4 sonuçtan 1 ile 4 arası

  1. #1
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 513 + 37852


    Altıncı Mektub

    Altıncı Mektub

    بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ 1
    وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ 2

    سَلاَمُ اللهِ وَرَحْمَتُهُ وَبَرَكَاتُهُ عَلَيْكُمَا وَعَلٰى اِخْوَانِكُمَا مَادَامَ الْمَلَوَانِ وَتَعَاقَبَ الْعَصْرَانِ وَمَادَامَ الْقَمَرَانِ وَاسْتَقْبَلَ الْفَرْقَدَانِ 3


    GAYRETLİ kardeşlerim, hamiyetli arkadaşlarım ve dünya denilen diyar-ı gurbette medar-ı tesellilerim,


    Madem Cenâb-ı Hak sizleri, fikrime ihsan ettiği mânâlara hissedar etmiştir; elbette hissiyatıma da hissedar olmak hakkınızdır. Sizleri ziyade müteessir etmemek için, gurbetimdeki firkatimin ziyade elîm kısmını tayyedip bir kısmını sizlere hikâye edeceğim. Şöyle ki:

    Şu iki üç aydır pek yalnız kaldım. Bazan on beş yirmi günde bir defa misafir yanımda bulunur. Sair vakitlerde yalnızım. Hem yirmi güne yakındır dağcılar yakınımda yok dağıldılar.

    İşte gece vakti, şu garibâne dağlarda, sessiz, sadasız, yalnız, ağaçların hazinâne hemhemeleri içinde, kendimi birbiri içinde beş muhtelif renkli gurbetlerde gördüm.

    Birincisi: İhtiyarlık sırrıyla, hemen ekseriyet-i mutlaka ile, akran ve ahbabım ve akaribimden yalnız ve garip kaldım. Onlar beni bırakıp âlem-i berzaha gittiklerinden neş’et eden hazin bir gurbeti hissettim.



    Not
    Dipnot-1 Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah’ın adıyla.

    Dipnot-2 “Hiçbir şey yoktur ki Allah’ı hamd ile tesbih etmesin.” İsrâ Sûresi, 17:44.

    Dipnot-3 Gece ve gündüz devam ettikçe, devirler birbirini takip ettikçe, ay ve güneş durdukça iki kutup yıldızı karşılıklı bulundukça Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi de siz ikinizin ve kardeşlerinizin üzerine olsun.





    Cenâb-ı Hak: Hakkın ta kendisi olan, şeref ve azamet sahibi yüce Allah (bk. ḥ-ḳ-ḳ) ahbab: dostlar, sevilenler (bk. ḥ-b-b)
    akarib: akrabalar, yakınlar (bk. ḳ-r-b) akran: arkadaşlar, denkler, yaşıtlar
    diyar-ı gurbet: gurbet diyarı, yurdu ekseriyet-i mutlaka: büyük çoğunluk (bk. k-s̱-r; ṭ-l-ḳ)
    elîm: acıklı, üzücü firkat: ayrılık (bk. f-r-ḳ)
    garibâne: garip olarak, kimsesiz gayret: şeref, haysiyet, izzet
    hamiyet: din, vatan, millet gibi önemli değerleri koruma duygusu ve gayreti hazin: hüzün veren, acıklı
    hazinâne: hüzünlü bir şekilde hemheme: rüzgârın esmesi ile ağaç yapraklarından çıkan sesler
    hissedar: pay sahibi hissiyat: hisler, duygular
    ihsan: bağış, ikram (bk. ḥ-s-n) medar-ı teselli: teselli kaynağı
    muhtelif: çeşitli müteessir etmek: üzüntüye sevketmek
    neş’et: doğma, meydana gelme sair: diğer, başka
    tayyetmek: kesmek, atlamak ziyade: çok, fazla
    âlem-i berzah: dünya ile âhiret arasındaki kabir âlemi (bk. a-l-m)


    Benzer Konular
    "Yirmi Sekizinci Mektup, Altıncı Risale olan Altıncı Mesele" Osmanlıca Mekt
    "Yirmi Sekizinci Mektup, Altıncı Risale olan Altıncı Mesele" Osmanlıca Mekt Devami...
    Metin Tahlili - On Altıncı Söz - Altıncı Bölüm
    Metin Tahlili - On Altıncı Söz - Altıncı Bölüm Devami...
    Açıklamalı - 29. Mektub - Ramazan Risalesi - Altıncı Nükte
    Açıklamalı - 29. Mektub -  Ramazan Risalesi -  Altıncı Nükte 29. MEKTUB ALTINCI NÜKTE Ramazan-ı Şerifin sıyamı, Kur’an-ı Hakîm’in nüzulüne baktığı cihetle Bu altıncı nüktede Ramazan-ı Şerif’in Kur’an-ı Kerim’in nüzulüne baktığı cihet anl
    Yirmi Altıncı Mektub, Dördüncü Mebhas, Altıncı Mesele'deki temsili izah eder misiniz?
    Yirmi Altıncı Mektub, Dördüncü Mebhas, Altıncı Mesele'deki temsili izah eder misiniz? Yirmi Altıncı Mektub, Dördüncü Mebhas, Altıncı Meseledeki temsili izah eder misiniz? Burada anlatılmak isenen nedir? Devami...
    GURBET... Gariplik... Ve Altıncı Mektub
    GURBET... Gariplik... Ve Altıncı Mektub GURBET... Gariplik... Ve Altıncı Mektub Gurbetin adı mı işledi sinelerimize, yoksa aslı mı? Gurbet deyip yakındıklarımız gerçek gurbet mi? Beş çeşit gurbetin hangisindeyiz? Gaflet sarhoşluğundan bir nebze olsun ç
    Yazar : Risale Forum

  2. #2
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 513 + 37852


    Cevap: Altıncı Mektub - Sayfa 50

    İşte, şu gurbet içinde ayrı diğer bir daire-i gurbet açıldı. O da, geçen bahar gibi alâkadar olduğum ekser mevcudat beni bırakıp gittiklerinden hâsıl olan firkatli bir gurbeti hissettim.

    Ve şu gurbet içinde bir daire-i gurbet daha açıldı ki, vatanımdan ve akaribimden ayrı düşüp yalnız kaldığımdan tevellüt eden firkatli bir gurbeti hissettim.

    Ve şu gurbet içinde, gecenin ve dağların garibâne vaziyeti bana rikkatli bir gurbeti daha hissettirdi.

    Ve şu gurbetten dahi, şu fâni misafirhaneden ebedü’l-âbâd tarafına harekete âmâde olan ruhumu fevkalâde bir gurbette gördüm. Birden, fesübhânallah dedim, bu gurbetlere ve karanlıklara nasıl dayanılır düşündüm. Kalbim feryatla dedi:

    Yâ Rab, garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvânem, alîlem, âcizem, ihtiyarem,

    Bî-ihtiyarem, el-aman-gûyem, afv-cûyem, meded-hâhem, zidergâhet İlâhî!

    Birden, nur-u iman, feyz-i Kur’ân, lütf-u Rahmân imdadıma yetiştiler. O beş karanlıklı gurbetleri, beş nuranî ünsiyet dairelerine çevirdiler.

    Lisanım حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ 1 söyledi. Kalbim
    فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِىَ اللهُ لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ 2
    âyetini okudu.

    Aklım dahi, ıztırabından ve dehşetinden feryat eden nefsime hitaben dedi:

    Bırak bîçare feryadı, belâdan kıl tevekkül. Zira feryat, belâ-ender hata-ender belâdır bil.

    Belâ vereni buldunsa eğer, safâ-ender vefâ-ender atâ-ender belâdır bil.

    Madem öyle, bırak şekvâyı, şükret; çün belâbil, demâ keyfinden güler hep gül mül.





    Not
    Dipnot-1 “Allah bize yeter; O ne güzel vekildir.” Âl-i İmrân Sûresi, 3:173.

    Dipnot-2 “Eğer senden yüz çevirecek olurlarsa de ki: Allah bana yeter. Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. Ben Ona tevekkül ettim. Yüce Arşın Rabbi de Odur.” Tevbe Sûresi, 9:129.






    Rab: herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri veren, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah (bk. r-b-b) afv-cûyem: af diliyorum
    akarib: akrabalar, yakınlar (bk. ḳ-r-b) alâkadar: alâkalı, ilgili
    alîlem: hastayım atâ-ender: lütuf ve bağış içinde
    belâ-ender: belâ içinde
    belâbil: bülbüller
    bî-ihtiyarem: iradesizim, kendi irade ve ihtiyarımla hareket edemiyorum (bk. ḫ-y-r) bîkesem: kimsesizim
    bîçare: çaresiz daire-i gurbet: gurbet dairesi
    demâ: her zaman ebedü’l-âbâd: sonsuzların sonsuzluğu, âhiret (bk. e-b-d)
    ekser: pekçok (bk. k-s̱-r) el-aman-gûyem: aman diliyorum
    fesübhânallah: “Allah her türlü eksiklikten, kusur ve noksandan sonsuz derecede yücedir” anlamında bir hayret ifadesi (bk. s-b-ḥ) fevkalâde: olağanüstü
    feyz-i Kur’ân: Kur’ân’ın verdiği ilham, bereket ve ilim bolluğu (bk. f-y-ḍ) firkat: ayrılık (bk. f-r-ḳ)
    fâni: geçici, ölümlü (bk. f-n-y) garibem: yalnızım, gurbetteyim
    garibâne: garip olarak, kimsesiz hasıl olan: meydana gelen
    hatâ-ender: hatâ içinde lisan: dil
    lütf-u Rahmân: rahmeti sonsuz, yarattıklarını esirgeyip koruyan, şefkat eden ve rızıklandıran Allah’ın iyilik ve bağışı (bk. l-ṭ-f; r-ḥ-m) meded-hâhem: yardım istiyorum
    mevcudat: varlıklar (bk. v-c-d) nefis: kişinin kendisi (bk. n-f-s)
    nur-u iman: iman nuru, aydınlığı (bk. n-v-r; e-m-n) nuranî: nurlu, parlak (bk. n-v-r)
    nâtüvânem: iktidarsızım, çaresizim rikkatli: acınacak, acındırıcı
    safâ-ender: gönül hoşluğu içinde tevekkül: Allah’a dayanma ve güvenme (bk. v-k-l)
    tevellüt: doğma, meydana gelme vefâ-ender: vefâ içinde
    zaîfem: zayıfım zidergâhet: senin dergâhından, yüce katından
    âcizem: âcizim, güçsüzüm (bk. a-c-z) âmâde: hazır
    çün: çünkü ünsiyet: dostluk, yakınlık, alışkanlık
    şekvâ: şikâyet

    Yazar : Risale Forum

  3. #3
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 513 + 37852


    Cevap: Altıncı Mektub - Sayfa 51

    Ger bulmazsan, bütün dünya cefâ-ender fenâ-ender hebâ-ender belâdır bil.

    Cihan dolu belâ başında varken, ne bağırırsın küçücük bir belâdan, gel tevekkül kıl.

    Tevekkül ile belâ yüzünde gül, tâ o da gülsün. O güldükçe küçülür, eder tebeddül.

    Hem üstadlarımdan Mevlânâ Celâleddin’in nefsine dediği gibi dedim:
    اُو گُفْتِ : «أَلَسْتُ» وَتُوگُفْتِى : «بَلٰى» شُكْرِ «بَلٰى» چِيسْتْ؟ كَشِيدَنْ بَلاَ
    سِرِّ بَلاَ چِيسْتْ كِه يَعْنِى مَنَمْ حَلْقَه زَنِ دَرْگَهِ فَقْرُ وفَنَا 1

    O vakit nefsim dahi “Evet, evet. Acz ve tevekkülle, fakr ve iltica ile nur kapısı açılır, zulmetler dağılır. اَلْحَمْدُ ِللهِ عَلٰى نُورِ اْلاِيمَانِ وَاْلاِسْلاَمِ
    2 dedi. Meşhur Hikem-i Atâiyenin şu fıkrası,
    3 مَاذاَوَجَدَ مَنْ فَقَدَهُ وَمَاذَا فَقَدَ مَنْ وَجَدَهُ yani, “Cenâb-ı Hakkı bulan neyi kaybeder? Ve Onu kaybeden neyi kazanır?”; yani, “Onu bulan herşeyi bulur. Onu bulmayan hiçbir şey bulmaz, bulsa da başına belâ bulur” ne derece âli bir hakikat olduğunu gördüm ve 4 طُوبـٰى لِلْغُرَباَۤءِ hadîsinin sırrını anladım, şükrettim.


    İşte, kardeşlerim, karanlıklı bu gurbetler, çendan nur-u imanla nurlandılar; fakat yine bende bir derece hükümlerini icra ettiler ve şöyle bir düşünceyi verdiler: “Madem ben garibim ve gurbetteyim ve gurbete gideceğim. Acaba şu misafirhanedeki vazifem bitmiş midir? Tâ ki sizleri ve Sözleri tevkil etsem ve bütün bütün alâkamı kessem” fikri hatırıma geldi. Onun için sizden sormuştum ki, “Acaba yazılan Sözler kâfi midir, noksanı var mı? Yani vazifem bitmiş midir? Tâ ki rahat-ı kalble kendimi nurlu, zevkli, hakikî bir gurbete atıp, dünyayı unutup, Mevlânâ Celâleddin’in dediği gibi
    Not


    Dipnot-1 O, “ben Senin Rabbin değil miyim?” dedi. Sen “Evet” dedin. “Evet” demenin şükrü nedir, bilir misin? Çok bela çekmektir. Bilir misin bela çekmenin sırrı nedir? Yani fakr u fena dergahındaki halkaya katılmaktır. Dîvân-ı Kebîr, s. 157, Gazel 251.

    Dipnot-2 İmân ve İslâmiyet nuru için Allah’a hamd olsun.

    Dipnot-3 İbn-i Atâillah el-İskenderî, Şerhü’l-Hikemi’l-Atâiye, s. 208

    Dipnot-4 “(İslâmiyet garip olarak başladı; ileride garipliğe dönecek ve ilk günlerdeki gibi tekrar garip olarak gelişmeye başlayacaktır.) Ne mutlu gariplere!” Müslim, Îman: 232; Tirmizî, Îman: 13; İbni Mâce, Fiten: 15; Dârimî, Rikâk: 42; Müsned, 1:184, 398, 2:177, 222, 389, 4:73.






    Cenâb-ı Hak: Hakkın ta kendisi olan, şeref ve azamet sahibi yüce Allah (bk. ḥ-ḳ-ḳ) Hikem-i Atâiye: (bk. bilgiler – ibn-i Ataillah el-İskenderî)
    Mevlânâ Celâleddin: (bk. bilgiler – Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî) acz: âcizlik, güçsüzlük (bk. a-c-z)
    cefâ-ender: cefâ ve sıkıntı içinde cihan: dünya, âlem
    fakr: fakirlik, ihtiyaç hali (bk. f-ḳ-r) fenâ-ender: fenâ, gelip geçicilik içinde
    fıkra: kısa yazı, bölüm garib: yalnız, kimsesiz
    ger: eğer hadis: Peygamberimize ait söz, emir veya davranış (bk. ḥ-d-s̱)
    hakikat: doğru, gerçek (bk. ḥ-ḳ-ḳ) hebâ-ender: boşluk ve hiçlik içinde
    icra etmek: yerine getirmek iltica: sığınma
    kâfi: yeterli nefs: kişinin kendisi (bk. n-f-s)
    nur: ışık, aydınlık (bk. n-v-r) nur-u iman: iman nuru, aydınlığı (bk. n-v-r; e-m-n)
    rahat-ı kalb: kalp rahatlığı tebeddül: başkalaşma, değişme
    tevekkül: Allah’a dayanma ve güvenme (bk. v-k-l) tevkil: vekalet verme (bk. v-k-l)
    zulmet: karanlık (bk. ẓ-l-m) âli: yüce, yüksek
    çendan: gerçi

    Yazar : Risale Forum

  4. #4
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 513 + 37852


    Cevap: Altıncı Mektub - Sayfa 52

    دَانِى سَمَاعِ چِه بُودْ؟ بِى خُودْ شُدَنْ زِ هَسْتِى
    أَنْدَرْ فَنَاىْ مُطْلَقْ ذَوْقِ بَقَا چَشِيدَنْ 1

    deyip, ulvî bir gurbeti arayabilir miyim?” diye sizi o suallerle tasdî etmiştim.



    اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى 2
    Said Nursî








    Not


    Dipnot-1 Semâ’ın ne olduğunu bilir misin? O, şahsî varlıktan vazgeçip; mutlak yokluk içinde bekâyı zevk etmektir.

    Dipnot-2 Bâkî olan sadece Odur.






    Said Nursî: (bk. bilgiler – Bediüzzaman Said nursî bekâ: devamlılık, kalıcı olma (bk. b-ḳ-y)
    bâki: varlığı devam eden, daimî olan (bk. b-ḳ-y) tasdî: rahatsız etme, baş ağrıtma
    ulvî: yüce

    Yazar : Risale Forum

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222