ve başıboş bırakmaz. Ancak hikmetin murakabesi ve nezareti altında terbiye eder ve ettirir.

كُلِّ 1 edatından anlaşılır ki, esbabın bütün eserleri ve hâsıl-ı bilmasdar denilen ef’âl-i ihtiyariyeye terettüp eden eserler, tamamen kudrete bağlıdır. Mevcuda ve mevcudata, şey ve eşya denilmesi meşiet-i ilâhiyenin taallûkundan neş’et ettiğine nazaran شَىْءٍ 2 tabirinden anlaşılır ki, eşya vücuda geldikten sonra da Saniden alâkası kesilmez. Vücudun tekerrüründen ibaret olan bekaları için daima Sanie muhtaçtırlar.

قَادِرٌ 3 kelimesine bedel, sübut ve devamı ifade eden قَدِيرٌ 4 sigasından anlaşılır ki, kudret, makdurat nisbetinde olmayıp, kudretin daire-i tasarrufu pek geniştir. Hem kudret zâtiyedir, tagayyürü kabul etmez. Hem aynı zamanda kudret lâzimedir, ziyade ve noksan olmaz. Hem kudret, Rezzak, Gaffar, Muhyî, Mümit gibi sıfât-ı fiiliyenin mercii ve mizanıdır.



Not
Dipnot-1 Her, hep.
Dipnot-2 Şey.
Dipnot-3 Dilediği gibi yapmaya gücü yeten, dilerse yapan, dilemezse yapmayan, hiçbir surette âciz olmayan kudret ve iktidar sahibi Allah.
Dipnot-4 Kudreti sınırsız olan, dilediğini dilediği şekilde yapan Allah.


Gaffâr: ne kadar çok ve büyük olursa olsun, dilediği kullarının her türlü suç ve günahını defalarca bağışlayan Allah Muhyî: bütün canlılara hayat veren Allah
Mümît: ölümü yaratan, diriltip can verdiği varlıkları vakti gelince öldüren Allah Rezzâk: bütün varlıkların rızıklarını bol bir şekilde tekrar tekrar veren ve ihtiyaçlarını karşılayan Allah
Sâni: herşeyi mükemmel ve san’atlı bir şekilde yaratan Allah bekà: devamlılık, kalıcılık
daire-i tasarruf: tasarruf etme, dilediği şeyi yapma dairesi edat: tek başına bir anlam ifade etmeyen, kullanıldığı kelimelerle sebep, sonuç, vasıta benzerlik vb. bakımlardan ilişkisi olan kelime (dahi, gibi, için vs.)
ef’âl-i ihtiyariye: kulun irade ve isteğiyle yapılan davranışlar, fiiller esbab: sebepler
eşya: şeyler, varlıklar hikmet: fayda, gaye; herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde olması
hâsıl-ı bilmasdar: bir şeyin kaynağından ortaya çıkan, gerçek tesir sahibinden meydana gelen sonuç; varmak fiili masdar, acı ise hâsıl-ı bilmasdardır kudret: Allah’ın güç ve iktidarı
lâzime: gereklilik, zorunlu olarak ayrılmaz nitelik makdûrat: kader programıyla takdir edilen, belirlenen şeyler
merci: başvurulacak, sığınılacak yer mevcud: var
mevcudat: varlıklar meşiet-i ilâhiye: Cenâb-ı Hakkın irade ve dilemesi
mizan: ölçü murakabe: gözetim, kontrol
mühmel: ihmal edilmiş, başıboş bırakılmış nazaran: bakarak, –göre
nezaret: gözetim neş’et etmek: doğmak, meydana gelmek
nisbet: bağ siga: kip, kalıp
sübut: sabit olma, kesin olarak var olma sıfât-ı fiiliye: Cenab-ı Hakka mahsus fiili sıfatlar
taallûk: bağlanmak, ilişme, ilişik olma tagayyür: değişme
tekerrür: tekrarlanma terbiye etme: yetiştirme, ihtiyaçları karşılama
terettüp etmek: sonuç olarak ortaya çıkmak, neticelenmek vücud: varlık, var oluş
ziyade: fazla zâtiye: bizzat var olan öz nitelik; sıcaklığın, ateşin kendi zâtında var olması gibi