3 sonuçtan 1 ile 3 arası

  1. #1
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.159
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61430


    Beşinci Söz



    اِنَّ اللهَ مَعَ الَّذِينَ اتَّقَوْا وَالَّذِينَ هُمْ مُحْسِنُونَ1

    NAMAZ
    KILMAK ve büyük günahları işlememek 2 ne derece hakikî bir vazife-i insaniye ve ne kadar fıtrî, münasip bir netice-i hilkat-i beşeriye olduğunu görmek istersen, şu temsîlî hikâyeciğe bak, dinle:


    Seferberlikte, bir taburda, biri muallem, vazifeperver, diğeri acemî, nefisperver iki asker beraber bulunuyordu. Vazifeperver nefer talime ve cihada dikkat eder, erzak ve tayınatını hiç düşünmezdi. Çünkü, anlamış ki, onu beslemek ve cihazatını vermek, hasta olsa tedavi etmek, hatta indelhâce lokmayı ağzına koymaya kadar devletin vazifesidir. Ve onun asıl vazifesi talim ve cihaddır. Fakat bazı erzak ve cihazat işlerinde işler. Kazan kaynatır, karavanayı yıkar, getirir. Ona sorulsa, “Ne yapıyorsun?” “Devletin angaryasını çekiyorum” der. Demiyor, “Nafakam için çalışıyorum.”
    Diğer şikemperver ve acemi nefer ise, talime ve harbe dikkat etmezdi. “O devlet işidir, bana ne?” derdi. Daim nafakasını düşünüp onun peşinde dolaşır, taburu terk eder, çarşıya gider, alışveriş ederdi. Birgün, muallem arkadaşı ona dedi:

    “Birader, asıl vazifen talim ve muharebedir. Sen onun için buraya getirilmişsin. Padişaha itimad et; o seni aç bırakmaz. O onun vazifesidir. Hem sen âciz ve fakirsin; her yerde kendini beslettiremezsin. Hem mücahede ve seferberlik zamanıdır. Hem sana âsidir der, ceza verirler. Evet, iki vazife peşimizde görünüyor. Biri padişahın vazifesidir; bazan biz onun angaryasını çekeriz ki, bizi beslemektir. Diğeri bizim vazifemizdir; padişah bize teshilât ile yardım eder ki, talim ve harptir.”


    Not
    Dipnot-1 “Şüphesiz ki Allah takvâya sarılanlarla, iyilik yapan ve iyi kullukta bulunanlarla beraberdir.” Nahl Sûresi, 16:128.

    Dipnot-2
    bk. Nisâ Sûresi, 4:31; Şûrâ Sûresi, 42:37; Necm Sûresi, 53:32.



    angarya: karşılıksız gördürülen iş birader: kardeş
    cihad: savaş, harp (bk. c-h-d) cihazat: cihazlar, âletler
    daim: devamlı erzak: rızıklar; yenilecek, içilecek şeyler (bk. r-z-ḳ)
    fıtrî: doğal (bk. f-ṭ-r) hakikî: asıl, gerçek (bk. ḥ-ḳ-ḳ)
    harp: savaş indelhâce: ihtiyaç anında (bk. ḥ-v-c)
    itimad etmek: güvenmek karavana: yemek kabı
    muallem: öğrenim görmüş, eğitimli kişi (bk. a-l-m) muharebe: savaş, harp
    mücahede: cihad, savaş (bk. c-h-d) münasip: uygun (bk. n-s-b)
    nafaka: geçim için gerekli şey nefer: asker, er
    nefisperver: nefsini seven (bk. n-f-s) netice-i hilkat-i beşeriye: insanın yaratılış neticesi, gayesi (bk. ḫ-l-ḳ)
    seferberlik: savaş hâli tabur: bir askerî birlik
    tayınat: erzak, yiyecekler temsilî: kıyaslamalı benzetme şeklinde, analojik (bk. m-s̱-l)
    teshilât: kolaylaştırmalar tâlim: eğitim (bk. a-l-m)
    vazife-i insaniye: insanlık görevi vazifeperver: vazifesini seven, işine düşkün
    âciz: güçsüz (bk. a-c-z) âsi: isyankâr
    şikemperver: midesine düşkün

    Benzer Konular
    Beşinci Şua
    Beşinci Şua https://www.youtube.com/watch?v=sE7-mJIaWes https://www.youtube.com/watch?v=_XLb4edAx8k
    On Beşinci Lem'a
    On Beşinci Lem'a On Beşinci Lem’a Risale-i Nur Külliyatının Sözler, Mektubat ve On Dördüncü Lem’aya kadar olan kısmının fihristesidir. Her kısmın fihristesi, yani, Sözler kısmının fihristesi Sözler mecmuasında bulu
    Beşinci Lem'a
    Beşinci Lem'a Beşinci Lem’a حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ
    Beşinci Söz...
    Beşinci Söz...
    Beşinci sir
    Beşinci sir |09:23| »» (yunus_44) BEŞİNCİ SIR |09:23| »» (yunus_44) Bir hadis-i şerifte varid olmuş ki: |09:24| »» (yunus_44) Muhakkak ki Allah, Âdem'i (a.s.) Rahmân sûretinde yaratmıştır." Buharî, İsti'zân: 1; Müslim, Birr
    Yazar : Risale Forum
    Konu TaLHa tarafından (31-01-2013 Saat 07:40 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.159
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61430


    Beşinci Söz - Sayfa 50

    Acaba o serseri nefer, o mücahid mualleme kulak vermezse, ne kadar tehlikede kalır, anlarsın.
    İşte, ey tembel nefsim! O dalgalı meydan-ı harp, bu dağdağalı dünya hayatıdır. O taburlara taksim edilen ordu ise, cemiyet-i beşeriyedir. Ve o tabur ise, şu asrın cemaat-i İslâmiyesidir. O iki nefer ise: Biri, ferâiz-i diniyesini bilen ve işleyen ve kebâiri terk ve günahları işlememek için nefis ve şeytanla mücahede eden müttakî Müslümandır. Diğeri, Rezzâk-ı Hakikîyi itham etmek derecesinde derd-i maişete dalıp ferâizi terk eden ve maişet yolunda rastgele günahları işleyen fâsık-ı hâsirdir. Ve o talim ve talimat ise, başta namaz, ibadettir. Ve o harp ise, nefis ve heva, cin ve ins şeytanlarına karşı mücahede edip günahlardan ve ahlâk-ı rezileden kalb ve ruhunu helâket-i ebediyeden kurtarmaktır. Ve o iki vazife ise, birisi hayatı verip beslemektir; diğeri hayatı verene ve besleyene perestiş edip yalvarmaktır, Ona tevekkül edip emniyet etmektir.

    Evet, en parlak bir mucize-i san’at-ı Samedâniye ve bir harika-i hikmet-i Rabbâniye olan hayatı kim vermiş, yapmış ise, rızıkla o hayatı besleyen ve idâme eden de Odur,1 Ondan başkası olmaz. Delil mi istersin? En zayıf, en aptal hayvan, en iyi beslenir (meyve kurtları ve balıklar gibi). Hem en âciz, en nazik mahlûk, en iyi rızkı o yer (çocuklar ve yavrular gibi). Evet, vasıta-i rızk-ı helâl iktidar ve ihtiyar ile olmadığını, belki acz ve zaaf ile olduğunu anlamak için, balıklarla tilkileri, yavrularla canavarları, ağaçlarla hayvanları muvazene etmek kâfidir.

    Demek, derd-i maişet için namazını terk eden,2 o nefere benzer ki, talimi ve siperini bırakıp çarşıda dilencilik eder. Fakat namazını kıldıktan sonra Cenâb-ı

    Not

    Dipnot-1
    bk. Bakara Sûresi, 2:22, 60; En’am Sûresi, 6:99, 141, 142, 151; A’râf Sûresi, 7:32, 160; Enfâl Sûresi, 8:26; Yûnus Sûresi, 10:31, 59, 93; Hûd Sûresi, 11:6; İbrahim Sûresi, 14:32; Hicr Sûresi, 15:20; Nahl Sûresi, 16:72, 112, 114; İsrâ Sûresi, 17:70; Ankebût Sûresi, 29:17, 60, 62; Rûm Sûresi, 30:37, 40; Sebe Sûresi, 34:15, 24, 36; Yâsîn Sûresi, 36;47; Zümer Sûresi, 58; Cum’a Sûresi, 62:11; Talâk Sûresi, 65:3; Mülk Sûresi, 67:15, 21.

    Dipnot-2
    bk. Tâhâ Sûresi, 20:132; Zâriyât Sûresi, 51:57-58.



    Cenâb-ı Rezzak-ı Kerîm: sonsuz ikram ve cömertlik sahibi ve herşeyin rızkını veren yüce Allah (bk. r-z-ḳ; k-r-m) Rezzâk-ı Hakikî: gerçek rızık verici olan Allah (bk. r-z-ḳ; ḥ-ḳ-ḳ)
    acz: âcizlik, güçsüzlük (bk. a-c-z) ahlâk-ı rezile: kötü ve aşağılık ahlâk (bk. ḫ-l-ḳ)
    asır: yüzyıl cemaat-i İslâmiye: İslâm toplumu (bk. c-m-a; s-l-m)
    cemiyet-i beşeriye: insan topluluğu (bk. c-m-a) dağdağalı: karışık, gürültülü
    derd-i maişet: geçim derdi (bk. a-y-ş) emniyet etmek: güvenmek (bk. e-m-n)
    feraiz-i diniye: dinen yapılması kesin olarak emredilen şeyler ferâiz: farzlar, dinin zorunlu emirleri
    fâsık-ı hâsir: bilerek günah işleyip zarara uğrayan harika-i hikmet-i Rabbaniye: Rab olan Allah’ın hikmet harikası (bk. ḥ-k-m; r-b-b)
    harp: savaş helaket-i ebediye: sonsuz mahvoluş (bk. e-b-d)
    heva: kabiliyet ve duyguları nefsin yasak arzu ve isteklerinin emrine verme (bk. h-v-y) idâme eden: devam ettiren
    ihtiyar: irade, tercih, seçme (bk. ḫ-y-r) iktidar: güç, kudret (bk. ḳ-d-r)
    ins: insan itham etmek: suçlamak
    kebâir: büyük günahlar (bk. k-b-r) kâfi: yeterli
    mahlûk: yaratık (bk. ḫ-l-ḳ) maişet: geçim (bk. a-y-ş)
    meydan-ı harp: savaş meydanı muallem: öğrenim görmüş, eğitimli kişi (bk. a-l-m)
    muvazene: karşılaştırma (bk. v-z-n) mu’cize-i san’at-ı Samedaniye: herşey Ona muhtaç olduğu halde Kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayan Allah’ın sanat mu’cizesi (bk. a-c-z; ṣ-n-a; ṣ-m-d)
    mücahede: cihad etmek, savaşmak (bk. c-h-d) mücahid: cihad eden, savaşçı (bk. c-h-d)
    müttakî: Allah’tan korkup emir ve yasaklarına titizlikle uyan (bk. v-ḳ-y) nazik: zarif, ince
    nefer: asker, er nefis: kişinin kendisi (bk. n-f-s)
    perestiş: ibadet, kulluk tabur: bir askerî birlik
    taksim edilmek: ayrılmak talim: eğitim (bk. a-l-m)
    talimat: eğitimler, emirler (bk. a-l-m) tevekkül: Allah’a dayanma ve güvenme (bk. v-k-l)
    vasıta-i rızk-ı helâl: helâl rızık yolu (bk. r-z-ḳ) zaaf: zayıflık
    âciz: güçsüz (bk. a-c-z)
    Yazar : Risale Forum
    Konu TaLHa tarafından (31-01-2013 Saat 07:40 ) değiştirilmiştir.

  3. #3
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.159
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61430


    Beşinci Söz - Sayfa 51

    Rezzâk-ı Kerîmin matbaha-i rahmetinden tayınatını aramak, başkalara bâr olmamak için kendisi bizzat gitmek güzeldir, mertliktir, o dahi bir ibadettir.

    Hem insan ibadet için halk olunduğunu, fıtratı ve cihazât-ı mâneviyesi gösteriyor. Zira hayat-ı dünyeviyesine lâzım olan amel ve iktidar cihetinde en ednâ bir serçe kuşuna yetişmez. Fakat hayat-ı mâneviye ve uhreviyesine lâzım olan ilim ve iftikar ile tazarru ve ibadet cihetinde hayvanâtın sultanı ve kumandanı hükmündedir.

    Demek, ey nefsim, hayat-ı dünyeviyeyi gaye-i maksat yapsan ve ona daim çalışsan, en ednâ bir serçe kuşunun bir neferi hükmünde olursun. Eğer hayat-ı uhreviyeyi gaye-i maksat yapsan ve şu hayatı dahi ona vesile ve mezraa etsen ve ona göre çalışsan, o vakit hayvanâtın büyük bir kumandanı hükmünde ve şu dünyada Cenâb-ı Hakkın nazlı ve niyazdar bir abdi, mükerrem ve muhterem bir misafiri olursun.

    İşte sana iki yol1—istediğini intihâp edebilirsin. Hidayet ve tevfiki Erhamü’r-Râhimînden iste.


    Not

    Dipnot-1
    bk. Yûnus Sûresi, 10:108; Beled Sûresi, 90:10.


    Cenâb-ı Hak: Hakkın ta kendisi olan şeref ve yücelik sahibi Allah (bk. ḥ-ḳ-ḳ) Erhamü’r-Râhimîn: merhametlilerin en merhametlisi olan Allah (bk. r-ḥ-m)
    abd: kul (bk. a-b-d) amel: iş, davranış
    bâr: yük cihazat-ı mâneviye: mânevî donanım (bk. a-n-y)
    cihet: yön daim: devamlı
    ednâ: basit, küçük fıtrat: yaratılış (bk. f-ṭ-r)
    gaye-i maksat: asıl hedef, esas maksat (bk. ḳ-ṣ-d) halk olunmak: yaratılmak (bk. ḫ-l-ḳ)
    hayat-ı dünyeviye: dünya hayatı (bk. ḥ-y-y) hayat-ı mâneviye ve uhreviye: mânevî ve âhirete ait olan hayat (bk. ḥ-y-y; a-n-y; e-ḫ-r)
    hayat-ı uhreviye: âhiret hayatı (bk. ḥ-y-y; e-ḫ-r) hayvanât: hayvanlar (bk. ḥ-y-y)
    hidayet: doğru ve hak yol (bk. h-d-y) ibadet: Allah’a kulluk (bk. a-b-d)
    iftikâr: Allah’a karşı fakirliğini hissetme ve gösterme (bk. f-ḳ-r) iktidar: güç, kudret (bk. ḳ-d-r)
    intihap etmek: seçmek matbaha-i rahmet: rahmet mutfağı (bk. r-h-m)
    mezraa: tarla muhterem: saygı duyulan (bk. ḥ-r-m)
    mükerrem: ikram olunan, hürmet edilen (bk. k-r-m) nefer: fert
    nefis: kişinin kendisi (bk. n-f-s) niyazdar: dua eden, yalvaran
    tayınat: erzak, yiyecekler tazarru: dua, yakarış
    tevfik: başarı, muvaffakiyet
    Yazar : Risale Forum
    Konu TaLHa tarafından (31-01-2013 Saat 07:40 ) değiştirilmiştir.

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222