Sayfa 2/2 İlkİlk 12
19 sonuçtan 11 ile 19 arası

  1. #11
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 514 + 37862


    Cevap: On Birinci Lem'a - Sayfa 111

    seksen şahid-i sadık hükmüne geçmiştir. Eğer bu mevzua dair iktidar olsa, yazılsa, yetmiş değil, belki yedi bin risale, o hikmetleri bitiremeyecek.

    Hem ben şahsımda bilmüşahede ve zevken, belki bin tecrübâtım var ki, mesâil-i şeriatla Sünnet-i Seniyye düsturları, emrâz-ı ruhaniyede ve akliyede ve kalbiyede, hususan emrâz-ı içtimaiyede gayet nâfi birer devâdır bildiğimi ve onların yerini başka felsefî ve hikmetli meseleler tutamadığını, bilmüşahede kendim hissettiğimi ve başkalarına da bir derece risalelerde ihsas ettiğimi ilân ediyorum. Bu dâvâmda tereddüt edenler, Risale-i Nur eczalarına müracaat edip baksınlar.

    İşte böyle bir zâtın Sünnet-i Seniyyesine elden geldiği kadar ittibâa çalışmak ne kadar kârlı ve hayat-ı ebediye için ne kadar saadetli ve hayat-ı dünyeviye için ne kadar menfaatli olduğu kıyas edilsin.

    DOKUZUNCU NÜKTE

    Sünnet-i Seniyyenin herbir nev’ine tamamen bilfiil ittibâ etmek, ehass-ı havassa dahi ancak müyesser olur. Ona bilfiil olmasa da, binniyet, bilkast, taraftarâne ve iltizamkârâne talip olmak, herkesin elinden gelir. Farz ve vâcip kısımlara zaten ittibâa mecburiyet var. Ve ubudiyetteki müstehap olan Sünnet-i Seniyyenin terkinde, günah olmasa dahi, büyük sevabın zayiatı var. Tağyirinde ise büyük hata vardır. Âdât ve muamelâttaki Sünnet-i Seniyye ise, ittibâ ettikçe, o âdât, ibadet olur. Etmese itab yok; fakat Habibullahın âdâb-ı hayatiyesinin nurundan istifadesi azalır.

    Ahkâm-ı ubudiyette yeni icadlar bid’attır. Bid’atlar ise,
    اَلْيَوْمَ اَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ 1 sırrına münafi olduğu için, merduttur.2 Fakat, tarikatte


    Not
    Dipnot-1 “Bugün sizin için dininizi kemâle erdirdim.” Mâide Sûresi, 5:3.
    Dipnot-2 bk. Buhârî, İ’tisam: 5, Büyû’: 60, Sulh: 5; Müslim, Akdiye: 18; Ebû Dâvud, Sünnet: 6.






    <TABLE border=0 cellSpacing=2 cellPadding=0><TBODY><TR><TD>Habibullah: Allah’ın en sevdiği kul olan Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (a.s.m.)</TD><TD>Sünnet-i Seniyye: Peygamberimizin söz, fiil ve hareketlerine dayanan yüce prensipler</TD></TR><TR><TD>ahkâm-ı ubudiyet: kulluk esasları, kulluğun hükümleri</TD><TD>bid’at: dinde olmayıp sonradan dine aykırı şekilde ortaya çıkan şey</TD></TR><TR><TD>bilfiil: fiilen, uygulamaya koyarak</TD><TD>bilkast: bilerek, kasıtlı olarak</TD></TR><TR><TD>bilmüşahede: gözle görerek</TD><TD>binniyet: niyet ederek</TD></TR><TR><TD>devâ: ilâç, çare</TD><TD>dâvâ: iddia</TD></TR><TR><TD>düstur: kural</TD><TD>ecza: kısımlar, bölümler</TD></TR><TR><TD>ehass-ı havas: en seçkin şahsiyetler</TD><TD>emrâz-ı içtimaiye: sosyal hastalıklar</TD></TR><TR><TD>emrâz-ı ruhaniye ve akliye ve kalbiye: ruhta, akılda ve kalpte meydana gelen hastalıklar</TD><TD>farz: Allah’ın kesinlikle yapılmasını emrettiği şey</TD></TR><TR><TD>felsefî: felsefeyle bağlantılı</TD><TD>hayat-ı dünyeviye: dünya hayatı</TD></TR><TR><TD>hayat-ı ebediye: sonsuz hayat, âhiret hayatı</TD><TD>hikmet: fayda, anlam, ince sır; felsefeye ait</TD></TR><TR><TD>hususan: özellikle</TD><TD>icad: yeni bir şey ortaya çıkarma</TD></TR><TR><TD>ihsas etmek: hissettirmek</TD><TD>iktidar: güç, kuvvet</TD></TR><TR><TD>iltizamkârâne: gerekli görerek</TD><TD>itab: cezâlandırma</TD></TR><TR><TD>ittibâ etmek: uymak, tabi olmak</TD><TD>kıyas etmek: karşılaştırmak</TD></TR><TR><TD>menfaat: fayda, yarar</TD><TD>merdud: red olunmuş, yasaklanmış</TD></TR><TR><TD>mesâil-i şeriat: şeriatla ilgili konular</TD><TD>mevzu: bahis, konu</TD></TR><TR><TD>muamelât: davranışlar, işler</TD><TD>münafi: aykırı, ters</TD></TR><TR><TD>müstehap: farz ve vacip dışında kalan sevaplı işler</TD><TD>müyesser olma: kolaylıkla elde etme</TD></TR><TR><TD>nevi: çeşit, tür</TD><TD>nâfi: faydalı</TD></TR><TR><TD>nükte: ince mânâlı söz</TD><TD>risale: kitap</TD></TR><TR><TD>saadetli: mutluluk veren</TD><TD>talip olmak: istemek</TD></TR><TR><TD>taraftarâne: taraf tutarak</TD><TD>tağyir: değiştirme</TD></TR><TR><TD>tecrübât: tecrübeler</TD><TD>tereddüt: şüphe</TD></TR><TR><TD>ubudiyet: kulluk</TD><TD>vâcip: dinî bakımdan yapılması şart ve kesin olan emir</TD></TR><TR><TD>zayiat: kayıplar</TD><TD>zât: kişi</TD></TR><TR><TD>âdâb-ı hayatiye: Hz. Peygamberin (a.s.m) hayatında yaşadığı ahlâk kuralları</TD><TD>âdât: âdetler, alışkanlıklar</TD></TR><TR><TD>şahid-i sadık: doğru sözlü şahit</TD></TR></TBODY></TABLE>
    Yazar : Risale Forum

  2. #12
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 514 + 37862


    Cevap: On Birinci Lem'a - Sayfa 112

    evrad ve ezkâr ve meşrepler nev’inden olsa ve asılları Kitap ve Sünnetten ahzedilmek şartıyla, ayrı ayrı tarzda, ayrı ayrı surette olmakla beraber, mukarrer olan usul ve esasatı, Sünnet-i Seniyyeye muhalefet ve tağyir etmemek şartıyla, bid’a değillerdir. Lâkin bir kısım ehl-i ilim, bunlardan bir kısmını bid’aya dahil edip, fakat “bid’a-i hasene” namını vermiş.1 İmam-ı Rabbânî Müceddid-i Elf-i Sâni diyor ki:

    “Ben seyr-i sülûk-i ruhanîde görüyordum ki, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmdan mervî olan kelimat nurludur, Sünnet-i Seniye şuâı ile parlıyor. Ondan mervî olmayan parlak ve kuvvetli virdleri ve halleri gördüğüm vakit, üstünde o nur yoktu. Bu kısmın en parlağı, evvelkinin en azına mukabil gelmiyordu. Bundan anladım ki, Sünnet-i Seniyyenin şuâı bir iksirdir. Hem o Sünnet, nur isteyenlere kâfidir; hariçte nur aramaya ihtiyaç yoktur.”

    İşte, böyle hakikat ve şeriatın bir kahramanı olan bir zâtın bu hükmü gösteriyor ki, Sünnet-i Seniyye, saadet-i dâreynin temel taşıdır ve kemâlâtın madeni ve menbaıdır.

    2 اَللّٰهُمَّ ارْزُقْنَا اتِّباَعَ السُّنَّةِ السَّنِيَّةِ
    3 رَبَّنَاۤ اٰمَنَّا بِمَاۤ اَنْزَلْتَ وَاتَّبَعْنَا الرَّسُولَ فَاكْتُبْنَا مَعَ الشَّاهِدِينَ

    ONUNCU NÜKTE

    قُلْ اِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللهَ فَاتَّبِعُونِى يُحْبِبْكُمُ الله4 âyetinde i’câzlı bir îcâz vardır. Çünkü çok cümleler bu üç cümlenin içinde derc edilmiştir. Şöyle ki:



    Not
    Dipnot-1 bk. el-Îcî, Kitâbü’l-Mevâkıf: 1:159; el-Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn 2:256; İbni Receb, Câmiu’l-Ulûm ve’l-hikem: 1:267; İbni Âbidin, Hâşiye: 1:390.
    Dipnot-2 “Allahım bize Sünnet-i Seniyyeye ittiba etmeyi nasip et.”

    Dipnot-3 “Ey Rabbimiz! Biz indirdiğin kitaba inandık ve peygambere uyduk. Sen de bizi, Senin birliğine ve peygamberinin doğruluğuna şahitlik edenlerle beraber yaz.” Âl-i İmrân Sûresi, 3:53.

    Dipnot-4 “De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin.” Âl-i İmrân Sûresi, 3:31.




    <TABLE border=0 cellSpacing=2 cellPadding=0><TBODY><TR><TD>Kitap: Kur’ân-ı Kerim</TD><TD>Müceddid-i Elf-i Sâni: hicrî ikinci bin yılın müceddidi anlamına gelen ve İmam-ı Rabbanî (r.a.) için kullanılan bir ifade</TD></TR><TR><TD>Resul-i Ekrem: Allah’ın en şerefli ve en değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.)</TD><TD>Sünnet/Sünnet-i Seniyye: Peygamberimizin söz, fiil ve hareketlerine dayanan yüce prensipler</TD></TR><TR><TD>ahzedilmek: alınmak</TD><TD>bid’a: dinde olmayıp sonradan dine zarar verecek şekilde ortaya çıkan şey</TD></TR><TR><TD>bid’a-i hasene: Hz. Muhammed’den (a.s.m.) sonra ortaya çıkan, fakat Kur’ân ve Sünnete aykırı olmayan şey</TD><TD>dahil etmek: içine almak</TD></TR><TR><TD>derc edilmek: içine yerleştirilmek</TD><TD>ehl-i ilim: ilimle uğraşan kişiler, âlimler</TD></TR><TR><TD>esasat: esaslar, temel prensipler</TD><TD>evrad: okunması âdet olan dualar</TD></TR><TR><TD>ezkâr: zikirler</TD><TD>hakikat: gerçek, asıl ve esas</TD></TR><TR><TD>hariç: dış, başka yer</TD><TD>iksir: etkili ilaç</TD></TR><TR><TD>i’câz: mu’cize oluş, bir benzerini yapmakta başkalarını aciz bırakma</TD><TD>kelimat: kelimeler, sözler</TD></TR><TR><TD>kemâlât: mükemellikler, kusursuz özellikler</TD><TD>kâfi: yeterli</TD></TR><TR><TD>menba: kaynak</TD><TD>mervî: rivayet edilen, nakledilen</TD></TR><TR><TD>meşrep: hareket tarzı, metod</TD><TD>muhalefet etmek: karşıt olmak</TD></TR><TR><TD>mukabil: karşılık</TD><TD>mukarrer: kesinlik kazanmış, belirlenmiş</TD></TR><TR><TD>nev’: çeşit, tür</TD><TD>nükte: ince mânâlı söz</TD></TR><TR><TD>saadet-i dâreyn: dünya ve ahiret mutluluğu</TD><TD>seyr-i sülûk-i ruhanî: manevî makamlarda ruh ile yapılan seyir ve seyahat</TD></TR><TR><TD>suret: şekil, biçim</TD><TD>tarikat: mânevî ilerlemeye götüren yol</TD></TR><TR><TD>tağyir etmek: değiştirmek</TD><TD>usul: metod, yol</TD></TR><TR><TD>vird: devamlı yapılan zikir</TD><TD>zât: kişi</TD></TR><TR><TD>âyet: Kur’ân’ın her bir cümlesi</TD><TD>îcâz: veciz söz söyleme, az sözle çok mânâlar anlatma</TD></TR><TR><TD>İmam-ı Rabbânî: (bk. bilgiler)</TD><TD>şeriat: Allah tarafından bildirilen hükümler, Kur’ân ve Sünnet</TD></TR><TR><TD>şuâ: ışın, güçlü ışık huzmesi</TD></TR></TBODY></TABLE><TABLE role=presentation cellSpacing=0 cellPadding=0><TBODY role=presentation><TR role=presentation></TR></TBODY></TABLE>
    Yazar : Risale Forum

  3. #13
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 514 + 37862


    Cevap: On Birinci Lem'a - Sayfa 113

    Şu âyet diyor ki: “Allah’a (celle celâluhu) imanınız varsa, elbette Allah’ı seveceksiniz. Madem Allah’ı seversiniz; Allah’ın sevdiği tarzı yapacaksınız. Ve o sevdiği tarz ise: Allah’ın sevdiği zâta benzemelisiniz. Ona benzemek ise, ona ittibâ etmektir. Ne vakit ona ittibâ etseniz, Allah da sizi sevecek. Zaten siz Allah’ı seversiniz, tâ ki Allah da sizi sevsin.”

    İşte bütün bu cümleler, şu âyetin yalnız mücmel ve kısa bir meâlidir. Demek oluyor ki, insan için en mühim, âli maksat, Cenâb-ı Hakkın muhabbetine mazhar olmasıdır. Bu âyetin nassıyla gösteriyor ki, o matlab-ı âlânın yolu Habibullaha ittibâdır ve Sünnet-i Seniyyesine iktidâdır. Bu makamda üç nokta ispat edilse, mezkûr hakikat tamamıyla tezahür eder.

    BİRİNCİ NOKTA: Beşer, fıtraten, şu kâinatın Hâlıkına karşı hadsiz bir muhabbet üzerine yaratılmıştır. Çünkü fıtrat-ı beşeriyede cemâle karşı bir muhabbet ve kemâle karşı perestiş etmek ve ihsana karşı sevmek vardır. Cemal ve kemal ve ihsan derecâtına göre o muhabbet tezayüd eder, aşkın en müntehâ derecesine kadar gider.

    Hem bu küçük insanın küçücük kalbinde kâinat kadar bir aşk yerleşir. Evet, kalbin mercimek kadar bir sandukçası olan kuvve-i hafıza, bir kütüphane hükmünde binler kitap kadar yazı, içinde yazılması gösteriyor ki, kalb-i insan, kâinatı içine alabilir ve o kadar muhabbet taşıyabilir.

    Madem fıtrat-ı beşeriyede ihsan ve cemal ve kemâle karşı böyle hadsiz bir istidad-ı muhabbet vardır. Ve madem bu kâinatın Hâlıkı, kâinatta tezahür eden âsârıyla bilbedâhe tahakkuku sabit olan hadsiz cemâl-i mukaddesi, bu mevcudatta tezahür eden nukuş-u san’atıyla bizzarure sübutu tahakkuk eden hadsiz kemâl-i kudsîsi ve bütün zîhayatlarda tezahür eden hadsiz envâ-ı ihsan ve in’âmâtıyla bilyakin ve belki bilmüşahede vücudu tahakkuk eden hadsiz ihsânâtı vardır.



    <TABLE border=0 cellSpacing=2 cellPadding=0><TBODY><TR><TD>Cenâb-ı Hak: Hakkın tâ kendisi olan, şeref ve yücelik sahibi Allah</TD><TD>Habibullah: Allah’ın en sevdiği kul olan Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (a.s.m.)</TD></TR><TR><TD>Hâlık: yaratıcı olan Allah</TD><TD>Sünnet-i Seniyye: Peygamberimizin söz, fiil ve hareketlerine dayanan yüce prensipler</TD></TR><TR><TD>beşer: insan</TD><TD>bilbedâhe: açık bir şekilde</TD></TR><TR><TD>bilmüşahede: gözle görerek</TD><TD>bilyakin: kesin kanaat ile</TD></TR><TR><TD>bizzarure: zorunlu olarak</TD><TD>celle celâluhu: Allah’ın şânı çok yücedir</TD></TR><TR><TD>cemâl: güzellik</TD><TD>cemâl-i mukaddes: kutsal ve kusursuz güzellik</TD></TR><TR><TD>derecât: dereceler</TD><TD>envâ-ı ihsan: bağışların türleri</TD></TR><TR><TD>fıtrat-ı beşeriye: insanın yaratılışı, tabiatı</TD><TD>fıtraten: yaratılışça, mizaç olarak</TD></TR><TR><TD>hadsiz: sınırsız</TD><TD>hakikat: doğru gerçek</TD></TR><TR><TD>ihsan: bağış, iyilik, lütuf</TD><TD>ihsânât: bağışlar, iyilikler, lütuflar</TD></TR><TR><TD>iktidâ etmek: uymak</TD><TD>in’âmât: nimetler</TD></TR><TR><TD>istidad-ı muhabbet: sevme kabiliyeti</TD><TD>ittibâ etmek: uymak, tabi olmak</TD></TR><TR><TD>kalb-i insan: insan kalbi; insana has mânevî bir duygu</TD><TD>kemâl: mükemmellik, kusursuzluk</TD></TR><TR><TD>kemâl-i kudsî: kusursuz mükemmellik</TD><TD>kuvve-i hafıza: hafıza gücü, bellek</TD></TR><TR><TD>kâinat: evren, bütün yaratılmışlar</TD><TD>makam: derece, yer</TD></TR><TR><TD>maksat: amaç, gaye</TD><TD>matlab-ı âlâ: en yüksek hedef, en çok istenen şey</TD></TR><TR><TD>mazhar olmak: nail olmak, erişmek</TD><TD>mevcudat: varlıklar</TD></TR><TR><TD>mezkûr: adı geçen</TD><TD>meâl: açıklama</TD></TR><TR><TD>muhabbet: sevgi</TD><TD>mücmel: kısa, öz</TD></TR><TR><TD>mühim: önemli</TD><TD>müntehâ: en son nokta</TD></TR><TR><TD>nass: Kur’ân’ın açık ve kesin hükmü</TD><TD>nukuş-u san’at: sanat nakışları, işlemeleri</TD></TR><TR><TD>perestiş etmek: bir şeye aşırı düşkün olmak </TD><TD>sandukça: küçük sandık</TD></TR><TR><TD>sübut: sabit bir şekilde hep var olma</TD><TD>tahakkuk: gerçekleşme</TD></TR><TR><TD>tezahür: görünme, ortaya çıkma</TD><TD>tezayüd etmek: artmak</TD></TR><TR><TD>vücud: varlık</TD><TD>zât: kişi, şahıs</TD></TR><TR><TD>zîhayat: canlı</TD><TD>âli: yüce</TD></TR><TR><TD>âsâr: eserler, neticeler</TD><TD>âyet: Kur’ân’ın her bir cümlesi</TD></TR></TBODY></TABLE>
    Yazar : Risale Forum

  4. #14
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 514 + 37862


    Cevap: On Birinci Lem'a - Sayfa 114

    <?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?><!-- This file was converted to xhtml by Writer2xhtml ver. 0.5 beta2. See [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.] for more info. --><META name=description content=""><META name=keywords content=""><STYLE type=text/css media=all> body {font-family:'Trebuchet MS',Arial,serif;font-size:12.0pt} </STYLE>Elbette, zîşuurların en câmii ve en muhtacı ve en mütefekkiri ve en müştâkı olan beşerden, hadsiz bir muhabbeti iktiza ediyor.

    Evet, herbir insan o Hâlık-ı Zülcelâle karşı hadsiz bir muhabbete müstaid olduğu gibi, o Hâlık dahi herkesten ziyade cemal ve kemal ve ihsanına karşı hadsiz bir mahbubiyete müstehaktır. Hattâ insan-ı mü’minde, hayatına ve bekàsına ve vücuduna ve dünyasına1 ve nefsine ve mevcudata karşı türlü türlü muhabbetleri ve şedit alâkaları, o istidad-ı muhabbet-i İlâhiyenin tereşşuhâtıdır. Hattâ insanın mütenevvi hissiyât-ı şedidesi, o istidad-ı muhabbetin istihaleleridir ve başka şekillere girmiş reşhalarıdır.

    Malûmdur ki, insan kendi saadetiyle mütelezziz olduğu gibi, alâkadar olduğu zatların saadetleriyle dahi mütelezziz oluyor. Ve kendini belâdan kurtaranı sevdiği gibi, sevdiklerini de kurtaranı öyle sever. İşte, bu hâlet-i ruhiyeye binaen, insan, eğer her insana ait envâ-ı ihsânât-ı İlâhiyeden yalnız bunu düşünse ki:
    “Benim Hâlıkım beni zulümat-ı ebediye olan ademden kurtarıp bu dünyada bir güzel bir dünyayı bana verdiği gibi, ecelim geldiği zaman beni idam-ı ebedî olan ademden ve mahvdan yine kurtarıp bâki bir âlemde ebedî ve çok şâşaalı bir âlemi bana ihsan ve o âlemin umum envâ-ı lezâiz ve mehâsininden istifade edecek ve cevelân edip tenezzüh edecek zâhirî ve bâtınî hasseleri, duyguları bana in’âm ettiği gibi, çok sevdiğim ve çok alâkadar olduğum bütün akarib ve ahbap ve ebnâ-yı cinsimi dahi öyle hadsiz ihsanlara mazhar ediyor ve o ihsanlar bir cihette bana ait oluyor. Zira onların saadetleriyle mes’ut ve mütelezziz oluyorum.


    Not
    Dipnot-1 bk. Lokman Sûresi, 31:20.



    <TABLE border=0 cellSpacing=2 cellPadding=0><TBODY><TR><TD>Hâlık: yaratıcı, herşeyi yaratan Allah</TD><TD>Hâlık-ı Zülcelâl: sonsuz haşmet sahibi yaratıcı, Allah</TD></TR><TR><TD>adem: yokluk, hiçlik</TD><TD>ahbap: dostlar, sevgililer</TD></TR><TR><TD>akarib: akrabalar, yakınlar</TD><TD>alâka: ilgi</TD></TR><TR><TD>alâkadar: ilgili</TD><TD>bekà: devamlılık ve kalıcılık, sonsuzluk</TD></TR><TR><TD>belâ: büyük sıkıntı</TD><TD>beşer: insan</TD></TR><TR><TD>binaen: dayanarak</TD><TD>bâki: devamlı olan, sonsuz</TD></TR><TR><TD>bâtınî: iç âleme ait</TD><TD>cemâl: güzellik</TD></TR><TR><TD>cevelân eden: dolaşan, gezen</TD><TD>cihet: taraf, yön</TD></TR><TR><TD>câmi: kapsamlı, içine alan</TD><TD>ebedî: sonsuz</TD></TR><TR><TD>ebnâ-yı cins: aynı türden olan</TD><TD>ecel: ölüm vakti</TD></TR><TR><TD>envâ-ı ihsânât-ı İlâhiye: İlâhî ihsan çeşitleri</TD><TD>envâ-ı lezâiz: lezzet çeşitleri</TD></TR><TR><TD>hadsiz: sayısız</TD><TD>hasse: duygu</TD></TR><TR><TD>hissiyât-ı şedide: kuvvetli duygular</TD><TD>hâlet-i ruhiye: ruh hali</TD></TR><TR><TD>idam-ı ebedî: dirilmemek üzere sonsuz yok oluş</TD><TD>ihsan: bağış, iyilik, lütuf</TD></TR><TR><TD>iktiza etmek: gerektirmek</TD><TD>insan-ı mü’min: Allah’a inanan insan</TD></TR><TR><TD>in’âm etme: nimet verme, nimetlendirme</TD><TD>istidad-ı muhabbet: insandaki sevgi yeteneği</TD></TR><TR><TD>istidad-ı muhabbet-i İlâhiye: Allah’ı sevme kabiliyeti</TD><TD>istifade etmek: faydalanmak</TD></TR><TR><TD>istihale: bir halden başka hale geçme</TD><TD>kemâl: kusursuzluk, mükemmellik</TD></TR><TR><TD>mahbubiyet: sevgili olma</TD><TD>mahv: yok olma</TD></TR><TR><TD>malûm: bilinen</TD><TD>mazhar etme: eriştirme</TD></TR><TR><TD>mehâsin: güzellikler, iyilikler</TD><TD>mes’ut: mutlu</TD></TR><TR><TD>mevcudat: varlıklar</TD><TD>muhabbet: sevgi</TD></TR><TR><TD>müstaid: kabiliyet sahibi</TD><TD>müstehak: hak etmiş, layık</TD></TR><TR><TD>mütefekkir: tefekkür eden, düşünen</TD><TD>mütelezziz olma: lezzet alma</TD></TR><TR><TD>mütenevvi: çeşit çeşit</TD><TD>müştâk: düşkün, tutkun</TD></TR><TR><TD>nefis: kişinin kendisi</TD><TD>reşha: sızıntı</TD></TR><TR><TD>saadet: mutluluk</TD><TD>tenezzüh etmek: gezinti yapmak</TD></TR><TR><TD>tereşşuhât: sızıntılar, izler</TD><TD>umum: bütün, genel</TD></TR><TR><TD>zira: çünkü</TD><TD>ziyade: çok, fazla</TD></TR><TR><TD>zulümat-ı ebediye: sonsuz karanlıklar</TD><TD>zâhirî: dış görünüşe ait</TD></TR><TR><TD>zîşuur: şuur sahibi</TD><TD>âlem: dünya, evren</TD></TR><TR><TD>şedit: şiddetli</TD><TD>şâşaalı: gösterişli, göz alıcı bir şekilde</TD></TR></TBODY></TABLE>
    Yazar : Risale Forum

  5. #15
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 514 + 37862


    Cevap: On Birinci Lem'a - Sayfa 115

    Madem 1 اَ ْلاِنْسَانُ عَبِيدُ اْلاِحْسَانِ sırrıyla, herkeste ihsana karşı perestiş var. Elbette, böyle hadsiz ebedî ihsânâta karşı, kâinat kadar bir kalbim olsa, o ihsana karşı muhabbetle dolmak iktiza eder ve doldurmak isterim. Ben bilfiil o muhabbeti etmezsem de, bil’istidat, bil’iman, binniyet, bilkabul, bittakdir, bil’iştiyak, bil’iltizam, bil’irade suretinde ediyorum” diyecek. Ve hâkezâ, cemal ve kemâle karşı insanın göstereceği muhabbet ise, icmâlen işaret ettiğimiz ihsana karşı muhabbete kıyas edilsin.

    Kâfir ise, küfür cihetiyle, hadsiz bir adâvet eder. Hattâ kâinata ve mevcudata karşı zâlimâne ve tahkirkârâne bir adâvet taşıyor.

    İKİNCİ NOKTA: Muhabbetullah, ittibâ-ı Sünnet-i Muhammediye Aleyhissalâtü Vesselâmı istilzam eder. Çünkü Allah’ı sevmek, Onun marziyâtını yapmaktır. Marziyâtı ise, en mükemmel bir surette zât-ı Muhammediyede (a.s.m.) tezahür ediyor. Zât-ı Ahmediyeye (a.s.m.) harekât ve ef’alde benzemek iki cihetledir.

    Birisi: Cenâb-ı Hakkı sevmek cihetinde emrine itaat ve marziyâtı dairesinde hareket etmek, o ittibâı iktiza ediyor. Çünkü bu işte en mükemmel imam, zât-ı Muhammediyedir (a.s.m.)2

    İkincisi: Madem zât-ı Ahmediye (a.s.m.) insanlara olan hadsiz ihsânât-ı İlâhiyenin en mühim bir vesilesidir;3 elbette Cenâb-ı Hak hesabına hadsiz bir muhabbete lâyıktır. İnsan, sevdiği zâta eğer benzemek kabilse, fıtraten benzemek ister. İşte, Habibullahı sevenlerin, Sünnet-i Seniyyesine ittibâ ile ona benzemeye çalışmaları kat’iyen iktiza eder.4



    Not
    Dipnot-1 “İnsan iyilik ve ihsanın kölesidir.” Ebû Nuaym, Hilyetü’l-Evliyâ: 4:121; el-Beyhakî, Şuabü’l-îman: 1:381; Hatîb el-Bağdâdî, Târîhu Bağdâd 4:276, 7:346; el-Hakîm et-Tirmizî, Nevâdiru’l-Usûl 1:149.
    Dipnot-2 bk. Ahzap Sûresi, 33:21.

    Dipnot-3 bk. Enbiyâ Sûresi, 21:107.

    Dipnot-4 bk. Ahzap Sûresi, 33:6.






    <TABLE border=0 cellSpacing=2 cellPadding=0><TBODY><TR><TD>Aleyhissalâtü Vesselâm: Allah’ın salât ve selâmı üzerine olsun</TD><TD>Cenâb-ı Hak: Hakkın tâ kendisi olan şeref ve yücelik sahibi Allah</TD></TR><TR><TD>Habibullah: Allah’ın en sevdiği kul olan Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (a.s.m.)</TD><TD>Sünnet-i Seniyye: Peygamberimizin söz, fiil ve hareketlerine dayanan yüce prensipler</TD></TR><TR><TD>Zât-ı Ahmediye: Peygamber Efendimizin velayet sahibi kişiliği</TD><TD>adâvet: düşmanlık</TD></TR><TR><TD>bilfiil: fiilen, uygulamalı olarak</TD><TD>bilkabul: kabul ederek</TD></TR><TR><TD>bil’iltizam: sıkıca sarılarak</TD><TD>bil’iman: iman ile, inanarak</TD></TR><TR><TD>bil’irade: irade ile, isteyerek</TD><TD>bil’istidat: kabiliyet ile</TD></TR><TR><TD>bil’iştiyak: aşk derecesinde severek</TD><TD>binniyet: niyet ederek</TD></TR><TR><TD>bittakdir: takdir ederek</TD><TD>cemâl: güzellik</TD></TR><TR><TD>cihet: taraf, yön</TD><TD>ebedî: sonsuz</TD></TR><TR><TD>ef’al: fiiller, davranışlar</TD><TD>fıtraten: yaratılış itibariyle</TD></TR><TR><TD>hadsiz: sınırsız</TD><TD>harekât: hareketler</TD></TR><TR><TD>hâkezâ: bunun gibi</TD><TD>icmâlen: kısaca</TD></TR><TR><TD>ihsan: bağış, iyilik, lütuf</TD><TD>ihsânât: bağışlar, iyilikler, lütuflar</TD></TR><TR><TD>ihsânât-ı İlâhiye: Allah’ın sunduğu güzel nimetler</TD><TD>iktiza etmek: gerektirmek</TD></TR><TR><TD>imam: öncü, lider</TD><TD>istilzam etmek: gerekli görmek</TD></TR><TR><TD>itaat: uyma, boyun eğme</TD><TD>ittibâ etmek: tâbi olmak</TD></TR><TR><TD>ittibâ-ı Sünnet-i Muhammediye: Hz. Muhammed’in (a.s.m.) sünnetine bağlanma</TD><TD>kabil: mümkün, olabilir</TD></TR><TR><TD>kat’iyen: kesin olarak</TD><TD>kemâl: kusursuzluk, mükemmellik</TD></TR><TR><TD>kâfir: Allah'ı veya Allah’ın bildirdiği kesin şeylerden birini inkâr eden kimse</TD><TD>kâinat: evren</TD></TR><TR><TD>küfür: inkâr, inançsızlık</TD><TD>kıyas: karşılaştırma</TD></TR><TR><TD>marziyât: Allah’ın razı olduğu davranışlar</TD><TD>mevcudat: varlıklar</TD></TR><TR><TD>muhabbet: sevgi</TD><TD>muhabbetullah: Allah sevgisi</TD></TR><TR><TD>perestiş etmek: bir şeye aşırı düşkün olmak</TD><TD>suret: biçim, görünüş</TD></TR><TR><TD>tahkirkârâne: hakaret eder şekilde</TD><TD>tezahür etmek: görünmek, ortaya çıkmak</TD></TR><TR><TD>zâlimâne: zalimce</TD><TD>zât: kişi</TD></TR><TR><TD>zât-ı Muhammediye: Hz. Muhammed’in (a.s.m.) peygamber olan şahsiyeti</TD></TR></TBODY></TABLE>
    Yazar : Risale Forum

  6. #16
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 514 + 37862


    Cevap: On Birinci Lem'a - Sayfa 116

    ÜÇÜNCÜ NOKTA: Cenâb-ı Hakkın hadsiz merhameti olduğu gibi, hadsiz bir muhabbeti de vardır. Bütün kâinattaki masnuatın mehâsiniyle ve süslendirmesiyle kendini hadsiz bir surette sevdirdiği gibi; masnuatını, hususan, sevdirmesine sevmekle mukabele eden zîşuur mahlûkatı sever. Cennetin bütün letâif ve mehâsini ve lezâizi ve niamâtı bir cilve-i rahmeti olan bir Zâtın nazar-ı muhabbetini kendine celbe çalışmak ne kadar mühim ve âli bir maksat olduğu bilbedâhe anlaşılır. Madem, nass-ı kelâmıyla, Onun muhabbetine, yalnız ittibâ-ı Sünnet-i Ahmediye (a.s.m.) ile mazhar olunur;1 elbette ittibâ-ı Sünnet-i Ahmediye (a.s.m.) en büyük bir maksad-ı insanî ve en mühim bir vazife-i beşeriye olduğu tahakkuk eder.

    ON BİRİNCİ NÜKTE

    Üç Meseledir.

    BİRİNCİ MESELE: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın Sünnet-i Seniyyesinin menbaı üçtür: akvâli, ef’âli, ahvâlidir.2 Bu üç kısım dahi üç kısımdır: ferâiz, nevâfil, âdât-ı hasenesidir.

    Farz ve vâcip kısmında ittibâa mecburiyet var; terkinde azap ve ikab vardır. Herkes ona ittibâa mükelleftir.

    Nevâfil kısmında, emr-i istihbâbî ile, yine ehl-i iman mükelleftir; fakat terkinde azap ve ikab yoktur. Fiilinde ve ittibâında azîm sevaplar var. Ve tağyir ve tebdili bid’a ve dalâlettir ve büyük hatadır.



    Not
    Dipnot-1 bk. Âl-i İmran Sûresi, 3:31.
    Dipnot-2 bk. es-Suyûtî, et-Tedrîbü’r-Râvî: 1:194.






    <TABLE border=0 cellSpacing=2 cellPadding=0><TBODY><TR><TD>Aleyhissalâtü Vesselâm: Allah’ın salât ve selâmı üzerine olsun</TD><TD>Cenâb-ı Hak: Hakkın tâ kendisi olan şeref ve yücelik sahibi Allah</TD></TR><TR><TD>Resul-i Ekrem: Allah’ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.)</TD><TD>Sünnet-i Seniyye: Peygamberimizin söz, fiil ve hareketlerine dayanan yüce prensipler</TD></TR><TR><TD>Zât: Allah</TD><TD>ahvâl: haller, vaziyetler</TD></TR><TR><TD>akvâl: sözler</TD><TD>azap: acı, sıkıntı</TD></TR><TR><TD>azîm: büyük, çok</TD><TD>bid’a: dinin aslında olmayıp sonradan dine zarar verecek şekilde ortaya çıkan şey</TD></TR><TR><TD>bilbedâhe: açık bir şekilde</TD><TD>celb etme: çekme</TD></TR><TR><TD>cilve-i rahmet: şefkat ve merhamet yansıması</TD><TD>dalâlet: hak yoldan ayrılma, sapkınlık</TD></TR><TR><TD>ef’âl: fiiler, davranışlar</TD><TD>ehl-i iman: Allah’a ve Allah’tan gelen her şeye inanan kimseler, mü’minler</TD></TR><TR><TD>emr-i istihbâbî: sevimli bir şeyin yapılmasını emreden buyruk</TD><TD>farz: Allah’ın kesinlikle yapılmasını emrettiği şey</TD></TR><TR><TD>ferâiz: farzlar, Allah’ın kesin emirleri</TD><TD>hadsiz: sınırsız</TD></TR><TR><TD>hususan: özellikle</TD><TD>ikab: cezalandırma</TD></TR><TR><TD>ittibâ: tabi olma, uyma</TD><TD>ittibâ-ı Sünnet-i Ahmediye: Hz. Muhammed’in (a.s.m.) sünnetine tabi olma</TD></TR><TR><TD>kâinat: evren, bütün yaratılmışlar</TD><TD>letâif: güzel ve hoş şeyler</TD></TR><TR><TD>lezâiz: lezzetler</TD><TD>mahlûkat: varlıklar</TD></TR><TR><TD>maksad-ı insanî: insanî hedef</TD><TD>maksat: amaç, gaye</TD></TR><TR><TD>masnuat: san’at eseri varlıklar</TD><TD>mazhar olmak: erişmek</TD></TR><TR><TD>mehâsin: güzellikler</TD><TD>menba: kaynak</TD></TR><TR><TD>merhamet: acıma, şefkat</TD><TD>muhabbet: sevgi</TD></TR><TR><TD>mukabele eden: karşılık veren</TD><TD>mükellef: yükümlü</TD></TR><TR><TD>nass-ı kelâm: Kur’ân’da geçen kesin hükümlü âyetler</TD><TD>nazar-ı muhabbet: sevgi bakışı</TD></TR><TR><TD>nevâfil: farz ve vâcip ibadetlerin dışında kalan ve sevap kazandıran ibadetler</TD><TD>niamât: nimetler</TD></TR><TR><TD>nükte: ince mânâlı söz</TD><TD>suret: biçim, görünüş</TD></TR><TR><TD>tahakkuk etmek: gerçekleşmek</TD><TD>tağyir: değiştirme, başkalaştırma</TD></TR><TR><TD>tebdil: değiştirme</TD><TD>vazife-i beşeriye: insanlık görevi</TD></TR><TR><TD>vâcip: dinî bakımdan yapılması şart ve kesin olan emir</TD><TD>zîşuur: şuur sahibi</TD></TR><TR><TD>âdât-ı hasene: güzel âdetler</TD><TD>âli: yüce</TD></TR></TBODY></TABLE>
    Yazar : Risale Forum

  7. #17
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 514 + 37862


    Cevap: On Birinci Lem'a - Sayfa 117

    Âdât-ı seniyyesi ve harekât-ı müstahsenesi ise, hikmeten, maslahaten, hayat-ı şahsiye ve nev’iye ve içtimaiye itibarıyla onu taklit ve ittibâ etmek gayet müstahsendir. Çünkü herbir hareket-i âdiyesinde çok menfaat-i hayatiye bulunduğu gibi, mütâbaat etmekle, o âdâb ve âdetler ibadet hükmüne geçer.

    Evet, madem dost ve düşmanın ittifakıyla, zât-ı Ahmediye (a.s.m.) mehâsin-i ahlâkın en yüksek mertebelerine mazhardır. Ve madem bil’ittifak nev-i beşer içinde en meşhur ve mümtaz bir şahsiyettir. Ve madem, binler mucizâtın delâletiyle ve teşkil ettiği âlem-i İslâmiyetin ve kemâlâtının şehadetiyle ve mübelliğ ve tercüman olduğu Kur’ân-ı Hakîmin hakaikinin tasdikiyle, en mükemmel bir insan-ı kâmil ve bir mürşid-i ekmeldir. Ve madem semere-i ittibâıyla milyonlar ehl-i kemal, merâtib-i kemâlâtta terakki edip saadet-i dâreyne vâsıl olmuşlardır. Elbette o zâtın sünneti, harekâtı, iktidâ edilecek en güzel nümunelerdir ve takip edilecek en sağlam rehberlerdir ve düstur ittihaz edilecek en muhkem kanunlardır. Bahtiyar odur ki, bu ittibâ-ı Sünnette hissesi ziyade ola. Sünnete ittibâ etmeyen, tembellik ederse hasâret-i azîme, ehemmiyetsiz görürse cinayet-i azîme, tekzibini işmam eden tenkit ise dalâlet-i azîmedir.1

    İKİNCİ MESELE: Cenâb-ı Hak Kur’ân-ı Hakîmde 2 وَاِنَّكَ لَعَلٰى خُلُقٍ عَظِيمٍ


    Not
    Dipnot-1 bk. Buhârî, İ’tisam: 2, Ahkâm: 1, Cihâd: 109; Müslim, İmâret: 33; Nesâî, Bey’at: 27; Müsned: 2:361.
    Dipnot-2 “Hiç şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzerindesin.” Kalem Sûresi, 68:4.






    <TABLE border=0 cellSpacing=2 cellPadding=0><TBODY><TR><TD>Cenâb-ı Hak: Hakkın tâ kendisi olan şeref ve yücelik sahibi Allah</TD><TD>Kur’ân-ı Hakîm: her âyet ve sûresinde sayısız hikmet ve faydalar bulunan Kur’ân</TD></TR><TR><TD>bahtiyar: talihli, mutlu</TD><TD>bil’ittifak: ittifakla, birleşerek</TD></TR><TR><TD>cinayet-i azîme: çok büyük cinayet</TD><TD>dalâlet-i azîme: çok büyük sapıklık, yoldan çıkma</TD></TR><TR><TD>delâlet etme: delil olma, işaret etme</TD><TD>düstur: kural, kanun</TD></TR><TR><TD>ehl-i kemâl: olgun ve mükemmel kişiler</TD><TD>hakaik: gerçekler</TD></TR><TR><TD>hareket-i âdiye: sıradan, normal hareket</TD><TD>harekât: hareketler</TD></TR><TR><TD>harekât-ı müstahsene: herkesin beğendiği güzel davranış ve hareketler</TD><TD>hasâret-i azîme: çok büyük zarar ve ziyan</TD></TR><TR><TD>hayat-ı şahsiye ve nev’iye ve içtimaiye: şahsî, türe ait ve sosyal hayat</TD><TD>hikmeten: hikmet gereği; herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde olması gereği</TD></TR><TR><TD>iktidâ: tabi olma, uyma</TD><TD>insan-ı kâmil: mükemmel insan; tasavvufta Allah’ın fiilleri, isimleri, sıfatları ve şuûnâtının en parlak aynası anlamındadır</TD></TR><TR><TD>itibarıyla: açısından</TD><TD>ittibâ etmek: tabi olmak, uymak</TD></TR><TR><TD>ittibâ-ı Sünnet: Peygamberimizin sünnetine tabi olmak</TD><TD>ittifak: anlaşma, birlik</TD></TR><TR><TD>ittihaz: edinme, kabullenme</TD><TD>işmam etmek: hissettirmek</TD></TR><TR><TD>kemâlât: mükemmel ve kusursuz özellikler</TD><TD>maslahaten: fayda ve yarar gereği</TD></TR><TR><TD>mazhar: nail olma, sahip</TD><TD>mehâsin-i ahlâk: güzel ahlâklar</TD></TR><TR><TD>menfaat-i hayatiye: hayata faydalı şeyler</TD><TD>mertebe: derece, makam</TD></TR><TR><TD>merâtib-i kemâlât: fazilet ve mükemmellik mertebeleri</TD><TD>mesele: konu</TD></TR><TR><TD>mucizât: mucizeler</TD><TD>muhkem: sağlam, sarsılmaz</TD></TR><TR><TD>mübelliğ: tebliğ edici</TD><TD>mümtaz: seçkin, üstün</TD></TR><TR><TD>mürşid-i ekmel: en mükemmel yol gösterici; tasavvufta kemâle ermiş, manevî olarak olgunlaşmış, bütün manevî mertebeleri aşmış ve kendisine tâbi bu yolda yetiştiren zat anlamındadır</TD><TD>müstahsen: güzel görülen, beğenilen</TD></TR><TR><TD>mütâbaat etmek: tâbi olmak</TD><TD>nev-i beşer: insanlar</TD></TR><TR><TD>nümune: örnek</TD><TD>saadet-i dâreyn: dünya ve âhiret mutluluğu </TD></TR><TR><TD>semere-i ittibâ: tâbi olmanın meyvesi</TD><TD>sünnet: Peygamberimizin söz, fiil ve hareketlerine dayanan yüce prensipler</TD></TR><TR><TD>tasdik: doğruluğunu kabul etme, onaylama</TD><TD>tekzib: yalanlama</TD></TR><TR><TD>tenkit: eleştiri</TD><TD>terakki etmek: ilerlemek, gelişmek</TD></TR><TR><TD>vâsıl olmak: kavuşmak, ulaşmak </TD><TD>ziyade: çok, fazla</TD></TR><TR><TD>zât-ı Ahmediye: Peygamber Efendimizin veli zâtı, şahsiyeti</TD><TD>âdet: alışkanlık</TD></TR><TR><TD>âdâb: davranış kuralları</TD><TD>âdât-ı seniyye: Peygamberimizin (a.s.m.) örnek hal ve hareketleri</TD></TR><TR><TD>âlem-i İslâmiyet: İslâm dünyası</TD><TD>şehadet: şahitlik</TD></TR></TBODY></TABLE><TABLE role=presentation cellSpacing=0 cellPadding=0><TBODY role=presentation><TR role=presentation></TR></TBODY></TABLE>
    Yazar : Risale Forum

  8. #18
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 514 + 37862


    Cevap: On Birinci Lem'a - Sayfa 118

    <?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?><!-- This file was converted to xhtml by Writer2xhtml ver. 0.5 beta2. See [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.] for more info. --><META name=description content=""><META name=keywords content=""><STYLE type=text/css media=all> body {font-family:'Trebuchet MS',Arial,serif;font-size:12.0pt} </STYLE>ferman eder. Rivâyât-ı sahiha ile Hazret-i Aişe-i Sıddıka (r.a.) gibi Sahabe-i Güzin, Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâmı tarif ettikleri zaman, “Hulukuhu’l-Kur’ân”1 diye tarif ediyorlardı. Yani, Kur’ân’ın beyan ettiği mehâsin-i ahlâkın misali, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmdır. Ve o mehâsini en ziyade imtisal eden ve fıtraten o mehâsin üstünde yaratılan odur.

    İşte böyle bir zâtın ef’al, ahval, akval ve harekâtının herbirisi nev-i beşere birer model hükmüne geçmeye lâyık iken, ona iman eden ve ümmetinden olan gafillerin (Sünnetine ehemmiyet vermeyen veyahut tağyir etmek isteyen) ne kadar bedbaht olduğunu divaneler de anlar.

    ÜÇÜNCÜ MESELE: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm hilkaten en mutedil bir vaziyette ve en mükemmel bir surette halk edildiğinden, harekât ve sekenâtı itidal ve istikamet üzerine gitmiştir.2 Siyer-i Seniyyesi kat’î bir surette gösterir ki, her hareketinde istikamet ve itidal üzere gitmiş, ifrat ve tefritten içtinap etmiştir.

    Evet, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm 3 فَاسْتَقِمْ كَمَاۤ اُمِرْتَ emrini tamamıyla imtisal ettiği için, bütün ef’al ve akval ve ahvâlinde istikamet, kat’î bir surette görünüyor. Meselâ kuvve-i akliyenin fesat ve zulmeti hükmündeki ifrat ve tefriti olan gabâvet ve cerbezeden müberrâ olarak, hadd-i vasat ve medar-ı istikamet olan hikmet noktasında kuvve-i akliyesi daima hareket ettiği gibi; kuvve-i gadabiyenin fesadı ve ifrat ve tefriti olan korkaklık ve tehevvürden münezzeh


    Not
    Dipnot-1 Müslim, Salâtü’l-Müsâfirîn: 139; Ebû Dâvud, Tatavvu’: 26; Nesâi, Tetavvu’: 2; Müsned, 6:54, 91, 163, 188, 216; el-Münâvî, Feyzü’l-Kadîr, 5:170; İbni Hibban, Sahih, 1:345, 4:112.
    Dipnot-2 bk. Müsned: 6:68, 155; et-Tayâlisî, el-Müsned: s.49; Ebû Ya’lâ, el-Müsned: 4:478; et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr: 10:314.

    Dipnot-3 “Emrolunduğun gibi dos doğru ol.” Hûd Sûresi, 11:112.




    <TABLE border=0 cellSpacing=2 cellPadding=0><TBODY><TR><TD>Aleyhissalâtü Vesselâm: Allah’ın salât ve selâmı üzerine olsun</TD><TD>Hazret-i Aişe-i Sıddıka: [bk. bilgiler – Aişe (r.a.)]</TD></TR><TR><TD>Hulukuhu’l-Kur’ân: “Onun ahlâkı Kur’an ahlâkıdır.”</TD><TD>Resul-i Ekrem: Allah’ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.)</TD></TR><TR><TD>Sahabe-i Güzin: seçkin sahabîler</TD><TD>Siyer-i Seniyye: Hz. Peygamber’in (a.s.m.) hayatına, yüksek ahlâk ve vasıflarına dair yazılan kitap, biyografisi</TD></TR><TR><TD>ahvâl: durumlar, hâller</TD><TD>akvâl: sözler</TD></TR><TR><TD>bedbaht: talihsiz, bahtsız</TD><TD>beyan etmek: açıklamak, anlatmak</TD></TR><TR><TD>cerbeze: aldatıcı kurnazlık</TD><TD>divane: akılsız</TD></TR><TR><TD>ef’al: fiiller, hareketler</TD><TD>ehemmiyet: değer, önem</TD></TR><TR><TD>ferman etmek: buyurmak, emretmek</TD><TD>fesat: bozukluk, bozulma</TD></TR><TR><TD>fıtraten: yaratılış itibariyle</TD><TD>gabâvet: anlayışsızlık </TD></TR><TR><TD>gafil: Allah’ı düşünmeyen ve sorumluluklarından habersiz olan</TD><TD>hadd-i vasat: orta çizgi, orta yol</TD></TR><TR><TD>halk edilme: yaratılma</TD><TD>harekât: hareketler</TD></TR><TR><TD>hikmet: bir gaye ve faydaya yönelik olarak, tam yerli yerinde olma</TD><TD>hilkaten: yaratılış itibarıyle</TD></TR><TR><TD>ifrat: bir şeye aşırı ilgi gösterme</TD><TD>imtisal: sarılma</TD></TR><TR><TD>istikamet: doğru yolda olma</TD><TD>itidal: her konuda orta yolu tutma, aşırıya kaçmama</TD></TR><TR><TD>içtinap etmek: kaçınmak</TD><TD>kat’î: kesin</TD></TR><TR><TD>kuvve-i akliye: akıl duyusu</TD><TD>kuvve-i gadabiye: öfke duygusu</TD></TR><TR><TD>medar-ı istikamet: doğruluk kaynağı</TD><TD>mehâsin: güzellikler</TD></TR><TR><TD>mehâsin-i ahlâk: ahlâkî güzellikler</TD><TD>mesele: konu</TD></TR><TR><TD>misal: örnek</TD><TD>mutedil: ölçülü, aşırıya kaçmayan</TD></TR><TR><TD>müberrâ: arınmış, temiz</TD><TD>nev-i beşer: insanlık</TD></TR><TR><TD>rivâyât-ı sahiha: sahih olarak nakledilmiş hadisler</TD><TD>sekenât: durgunluk, hareketsiz durmalar</TD></TR><TR><TD>suret: biçim, görünüş</TD><TD>sünnet: Peygamberimizin söz, fiil ve hareketlerine dayanan yüce prensipler</TD></TR><TR><TD>tağyir etmek: değiştirmek </TD><TD>tefrit: bir şeye aşırı seviyede ilgisiz kalma</TD></TR><TR><TD>tehevvür: öfkelenme, kızma</TD><TD>ziyade: çok, fazla</TD></TR><TR><TD>zulmet: karanlık</TD><TD>ümmet: Hz. Peygambere inanıp onun yolundan giden mü’minler</TD></TR></TBODY></TABLE>
    Yazar : Risale Forum

  9. #19
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 514 + 37862


    Cevap: On Birinci Lem'a - Sayfa 119

    <?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?><!-- This file was converted to xhtml by Writer2xhtml ver. 0.5 beta2. See [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.] for more info. --><META name=description content=""><META name=keywords content=""><STYLE type=text/css media=all> body {font-family:'Trebuchet MS',Arial,serif;font-size:12.0pt} </STYLE>olarak, kuvve-i gadabiyenin medar-ı istikameti ve hadd-i vasatı olan şecaat‑i kudsiye ile kuvve-i gadabiyesi hareket etmekle beraber; kuvve-i şeheviyenin fesadı ve ifrat ve tefriti olan humud ve fücurdan musaffâ olarak, o kuvvenin medar-ı istikameti olan iffette, kuvve-i şeheviyesi daima iffeti, âzamî mâsumiyet derecesinde rehber ittihaz etmiştir. Ve hâkezâ, bütün Sünen-i Seniyyesinde, ahvâl-i fıtriyesinde ve ahkâm-ı şer’iyesinde hadd-i istikameti ihtiyar edip, zulüm ve zulümat olan ifrat ve tefritten, israf ve tebzirden içtinap etmiştir. Hattâ tekellümünde ve ekl ve şürbünde iktisadı rehber ve israftan kat’iyen içtinap etmiştir. Bu hakikatin tafsilâtına dair binler cilt kitap telif edilmiştir. El-ârifü tekfîhi’l-işâre 1 sırrınca, bu denizden bu katre ile iktifâ edip, kıssayı kısa keseriz.



    اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى جَامِعِ مَكَارِمِ اْلاَخْلاَقِ وَمَظْهَرِ سِرِّ «وَاِنَّكَ لَعَلٰى خُلُقٍ عَظِيمٍ» اَلَّذِى قَالَ: «مَنْ تَمَسَّكَ بِسُنَّتِى عِنْدَ فَسَادِ اُمَّتِى فَلَهُ اَجْرُ مِائَةِ شَهِيدٍ». 2

    وَقَالُوا الْحَمْدُ ِللهِ الَّذِى هَدٰينَا لِهٰذَا وَمَا كُنَّا لِنَهْتَدِىَ لَوْلاَ اَنْ هَدٰينَا اللهُ لَقَدْ جَاۤءَتْ رُسُلُ رَبِّنَا بِالْحَقِّ 3

    سُبْحَانَكَ لاَعِلْمَ لَنَاۤ اِلاَّ مَاعَلَّمْتَنَاۤ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ 4







    Not
    Dipnot-1 Arif olana bir işaret yeter.

    Dipnot-2 Allahım! “Şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzeresin” sırrına mazhar olarak en üstün meziyetleri kendisinde toplayan ve “Ümmetimin fesadı zamanında benim sünnetime yapışana yüz şehid ecri vardır” buyuran zâta salât et.

    Dipnot-3 “Dediler: Bizi buna eriştiren Allah’a hamd olsun; yoksa Allah hidayet etmeseydi, biz kendiliğimizden buna erişemezdik. Gerçekten Rabbimizin peygamberleri bize hakkı getirdiler.” A’râf Sûresi, 7:43.

    Dipnot-4 “Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki ilmi ve hikmeti her şeyi kuşatan Sensin.” Bakara Sûresi, 2:32.






    <TABLE border=0 cellSpacing=2 cellPadding=0><TBODY><TR><TD>Sünen-i Seniyye: Peygamberimizin söz, fiil ve hareketlerine dayanan yüce prensipler</TD><TD>ahkâm-ı şer’iye: dinî hükümler</TD></TR><TR><TD>ahvâl-i fıtriye: doğuştan gelen haller</TD><TD>ekl: yeme</TD></TR><TR><TD>fesad: bozulma, bozukluk</TD><TD>fücur: sapıklık, haddi aşma</TD></TR><TR><TD>hadd-i istikamet: doğru yolu gösteren sınır</TD><TD>hadd-i vasat: orta çizgi, orta yol</TD></TR><TR><TD>hakikat: gerçek</TD><TD>humud: isteksizlik; ne helâle, ne de harama isteği olmama </TD></TR><TR><TD>hâkezâ: bunun gibi</TD><TD>iffet: namus</TD></TR><TR><TD>ifrat: bir şeye aşırı ilgi gösterme, aşırıya kaçma</TD><TD>ihtiyar etmek: istemek, seçmek</TD></TR><TR><TD>iktifâ etmek: yetinmek</TD><TD>iktisad: tutumluluk</TD></TR><TR><TD>israf: savurganlık</TD><TD>ittihaz etmek: edinmek, kabullenmek</TD></TR><TR><TD>içtinap etmek: kaçınmak </TD><TD>katre: damla</TD></TR><TR><TD>kat’iyen: kesin olarak</TD><TD>kuvve: duygu</TD></TR><TR><TD>kuvve-i gadabiye: öfke duygusu</TD><TD>kuvve-i şeheviye: şehvet duyusu</TD></TR><TR><TD>kıssa: ibretli yazı</TD><TD>musaffâ: arınmış, safileşmiş</TD></TR><TR><TD>mâsumiyet: günahsızlık</TD><TD>münezzeh: arınmış, kusur ve eksiklikten yüce</TD></TR><TR><TD>tafsilât: ayrıntılar</TD><TD>tebzir: elde olanı saçıp savurmak</TD></TR><TR><TD>tefrit: bir şeye aşırı seviyede ilgisiz kalma</TD><TD>tekellüm: konuşma</TD></TR><TR><TD>telif etmek: kitap yazmak, yazılı eser ortaya koymak </TD><TD>zulüm: haksızlık</TD></TR><TR><TD>zulümat: karanlıklar</TD><TD>âzamî: en büyük</TD></TR><TR><TD>şecaat-i kudsiye: kutsal kahramanlık</TD><TD>şürb: içme</TD></TR></TBODY></TABLE>
    <TABLE role=presentation cellSpacing=0 cellPadding=0><TBODY role=presentation><TR role=presentation></TR></TBODY></TABLE>
    Yazar : Risale Forum

Sayfa 2/2 İlkİlk 12

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222