5 sonuçtan 1 ile 5 arası

Konu: Yedinci Söz

  1. #1
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.159
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61430


    Yedinci Söz

    ŞU KÂİNATIN tılsım-ı muğlâkını açan “Âmentü billâhi ve bi’l-yevmi’l-âhir” 1 ruh-u beşer için saadet kapısını fetheden ne kadar kıymettar iki tılsım-ı müşkülküşâ olduğunu; ve sabır ile Hâlıkına tevekkül ve iltica ve şükür ile Rezzâkından sual ve dua ne kadar nâfi ve tiryak gibi iki ilâç olduğunu; ve Kur’ân’ı dinlemek, hükmüne inkıyad etmek, namazı kılmak, kebâiri terk etmek ebedü’l-âbâd yolculuğunda ne kadar mühim, değerli, revnaktar bir bilet, bir zâd-ı âhiret, bir nur-u kabir olduğunu anlamak istersen, şu temsîlî hikâyeciğe bak, dinle:

    Bir zaman, bir asker, meydan-ı harp ve imtihanda, kâr ve zarar deveranında pek müthiş bir vaziyete düşer. Şöyle ki:

    Sağ ve sol iki tarafından dehşetli, derin iki yara ile yaralı; ve arkasında cesîm bir arslan, ona saldırmak için bekliyor gibi duruyor. Ve gözü önünde bir darağacı dikilmiş, bütün sevdiklerini asıp mahvediyor, onu da bekliyor. Hem bu hali ile beraber uzun bir yolculuğu var; nefyediliyor.
    O biçare, şu dehşet içinde meyusane düşünürken, sağ cihetinde Hızır gibi bir hayırhah, nuranî bir zât peyda olur, ona der:

    “Meyus olma. Sana iki tılsım verip öğreteceğim. Güzelce istimal etsen, o arslan, sana musahhar bir at olur. Hem o darağacı, sana keyif ve tenezzüh için hoş bir salıncağa döner. Hem sana iki ilâç vereceğim. Güzelce istimal etsen, o iki müteaffin yaraların, iki güzel kokulu gül-ü Muhammedî (a.s.m.) denilen latîf çiçeğe inkılâb ederler. Hem sana bir bilet vereceğim. Onunla, uçar gibi, bir senelik

    Not

    Dipnot-1
    Allah’ın varlığına ve birliğine ve âhiret gününe îmân ettim.



    Hâlık: herşeyi yaratan Allah (bk. ḫ-l-ḳ) Hızır: (bk. bilgiler)
    Rezzak: bütün canlıların rızıklarını veren Allah (bk. r-z-ḳ) bîçare: çaresiz
    cesîm: çok büyük cihet: yön, taraf
    darağacı: idam sehpası deveran: ortam
    dua: yalvarma, yakarma (bk. d-a-v) ebedü’l-âbâd: sonsuzların sonsu-zu, âhiret (bk. e-b-d)
    fetheden: açan gül-ü Muhammedî: Muhammed gülü denilen kırmızı renkli bir gül çeşidi (bk. ḥ-m-d)
    hayırhah: başkasının iyiliğini isteyen (bk. ḫ-y-r) iltica: sığınma
    inkılâb etmek: dönüşmek inkıyad etmek: boyun eğmek
    istimal etmek: kullanmak kebâir: büyük günahlar (bk. k-b-r)
    kâinat: evren, yaratılmış herşey (bk. k-v-n) kıymettar: kıymetli, değerli
    latîf: güzel, hoş (bk. l-ṭ-f) mahvetmek: yok etmek
    meydan-ı harp ve imtihan: savaş ve imtihan meydanı meyus: ümitsiz
    meyusane: ümitsizce musahhar: boyun eğen
    müteaaffin: kokuşmuş, çürümüş nefy: sürgün, gönderilme
    nur-u kabir: kabri mânevî olarak aydınlatan ışık (bk. n-v-r) nuranî: nurlu (bk. n-v-r)
    nâfi: faydalı peyda olmak: belirmek, meydana çıkmak
    revnaktar: göz alıcı güzellikte ruh-u beşer: insan ruhu (bk. r-v-ḥ)
    saadet: mutluluk sual: isteme
    tenezzüh: gezinti, seyir (bk. n-z-h) tevekkül: Allah’a dayanma ve güvenme (bk. v-k-l)
    tiryak: hemen şifa bulmaya vesile olan ilaç, panzehir tılsım: sır, gizem
    tılsım-ı muğlâk: çözülmesi zor sır tılsım-ı müşkülküşa: açılması ve anlaşılması zor şeyleri çözüme kavuşturan sır
    zâd-ı âhiret: âhiret azığı (bk. e-ḫ-r)

    Benzer Konular
    Yedinci Söz
    Yedinci Söz https://www.youtube.com/watch?v=HLdXtjjLRyc
    Yedinci Risale olan Yedinci Mesele'den
    Yedinci Risale olan Yedinci Mesele'den Eski Harb-i Umumî'den evvel ve evâilinde, bir vakıa-i sadıkada görüyorum ki: Ararat Dağı denilen meşhur Ağrı Dağı'nın altındayım. Birden o dağ, müdhiş infilâk etti. Dağlar gibi parçaları, dünyanın her tarafına dağıttı. O
    Yedinci Şuâ
    Yedinci Şuâ (Âyetü’l-Kübrâ) Mühim bir ihtar ve bir ifade-i meram Bu ehemmiyetli risalenin, herkes herbir meselesini anlamaz. Fakat hissesiz de kalmaz. Büyük bir bahçeye giren bir kimsenin, o bahçenin bütün meyvelerine elleri y
    Medya Kütüphanesi - Müslümanları Dünyaya Şiddetle Teşvik Hikmetlimi (On Yedinci Lem'a
    Medya Kütüphanesi - Müslümanları Dünyaya Şiddetle Teşvik Hikmetlimi (On Yedinci Lem'a Müslümanları Dünyaya Şiddetle Teşvik Hikmetlimi (On Yedinci Lem'a, Yedinci Nota) (click here to watch and comment) Müslümanları Dünyaya Şiddetle Teşvik Hikmetlimi
    Yirmi Dokuzuncu Mektubun Yedinci Kısmının Yedinci İşaretini biraz açar mısı
    Yirmi Dokuzuncu Mektubun Yedinci Kısmının Yedinci İşaretini biraz açar mısı Yirmi Dokuzuncu Mektubun Yedinci Kısmının Yedinci İşaretini biraz açar mısınız? Devami...
    Yazar : Risale Forum
    Konu TaLHa tarafından (31-01-2013 Saat 09:44 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.159
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61430


    Yedinci Söz - Sayfa 58

    bir yolu bir günde kesersin. İşte, eğer inanmıyorsan, bir parça tecrübe et; ta doğru olduğunu anlayasın.”

    Hakikaten bir parça tecrübe etti, doğru olduğunu tasdik etti.

    Evet, ben, yani şu biçare Said dahi bunu tasdik ederim. Çünkü biraz tecrübe ettim, pek doğru gördüm.

    Bundan sonra birden gördü ki, sol cihetinden şeytan gibi dessas, ayyaş, aldatıcı bir adam, çok ziynetler, süslü suretler, fantaziyeler, müskirler beraber olduğu halde geldi, karşısında durdu. Ona dedi: “Hey, arkadaş! Gel, gel, beraber işret edip keyfedelim. Şu güzel kız suretlerine bakalım. Şu hoş şarkıları dinleyelim. Şu tatlı yemekleri yiyelim.”

    Sual: “Ha, ha, nedir ağzında gizli okuyorsun?”
    Cevap: “Bir tılsım.”

    “Bırak şu anlaşılmaz işi. Hazır keyfimizi bozmayalım.”

    S: “Ha, şu ellerindeki nedir?”
    C: “Bir ilâç.”

    “At şunu. Sağlamsın. Neyin var? Alkış zamanıdır.”

    S: “Ha, şu beş nişanlı kâğıt nedir?”
    C: “Bir bilet. Bir tayınat senedi.”

    “Yırt bunları. Şu güzel bahar mevsiminde yolculuk bizim nemize lâzım?” der. Herbir desise ile onu iknaa çalışır. Hattâ o biçare, ona biraz meyleder.

    Evet, insan aldanır. Ben de öyle bir dessasa aldandım.

    Birden, sağ cihetinden ra’d gibi bir ses gelir. Der: “Sakın aldanma. Ve o dessasa de ki: Eğer arkamdaki arslanı öldürüp, önümdeki darağacını kaldırıp, sağ ve solumdaki yaraları def edip, peşimdeki yolculuğu men edecek bir çare sende varsa, bulursan, haydi yap, göster, görelim. Sonra de, ‘Gel, keyfedelim.’ Yoksa sus, hey sersem! Ta Hızır gibi bu zât-ı semâvî dediğini desin.”

    İşte, ey gençliğinde gülmüş, şimdi güldüğüne ağlayan nefsim! Bil: O bîçâre asker ise, sensin ve insandır. Ve o arslan ise eceldir. Ve o darağacı ise ölüm ve zevâl ve firaktır ki, gece-gündüzün dönmesinde her dost veda eder, kaybolur. Ve o iki yara ise, birisi müz’iç ve hadsiz bir acz-i beşerî, diğeri elîm, nihayetsiz



    Hızır: (bk. bilgiler) acz-i beşerî: insanın güçsüzlüğü (bk. a-c-z)
    ayyaş: sarhoş biçare: çaresiz
    cihet: yön, taraf darağacı: idam sehpası
    def etmek: gidermek, uzaklaştırmak desise: hile, aldatma
    dessas: hilebaz, aldatıcı ecel: ölüm vakti
    elîm: üzücü, acı verici fantaziye: aşırı süs ve lüks
    firak: ayrılık (bk. f-r-ḳ) hadsiz: sınırsız
    hakikaten: gerçekten (bk. ḥ-ḳ-ḳ) işret: içkili eğlence, sefahet
    meyletmek: yönelmek müskir: sarhoş edici içki
    müz’iç: rahatsız eden nefis: kişinin kendisi (bk. n-f-s)
    nihayetsiz: sonsuz nişan: mühür
    ra’d: gök gürültüsü suret: resim, görüntü (bk. ṣ-v-r)
    tasdik etmek: kabul etmek, onaylamak (bk. ṣ-d-ḳ) tayınat senedi: görevlendirme belgesi
    tecrübe etmek: denemek tılsım: sır, gizem
    zat-ı semâvî: gökten gelen zat (bk. s-m-v) zevâl: geçip gitme, kaybolma (bk. z-v-l)
    ziynet: süs (bk. z-y-n)
    Yazar : Risale Forum
    Konu TaLHa tarafından (31-01-2013 Saat 09:45 ) değiştirilmiştir.

  3. #3
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.159
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61430


    Yedinci Söz - Sayfa 59

    bir fakr-ı insanîdir. Ve o nefy ve yolculuk ise, âlem-i ervahtan, rahm-ı mâderden, sabâvetten, ihtiyarlıktan, dünyadan, kabirden, berzahtan, haşirden, sırattan geçer bir uzun sefer-i imtihandır. Ve o iki tılsım ise, Cenâb-ı Hakka iman ve âhirete imandır.

    Evet, şu kudsî tılsım ile ölüm, insan-ı mü’mini zindan-ı dünyadan bostan-ı cinâna, huzur-u Rahmân’a götüren bir musahhar at ve burâk suretini alır. Onun içindir ki, ölümün hakikatini gören kâmil insanlar, ölümü sevmişler, daha ölüm gelmeden ölmek istemişler.1 Hem zevâl ve firak, memat ve vefat ve darağacı olan mürur-u zaman, o iman tılsımı ile, Sâni-i Zülcelâlin taze taze, renk renk, çeşit çeşit mucizât-ı nakşını, havârık-ı kudretini, tecelliyât-ı rahmetini kemâl-i lezzetle seyir ve temâşâya vasıta suretini alır.

    Evet, güneşin nurundaki renkleri gösteren âyinelerin tebeddül edip tazelenmesi ve sinema perdelerinin değişmesi, daha hoş, daha güzel manzaralar teşkil eder.

    Ve o iki ilâç ise, biri sabır ile tevekküldür; Hâlıkının kudretine istinad, hikmetine itimaddır. Öyle mi? Evet, emr-i 2 كُنْفَيَكُونُ’a mâlik bir Sultan-ı Cihana acz tezkeresiyle istinad eden bir adamın ne pervası olabilir? Zira en müthiş bir musibet karşısında

    3 اِنَّا ِللهِ وَاِنَّاۤ اِلَيْهِ رَاجِعُونَdeyip itminân-ı kalble Rabb-i Rahîmine itimad eder. Evet, ârif-i billâh aczden, mehâfetullahtan telezzüz eder. Evet, havfta lezzet


    Not
    Dipnot-1 bk. Yûsuf Sûresi, 12:101.

    Dipnot-2
    “(Allah birşeyin olmasını murad ettiği zaman, O sadece) ‘Ol’ der, o da oluverir.” Bakara Sûresi, 2:117; Yâsin Sûresi, 36:82.

    Dipnot-3
    “(Sabırlılar o kimselerdir ki başlarına musibet geldiğinde,) ‘Biz Allah’ın kullarıyız; yine Ona döneceğiz’ (derler).” Bakara Sûresi, 2:156.



    Hâlık: herşeyi yoktan yaratan Allah (bk. ḫ-l-ḳ) Rabb-i Rahîm: sonsuz merhamet ve şefkat sahibi ve herşeyi terbiye ve idare eden Allah (bk. r-b-b; r-ḥ-m)
    Sultan-ı Cihan: dünyanın sultanı Allah (bk. s-l-ṭ) Sâni-i Zülcelâl: sonsuz haşmet ve yücelik sahibi sanatkâr, Allah (bk. ṣ-n-a; ẕü; c-l-l)
    acz: âcizlik, güçsüzlük (bk. a-c-z) berzah: kabir âlemi
    bostan-ı cinân: Cennet bahçesi burak: Cennete mahsus bir binek
    darağacı: idam sehpası fakr-ı insanî: insanın fakirliği (bk. f-ḳ-r)
    firak: ayrılık (bk. f-r-ḳ) hakikat: gerçek mahiyet, esas, içyüz (bk. ḥ-ḳ-ḳ)
    havf: korku havârık-ı kudret: kudret harikaları (bk. ḳ-d-r)
    haşir: öldükten sonra âhirette tekrar diriltilip Allah’ın huzurunda toplanma (bk. ḥ-ş-r) hikmet: herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde olması (bk. ḥ-k-m)
    huzur-u Rahmân: Allah’ın huzuru (bk. ḥ-ḍ-r; r-h-m) insan-ı mü’min: Allah’a inanan insan (bk. e-m-n)
    istinad: dayanma (bk. s-n-d) itimad: güvenme
    itminan-ı kalb: kalben tam kanaatle inanma (bk. e-m-n) kemâl-i lezzet: tam lezzet alarak (bk. k-m-l)
    kudret: güç, iktidar (bk. ḳ-d-r) kudsî: kutsal, mukaddes (bk. ḳ-d-s)
    kâmil: olgun, kemâl ve fazilet sahibi (bk. k-m-l) mehâfetullah: Allah’tan korkma
    memat: ölümler (bk. m-v-t) musahhar: boyun eğmiş
    mu’cizât-ı nakş: sanatla işlenmiş nakış mu’cizeleri (bk. a-c-z; n-ḳ-ş) mâlik: sahip (bk. m-l-k)
    mürur-u zaman: zamanın geçmesi nefy: gönderilme, sürgün
    nur: ışık (bk. n-v-r) perva: korku
    rahm-i mâder: anne karnı (bk. r-ḥ-m) sabâvet: çocukluk
    sefer-i imtihan: imtihan yolculuğu suret: şekil, biçim (bk. ṣ-v-r)
    sırat: Cennete gidebilmek için herkesin üzerinden geçmesi gereken, Cehennem üzerinde kurulmuş köprü tebeddül etmek: değişmek
    tecelliyât-ı rahmet: rahmet yansımaları (bk. c-l-y; r-ḥ-m) telezzüz: lezzet alma, lezzetlenme
    temâşa: hoşlanarak bakma tevekkül: Allah’a dayanma ve güvenme (bk. v-k-l)
    tezkere: belge teşkil etmek: meydana getirmek
    tılsım: sır, gizem zevâl: geçip gitme, kaybolma (bk. z-v-l)
    zindan-ı dünya: dünya hapsi âhiret: öteki dünya (bk. e-ḫ-r)
    âlem-i ervah: ruhlar âlemi (bk. a-l-m; r-v-ḥ) ârif-i billâh: Allah’ı tanıyan (bk. a-r-f)
    âyine: ayna
    Yazar : Risale Forum
    Konu TaLHa tarafından (31-01-2013 Saat 09:46 ) değiştirilmiştir.

  4. #4
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.159
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61430


    Yedinci Söz - Sayfa 60

    vardır. Eğer bir yaşındaki bir çocuğun aklı bulunsa ve ondan sual edilse, “En leziz ve en tatlı haletin nedir?” Belki diyecek: “Aczimi, zaafımı anlayıp validemin tatlı tokatından korkarak yine validemin şefkatli sinesine sığındığım halettir.” Halbuki, bütün validelerin şefkatleri, ancak bir lem’a-i tecellî-i rahmettir.1 Onun içindir ki, kâmil insanlar, aczde ve havfullahta öyle bir lezzet bulmuşlar ki, kendi havl ve kuvvetlerinden şiddetle teberrî edip Allah’a acz ile sığınmışlar; aczi ve havfı kendilerine şefaatçi yapmışlar.

    Diğer ilâç ise, şükür ve kanaat ile talep ve dua ve Rezzâk-ı Rahîmin rahmetine itimaddır. Öyle mi? Evet, bütün yeryüzünü bir sofra-i nimet eden ve bahar mevsimini bir çiçek destesi yapan ve o sofranın yanına koyan ve üstüne serpen bir Cevâd-ı Kerîmin misafirine fakr ve ihtiyaç nasıl elîm ve ağır olabilir? Belki, fakr ve ihtiyacı, hoş bir iştiha suretini alır; iştiha gibi, fakrın tezyidine çalışır. Onun içindir ki, kâmil insanlar, fakr ile fahretmişler. Sakın yanlış anlama, Allah’a karşı fakrını hissedip yalvarmak demektir. Yoksa fakrını halka gösterip dilencilik vaziyetini almak demek değildir.

    Ve o bilet, senet ise, başta namaz olarak, edâ-i ferâiz ve terk-i kebâirdir. Öyle mi? Evet, bütün ehl-i ihtisas ve müşahedenin ve bütün ehl-i zevk ve keşfin ittifakıyla, o uzun ve karanlıklı ebedü’l-âbâd yolunda zad ve zahîre, ışık ve burâk, ancak Kur’ân’ın evâmirini imtisal ve nevâhîsinden içtinab ile elde edilebilir. Yoksa, fen ve felsefe, san’at ve hikmet, o yolda beş para etmez. Onların ışıkları kabrin kapısına kadardır.2

    İşte, ey tembel nefsim! Beş vakit namazı kılmak, yedi kebâiri terk etmek, ne kadar az ve rahat ve hafiftir. Neticesi, meyvesi, faidesi ne kadar çok mühim ve büyük olduğunu, aklın varsa, bozulmamışsa anlarsın. Ve fısk ve sefahete seni teşvik eden şeytana ve o adama dersin: Eğer ölümü öldürüp zevâli dünyadan


    Not
    Dipnot-1 bk. Buhârî, Edeb 19; Müslim, Tevbe, 17, 20, 21; Tirmizî, Deavât 99; İbni Mâce, Zühd 35; Dârîmî, Rikak 69; Müsned 2:334, 434, 484, 526, 3:55, 4:312, 5:439.

    Dipnot-2
    bk. Buhârî, Rikak 42; Müslim, Zühd 5; Tirmizî, Zühd 46; Nesâî, Cenâiz 52; Müsned 3:110.



    Cevâd-ı Kerîm: çok cömert, ihsanı ve ikramı bol olan Allah (bk. c-v-d; k-r-m) Rezzâk-ı Rahîm: herşeyin rızkını veren, sonsuz şefkat ve merhamet sahibi Allah (bk. r-z-ḳ, r-ḥ-m)
    acz: âcizlik, güçsüzlük (bk. a-c-z) burak: Cennete mahsus bir binek
    dua: Allah’a yalvarma, yakarma (bk. d-a-v) ebedü’l-âbad: sonsuzların sonsuzu, âhiret (bk. e-b-d)
    edâ-i ferâiz: farzları yapmak ehl-i ihtisas ve müşahede: görünmeyen âlemlere ait hakikatleri bizzat gözleyen ve bu konuda uzmanlaşan kimseler (bk. ş-h-d)
    ehl-i zevk ve keşif: iman hakikatleri kendilerine açılan ve bu hakikatlerin zevkine erişen kimseler (bk. k-ş-f) elîm: üzücü, acı verici
    evâmir: emirler fahretmek: övünmek
    fakr: fakirlik, ihtiyaç hali (bk. f-ḳ-r) fısk: günah
    halet: hal, durum havfullah: Allah korkusu
    havl: güç hikmet: sadece dünyayı ilgilendiren bilgi, felsefe (bk. ḥ-k-m)
    imtisal: uyma itimad: güvenme
    ittifak: birleşme, söz birliği içtinab: kaçınma
    iştiha: iştah, fazla istek ve arzu kanaat: Allah’ın nasip ettiği rızka razı olma, yetinme
    kebâir: büyük günahlar (bk. k-b-r) kâmil: olgun, kemâl ve fazilet sahibi (bk. k-m-l)
    lem’a-i tecellî-i rahmet: Allah’ın şefkat ve merhametinin parıltısı (bk. c-l-y; r-h-m) leziz: lezzetli
    nefis: kişinin kendisi (bk. n-f-s) nevâhî: yasaklar
    rahmet: şefkat, merhamet (bk. r-ḥ-m) sefahet: yasak zevk ve eğlenceye düşkünlük; beyinsizlik, budalalık
    sofra-i nimet: nimet sofrası (bk. n-a-m) suret: şekil (bk. ṣ-v-r)
    sîne: göğüs talep: isteme (bk. ṭ-l-b)
    teberrî etmek: uzaklaşmak terk-i kebâir: büyük günahları terketmek (bk. k-b-r)
    tezyid: artırma, çoğaltma valide: anne
    zaaf: zayıflık zad ve zahîre: azık, yolda yenilecek ve içilecek şeyler
    zevâl: geçip gitme, kaybolma (bk. z-v-l) şefaatçi: af için aracılık eden (bk. ş-f-a)
    şükür: Allah’a karşı minnet duyma, teşekkür etme (bk. ş-k-r)
    Yazar : Risale Forum
    Konu TaLHa tarafından (31-01-2013 Saat 09:46 ) değiştirilmiştir.

  5. #5
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.159
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61430


    Yedinci Söz - Sayfa 61

    izale etmek ve aczi ve fakrı beşerden kaldırıp kabir kapısını kapamak çaresi varsa, söyle, dinleyelim. Yoksa, sus! Kâinat mescid-i kebirinde Kur’ân kâinatı okuyor, onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım. Hidayetiyle amel edelim. Ve onu vird-i zeban edelim. Evet, söz odur ve ona derler. Hak olup Haktan gelip hak diyen ve hakikati gösteren ve nuranî hikmeti neşreden odur.


    اَللّٰهُمَّ نَوِّرْ قُلُوبَناَ بِنُورِ اْلاِيمَانِ وَالْقُرْاٰنِ اَللّٰهُمَّ اَغْنِناَ بِاْلاِفْتِقَارِ اِلَيْكَ وَلاٰتَفْقُرْناَ بِاْلاِسْتِغْنَاۤءِ عَنْكَ تَبَرَّاْنَا اِلَيْكَ مِنْ حَوْلِناَ وَقُوَّتِناَ وَالْتَجَئْنَاۤ اِلٰى حَوْلِكَ وَقُوَّتِكَ فَاجْعَلْناَ مِنَ الْمُتَوَكِّلِينَ عَلَيْكَ وَلاَ تَكِلْنَاۤ اِلٰى اَنْفُسِناَ وَاحْفَظْناَ بِحِفْظِكَ وَارْحَمْناَ وَارْحَمِ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَصَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِناَ مُحَمَّدٍ عَبْدِكَ وَنَبِيِّكَ وَصَفِيِّكَ وَخَلِيلِكَ وَجَمَالِ مُلْكِكَ وَمَلِيكِ صُنْعِكَ وَعَيْنِ عِنَايَتِكَ وَشَمْسِ هِدَايَتِكَ وَلِسَانِ حُجَّتِكَ وَمِثَالِ رَحْمَتِكَ وَنُورِ خَلْقِكَ وَشَرَفِ مَوْجُودَاتِكَ وَسِرَاجِ وَحْدَتِكَ فِى كَثْرَةِ مَخْلُوقَاتِكَ وَكَاشِفِ طِلْسِمِ كَاۤئِنَاتِكَ وَدَلاَّلِ سَلْطَنَةِ رُبوُبِيَّتِكَ وَمُبَلِّغِ مَرْضِيَّاتِكَ وَمُعَرِّفِ كُنُوزِ اَسْمَاۤئِكَ وَمُعَلِّمِ عِبَادِكَ وَتَرْجُمَانِ اٰيَاتِكَ وَمِرْاٰةِ جَمَالِ رُبوُبِيَّتِكَ وَمَدَارِ شُهُودِكَ وَاِشْهَادِكَ وَحَبِيبِكَ وَرَسُولِكَ الَّذِۤى اَرْسَلْتَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَمِينَ وَعَلٰۤى اٰلِهِ وَصَحْبِهِۤ اَجْمَعِينَ وَعَلٰۤى اِخْوَانِهِ مِنَ النَّبِيِّينَ وَالْمُرْسَلِينَ وَعَلٰى مَلٰۤئِكَتِكَ الْمُقَرَّبِينَ وَعَلٰى عِبَادِكَ الصَّالِحِينَ اٰمِينَ 1



    Not
    Dipnot-1 Allahım, kalbimizi iman ve Kur’ân nuruyla nurlandır. Allahım, kendimizi daima Sana muhtaç olduğumuzu hissetmekle bizi zengin eyle; Senin rahmetine ihtiyaç duymamakla bizi fakir düşürme. Biz kendi güç ve kuvvetimizden vazgeçip Senin güç ve ve kuvvetine sığındık. Sen de bizi, Sana tevekkül edenlerden eyle. Bizi nefsimize terk etme. Bizi hıfzınla koru. Bize, erkek ve kadın bütün mü’minlere rahmet et. Kulun, peygamberin, yüce katından seçtiğin, dostun, mülkünün güzelliği, sanatının sultanı, inâyetinin pınarı, hidâyetinin güneşi, hüccetinin lisanı, rahmetinin timsali, yaratıklarının nuru, mevcudatının şerefi, pek çok olan mahlukatının içinde birliğinin kandili, kâinatının tılsımının keşfedicisi, rubûbiyet saltanatının ilâncısı, râzı olduğun şeylerin tebliğcisi, isimlerinin definelerinin tanıtıcısı, kullarının öğreticisi, kâinatının delillerinin tercümanı, rububiyetine ait güzelliklerin aynası, Senin görünüp gösterilmene vesile olan habibin ve âlemlere rahmet olarak gönderdiğin resulün olan Efendimiz Muhammed’e, bütün âl ve ashâbına, kardeşleri olan nebî ve resullere, mukarreb meleklerine ve sâlih kullarına salât ve selâm eyle. Âmin.




    Hak: doğru, gerçek, hakikat; Allah (bk. ḥ-ḳ-ḳ) acz: âcizlik, güçsüzlük (bk. a-c-z)
    amel etmek: davranmak beşer: insan
    fakr: fakirlik, ihtiyaç hali (bk. f-ḳ-r) hakikat: gerçek, doğru (bk. ḥ-ḳ-ḳ)
    hidayet: doğru ve hak yol, İslâmiyet (bk. h-d-y) hikmet: herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde olması (bk. ḥ-k-m)
    izale etmek: ortadan kaldırmak, gidermek kâinat: evren, yaratılmış herşey (bk. k-v-n)
    mescid-i kebir: büyük mescit (bk. k-b-r) neşreden: yayan
    nuranî: nurlu, aydınlık (bk. n-v-r) vird-i zeban: sürekli tekrarlanan zikir
    Yazar : Risale Forum
    Konu TaLHa tarafından (31-01-2013 Saat 09:47 ) değiştirilmiştir.

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222