Sayfa 2/2 İlkİlk 12
15 sonuçtan 11 ile 15 arası

  1. #11
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.056
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    Cevap: Ecnebî Filozofların Kur'ân'ı Tasdiklerine Dair Şehadetleri - Sayfa: 371


    azamet sıfatlarını ifade eden âyetlerin ekserîsi, müstesna bir güzelliği hâizdir. Kur’ân’ı bîtarafane tercümeye gayret ettimse de, kàrilerim, Kur’ân’ın metnini sadakatkârâne bir ifadeye muvaffak olamadığımı göreceklerdir. Bu kusuruma rağmen, kàriler tercümemde bahis mevzuu ettiğim muhteşem âyetlerin birçoklarını okuyacaklardır.
    Corselle



    Kur’ân, beşeriyete ilâhî bir lütuftur. Kur’ân, muzaffer cumhuriyetler meydana getirmiştir.


    Kur’ân âyetlerini nüzul tarihine göre tercüme ve tertip eden İngiltere’nin en mutaassıp papazlarından Rodwell, şu hakikatleri itiraf ediyor:


    Kur’ân, Arabistan’ın basit bedevîlerini öyle bir istihaleye uğratmıştır ki, bunların âdetâ meşhur olduklarını zannedersiniz. Hıristiyanların telâkkisine göre Kur’ân’ın nâzil olmuş bir kitap olduğunu söyleyecek olsak bile, Kur’ân putperestliği imha; Allah’ın vahdaniyet akîdesini tesis; cinlere, perilere, taşlara ibadeti ilga; çocukları diri diri gömmek gibi vahşî âdetleri izale; bütün hurafeleri istîsal; taaddüd-ü zevcatı tahdit ile, bütün Araplar için İlâhî lütuf ve nimet olmuştur.


    Kur’ân bütün kâinatı yaratan, gizli ve âşikâr herşeyi bilen Kadîr-i Mutlak sıfatıyla Zât-ı Kibriyayı takdis ve tebcil ettiğinden, her sitayişe şayandır. Kur’ân’ın ifadesi veciz ve mücmel olmakla beraber, en derin hakikati, en kuvvetli ve mülhem hikmeti takrir eden elfaz ile söylemiştir. Kur’ân, devamlı memleketler değilse de, muzaffer cumhuriyetler vücuda getirmeye hâdim olacak esasları muhtevî olduğunu ispat etmiştir. Kur’ân’ın esaslarıyladır ki, fakr ve sefaletleri ancak




    Arabistan: (bk. bilgiler) Hıristiyan: (bk. bilgiler – Hıristiyanlık)
    Kadîr-i Mutlak: hiçbir kayıt ve şarta bağlı olmaksızın herşeye gücü yeten sonsuz kudret sahibi Allah Rodwell: (bk. bilgiler)
    Zât-ı Kibriyâ: sonsuz büyüklük ve yücelik sahibi olan Allah akîde: inanç
    azamet: büyüklük bahis: konu
    bedevî: çölde yaşayan, göçebe beşeriyet: insanlık
    bîtarafâne: tarafsız bir şekilde celâlet: yücelik, haşmet, heybet
    ekserîsi: çoğunluğu elfaz: lâfızlar, sözler
    fakr: fakirlik, ihtiyaç hali hakikat: gerçek
    hikmet: amaç, gaye hurafe: delile dayanmayan saçma inanış
    hâdim: hizmetçi, hizmet eden hâiz: sahip
    ilga: kaldırmak, lağvetmek, hükümsüz bırakmak imha: yok etme
    istihâle: bir halden başka bir hale dönüşme ve değişme, başkalaşma istîsal: kökünden söküp atmak, kökünü kazımak
    izale: giderme, ortadan kaldırma kàri: okuyucu
    kâinat: evren, yaratılmış her şey lütuf: iyilik, ihsan, bağış
    mevzu: bahis, konu muhtevî: ihtiva eden, içine alan
    mutaassıp: tutucu muvaffak: başarılı olma, erişme
    muzaffer: zafer kazanmış, galip mücmel: kısa, kısaca
    mülhem: ilham olunmuş müstesna: seçkin
    nâzil olan: inen, indirilen nüzûl: iniş, inme
    putperest: putlara tapan sadakatkârâne: sâdık ve bağlı bir tarzda
    sefalet: perişanlık, yoksulluk sitayiş: övme, medih
    taaddüd-ü zevcât: çok eşlilik tahdit: sınırlama
    takdis: Allah’ın her türlü eksiklik ve çirkinlikten yüce olduğunu ilân etme takrir: yerleştirme, sağlamlaştırma
    tebcil: yüceltme, saygı gösterme telâkki: anlama, kabul etme
    tercüme: bir sözü bir dilden başka bir dile çevirme tertip: sıralama, düzene koyma
    tesis: kurma, yerleştirme vahdâniyet: Allah’ın bir ve tek olup ortağının olmayışı
    vahşî: medenî olmayan, kaba veciz: kısa, özlü ve çarpıcı söz
    âdetâ: sanki, tıpkı âyet: Kur’ân’ın her bir cümlesi
    âşikâr: açıkça İlâhî: Allah tarafından olan
    İngiltere: (bk. bilgiler) şayan: lâyık, yaraşır

    Yazar : Risale Forum

  2. #12
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.056
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    Cevap: Ecnebî Filozofların Kur'ân'ı Tasdiklerine Dair Şehadetleri - Sayfa: 372


    cehaletleriyle kabil-i kıyas olan, susuz ve çıplak bir yarımadanın sekenesi, yeni bir dinin hararetli ve samimî sâlikleri olmuşlar, devletler kurmuşlar, şehirler inşa etmişlerdir. Filhakika Müslümanların heybetidir ki, Füsdat, Bağdat, Kurtuba, Delhi, bütün Hıristiyan Avrupa’yı titreten bir azamet ve haşmet ihraz etmişlerdir.
    Rodwell



    Müslümanlık, dünyanın kıvamı olan bir dindir; cihan medeniyetinin istinad ettiği temelleri muhtevîdir


    Fransa’nın en maruf müsteşriklerinden Gaston Care, 1913 senesinde Le Figaro Gazetesinde, yeryüzünden Müslümanlık kalkacak olursa, müsalemetin muhafazasına imkân olup olmadığı hakkında makaleler silsilesi yazmış ve o zaman bu makaleler Şark gazeteleri tarafından tercüme olunmuştu. Fransız müsteşriki diyor ki:


    Yüz milyonlarca insanın dini olan Müslümanlık, bütün sâliklerine nazaran, dünyanın kıvamı olan bir dindir. Bu aklî dinin menbaı ve düsturu olan Kur’ân, cihan medeniyetinin istinad ettiği temelleri muhtevîdir. O kadar ki, bu medeniyetin, İslâmiyet tarafından neşrolunan esasların imtizacından vücut bulduğunu söyleyebiliriz.

    Filhakika, bu âlî din, Avrupa’ya, dünyanın imarkârâne inkişafı için lâzım olan en esaslı kaynakları temin etmiştir. İslâmiyetin bu fâikiyetini teslim ederek, ona medyun olduğumuz şükranı tanımıyorsak da, hakikatın bu merkezde olduğunda şek ve şüphe yoktur.


    Fransız muharriri, daha sonra, Kur’ân’ın umumî müsalemeti muhafaza hususundaki hizmetini bahis mevzuu ederek diyor ki:

    İslâmiyet, yeryüzünden kalkacak ve bu suretle hiçbir Müslüman kalmayacak olursa, barışı devam ettirmeye imkân kalır mı? Hayır buna imkân yoktur!
    Gaston Care





    Avrupa: (bk. bilgiler) Bağdat: (bk. bilgiler)
    Delhi: (bk. bilgiler) Fransa: (bk. bilgiler)
    Fustat: (bk. bilgiler) Hıristiyan: (bk. bilgiler – Hıristiyanlık)
    Kurtuba: (bk. bilgiler) Rodwell: (bk. bilgiler)
    azamet: büyüklük bahis mevzuu: söz konusu
    cehalet: cahillik cihan: dünya
    düstur: yasa, kanun, prensip filhakika: gerçekten, doğrusu
    fâikiyet: üstünlük, başkalarından farklı ve üstün olmak hakikat: gerçek, doğru
    hararet: ısı, sıcaklık haşmet: heybet, görkem
    ihraz: erişmek, kazanmak imarkârâne: imar edici olarak, tamir edici olarak
    imtizaç: birleşme, kaynaşma inkişaf: gelişme
    istinad: dayanma, dayanak kabil-i kıyas: kıyası mümkün
    kıvam: bir şeyin direği, nizamı maruf: bilinen, tanınan
    medyun: borçlu menba: kaynak
    muhafaza: koruma muharrir: yazar, gazete yazarı
    muhtevî: ihtiva eden, içine alan müsalemet: barış ve huzur içinde olma
    müsteşrik: Oryantalist; Avrupalı olduğu halde, Doğu milletlerinin tarih, dil, din ve edebiyatıyla ilgili araştırma yapan kimse nazaran: bakarak, –göre
    neşr: yazma, yayımlama samimî: içten
    sekene: oturanlar, ikamet edenler silsile: zincir, soy ağacı
    sâlik: yol alan, bir yol veya meslekte yürüyen temin etme: sağlama, güvence altına alma
    tercüme: bir sözü bir dilden başka bir dile çevirme umumî: genel
    âlî: yüce, yüksek şark: doğu
    şek: şüphe, tereddüt şükran: minnettarlık, teşekkür

    Yazar : Risale Forum

  3. #13
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.056
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    Cevap: Ecnebî Filozofların Kur'ân'ı Tasdiklerine Dair Şehadetleri - Sayfa: 373


    Kur’ân bütün dinî kitaplara fâiktir

    Alman âlimlerinden ve müsteşriklerinden Jochahim du Rulpp Kur’ân’ın sıhhate verdiği ehemmiyetten bahsederken şu sözleri söylüyor:


    İslâmiyetin, şimdiye kadar Avrupa muharrirlerinden hiçbirinin nazar-ı dikkatini celb etmeyen bir safhasını bahis mevzuu etmek istiyorum. İslâmiyetin bu safhası, onun sıhhati muhafaza için vuku bulan emirleridir. Evvelâ şunu itiraf etmek lâzımdır: Kur’ân, bu nokta-i nazardan bütün dinî kitaplara fâiktir. Kur’ân’ın tarif ettiği basit, fakat mükemmel sıhhî kaideleri nazar-ı dikkate alırsak, bu mukaddes kitap sayesinde, bütün dünyanın bazı kısımlarıyla, haşarat mahşeri olan Asya’nın müthiş bir tehlike olmaktan kurtulduğunu görürüz. Müslümanlık nezafeti, temizliği, nezaheti bütün sâliklerine farz etmekle, birçok tahripkâr mikropları imha etmiştir.

    Jochahim



    Kur’ân âyetleri İslâmiyetin muhteşem bünyesinde altın bir kordon gibi işlenmiştir


    Sembires Encyclopedia namıyla intişar eden İngilizce muhitü’l-maarifte, Müslümanlıktan şu suretle bahsolunmaktadır:

    İslâm Peygamberinin seciyesini aydınlatan Kur’ân âyetleri, son derece mükemmel ve son derece müessirdir. Bu kısım âyetler, Müslümanlığın ahlâkî kaidelerini ifade eder. Fakat bu kaideler, bir iki sûreye münhasır değildir. Bu âyetler, İslâmiyetin muhteşem bünyanında, altından bir kordon gibi işlenmiştir. İnsafsızlık, yalancılık, hırs, israf, fuhuş, hıyanet, gıybet, bunların hepsi Kur’ân tarafından en şiddetli surette takbih olunmuş ve bunlar reziletin ta kendisi tanınmıştır.

    Diğer taraftan, hüsn-ü niyet sahibi olmak, başkalarına iyilik etmek, iffet, haya, müsamaha, sabır ve tahammül, iktisat, doğruluk, istikamet, sulhperverlik, hakperestlik,





    Asya: (bk. bilgiler) Avrupa: (bk. bilgiler)
    bahis mevzu: söz konusu bünyan: yapı, bünye, saray
    celb etme: çekme farz etmek: şart koşmak, zorunlu tutmak
    fâik: üstün gıybet: arkadan çekiştirmek, o anda yanında olmayan birisinin aleyhinde konuşmak
    haşarat: zehirli böcekler hüsn-ü niyet: iyi niyet
    hıyanet: hainlik, ihanet iffet: namus
    iktisat: tutumluluk imha etme: yok etme
    intişar: yayılma israf: savurganlık
    istikamet: doğruluk kaide: düstur, prensip
    mahşer: haşir meydanı, kıyametten sonra insanların âhirette tekrar diriltilip toplanacakları yer muhafaza: koruma, saklama
    muharrir: yazar, gazeteci muhitü’l-maarif: ilim okyanusu, ilim ansiklopedisi
    mukaddes: her türlü çirkinlikten ve eksiklikten arınmış, kutsal müessir: tesirli, etkili
    mükemmel: noksansız, kusursuz münhasır: ait, mahsus, sınırlı
    müsamaha: hoşgörü müsteşrik: Oryantalist; Avrupalı olduğu halde, Doğu milletlerinin tarih, dil, din ve edebiyatıyla ilgili araştırma yapan kimse
    nazar-ı dikkat: dikkat içeren bakış nezafet: temizlik
    nezahet: nezihlik, temizlik nokta-i nazar: bakış noktası, açısı
    rezilet: rezillik, aşağılık safha: merhale, aşama, dönem
    seciye: huy, karakter sulhperverlik: barışseverlik
    sâlik: yol alan, bir yol veya meslekte yürüyen sıhhat: sağlamlık, doğruluk, sağlık
    sıhhî: sağlıklı tahammül: dayanma, katlanma, sabretme
    tahripkâr: tahrip ederek takbih: kötüleme, çirkin görme
    vuku bulma: meydana gelme âlim: ilim sahibi

    Yazar : Risale Forum

  4. #14
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.056
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    Cevap: Ecnebî Filozofların Kur'ân'ı Tasdiklerine Dair Şehadetleri - Sayfa: 374


    herşeyden fazla Cenab-ı Hakka itimad ve tevekkül, Allah’a itaat, Müslümanlık nazarında hakikî iman esasları ve hakikî bir mü’minin başlıca sıfatları olarak gösterilmiştir.



    Resul-i Ekrem idrak ve şuur timsâlidir


    Profesör Edward Monte, “Hıristiyanlığın İntişarı ve Hasmı Olan Müslümanlar” ünvanlı eserinin 17 ve 18’inci sayfalarında diyor ki:


    Rasyonalizm, yani “akliye” kelimesinin müfadını ve tarihî ehemmiyetini tevsi edebilirsek, Müslümanlığın aklî bir din olduğunu söyleyebiliriz. Akıl ve mantık mısdâkıyla akaid-i diniyeyi muhakeme eden mektep, rasyonalizm kelimesinin, İslâmiyete tamamıyla mutabık olduğunu teslim etmekte tereddüt etmez.


    Resul-i Ekrem şuur ve idrak timsâli olduğu, dimağının iman ışıkları ve kâmil bir yakîn ile pür-nur olduğu muhakkaktır. Resul-i Ekrem, muasırlarını aynı heyecanla alevlemiş, bu sıfatlarla teçhiz etmiştir. Hazret-i Muhammed (a.s.m.), başarmak istediği ıslahatı, İlâhî bir vahiy olarak takdim etmiştir. Bu, İlâhî bir vahiydir. Hazret-i Muhammed’in (a.s.m.) dini ise, akıl kaidelerinin ilhamlarına tamamıyla muvafıktır.
    Ehl-i İslâma göre İslâmiyetin esas akaidi, şu suretle hülâsa olunabilir:


    Allah birdir; Muhammed (a.s.m.) Onun Peygamberidir. Filhakika, İslâmiyetin esaslarını sükûnetle ve derin bir teemmülle tetkik ettiğimiz zaman, bunların, Allah’ın birliğine ve Muhammed’in (a.s.m.) risaletine, sonra haşir ve neşre ve itikada müntehi olduklarını görürüz. Bizzat dinin esasları tanınan bu iki akide,





    Cenâb-ı Hak: Hakkın ta kendisi olan, sonsuz şeref ve azamet sahibi yüce Allah Hıristiyanlık: (bk. bilgiler)
    Rasyonalizm: akılcılık, aklı ön plânda tutan bir felsefî akım Resul-i Ekrem: Allah’ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.)
    akaid: inanç sistemi; dinin inanılması gereken inançları ve yapılması gereken ibadetlerin tümü akaid-i diniye: dinî inançlar ve ibadetler
    akide: inanç aklî: akılla ilgili, akla uygun
    bizzat: kendisi dimağ: akıl, beyin
    ehl-i İslâm: İslâma tabi olan, Müslümanlar filhakika: gerçekten, doğrusu
    hakiki: gerçek hakperestlik: doğruluk, gerçekçilik
    hasm: rakip haşir ve neşr: öldükten sonra âhiret âleminde tekrar diriltilip Allah’ın huzurunda toplanma ve sonra tekrar dağılma
    hülâsa olunma: özetlenme idrâk: anlayış, kavrayış
    ilham: Allah tarafından kalbe atılan mânâlar intişar: yayılma
    itaat: emre uyma, boyun eğme itikad: inanç
    itimad: güvenme kaide: düstur, prensip
    kâmil: olgun, mükemmelliğe ulaşmış mektep: ekol, akım
    muasır: çağdaş muhakeme: değerlendirme, yargılama
    muhakkak: gerçekliği kesin olarak bilinen mutabık: uygun
    muvafık: lâyık, uygun müfad: ifade edilen mânâ, bir şeyden çıkan mânâ
    müntehî olma: bir fikre, inanca vs. varma, neticeye ulaşma mü’min: iman eden, Allah’a ve Onun gönderdiği şeylere inanan
    mısdâk: doğrulayıcı delil, ölçüt, kriter nazarında: gözünde, bakışında
    pür-nur: çok nurlu, çok aydınlık risalet: elçilik, peygamberlik
    sükûnet: dinginlik takdim: sunma
    teemmül: düşünme, inceden inceye araştırma tetkik: inceleme, araştırma
    tevekkül: kulun üzerine düşeni yaptıktan sonra sonucunu Allah’a bırakması; Allah’a güvenme ve Onu vekil kabul etme tevsi: genişletme, kuşatma, ihata etme, kavrama
    teçhiz: cihazlandırma, donatma timsal: sembol, örnek, nümune
    vahiy: Allah tarafından peygambere gelen bilgiler yakîn: kesin ve doğru bilgi
    İlâhî: Allah tarafından olan ıslahat: iyileştirme, düzeltme
    şuur: bilinç, anlayış, idrak
    Yazar : Risale Forum

  5. #15
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.056
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    Cevap: Ecnebî Filozofların Kur'ân'ı Tasdiklerine Dair Şehadetleri - Sayfa: 375


    bütün dindar insanlarca akıl ve mantığa müstenid telâkki olunmakta ve bunlar Kur’ân’ın akidelerinin hülâsası bulunmaktadır.

    Kur’ân’ın ifadesindeki sadelik ve berraklık, Müslümanlığın intişar ve i’tilâsını bilâ-tevakkuf temâdi ettiren sâik kuvvet olmuştur. Resul-ü İslâm tarafından tebliğ olunan mukaddes talimatın cihanşümul terakkisine rağmen, Müslümanların ilham kaynağı ve en kuvvetli ilticagâhı Kur’ân olmuştur. En takdiskâr ve kanaat-bahş bir lisanla, başka bir kitab-ı münzelin tefevvuk edemeyeceği bir ifade ile takrir eden kitap, Kur’ân’dır. Bu kadar mükemmel ve esrarengiz, her insanın tetkikine bu kadar açık olan bir din, muhakkak, insanları kendisine meclûb eden i’câzkâr kudreti hâizdir. Müslümanlığın bu kudreti hâiz olduğunda şüphe yoktur.

    Edward Monte




    Resul-ü İslâm: İslâm Peygamberi akide: inanç
    bilâ-tevakkuf: duraksamadan, durmaksızın cihanşümul: dünya çapında, evrensel
    esrarengiz: sırlı, gizemli haiz: sahip olma
    hülâsa: öz, özet ilham: Allah tarafından insanın kalbine indirilen mânâ
    ilticâgâh: sığınak intişar: yayılma
    i’cazkâr: mu’cizeli, benzerini yapmakta başkalarını âciz ve hayrette bırakan i’tilâ: yükselme, yücelme
    kanaat-bahş: kanaat verici, tatmin eden, doyurucu kitab-ı münzel: indirilen, indirilmiş kitap
    kudret: güç ve iktidar lisan: dil
    meclûb etme: celb etme, çekme mukaddes: her türlü çirkinlikten ve eksiklikten arınmış, kutsal
    müstenid: dayanan sâik: sevk edici sebep, neden
    takdîskâr: takdis eden, mukaddes ve kusurlardan uzak olduğunu ifade eden takrir: ifade etme, bildirme
    talimat: bildiriler, emirler tebliğ: bildirme, ulaştırma
    tefevvuk: üstün gelme telâkki: anlama, kabul etme
    temâdi: devamlı terakki: ilerleme
    tetkik: inceleme, araştırma

    Yazar : Risale Forum

Sayfa 2/2 İlkİlk 12

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222