3 sonuçtan 1 ile 3 arası

  1. #1
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.223
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61880


    İkinci Kısım - Hüccetullahi’l-Bâliğa Risalesi - Yedinci Hüccet-i İmâniye

    Yedinci Hüccet-i İmâniye

    Otuz Üçüncü Mektubun On Yedinci Penceresi


    اِنَّ فِى السَّمٰوَاتِ وَاْلاَرْضِ َلاٰيَاتٍ لِلْمُؤْمِنِينَ 1

    Zeminin yüzünü yaz zamanında temâşâ edip görüyoruz ki: İcad-ı eşyada müşevveşiyeti iktiza eden ve intizamsızlığa sebep olan nihayetsiz sehâvet ve bir cûd-u mutlak, gayet derecede bir insicam ve intizam içinde görünüyor. İşte, zemin yüzünü tezyin eden bütün nebâtâtı gör.

    Hem mizansızlığı ve kabalığı iktiza eden, icad-ı eşyadaki sür’at-i mutlaka dahi kemâl-i mevzuniyet içinde görünüyor. İşte, zemin yüzünü süslendiren bütün meyvelere bak.

    Hem ehemmiyetsizliği, belki çirkinliği iktiza eden kesret-i mutlaka dahi, kemâl-i hüsn-ü san’at içinde görünüyor. İşte, yeryüzünü yaldızlayan bütün çiçeklere bak.

    Hem san’atsızlığı, basitliği iktiza eden, icad-ı eşyadaki suhulet-i mutlaka dahi,nihayetsiz derecede san’atkârlık ve maharet ve ihtimamkârlık içinde görünüyor. İşte, yeryüzündeki ağaç ve nebâtat cihâzâtının sandukçaları ve programları ve tarihçe-i hayatlarının kutucukları hükmünde olan bütün tohumlara, çekirdeklere dikkatle bak.

    Hem ihtilâf ve ayrılığı iktiza eden uzaklık ve bu’d-u mutlak dahi bir ittifak-ı mutlakiçinde görünüyor. İşte, bütün aktâr-ı zeminde zer’ edilen her nevi hububata bak.

    Hem karışmayı ve bulaşmayı iktiza eden kemâl-i ihtilât, bilâkis, kemâl-i imti-yaz


    Not
    Dipnot-1 “Muhakkak ki, göklerde ve yerde, iman edenler için deliller vardır.” Câsiye Sûresi, 45:3.


    Semî’: herşeyi işiten Allah aktâr-ı zemin: yeryüzünün dört bir tarafı
    bilâkis: aksine, tersine bu’d-u mutlak: sınırsız uzaklık
    cihâzât: cihazlar, donanım cûd-u mutlak: sınırsız cömertlik
    hububat: tohumlar, taneli bitkiler icad-ı eşya: varlıkların yaratılması
    ihtilâf: farklılık ihtimamkârlık: dikkatle çalışma, özenle iş görme
    iktiza: gerektirme insicam: düzgünlük, uyumluluk
    intizam: düzen ittifak-ı mutlak: tam birliktelik
    kemâl-i hüsn-ü san’at: san’at güzelliğinin zirvesi kemâl-i ihtilât: tam bir karışıklık
    kemâl-i imtiyaz: tam bir farklılık, diğerlerinden ayrılma kemâl-i mevzuniyet: mükemmel bir ölçü ve denge
    kesret-i mutlak: sınırsız çokluk maharet: beceri, ustalık
    mizan: ölçü müşevveşiyet: karışıklık
    nebâtât: bitkiler nevi: tür, çeşit
    nihayetsiz: sonsuz sandukça: küçük sandık
    sehâvet: cömertlik suhulet-i mutlaka: sınırsız bir kolaylık
    sür’at-i mutlaka: son derece hız tarihçe-i hayat: hayatın özeti; biyografi
    temâşâ: seyretme tezyin: süsleme
    zemin: yer zer’ etme: ekme, dikme


    Benzer Konular
    İkinci Kısım - Hüccetullahi’l-Bâliğa Risalesi - Onuncu Hüccet-i İmâniye
    İkinci Kısım - Hüccetullahi’l-Bâliğa Risalesi - Onuncu Hüccet-i İmâniye Onuncu Hüccet-i İmâniye (YİRMİNCİ MEKTUP) بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
    İkinci Kısım - Hüccetullahi’l-Bâliğa Risalesi - Dokuzuncu Hüccet-i İmâniye
    İkinci Kısım - Hüccetullahi’l-Bâliğa Risalesi - Dokuzuncu Hüccet-i İmâniye Dokuzuncu Hüccet-i İmâniye (DOKUZUNCU ŞU’IN MUKADDİME-İ HAŞRİYYESİ) فَسُبْحَانَ ال&#
    İkinci Kısım - Hüccetullahi’l-Bâliğa Risalesi - Sekizinci Hüccet-i İmâniye
    İkinci Kısım - Hüccetullahi’l-Bâliğa Risalesi - Sekizinci Hüccet-i İmâniye Sekizinci Hüccet-i İmâniye Münâcât Bu Sekizinci Hüccet-i İmaniye, vücub-u vücuda ve vahdâniyete delâletettiği gibi, hem delâil-i kat’iye ile rububiyetin ihatasına ve kudretinin azametine delâlet eder. Hem hâkimi
    İkinci Kısım - Hüccetullahi’l-Bâliğa Risalesi - Beşinci Hüccet-i İmâniye
    İkinci Kısım - Hüccetullahi’l-Bâliğa Risalesi - Beşinci Hüccet-i İmâniye Beşinci Hüccet-i İmâniye İsm-i Âzamın altı nurundan üçüncü nuruna işaret eden Üçüncü Nükte اُدْعُ اِلٰى سَبِيل&#
    İkinci Kısım - Hüccetullahi’l-Bâliğa Risalesi - Birinci Hüccet-i İmâniye
    İkinci Kısım - Hüccetullahi’l-Bâliğa Risalesi - Birinci Hüccet-i İmâniye Birinci Hüccet-i İmâniye Âyetü’l-Kübrâ Kâinattan Hâlıkını soran bir seyyahın müşahedatıdır. تُسَبِّحُ ل
    Yazar : Risale Forum

  2. #2
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.223
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61880


    İkinci Kısım - Sayfa 245

    ve tefrik içinde görünüyor. İşte, bütün yeraltına karışık atılan ve madde itibarıyla birbirine benzeyen tohumların, sünbül vaktinde kemâl-i imtiyazları ve ağaçlara giren muhtelif maddelerin yaprak, çiçek ve meyvelere kemâl-i imtiyazla tefrikleri ve mideye giren karışık gıdaların muhtelif âzâ ve hüceyrâta göre kemâl-i imtiyazla ayrılmalarına bak, kemâl-i hikmet içinde kemâl-i kudreti gör.

    Hem ehemmiyetsizliği, kıymetsizliği iktiza eden gayet derecede mebzuliyet ve nihayet derecede ucuzluk dahi, yeryüzünde masnuatça, san’atça, nihayet derecede kıymettar ve pahalı bir keyfiyette görünüyor. İşte, o hadsiz acaib-i san’at içinde, yeryüzünün Rahmânî sofrasında, yalnız, kudretin şekerlemeleri olan dutların nevilerine bak, kemâl-i rahmeti kemâl-i san’at içinde gör.

    İşte, bütün rû-yi zeminde, gayet kıymettarlıkla beraber hadsiz ucuzluk; ve hadsiz ucuzluk içinde, hadsiz ihtilât ve karışıklıkla beraber hadsiz imtiyaz ve tefrik; ve hadsiz imtiyaz ve tefrik içinde, gayet uzaklıkla beraber son derecede muvafakat ve benzeyiş; ve son derece benzemek içinde, gayet derecede suhulet ve kolaylıkla beraber gayet derecede ihtimamkârâne yapılış; ve gayet derecede güzel yapılış içerisinde, sür’at-i mutlaka ve çabuklukla beraber gayet derecede mevzun ve mizanlı ve israfsızlık; vegayet derecede israfsızlık içinde, son derece çokluk ve kesretle beraber son derecedehüsn-ü san’at; ve son derece hüsn-ü san’at içinde, nihayet derecede sehâvetle beraber intizam-ı mutlak, elbette gündüz ışığı, ışık güneşi gösterdiği gibi, bir Kadîr-i Zülcelâlin, bir Hakîm-i Zülkemâlin, bir Rahîm-i Zülcemâlin vücub-u vücuduna vekemâl-i kudretine ve cemâl-i rububiyetine ve vâhidiyetine ve ehadiyetine şehadetederler,
    1
    لَهُ اْلاَسْمَاۤءُ الْحُسْنٰى sırrını gösterirler.

    Şimdi, ey biçare cahil, gafil, muannid, muattıl! Bu hakikat-i uzmâyı neyle tefsir


    Not
    Dipnot-1 “En güzel isimler sırf Ona mahsustur.” Tâhâ Sûresi, 20:8.



    Hakîm-i Zülkemâl: sonsuz mükemmellik sahibi, herşeyi hikmetle yapan Allah Kadîr-i Zülcelâl: kudreti herşeyi kuşatan ve sonsuz haşmet ve yücelik sahibi olan Allah
    Rahmânî: rahmet ve merhameti sonsuz olan Allah tarafından gönderilen Rahîm-i Zülcemâl: sonsuz güzellik ve merhamet sahibi olan Allah
    acaib-i san’at: san’at harikaları biçare: çaresiz
    cemâl-i rububiyet: Rablığın güzelliği; Allah’ın herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri vermesi, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulundurmasının güzelliği ehadiyet: Allah’ın birliğinin herbir varlıkta ayrı ayrı tecellî etmesi
    gafil: duyarsız, sorumsuz, âhiretten ve Allah’ın emir ve yasaklarından habersiz davranan gayet: son derece
    hadsiz: sayısız hakikat-i uzmâ: en büyük hakikat
    hüceyrât: hücreler hüsn-ü san’at: güzel san’at
    ihtilât: karışıklık ihtimamkârâne: dikkatlice ve özenle çalışarak
    iktiza: gerektirme imtiyaz: farklılık, diğerlerinden ayrı olma
    intizam-ı mutlak: tam ve mükemmel düzen itibarıyla: özelliğiyle
    kemâl-i hikmet: hikmetin mükemmelliği kemâl-i imtiyaz: tam bir farklılık, diğerlerinden ayrılma
    kemâl-i kudret: kudretin mükemmelliği kemâl-i rahmet: rahmetin mükemmelliği
    kemâl-i san’at: san’atın mükemmelliği kesret: çokluk
    keyfiyet: nitelik, özellik kudret: güç, iktidar
    kıymettar: kıymetli kıymettarlık: kıymetlilik
    masnuatça: san’at eseri varlıklar bakımından mebzuliyet: bolluk, çokluk
    mevzun: ölçülü mizanlı: ölçülü, dengeli
    muannid: inatçı muattıl: Allah’ı inkâr eden
    muvafakat: uygunluk nihayet: son
    rû-yi zemin: yeryüzü sehâvet: cömertlik
    suhulet: kolaylık sür’at-i mutlaka: son derece hız
    tefrik: birbirinden ayırma tefsir: açıklama, yorum
    vâhidiyet: Allah’ın bütün varlıkları kaplayan birlik tecellisi vücub-u vücud: varlığının zorunlu oluşu
    âzâ: âzalar, organlar şehadet: şahitlik, tanıklık

    Yazar : Risale Forum

  3. #3
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.223
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61880


    İkinci Kısım - Sayfa 246

    edebilirsin? Bu nihayet derecede mu’cize ve harika keyfiyeti neyle izah edebilirsin? Bu hadsiz derecede acip şu san’atları neye isnad edebilirsin? Bu yeryüzü derecesinde geniş bu pencereye hangi perde-i gafleti atıp kapatabilirsin? Senin tesadüfün nerede, tabiat dediğin ve güvendiğin şuursuz yoldaşın ve dalâlette istinadgâhın ve arkadaşın nerede? Bu işlere tesadüfün karışması yüz derece muhal değil mi? Ve şu harika işlerin binden birinin tabiata havalesi bin derece muhal olmuyor mu? Yoksa câmid, âciz tabiatın, herbir şeyin içinde o şeyden yapılan eşya adedince mânevî makine ve matbaaları mı var?






    acip: şaşırtıcı, hayret verici câmid: cansız
    dalâlet: hak yoldan sapkınlık, inançsızlık isnad: dayandırma
    istinadgâh: dayanak, sığınak izah: açıklama
    keyfiyet: durum, özellik muhal: imkansız
    mu’cize: bir benzerini yapma konusunda başkalarını âciz bırakan olağanüstü şey perde-i gaflet: gaflet, umursamazlık ve duyarsızlık perdesi
    tabiat: doğa, canlı cansız bütün varlıklar, maddî âlem âciz: güçsüz

    Yazar : Risale Forum

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222