Sayfa 2/2 İlkİlk 12
14 sonuçtan 11 ile 14 arası

Konu: Lem'alar

  1. #11
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.057
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    Cevap: Lem'alar - Sayfa No:29

    birdir. Çünkü ikisi de bir merkeze bakar, bir kanuna bağlıdır, terbiye ve keyfiyetleri birdir. Malûmdur ki, merkezin ittihadı, kanunun vahdeti, terbiyenin vahdaniyeti sayesinde külfet, meşakkat, masraf azalır ve öyle bir kolaylık hasıl olur ki, pek çok semereleri olan bir ağaç yed-i vâhide, tek bir semerenin yapılışı da eyâdi-i kesireye tevdi edildiği zaman, her iki tarafın yapılışları suhuletçe bir olur. Ve aralarında yaratılışça fark yoktur. Çok adamlar tarafından yapılan bir semerenin terbiyesi için lâzım olan cihazat ve âlat ve edevat ve saire, bir adam tarafından yapılan semeredar şecerenin terbiye ve yapılması için de aynen o kadar malzeme lâzımdır. Yalnız keyfiyetçe fark olabilir.

    Meselâ: Bir ordu askere yapılan elbise tedariki için ne kadar âlât, edevat ve makine lâzımdır; bir neferin elbisesi için de o kadar âlât ve edevat lâzımdır. Ve keza, bir kitabın bin nüshasıyla bir nüshasının ücreti matbaaca birdir. Bazan da tek bir nüshanın tab’ı, daha fazla bir ücrete tâbi tutulur. Buna kıyasen, bir matbaayı bırakıp çok matbaalara başvurulursa, bir kaç kat fazla ücretlerin verilmesi lâzım gelir.

    Evet, kesret vahdete isnad edilmediği takdirde, vahdeti kesrete isnad etmek mecburiyeti hasıl olur. Demek, dağınık bir nev’in icadındaki suhulet-i harika, vahdet ve tevhid sırrına bağlıdır.

    ON BİRİNCİ LEM’A: Arkadaş! Bir nev’in efradı arasındaki tevafuk ve bir cinsin envâı arasında âzâ-yı esasiyede bulunan müşabehet, sikkenin ittihadına, kalemin vahdetine delâlet ettiklerinden anlaşılıyor ki, bütün mütevafık ve müteşabihler, yani birbirine benzeyen çokluk, bir Zât-ı Vâhidin eser-i san’atıdır.

    Kezalik, inşa ve icadlarda görünen şu suhulet-i mutlaka, bütün mevcudatın bir Sâni-i Vâhidin eseri olduğunu, vücub derecesinde istilzam ediyor. Aksi halde, suubet, güçlük öyle bir derece-i imtinâ ve muhaliyete çıkacaktır ki, o cins ve nevilerin ademden vücuda çıkmalarına bir sed çekilmiş olur. Binaenaleyh, Cenâb-ı




    Sâni-i Vâhid: tek olan ve her şeyi san’atlı yapan Allah Zât-ı Vâhid: bir ve tek olan, ortağı olmayan Zât, Allah
    adem: hiçlik, yokluk aynen: tıpkı, tıpkısı, tamamıyla
    binaenaleyh: bundan dolayı cihazat: cihazlar, donanım
    cins: tür, çeşit delâlet etmek: delil olmak, göstermek
    derece-i imtinâ: imkânsızlık derecesi, olması mümkün olmamak edevat: edatlar; araçlar
    efrad: fertler envâ: çeşitler, türler
    eser-i san'at: san’at eseri eyâdi-i kesire: çok eller
    hasıl olmak: meydana gelmek icad: var etme, yaratma
    inşa: belirli unsurları kullanarak yaratma isnad etmek: dayandırmak
    istilzam etmek: gerektirmek; şart kılmak ittihad: bir ve tek olma
    kesret: çokluk keyfiyet: durum, nitelik, özellik
    keza: aynı, aynı biçimde kezalik: bunun gibi
    külfet: güçlük kıyasen: karşılaştırmak suretiyle
    malûm: bilinen, belli mecburiyet: zorunluluk
    mevcudat: varlıklar meşakkat: sıkıntı, zorluk, zahmet
    muhaliyet: imkânsızlık, olma ihtimâli asla bulunmama mütevafık: birbirine denk olan; uyan
    müteşabih: birbirine benzeyen, aralarında benzerlik olan müşabehet: benzeyiş
    nefer: asker, er nev': çeşit, tür
    nüsha: kopya sair: diğer, başka
    sed çekmek: engel koymak semere: meyve
    semeredar: meyveli, verimli sikke: damga, mühür
    suhulet: kolaylık suhulet-i harika: olağanüstü bir kolaylık
    suhulet-i mutlaka: sınırsız kolaylık suubet: zorluk
    sır: gizli gerçek tab’: basmak
    takdirde: durumda tedarik: bir ihtiyacı sağlama, karşılama
    terbiye: belli bir amaca erişecek şekilde geliştirme, olgunluğa kavuşturma tevafuk: uygunluk
    tevdi etmek: bırakmak tevhid: birleme, her şeyin bir elde toplanması
    tâbi tutmak: bağlı kılmak vahdaniyet: birlik
    vahdet: birlik; tek olma vücub: zorunluluk, gereklilik
    vücud: varlık, var oluş yed-i vâhid: tek el
    âlât: aletler âzâ-yı esasiye: temel organlar
    şecere: ağaç


    Yazar : Risale Forum

  2. #12
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.057
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    Cevap: Lem'alar - Sayfa No:30

    Hakkın zâtında şeriki olmadığı gibi—çünkü intizam bozulur, âlem fesada gider—fiilinde de şeriki yoktur. Çünkü, suubetten, güçlükten dolayı âlemin ademden çıkmamasına sebep olur.

    ON İKİNCİ LEM’A: Arkadaş! Hayat, Hâlıkın ehadiyetine burhan olduğu gibi, mevt de devam ve bekasına bir delildir.

    Evet, nasıl akan nehirlerin, dalgalanan denizlerin kabarcıkları ve yeryüzünde bulunan sair şeffaflar, şemsin ziyâ ve timsallerini göstermekle şemsin vücuduna şehadet ettikleri gibi, o kabarcık gibi şeffaflar ölüp söndükten sonra yerlerine müteselsilen gelip geçen emsalleri, yine şemsin ziyâ ve timsallerini gösterdiklerinden, şemsin devam ve bekasına ve bütün o şuâat, celevat ve timsallerin bir şems-i vâhidin eseri olduklarına şehadet ediyorlar. İşte o şeffaflar, vücutlarıyla şemsin vücuduna ve ademleri ve ölümleriyle de şemsin devam ve bekasına delâlet ediyorlar.

    Kezalik, mevcudat, vücuduyla Vâcibü’l-Vücudun vücub-u vücuduna ve ölüm ve zevaliyle, teceddüdî bir teselsülle yerlerine gelen emsali, Sâniin ezelî ve ebedî vâhidiyetine şehadet ediyorlar.

    Evet, leyl ve neharın ihtilâfı, fusul-i erbaanın tahavvülü ve unsurların tebeddülü hengâmlarında meydana çıkan şu güzel mevcudat ve bu lâtif masnuatta devam ile cereyan eden mübadele ve devr ü teslim muamelesi kat’î bir şehadetle, sermedî, âlî, dâimüttecellî bir Sahib-i Cemâlin vücuduna ve bekasına ve vahdetine şehadet eden kat’î bir burhandır.

    Ve keza, senevî inkılâplarda, müsebbebatla esbabın birlikte ölüm ve zevali ve sonradan ikisinin yine birlikte iâdeleri, esbabın da müsebbebat gibi âciz masnu




    Cenâb-ı Hak: Hakkın ta kendisi olan sonsuz şeref ve yücelik sahibi Allah Hâlık: her şeyi yaratan Allah
    Sahib-i Cemâl: sonsuz güzellik sahibi olan Allah Sâni: herşeyi san’atlı bir şekilde yaratan Allah
    Vâcibü'l-Vücud: varlığı zorunlu olan, var olmak için hiçbir sebebe ihtiyacı bulunmayan Allah adem: hiçlik, yokluk
    beka: devamlılık ve kalıcılık burhan: güçlü ve sarsılmaz delil, kanıt
    celevat: cilveler, görüntüler cereyan eden: meydana gelen
    delâlet etmek: delil olmak, işaret etmek devr ü teslim muamelesi: sürekli olarak birbirinin yerine geçme uygulaması
    dâimüttecellî: tecellî ve yansımaları sürekli devam eden ehadiyet: Allah’ın birliğinin varlıklarda tek tek görünmesi ve herbir şeye hükmetmesi
    emsal: benzer olanlar esbab: sebebler
    ezelî ve ebedî: varlığının başlangıcı ve sonu olmayan Zât, Allah fesada gitmek: bozulmak
    fusul-i erbaa: dört mevsim hengâm: zaman; dönem
    ihtilâf: farklılık inkılâp: değişim
    intizam: düzen iâde: birinin yerine tekrar getirilme
    kat'î: kesin bir şekilde keza: aynı, aynı biçimde
    kezalik: bunun gibi leyl: gece
    lâtif: ince, güzel masnu: san’at eseri varlık
    masnuat: san’at eseri varlıklar mevcudat: varlıklar
    mevt: ölüm mübadele: devir-teslim
    müsebbebat: sebeplerle meydana getirilenler müteselsilen: zincirleme şeklinde; birbirine bağlı olarak
    nehar: gündüz sair: diğer, başka
    senevî: yıllık sermedî: daimî, sürekli
    suubet: zorluk tahavvül: değişim
    tebeddül: değişerek birbirinin yerini alma teceddüdî: sürekli yenilenme hali
    teselsül: zincirleme devam etme, ard arda gelme timsal: görüntü; yansıma
    unsur: element vahdet: birlik
    vâhidiyet: birlik vücub-u vücud: Allah’ın varlığının zorunlu oluşu, var olmak için bir sebebe muhtaç olmaması
    vücud: varlık zeval: geçip gitme, sona erme
    ziyâ: ışık; parlaklık zâtında: kendisinde
    âciz: güçsüz, elinden bir şey gelmeyen âlem: dünya, evren
    âlî: yüce, yüksek şeffaf: saydam, parlak
    şehadet: şahidlik şems: Güneş
    şems-i vâhid: bir tek Güneş şerik: ortak
    şuâat: şualar, ışık hüzmeleri


    Yazar : Risale Forum

  3. #13
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.057
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    Cevap: Lem'alar - Sayfa No:31

    ve mahlûklardan olduğuna delâlet ettiği gibi, bu masnuat ve mevcudatın, bir Zât-ı Vâhidin müteceddid bir san’atı olduğuna da şehadet eder.

    ON ÜÇÜNCÜ LEM’A: Arkadaş! Zerrelerden tut, seyyarelere kadar ve nakışlardan şemslere varıncaya kadar herşey, zâtında, hakikatinde sabit olan acz ve fakrın lisan-ı haliyle Sâniin vücub-u vücudunu ilân eder.

    Ve keza, acziyle beraber, nizam-ı umumînin bozulmaması için, hâmil bulunduğu acip ve mühim vazifeler cihetiyle Sâniin vahdetine delâlet eder. Binaenaleyh, Sâniin vâcip ve vâhid olduğuna herşeyde iki şahit olduğu gibi, Hâlıkın ehad ve samed olduğuna da herbir zîhayatta iki âyet vardır.1

    ON DÖRDÜNCÜ LEM’A: Arkadaş! Mevcudat, Cenâb-ı Hakkın vücub-u vücud ve vahdetine şehadet ettiği gibi, celâlî, cemâlî, kemâlî olan cemî sıfâtına da delâlet etmekle, Hâlıkın zâtında naks ve kusur olmadığını ve şuûnatında, sıfâtında ve esmâsında ve ef’âlinde de naks ve kusur bulunmadığını ilân ediyor.

    Zira, eserin kemâli bilmüşahede fiilin kemâline, fiilin kemâli bilbedâhe ismin kemâline, ismin kemâli bizzarure sıfatın kemâline, sıfatın kemâli hads-i yakîn ile şuûnatın kemâline delâlet eder. Şe’nin kemâli ise, hakkalyakîn bir sûretle Zâtın kemâlini gösterir.



    Not
    Dipnot-1 İhtar: Kâinatın eczasından her bir cüz’ün elli beş lisanla Vâhid-i Ehad ve Vâcibü’l-Vücudu ilân etmekte olduğunu, Kur’ân’ın feyzinden fehmedip, icmâlen “Katre” namındaki eserimde beyan etmişimdir. Arzu eden oraya müracaat etsin.




    Cenâb-ı Hak: Hakkın ta kendisi olan sonsuz şeref ve yücelik sahibi Allah Hâlık: her şeyi yaratan Allah
    Katre: "damla" mânâsına gelen ve Mesnevî-i Nuriye'de yer alan bir risale Sâni: herşeyi san’atlı bir şekilde yaratan Allah
    Vâcibü’l-Vücud: varlığı zorunlu olan, var olmak için hiçbir sebebe ihtiyacı bulunmayan Allah Vâhid-i Ehad: bir olan ve birliği her bir şeyde görülen Allah
    Zât: varlığın kendisi; Allah’ın Kendisi, varlığı Zât-ı Vâhid: bir ve tek olan Zât, Allah
    acip: hayret verici, şaşırtıcı acz: acizlik, güçsüzlük
    beyan etmek: açıklamak bilbedâhe: çok açık bir şekilde
    bilmüşahede: gözle görmek suretiyle binaenaleyh: bundan dolayı
    bizzarure: kaçınılmaz şekilde; zaruri olarak celâlî: haşmet ve görkeme ait; Allah’ın büyüklük, azamet, haşmet sıfatları
    cemâlî: güzelliğe ait; Allah’ın güzel sıfatları cemî: bütün
    cihet: yön cüz’: bütünün parçası, bölümü
    delâlet etmek: delil olmak, işaret etmek ecza: bütünü oluşturan parçalar, bölümler
    ef'âl: fiiller, işler ehad: bir, herbir şeyde sıfatları ile görünmesi
    esmâ: Allah’ın isimleri fakr: fakirlik, ihtiyaç hâli
    fehmetmek: anlamak feyz: ihsan, bereket
    hads-i yakîn: kesine yakın bilgi; kesin kavrayış hakikat: bir şeyin aslı ve esası, gerçek mahiyeti
    hakkalyakîn: bizzat yaşanarak elde edilen kesinlik hâmil bulunmak: taşımak
    icmâlen: kısaca ihtar: hatırlatma, ikaz
    kemâl: kusursuzluk, mükemmellik, olgunluk kemâlî: mükemmellik ve olgunluğa ait Allah’ın kusursuz, mükemmel sıfatları
    keza: aynı biçimde lisan: dil
    lisan-ı hal: hâl dili mahlûk: varlık
    masnuat: san’at eseri varlıklar mevcudat: varlıklar
    müteceddid: yenilenen, tazelenen naks: eksiklik, noksanlık
    nakış: işleme, süsleme nam: ad
    nizam-ı umumî: genel düzen samed: hiçbir şeye muhtaç olmayan ve her şey Kendisine muhtaç olan
    seyyare: gezegen sûret: biçim, şekil
    sıfât: Allah’ın yüce Zâtını niteleyen kutsal özellikler ilim, irade, kudret gibi vahdet: birlik, teklik
    vâcip: zorunlu, gerekli vâhid: bir, her şeye Kendisinin hükmetmesi
    vücub-u vücud: Allah’ın varlığının zorunlu oluşu, var olmak için bir sebebe muhtaç olmaması zatında: şahsında, kendisinde
    zerre: atom, çok küçük parça zira: çünkü, şundan dolayı
    zîhayat: canlı âyet: Kur’ân’ın her bir cümlesi
    şehadet etmek: şahid olmak şems: Güneş
    şe’n: Cenâb-ı Hakkın yüce sıfatlarının mahiyetinde bulunan ve onları tecellîye sevk eden Zâtına ait mukaddes özellik şuûnat: Cenâb-ı Hakkın yüce sıfatlarının mahiyetlerinde bulunan ve onları tecelliye sevk eden Zâtına ait mukaddes özellikler
    Yazar : Risale Forum

  4. #14
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.057
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    Cevap: Lem'alar - Sayfa No:32

    Binaenaleyh, bir kasrın ve bir sarayın nukuş ve tezyinatındaki mükemmeliyet, sâni ve mühendisin yaptıkları o nakışlar üstünde ve tezyinat altında görünen ef’âlin mükemmeliyetine delâlet eder.

    Ef’âlin mükemmeliyeti dahi, o sâniin taktığı isim ve lâkapların mükemmeliyetini gösterir. Esmânın mükemmeliyeti, sıfâtın mükemmeliyetine delâlet eder. Sıfâtın mükemmeliyeti, şuûnatın mükemmeliyetini tasrih eder. Şuûnatın mükemmeliyeti dahi, o nakkaşın mükemmeliyet-i zâtına delâlet eder.

    Kezalik, kâinatta görünen âsârın kemâli, hadsî bir müşahedeyle, ef’âlin mükemmeliyetine, ef’âlin kemâli de fâilin kemâl-i esmâsına, esmânın kemâli sıfâtın kemâline, sıfâtın kemâli şuûnat-ı zâtiyenin kemâline, şuunatın kemâli Zât-ı Zülcelâlin kemâline delâlet eder.





    Zât-ı Zülcelâl: sonsuz haşmet sahibi ve şanı yüce Allah binaenaleyh: bundan dolayı
    delâlet etmek: delil olmak, işaret etmek ef'âl: fiiller, işler
    esmâ: Allah’ın isimleri fâil: bir işi yapan; fiilin sahibi
    hadsî: düşünmeye ihtiyaç olmaksızın, âni ve doğru idrâk kasr: köşk, saray
    kemâl: mükemmellik, kusursuzluk kemâl-i esmâ: isimlerin mükemmelliği
    kezalik: bunun gibi lâkap: asıl isminden başka sonradan takılan ad, bir zâtın bir özelliğinden kaynaklanan adı
    mükemmeliyet: tam ve eksiksiz olma mükemmeliyet-i zât: zatın bizzat kendisinde olan mükemmellik
    müşahede: gözlem yapma nakkaş: nakış ustası
    nukuş: nakışlar, işlemeler sâni: san’atkâr
    sıfât: özellik, nitelik; Allah’ın yüce Zâtını niteleyen kutsal özellikler İlim, irade, kudret gibi tasrih etmek: açık şekilde bildirmek
    tezyinat: süslemeler âsâr: eserler, varlıklar
    şuûnat: Cenâb-ı Hakkın yüce sıfatlarının mahiyetlerinde bulunan ve onları tecelliye sevk eden Zâtına ait mukaddes özellikler şuûnat-ı zatiye: Cenâb-ı Hakkın yüce sıfatlarının mahiyetlerinde bulunan ve onları tecellîye sevk eden Zâtına ait mukaddes özellikler


    Yazar : Risale Forum

Sayfa 2/2 İlkİlk 12

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222