Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

4 sonuçtan 1 ile 4 arası

  1. #1
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 513 + 37852


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Dördüncü Mektub

    Dördüncü Mektub

    بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ 1
    وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ 2

    سَلاَمُ اللهِ وَرَحْمَتُهُ وَبَرَكَاتُهُ عَلَيْكُمْ وَعَلٰى اِخْواَنِكُمْ لاَسِيَّمَا... اِلٰى آخِرِهِ 3



    AZİZ kardeşlerim,

    Ben şimdi Çam Dağında, yüksek bir tepede, büyük bir çam ağacının tepesinde, bir menzilde bulunuyorum. İnsten tevahhuş ve vuhuşa ünsiyet ettim. İnsanlarla sohbet arzu ettiğim vakit, hayalen sizleri yanımda bulur, bir hasbihal ederim, sizinle müteselli olurum. Bir mâni olmazsa, bir iki ay burada yalnız kalmak arzusundayım. Barla’ya dönsem, arzunuz vechile sizden ziyade müştak olduğum şifahî bir musahabe çaresini arayacağız. Şimdi bu çam ağacında hatıra gelen iki üç hatırayı yazıyorum.

    Birincisi: Bir parça mahrem bir sırdır. Fakat senden sır saklanmaz. Şöyle ki:

    Ehl-i hakikatin bir kısmı nasıl ki ism-i Vedûd’a mazhardırlar ve âzamî bir mertebede o ismin cilveleriyle, mevcudatın pencereleriyle Vâcibü’l-Vücuda bakıyorlar. Öyle de, şu hiç ender hiç olan kardeşinize, yalnız hizmet-i Kur’ân’a istihdamı hengâmında ve o hazine-i bînihayenin dellâlı olduğu bir vakitte, ism-i Rahîm ve ism-i Hakîm mazhariyetine medar bir vaziyet verilmiş. Bütün Sözler, o mazhariyetin cilveleridir. İnşaallah, o Sözler وَمَنْ يُؤْتَ الْحِكْمَةَ فَقَدْ اُوتِىَ خَيْرًا كَثِيرًا 4 sırrına mazhardırlar.



    Not
    Dipnot-1 Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah’ın adıyla.

    Dipnot-2 “Hiçbir şey yoktur ki Allah’ı hamd ile tesbih etmesin.” İsrâ Sûresi, 17:44.

    Dipnot-3 Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi sizin ve arkadaşlarınızın, hususan ... ilâ âhir, üzerine olsun.

    Dipnot-4 “Kime hikmet verilmişse, işte ona pek çok hayır verilmiştir.” Bakara Sûresi, 2:269.






    Barla: (bk. bilgiler) Vâcibü’l-Vücud: varlığı zorunlu olan ve var olmak için hiçbir sebebe ihtiyacı olmayan Allah (bk. v-c-b; v-c-d)
    aziz: izzetli, çok değerli, saygıdeğer (bk. a-z-z) cilve: görüntü, akis (bk. c-l-y)
    dellâl: ilân edici, duyurucu ehl-i hakikat: hak ve doğruluk üzere olan kimseler (bk. ḥ-ḳ-ḳ)
    hasbihal: konuşma, sohbet etme hazine-i bînihaye: bitmez tükenmez hazine
    hengâm: zaman, ân hizmet-i Kur’ân: Kur’ân hizmeti
    hiç ender hiç: hiç içinde hiç ins: insan
    inşaallah: Allah’ın izniyle ism-i Hakîm: Allah’ın herşeyi hikmetle yaptığını bildiren ismi (bk. s-m-v; ḥ-k-m)
    ism-i Rahîm: Allah’ın sonsuz rahmet ve merhamet sahibi olduğunu bildiren ismi (bk. s-m-v; r-ḥ-m) ism-i Vedûd: Allah’ın Vedûd ismi; yarattığı varlıkları çok seven ve onlar tarafından da çok sevilen Allah’ın ismi (bk. v-d-d)
    istihdam: çalıştırma mahrem: gizli
    mazhar: ayna, yansıma ve görünme yeri (bk. ẓ-h-r) mazhariyet: ayna olma, görünme yeri (bk. ẓ-h-r)
    medar: çerçeve, yörünge menzil: yer, mekân (bk. n-z-l)
    mertebe: derece mevcudat: varlıklar (bk. v-c-d)
    musahabe: karşılıklı sohbet etme mâni: engel
    müteselli: teselli bulan müştak: çok arzulu ve istekli
    tevahhuş: ürküntü, kaçma, çekinme vech: yön
    vuhuş: yabaniler, vahşiler ziyade: çok, fazla
    Çam Dağı: (bk. bilgiler) âzamî: en büyük (bk. a-ẓ-m)
    ünsiyet: dostluk, yakınlık şifahî: sözle, görüşerek konuşma


    Benzer Konular
    Risale-i Nur Soru Cevap 24 : Dördüncü Lem'a (Dördüncü Bölüm)
    Risale-i Nur Soru Cevap 24 : Dördüncü Lem'a (Dördüncü Bölüm) Bismillahirrahmanirrahim; Derslerimize herkes katılabilir. Soru sorabilir veya sorulan sorulara cevap verebilir. Ders anlayışımız; "biz biliyoruz, öğretiyoruz" değil, "anladığımızı paylaşıyoruz.
    Yirmi Altıncı Mektub, Dördüncü Mebhas, Altıncı Mesele'deki temsili izah eder misiniz?
    Yirmi Altıncı Mektub, Dördüncü Mebhas, Altıncı Mesele'deki temsili izah eder misiniz? Yirmi Altıncı Mektub, Dördüncü Mebhas, Altıncı Meseledeki temsili izah eder misiniz? Burada anlatılmak isenen nedir? Devami...
    Açıklamalı - 29. Mektub - Ramazan Risalesi - Dördüncü Nükte
    Açıklamalı - 29. Mektub -  Ramazan Risalesi -  Dördüncü Nükte Bismillahirrahmanirrahim; 29. MEKTUB DÖRDÜNCÜ NÜKTE Ramazan-ı Şerifteki oruç, nefsin terbiyesine baktığı cihetindeki çok hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki;
    dördüncü lema dördüncü nükte
    dördüncü lema dördüncü nükte Bismillâhirrahmânirrahîm, DÖRDÜNCÜ NÜKTE Üçüncü Nükte münasebetiyle, Şîalarla Ehl-i Sünnet ve Cemaatin medar-ı nizâı, hattâ akaid-i imaniye kitaplarına ve esasat-ı imaniye sırasına girecek derecede büyütül
    Aciklamali 20.Mektub dersleri - Dorduncu Kelime
    Aciklamali 20.Mektub dersleri - Dorduncu Kelime Bismillâhirrahmânirrahîm, elhamdülillâhi rabbil âlemîn velâkıbetülil müttekîn vessalêtü vessalêmü alê seyyidine Muhammedivve alê êlihi vesahbihi ecmain, alê rasulüne salevât sabah ve akşam namazlarının ardından tes
    Yazar : Risale Forum

  2. #2
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 513 + 37852


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Dördüncü Mektub - Sayfa 44

    İkincisi: Tarik-i Nakşî hakkında denilen

    “Der tarik-i Nakşibendî lâzım âmed çâr terk
    Terk-i dünya, terk-i ukbâ, terk-i hestî, terk-i terk”
    1

    olan fıkra-i rânâ birden hatıra geldi. O hatıra ile beraber, birden şu fıkra tulû etti:

    “Der tarik-i aczmendî lâzım âmed çâr çiz
    Fakr-ı mutlak
    , acz-i mutlak, şükr-ü mutlak, şevk-i mutlak ey aziz.”2


    Sonra, senin yazdığın, “Bak kitab-ı kâinatın safha-i rengînine, ilâahir.” olan rengin ve zengin şiir hatırıma geldi. O şiirle semânın yüzündeki yıldızlara baktım. “Keşke şair olsaydım, bunu tekmil etseydim” dedim. Halbuki şiir ve nazma istidadım yokken yine başladım. Fakat nazım ve şiir yapamadım. Nasıl hutur ettiyse öyle yazdım. Benim vârisim olan sen, istersen nazma çevir, tanzim et. İşte, birden hatıra gelen şu:

    Dinle de yıldızları, şu hutbe-i şirinine,Nâme-i nurîn-i hikmet bak ne takrir eylemiş.Hep beraber nutka gelmiş, hak lisanıyla derler:Bir Kadîr-i Zülcelâlin haşmet-i sultanına,Birer burhan-ı nurefşânız biz vücud-u Sânia,Hem vahdete, hem kudrete şahitleriz biz.Şu zeminin yüzünü yaldızlayanNazenin mu’cizâtı çün melek seyranına,





    Not
    Dipnot-1 Tarik-i Nakşîde dört şeyi bırakmak lâzım: Hem dünyayı, hem nefis hesabına âhireti dahi maksud-u hakikî yapmamak, hem vücudunu unutmak, hem ucbe, fahre girmemek için bu terkleri düşünmemektir.

    Dipnot-2 Ey aziz kardeşim! Allah’a karşı âcizlik ve ihtiyacını hissetme esasına dayanan bu yolda şu dört şey lazımdır: Sonsuz acz, sonsuz fakr, sonsuz şevk, sonsuz şükür.





    Kadîr-i Zülcelâl: kudreti herşeyi kuşatan ve sonsuz haşmet ve yücelik sahibi olan Allah (bk. ḳ-d-r; ẕü; c-l-l) aziz: izzetli, çok değerli, saygıdeğer (bk. a-z-z)
    burhan-ı nurefşân: nur saçan delil (bk. n-v-r) fakr-ı mutlak: son derece fakirlik, çaresizlik; Allah’a karşı mutlak mânâda fakirliğini bilmek (bk. f-ḳ-r; ṭ-l-ḳ)
    fıkra: bölüm, kısa yazı fıkra-i rânâ: güzel ve lâtif olan kısa yazı
    haşmet-i sultan: saltanatın haşmeti (bk. s-l-ṭ) hutbe-i şirin: sevimli ve tatlı hutbe (bk. ḫ-ṭ-b)
    hutur: hatıra gelme, kalbe doğma ilh.: (ilâ âhir) sonuna kadar (bk. e-ḫ-r)
    istidad: kabiliyet, yetenek (bk. a-d-d)
    kitab-ı kâinat: kâinat kitabı, evren (bk. k-t-b; k-v-n)
    kudret: güç, iktidar (bk. ḳ-d-r) lisan: dil
    mu’cizât: mu’cizeler; benzerini yapma konusunda başkalarını âciz bırakan olağanüstü şeyler (bk. a-c-z) nazenin: ince, nazik, narin
    nazm: kàfiyeli, vezinli söz; şiir (bk. n-ẓ-m) nutk: konuşma
    nâme-i nurîn-i hikmet: hikmetin nurlu mektubu (bk. n-v-r; ḥ-k-m) rengin: rengârenk, süslü, parlak
    safha-i rengin: süslü, parlak, rengârenk sayfa semâ: gök (bk. s-m-v)
    seyran: seyretme takrir eylemek: bildirmek
    tanzim: düzenleme (bk. n-ẓ-m) tarik-i Nakşî: Nakşî tarikatı; Buharalı Muhammed Bahaüddin Nakşibendi Hazretleri tarafından kurulan tarikat (bk. bilgiler – Şâh-ı Nakşibend)
    tarik-i aczmendî: Cenâb-ı Hakka karşı âcizliğini ve fakirliğini hissetme ve bunu bildirme yolu (bk. ṭ-r-ḳ; a-c-z) tekmil: tamamlama, mükemmelleştirme (bk. k-m-l)
    tulû: doğma vahdet: birlik (bk. v-ḥ-d)
    vâris: mirasçı vücud-u Sâni: herşeyi san’atlı bir şekilde yaratan Allah’ın varlığı (bk. v-c-d; ṣ-n-a)
    zemin: yer çün: gibi

    Yazar : Risale Forum

  3. #3
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 513 + 37852


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Dördüncü Mektub - Sayfa 45

    Bu semânın arza bakan, Cennete dikkat eden
    Binler müdakkik gözleriz biz. HAŞİYE-1

    Tûbâ-yı hilkatten semâvât şıkkınaHep kehkeşan ağsânına,
    Bir Cemîl-i Zülcelâlin dest-i hikmetiyle takılmışPek güzel meyveleriyiz biz.
    Şu semâvât ehline birer mescid-i seyyar
    Birer hane-i devvar, birer ulvî âşiyâne,Birer misbah-ı nevvar, birer gemi-i cebbar
    Birer tayyareleriz biz.Bir Kadîr-i Zülkemâlin, bir Hakîm-i Zülcelâlin
    Birer mu’cize-i kudret, birer harika-i san’at-ı Hâlıkane,
    Birer nadire-i hikmet, birer dâhiye-i hilkatBirer nur âlemiyiz biz.
    Böyle yüz bin dille yüz bin burhan gösteririz
    İşittiririz insan olan insana.




    Not
    Haşiye-1 Yani, Cennet çiçeklerinin fidanlık ve mezraacığı olan zeminin yüzünde hadsiz mu’cizât-ı kudret teşhir edildiğinden, semâvât âlemindeki melâikeler, o mu’cizâtı ve o harikaları temâşâ ettikleri gibi, ecrâm-ı semâviyenin gözleri hükmünde olan yıldızlar dahi, güya melâikeler gibi, zemin yüzündeki nazenin masnuatı gördükçe, Cennet âlemine bakıyorlar ve o muvakkat harikaları bâki bir surette Cennette dahi temâşâ ediyorlar gibi, bir zemine, bir Cennete bakıyorlar; yani o iki âleme nezaretleri var demektir.





    Cemîl-i Zülcelâl: heybeti ve yüceliği sınırsız, güzelliği sonsuz olan Allah (bk. c-m-l; ẕü; c-l-l) Hakîm-i Zülcelâl: sonsuz yücelik ve heybet sahibi olan ve herşeyi hikmetle yapan Allah (bk. ḥ-k-m; ẕü; c-l-l)
    Kadîr-i Zülkemâl: kudreti herşeyi kuşatan, sonsuz mükemmellik sahibi Allah (bk. ḳ-d-r; ẕü; k-m-l) arz: yer, dünya
    ağsân: dallar burhan: güçlü delil
    bâki: devamlı, kalıcı (bk. b-ḳ-y) dest-i hikmet: hikmet eli (bk. ḥ-k-m)
    dâhiye-i hilkat: yaratılış harikası (bk. ḫ-l-ḳ) ecrâm-ı semâviye: gök cisimleri (bk. s-m-v)
    gemi-i cebbar: büyük ve azametli gemi (bk. c-b-r) güya: sanki
    hadsiz: sınırsız hane-i devvar: dönen ev
    harika-i san’at-ı Hâlıkane: Allah’ın yarattığı san’at harikası (bk. ṣ-n-a; ḫ-l-ḳ)
    haşiye: dipnot, açıklayıcı not
    kehkeşan: samanyolu masnuat: san’at eseri varlıklar (bk. ṣ-n-a)
    melâike: melekler (bk. m-l-k) mescid-i seyyar: gezici mescid
    mezraacık: tarla misbah-ı nevvar: nurlu kandil (bk. n-v-r)
    muvakkat: geçici mu’cize-i kudret: kudret mu’cizesi (bk. a-c-z; ḳ-d-r)
    mu’cizât: mu’cizeler; benzerini yapma konusunda başkalarını âciz bırakan olağanüstü şeyler (bk. a-c-z) mu’cizât-ı kudret: kudret mu’cizeleri (bk. a-c-z; ḳ-d-r)
    müdakkik: dikkatli nadire-i hikmet: hikmetin az bulunan harikası (bk. ḥ-k-m)
    nazenin: ince, nazik, narin nezaret: bakma, bakış (bk. n-ẓ-r)
    nur: ışık, aydınlık (bk. n-v-r) semâ: gök (bk. s-m-v)
    semâvât: gökler (bk. s-m-v) semâvât ehli: semâda yaşayan varlıklar; melekler, ruhanîler (bk. s-m-v)
    suret: şekil, biçim (bk. ṣ-v-r) tayyare: uçak
    temâşâ: seyretme teşhir edilmek: sergilenmek
    tûbâ-yı hilkat: yaratılış ağacı (bk. ḫ-l-ḳ) ulvî: yüce
    zemin: yer âşiyâne: yuva

    Yazar : Risale Forum

  4. #4
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 513 + 37852


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Dördüncü Mektub

    Kör olası dinsiz gözü, görmez oldu yüzümüzü,
    Hem işitmez sözümüzü. Hak söyleyen âyetleriz biz.
    Sikkemiz bir, turramız bir, Rabbimize müsebbihiz, zikrederiz âbidâne
    Kehkeşanın halka-i kübrâsına mensup birer meczuplarız biz.



    اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى 1
    Said Nursî


    Not

    Dipnot-1 Bâkî olan sadece Odur.





    Rab: herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri veren, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah (bk. r-b-b)
    hak: doğru, gerçek (bk. ḥ-ḳ-ḳ)
    halka-i kübrâ: büyük halka (bk. k-b-r) kehkeşan: samanyolu
    meczup: cezbeye gelmiş mensup: bağlı (bk. n-s-b)
    musahhar: boyun eğen, itaat eden müsebbih: tesbih eden, Allah’ı şânına lâyık ifadelerle anan (bk. s-b-ḥ)
    sikke: damga, mühür turra: nişan, mühür
    âbidâne: kulluğa yaraşır bir şekilde (bk. a-b-d) âyet: delil

    Yazar : Risale Forum

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222