Sayfa 4/4 İlkİlk 1234
32 sonuçtan 31 ile 32 arası

  1. #31
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.056
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    Cevap: Onuncu Risale - Sayfa: 296


    etmekle enaniyeti, gururu öyle fazlalaşır ki, 1 اِنَّمَاۤ اُوتِيتُهُ عَلٰى عِلْمٍ okumaya başlar. Lâkin o inkişaf, tasfiye-i nefis ve tenevvür-ü kalb neticesi olduğu takdirde, ehl-i istidraç ile ehl-i keramet arasında tabaka-i ûlâda fark yoktur. Tam mânâsıyla fenaya mazhar olanlar ise, onlara da Allah’ın izniyle eşya-yı gaybiye inkişaf eder. Ve onlar da, o eşyayı fenâ fillâh olan havaslarıyla görürler. Bunun istidraçtan farkı pek zahirdir. Zira, zahire çıkan bâtınlarının nurâniyeti, mürâîlerin zulümatıyla iltibas olmaz.




    وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ 2

    İ’lem eyyühe’l-aziz! Tesbihat, ibâdât, gayr-ı mahdud envâlarıyla herşeyde vardır. Fakat, herşeyin kendi tesbihat ve ibadetini bütün vecihlerini daima bilip şuur edinmesi lâzım değildir. Çünkü, husul huzuru istilzam etmez. Tesbih ve ibadet edenler, yalnız yaptıkları amelin mahsus bir tesbih veya sıfatı malûm bir ibadet olduğunu bilirlerse kâfidir. Zaten Mâbud-u Mutlakın ilmi kâfidir. İnsandan maadâ mahlûkatta teklif olmadığından, onlara niyet lâzım değildir. Ve keza, amellerinin sıfâtını bilmek de lâzım değildir.


    İ’lem eyyühe’l-aziz! İnsan-ı mü’minin kıymeti, ihtiva ettiği san’at-ı âliye ile Esmâ-i Hüsnâdan in’ikâs eden cilvelerin nakışları nisbetindedir. İnsan-ı kâfirin kıymeti ise, et, kemikten ibaret fâni ve sâkıt maddesinin kıymetiyle ölçülür. Kezâlik,



    Not
    Dipnot-1 “Bu servet, ancak bilgim sayesinde bana verilmiştir.” Kasas Sûresi, 28:78.
    Dipnot-2 “Hiçbir şey yoktur ki Onu övüp Onu tesbih etmesin.” İsrâ Sûresi, 17:44.




    Esmâ-i Hüsnâ: Allah’ın güzel isimleri Mâbud-u Mutlak: ibadete lâyık tek varlık olan Allah
    amel: iş, fiil bâtın: iç
    cilve: görüntü, yansıma ehl-i istidraç: kendilerine Allah tarafından bir takım olağanüstü hâl ve üstünlükler verilen günahkâr veya kâfir kişiler
    ehl-i keramet: Allah’ın bir ikramı olarak kendilerine olağanüstü hâl ve fiiller verilen Allah’ın sevgili kulları enaniyet: ben, benlik
    envâ: çeşitler, türler eşya-yı gaybiye: görünmeyen âleme ait varlıklar
    fena: ölümlülük fenâ fillâh: Allah’ta fâni olmak, bütün benliğini Allah’a verme ve sadece Onu düşünme
    fâni: geçici gayr-ı mahdud: hudutsuz, sınırsız
    havas: hisler, duygular husul: meydana gelme
    huzur: sürekli olarak Allah’ın huzurunda bulunduğunun bilinci içinde olma ibaret: meydana gelen, oluşan
    ibâdât: ibadetler ihtiva etmek: içermek
    iltibas: karıştırma inkişaf: açığa çıkma
    inkişaf etmek: açığa çıkmak insan-ı kâfir: Allah’ı inkâr eden insan
    insan-ı mü’min: Allah’a inanan insan in’ikâs etmek: yansımak
    isnad etmek: dayandırmak istidraç: Allah tarafından günahkâr veya kâfir kişilere verilen bir takım olağanüstü hâl ve üstünlükler
    istilzam etmek: gerektirmek i’lem eyyühe’l-aziz: ey aziz kardeşim bil ki!
    keza: bunun gibi kâfi: yeterli
    kıymet: değer lâkin: ama, fakat
    lâzım: gerekli maadâ: başka, dışında, ötesinde
    mahlûkat: yaratılmışlar, yaratıklar mahsus: bir şeye has, özel
    malûm: bilinen, belli mazhar olma: erişme
    mânâ: anlam mürâî: gösterişçi, gösteriş meraklısı
    nakış: işleme, süsleme netice: sonuç
    nisbet: kıyas, oran niyet: bir işi yapmayı önceden düşünme, maksat
    nuraniyet: nur özelliği, parlaklık san’at-ı âliye: yüksek san’at
    sâkıt: düşük tabaka-i ûlâ: birinci tabaka
    tasfiye-i nefis: nefsi arındırma, saflaştırma tenevvür-ü kalb: kalbin nurlanması
    tesbih: Allah’ı her türlü kusurdan yüce tutarak şanına lâyık ifadelerle anma tesbihat: tesbihler
    vecih: yön, taraf zahir: dış, açık
    zira: çünkü zulümat: karanlıklar
    şuur: bilinç, anlayış, idrak

    Yazar : Risale Forum

  2. #32
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.056
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    Cevap: Onuncu Risale - Sayfa: 297


    bu âlem de, eğer Kur’ân’ın tarif ettiği gibi mânâ-yı harfiyle, yani Cenâb-ı Hakkın azametine bir âlet nazarıyla bakılırsa, o nisbette kıymettar olur. Eğer felsefenin dediği gibi mânâ-yı ismiyle, yani hiçbir fâil, Hâlık ile bağlı olmayıp müstakil-i bizzat nazarıyla bakılırsa, kıymeti câmide, mütegayyir maddesinde münhasır kalır. Kur’ân’dan istifade edilen ilmin felsefe ilminden ne derece yüksek olduğu, şu misal ile tebârüz eder:

    1 وَجَعَلْنَا الشَّمْسَ سِرَاجًا Bu hükm-ü Kur’ânî, Esmâ-i Hüsnânın cilvelerine bakmak için bir pencere açıyor. Şöyle ki:


    Ey insan! Bu şems, azametiyle beraber size musahhardır. Meskenlerinize nur veriyor. Yemeklerinizi hararetiyle pişirtiyor. Sizin öyle Azîm, Rahîm bir Mâlikiniz var ki, bu şems onun bir lâmbası olup, misafirhanesinde sakin misafirlerini ziyalandırıyor.

    Felsefenin hikmetince, şems büyük bir ateştir, yerinde dönüyor. Arz ile seyyarat, ondan uçan parçalardır; câzibe ile şemse merbut kalarak medarlarında hareket ediyorlar.

    İ’lem eyyühe’l-aziz! İnsanın Cenâb-ı Haktan hiçbir hakkı talep etmeye hakkı yoktur. Bilâkis, daima Ona şükretmeye medyundur. Çünkü, mülk Onundur, insan Onun memlûküdür.



    Not
    Dipnot-1 “Güneşi de bir kandil yaptık.” Nuh Sûresi, 71:16.



    Azîm: büyük, yüce Cenâb-ı Hak: Hakkın ta kendisi olan sonsuz şeref ve yücelik sahibi Allah
    Esmâ-i Hüsnâ: Allah’ın güzel isimleri Hâlık: herşeyi yaratan Allah
    Mâlik: herşeyin hakiki sahibi olan Allah Rahîm: her bir varlığa şefkat ve merhamet gösteren Allah
    arz: dünya azamet: büyüklük, yücelik
    bilâkis: aksine, tersine cilve: görüntü, yansıma
    câmid: cansız câzibe: çekim gücü
    fâil: bir işi yapan; fiilin sahibi hararet: ısı, sıcaklık
    hikmet: amaç, maksat hükm-ü Kur’ânî: Kur’ân’a dayalı hüküm, önerme, ilim
    istifade: faydalanma, yararlanma i’lem eyyühe’l-aziz: ey aziz kardeşim bil ki!
    kezâlik: bunun gibi, böylece, bu da böyle kıymet: değer
    kıymettar: değerli medar: dayanak, eksen
    medyun: borçlu memlûk: kul, köle
    merbut: bağlı mesken: ev, konut
    misafirhane: konuk evi misal: örnek
    musahhar: boyun eğen, emre uyan mânâ-yı harfî: harf mânâsı; bir şeyin kendisini değil de san’atkârını, ustasını, sahibini bildirip tanıtan mânâsı
    mânâ-yı ismî: isim mânâsı; birşeyin bizzat kendisine bakan ve kendisini tanıtan mânâsı mülk: sahip olunan şey, hükmedilen yer
    münhasır: ait, mahsus müstakil-i bizzat: kendi kendine; bağımsız
    mütegayyir: değişen nazar: bakış açısı
    nisbet: kıyas, oran seyyarat: gezegenler
    talep etmek: istemek tebârüz: belli olmak
    ziyalandırmak: ışıklandırmak âlem: dünya, evren
    âlet: araç, vasıta şems: güneş

    Yazar : Risale Forum

Sayfa 4/4 İlkİlk 1234

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

106, 131, 157, 159, 160, 161, 164, 176, 271, 592, acip, adalettir, adedince, adıyla, aklı, akıldan, alâkası, âlemi, âlemleri, âlisi, allah, amelin, araf, arınmış, arz, askerlik, atan, azlediyor, ağzı, basar, baskı, bazısında, bağlantı, bağış, bağışlar, belgeleri, bereket, bildirip, bilinen, bilmesi, binaen, binaenaleyh, bir adam, birdir, biri, birlik, bitkisel, bizleri, boğulmak, budur, buldum, bunu, cihazat, cilvelerine, çok, çoktur, cömertlik, daire, dane, dağlar, dağıtacak, dediğine, delildir, derece, değilim, değiştirmek, dikkatle, dilemek, dinlersen, diyebilir, dünyadan, düzenli, düğü, dış, dışında, edenleri, edilirse, ediyorlar, efes turları, eksiksiz, elemlerin, engellemek, envârı, etmeme, ettiren, evliya, faideleri, faydaya, fazilet, fıtraten, gaflete, geliyor, gelmiş, getirip, gezi, gibi, gidip, görmesin, görmezse, görünmek, gösterme, gururu, güvenli, güvenme, güzelliği, hakikatine, haktan, halka, hallerini, hapis, hararet, haydut, haşirde, herşeye, herşeyin, hevâ, hevesi, hizmete, hücum, hükûmetten, ibarettir, içindekiler, ihata, ile, ilerleme, ilham, ilimle, imaniye, inancı, inhisar, ister, isteğini, isyana, itham, işaret, iştir, jpg, kabre, kadar, kâfiri, kamer, kaplaması, kemik, kendisinde, kirama, konuşmak, korkudan, kudretine, küfrü, külliyat, külliye, kurulan, kuvvetiniz, kısmen, kısmı, lâkin, lam, leyl, lezzetlerin, libası, lütuf, masnuatı, mecbur, mehasini, memlekete, merhametin, meselâ, meselelere, meseleyi, mevcudat, meyletmek, misafirhanesi, mucib, muhabbete, mükâfatını, mümkü, müstehak, müş, nail, naks, nihayet, okumaktan, olana, olduğuna, olduğundan, olmayı, onlardan, orga, özellikle, parçalar, rahm, rezil, rububiyeti, sakı, sanmak, semeresi, senâ, servet, sultana, süre, sûresi, suretle, sırra, sığı, tahrip, terakki, ters, toplamak, ubudiyeti, ücretleri, uhrevî, ülke, üstü, uykunu, vahy, vardır, varlığının, vazifesidir, verdiği, verilmiş, yarası, yaratılışında, yardımı, yazdığı, yazılan, yağmursuzluk, yeri, yükseliş, yıldızları, ışık, zahmet, zamanları, zira, şevk, şeye, şeytanları, şeytanı, şöhret, şuâ

Etiket Bulutu Ana Sayfası

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222