4 sonuçtan 1 ile 4 arası

  1. #1
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 514 + 37852


    Birinci Lem'a


    فَنَادٰى فِى الظُّلُمَاتِ اَنْ لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ 1
    اِذْ نَادٰى رَبَّهُ اَنِّى مَسَّنِىَ الضُّرُّ وَاَنْتَ اَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ 2
    فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِىَ اللهُ لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ 3
    حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ 4 لاَحَوْلَ وَلاَقُوَّةَ اِلاَّ بِاللهِ الْعَلِىِّ الْعَظِيمِ 5 يَا بَاقِۤى أَنْتَ الْبَاقِى يَا بَاقِۤى أَنْتَ الْبَاقِى 6 لِلَّذِينَ اٰمَنُوا هُدًى وَشِفَاۤءٌ 7

    Otuz Birinci Mektubun birinci kısmı, her zaman, hususan mağrib ve işâ ortasında otuz üçer defa okunması çok faziletli bulunan mezkûr kelimât-ı mübarekenin herbirinin çok envârından birer nurunu gösterecek altı Lem’adır.

    Birinci Lem’a

    HAZRET-İ YUNUS ibni Mettâ Alâ Nebiyyinâ ve Aleyhissalâtü Vesselâmın münâcâtı, en azîm bir münâcattır ve en mühim bir vesile-i icabe-i duadır.8


    Not
    Dipnot-1 “Karanlıklar içinde niyaz etti: ‘Senden başka ilâh yoktur. Seni her türlü noksandan tenzih ederim. Gerçekten ben kendine zulmedenlerden oldum.’” Enbiyâ Sûresi, 21:87.

    Dipnot-2 “Rabbine şöyle niyaz etmişti: ‘Bana gerçekten zarar dokundu. Sen ise merhametlilerin en merhametlisisin.’” Enbiyâ Sûresi, 21:83.

    Dipnot-3 “Eğer senden yüz çevirecek olurlarsa de ki: Allah bana yeter. Ondan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ben Ona tevekkül ettim. Yüce Arşın Rabbi Odur.” Tevbe Sûresi, 9:129.

    Dipnot-4 “Allah bana yeter; O ne güzel vekildir.” Âl-i İmrân Sûresi, 3:173.

    Dipnot-5 “Havl ve kuvvet, ancak herşeyden yüce ve nihayetsiz azamet sahibi olan Allah’a aittir.” Ayrıca bk. Buhârî, Meğâzî: 38; Müslim, Zikr: 44-46.

    Dipnot-6 Bâkî kalan ancak sensin, ey Bâkî. Bâkî kalan ancak sensin, ey Bâkî.

    Dipnot-7 “[Kur’ân] iman edenler için bir hidayet rehberi ve bir şifadır.” Fussilet Sûresi, 41:44.

    Dipnot-8 Tirmizî, Deavât: 81; Müsned, 1:170.



    <table border="0" cellpadding="0" cellspacing="2"><tbody><tr><td>Hazret-i Yunus: [bk. bilgiler – Yunus (a.s.)]</td><td>Mettâ: Hz. Yunus’un (a.s.) babasının adı</td></tr><tr><td>alâ nebiyyinâ ve aleyhissalâtü vesselâm: peygamberimize ve ona salât ve selâm olsun</td><td>azîm: büyük</td></tr><tr><td>envâr: nurlar</td><td>faziletli: değerli, sevaplı</td></tr><tr><td>hususan: özellikle</td><td>ibn: oğul</td></tr><tr><td>işâ: yatsı vakti</td><td>kelimât-ı mübareke: mübarek kelimeler</td></tr><tr><td>lem’a: parıltı</td><td>mağrib: akşam vakti</td></tr><tr><td>mezkûr: anılan, sözü geçen</td><td>münâcât: Allah’a yalvarış, duâ</td></tr><tr><td>nur: aydınlık</td><td>vesile-i icabe-i dua: duanın kabulüne vesile</td></tr></tbody></table>

    Benzer Konular
    Otuz Birinci Pencere, Birinci Nokta, İkinci ve Üçüncü Vecih arasındaki farkı izah ede
    Otuz Birinci Pencere, Birinci Nokta, İkinci ve Üçüncü Vecih arasındaki farkı izah ede Devami...
    Yirmi Birinci Söz'de geçen ; "Birinci maden: Bütün bağındaki yetiştirdiğin, çiçe
    Yirmi Birinci Söz'de geçen ; "Birinci maden: Bütün bağındaki yetiştirdiğin, çiçe Devami...
    Yirmi Birinci Söz'de geçen ; "Birinci maden: Bütün ba
    Yirmi Birinci Söz'de geçen ; "Birinci maden: Bütün ba Devami...
    On Birinci Şua, Dokuzuncu Mesele'deki dehşetli sualin, birinci ve ikinci şıkkı aynı g
    On Birinci Şua, Dokuzuncu Mesele'deki dehşetli sualin, birinci ve ikinci şıkkı aynı g Devami...
    Birinci Kısım - Meyve Risalesi - On Birinci Mesele
    Birinci Kısım - Meyve Risalesi - On Birinci Mesele On Birinci Mesele Meyvenin On Birinci Meselesinin başı, bir meyvesi Cennet ve birisaadet-i ebediye ve biri rüyetullah olan iman şecere-i kudsiyesinin hadsiz,küllî ve cüz’i meyvelerinden yüzer nümuneleri Risale-i Nur
    Yazar : Risale Forum

  2. #2
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 514 + 37852


    Cevap: Birinci Lem'a

    Hazret-i Yunus Aleyhisselâmın kıssa-i meşhuresinin hülâsası:

    Denize atılmış, büyük bir balık onu yutmuş.1 Deniz fırtınalı ve gece dağdağalı ve karanlık ve her taraftan ümit kesik bir vaziyette,
    2 لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّۤ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ münâcâtı, ona sür’aten vasıta-i necat olmuştur.

    Şu münâcâtın sırr-ı azîmi şudur ki:

    O vaziyette esbab bilkülliye sukut etti. Çünkü o halde ona necat verecek öyle bir Zat lâzım ki, hükmü hem balığa, hem denize, hem geceye, hem cevv-i semâya geçebilsin. Çünkü onun aleyhinde gece, deniz ve hût ittifak etmişler. Bu üçünü birden emrine musahhar eden bir Zat onu sahil-i selâmete çıkarabilir. Eğer bütün halk onun hizmetkârı ve yardımcısı olsaydılar, yine beş para faydaları olmazdı.3 Demek esbabın tesiri yok. Müsebbibü’l-Esbabdan başka bir melce olamadığını aynelyakin gördüğünden, sırr-ı ehadiyet, nur-u tevhid içinde inkişaf ettiği için, şu münâcat birden bire geceyi, denizi ve hûtu musahhar etmiştir. O nur-u tevhid ile hûtun karnını bir tahtelbahir gemisi hükmüne getirip ve zelzeleli dağvâri emvac dehşeti içinde, denizi, o nur-u tevhid ile emniyetli bir sahrâ, bir meydan-ı cevelân ve tenezzühgâhı olarak o nur ile semâ yüzünü bulutlardan süpürüp, kameri bir lâmba gibi başı üstünde bulundurdu. Her taraftan onu tehdit ve tazyik eden o mahlûkat, her cihette ona dostluk yüzünü gösterdiler. Tâ sahil-i selâmete çıktı, şecere-i yaktîn 4 altında o lûtf-u Rabbânîyi müşahede etti.

    İşte, Hazret-i Yunus Aleyhisselâmın birinci vaziyetinden yüz derece daha müthiş bir vaziyetteyiz. Gecemiz istikbaldir. İstikbalimiz, nazar-ı gafletle, onun gecesinden yüz derece daha karanlık ve dehşetlidir. Denizimiz, şu sergerdan küre-i zeminimizdir. Bu denizin her mevcinde binler cenaze bulunuyor; onun denizinden bin derece daha korkuludur. Bizim hevâ-yı nefsimiz, hûtumuzdur; hayat-ı


    Not

    Dipnot-1 bk. et-Taberî, Câmiu’l-Beyân: 17:79-81.

    Dipnot-2 “Senden başka ilâh yoktur. Seni her türlü noksandan tenzih ederim. Gerçekten ben kendine zulmedenlerden oldum.” Enbiyâ Sûresi, 21:87.

    Dipnot-3 bk. En’âm Sûresi, 6:17; Yûnus Sûresi, 10:107; Fâtır Sûresi, 35:2.

    Dipnot-4 bk. Saffât Sûresi, 37:146.





    <table border="0" cellpadding="0" cellspacing="2"><tbody><tr><td>Hz. Yunus: [bk. bilgiler – Yunus (a.s.)]</td><td>Müsebbibü’l-Esbab: bütün sebepleri ve sebeplerin sonucunu yaratan Allah</td></tr><tr><td>aynelyakin: gözle görerek kesin bilgi edinme</td><td>bilkülliye: bütünüyle</td></tr><tr><td>cevv-i semâ: gökyüzü, hava boşluğu</td><td>dağdağa: gürültü, dehşet verici</td></tr><tr><td>dağvâri: dağ gibi</td><td>emvac: dalgalar</td></tr><tr><td>esbab: sebepler</td><td>hevâ-yı nefis: nefsin yasak arzu ve istekleri</td></tr><tr><td>hût: büyük balık</td><td>hülâsa: özet</td></tr><tr><td>inkişaf etme: ortaya çıkma</td><td>istikbal: gelecek </td></tr><tr><td>ittifak: anlaşma, birlik</td><td>kamer: ay</td></tr><tr><td>küre-i zemin: yeryüzü</td><td>kıssa-i meşhure: meşhur kıssa</td></tr><tr><td>lûtf-u Rabbânî: Allah’ın lûtfu</td><td>mahlûkat: varlıklar</td></tr><tr><td>melce: sığınak</td><td>mevc: dalga</td></tr><tr><td>meydan-ı cevelân: gezinti alanı</td><td>musahhar eden: boyun eğdiren</td></tr><tr><td>münâcât: Allah’a yalvarış, duâ</td><td>müşahede etmek: gözlemlemek</td></tr><tr><td>nazar-ı gaflet: bir şeyin mânâsını anlamadan bakmak</td><td>necat: kurtuluş</td></tr><tr><td>nur: aydınlık</td><td>nur-u tevhid: her şeyin bir olan Allah’a ait olduğuna ve Onun yaptığına inanmaktan doğan nur</td></tr><tr><td>sahil-i selâmet: kurtuluş sahili</td><td>semâ: gökyüzü</td></tr><tr><td>sergerdan: şaşkın, başı dönük</td><td>sukut etmek: düşmek; hükümsüz hâle gelmek</td></tr><tr><td>sırr-ı azîm: büyük sır</td><td>sırr-ı ehadiyet: Allah’ın her bir varlıkta birliğinin görülmesinin sırrı</td></tr><tr><td>tahtelbahir: denizaltı</td><td>tazyik: baskı</td></tr><tr><td>tenezzühgâh: seyir ve gezinti yeri</td><td>vasıta-i necat: kurtuluş aracı</td></tr><tr><td>zât: kişi</td><td>şecere-i yaktîn: kabak ağacı</td></tr></tbody></table>
    Yazar : Risale Forum

  3. #3
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 514 + 37852


    Cevap: Birinci Lem'a

    ebediyemizi sıkıp mahvına çalışıyor.1 Bu hut, onun hûtundan bin derece daha muzırdır. Çünkü onun hûtu yüz senelik bir hayatı mahveder. Bizim hûtumuz ise, yüz milyon seneler hayatın mahvına çalışıyor.

    Madem hakikî vaziyetimiz budur. Biz de, Hazret-i Yunus Aleyhisselâma iktidaen, umum esbabdan yüzümüzü çevirip, doğrudan doğruya, Müsebbibü’l-Esbab olan Rabbimize iltica edip 2 لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَdemeliyiz ve aynelyakin anlamalıyız ki, gaflet ve dalâletimiz sebebiyle aleyhimize ittifak eden istikbal, dünya ve hevâ-yı nefsin zararlarını def edecek yalnız o Zat olabilir ki, istikbal taht-ı emrinde, dünya taht-ı hükmünde, nefsimiz taht-ı idaresindedir. Acaba Hâlık-ı Semâvat ve Arzdan başka hangi sebep var ki, en ince ve en gizli hâtırât-ı kalbimizi bilecek? Ve bizim için istikbali, âhiretin icadıyla ışıklandıracak ve dünyanın yüz bin boğucu emvâcından kurtaracak-hâşâ-Zât-ı Vâcibü’l-Vücuddan başka hiçbir şey, hiçbir cihette, Onun izin ve iradesi olmadan imdad edemez ve halâskâr olamaz.3

    Madem hakikat-i hal böyledir. Nasıl ki Hazret-i Yunus Aleyhisselâma o münâcâtın neticesinde hûtu ona bir merkûb, bir tahtelbahir ve denizi bir güzel sahrâ ve gece mehtaplı bir lâtif suret aldı. Biz dahi o münâcâtın sırrıyla
    لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ demeliyiz. 4 لاَۤ اِلٰهَ الاَّ اَنْتَ cümlesiyle istikbalimize, 5 سُبْحَانَكَ kelimesiyle dünyamıza,
    6 اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ fıkrasıyla nefsimize nazar-ı merhametini celb etmeliyiz.7

    Not

    Dipnot-1 bk. Yusuf Sûresi, 12:53.

    Dipnot-2 “Senden başka ilâh yoktur. Seni her türlü noksandan tenzih ederim. Gerçekten ben kendine zulmedenlerden oldum.” Enbiyâ Sûresi, 21:87.

    Dipnot-3 bk. Kehf Sûresi, 18:23-24; İnsan Sûresi, 76:30; Tekvîr Sûresi, 81:29; Hac Sûresi, 22:65.

    Dipnot-4 Senden başka ilâh yoktur.

    Dipnot-5 Sen her noksandan münezzehsin.

    Dipnot-6 Gerçekten ben kendine zulmedenlerden oldum.

    Dipnot-7 bk. Buhârî, Ezan: 149, Tevhid, 9; Müslim, Zikr: 47-48, Hudûd: 23.




    <table border="0" cellpadding="0" cellspacing="2"><tbody><tr><td>Hz. Yunus: [bk. bilgiler – Yunus (a.s.)]</td><td>Hâlık-ı Semâvat ve Arz: göklerin ve yerin yaratcısı olan Allah</td></tr><tr><td>Müsebbibü’l-Esbab: bütün sebepleri ve sebeplerin neticesini yaratan Allah</td><td>Rab: her bir varlığa muhtaç olduğu şeyleri veren, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah</td></tr><tr><td>Zât-ı Vâcibü’l-Vücud: varlığı zorunlu olan ve varlığının devamı için hiçbir sebebe muhtaç olmayan Zât, Allah</td><td>aynelyakin: gözle görerek kesin bilgi edinme</td></tr><tr><td>celb etmek: çekmek</td><td>cihet: yön, taraf</td></tr><tr><td>dalâlet: hak yoldan sapkınlık, inançsızlık</td><td>emvâc: dalgalar</td></tr><tr><td>esbab: sebepler</td><td>fıkra: bölüm, kısım</td></tr><tr><td>gaflet: duyarsızlık, umursamazlık</td><td>hakikat-i hal: o andaki durumunun gerçeği</td></tr><tr><td>halâskâr: kurtarıcı</td><td>hayat-ı ebediye: sonsuz hayat, âhiret hayatı</td></tr><tr><td>hevâ-yı nefis: nefsin yasak arzu ve hevesleri</td><td>hâtırât-ı kalb: kalbden geçenler</td></tr><tr><td>hâşâ: asla</td><td>hût: büyük balık</td></tr><tr><td>icad: var etme</td><td>iktidaen: uyarak</td></tr><tr><td>iltica etme: sığınma</td><td>irade: istek, arzu</td></tr><tr><td>istikbal: gelecek </td><td>ittifak: anlaşma, birlik</td></tr><tr><td>lâtif: güzel, hoş</td><td>mahv: yok olma</td></tr><tr><td>mehtap: ay ışığı, ay</td><td>merkûb: binek</td></tr><tr><td>muzır: zararlı</td><td>münâcât: Allah’a yalvarış, duâ</td></tr><tr><td>nazar-ı merhamet: merhamet bakışı</td><td>nefis: can, kişinin kendisi</td></tr><tr><td>suret: görünüm</td><td>taht-ı emir: emir altında</td></tr><tr><td>taht-ı hüküm: hüküm altında</td><td>taht-ı idare: idaresi altında</td></tr><tr><td>tahtelbahir: denizaltı</td><td>âhiret: öldükten sonraki sonsuz hayat</td></tr></tbody></table>
    Yazar : Risale Forum

  4. #4
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 514 + 37852


    Cevap: Birinci Lem'a

    Tâ ki, nur-u iman ile ve Kur’ân’ın mehtabıyla istikbalimiz tenevvür etsin ve o gecemizin dehşet ve vahşeti, ünsiyet ve tenezzühe inkılâp etsin. Ve mütemadiyen mevt ve hayatın değişmesiyle seneler ve karnlar emvâcı üstünde hadsiz cenazeler binip ademe atılan dünyamız ve zeminimizde, Kur’ân-ı Hakîmin tezgâhında yapılan bir sefine-i mâneviye hükmüne geçen hakikat-i İslâmiyet içine girip, selâmetle o denizin üstünde gezip, tâ sahil-i selâmete çıkarak hayatımızın vazifesi bitsin. O denizin fırtınaları ve zelzeleleri, sinema perdeleri gibi tenezzühün manzaralarını tazelendirmekle, vahşet ve dehşet yerine, nazar-ı ibret ve tefekkürü keyiflendirerek okşayıp ışıklandırsın. Hem o sırr-ı Kur’ân’la, o terbiye-i Furkaniye ile, nefsimiz bize binmeyecek, merkûbumuz olup, bizi ona bindirip, hayat-ı ebediyemizin kazanmasına kuvvetli bir vasıtamız olsun.

    Elhasıl: Madem insan, mahiyetinin câmiiyeti itibarıyla, sıtmadan müteellim olduğu gibi, arzın zelzele ve ihtizâzâtından ve kâinatın kıyamet hengâmında zelzele-i kübrâsından müteellim oluyor. Ve nasıl ki hurdebinî bir mikroptan korkar, ecrâm-ı ulviyeden zuhur eden kuyruklu yıldızdan dahi korkar. Hem nasıl ki hanesini sever, koca dünyayı da öyle sever. Hem nasıl ki küçük bahçesini sever; öyle de, hadsiz ebedî Cenneti dahi müştakane sever. Elbette, böyle bir insanın Mâbudu, Rabbi, melcei, halâskârı, maksudu öyle bir Zat olabilir ki, umum kâinat Onun kabza-i tasarrufunda, zerrat ve seyyârat dahi taht-ı emrindedir.1 Elbette öyle bir insan daima Yunusvâri (a.s.) 2 لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَdemeye muhtaçtır. سُبْحَانَكَ لاَعِلْمَ لَنَاۤ اِلاَّ مَاعَلَّمْتَنَاۤ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ3



    Not

    Dipnot-1 bk. Âl-i İmrân Sûresi, 3:180; Zümer Sûresi, 39:63; Şûrâ Sûresi, 42:12; Hadîd Sûresi, 57:10.

    Dipnot-2 “Senden başka ilâh yoktur. Seni her türlü noksandan tenzih ederim. Gerçekten ben kendine zulmedenlerden oldum.” Enbiyâ Sûresi, 21:87.

    Dipnot-3 “Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin.” Bakara Sûresi, 2:32.





    <table border="0" cellpadding="0" cellspacing="2"><tbody><tr><td>Kur’ân-ı Hakîm: sonsuz hikmetlerle dolu Kur’ân</td><td>Rab: her bir varlığa muhtaç olduğu şeyleri veren, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah</td></tr><tr><td>Yunusvâri: Yunus gibi</td><td>adem: yokluk</td></tr><tr><td>arz: yeryüzü</td><td>câmiiyet: geniş, kapsamlı oluş</td></tr><tr><td>ebedî: sonsuz</td><td>ecrâm-ı ulviye: gök cisimleri</td></tr><tr><td>elhasıl: kısaca, özetle</td><td>emvâc: dalgalar</td></tr><tr><td>hadsiz: sayısız</td><td>hakikat-i İslâmiyet: İslâmiyet gerçeği</td></tr><tr><td>halâskâr: kurtarıcı</td><td>hayat-ı ebediye: sonsuz hayat, âhiret hayatı</td></tr><tr><td>hengâmında: sırasında</td><td>hurdebinî: mikroskobik</td></tr><tr><td>ihtizâzât: sarsıntılar</td><td>inkılâp: dönüşme</td></tr><tr><td>istikbal: gelecek</td><td>kabza-i tasarruf: hüküm ve idare eden el</td></tr><tr><td>karn: asır, çağ</td><td>mahiyet: öz nitelik, özellik</td></tr><tr><td>maksud: kastedilen, hedef alınan şey</td><td>melce: sığınak</td></tr><tr><td>merkûb: binek</td><td>mevt: ölüm</td></tr><tr><td>mâbud: kendisine ibadet edilen</td><td>müteellim: acı çeken</td></tr><tr><td>mütemadiyen: sürekli olarak</td><td>müştakane: şevkle, çok isteyerek</td></tr><tr><td>nazar-ı ibret: ibret gözüyle bakış</td><td>nefis: insanı lezzetlere, maddî menfaatlere sevk eden duygu</td></tr><tr><td>nur-u iman: iman aydınlığı</td><td>sahil-i selâmet: güvenli yer</td></tr><tr><td>sefine-i mâneviye: mânevî gemi</td><td>selâmet: kötülüklerden kurtulma, esenlik</td></tr><tr><td>seyyârat: gezegenler</td><td>sırr-ı Kur’ân: Kur’ân’ın sırrı</td></tr><tr><td>taht-ı emir: emrinde, emri altında</td><td>tefekkür: düşünme</td></tr><tr><td>tenevvür etme: aydınlanma</td><td>tenezzüh: gezinti</td></tr><tr><td>terbiye-i Furkaniye: doğru ile yanlışı birbirinden ayıran Kur’ân’ın verdiği eğitim</td><td>umum: genel</td></tr><tr><td>vahşet: ürküntü, yabanîlik</td><td>zelzele-i kübrâ: büyük deprem, kıyamet</td></tr><tr><td>zemin: yeryüzü</td><td>zerrat: zerreler</td></tr><tr><td>zuhur etme: ortaya çıkma, görünme</td><td>ünsiyet: canayakınlık</td></tr></tbody></table>
    Yazar : Risale Forum

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222