (bk. k-l-l)</td><td>letâif-i insaniye: insandaki mânevî duygular (bk. l-ṭ-f)</td></tr><tr><td>lezzet-i maddiye: maddî lezzet</td><td>libas: elbise</td></tr><tr><td>lisan-ı hâl ve kal: hal ve konuşma dili</td><td>lâtif: ince, hoş, güzel (bk. l-ṭ-f)</td></tr><tr><td>mahiyet: esas, nitelik, içyüz</td><td>mahlûkat: yaratıklar (bk. ḫ-l-ḳ)</td></tr><tr><td>murassaât: süslenmiş şeyler</td><td>nazar: bakış (bk. n-ẓ-r)</td></tr><tr><td>nefis: kişinin kendisi; insanı daima kötülüğe, yasak zevk ve isteklere teşvik eden duygu (bk. n-f-s)</td><td>nihayet: son</td></tr><tr><td>nişan: madalya</td><td>rahmet-i İlâhiye: Allah’ın şefkat ve merhameti, ikram ve bağışı (bk. r-ḥ-m; e-l-h)</td></tr><tr><td>sarf etmek: harcamak</td><td>sermaye-i ömür: ömür sermayesi</td></tr><tr><td>suret: biçim, görünüş (bk. ṣ-v-r)</td><td>sırr-ı hakikat: gerçeğin sırrı, içyüzü (bk. ḥ-ḳ-ḳ)</td></tr><tr><td>tazip: cezalandırma</td><td>teşhir: sergileme</td></tr><tr><td>teşhirgâh-ı dünya: dünya sergisi</td><td>te’dip: edeplendirme, haddini bildirme</td></tr><tr><td>ubûdiyet: kulluk (bk. a-b-d)</td><td>vaz edilen: konulan</td></tr><tr><td>âlâ: üstün, kıymetli</td></tr></tbody></table>
    Yazar : Risale Forum

  2. #12
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.159
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61430


    Onbirinci Söz - Sayfa 188

    bilerek süslenip o Şâhid-i Ezelînin nazar-ı şuhud ve işhâdına görünmektir.

    Altıncısı: Zevilhayat olanların, tezahürât-ı hayatiye denilen, Hâlıklarına tahiyyâtları; ve rumûzât-ı hayatiye denilen, Sânilerine tesbihatları; ve semerat ve gayât-ı hayatiye denilen, Vâhibü’l-Hayata arz-ı ubûdiyetlerini bilerek müşahede etmek, tefekkürle görüp şehadetle göstermektir.

    Yedincisi: Senin hayatına verilen cüz’î ilim ve kudret ve irade gibi sıfat ve hallerinden küçük
    nümunelerini vahid-i kıyasî ittihaz ile, Hâlık-ı Zülcelâlin sıfât-ı mutlakasını ve şuûn-u mukaddesesini o ölçülerle bilmektir. Meselâ, sen cüz’î iktidarın ve cüz’î ilmin ve cüz’î iradenle bu haneyi muntazam yaptığından, şu kasr-ı âlemin senin hanenden büyüklüğü derecesinde şu âlemin ustasını o nisbette Kadîr, Alîm, Hakîm, Müdebbir bilmek lâzımdır.

    Sekizincisi: Şu âlemdeki mevcudatın herbiri kendine mahsus bir dille Hâlıkının vahdâniyetine ve Sâniinin rububiyetine dair mânevî sözlerini fehmetmektir.

    Dokuzuncusu: Acz ve zaafın, fakr ve ihtiyacın ölçüsüyle kudret-i İlâhiye ve gınâ-yı Rabbâniyenin derecât-ı tecelliyâtını anlamaktır. Nasıl ki açlığın dereceleri nisbetinde ve ihtiyacın envâı miktarınca taamın lezzeti ve derecatı ve çeşitleri anlaşılır. Onun gibi, sen de nihayetsiz aczin ve fakrınla, nihayetsiz kudret ve gınâ-yı İlâhiyenin derecatını fehmetmelisin.

    İşte, senin hayatının gayeleri, icmâlen, bunlar gibi emirlerdir. Şimdi kendi hayatının mahiyetine bak ki, o mahiyetinin icmâli şudur:



    <table border="0" cellpadding="0" cellspacing="2"><tbody><tr><td>Alîm: herşeyi hakkıyla bilen, ilmi herşeyi kuşatan, sonsuz ilim sahibi Allah (bk. a-l-m)</td><td>Hakîm: herşeyi hikmetle, belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde yaratan Allah (bk. ḥ-k-m)</td></tr><tr><td>Hâlık: herşeyi yaratan Allah (bk. ḫ-l-ḳ)</td><td>Hâlık-ı Zülcelâl: sonsuz haşmet ve yücelik sahibi, herşeyi yaratan Allah (bk. ḫ-l-ḳ; ẕü; c-l-l)</td></tr><tr><td>Kadîr: herşeye gücü yeten, sonsuz güç ve kudret sahibi Allah (bk. ḳ-d-r)</td><td>Müdebbir: idare eden, ilmiyle herşeyin sonunu görüp, ona göre hikmetle iş yapan Allah (bk. d-b-r)</td></tr><tr><td>Sâni: herşeyi sanatla yaratan Allah (bk. ṣ-n-a)</td><td>Vâhibü’l-Hayat: hayatı veren Allah (bk. ḥ-y-y)</td></tr><tr><td>acz: âcizlik, güçsüzlük (bk. a-c-z)</td><td>arz-ı ubûdiyet: kulluğun sunulması (bk. a-b-d)</td></tr><tr><td>cüz’î: az, küçük, sınırlı (bk. c-z-e)</td><td>derecat: dereceler</td></tr><tr><td>derecât-ı tecelliyât: görünüm ve yansıma dereceleri (bk. c-l-y)</td><td>emir: iş</td></tr><tr><td>envâ: çeşitler, türler</td><td>fakr: fakirlik (bk. f-ḳ-r)</td></tr><tr><td>fehmetmek: anlamak</td><td>gınâ-yı Rabbâniye: herşeyi terbiye eden ve egemenliği altında bulunduran Allah’ın sonsuz zenginliği (bk. ğ-n-y; r-b-b)</td></tr><tr><td>gınâ-yı İlâhiye: Allah’ın sınırsız zenginliği (bk. ğ-n-y; e-l-h)</td><td>hane: ev</td></tr><tr><td>icmâl: özet (bk. c-m-l)</td><td>iktidar: güç, kudret (bk. ḳ-d-r)</td></tr><tr><td>irade: istek, dileme, seçim yapma gücü (bk. r-v-d)</td><td>ittihaz: kabullenme, edinme</td></tr><tr><td>kasr-ı âlem: âlem sarayı (bk. a-l-m)</td><td>kudret: güç, iktidar (bk. ḳ-d-r)</td></tr><tr><td>kudret-i İlâhiye: Allah’ın güç ve kudreti (bk. ḳ-d-r; e-l-h)</td><td>mahiyet: esas, öz nitelik, içyüz </td></tr><tr><td>mahsus: özel</td><td>mevcudat: varlıklar (bk. v-c-d)</td></tr><tr><td>muntazam: düzenli, tertipli (bk. n-ẓ-m)</td><td>müşahede etmek: görmek, gözlemlemek (bk. ş-h-d)</td></tr><tr><td>nazar-ı şuhud ve işhad: görme ve gösterme bakışı (bk. n-ẓ-r; ş-h-d)</td><td>nihayetsiz: sonsuz</td></tr><tr><td>nisbet: ölçü, oran (bk. n-s-b)</td><td>rububiyet: Rablık; Allah’ın herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri vermesi, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulundurması (bk. r-b-b)</td></tr><tr><td>rumûzât-ı hayatiye: hayatın belirtileri, işaretleri (bk. ḥ-y-y)</td><td>semerat ve gayât-ı hayatiye: hayatın gayeleri ve meyveleri (bk. ḥ-y-y)</td></tr><tr><td>sıfât-ı mutlaka: sınırsız sıfatlar, vasıflar, nitelikler (bk. v-ṣ-f; ṭ-l-ḳ)</td><td>taam: yemek</td></tr><tr><td>tahiyyat: selâmlar ve tebrikler (bk. ḫ-y-y)</td><td>tefekkür: düşünme (bk. f-k-r)</td></tr><tr><td>tesbihat: Allah’ı öven ve kusurdan yüce tutan sözler ve varlıkların hal diliyle bu anlamı ifade etmesi (bk. s-b-ḥ)</td><td>tezahürât-ı hayatiye: hayat belirtileri ve görüntüleri (bk. ẓ-h-r; ḥ-y-y)</td></tr><tr><td>vahdâniyet: Allah’ın birliği, ortağının ve benzerinin olmayışı (bk. v-ḥ-d)</td><td>vahid-i kıyasî: ölçü birimi (bk. v-ḥ-d)</td></tr><tr><td>zevilhayat: hayat sahipleri, canlılar (bk. ḥ-y-y)</td><td>âlem: kâinat, evren (bk. a-l-m)</td></tr><tr><td>Şâhid-i Ezelî: Ezelden beri bütün zamanları ve herşeyi gören ve herşeye şahid olan Allah (bk. ş-h-d; e-z-l)</td><td>şehadet: şahitlik, tanıklık (bk. ş-h-d)</td></tr><tr><td>şuûn-u mukaddese: Cenâb-ı Hakkın yüce sıfatlarının mahiyetlerinde bulunan ve onları tecelliye sevk eden Zâtına ait mukaddes özellikler (bk. ş-e-n; ḳ-d-s)</td></tr></tbody></table>
    Yazar : Risale Forum

  3. #13
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.159
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61430


    Onbirinci Söz - Sayfa 189

    • Esmâ-i İlâhiyeye ait garâibin fihristesi,
    • hem şuûn ve sıfât-ı İlâhiyenin bir mikyası,
    • hem kâinattaki âlemlerin bir mizanı,
    • hem bu âlem-i kebirin bir listesi,
    • hem şu kâinatın bir haritası,
    • hem şu kitab-ı ekberin bir fezlekesi,
    • hem kudretin gizli definelerini açacak bir anahtar külçesi,
    • hem mevcudata serpilen ve evkata takılan kemâlâtının bir ahsen-i takvimidir.

    İşte, mahiyet-i hayatın bunlar gibi emirlerdir.

    Şimdi senin hayatının sureti ve tarz-ı vazifesi şudur ki: Hayatın bir kelime-i mektubedir. Kalem-i kudretle yazılmış hikmetnümâ bir sözdür. Görünüp ve işitilip Esmâ-i Hüsnâya delâlet eder. İşte, hayatının sureti bu gibi emirlerdir.

    Şimdi, hayatının sırr-ı hakikati şudur ki: Tecellî-i Ehadiyete, cilve-i Samediyete âyineliktir. Yani, bütün âleme tecellî eden esmânın nokta-i mihrakiyesi hükmünde bir camiiyetle Zât-ı Ehad-i Samede âyineliktir.

    Şimdi, hayatının saadet içindeki kemâli ise, senin hayatının âyinesinde temessül eden Şems-i Ezelînin envârını hissedip sevmektir. Zîşuur olarak Ona şevk göstermektir. Onun muhabbetiyle kendinden geçmektir. Kalbin gözbebeğinde aks-i nurunu yerleştirmektir. İşte bu sırdandır ki, seni âlâ-yı illiyyîne çıkaran bir hadis-i kudsînin1 meâl-i şerifi olan


    Not
    Dipnot-1 Hadis-i kudsînin metni şöyledir: مَا وَسِعَنِى سَمَاۤئِى وَلاَاَرْضِى وَلٰكِنَّ وَسِعَنِى قَلْبُ عَبْدِىَ الْمُؤْمِنِ “Ben göklere ve yere sığmam, fakat mü’min kulumun kalbine sığarım.” El-Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ 2:165; İmam‑ı Gazâlî, İhyâ-u Ulûmiddîn, 3:14.




    <table border="0" cellpadding="0" cellspacing="2"><tbody><tr><td>Esmâ-i Hüsnâ: Allah’ın en güzel isimleri (bk. s-m-v; ḥ-s-n)</td><td>Zât-ı Ehad-i Samed: herşey Kendisine muhtaç olduğu halde Kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayan, bir ve benzersiz olup ortağı olmayan Zât, Allah (bk. v-ḥ-d; ṣ-m-d)</td></tr><tr><td>ahsen-i takvim: insanın yaratılışça en güzel biçimde ve tam kıvamında olması (bk. ḥ-s-n)</td><td>aks-i nur: ışığın yansıması (bk. n-v-r)</td></tr><tr><td>camiiyet: kapsayıcılık (bk. c-m-a)</td><td>cilve-i Samediyet: herşey Kendisine muhtaç olduğu halde Kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayan Allah’ın isim ve sıfatlarının varlıklar üzerindeki yansımasının görünümü (bk. c-l-y; ṣ-m-d) </td></tr><tr><td>define: hazine</td><td>delâlet: delil olma, işaret etme </td></tr><tr><td>envâr: nurlar (bk. n-v-r)</td><td>esmâ: isimler (bk. s-m-v)</td></tr><tr><td>esmâ-i İlâhiye: Allah’ın isimleri (bk. s-m-v; e-l-h)</td><td>evkat: vakitler</td></tr><tr><td>fezleke: netice, özet</td><td>garâib: hayranlık uyandırıcı ve şaşırtıcı şeyler</td></tr><tr><td>hadis-i kudsî: Peygamber Efendimizin Cenab-ı Haktan rivayet ettiği Kur’ân dışındaki ilâhî sözler (bk. ḥ-d-s̱; ḳ-d-s)</td><td>hikmetnümâ: hikmetli, anlamlı (bk. ḥ-k-m)</td></tr><tr><td>kalem-i kudret: varlıkların ve olayların düzenli olarak vücuda gelişinde bir kalem gibi eserini gösteren İlâhî güç (bk. ḳ-d-r)</td><td>kelime-i mektube: yazılmış kelime (bk. k-l-m; k-t-b)</td></tr><tr><td>kemâl: mükemmellik, kusursuzluk (bk. k-m-l)</td><td>kemâlât: mükemmellikler, üstünlükler, faziletler (bk. k-m-l)</td></tr><tr><td>kitab-ı ekber: en büyük kitap, kâinat (bk. k-t-b; k-b-r)</td><td>kudret: güç ve iktidar (bk. ḳ-d-r)</td></tr><tr><td>kâinat: evren, yaratılmış herşey (bk. k-v-n)</td><td>mahiyet-i hayat: hayatın mahiyeti, esası, içyüzü (bk. ḥ-y-y)</td></tr><tr><td>mevcudat: varlıklar (bk. v-c-d)</td><td>meâl-i şerif: yüce anlam </td></tr><tr><td>mikyas: ölçek</td><td>mizan: terazi, ölçü (bk. v-z-n)</td></tr><tr><td>muhabbet: sevgi (bk. ḥ-b-b)</td><td>nokta-i mihrakiye: odak noktası</td></tr><tr><td>saadet: mutluluk</td><td>suret: şekil, biçim (bk. ṣ-v-r)</td></tr><tr><td>sıfat-ı İlâhiye: Allah’ın sıfatları, vasıfları, nitelikler (bk. v-ṣ-f; e-l-h)</td><td>sırr-ı hakikat: gerçeğin sırrı, iç yüzü (bk. ḥ-ḳ-ḳ)</td></tr><tr><td>tarz-ı vazife: görev şekli</td><td>tecelli eden: yansıyan (bk. c-l-y)</td></tr><tr><td>tecellî-i Ehadiyet: Allah’ın birliğinin herbir yaratıkta görünmesi (bk. c-l-y; v-ḥ-d)</td><td>temessül etme: görüntünün belirmesi (bk. m-s̱-l)</td></tr><tr><td>zîşuur: şuur sahibi, bilinçli (bk. ẕî; ş-a-r)</td><td>âlem: dünya; evren, kâinat (bk. a-l-m)</td></tr><tr><td>âlem-i kebir: büyük âlem, kâinat (bk. a-l-m; k-b-r)</td><td>âlâ-yı illiyyîn: yücelerin en yücesi</td></tr><tr><td>âyine: ayna</td><td>Şems-i Ezelî: varlığının başlangıcı olmayan ve herşeyi nurlandıran Allah (bk. e-z-l)</td></tr><tr><td>şevk: çok arzu, şiddetli istek</td><td>şuûn: Cenâb-ı Hakkın yüce sıfatlarının mahiyetlerinde bulunan ve onları tecelliye sevk eden Zâtına ait mukaddes özellikler (bk. ş-e-n)</td></tr></tbody></table>
    Yazar : Risale Forum

  4. #14
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.159
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61430


    Onbirinci Söz - Sayfa 190

    مَنْ نَگُنْجَمْ دَرْ سَمٰوَاتُ وَزَمِينْ اَزْ عَجَبْ گُنْجَمْ بِقَلْبِ مُؤْمِنِينْ

    denilmiştir.

    İşte, ey nefsim! Hayatının böyle ulvî gayâta müteveccih olduğu ve şöyle kıymetli hazineleri cami’ olduğu halde, hiç akıl ve insafa lâyık mıdır ki, hiç ender hiç olan muvakkat huzûzât-ı nefsaniyeye, geçici lezâiz-i dünyeviyeye sarf edip zayi edersin? Eğer zayi etmemek istersen, geçen temsil ve hakikate remzeden

    وَالشَّمْسِ وَضُحٰيهَا وَالْقَمَرِ اِذَا تَلٰيهَا وَالنَّهَارِ اِذَا جَلّٰيهَا وَالَّيْلِ اِذَا يَغْشٰيهَا وَالسَّمَآءِ وَمَا بَنٰيهَا وَاْلاَرْضِ وَمَاطَحٰيهَا وَنَفْسٍ وَمَاسَوّٰيهَا فَاَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوٰيهَا قَدْ اَفْلَحَ مَنْ زَكّٰيهَا وَقَدْخَابَ مَنْ دَسّٰيهَا 1

    sûresindeki kasem ve cevab-ı kasemi düşünüp amel et

    اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى شَمْسِ سَمَآءِ الرِّسَالَةِ وَقَمَرِ بُـرْجِ النُّبُوَّةِ وَعَلٰى اٰلِهِ وَاَصْحَابِهِ نُجُومِ الْهِدَايَةِ وَارْحَمْنَا وَارْحَمِ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ اٰمِينْ اٰمِينْ اٰمِينْ 2



    Not
    Dipnot-1 “Yemin olsun güneşe ve aydınlığına ve onu takip eden aya ve onu gösteren güne ve onu örten geceye ve gökyüzüne ve onu bina edene ve yeryüzüne ve onu yayıp döşeyene ve insana ve onu intizamla yaratana; sonra da ona kötülüğü bildirip ondan sakınmayı ilham edene. Nefsini günahlardan arındıran kurtuluşa ermiştir. Nefsini günaha daldıran da hüsrana düşmüştür.” Şems Sûresi, 91:1-10.

    Dipnot-2
    Allahım! Risalet semâsının güneşi ve nübüvvet burcunun ayına, hidayet yıldızları olan âl ve ashâbına salât ve selâm olsun. Bize ve erkek-kadın bütün mü’minlere rahmet et. Âmin, âmin, âmin




    <table border="0" cellpadding="0" cellspacing="2"><tbody><tr><td>cami’: kapsayan, içine alan (bk. c-m-a)</td><td>cevab-ı kasem: yemine cevap</td></tr><tr><td>gayât: gayeler</td><td>hakikat: gerçek, doğru (bk. ḥ-ḳ-ḳ)</td></tr><tr><td>hiç ender hiç: hiç içinde hiç</td><td>huzûzât-ı nefsaniye: nefsin hoşlandığı şeyler, zevkler ve hazlar (bk. n-f-s)</td></tr><tr><td>kasem: yemin</td><td>lezâiz-i dünyeviye: dünyaya ait lezzetler</td></tr><tr><td>muvakkat: geçici</td><td>müteveccih: yönelik</td></tr><tr><td>nefis: kişinin kendisi (bk. n-f-s)</td><td>remz: işaret</td></tr><tr><td>sarf etmek: harcamak</td><td>temsil: kıyaslama tarzında benzetme, analoji (bk. m-s̱-l)</td></tr><tr><td>ulvî: yüce</td><td>zayi etmek: kaybetmek</td></tr></tbody></table>
    Yazar : Risale Forum

Sayfa 2/2 İlkİlk 12

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222