Sayfa 2/2 İlkİlk 12
14 sonuçtan 11 ile 14 arası

  1. #11
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.055
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    Cevap: İnsan ve Kâinat - Sayfa: 335


    Menfaat için kullanılan لَكُمْ 1 ’deki ل eşyanın hilkaten mübah, helâl, menfaatli olarak yaratılıp, bazı ârızalardan dolayı haram olmuş olduklarına işarettir. Meselâ ağyârın malı, ismet-i şeriye için haram olmuştur. İnsanın eti hürmet ve keramet için, zehir zarar için, lâşe eti necaset için haram olmuşlardır.

    Ve keza, herbir şeyde bir faide, bir menfaat olduğuna remizdir.

    Ve keza beşer için herşeyde bir menfaati bulunduğuna remizdir. Evet, hangi şey olursa olsun, beşere bir cihetten bir istifadeyi temin eder, velev ibret almak için olsun.


    Ve keza, arzın karnında istikbal insanlarını intizar eden pek çok rahmetin hazine ve definelerinin bulunduğuna remizdir.

    لَكُمْ car ve mecrurunun مَافِى اْلاَرْضِ 2 üzerine takdimi, beşere ait istifadelerin her gayeden evvel ve evlâ olduğuna işarettir.

    Umumu ifade eden مَا herşeyde menfaatleri aramaya insanları tergib ve teşvik içindir. فِى اْلاَرْضِ 3 ’deki فِى’nin عَلٰى ’ya tercihi, en çok menfaatlerin arzın karnında olduğuna ve arzın karnındaki eşyanın taharrîsine insanları teşcî ettiğine işarettir.


    Ve keza, arzın içindeki maden ve maddelerin istifade-i beşer için yaratılışı, arzın içinde henüz keşfedilemeyen anâsır ve maddelerden, tekâlif-i hayatın zahmetlerinden müstakbelin insanlarını kurtaracak bazı gıdaî vesaire maddelerin vücudu mümkün olduğuna delâlet eder.


    Not
    Dipnot-1 Sizin için.
    Dipnot-2 Yeryüzünde bulunan her şey.
    Dipnot-3 Yerde (içinde).


    anâsır: unsurlar, elementler arz: dünya
    ağyâr: başkaları, diğerleri beşer: insanlık
    cihet: yön câr: (cer harfleri)
    delâlet: delil olma, işaret etme evlâ: daha iyi, üstün
    eşya: şeyler, varlıklar gıdaî: gıdayla ilgili
    hilkaten: yaratılış itibariyle hürmet: saygı gösterme
    intizar: gözleme, bekleme ismet-i şer’iye: dinen ve İslâm hukukuna göre masum olma ve dokunulmazlık
    istifade: faydalanma, yararlanma istifade-i beşer: insanlığın faydalanması, yararlanması
    istikbal: gelecek keramet: üstünlük, şeref
    keza: bunun gibi lâşe: leş
    mecrur: Ar. gr. başına gelen bir câr harfi veya bir tamlama nedeniyle son harfi esre olan kelime menfaat: fayda, yarar
    mübah: helâl, serbest; dinen yapılmasında ve yapılmamasında hiçbir sakınca olmayan davranışlar; yeme, içme gibi müstakbel: gelecek zaman
    necaset: pislik rahmet: İlâhî şefkat ve merhamet
    remiz: gizli bir mânâyı ince bir işaretle gösterme taharrî: araştırma, inceleme
    takdim: öne alma, öne geçirme tekâlif-i hayat: hayatla ilgili sorumluluklar ve yükümlülükler
    tergib: isteklendirme, istek uyandırma teşcî: cesaretlendirme, teşvik etme
    teşvik: şevklendirme umum: genel
    velev: şayet, olsa bile vücud: varlık
    ârıza: sonradan ortaya çıkan durum, nitelik, sebep عَلٰى: (bk. ḥ-r-f
    فِى: (bk. ḥ-r-f ل: (bk. ḥ-r-f
    مَا: (bk. ḥ-r-f

    Yazar : Risale Forum

  2. #12
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.055
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    Cevap: İnsan ve Kâinat - Sayfa: 336


    جَمِيعًا 1 arzdaki bazı eşyanın abes ve faidesiz olduklarına ait evhamı def etmek içindir.

    ثُمَّ اسْتَوٰى 2 ﴿’daki ثُمَّ 3 arzın hilkatiyle semavatın tesviyesi arasındaki Cenâb‑ı Hakkın ef’al ve şuunatının silsilesine işarettir. Ve keza, beşere menfaat hususunda, semavatın tesviyesi arzın hilkatinden rütbece uzak olduğuna delâlet eder.

    İcâz ve ihtisar için, 4 اَرَادَ اَنْ يُسَوِّىَ yerinde اِسْتَوٰى 5 denilmiştir. اِسْتَوٰى kelimesinin istimali, burada mecazdır. Yani, hedefe kastını hasredip sağa sola bakmayanlar gibi, semavatın tesviyesini irade etmiştir.


    اِلَى السَّمَاۤءِ 6 ﴿Bu semadan maksat, semavatın maddesi olan buhardır.

    فَسَوّٰيهُنَّ 7 ﴿’deki ف tefrîi ifade ettiğine nazaran, tesviyenin istivâya bağlanması, فَيَكُونُ 8 ’nün كُنْ 9 emrine veya kudretin taallûku iradenin taallûkuna veya kazânın kadere olan terettüplerine benziyor. Ve tâkibi ifade ettiğine göre, mukadder bazı fiilere imadır.

    Takdir-i kelâm, نَوَّعَهَا وَنَظَّمَهَا وَدَبَّرَ اْلاَمْرَ بَيْنَهَا فَسَوّٰيهُنَّ ilâ âhir, ’den ibarettir.



    Not
    Dipnot-1 Tamamı.
    Dipnot-2 Sonra belli bir nizam ve intizamla düzenledi.
    Dipnot-3 Sonra.
    Dipnot-4 Tesviyeyi (dengeli bir şekilde düzenlemeyi) irade etti.
    Dipnot-5 Belli bir nizam ve intizamla düzenledi.
    Dipnot-6 Gökyüzüne.
    Dipnot-7 Onları belli bir nizam ve intizamla düzenledi.
    Dipnot-8 Hemen oluverir.
    Dipnot-9 Ol.


    Cenâb-ı Hak: Hakkın ta kendisi olan, sonsuz şeref ve azamet sahibi yüce Allah abes: mânâsız, faydasız, boş
    arz: dünya beşer: insan, insanlık
    def etmek: gidermek, uzaklaştırmak delâlet: delil olma, işaret etme
    ef’âl: fiiler, işler evham: kuruntular, şüpheler
    eşya: şeyler, varlıklar hasretme: sınırlandırma, yalnızca bir şeye ait ve özgü kılma
    hilkat: yaratılış icâz: Kur’ân’ın vecizliği, geniş mânâları az sözle anlatması
    ihtisar: kısaltma, özetleme ilâ âhir: sonuna kadar
    irade: Allah’ın dilemesi irade etme: dileme, isteme
    istimâl: kullanılma istivâ: düzeltme, düzgün yapma
    kader: Allah’ın, meydana gelecek hâdiseleri olmadan önce bilmesi, takdir etmesi, plânlaması kazâ: olacağı Allah tarafından bilinen ve takdir olunan şeylerin zamanı gelince yaratılması
    keza: bunun gibi kudret: Allah’ın sonsuz güç ve iktidarı
    mecaz: bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz mukadder: gr. lâfız olarak zikredilmediği halde gizli olarak kastedilen
    nazaran: –göre semavat: gökler
    silsile: zincir, sıra, dizi taallûk: bağlanma, bitişme, alâkalı, ilgili olmak
    takdir-i kelâm: sözün gelişi; lâfız olarak zikredilmediği halde, görünen lâfzın altında kapalı olarak bulunan söz, mânâ tefrîi: teferruat ve ayrıntılara ayırmakla ilgili
    terettüp: neticelenme, sonuç olarak ortaya çıkma tesviye: dengeli bir şekilde düzenleme
    tâkip: bir şeyin ardından hemen başka bir şeyin onu takip etmesi, gelmesi [ şuûnât: durumlar, işler, özellikler; Cenâb-ı Hakkın yüce sıfatlarının mahiyetlerinde bulunan ve onları tecelliye sevk eden Zâtına ait mukaddes özellikler
    ثُمَّ: (bk. ḥ-r-f
    Yazar : Risale Forum

  3. #13
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.055
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    Cevap: İnsan ve Kâinat - Sayfa: 337


    Yani, “Nevilere ayırdı, tanzim etti, aralarında lâzım gelen emirleri, tedbirleri yaptı, sonra yedi tabakaya tesviye etti.”

    سَوّٰى Yani, “Muntazam, müstevi; envâı, eczaları mütesavi olarak yarattı.”

    هُنَّ Bu zamirin cem’i, semavat olacak maddenin nevilere münkasım olduğuna işarettir.

    سَبْعَ 1 ﴿tâbiri, semavat tabakalarının kesretine işarettir ve bu tabakaların teşekkülât-ı arziyenin edvar-ı seb’asıyla sıfât-ı seb’aya münasebettar olduğuna îmadır.

    سَمٰوَاتٍ 2 ﴿ Bu semaların bir kısmı, seyyarat balıklarına denizdir; bir kısmı da sabit yıldızlara mezraadır; bir kısmı da sema çiçekleri hükmünde olan derâri yıldızlara bahçe ve bostandır.

    وَهُوَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ 3 ﴿ Bu و atıf içindir. Halbuki burada atfın tarafeyni arasında münasebet yoktur. Öyleyse, bu münasebeti bulmak için takdire ihtiyaç vardır. Şöyle ki: وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ 4 “Öyleyse, bu büyük ecramın Hâlıkı Odur.” وَهُوَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ “Öyle ise o ecramdaki san’atı tanzim, tahkim eden Odur.”

    İlsakı ifade eden بِكُلِّ 5 kelimesindeki ب ilmin, malûmdan infikâk ve infisalinin mümkün olmadığına işarettir.


    Not
    Dipnot-1 Yedi.
    Dipnot-2 Gökler.
    Dipnot-3 “O, her şeyi hakkıyla bilendir.” Bakara Sûresi, 2:29.
    Dipnot-4 Onun her şeye gücü yeter.
    Dipnot-5 Her şeye.


    Hâlık: her şeyi yaratan Allah atıf: bağlama, bağlaç; kendinden öncekiyle sonraki kelime veya cümle grubu arasındaki irtibatı kuran edat
    cem’i: çoğul kipinde gelme derârî: inciler gibi olan
    ecram: büyük cisimler; gezegenler, yıldızlar ecza: cüzler, parçalar
    edvâr-ı seb’a: yedi devir, yedi dönem envâ: çeşitler, türler
    ilsâk: bitiştirme, yapıştırma infikâk: ayrılma, çözülme
    infisal etme: ayrılma kesret: çokluk
    malûm: bilinen mezraa: tarla
    muntazam: düzenli münasebet: alâka, ilgi
    münasebettar: alâkalı, ilgili münkasım: kısımlara ayrılmış
    müstevî: düzgün mütesâvî: birbirine eşit, orantılı
    nevi: tür, çeşit semavat: gökler
    semâ: gök seyyarat: gezegenler
    sıfât-ı seb’a: yedi sıfat tabir: ifade
    tahkim etme: hikmetle yerleştirme, sağlam hale getirme takdir: lâfız olarak zikredilmediği halde, görünen lâfzın altında kapalı olarak bulunan sözü, mânâyı gösterme
    tanzim: düzenleme tarafeyn: iki taraf
    tedbir: çekip çevirme, ihtiyacını karşılama tesviye: dengeli bir şekilde düzenleme, düzeltme
    teşekkülât-ı arziye: dünyanın oluşum devreleri zamir: ismin yerini tutan kelime
    îma: gizli ve ince bir mânâyı işaret etme, gösterme ب: (bk. ḥ-r-f
    Yazar : Risale Forum

  4. #14
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.055
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    Cevap: İnsan ve Kâinat - Sayfa: 338


    كُلِّ 1 tâmimi ifade eden bir edattır. Burada ifade ettiği tâmimden hiçbir şeyin, hiçbir ferdin tahsisi ve daire-i şümulünden ihracı yoktur. Bu itibarla 2 مَا مِنْ عَامٍّ اِلاَّ وَقَدْ خُصَّ مِنْهُ الْبَعْضُ olan kaide-i külliyeyi tahsis ediyor. Çünkü kendisi bu kaidenin şümulünden hariç kalmıştır.

    شَىْءٍ 3 Bu kelime vacip, mümkin, mümtenie şâmildir.

    عَلِيمٌ 4 Yani, zâtı ile ilim arasında zarurî, lüzumî sübut vardır.


    Not
    Dipnot-1 Her şey.
    Dipnot-2 Her umumî kâidenin bir istisnâsı vardır.
    Dipnot-3 Bir şey.
    Dipnot-4 İlmi, ezelî ve ebedî olan ve herşeyi en iyi bilen Allah.


    daire-i şümûl: kapsam alanı edat: cümle içinde isim ve fiil ve zamirlerle birlikte kullanılarak zaman, durum, yer ve yön gösteren kelimeler
    ferd: birey, kişi ihraç: çıkarma
    itibar: özellik kaide: düstur, kural
    kaide-i külliye: genel kural lüzumî: gereklilik, lüzumluluk
    mümkin: varlığı ile yokluğu imkân dahilinde ve eşit olan ve varlığı Allah’ın var etmesine bağlı olan mümteni: olması muhal olan şey
    sübut: sabit olma, kesin olarak var olma tahsis: hâs kılma, özelleştirme; genel bir mânâ ve hüküm ifade eden bir sözü, belirli bir hükme mahsus kılma, belirli bir mânâda kullanma
    tâmim: umumileştirme, genelleme; bir hükmü aynı cinsin bütün fertlerine verme vâcib: varlığı zorunlu olan, var olmak için hiçbir sebebe ihtiyacı bulunmayan, Allah
    zarurî: zorunlu, gerekli şamil: içine alan, kapsamlı
    şümul: kapsamlılık

    Yazar : Risale Forum

Sayfa 2/2 İlkİlk 12

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222