6 sonuçtan 1 ile 6 arası

Konu: İkinci Söz

  1. #1
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.160
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61430


    İkinci Söz




    اَلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ1

    İMANDA ne kadar büyük bir saadet ve nimet ve ne kadar büyük bir lezzet ve rahat bulunduğunu anlamak istersen, şu temsîlî hikâyeciğe bak, dinle:
    Bir vakit iki adam hem keyif, hem ticaret için seyahate giderler. Biri hodbin talihsiz bir tarafa, diğeri hüdâbin bahtiyar diğer tarafa sülûk eder, giderler.
    Hodbin adam hem hodgâm, hem hodendiş, hem bedbin olduğundan, bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer. Bakar ki, her yerde âciz bîçâreler, zorba müthiş adamların ellerinden ve tahribatlarından vâveylâ ediyorlar. Bütün gezdiği yerlerde böyle hazin, elîm bir hali görür. Bütün memleket bir matemhane-i umumî şeklini almış. Kendisi şu elîm ve muzlim haleti hissetmemek için sarhoşluktan başka çare bulamaz. Çünkü herkes ona düşman ve ecnebî görünüyor. Ve ortalıkta dahi müthiş cenazeleri ve meyusâne ağlayan yetimleri görür. Vicdanı azap içinde kalır.
    Diğeri hüdâbin, hüdâperest ve hak-endiş, güzel ahlâklı idi ki, nazarında pek güzel bir memlekete düştü. İşte bu iyi adam, girdiği memlekette bir umumî şenlik görüyor: her tarafta bir sürur, bir şehrâyin, bir cezbe ve neş’e içinde zikirhaneler... Herkes ona dost ve akraba görünür. Bütün memlekette yaşasınlar ve teşekkürler ile bir terhisât-ı umumiye şenliği görüyor. Hem tekbir ve tehlil ile mesrurâne ahz-ı asker için bir davul, bir musiki sesi işitiyor. Evvelki bedbahtın


    Not
    Dipnot-1 “O takvâ sahipleri öyle kimselerdir ki, gayba iman ederler.” Bakara Sûresi, 2:3.



    ahz-ı asker: asker alımı bahtiyar: talihli
    bedbaht: talihsiz, kötü talihli bedbin: ümitsiz, karamsar
    bîçâre: çaresiz cezbe: Allah aşkıyla kendinden geçme
    ecnebî: yabancı elîm: üzücü, acı verici
    evvelki: önceki fena: kötü (bk. f-n-y)
    hak-endiş: hak taraftarı (bk. ḥ-ḳ-ḳ) halet: hal, durum
    hazin: hüzünlü hodbin: kendini beğenmiş, bencil
    hodendiş: yalnız kendini düşünen hodgâm: keyfine düşkün
    hüdâbin: Allah’ı tanıyan hüdâperest: Allah’a ibadet eden
    matemhane-i umumî: genel yas evi mesrurâne: sevinçli olarak
    meyusâne: ümitsizcesine muzlim: karanlıklı (bk. ẓ-l-m)
    nazar: bakış (bk. n-ẓ-r) saadet: mutluluk
    sülûk etmek: yönelmek, yola girmek sürur: mutluluk
    tahribat: yıkıp bozmalar tehlil: “Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur” mânâsındaki “lâ ilâhe illallah” sözünü söylemek (bk. e-l-h)
    tekbir: “Allah en büyüktür” mânâsında “Allahu Ekber” demek (bk. k-b-r) temsîlî: kıyaslamalı benzetme şeklinde, analojik (bk. m-s̱-l)
    terhisât-ı umumiye: genel izin, salıverilme umumî: genel
    vâveylâ: feryat zikirhane: Allah’ın anıldığı yer
    şehrâyin: şenlik

    Benzer Konular
    Yirmi İkinci Mektup, Dördüncü Vechin, İkinci Düsturunu İzah Eder misiniz?
    Yirmi İkinci Mektup, Dördüncü Vechin, İkinci Düsturunu İzah Eder misiniz? Devami...
    İkinci Kısım - Hüccetullahi’l-Bâliğa Risalesi - İkinci Hüccet-i İmâniye
    İkinci Kısım - Hüccetullahi’l-Bâliğa Risalesi - İkinci Hüccet-i İmâniye İkinci Hüccet-i İmâniye Otuz İkinci Söz’ün Birinci Mevkıfı لَوْ كَانَ &
    Yirmi İkinci Mektub'un Birinci ve İkinci Vecihlerinin izahını yapar mısınız?
    Yirmi İkinci Mektub'un Birinci ve İkinci Vecihlerinin izahını yapar mısınız? Yirmi İkinci Mektubun Birinci İkinci Vecihlerinin izahını yapar mısınız? Devami...
    Muhâkemat Dersleri: 48 - Üçüncü Makale, İkinci Maksad, İkinci Meslek
    Muhâkemat Dersleri: 48 - Üçüncü Makale, İkinci Maksad, İkinci Meslek Okuyan ve Anlatan: Şadi EREN (Prof. Dr.) "Yani, sahife-i ûlâ, zaman-ı mâzidir. İşte şu sahifede dört nükteyi nazar-ı dikkate almak lâzımdır" Yer: Muhakemat, Üçüncü Makale (Unsur'u-l Akide), İkinci Maksad
    Gençlik rehberi 19 İkinci noktanın İkinci Mebhası(HATİME)
    Gençlik rehberi 19   İkinci noktanın İkinci Mebhası(HATİME) Ondördüncü Lem'anın İKİNCİ MAKAMI بِسْمِ اللّهِ الرّحْمنِ الر
    Yazar : Risale Forum
    Konu TaLHa tarafından (30-01-2013 Saat 14:53 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.160
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61430


    İkinci Söz - Sayfa 42

    hem kendi, hem umum halkın elemiyle müteellim olmasına bedel, şu bahtiyar, hem kendi, hem umum halkın süruruyla mesrur ve müferrah olur. Hem güzelce bir ticaret eline geçer, Allah’a şükreder.

    Sonra döner, öteki adama rast gelir. Halini anlar. Ona der:

    “Yahu, sen divane olmuşsun. Batnındaki çirkinlikler zahirine aksetmiş olmalı ki, gülmeyi ağlamak, terhisâtı soymak ve talan etmek tevehhüm etmişsin. Aklını başına al, kalbinitemizle—ta şu musibetli perde senin nazarından kalksın, hakikati görebilesin. Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyetperver, muktedir, intizam perver, müşfik bir melikin memleketi, hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemâlât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz.”
    Sonra o bedbahtın aklı başına gelir, nedamet eder. “Evet, ben işretten divane olmuştum. Allah senden razı olsun ki cehennemî bir haletten beni kurtardın” der.

    Ey nefsim! Bil ki, evvelki adam, kâfirdir. Veya fâsık, gafildir. Şu dünya, onun nazarında bir matemhane-i umumiyedir. Bütün zîhayat, firak ve zevâl sillesiyle ağlayan yetimlerdir. Hayvan ve insan ise, ecel pençesiyle parçalanan kimsesiz başıbozuklardır. Dağlar ve denizler gibi büyük mevcudat, ruhsuz, müthiş cenazeler hükmündedirler. Daha bunun gibi çok elîm, ezici, dehşetli evham, küfründen ve dalâletinden neş’et edip onu mânen tâzip eder.

    Diğer adam ise, mü’mindir. Cenâb-ı Hâlıkı tanır, tasdik eder. Onun nazarında şu dünya bir zikirhane-i Rahmân, bir talimgâh-ı beşer ve hayvan, ve bir meydan-ı imtihan-ı ins ü cândır. Bütün vefiyât-ı hayvaniye ve insaniye ise, terhisattır. Vazife-i hayatını bitirenler, bu dâr-ı fâniden, mânen mesrurâne, dağdağasız diğer bir âleme giderler—ta yeni vazifedarlara yer açılsın, gelip çalışsınlar. Bütün

    Cenâb-ı Hâlık: Yüce Yaratıcı, Allah (bk. ḫ-l-ḳ) aksetmek: yansımak
    bahtiyar: talihli batn: iç
    bedbaht: talihsiz dalâlet: hak yoldan sapkınlık, inançsızlık (bk. ḍ-l-l)
    dağdağasız: sıkıntısız, ızdırapsız dehşetli: korkunç
    divane: deli diğer bir âlem: âhiret, öteki dünya (bk. a-l-m)
    dâr-ı fâni: geçici yer, dünya (bk. f-n-y) ecel: ölüm vakti
    elem: acı, üzüntü elîm: üzücü, acı verici
    evham: vehimler, kuruntular firak: ayrılık (bk. f-r-ḳ)
    fâsık: günahkâr gafil: duyarsız, sorumsuz, âhiretten ve Allah’ın emir ve yasaklarından habersiz davranan (bk. ğ-f-l)
    hakikat: gerçek (bk. ḥ-ḳ-ḳ) halet: hal, durum
    intizam perver: düzeni seven (bk. n-ẓ-m) işret: içkili eğlence, sefahet
    matemhane-i umumiye: genel yas evi melik: hükümdar (bk. m-l-k)
    merhametkâr: merhametli, şefkatli (bk. r-ḥ-m) mesrur: mutlu
    mesrurâne: mutlu olarak mevcudat: varlıklar (bk. v-c-d)
    meydan-ı imtihan-ı ins ü cân: insanların ve cinlerin imtihan yeri muktedir: güçlü, iktidar sahibi (bk. ḳ-d-r)
    mânen: mânevî olarak (bk. a-n-y) müferrah: ferahlamış, huzurlu
    müteellim olmak: üzülmek, acı duymak müşfik: şefkatli (bk. ş-f-ḳ)
    mü’min: imanlı, Allah’a inanan (bk. e-m-n) nazar: bakış, dikkat (bk. n-ẓ-r)
    nedamet etmek: pişman olmak nefis: kişinin kendisi (bk. n-f-s)
    neş’et etmek: kaynaklanmak nihayet: son
    raiyetperver: halkına iyi davranan sille: tokat, şamar
    suret: şekil (bk. ṣ-v-r) sürur: mutluluk
    tasdik etmek: doğruluğunu kabul etmek (bk. ṣ-d-ḳ) terhisat: serbest bırakılmalar, salıverilmeler
    tevehhüm etmek: kuruntuya kapılmak, zannetmek tâlimgâh-ı beşer ve hayvan: hayvan ve insanların eğitim yeri (bk. a-l-m)
    tâzip etmek: azap vermek umum: bütün
    vazife-i hayat: hayat görevi (bk. ḥ-y-y) vazifedar: vazifeli, görevli
    vefiyât-ı hayvaniye ve insaniye: hayvanların ve insanların ölümleri (bk. ḥ-y-y) vehim: zan, kuruntu
    zahir: dış (bk. ẓ-h-r) zevâl: geçip gitme, kaybolma (bk. z-v-l)
    zikirhâne-i Rahmân: çok merhametli olan Allah’ın anıldığı mekân (bk. r-ḥ-m) zîhayat: canlı (bk. ẕî; ḥ-y-y)
    âdil: adaletli (bk. a-d-l) âsâr-ı terakkiyat ve kemâlât: gelişmişlik ve kalkınmışlık eserleri (bk. k-m-l)
    Yazar : Risale Forum
    Konu TaLHa tarafından (30-01-2013 Saat 14:54 ) değiştirilmiştir.

  3. #3
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.160
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61430


    İkinci Söz - Sayfa 43

    tevellüdât-ı hayvaniye ve insaniye ise, ahz-ı askere, silâh altına, vazife başına gelmektir. Bütün zîhayat, birer muvazzaf mesrur asker, birer müstakim memnun memurlardır. Bütün sadâlar ise, ya vazife başlamasındaki zikir ve tesbih ve paydostan gelen şükür ve tefrih veya işlemek neş’esinden neş’et eden nağamattır. Bütün mevcudat, o mü’minin nazarında, Seyyid-i Kerîminin ve Mâlik-i Rahîminin birer mûnis hizmetkârı, birer dost memuru, birer şirin kitabıdır. Daha bunun gibi pek çok lâtif, ulvî ve leziz, tatlı hakikatler, imanından tecellî eder, tezahür eder.

    Demek iman bir mânevî tûbâ-i Cennet çekirdeğini taşıyor. Küfür ise mânevî bir zakkum-u Cehennem tohumunu saklıyor.

    Demek selâmet ve emniyet yalnız İslâmiyette ve imandadır. Öyle ise biz daima “Elhamdü lillâhi alâ dini’l-İslâm ve kemâli’l-îman”1 demeliyiz.



    Not
    Dipnot-1 Bize ihsan ettiği İslâm dini ve mükemmel iman nimeti sebebiyle Allah’a hamd olsun.



    Mâlik-i Rahîm: sonsuz şefkat ve merhamet sahibi olan herşeyin sahibi Allah (bk. m-l-k; r-ḥ-m) Seyyid-i Kerîm: ikram ve cömertlik sahibi efendi, Allah (bk. k-r-m)
    ahz-ı asker: askere alma hakikat: gerçek (bk. ḥ-ḳ-ḳ)
    küfür: inkâr, inançsızlık (bk. k-f-r) leziz: lezzetli
    lâtif: güzel, hoş (bk. l-ṭ-f) mesrur: mutlu
    mevcudat: varlıklar (bk. v-c-d) muvazzaf: vazifeli, görevli
    mûnis: sevimli, dost müstakim: dosdoğru olan
    mü’min: imanlı, Allah’a inanan (bk. e-m-n) nazar: bakış, dikkat (bk. n-ẓ-r)
    nağamat: nağmeler, hoş sesler neş’et etmek: doğmak, kaynaklanmak
    sadâ: ses selâmet: güven, esenlik (bk. s-l-m)
    tecellî: yansıma (bk. c-l-y) tefrih: ferahlama
    tesbih: Allah’ı kusurdan yüce tutarak şanına lâyık ifadelerle anma (bk. s-b-ḥ) tevellüdât-ı hayvaniye ve insaniye: hayvan ve insanların doğumu
    tezahür etmek: görünmek (bk. ẓ-h-r) tûbâ-i Cennet: Cennetteki tûbâ ağacı
    ulvî: yüce zakkum-u Cehennem: Cehennemdeki zakkum ağacı
    zikir: Allah’ı anma zîhayat: canlı (bk. ẕî; ḥ-y-y)
    Yazar : Risale Forum
    Konu TaLHa tarafından (30-01-2013 Saat 14:54 ) değiştirilmiştir.

  4. #4
    tebliğ çevrimdışı Haftanın Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Dec 2010
    Nereden Yer
    Şark..
    Mesajlar Mesajlar
    2.557
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 449 + 32124


    Cevap: İkinci Söz

    Halık- Rahman razı olsun Hocam ;Kendimi haftalık derste hissettim biran;Güzel bir sunum ..Birde alt tarafta ki açıklayıcı rehber dahada güzel olmuş..Yeni başlayan kardeşlerimizin anlaması açısından verimli ..;

    Evet İman esas Tuba-ı Cennettir ..Ve şu fani dünyada İman Libasını giymek bir kul için en büyük Lütuftur Rahman!dan..İkinci sözlerin tamamını okuyup etüt eden bu iMAN hakikatini daha iyi kavrar zannımca...
    Yazar : Risale Forum
    Biz ise hem insancasina,Hem muslumancasina yaşamak istiyoruz.Bediuzzaman..

  5. #5
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Apr 2015
    Mesajlar Mesajlar
    3
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 8 + 30


    Cevap: İkinci Söz - Sayfa 43

    Hocam bende sozler risalesini okuyorum manalarini tam olarak anlamadigimdan dolayi nette arastirma yaparken bu siteyi buldum birinci sozun aciklamasi cok guzeldi ve gayet guzel anladim hemen uye oldum fakat gerisinin aciklamasini bulamadim bu sitede varda benmi bulamiyorum acaba ?
    Yazar : Risale Forum

  6. #6
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.160
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61430


    Cevap: İkinci Söz - Sayfa 43

    Alıntı meryemklc Nickli Üyeden Alıntı [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    Hocam bende sozler risalesini okuyorum manalarini tam olarak anlamadigimdan dolayi nette arastirma yaparken bu siteyi buldum birinci sozun aciklamasi cok guzeldi ve gayet guzel anladim hemen uye oldum fakat gerisinin aciklamasini bulamadim bu sitede varda benmi bulamiyorum acaba ?
    [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]

    veya

    [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]

    sitelerinden Risale-i Nurların tamamını okuyabilmeniz mümkündür..
    Yazar : Risale Forum
    ..Ve sahil-i selâmet olan Dârüsselâma ümmet-i Muhammediyeyi (a.s.m.) çıkaran bir sefine-i Rabbâniyede çalışan hademeleriz..

    ..dalâletler içerisinde bizler gayet az ve zayıf ve fakir ve kuvvetsiz olduğumuz halde, gayet ağır ve büyük ve umumî ve kudsî bir vazife-i imaniye ve hizmet-i Kur'âniye omuzumuza ihsan-ı İlâhî tarafından konulmuş.
    .

    Ustad Bediüzzaman Said Nursi (M.S. 1876-....)



Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222