2 sonuçtan 1 ile 2 arası

  1. #1
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jun 2010
    Mesajlar Mesajlar
    608
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 185 + 11988


    Risale-i Nur Bereketine İşaret Eden Bir Tevafuk-u Latifdir

    REFET BEY VE HÜSREV VE RÜŞDÜ GİBİ RİSALE-İ NUR ŞAKİRDLERİNİN
    RİSALE-İ NUR BEREKETİNE İŞARET EDEN (BULDUKLARI)
    BİR TEVAFUK-U LATİFTİR

    Risale-i Nurun Isparta’ya Ne Derece Rahmet Olduğuna Delalet Eden Bir Tevafukat-ı Acibe


    Risale-i Nur’un mazhar olduğu inayatın külliyetinden mühim bir ferdi de şudur ki:
    Isparta vilayeti, sekiz seneden beri Risale-i Nur’un müellifini sinesinde saklamıştı ve Barla gibi şirin bir nahiyesinde, Cenab-ı Hakkın lütuf ve keremiyle muhafaza etmişti. Bu müddet zarfında yavaş yavaş intişar eden Risale-i Nur’dan, binler adam, Isparta’da imanlarını takviye ettiler. Bilhassa gençler pekçok istifade ve istifaza etti. Vaktaki Üstadımızın Barla gibi latif ve şirin bir mahaldeki sıkıntılı ve pek acılı ve en katı kalbleri ağlatan işkenceli esareti bitti; Risale-i Nur’un müellifi olan Üstadımızın nazarı, Cenab-ı Hakkın inayetiyle, Isparta’ya müteveccih oldu. Evhama düşen bazı zalim ehl-i dünyanın teşebbüskarane harekat-ı zahiriyesi bir sebeb-i adi olarak, Üstadımız Isparta’ya getirildi. Fakat Üstadımızın teşrif ettiği zaman, yaz mevsiminin en hararetli zamanı idi. Yağmurlar kesilmiş, Isparta’yı iska eden sular azalmış, bir kısm-ı mühimminin menbaı kesilmiş; ağaçlar sararmaya, otlar kurumaya, çiçekler buruşmaya başlamıştı.

    Risale-i Nur’un en ziyade intişar ettiği mahal Isparta vilayeti olduğu için, Risale-i Nur’un şakirdleri olan bizler, acib bir vakaya daha şahit olduk. Bu hadise ise, Risale-i Nur’un Müellifinin Isparta’ya teşrifini müteakip, bir asır içinde bir veya iki defa vukua gelen bu yaz mevsimindeki yağmurun kesretli yağması olmuştur. Pek harika bir surette yağan bu yağmur, Isparta’nın her tarafını tamamen iska etmiş; nebatata yeniden hayat bahşedilmiş, bağlar, bahçeler, başka bir letafet kesb etmiş, ekserisi hemen hemen ziraatle iştigal eden halkın yüzleri Risale-i Nur’un nail olduğu inayetten ve bereketinden olan bu yağmurdan istifade ederek gülmüş, ruhları inbisat etmişti.

    Cenab-ı Hak kemal-i rahmetiyle, bu yaz mevsiminin bu şiddetli ve hararetli vaziyetini, baharın en letafetli, en şirin ve en hoş vaziyetine tebdil etti. Güya Risale-i Nur, yüz on dokuz parçasıyla müellifi olan Üstadımıza bir taraftan hoşamedi etmek ve mahzun olan kalbine teselli vermek ve gamnak ruhunu tatyib etmek ve diğer taraftan da sekiz seneden beri yaşadığı Barla’yı unutturmak ve o muhteşem çınar ağacını ve dostlarını ve alakadar olduğu şeylerden gelen firak hüznünü hatırlatmamak için, Cenab-ı Haktan, yüz on dokuz risalenin eliyle yüz on dokuz bin kelimeleri diliyle dua etti ve yağmur istedi.

    Cenab-ı Hak öyle bereketli bir yağmur ihsan etti ki, bir misli doksan üç tarihinde yağdığını ihtiyarlarımızdan işitiyoruz ki, bu tarih Üstadımızın tarih-i veladetine tesadüf etmekle beraber, bu umumi hadise-i rahmet olan kesretli yağmur, hususi bir surette Risale-i Nur’a baktığına bir delili de şudur ki:


    Risale-i Nurun neşrine vasıta olan Üstadımız geldiği gün, Isparta’yı gayet hararetli ve yağmursuzluktan toz toprak içinde görmüş, "Barla gibi bir yayladan gelip böyle bir yerde dayanamayacağım" diye telaş ediyordu. Üçüncü ve dördüncü günü bahçeleri kısmen gezdiği vakit, sebze ve ot ve çiçeklerin susuzluktan buruştuklarını görerek, gayet müteesssirane, su istiyor, yağmur talep ediyordu. Arkadaşımız Bekir Beyden değirmenleri çeviren suyu göstererek, "Isparta’nın suyu bu kadar mıdır?" diye sormuştu. Bekir Bey cevap verdi: "Gölcüğün suyu kesilmiş; gelmiyor. Isparta’nın dörtte birini sulayan bu sudan başka yoktur" dedi. Üstadımızın, Isparta’da çok talebeleri bulunduğundan, ruhen yağmurun gelmesini istiyordu. Aynı günde öyle bir yağmur geldi ki, elli seneden beri Isparta böyle hadiseyi görmemiş.

    O yağmur yüzde doksan dokuz menfaat vermiştir. Bundan anlaşılıyor ki, o tevafuk, tesadüfı değil. Bu rahmet, Isparta’ya rahmet olan Risale-i Nur’a bakıyor. Lillahilhamd, bu kerem-i İlahi neticesi olarak Üstadımız, "Bana Barla’yı unutturdu. Unutamayacağım birşey varsa, o da her yerde olduğu gibi, Barla’da bulunan ciddi dost ve talebelerimdir" diyor.

    Mustafa, Lütfı (r.h.), Rüşdü Hüsrev, Bekir Bey, Refet


    [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]

    Benzer Konular
    O tevafuk tesadüfi değil, bu rahmet Risale-i Nur'a bakıyor
    O tevafuk tesadüfi değil, bu rahmet Risale-i Nur'a bakıyor https://www.risalehaber.com/d/news/261981.jpg O tevafuk tesadüfi değil, bu rahmet Risale-i Nur'a bakıyor Üstadımız, Barla gibi bir yayladan gelip böyle bir yerde dayanamayacağım, diye telâş ediyordu... Devami.
    Said Nursi'nin Regaib kandili bereketine dair mektubu
    Said Nursi'nin Regaib kandili bereketine dair mektubu https://www.risalehaber.com/d/news/255508.jpg Said Nursi'nin Regaib kandili bereketine dair mektubu Üstad Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin Regaib kandilinden altı saat önce yazdığı mektup Devami...
    Tesadüf, onda bir tevafuk eder, bu ise onda dokuz tevafuk var
    Tesadüf, onda bir tevafuk eder, bu ise onda dokuz tevafuk var Tesadüf, onda bir tevafuk eder, bu ise onda dokuz tevafuk var Âdi zannettiğimiz şeylerde ne kadar hârikulâde işler bulunduğunu ihtar ediyorlar Devami...
    Kasırga, Rusya'da midye bereketine döndü
    Kasırga, Rusya'da midye bereketine döndü Rusya'nın Japonya sınırındaki Vladivostok şehrinde Bolaven isimli kasırga vatandaşları sevindirdi. Önceki gün başlayan kasırga Vladivostok şehrinin Japon Denizi kıyılarına tonlarca midye bıraktı. Devami...
    Risâle-i Nur yüzünde irade-i âmme, inayet-i hâssa, iltifatını tevafuk zarfı
    Risâle-i Nur yüzünde irade-i âmme, inayet-i hâssa, iltifatını tevafuk zarfı Risâle-i Nur yüzünde irade-i âmme, inayet-i hâssa, iltifatını tevafuk zarfıyla ihsan edilmiş. Elbette tevafuka dair tafsilât, tasvirat, fiilî teşekküratın bir nev´idir ve sevincin ve minnettarlığın heyecanlı tereşşuhatıd
    Yazar : Risale Forum
    «Adem-i rü'yet, adem-i vücuda delâlet etmez.»
    «Görünmemek, olmamağa hüccet olamaz.»


    ..29.söz..

  2. #2
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jun 2010
    Mesajlar Mesajlar
    608
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 185 + 11988


    Cevap: Risale-i Nur Bereketine İşaret Eden Bir Tevafuk-u Latifdir

    RİSALE-İ NUR BEREKETİNE AİT YAĞMUR HADİSESİNİ TEYİD EDEN
    MUHACİR HAFIZ AHMED (R.H.) SÜLEYMAN MUSTAFA ÇAVUŞ (R.H.) VE BEKİR BEY VE ŞEM’İ’NİN BİR FIKRASIDIR

    (Isparta’daki kardeşlerinin fıkrasındaki davayı ispat eden kuvvetli iki delili gösteriyor.)

    Refet Bey ve Hüsrev gibi kardeşlerimizin harika bir surette yağan yağmur içinde, Risale-i Nur bereketine hususi baktığına kanaatimiz geliyor. Çünkü, gözümüzle yağmur hadisesinin hususi bir şekilde hizmet-i Kur’an ve Risale-i Nur’a baktığını iki suretle gördük:
    Birinci Suret: Risale-i Nur’un vasıta-i neşri olan Üstadımızın camü seddedildi. Risale-i Nur’u yazacak hariçteki talebelerinin yanına gelmeleri menedildiği hengamda kuraklık başladı. Yağmura ihtiyac-ı şedid oldu. Sonra yağmur başladı, her tarafta yağdı, yalnız Karaca Ahmet Sultan’dan itïbaren bir daire içinde kalan Barla mıntıkasına yağmur gelmedi. Üstadımız bundan pek müteessir olarak dua ediyordu.

    Sonra dedi ki:
    "Kur’an’ın hizmetine sed çekildi, bu köydeki mescidimiz kapandı; bunda bir eser-i itab var ki, yağmur gelmiyor. Öyle ise, madem Kur’an’ın itabı var; Yasin Suresini şefaatçi yapıp Kur’an’ın feyzini ve bereketini isteyeceğiz."
    Üstadımız Muhacir Hafız Ahmed Efendiye dedi ki:
    "Sen kırk bir Yasin-i Şerif oku."
    Muhacir Hafız Ahmed Efendi (r.h.) bir kamışa okudu. O kamışı suya koydular. Daha yağmur alameti görünmezken, ikindi namazı vaktinde, Üstadımız daima itimad ettiği bir hatırasına binaen, Muhacir Hafız Ahmed Efendiye (r:h.) söyledi ki:
    "Yasinler tılsımı açtı, yağmur gelecek."
    Aynı gecede evvelce yağmadığı Barla dairesi içinde öyle yağdı ki, Üstadımız odasının altındaki Çoban Ahmed’in bahçesindeki duvar yağmurdan yıkıldı. Halbuki Karaca Ahmed Sultan’ın arkasında ve deniz kenarında balık avlamakla meşgul olan Şem’i ile arkadaşları bir damla yağmur görmediler.
    İşte bu hadise katiyyen delalet ediyor ki, o yağmur hizmet-i Kur’an ile münasebettardır. O rahmet-i amme içinde bir hususiyet var. Sure-i Yasin, anahtar ve şefaatçi oldu ve yağmur kafi miktarda yağdı.


    Sikke-i Tasdik-i Gaybi,
    Yazar : Risale Forum
    «Adem-i rü'yet, adem-i vücuda delâlet etmez.»
    «Görünmemek, olmamağa hüccet olamaz.»


    ..29.söz..

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222