3 sonuçtan 1 ile 3 arası

  1. #1
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 514 + 37862


    Yedinci Mektub

    Yedinci Mektub
    بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ 1
    وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ 2


    اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ اَبَداً دَاۤئِمًا 3

    AZİZ kardeşlerim,


    Bana söylemek üzere Şamlı Hâfıza iki şey demişsiniz:

    Birincisi: “Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâmın Zeyneb’i tezevvücünü, eski zaman münafıkları gibi yeni zamanın ehl-i dalâleti dahi medar-ı tenkit buluyorlar; nefsanî, şehevânî telâkki ediyorlar” diyorsunuz.

    Elcevap: Yüz bin defa hâşâ ve kellâ! O dâmen-i muallâya şöyle pest şübehâtın eli yetişmez. Evet, on beş yaşından kırk yaşına kadar, hararet-i gariziyenin galeyanı hengâmında ve hevesât-ı nefsaniyenin iltihabı zamanında, dost ve düşmanın ittifakıyla kemâl-i iffet ve tamam-ı ismetle Haticetü’l-Kübrâ (r.a.) gibi ihtiyarca birtek kadınla iktifa ve kanaat eden bir zâtın, kırktan sonra, yani hararet-i gariziye tevakkufu hengâmında ve hevesât-ı nefsâniyenin sükûneti zamanında kesret-i izdivaç ve tezevvücâtı, bizzarure ve bilbedâhe, nefsanî olmadığını ve başka ehemmiyetli hikmetlere müstenit olduğunu, zerre kadar insafı olana ispat eder bir hüccettir.

    O hikmetlerden birisi şudur ki: Zât-ı Risaletin akvâli gibi, ef’al ve ahvâli ve





    Not
    Dipnot-1 Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah’ın adıyla.

    Dipnot-2 “Hiçbir şey yoktur ki Allah’ı hamd ile tesbih etmesin.” İsrâ Sûresi, 17:44.

    Dipnot-3 Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi ebediyen, dâima üzerinize olsun.





    Aleyhissalâtü Vesselâm: Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun (bk. ṣ-l-v; s-l-m) Haticetü’l-Kübrâ: (bk. bilgiler – Hatice (r.a.))
    Zeyneb: (bk. bilgiler – Zeyneb binti Cahş) Zât-ı Risâlet: kendisine kitap gönderilmiş olan Zât; Peygamberimiz Hz. Muhammed (a.s.m.) (bk. r-s-l)
    ahval: haller, durumlar akvâl: sözler
    aziz: izzetli, çok değerli, saygıdeğer (bk. a-z-z) bilbedâhe: ap açık bir şekilde
    bizzarure: zorunlu olarak dâmen-i muallâ: yüksek namus sahibi; yüce, yüksek etek
    ef’al: fiiller, işler (bk. f-a-l) ehl-i dalâlet: doğru ve hak yoldan sapmış, inançsız kimseler (bk. ḍ-l-l)
    galeyan: kaynama, coşma hararet-i gariziye: duyguların kuvvetli olması hâli, ateşlilik
    hengâmında: sırasında, zamanında hevesât-ı nefsaniye: nefsin hevesleri, arzu ve istekleri (bk. n-f-s)
    hikmet: gaye, fayda (bk. ḥ-k-m) hâşâ ve kellâ: asla ve asla, kesinlikle öyle değil
    hüccet: delil iktifa: yetinme
    iltihab: tutuşma, alevlenme ittifak: birleşme, birlik
    kemâl-i iffet: tam ve eksiksiz bir iffet ve namusluluk (bk. k-m-l) kesret-i izdivaç: çok evlilik (bk. k-s̱-r)
    medar-ı tenkit: tenkide sebep münafık: iki yüzlü, inanmadığı halde inanmış görünen kişi
    müstenid: dayanan (bk. s-n-d) nefsânî: nefsin hoşuna gider şekilde (bk. n-f-s)
    pest: alçak, aşağı sükûnet: durgunluk, hareketsizlik (bk. s-k-n)
    tamam-ı ismet: hata ve günahlardan tamamıyla uzak telâkki: anlama, kabul etme
    tevakkuf: durma, duraklama tezevvüc: evlilik, evlenmek
    tezevvücât: evlilikler Şamlı Hâfız: (bk. bilgiler – Hafız Tevfik)
    şehevânî: şehvetle ilgili, şehvetle alâkalı şübehât: şüpheler


    Benzer Konular
    23.Mektub / Yedinci Sualiniz
    23.Mektub / Yedinci Sualiniz ﺧَﻴْﺮُ ﺷَﺒَﺎﺑِﻜُﻢْ ﻣَﻦْ ﺗَﺸَﺒَّﻪ
    Yedinci Risale olan Yedinci Mesele'den
    Yedinci Risale olan Yedinci Mesele'den Eski Harb-i Umumî'den evvel ve evâilinde, bir vakıa-i sadıkada görüyorum ki: Ararat Dağı denilen meşhur Ağrı Dağı'nın altındayım. Birden o dağ, müdhiş infilâk etti. Dağlar gibi parçaları, dünyanın her tarafına dağıttı. O
    Medya Kütüphanesi - Müslümanları Dünyaya Şiddetle Teşvik Hikmetlimi (On Yedinci Lem'a
    Medya Kütüphanesi - Müslümanları Dünyaya Şiddetle Teşvik Hikmetlimi (On Yedinci Lem'a Müslümanları Dünyaya Şiddetle Teşvik Hikmetlimi (On Yedinci Lem'a, Yedinci Nota) (click here to watch and comment) Müslümanları Dünyaya Şiddetle Teşvik Hikmetlimi
    Yirmi Dokuzuncu Mektubun Yedinci Kısmının Yedinci İşaretini biraz açar mısı
    Yirmi Dokuzuncu Mektubun Yedinci Kısmının Yedinci İşaretini biraz açar mısı Yirmi Dokuzuncu Mektubun Yedinci Kısmının Yedinci İşaretini biraz açar mısınız? Devami...
    Yedinci Mektub
    Yedinci Mektub (Mektubat'tan alınmıştır) Yedinci Mektub بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ وَاِ
    Yazar : Risale Forum

  2. #2
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 514 + 37862


    Cevap: Yedinci Mektub - Sayfa 54

    etvar ve harekâtı dahi menâbi-i din ve şeriattır ve ahkâmın me’hazlarıdır. Şıkk-ı zâhirîsine Sahabeler hamele oldukları gibi, hususî dairesindeki mahfî ahvâlâtından tezahür eden esrar-ı din ve ahkâm-ı şeriatın hameleleri ve râvileri de ezvâc-ı tâhirattır ve bilfiil o vazifeyi ifa etmişlerdir. Esrar ve ahkâm-ı dinin hemen yarısı, belki onlardan geliyor. Demek bu azîm vazifeye, birçok ve meşrepçe muhtelif ezvâc-ı tâhirat lâzımdır.

    Gelelim Hazret-i Zeyneb’in tezevvücüne: Yirmi Beşinci Sözün Birinci Şulesinin Üçüncü Şuaının misallerinden olanماَكاَنَ مُحَمَّدٌ اَباَۤ اَحَدٍ مِنْ رِجاَلِكُمْ وَلٰكِنْ رَسوُلَ اللهِ وَخَاتَمَ النَّبِيِّنَ 1 âyetine dair şöyle yazılmış ki, insanların tabakatına göre birtek âyet, müteaddit vücuhlarla, herbir tabakanın fehmine göre bir mânâ ifade ediyor. Bir tabakanın şu âyetten hisse-i fehmi şudur ki:

    Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın hizmetkârı veya “Oğlum” hitabına mazhar olan Zeyd (r.a.), rivayet-i sahiha ile itirafına binaen, izzetli zevcesini kendine mânen küfüv bulmadığı için tatlik etmiş. Yani, Hazret-i Zeyneb, başka yüksek bir ahlâkta yaratılmış ve bir peygambere zevce olacak fıtratta olduğunu, Zeyd ferâsetle hissetmiş. Ve kendisini ona zevc olacak fıtratta kendine küfüv bulmadığından, mânevî imtizaçsızlığa sebebiyet verdiği için tatlik etmiştir. Allah’ın emriyle Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm almış. Yani, 2 زَوَّجْناَكَهَا nın işaretiyle, o nikâh bir akd-i semâvî olduğuna delâletiyle, harikulâde ve örf ve muâmelât-ı zâhiriye fevkinde, sırf kaderin hükmüyledir ki, Resul-i Ekrem





    Not
    Dipnot-1 “Muhammed, erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir; o Allah’ın Resulüdür ve peygamberlerin sonuncusudur.” Ahzâb Sûresi, 33:40.

    Dipnot-2 “Biz onu sana nikâhladık.” Ahzâb Sûresi, 33:37.





    Aleyhissalâtü Vesselâm: Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun (bk. ṣ-l-v; s-l-m) Hazret-i Zeynep: (bk. bilgiler – Zeynep binti Cahş)
    Resul-i Ekrem: Allah’ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.) (bk. r-s-l; k-r-m) Sahabe: Hz. Peygamberi (a.s.m.) dünya gözüyle gören ve onun yolundan giden Müslümanlar
    Zeyd: (bk. bilgiler – Zeyd binti Harise) ahkâm: hükümler, esaslar (bk. ḥ-k-m)
    ahkâm-ı din: dinin hükümleri, esasları (bk. ḥ-k-m) ahkâm-ı şeriat: şeriatın hükümleri, esasları (bk. ḥ-k-m; ş-r-a)
    ahvâlât: haller, durumlar akd-i semâvî: İlâhî akit; Hz. Zeyneb’i, Peygamberimize (a.s.m.) Cenâb-ı Hakkın nikâhlaması (bk. s-m-v)
    azîm: büyük (bk. a-ẓ-m) bilfiil: fiilen, uygulamada (bk. f-a-l)
    binaen: dayanarak delâlet: delil olma, işaret etme
    esrar: sırlar, gizli hakikatler
    esrar-ı din: dinin sırları
    etvar: tavırlar, davranışlar ezvâc-ı tâhirat: temiz eşler; Peygamber Efendimizin (a.s.m.) iffetli, mübarek hanımları
    fehm: anlama, kavrayış ferâset: anlayışlılık, çabuk seziş
    fevkinde: üstünde fıtrat: yaratılış (bk. f-ṭ-r)
    hamele: taşıyıcı harekât: hareketler
    harikulâde: olağanüstü, şaşırtıcı derecede hisse-i fehm: anlayış konusunda payına düşen
    hizmetkâr: hizmetçi hususî: özel
    ifa etme: yerine getirme imtizaç: kaynaşma, uyuşma
    izzetli: şeref ve itibar sahibi (bk. a-z-z) kader: Allah’ın meydana gelecek hadiseleri olmadan önce takdir etmesi, plânlaması (bk. ḳ-d-r)
    küfüv: denk, uygun mahfî: gizli
    mazhar: erişme, nail olma (bk. ẓ-h-r) menâbi-i din ve şeriat: şeriat ve dinin kaynakları (bk. ş-r-a)
    meşrep: huy, yaratılış, ahlâk me’haz: kaynak
    misal: örnek (bk. m-s̱-l) muhtelif: çeşitli
    muâmelât-ı zâhiriye: görünürdeki uygulamalar (bk. ẓ-h-r) mânen: mânevî olarak (bk. a-n-y)
    müteaddit: birçok, çeşitli rivayet-i sahiha: sağlam ve doğru olarak ulaşan haber
    râvi: rivayet eden, nakleden tabakat: tabakalar, dereceler
    tatlik etmek: boşamak tezahür: belirme, görünme (bk. ẓ-h-r)
    tezevvüc: evlilik, evlenmek vücuh: vecihler, yönler
    zevc: eş, koca zevce: eş, hanım
    şua: parıltı şule: ışık
    şıkk-ı zâhirî: görünürdeki taraf (bk. ẓ-h-r)

    Yazar : Risale Forum

  3. #3
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 514 + 37862


    Cevap: Yedinci Mektub

    Aleyhissalâtü Vesselâm o hükm-ü kadere inkıyad göstermiştir ve mecbur olmuştur; nefis arzusuyla değildir.

    Şu kader hükmünün de ehemmiyetli bir hükm-ü şer’î ve mühim bir hikmet-i âmmeyi ve şümullü bir maslahat-ı umumiyeyi tazammun eden
    لِكَىْ لاَ يَكُونَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ حَرَجٌ فِى اَزْواَجِ اَدْعِياَۤئِهِمْ 1 âyet-i kerimesinin işaretiyle, büyüklerin küçüklere “oğlum” demeleri, zıhar meseleleri gibi, yani karısına “Anam gibisin” dese haram olduğu gibi değildir ki, ahkâm onunla değişsin. Hem büyüklerin raiyetlerine ve peygamberlerin ümmetlerine pederâne nazar ve hitapları, vazife-i risalet itibarıyladır; şahsiyet-i insaniye itibarıyla değildir ki, onlardan zevce almak uygun düşmesin.

    İkinci bir tabakanın hisse-i fehmi şudur ki: Bir büyük âmir, raiyetine pederâne bir şefkatle bakar. Eğer o âmir, zâhirî ve bâtınî bir padişah-ı ruhanî olsa, merhameti pederin yüz defa şefkatinden ileri gittiği için, raiyetinin efradı, onun hakikî evlâdı gibi, ona peder nazarıyla bakarlar. Peder nazarı ise, zevc nazarına inkılâp edemediğinden ve kız nazarı da zevce nazarına kolayca değişmediğinden; efkâr‑ı âmmede, Peygamberin, mü’minlerin kızlarını alması şu sırra uygun gelmediği için, Kur’ân o vehmi def maksadıyla der:

    “Peygamber, rahmet-i İlâhiye hesabıyla size şefkat eder, pederâne muamele eder. Ve risalet namına siz onun evlâdı gibisiniz. Fakat şahsiyet-i insaniye itibarıyla pederiniz değildir ki, sizden zevce alması münasip düşmesin. Ve sizlere ‘Oğlum’ dese, ahkâm-ı şeriat itibarıyla siz onun evlâdı olamazsınız.”



    اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى 2
    Said Nursî







    Not
    Dipnot-1 “Tâ ki, evlâtlıklarının boşadığı hanımlarla evlenmekte mü’minler için bir günah olmadığı anlaşılsın.” Ahzâb Sûresi, 33:37.

    Dipnot-2 Bâkî olan sadece Odur.





    Aleyhissalâtü Vesselâm: Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun (bk. ṣ-l-v; s-l-m) ahkâm: hükümler (bk. ḥ-k-m)
    ahkâm-ı şeriat: şeriatın hükümleri, esasları (bk. ḥ-k-m; ş-r-a) batınî: görünmeyen
    def: ortadan kaldırma, giderme efkâr-ı âmme: genel düşünce, kamuoyu (bk. f-k-r)
    efrad: fertler, bireyler (bk. f-r-d) evlâd: çocuklar
    hakikî: gerçek, doğru, asıl (bk. ḥ-ḳ-ḳ) hikmet-i âmme: genel gaye ve fayda; herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde olması (bk. ḥ-k-m)
    hisse-i fehm: anlayış konusunda payına düşen hitap: konuşma (bk. ḫ-ṭ-b)
    hükm-ü kader: kaderin hükmü (bk. ḥ-k-m; ḳ-d-r) hükm-ü şer’î: şeriatın hükmü, kanunu (bk. ḥ-k-m; ş-r-a)
    inkılâp: dönüşme, değişme inkıyad: boyun eğme, itaat etme
    itibarıyla: özelliğiyle kader: Allah’ın meydana gelecek hadiseleri olmadan önce takdir etmesi, plânlaması (bk. ḳ-d-r)
    maslahat-ı umumiye: genel fayda ve yarar (bk. ṣ-l-ḥ) muamele etmek: davranmak
    münasip: uygun (bk. n-s-b) nazar: bakış (bk. n-ẓ-r)
    nefis: insanı maddî zevk ve isteklere sevk eden kuvvet (bk. n-f-s) padişah-ı ruhanî: ruhanî padişah; dinî bir hizmetle Allah tarafından vazifelendirilen peygamber veya velî padişah (bk. r-v-ḥ)
    peder: baba pederâne: babaya yakışır şekilde
    rahmet-i İlâhiye: Allah’ın rahmeti, şefkat ve merhameti (bk. r-ḥ-m; e-l-h) raiyet: halk, vatandaş, birinin idaresinde olan
    risalet: peygamberlik (bk. r-s-l) tazammun: içine alma, kapsama
    vazife-i risalet: peygamberlik görevi (bk. r-s-l) vehm: zan, şüphe, kuruntu
    zevc: eş, koca zevce: eş, hanım
    zâhirî: görünen (bk. ẓ-h-r) zıhar: bir kişinin, kendi hanımını, annesi gibi evlenmesi kendisine haram olan birine benzetmesi
    âmir: emreden, idareci ümmet: peygambere inanıp onun yolundan gidenler, mü’minler
    şahsiyet-i insaniye: insan şahsiyeti, insan olma özelliği şefkat: içten ve karşılıksız merhamet, sevgi (bk. ş-f-ḳ)
    şümullü: kapsamlı

    Yazar : Risale Forum

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222