3 sonuçtan 1 ile 3 arası

  1. #1
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.159
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61430


    Üçüncü Söz




    يَاۤ اَيُّهَا النَّاسُ اعْـبُدُوا1

    İBADET ne büyük bir ticaret ve saadet, fısk
    ve sefahet ne büyük bir hasâret ve helâket olduğunu anlamak istersen, şu temsîlî hikâyeciğe bak, dinle:

    Bir vakit iki asker uzak bir şehre gitmek için emir alıyorlar. Beraber giderler. Ta yol ikileştir. Bir adam orada bulunur, onlara der:
    “Şu sağdaki yol, hiç zararı olmamakla beraber, onda giden yolculardan ondan dokuzu büyük kâr ve rahat görür. Soldaki yol ise, menfaati olmamakla beraber, on yolcusundan dokuzu zarar görür. Hem ikisi kısa ve uzunlukta birdirler. Yalnız bir fark var ki, intizamsız, hükûmetsiz olan sol yolun yolcusu çantasız, silâhsız gider. Zahirî bir hiffet, yalancı bir rahatlık görür. İntizam-ı askerî altındaki sağ yolun yolcusu ise, mugaddî hülâsalardan dolu dört okkalık bir çanta ve her adüvvü alt ve mağlûp edecek iki kıyyelik bir mükemmel mîrî silâhı taşımaya mecburdur.”
    O iki asker, o muarrif adamın sözünü dinledikten sonra, şu bahtiyar nefer sağa gider. Bir batman ağırlığı omuzuna ve beline yükler. Fakat kalbi ve ruhu, binler batman minnetlerden ve korkulardan kurtulur. Öteki bedbaht nefer ise askerliği bırakır, nizama tâbi olmak istemez, sola gider. Cismi bir batman ağırlıktan kurtulur; fakat kalbi binler batman minnetler altında ve ruhu hadsiz korkular altında ezilir. Hem herkese dilenci, hem herşeyden, her hadiseden titrer bir surette gider. Ta mahall-i maksuda yetişir; orada âsi ve kaçak cezasını görür.
    Askerlik nizamını seven, çanta ve silâhını muhafaza eden ve sağa giden nefer


    Not
    Dipnot-1 “Ey insanlar, ibadet ediniz.” Bakara Sûresi, 2:21.



    adüvv: düşman bahtiyar: talihli, mutlu
    batman: yaklaşık 8 kg. ağırlığında bir ağırlık ölçüsü bedbaht: talihsiz, kötü talihli
    fısk: günah, günahkârlık hadsiz: sınırsız
    hasâret: zarar helâket: yok oluş
    hiffet: hafiflik hülâsa: öz, konsantre
    ibadet: Allah’a kulluk (bk. a-b-d) intizam-ı askerî: askerî disiplin (bk. n-ẓ-m)
    intizamsız: düzensiz (bk. n-ẓ-m) mahall-i maksud: hedeflenen, varılacak yer (bk. ḳ-ṣ-d)
    menfaat: yarar minnet: iyilik karşısında kendini borçlu hissetmek
    muarrif: tarif edici, tanıtıcı (bk. a-r-f) mugaddî: gıdalı, besleyici
    muhafaza etmek: korumak (bk. ḥ-f-ẓ) mîrî: devlete ait
    nefer: asker, er nizam: düzen, kanun (bk. n-ẓ-m)
    okka/kıyye: 1.283 grama karşılık gelen ağırlık ölçüsü saadet: mutluluk
    sefahet: yasak zevklere düşkünlük, beyinsizce davranış, budalalık suret: şekil, biçim (bk. ṣ-v-r)
    temsilî: kıyaslamalı benzetme şeklinde, analojik (bk. m-s̱-l) tâbi olmak: uymak
    zahirî: görünüşte (bk. ẓ-h-r) âsi: isyankâr

    Benzer Konular
    Risale-i Nur Soru Cevap 19 : Üçüncü Lem'a (Üçüncü Bölüm)
    Risale-i Nur Soru Cevap 19 : Üçüncü Lem'a (Üçüncü Bölüm) Bismillahirrahmanirrahim Beraber anlamak ümidiyle kardeşlerimiz çekinmeden istifadelerini paylaşabilirler.. Anlaşılmayan hususlar sorulabilir. ÜÇÜNCÜ NÜKTE Şu dünyada zamanın fenâ ve zevâl-i eşyadaki tesiratı
    Muhâkemat Dersleri: 53 - Üçüncü Makale, Üçüncü Maksad
    Muhâkemat Dersleri: 53 - Üçüncü Makale, Üçüncü Maksad Okuyan ve Anlatan: Şadi EREN (Prof. Dr.) "Haşr-ı cismanîdir. Evet, hilkat onsuz olmaz ve abestir. Neam, haşir haktır ve doğrudur. Burhanın en vâzıhı, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmdır." Yer: Muhakemat
    Muhâkemat Dersleri: 49 - Üçüncü Makale, İkinci Maksad, Üçüncü Meslek
    Muhâkemat Dersleri: 49 - Üçüncü Makale, İkinci Maksad, Üçüncü Meslek Okuyan ve Anlatan: Şadi EREN (Prof. Dr.) "Yani: Zaman-ı halin, yani Asr-ı Saadetin sahifesinde dört nükte, bir noktayı nazar-ı dikkate almak gerektir" Yer: Muhakemat, Üçüncü Makale (Unsur'u-l Akide), İki
    Otuz Üçüncü Söz´ün Yirmi Üçüncü Pencere'sini izah eder misiniz?
    Otuz Üçüncü Söz´ün Yirmi Üçüncü Pencere'sini izah eder misiniz? Otuz Üçüncü Söz´ün Yirmi Üçüncü Pencere'sini izah eder misiniz? Devami...
    Otuz Üçüncü Söz'ün Üçüncü Penceresini izah eder misiniz?
    Otuz Üçüncü Söz'ün Üçüncü Penceresini izah eder misiniz? Otuz Üçüncü Söz'ün Üçüncü Penceresini izah eder misiniz? Devami...
    Yazar : Risale Forum
    Konu TaLHa tarafından (31-01-2013 Saat 07:30 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.159
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61430


    Üçüncü Söz - Sayfa 45

    ise, kimseden minnet almayarak, kimseden havf etmeyerek, rahat-ı kalb ve vicdan ile gider. Ta o matlup şehre yetişir; orada, vazifesini güzelce yapan bir namuslu askere münasip bir mükâfat görür.

    İşte ey nefs-i serkeş! Bil ki, o iki yolcu, biri mutî-i kanun-u İlâhî, birisi de âsi ve hevâya tabi insanlardır. O yol ise hayat yoludur ki, âlem-i ervahtan gelip kabirden geçer, âhirete gider. O çanta ve silâh ise, ibadet ve takvâdır. İbadetin çendan zahirî bir ağırlığı var. Fakat mânâsında öyle bir rahatlık ve hafiflik var ki, tarif edilmez. Çünkü âbid namazında der: “Eşhedü en lâ ilâhe illâllah.” Yani, “Hâlık ve Rezzak Ondan başka yoktur. Zarar ve menfaat Onun elindedir. O hem Hakîmdir, abes iş yapmaz; hem Rahîmdir, ihsanı, merhameti çoktur” diye itikad ettiğinden, herşeyde bir hazine-i rahmet kapısını bulur, dua ile çalar. Hem herşeyi kendi Rabbisinin emrine musahhar görür. Rabbisine iltica eder, tevekkül ile istinad edip her musibete karşı tahassun eder. Îmânı ona bir emniyet-i tâmme verir.

    Evet, her hakikî hasenât gibi, cesaretin dahi menbaı imandır, ubûdiyettir. Her seyyiât gibi cebânetin dahi menbaı dalâlettir. Evet, tam münevverü’l-kalb bir âbidi, küre-i arz bomba olup patlasa, ihtimaldir ki, onu korkutmaz. Belki, harika bir kudret-i Samedâniyeyi lezzetli bir hayretle seyredecek. Fakat, meşhur bir münevverü’l-akıl denilen kalbsiz bir fâsık feylesof ise, gökte bir kuyrukluyıldızı görse, yerde titrer, “Acaba bu serseri yıldız arzımıza çarpmasın mı?” der, evhâma düşer. (Bir vakit böyle bir yıldızdan koca Amerika titredi. Çokları gece vakti hanelerini terk ettiler.)

    Evet, insan nihayetsiz şeylere muhtaç olduğu halde, sermayesi hiç hükmünde bir şey... hem nihayetsiz musibetlere maruz olduğu halde, iktidarı hiç hükmünde


    Amerika: (bk. bilgiler) Eşhedü en lâ ilâhe illâllah: “Allah’tan başka ilâh olmadığına şehadet ederim” (bk. ş-h-d; e-l-h)
    Hakîm: herşeyi hikmetle yapan Allah (bk. ḥ-k-m) Hâlık: herşeyi yoktan yaratan Allah (bk. ḫ-l-ḳ)
    Rab: herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri veren, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah (bk. r-b-b) Rahîm: sonsuz merhamet ve şefkat sahibi Allah (bk. r-ḥ-m)
    Rezzak: bütün yaratılmışların rızkını veren Allah (bk. r-z-ḳ) abes: anlamsız, boş
    arz: dünya cebânet: korkaklık, aşırı ürkeklik
    dalâlet: hak yoldan sapkınlık, inançsızlık (bk. ḍ-l-l) emniyet-i tâmme: tam bir güven (bk. e-m-n)
    evham: kuruntular, şüpheler feylesof: filozof, felsefeci
    fâsık: günahkâr hakikî: gerçek, doğru (bk. ḥ-ḳ-ḳ)
    hane: ev hasenât: iyilikler, sevaplar (bk. ḥ-s-n)
    havf etmek: korkmak hazine-i rahmet: rahmet hazinesi (bk. r-ḥ-m)
    hevâ: kabiliyet ve duyguları nefsin yasak arzu ve isteklerinin emrine verme (bk. h-v-y) ihsan: iyilik, ikram (bk. ḥ-s-n)
    iktidar: güç, kudret (bk. ḳ-d-r) iltica etmek: sığınmak
    istinad etmek: dayanmak (bk. s-n-d) itikad etmek: inanmak
    kudret-i Samedâniye: herşey Kendisine muhtaç olduğu halde Kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayan Allah’ın kudreti (bk. ḳ-d-r; ṣ-m-d) küre-i arz: yerküre, dünya
    maruz olmak: uğramak, tesirinde ve karşısında olmak matlup: istenen, hedeflenen (bk. ṭ-l-b)
    menba: kaynak minnet: iyilik karşısında kendini borçlu hissetmek
    musahhar: boyun eğen musibet: belâ, sıkıntı
    mutî-i kanun-u İlâhî: Allah’ın emir ve yasaklarına itaat eden kişi (bk. ḳ-n-n mükâfat: ödül
    münasip: uygun (bk. n-s-b) münevverü’l-akıl: aklı bilimle aydınlanmış (bk. n-v-r)
    münevverü’l-kalb: kalbi imanla aydınlanmış (bk. n-v-r) nefs-i serkeş: söz dinlemeyen nefis (bk. n-f-s)
    rahat-ı kalb ve vicdan: kalp ve vicdan rahatlığı seyyiât: kötülükler, günahlar
    tabi: uyan tahassun etmek: sığınmak
    takvâ: Allah’tan korkup emir ve yasaklarına titizlikle uymak (bk. v-ḳ-y) tevekkül: Allah’a güvenme ve Onu vekil kabul etme (bk. v-k-l)
    ubûdiyet: Allah’a kulluk (bk. a-b-d) zahirî: görünüşte (bk. ẓ-h-r)
    âbid: Allah’a ibadet eden, kul (bk. a-b-d) âhiret: öteki dünya, öldükten sonraki hayat (bk. e-ḫ-r)
    âlem-i ervah: ruhlar âlemi (bk. a-l-m; r-v-ḥ) âsi: isyankâr
    çendan: gerçi

    Yazar : Risale Forum
    Konu TaLHa tarafından (31-01-2013 Saat 07:31 ) değiştirilmiştir.

  3. #3
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.159
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61430


    Üçüncü Söz - Sayfa 46

    bir şey... Adeta sermaye ve iktidar dairesi, eli nereye yetişirse o kadardır. Fakat emelleri, arzuları ve elemleri ve belâları ise, dairesi, gözü, hayali nereye yetişirse ve gidinceye kadar geniştir. İşte bu derece âciz ve zayıf, fakir ve muhtaç olan ruh-u beşere ibadet, tevekkül, tevhid, teslim, ne kadar azîm bir kâr, bir saadet, bir nimet olduğunu, bütün bütün kör olmayan görür, derk eder.

    Malûmdur ki, zararsız yol, zararlı yola—velev on ihtimalden bir ihtimal ile olsa—tercih edilir. Halbuki, meselemiz olan ubûdiyet yolu, zararsız olmakla beraber, ondan dokuz ihtimalle bir saadet-i ebediye hazinesi vardır. Fısk ve sefahet yolu ise—hattâ fâsıkın itirafıyla dahi—menfaatsiz olduğu halde, ondan dokuz ihtimalle şekavet-i ebediye helâketi bulunduğu, icmâ ve tevatür derecesinde hadsiz ehl-i ihtisasın ve müşahedenin şehadetiyle sabittir ve ehl-i zevkin ve keşfin ihbaratıyla muhakkaktır.
    Elhasıl, âhiret gibi dünya saadeti dahi ibadette ve Allah’a asker olmaktadır. Öyle ise biz daima “Elhamdü lillâhi ale’t-tâati ve’t-tevfîk”1 demeliyiz ve Müslüman olduğumuza şükretmeliyiz.



    Not
    Dipnot-1 Bize taat ve muvaffakiyet nasip eden Allah’a hamd olsun.


    azîm: büyük (bk. a-ẓ-m) derk etmek: algılamak, kavramak
    ehl-i ihtisas ve müşahede: görünmeyen âlemlere ait hakikatleri bizzat gözleyen ve bu konuda uzmanlaşan kimseler (bk. ş-h-d) ehl-i zevk ve keşif: mânevî âlemlerde iman hakikatleri kendilerine açılan ve bu hakikatlerin zevkine erişen kimseler (bk. k-ş-f)
    elem: üzüntü, acı elhasıl: özetle, sonuç olarak
    emel: istek, arzu fâsık: günahkâr
    fısk: günah, günahkârlık hadsiz: sayısız
    helâket: mahvoluş, yok oluş icma: bir mesele hakkında İslâm âlimlerinin görüş birliğine varması (bk. c-m-a)
    ihbarat: verilen haberler malum: bilinen, belli (bk. a-l-m)
    menfaat: yarar muhakkak: kesin (bk. ḥ-ḳ-ḳ)
    ruh-u beşer: insan ruhu (bk. r-v-ḥ) saadet: mutluluk
    saadet-i ebediye: sonsuz mutluluk (bk. e-b-d) sabit: kesinleşmiş
    sefahet: yasak zevklere düşkünlük, beyinsizce davranış, budalalık tevatür: güvenilir insanların birbirlerine anlatarak getirdikleri kesin haber
    tevekkül: Allah’a dayanma ve güvenme (bk. v-k-l) tevhid: birleme; herşeyin bir olan Allah’a ait olduğunu bilme ve inanma (bk. v-ḥ-d)
    ubûdiyet: Allah’a kulluk (bk. a-b-d) velev: hattâ
    âhiret: öteki dünya, öldükten sonraki hayat (bk. e-ḫ-r) şekavet-i ebediye: sonsuz sıkıntı, mutsuzluk (bk. e-b-d)
    Yazar : Risale Forum
    Konu TaLHa tarafından (31-01-2013 Saat 07:31 ) değiştirilmiştir.
    ..Ve sahil-i selâmet olan Dârüsselâma ümmet-i Muhammediyeyi (a.s.m.) çıkaran bir sefine-i Rabbâniyede çalışan hademeleriz..

    ..dalâletler içerisinde bizler gayet az ve zayıf ve fakir ve kuvvetsiz olduğumuz halde, gayet ağır ve büyük ve umumî ve kudsî bir vazife-i imaniye ve hizmet-i Kur'âniye omuzumuza ihsan-ı İlâhî tarafından konulmuş.
    .

    Ustad Bediüzzaman Said Nursi (M.S. 1876-....)



Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222