3 sonuçtan 1 ile 3 arası

  1. #1
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 513 + 37852


    İkinci Mektub

    İkinci Mektub

    بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ 1
    وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ 2



    O mezkûr ve malûm talebesinin hediyesine karşı cevaptan bir parçadır.


    SALİSEN: Bana bir hediye gönderdin; gayet ehemmiyetli bir kaidemi bozmak istersin. Ben demiyorum ki: “Kardeşim ve biraderzadem olan Abdülmecid ve Abdurrahman’dan kabul etmediğim gibi senden de kabul etmem.” Çünkü sen onlardan daha ileri ve ruhuma daha yakın olduğundan, herkesin hediyesi reddedilse, seninki bir defaya mahsus olmak üzere reddedilmez. Fakat bu münasebetle o kaidemin sırrını söyleyeceğim. Şöyle ki:

    Eski Said minnet almazdı. Minnetin altına girmektense ölümü tercih ederdi. Çok zahmet ve meşakkat çektiği halde kaidesini bozmadı. Eski Said’in, senin bu biçare kardeşine irsiyet kalan şu hasleti ise, tezehhüd ve sun’î bir istiğnâ değil, belki dört beş ciddî esbaba istinat eder.

    Birincisi: Ehl-i dalâlet, ehl-i ilmi, ilmi vasıta-i cer etmekle ittiham ediyorlar, “İlmi ve dini kendilerine medar-ı maişet yapıyorlar” deyip insafsızcasına onlara hücum ediyorlar. Bunları fiilen tekzip lâzımdır.

    İkincisi: Neşr-i hak için enbiyaya ittibâ etmekle mükellefiz. Kur’ân-ı Hakîmde, hakkı neşredenler
    إِنْ اَجْرِىَ إِلاَّ عَلَى اللهِ اِنْ اَجْرِىَ اِلاَّ عَلَى اللهِ 3 diyerek





    Not
    Dipnot-1 Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah’ın adıyla.

    Dipnot-2 “Hiçbir şey yoktur ki Allah’ı hamd ile tesbih etmesin.” İsrâ Sûresi, 17:44.

    Dipnot-3 “Benim mükâfâtımı vermek ancak Allah’a aittir.” Yunus Sûresi, 10:72; Hûd Sûresi, 11:29; Sebe’ Sûresi, 34:47.





    Abdurrahman: (bk. bilgiler) Abdülmecid: (bk. bilgiler)
    Eski Said: (bk. bilgiler – Bediüzzaman Said Nursî) Kur’ân-ı Hakîm: her âyet ve sûresinde sayısız hikmet ve faydalar bulunan Kur’ân (bk. ḥ-k-m)
    biraderzade: kardeş çocuğu, yeğen biçare: çaresiz
    ehl-i dalâlet: hak ve doğru yoldan sapmış, inançsız kimseler (bk. ḍ-l-l) ehl-i ilmi: ilim ehli kimseler (bk. a-l-m)
    enbiya: nebîler, peygamberler (bk. n-b-e) esbab: sebebler (bk. s-b-b)
    fiilen: davranışla (bk. f-a-l) hak: doğru, gerçek (bk. ḥ-ḳ-ḳ)
    haslet: huy, karakter insaf: merhamet ve adâlet dâiresinde hareket, vicdana uygun davranış
    irsiyet: soya çekim, aslından gelen benzerlik istinat: dayanma (bk. s-n-d)
    istiğna: tokgönüllülük, ihtiyaç duymama (bk. ğ-n-y) ittibâ: tabi olma, uyma
    ittiham: suçlama kaide: düstur, prensip
    malûm: bilinen (bk. a-l-m) medar-ı maişet: geçim kaynağı (bk. a-y-ş)
    mezkûr: adı geçen meşakkat: sıkıntı, zorluk
    minnet: iyilik karşısında kendini borçlu hissetme mükellef: yükümlü, görevli
    münasebet: bağlantı, ilişki (bk. n-s-b) neşr-i hak: hakkı ve doğruyu yayma (bk. ḥ-ḳ-ḳ)
    neşretme: yayma salisen: üçüncü olarak
    sun’î: uydurma, yapmacık (bk. ṣ-n-a) tekzip: yalanlama
    tezehhüd: yapmacık bir tarzda dindar görünme vasıta-i cer: dilencilik vasıtası


    Benzer Konular
    "Adâvet ve muhabbet, nur ve zulmet gibi zıttırlar..." Yirmi İkinci Mektub'u
    "Adâvet ve muhabbet, nur ve zulmet gibi zıttırlar..." Yirmi İkinci Mektub'u Devami...
    On Sekizinci Mektub'un İkinci Mesele-i Mühimmesi Hakkında Bilgi Verir Misiniz?
    On Sekizinci Mektub'un İkinci Mesele-i Mühimmesi Hakkında Bilgi Verir Misiniz? Devami...
    Açıklamalı - 29.Mektub - Ramazan Risalesi - İkinci Nükte
    Açıklamalı - 29.Mektub - Ramazan Risalesi - İkinci Nükte 29. MEKTUB İKİNCİ NÜKTE Ramazan-ı Mübareğin savmı, Cenâb-ı Hakkın nimetlerinin şükrüne baktığı cihetle, çok hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki: Birinci Sözde denildiği gibi, bir padişahın mutfağından bir ta
    Yirmi İkinci Mektub'un Birinci ve İkinci Vecihlerinin izahını yapar mısınız?
    Yirmi İkinci Mektub'un Birinci ve İkinci Vecihlerinin izahını yapar mısınız? Yirmi İkinci Mektubun Birinci İkinci Vecihlerinin izahını yapar mısınız? Devami...
    İkinci Mektub
    İkinci Mektub İkinci Mektub بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ وَاِنْ مِ
    Yazar : Risale Forum

  2. #2
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 513 + 37852


    Cevap: İkinci Mektub - Sayfa 36

    insanlardan istiğnâ göstermişler. Sûre-i Yâsin’de
    اِتَّبِعوُا مَنْ لاَ يَسْئَلُكُمْ اَجْراً وَهُمْ مُهْتَدُونَ 1 cümlesi, meselemiz hakkında çok mânidardır.

    Üçüncüsü:
    Birinci Sözde beyan edildiği gibi, Allah namına vermek, Allah namına almak lâzımdır. Halbuki, ekseriya ya veren gafildir; kendi namına verir, zımnî bir minnet eder. Ya alan gafildir; Mün’im-i Hakikîye ait şükrü, senâyı zâhirî esbaba verir, hata eder.


    Dördüncüsü: Tevekkül, kanaat ve iktisat öyle bir hazine ve bir servettir ki, hiçbir şeyle değişilmez. İnsanlardan ahz-ı mal edip o tükenmez hazine ve defineleri kapatmak istemem. Rezzâk-ı Zülcelâle yüz binler şükrediyorum ki, küçüklüğümden beri beni minnet ve zillet altına girmeye mecbur etmemiş. Onun keremine istinaden, bakiye-i ömrümü de o kaideyle geçirmesini rahmetinden niyaz ediyorum.

    Beşincisi: Bir iki senedir çok emâreler ve tecrübelerle kat’î kanaatim oldu ki, halkların malını, hususan zenginlerin ve memurların hediyelerini almaya mezun değilim. Bazıları bana dokunuyor; belki dokunduruluyor, yedirilmiyor, bazan bana zararlı bir surete çevriliyor. Demek gayrın malını almamaya mânen bir emirdir ve almaktan bir nehiydir.

    Hem bende bir tevahhuş var. Herkesi her vakit kabul edemiyorum. Halkın hediyesini kabul etmek, onların hatırını sayıp istemediğim vakitte onları kabul etmek lâzım geliyor. O da hoşuma gitmiyor. Hem tasannu ve temellukten beni kurtaran bir parça kuru ekmek yemek ve yüz yamalı bir libas giymek, bana daha hoş geliyor. Gayrın en âlâ baklavasını yemek, en murassâ libasını giymek ve onların hatırını saymaya mecbur olmak, bana nâhoş geliyor.

    Altıncısı: Ve istiğnâ sebebinin en mühimi, mezhebimizce en muteber olan


    Not

    Dipnot-1 “Doğru yolda olan ve sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere tâbi olun.” Yâsin Sûresi, 36:21.






    Mün’im-i Hakiki: gerçek nimet verici olan Allah (bk. n-a-m; ḥ-ḳ-ḳ) Rezzâk-ı Zülcelâl: sonsuz haşmet, yücelik ve heybet sahibi ve bütün canlıların rızıklarını veren Allah (bk. r-ẓ-ḳ; ẕü; c-l-l)
    Sûre-i Yâsin: Yâsin Sûresi, Kur’ân-ı Kerimin 36. sûresi ahz-ı mal: mal ve servet toplayıp biriktirme
    bakiye-i ömür: geriye kalan ömür (bk. b-ḳ-y) beyan: açıklama (bk. b-y-n)
    ekseriya: genellikle (bk. k-s̱-r) emâre: işaret, belirti
    esbab: sebebler (bk. s-b-b) gafil: duyarsız, sorumsuz, âhiretten ve Allah’ın emir ve yasaklarından habersiz davranan kimse (bk. ğ-f-l)
    gayr: diğer, başkası hususan: bilhassa, özellikle
    iktisat: tutumluluk istinaden: dayanarak (bk. s-n-d)
    istiğna: tokgönüllülük, ihtiyaç duymama (bk. ğ-n-y) kaide: düstur, prensip
    kanaat: kısmetine razı olma, Allah’ın nasip ettiği rızıkla yetinme kat’î: kesin
    kerem: cömertlik, ikram (bk. k-r-m) libas: elbise
    mezheb: dinde tutulan yol (bk. ẕ-h-b) mezun: izinli
    minnet: iyilik karşısında kendini borçlu hissetme murassâ: süslü
    muteber: itibarlı, geçerli mânen: mânevî olarak (bk. a-n-y)
    mânidar: anlamlı (bk. a-n-y) nam: ad
    nehiy: yasaklama niyaz: duâ, istek, yakarış
    nâhoş: hoş olmayan rahmet: şefkat, merhamet (bk. r-ḥ-m)
    senâ: övgü suret: biçim, şekil (bk. ṣ-v-r)
    tasannu: yapmacık hareket (bk. ṣ-n-a) temelluk: yaltaklanma, dalkavukluk yapma
    tevahhuş: ürküntü, kaçma, çekinme, yabanîleşme tevekkül: Allah’a dayanma ve güvenme (bk. v-k-l)
    zahirî: görünürdeki (bk. ẓ-h-r) zillet: alçaklık, aşağılık
    zımnî: gizli, örtülü âlâ: en üstün, en kıymetli

    Yazar : Risale Forum

  3. #3
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 513 + 37852


    Cevap: İkinci Mektub - Sayfa 37

    İbn-i Hâcer diyor ki: “Salâhat niyetiyle sana verilen birşey sâlih olmazsan kabul etmek haramdır.”1
    İşte, şu zamanın insanları, hırs ve tama’ yüzünden, küçük bir hediyesini pek pahalı satıyorlar. Benim gibi günahkâr bir biçareyi, sâlih veya velî tasavvur ederek, sonra bir ekmek veriyorlar. Eğer-hâşâ-ben kendimi sâlih bilsem, o alâmet-i gururdur, salâhatin ademine delildir. Eğer kendimi sâlih bilmezsem, o malı kabul etmek caiz değildir. Hem âhirete müteveccih a’mâle mukàbil sadaka ve hediyeyi almak, âhiretin bâki meyvelerini dünyada fâni bir surette yemek demektir.


    اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى 2
    Said Nursî







    Not

    Dipnot-1 İbni Haceri’l-Heytemî, Tuhfetü’l-Muhtâc li-Şerhi’l-Minhâc, 1:178.

    Dipnot-2
    Bâkî olan sadece Odur.

    Yazar : Risale Forum

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222