(Münazarat namındaki risalenin bir parçasıdır.)





Sual: Taaddüd-ü zevcat gibi bâzımesâili, bâzıecnebiler serrişte ederek, medeniyet nokta-i nazarında şeriata bâzıevham ve şübehâtıirad ediyorlar?

Cevap: Şimdilik mücmelen bir kaide söyliyeceğim, tafsilini müstakil bir risale ile beyan etmek fikrindeyim.

Sh: (Ha-63)

İşte, İslâmiyetin ahkâmıiki kısımdır.

Birisi: Şeriat ona müessesdir. Bu ise, hüsn-ü hakikî ve hayr-ımahzdır.

İkincisi: Şeriat-ımuaddildir. Yâni gâyet vahşî ve gaddar bir suretten çıkarıp ehven-i şer ve muaddel ve tabiat-i beşere tatbikımümkün ve tamamen hüsn-ü hakikîye geçebilmek için, zaman ve zeminden alınmış birsurete ifrağ etmiştir. Çünkü; tabiat-i beşerde umumen hükümferma olan bir emri birden ref'etmek, bir tabiat-ıbeşeri birden kalbetmek iktiza eder.



Binaenaleyh, şeriat vâzı-ıesâret değildir. Belki en vahşi suretten, böyle tamamen hürriyete yol açacak ve geçebilecek bir surete indirmiştir, tâdil etmiştir. Hem de, dörde kadar taaddüd-ü zevcat; tabiate, akla. hikmete muvâfık olmakla beraber. şeriat bir taneden dörde çıkarmamış, belki sekiz-dokuzdan dörde indirmiştir. Bâhusus taaddüdde öyle şerait koymuştur ki; ona mürâat etmekle hiçbir mazarratımüeddî olmaz. Bâzınoktada şer olsa da ehven-i şerdir. ehven-i şer ise, bir adâlet-i izâfiyedir.