Sayfa 2/2 İlkİlk 12
15 sonuçtan 11 ile 15 arası

Konu: Reşhalar

  1. #11
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.052
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    Cevap: Reşhalar - Sayfa: 43


    semâ ve bütün mevcudat “Âmin” söyler. Yani, “Yâ Rabbenâ! onun duasını kabul eyle. Biz de o duayı ediyoruz. Biz de onun talep ettiğini talep ediyoruz.”

    Bilhassa, o cemaat-i uzmâ önünde kıldırdığı namazda, öyle bir tazarru ve tezellül ile, öyle bir iştiyakla, öyle bir hüzünle niyaz ve dua eder ki, kâinat bile heyecana gelir, o zâtın duasına iştirâk eder. Evet, öyle bir maksat için niyaz eder ki, eğer o maksat husule gelmezse, yalnız mahlûkat değil, âlem bile kıymetsiz kalır, esfel-i sâfilîne düşer. Çünkü, o zâtın matlubuyla mevcudat yüksek kemâlâta erişir.

    Acaba o zât, o matlubu kimden istiyor? Evet, öyle bir Zâttan talep eder ki, en gizli ve en küçük bir hayvanın cüz’î bir ihtiyacı için lisan-ı haliyle yaptığı duayı işitir, kabul eder, ihtiyacını yerine getirir. Ve keza, en ednâ bir emeli, en ednâ bir gaye için, en ednâ bir zîhayatta görür ve onu ona yetiştirmekle ikram ve merhamet eder. Bu duaların neticesinde yapılan terbiye ve tedbirler öyle bir intizamla cereyan eder ki, o terbiyelerin ancak bir Semî’ ve Basîr, bir Alîm ve Hakîmden olduğuna şüphe bırakmaz.

    Acaba o zât, o minberde Arşa müteveccihen ellerini kaldırarak yaptığı dua ile ne istiyor ki bütün mahlûkat “Âmin” söylüyor?

    Evet, o zât, Cenâb-ı Hakkın rızasını ve Cennette mülâkat ve rüyetiyle saadet-i ebediyeyi istiyor. Bu istenilen şeylerin icadına rahmet, hikmet, adalet gibi sayısız esbap olmadığı takdirde, o zât-ı nurânînin tek duası ve tazarru ile niyaz etmesi, Cennetin icadına ve îtâsına kâfidir. Binaenaleyh, o zâtın risaleti, imtihan ve ubudiyet için şu dünyanın kurulmasına sebep olduğu gibi, o zâtın ubudiyetinde yaptığı dua, mükâfat ve mücâzat için dâr-ı âhiretin îcadına sebep olur.

    Evet, bu yüksek intizam ve geniş rahmet ve güzel san’at ve kusursuz cemâl ile zulüm ve çirkinlik arasında tezat vardır. İçtimaları mümkün değildir.



    Alîm: her şeyi hakkıyla bilen, ilmi herşeyi kuşatan Allah Arş: Allah’ın hüküm ve egemenliğinin tecelli ettiği yer
    Basîr: her şeyi gören Allah Cenâb-ı Hak: Hakkın ta kendisi olan sonsuz şeref ve yücelik sahibi Allah
    Hakîm: her işini hikmetle yapan Allah Semî': herşeyi duyan ve işiten Allah
    Yâ Rabbenâ: ey Rabbimiz adalet: hak sahibine hakkını verme, haksızı terbiye etme ve cezalandırma
    bilhassa: özellikle binaenaleyh: bundan dolayı
    cemaat-i uzmâ: büyük cemaat, topluluk cemâl: güzellik
    cereyan etmek: meydana gelmek cüz'î: ferdî, küçük
    dâr-ı âhiret: âhiret âlemi ednâ: basit, küçük
    emel: arzu, istek esbap: sebepler
    esfel-i sâfilîn: aşağıların en aşağısı hikmet: gaye fayda
    husule gelmek: meydana gelmek ikram: bağış, ihsan
    intizam: disiplin, düzen içtima: toplanma, bir araya gelme
    iştirâk etmek: katılmak iştiyak: şiddetli arzu ve istek
    kemâlât: mükemmel özellik ve dereceler keza: aynı, aynı biçimde
    kâfi: yeterli lisan-ı hal: hal dili
    mahlûkat: yaratılmış varlıklar matlub: istek, arzu
    merhamet: şefkat, acıma mevcudat: varlıklar
    minber: câmide hutbe okunan yer mücâzat: cezalandırma
    mükâfat: ödül mülâkat: kavuşma
    müteveccihen: yönelmiş olarak niyaz: dua etme, yalvarıp yakarma
    rahmet: merhamet ve şefkat risalet: elçilik, peygamberlik
    rüyet: Allah’ın cemâlini görme rıza: memnuniyet, hoşnut olma
    saadet-i ebediye: sonsuz mutluluk semâ: gökyüzü
    talep etmek: istemek tazarru: dua, yakarış
    tedbir: çekip çevirme, ihtiyacını karşılama terbiye: belli bir amaca erişecek şekilde geliştirme, yetiştirme
    tezat: zıtlık tezellül: Allah'ın huzûrunda boyun büküp yalvarma
    ubudiyet: kulluk zulüm: haksızlık
    zât-ı nurânî: nûrânî zât, Hz. Peygamber (a.s.m.) zîhayat: hayat sahibi, canlı
    âlem: dünya âmin: “Allah’ım kabul eyle”
    îcad: var etme, yaratma îtâ: aynen tekrar edilme, verilme


    Yazar : Risale Forum

  2. #12
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.052
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    Cevap: Reşhalar - Sayfa: 44


    Evet, ednâ bir sesi, ednâ bir kimseden, âdi bir iş için işitip kabul etmekle, en yüksek bir savtı, en büyük bir iş için işitip kabul etmemek, emsalsiz bir kubh ve çirkinlik ve bir kusurdur. Bu ise mümkün değildir. Çünkü, hüsn-i zâtî, kubh‑u zâtîye inkılâp eder. İnkılâb-ı hakâik ise muhaldir.

    ON İKİNCİ REŞHA: Arkadaş! O hatib-i mürşidden gördüğün, işittiğin kâfidir. Çünkü ahvalini tamamıyla ihâta etmek mümkün değildir. Öyleyse, ondan sonra gelen asırların o zâttan aldıkları feyizlere dikkat etmek üzere geri dönelim. Bak, arkadaş! Bütün bu asırlar o Asr-ı Saadetin güneşinden Ebû Hânife, Şâfiî, Ebû Yezid, Cüneyd-i Bağdadî, Abdülkadir-i Geylânî, İmam-ı Gazalî, Muhyiddin-i Arabî, Ebû Hasen-i Şâzelî, Şah-ı Nakşibend, İmam-ı Rabbânî (radiyallâhü anhüm ecmaîn) gibi binlerce nurânî ziyâdar yıldızlar ayrılıp âlem-i beşeri tenvir etmişlerdir.

    Meşhudatımızın tafsilâtını başka vakte tehir ederek, mu’cizat sahibi o zât-ı nurânî Aleyhissalâtü Vesselâma bir salât ü selâm getirelim.

    اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى هٰذَا الذَّاتِ النُّورَانِىِّ الَّذِى اُنْزِلَ عَلَيْهِ الْقُرْاٰنُ اْلحَكِيمُ مِنَ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ مِنَ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ اَعْنِى سَيِّدَنَا مُحَمَّدً اَلْفُ اَلْفِ صَلاَةٍ وَاَلْفُ اَلْفِ سَلاَمٍ بِعَدَدِ حَسَنَاتِ اُمَّتِهِ.عَلٰى مَنْ بَشَّرَ بِرِسَالَتِهِ التَّوْرَاةُ وَاْلاِنْجِيلُ وَالزَّبوُرُ وَبَشَّرَ بِنُبُوَّتِهِ اْلاِرْهَاصَاتُ وَهَوَاتِفُ الْجِنِّ وَاَوْلِيَاءُ اْلاِنْسِ وَكَوَاهِنُ الْبَشَرِ وَانْشَقَّ بِاِشَارَتِهِ الْقَمَرُ.. سَيِّدِنَا وَمْوْلاٰنَا مُحَمَّدٍ اَلْفُ اَلْفِ صَلاَةٍ وَاَلْفُ اَلْفِ سَلاَمٍ بِعَدَدِ اَنْفَاسِ اُمَّتِهِ.عَلٰى مَنْ جَاءَتْ لِدَعْوَتِهِ الشَّجَرُ، وَنَزَلَ سُرْعَةً بِدُعَائِهِ الْمَطَرُ، وَاَظَلَّتْهُ الْغَمَامَةُ مِنَ الْحَرِّ، وَشَبِعَ مِنْ صَاعٍ مِنْ طَعَامِهِ مِاٰتٌ مِنَ الْبَشَرِ، وَنَبَعَ الْمَاۤءُ مِنْ بَيْنِ اَصَابِعِهِ ثَلاَثَ



    Abdülkadir-i Geylânî: (bk. bilgiler) Asr-ı Saadet: mutluluk çağı, Peygamber Efendimizin (a.s.m.) peygamber olarak dünyada bulunduğu devir
    Cüneyd-i Bağdadî: (bk. bilgiler) Ebû Hasen-i Şâzelî: (bk. bilgiler – Seyyid Ebu’l-Hasen-i Şâzelî)
    Ebû Yezid: (bk. bilgiler – Bâyezid-i Bistâmî) Muhyiddin-i Arabî: (bk. bilgiler)
    ahval: haller, durumlar asır: yüzyıl
    ednâ: en basit, küçük emsalsiz: benzersiz
    feyiz: bereket, bolluk hatib-i mürşid: doğru yolu gösteren hatip; Hz. Peygamber (a.s.m.)
    hüsn-i zâtî: bir şeyin bizzat kendisinin güzel olması, güzelilği başkasından gelmemesi ihâta etmek: kuşatmak, her şeyi içine almak
    inkılâb-ı hakâik: gerçeklerin zıddına dönüşmesi inkılâp etmek: değişmek, dönüşmek
    kubh: çirkinlik, kötülük kubh-u zâtî: bir şeyin bizzat kendisinin çirkin olması
    meşhudat: görünen, gözlemlenen şeyler muhal: imkânsız
    mu’cizat: mu’cizeler nurânî: nur gibi etrafını aydınlatan
    radiyallâhü anhüm ecmaîn: Allah onların hepsinden razı olsun reşha: sızıntı
    salât ü selâm: Peygamberimiz (a.s.m.) için yapılan dua ve niyaz savt: ses
    tafsilât: ayrıntı tehir etmek: ertelemek, sonraya bırakmak
    tenvir etmek: aydınlatmak, ışıklandırmak ziyâdar: ışıklı, nurlu
    zât-ı nurânî: nûrânî zât, Hz. Peygamber (a.s.m.) âdi: basit, sıradan
    âlem-i beşer: insanlık âlemi İmam-ı Gazalî: (bk. bilgiler)
    İmam-ı Rabbânî: (bk. bilgiler) İmâm-ı Âzam Ebû Hânife: (bk. bilgiler)
    Şah-ı Nakşibend: (bk. bilgiler) Şâfiî: (bk. bilgiler – İmâm-ı Şâfiî)


    Yazar : Risale Forum

  3. #13
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.052
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    Cevap: Reşhalar - Sayfa: 45

    مَرَّاتٍ كَالْكَوْثَرِ وَسَبَّحَ فِى كَفَّيْهِ اْلحَصَاةُ وَالْمَدَرُ، وَاَنْطَقَ اللهُ لَهُ الضَّبَّ وَالظَّبْىَ وَالذِّئْبَ وَالْجِذْعَ وَالذِّرَاعَ وَالْجَمَلَ وَالْجَبَلَ وَالْحَجَرَ وَالشَّجَرَ صَاحِبِ الْمِعْرَاجِ وَمَا زَاغَ الْبَصَرُ... سَيِّدِنَا وَمَوْلاَنَا وَشَفِيعِنَا مُحَمَّدٍ اَلْفُ اَلْفِ صَلاَةٍ وَاَلْفُ اَلْفِ سَلاَمٍ بِعَدَدِ كُلِّ الْحُرُوفِ الْمُتَشَكِّلَةِ فِى اْلكَلِمَاتِ الْمُتَمَثِّلَةِ بِاِذْنِ الرَّحْمٰنِ فِى مَرَايَا تَمَوُّجَاتِ الْهَوَاۤءِ عِنْدَ قِرَاۤءَةِ كُلِّ كَلِمَةٍ مِنَ الْقُرْاٰنِ مِنْ كُلِّ قَارِئٍ مِنْ اَوَّلِ النُّزُولِ اِلٰى اٰخِرِ الزَّماَنِ وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا يَاۤ اِلٰهَنَا بِكُلِّ صَلاَةٍ مِنْهَا اٰمِينَ اٰمِينَ اٰمِينَ.1


    Arkadaş! Risalet-i Ahmediyeyi ispat eden deliller pek büyük bir yekûn teşkil ediyor. On Dokuzuncu Söz namındaki risalemde o delillerden bir kısmı zikredilmiştir. O zâtın izhar ettiği bine yakın mu’cizeleriyle Yirmi Beşinci Söz namındaki eserimde tafsil edilen kırk vech-i i’câza bâliğ olan Kur’ân, risalet-i Ahmediyeye (a.s.m.) şehadet ettiği gibi, bu kâinat da âyâtıyla o zâtın nübüvvetine delâlet eder. Evet, kâinatta yazılan sayısız âyetler Zât-ı Ehadin vahdaniyetine şehadet ettikleri gibi, risalet-i Ahmediyeye de (a.s.m.) delâlet ve şehadet ederler.



    Bilgi
    Dipnot-1

    Salât ve selâm o nurânî zâta olsun ki, o zât, Rahmân ve Rahîm’den ve Arş-ı Âzamdan gelen Furkân-ı Hakîmin kendisine indiği Efendimiz Muhammed’dir. Ümmetinin iyilikleri sayısınca milyonlar salât ve milyonlar selâm üzerine olsun. Risaleti Tevrat, İncil ve Zebur’da müjdelenen; nübüvveti irhâsatla, cinlerin hâtifleriyle, insanlık âleminin evliyalarıyla, beşer kâhinleriyle müjdelenen; bir işaretiyle ay’ı parçalayan Efendimiz Muhammed’e, ümmetinin nefesleri sayısınca milyonlar salât ve selâm olsun. Davetine ağaçların koşup geldiği, duâsıyla yağmurun hemen iniverdiği, sıcaktan korumak için bulutların ona gölge yaptığı, bir ölçek yemeğiyle yüzlerce insanın doyduğu, parmaklarının arasından üç defa kevser gibi suların çağladığı, onun hürmetine Allah’ın, kertenkeleyi, ceylânı, ağaç kütüğünü, zehirli keçinin kolunu, deveyi, dağı, taşı ve toprağı konuşturduğu, Miracın sahibi olan ve gözü asla şaşmayan o büyük miraç mu’cizesinde rüyetullaha mazhar olan Efendimiz ve Şefaatçimiz Muhammed’e, Kur’ân’ın ilk inmeye başladığı andan zamanın sonuna kadar onu okuyan her bir okuyucunun okuduğu her bir kelimenin hava dalgalarının âyinelerinde Rahmân’ın izniyle yansıyan bütün kelimelerinin bütün harfleri sayısınca, milyonlar salât ve selâm olsun. Bütün bu salâvatlardan her biri hürmetine bizi bağışla, ey İlâhımız, bize merhamet et. Âmin.




    Arş-ı Âzam: Allah’ın büyüklüğünün tecellî ettiği yer Furkân-ı Hakîm: doğruyu yanlıştan ayıran ve her âyeti hikmetlerle dolu olan Kur’ân
    Rahmân: rahmeti her şeyi kuşatan Allah Rahîm: şefkat ve merhametinin kişiye özel tecellîleri olan Allah
    Risalet-i Ahmediye: Hz. Muhammed’in (a.s.m.) peygamberliği Zât-ı Ehad: her bir varlıkta birliği tecellî eden Zât, Allah
    bâliğ olan: erişen, ulaşan delâlet etmek: delil olmak, işaret etmek
    hâtif: gaybdan haber veren irhasat: Peygamberimize peygamberlik verilmeden önceki peygamberlik delilleri
    izhar etmek: açıklamak, göstermek kevser: Cennet’te bir havuz veya nehir
    kâhin: gelecekten haber veren miraç: Peygamber Efendimizin (a.s.m) bir gece Cebrâil (a.s.) ile kâinatı gezerek Allah’ın huzuruna yükselmesi
    mu’cize: Allah tarafından verilip, yalnız peygamberlerin gösterebilecekleri büyük harika iş namında: adında
    nurânî: nur gibi etrafını aydınlatan nübüvvet: peygamberlik
    risale: küçük çaplı kitap; Risale-i Nur’un bölümleri risalet: bir semâvî kitaba sahip olan peygamberlik
    rüyetullah: Allah’ın Cemâlini görme salât: Peygamber Efendimiz için yapılan dua
    tafsil edilen: ayrıntılı olarak açıklanan teşkil etmek: meydana gelmek, oluşmak
    vahdaniyet: Allah’ın benzersiz ve bir oluşu ve ortağının bulunmayışı vech-i i'câz: mu’cize olma yönü
    yekûn: bütün, toplam zikredilmek: anılmak, belirtilmek
    zât: kişi; Hz. Muhammed (a.s.m.) âyet: delil, Allah’ın varlığına işaret eden şey
    âyât: âyetler, deliler şehadet etmek: şahitlik yapmak
    Yazar : Risale Forum

  4. #14
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.052
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    Cevap: Reşhalar - Sayfa: 46


    Ezcümle:
    Kâinatta görünen hüsn-ü san’at dahi risalet-i Ahmediyeye (a.s.m.) delâlet ve şehadet eden kat’î bir delildir. Zira, şu ziynetli masnuatın cemâli, hüsn-i san’at ve ziyneti izhar eder. San’at ve suretin güzelliği, Sânide güzelleştirmek ve ziynetlendirmek isteği mevcut olduğuna delâlet eder. Güzelleştirmek ve zînetlendirmek sıfatları, Sâniin san’atına olan muhabbetine delâlet eder. Bu muhabbet ise, masnuatın en ekmeli insan olduğuna delildir. Çünkü o muhabbetin mazhar ve medarı insandır. İnsan dahi masnuatın en câmi ve en garibi olduğundan, şecere-i hilkate bir semere-i şuuriyedir. İnsan bir semere gibi olduğu cihetle kâinatın eczası arasında en câmi ve baîd bir cüzdür. İnsan zîşuur ve câmi olduğu cihetle, nazarı âmm, şuuru küllî olur. Nazarı âmm olduğundan şecere‑i hilkati tamamıyla görür, şuuru da küllî olduğundan, Sâniin makasıdını bilir. Öyleyse, insan Sâniin muhatab-ı hâssıdır.

    Evet, âmm ve şumullü olan nazar ve şuurunu Sâniin ibadetine ve muhabbetine sarf ve san’atını istihsan, takdir ve teşhirine tevcih ve nimetlerinin şükrüne istimal eden bir fert, verdiği nimetlere karşı şükür isteyen ve yarattığı mahlûkatı ibadete, şükre davet eden Sâniin has muhatap ve habibidir.

    Ey insanlar! Zikredilen ahval ve şuûnatla muttasıf olan Hazret-i Muhammed’in (a.s.m.), Sâniin o ferd-i ferid dediğimiz muhatab-ı hassı olmamasına imkân var mıdır? Ve tarihinizin gösterdiği nev-i beşerden en büyük insanlar arasında, bu makama daha lâyık diğer bir şahıs var mıdır?

    Ey gözleri sağlam ve kalbleri kör olmayan insanlar! Bakınız, insan âleminde iki daire ve iki levha vardır:

    Birinci daire: Rububiyet dairesidir.

    İkinci daire: Ubudiyet dairesidir.



    Sâni: her şeyi san’atla yaratan Allah ahval: haller, vaziyetler
    baîd: uzak cemâl: güzellik
    cihet: yön, taraf câmi: kapsamlı
    cüz: kısım, parça delâlet etme: delil olma, gösterme
    ecza: parçalar, kısımlar ekmel: en mükemmel
    ezcümle: meselâ, örneğin ferd-i ferid: eşi-benzeri olmayan tek kişi
    garib: farklı, benzersiz habib: sevgili
    has: özel hüsn-ü san’at: sonsuz güzellikteki sanat
    istihsan: beğenme, güzel bulma istimal eden: kullanan
    izhar etmek: açıklamak, göstermek kat'î: kesin, şüphesiz
    kâinat: evren küllî: kapsamlı, geniş
    levha: görünen manzara; tablo mahlûkat: yaratılmışlar, varlıklar
    makasıd: gayeler, istenilen şeyler masnuat: san’at eseri varlıklar
    mazhar: bir şeye erişen; ayna olan medar: sebep, vesile
    mevcut: var muhabbet: sevgi
    muhatab-ı hâs: özel muhatap muhatap: hitap edilen
    muttasıf: bir nitelik ve özelliği üzerinde taşıyan nazar: bakış, görüş
    nev-i beşer: insanlık risalet-i Ahmediye: Hz. Muhammed’in (a.s.m.) peygamberliği ve Allah’ın ona semâvî kitap göndermesi
    rububiyet: Rablık; Allah’ın her bir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri vermesi, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulundurması sarf: kullanma
    semere: meyve semere-i şuuriye: şuurlu bir meyve; kâinat ağacının şuurlu meyvesi olan insan
    suret: biçim, şekil sıfat: nitelik, vasıf
    takdir: övgü tevcih: yöneltme
    teşhir: ilân etme, sergileme ubudiyet: kulluk
    zikredilen: hatırlatılan, söylenen zira: çünkü
    ziynet: süs zîşuur: akıl ve şuur sahibi
    âmm: genel, kapsamlı şecere-i hilkat: yaratılış ağacı; kâinattaki bütün varlıkların bir ağaç misali yaratılmaları
    şehadet eden: şahitlik eden şumul: geniş kapsamlı oluş, kuşatıcılık
    şuur: bilinç, anlayış şuûnat: hâller, işler
    şükür: Allah’a karşı minnet duyma, teşekkür etme


    Yazar : Risale Forum

  5. #15
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.052
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    Cevap: Reşhalar - Sayfa: 476


    Birinci levha:
    Hüsn-ü san’attır

    İkinci levha ise: Tefekkür ve istihsandır.

    Bu iki daire ile iki levha arasındaki münasebete bakınız ki, ubudiyet dairesi bütün kuvvetiyle rububiyet dairesi hesabına çalışıyor. Tefekkür, teşekkür, istihsan levhası da bütün işaretleriyle hüsn-ü san’at ve nimet levhasına bakıyor.

    Bu hakikati gözünle gördükten sonra, rububiyet ve ubudiyet dairelerinin reisleri arasında en büyük bir münasebetin bulunmamasına aklınca imkân var mıdır? Ve Sâniin makasıdına kemâl-i ihlâsla hizmet eden ubudiyet reisinin Sâni ile azîm bir münasebeti ve kavî bir intisabı ve o intisapla her iki daire reisleri arasında bir muârefe ve mükâleme ve alışverişin olmamasına ihtimal var mıdır? Öyleyse, bilbedâhe tahakkuk etti ki, ubudiyet reisi, rububiyetin has mahbup ve makbulüdür.

    Ey insan! Bu süslü masnuatı envâ-ı mehasinle tezyin eden ve bütün zîhayat olanların zevklerine, iştahlarına göre bu kadar nimetleri in’âm eden Sâni’in en kâmil, en cemîl ve ibadetine kemâl-i iştiyakla teveccüh eden ve Sâni’in mehasin-i san’atına takdir ve istihsanatıyla arş ve ferşi taraba, sevinmeye getiren ve Sâniin ihsanatına yaptığı teşekkürat ve tekbirat ile berr ve bahri cezbeye getiren şu güzel mahlûk ve masnuuna iltifat edip sözünü nazar-ı itibara almaması ve teşekküratına mukabele etmemesi ve teveccüh edip, kendisiyle konuşmaması ve iktidarına göre bütün mahlûkata bir imam ve mürşid yapmaması imkânı var mıdır?




    Sâni: her şeyi san’atla yaratan Allah arş ve ferş: gök ve yer
    azîm: büyük, yüce berr ve bahr: denizler ve karalar
    bilbedâhe: ap açık cemîl: güzel
    cezbe: Allah aşkıyla kendinden geçme envâ-ı mehasin: çeşitli güzellikler
    hakikat: gerçek has: özel
    hüsn-ü san’at: san’at güzelliği, güzel san’atlar ihsanat: iyilikler, bağışlar
    iktidar: güç, kudret iltifat etmek: yönelmek, değer vermek
    imam: önder, rehber imkân: mümkün olma, olabilirlik
    intisab: bağlanma, mensup olma in’âm eden: nimetlendiren
    istihsan: beğenme, güzel bulma istihsanat: beğenmeler, güzel bulmalar
    iştah: istek, arzu kavî: kuvvetli, sağlam
    kemâl-i ihlâs: mükemmel ve kusursuz samimiyet kemâl-i iştiyak: tam bir istek ve arzu
    kâmil: olgun, mükemmel levha: görünen manzara; tablo
    mahbup: sevgili mahlûk: yaratılmış varlık, yaratık
    mahlûkat: yaratılmışlar, yaratıklar makasıd: gayeler, istenilen şeyler
    makbul: kabul gören masnu: san’at eseri
    masnuat: san’at eseri varlıklar mehasin-i san'at: san’at güzellikleri
    mukabele etmek: karşılık vermek muârefe: karşılıklı tanışma, bilişme; birbirini bilip tanıma
    mükâleme: karşılıklı konuşma münasebet: bağlantı, bağ
    mürşid: doğru yolu gösteren nazar-ı itibar: dikkate alma
    nimet: iyilik, lütuf, ihsan reis: başkan
    rububiyet: Allah’ın her varlığa, yaratılış gayelerine ulaşmaları için zarar verici şeylerden koruyup, onları terbiye etmesi, tedbir, tasarruf ve egemenliği altında bulundurması tahakkuk etmek: gerçekleşmek
    takdir: övgü taraba getiren: sevinç veren
    tefekkür: Allah’ı tanımak için etraflıca ve derinlemesine düşünme tekbirat: tekbirler
    teveccüh etmek: yönelmek tezyin eden: süsleyen
    teşekkürat: teşekkürler ubudiyet: kulluk, ibadet
    ubudiyet reisi: Allah'a hakiki kulluğu gösteren lider; Hz. Peygamber (a.s.m.) zîhayat: canlı, hayat sahibi

    Yazar : Risale Forum

Sayfa 2/2 İlkİlk 12

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222