Sayfa 6/6 İlkİlk ... 23456
56 sonuçtan 51 ile 56 arası

  1. #51
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.223
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61880


    İkinci Kısım - Sayfa 175

    “Fâtiha-i şerifede, başından tâ اِيَّاكَ 1 kelimesine kadar gâibane medh ü senâ ile bir huzur gelip اِيَّاكَ hitabına çıkılması gibi, biz dahi doğrudan doğruya gaibane aramayı bırakıp, aradığımızı aradığımızdan sormalıyız. Herşeyi gösteren güneşi, güneşten sormak gerektir. Evet, herşeyi gösteren, kendini herşeyden ziyade gösterir. Öyle ise, şemsin şuââtı ile onu görmek ve tanımak gibi, Hâlıkımızın Esmâ‑i Hüsnâsıyla ve sıfât-ı kudsiyesiyle, Onu kàbiliyetimizin nisbetinde tanımaya çalışabiliriz.

    Bu maksadın hadsiz yollarından iki yolu ve o iki yolun hadsiz mertebelerinden iki mertebeyi ve o iki mertebenin pek çok hakikatlerinden ve pek çok uzun tafsilâtından yalnız iki hakikati icmal ve ihtisar ile bu risalede beyan edeceğiz.

    Birinci Hakikat: Bilmüşahede gözümüzle görünen ve muhit ve daimî ve muntazamve dehşetli ve semâvî ve arzî olan bütün mevcudatı çeviren ve tebdil ve tecdit eden ve kâinatı kaplayan faaliyet-i müstevliye hakikati görünmesi; ve o her cihetle hikmet-medar faaliyet hakikatının içinde tezahür-ü rubûbiyet hakikatinin bilbedahehissedilmesi; ve o her cihetle rahmetfeşan tezahür-ü rububiyet hakikatının içinde,tebarüz-ü ulûhiyet hakikatı bizzarure bilinmiş olmasıdır.

    İşte bu hâkimâne ve hakîmâne faaliyet-i daimeden ve perdesinin arkasında bir Fâil-i Kadîr ve Alîmin ef’âli, görünür gibi hissedilir.

    Ve bu mürebbiyâne ve müdebbirâne ef’âl-i Rabbâniyeden ve perdesinin arkasından, herşeyde cilveleri bulunan esmâ-i İlâhiye, hissedilir derecesindebedahetle bilinir.


    Not
    Dipnot-1 “Yalnız Sana.” Fâtiha Sûresi, 1:5.



    Alîm: her şeyi hakkıyla bilen, sonsuz ilim sahibi Allah Esmâ-i Hüsnâ: Allah’ın en güzel isimleri
    Fatiha-i şerife: Fatiha Sûresi Fâil-i Kadîr: her şeye gücü yeten, kudret sahibi olan fâil, Allah
    Hâlık: yaratıcı, herşeyi yaratan Allah arzî: dünyaya âit
    bedahet: apaçıklık beyan etmek: açıklamak
    bilbedahe: açıkça bilmüşahede: gözle görüldüğü gibi
    bizzarure: ister istemez, zorunlu olarak cihet: şekil, yön
    cilve: görüntü, yansıma ef’âl: fiiller, işler
    ef’âl-i Rabbâniye: Allah’ın kendi zâtına mahsus ve Rab isminin tecellisi olan fiilleri esmâ-i İlâhiye: Allah’ın isimleri
    faaliyet-i daime: sürekli, devamlı olan faaliyet faaliyet-i müstevliye: her tarafı istila eden, kaplayan faaliyet
    gaibâne: görmeyerek, gaybî olarak hadsiz: sınırsız
    hakikat: gerçek hakîmâne: hikmetli bir şekilde, herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde olmasıyla
    hikmet-medar: hikmetli, hikmet dolu hitab: konuşma
    hâkîmâne: herşeyi hükmü altında tutan, herşeye galip olan Allah’ın herşeye hükmetmesiyle icmal: kısaca, özet olarak
    ihtisar: kısaltma, özetleme kâinat: evren, bütün yaratılmışlar
    medh ü senâ: övme ve yüceltme mevcudat: varlıklar
    muhit: herşeyi kuşatan, kapsayıcı muntazam: düzenli, intizamlı
    müdebbirâne: tedbirli bir şekilde, herşeyi önceden düşünerek mürebbiyâne: terbiye ederek ve yetiştirerek
    nisbetinde: ölçüsünde rahmetfeşan: rahmet saçan
    risale: mektup, Risale-i Nur Külliyatından her bir bölüm semâvî: gökten gelen
    sıfât-ı kudsiye: Allah’ın kutsal sıfatları ve vasıfları tafsilât: ayrıntılar
    tebdil: değiştirme tebârüz-ü ulûhiyet: Allah’ın mabud ve herşeye hâkim oluşunun kendisini göstermesi
    tecdit: yenileme tezahür-ü rububiyet: Allah’ın bütün varlık âlemini kuşatan egemenliğinin, idare ve terbiyesinin görünmesi
    ziyade: çok şems: güneş
    şuâât: ışık kaynağından çıkan ışık telleri; ışınlar
    Yazar : Risale Forum

  2. #52
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.223
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61880


    İkinci Kısım - Sayfa 176

    Ve bu celâldarâne ve cemâlperverâne cilvelenen Esmâ-i Hüsnâdan ve perdesinin arkasında, sıfât-ı seb’a-i kudsiyenin ilmelyakîn, belki aynelyakîn, belki hakkalyakîn derecesinde vücutları ve tahakkukları anlaşılır.

    Ve bu yedi kudsî sıfatın dahi, bütün masnuatın şehadetiyle, hem hayattarâne, hem kadîrâne, hem alîmâne, hem semîâne, hem basîrâne, hem müridâne, hem mütekellimâne nihayetsiz bir surette tecellileriyle bilbedahe ve bizzarure ve biilmelyakîn bir mevsuf-u Vâcibü’l-Vücudun ve bir müsemmâ-i Vâhid-i Ehadin ve birfâil-i Ferd-i Samedin mevcudiyeti, güneşten daha zâhir, daha parlak bir tarzda, kalbdeki iman gözüne görünür gibi kat’î bilinir. Çünkü, güzel ve mânidar bir kitap ve muntazam bir hane, bedahetle, yazmak ve yapmak fiillerini; ve güzel yazmak veintizamlı yapmak fiilleri dahi, bedahetle, yazıcı ve dülger namlarını; yazıcı ve dülger ünvanları ise, bedahetle, kitabet ve dülgerlik san’atlarını ve sıfatlarını; ve bu san’at ve sıfatlar, bedahetle, herhalde bir zâtı istilzam eder ki, mevsuf ve sâni ve müsemmâve fâil olsun. Fâilsiz bir fiil ve müsemmâsız bir isim mümkün olmadığı gibi, mevsufsuz bir sıfat, san’atkârsız bir san’at dahi mümkün değildir.

    İşte bu hakikat ve kaideye binaen, bu kâinat, bütün mevcudâtıyla beraber, kaderin kalemiyle yazılmış, kudretin çekiciyle yapılmış mânidar hadsiz kitaplar, mektuplar,nihayetsiz binalar ve saraylar hükmünde, herbiri binler vech ile ve beraber hadsizvücûh ile Rabbânî ve Rahmânî nihayetsiz fiilleri ve o fiillerin


    Esmâ-i Hüsnâ: Allah’ın en güzel isimleri Rabbânî: Rab olan Allah’a ait
    Rahmânî: rahmeti sonsuz olan Allah’a ait alîmâne: herşeyi çok iyi bilerek
    aynelyakîn: gözlem ve müşahedeye dayanarak, şüpheye yer bırakmayacak şekilde kesin bilme basîrâne: görerek, bilerek
    bedahet: apaçıklık biilmelyakîn: ilmî delillerle elde edilen kesinlikle
    bilbedahe: açıkça binaen: -dayanarak
    bizzarure: ister istemez, zorunlu olarak celâldarâne: haşmetlice, büyüklük gösterircesine
    cemâlperverâne: güzelliğe sahip olarak cilvelenmek: yansımak, görünmek
    dülger: yapı ustası dülgerlik: yapı ustalığı
    fail: işi yapan, özne fâil-i Ferd-i Samed: Kendisinin hiçbir şeye muhtaç olmadığı fakat her şeyin Kendisine muhtaç olduğu ve her şeyi tek başına yapan Allah
    hadsiz: sayısız, sınırsız hakikat: doğru, gerçek
    hakkalyakîn: bizzat yaşanarak elde edilen kesinlik hayattarâne: canlı bir şekilde
    ilmelyakîn: ilmî ve sağlam delillere dayanarak, kuşkuya yer bırakmayacak derecede kesin bilme intizamlı: düzenli, tertipli
    istilzam: gerektirme kader: Allah’ın meydana gelecek hâdiseleri olmadan önce bilmesi, takdir etmesi, plânlaması
    kadîrâne: güç ve iktidar sahibi olarak kaide: düstur, prensip, kural
    kat’î: kesin bir şekilde kitabet: yazım
    kudret: Allah’ın bütün varlığı kuşatan güç ve iktidarı kudsî: her türlü kusur ve noksandan uzak, kutsal
    kâinat: evren, bütün yaratılmışlar masnuat: san’at eseri varlıklar
    mevcudat: varlıklar mevcudiyet: var olma hali
    mevsuf: sıfat sahibi, sıfatlanan mevsuf-u Vâcibü’l-Vücud: varlığı zorunlu olan ve var olmak için hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, sıfatlar sahibi Allah
    muntazam: düzenli, intizamlı mânidar: mânâlı, anlamlı
    mürşidâne: hak ve doğru yolu göstererek, irşad edici müsemmâ: isim sahibi, isimlendirilen
    müsemmâ-i Vâhid-i Ehad: Zât ve sıfatlarıyla bir olan ve birliği her bir şeyde tecelli eden ve isimler sahibi Cenâb-ı Hak mütekellimâne: konuşarak
    nam: ad nihayetsiz: sonsuz
    semîâne: işiterek suret: biçim, şekil
    sâni: san’atkâr, her işini san’atla yapan sıfât-ı seb’a-i kudsiye: kutsal yedi sıfat
    tahakkuk: gerçekleşme tecelli: görünme, yansıma
    vecih: şekil, yön vücuh: taraflar, yönler
    zâhir: açık, âşikar ünvan: isim, nam
    şehadet: şahitlik, tanıklık
    Yazar : Risale Forum

  3. #53
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.223
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61880


    İkinci Kısım - Sayfa 177

    menşeleri olan bin bir esmâ-i İlâhiyenin hadsiz cilveleriyle ve o güzel isimlerin menbaı olan yedi sıfât-ı Sübhâniyenin nihayetsiz tecellîleriyle, o yedi muhit ve kudsî sıfatların madeni ve mevsufu olan ezelî ve ebedî bir Zât-ı Zülcelâlin vücub-u vücuduna ve vahdetine hadsiz işaretler ve nihayetsiz şehadetler ettikleri gibi; bütün o mevcudatta bulunan bütün hüsünler, cemâller, kıymetler, kemâller dahi, ef’âl-i Rabbâniyenin ve esmâ-i İlâhiyenin ve sıfât-ı Samedâniyenin ve şuûnât-ı Sübhâniyenin, kendilerine lâyık ve muvafık kudsî cemâllerine ve kemâllerine ve hepsi birden Zât-ı Akdesin kudsî cemâline ve kemâline bedahetle şehadet ederler.

    İşte, faaliyet hakikati içinde tezahür eden rububiyet hakikati, ilim ve hikmetle halkve icad ve sun’ ve ibdâ, nizam ve mizan ile takdir ve tasvir ve tedbir ve tedvir, kast veirade ile tahvil ve tebdil ve tenzil ve tekmil, şefkat ve rahmetle it’âm ve in’âm ve ikram ve ihsan gibi şuûnâtıyla ve tasarrufatıyla kendini gösterir ve tanıttırır. Vetezahür-ü rububiyet hakikatı içinde bedahetle hissedilen ve bulunan ulûhiyetin tebarüz hakikatı dahi, Esmâ-i Hüsnânın rahîmâne ve kerîmâne cilveleriyle ve yedi sıfât-ı sübûtiye olan “hayat, ilim, kudret, irade, sem’, basar ve kelâm” sıfatlarının celâlli ve cemâlli tecellileriyle kendini tanıttırır, bildirir.


    Esmâ-i Hüsnâ: Allah’ın en güzel isimleri Zât-ı Akdes: her türlü kusur ve eksiklikten uzak olan Zât, Allah
    Zât-ı Zülcelâl: sonsuz haşmet sahibi olan Zât, Allah basar: görme
    bedahet: apaçıklık celâl: büyüklük, heybet, haşmet
    cemâl: güzellik cilve: görüntü, yansıma
    ebedî: sonu olmayan, sonsuz ef’âl-i Rabbâniye: terbiye edici olan Allah’a ait fiiller, işler
    esmâ-i İlâhiye: Allah’ın isimleri ezelî: başlangıcı olmayan, sonsuz
    hadsiz: sayısız, sınırsız halk etmek: yaratmak
    hikmet: fayda, gaye; herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde yaratılması hüsün: güzellik
    ibdâ: benzersiz güzellikte yaratma icad: var etme, yaratma
    ihsan: lütuf, bağış, ikram in’am: nimetlendirme
    irade: dileme, tercih it’am: yedirme, doyurma
    kast: isteyerek, belli bir amacı kastederek kelâm: konuşma
    kemâl: kusursuzluk, mükemmellik kerîmâne: lütufkâr ve cömert bir şekilde
    kudret: güç ve iktidar kudsî: her türlü kusur ve noksandan uzak, kutsal
    menba: kaynak menşe: kaynak, asıl, kök
    mevcudat: varlıklar mevsuf: sıfat sahibi, sıfatlandırılan
    mizan: ölçü, denge muhit: kuşatıcı, kapsayıcı
    muvafık: lâyık, uygun nihayetsiz: sonsuz
    nizam: düzen rahmet: İlâhî şefkat, merhamet
    rahîmâne: merhametli bir şekilde rububiyet: Rablık; herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri vermesi, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulundurması
    sem’: işitme sun’: san’at
    sıfât-ı Samedâniye: her şey Kendisine muhtaç iken Kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayan Allah’ın sıfatları sıfât-ı Sübhâniye: her türlü kusur ve noksandan uzak olan Allah’ın sıfatları
    tahvil: dönüştürme takdir: Allah’ın ezelî ilmiyle belirlemesi
    tasarrufat: dilediği gibi kullanma ve idare etmeler tasvir: suret ve şekil verme
    tebarüz: açıkça ortaya çıkma, görünme tebdil: değiştirme
    tecellî: belirme, görünme tedbir: ihtiyacını karşılama
    tedvir: çekip çevirme, idare etme tekmil: mükemmelleştirme, tamamlama
    tenzil: indirme tezahür etmek: ortaya çıkmak, görünmek
    tezahür-ü Rububiyet: Allah’ın bütün varlık âlemini kuşatan egemenliği, idare ve terbiyesinin görünmesi ulûhiyet: Cenâb-ı Allah’ın ilâhlığı
    vahdet: birlik vücub-u vücud: Allah’ın varlığının zorunlu oluşu, var olmak için bir sebebe muhtaç olmaması
    şefkat: acıma, merhamet şehadet etmek: şahitlik, tanıklık etmek
    şuûnât: haller, işler, faaliyetler şuûnât-ı Sübhâniye: her türlü kusur ve noksandan uzak olan Allah’ın yüce sıfatlarının mahiyetlerinde bulunan ve onları tecelliye sevkeden Zâtına ait kutsal özellikler
    Yazar : Risale Forum

  4. #54
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.223
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61880


    İkinci Kısım - Sayfa 178

    Evet, nasıl ki kelâm sıfatı, vahiyler ve ilhamlarla Zât-ı Akdesi tanıttırır. Öyle de,kudret sıfatı dahi, mücessem kelimeleri hükmünde olan san’atlı eserleriyle o Zât-ı Akdesi bildirir ve kâinatı baştan başa bir furkan-ı cismânî mahiyetinde gösterip birKadîr-i Zülcelâli tavsif ve tarif eder.

    Ve ilim sıfatı dahi hikmetli, intizamlı, mizanlı olan bütün masnuat miktarınca ve ilimle idare ve tedbir ve tezyin ve temyiz edilen bütün mahlûkat adedince, mevsufları olan birtek Zât-ı Akdesi bildirir.

    Ve hayat sıfatı ise, kudreti bildiren bütün eserler ve ilmin vücudunu bildiren bütünintizamlı ve hikmetli ve mizanlı ve ziynetli suretler, haller ve sair sıfatları bildiren bütün deliller, sıfat-ı hayatın delilleriyle beraber, hayat sıfatının tahakkukuna delâletettikleri gibi; hayat dahi, bütün o delilleriyle, âyineleri olan bütün zîhayatları şahit göstererek Zât-ı Hayy-ı Kayyûmu bildirir. Ve kâinatı, serbeser her vakit taze taze ve ayrı ayrı cilveleri ve nakışları göstermek için, daima değişen ve tazelenen ve hadsizâyinelerden terekküp eden bir âyine-i ekber suretine çevirir. Ve bu kıyasla, görmek ve işitmek, ihtiyar etmek ve konuşmak sıfatları dahi, herbiri birer kâinat kadar, Zât-ı Akdesi bildirir, tanıttırır.

    Hem o sıfatlar Zât-ı Zülcelâlin vücuduna delâlet ettikleri gibi, hayatın vücuduna vetahakkukuna ve o Zâtın hayattar ve diri olduğuna dahi bedahetle delâlet ederler. Çünkü, bilmek, hayatın alâmeti; işitmek, dirilik emâresi; görmek, dirilere mahsus; irade, hayat ile olabilir; ihtiyarî iktidar, zîhayatlarda bulunur; tekellüm ise, bilen dirilerin işidir.

    İşte, bu noktalardan anlaşılır ki, hayat sıfatının yedi defa kâinat kadar delilleri ve kendi vücudunu ve mevsufun vücudunu bildiren burhanları vardır ki, bütün sıfatların esası ve menbaı ve İsm-i Âzamın masdarı ve medarı olmuştur. Risale-i


    Kadîr-i Zülcelâl: kudreti herşeyi kuşatan ve sonsuz haşmet ve yücelik sahibi olan Allah Zât-ı Akdes: her türlü kusur ve eksiklikten uzak olan Zât, Allah
    Zât-ı Hayy-ı Kayyûm: hayatı ezelî ve ebedî olup her canlıya hayat veren ve Kendi varlığı için hiçbir sebebe bağlı olmayıp her şeyi ayakta tutan Zât, Allah Zât-ı Zülcelâl: sonsuz büyüklük ve haşmet sahibi olan Zât, Allah
    bedahet: apaçıklık burhan: mantıkî delil, kanıt
    cilve: görüntü, yansıma delâlet etmek: delil olmak, işaret etmek
    emare: belirti furkan-ı cismânî: cisim haline gelmiş, hakkı batıldan ayıran Kur’ân gibi Allah’ı tanıttıran kâinat kitabı
    hadsiz: sınırsız hayattar: canlı
    hikmet: fayda, gaye; herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde yaratılması ihtiyar etmek: seçmek, tercih etmek
    ihtiyarî: tercihe bağlı, iradeyle yapılan iktidar: güç, iktidar
    ilham: Allah tarafından insanın kalbine indirilen mânâ intizamlı: düzenli, tertipli
    kelâm: konuşma kudret: güç ve iktidar
    kâinat: evren, bütün yaratılmışlar mahiyet: esas nitelik, özellik
    mahlûkat: yaratılmışlar masdar: kaynak
    masnuat: san’at eseri varlıklar medar: dayanak noktası, kaynak, sebep
    menba: kaynak mevsuf: sıfat sahibi, vasıflandırılan
    mizanlı: ölçülü, dengeli mücessem: cisimleşmiş, maddi yapısı olan
    sair: diğer, başka serbeser: baştan başa
    suret: biçim, şekil sıfat-ı hayat: hayat sıfatı
    tahakkuk: gerçekleşme tavsif: vasıflandırma, niteliklerini bildirme
    tedbir: çekip çevirme, ihtiyacını karşılama tekellüm: konuşma
    temyiz etmek: ayırt etmek terekküp: meydana gelme, oluşma
    tezyin: süsleme vahiy: Cenâb-ı Hak tarafından Cebrâil vasıtasıyla peygamberlere göndermiş olduğu bilgiler, emir ve yasaklar
    vücub-u vücud: Allah’ın varlığının zorunlu oluşu, var olmak için hiçbir şeye muhtaç olmaması vücud: varlık, var oluş
    ziynetli: süslü zîhayat: canlı, hayat sahibi
    âyine-i ekber: en büyük ayna İsm-i Âzam: Allah’ın binbir isminden en büyük ve
    Yazar : Risale Forum

  5. #55
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.223
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61880


    İkinci Kısım - Sayfa 179

    Nur bu birinci hakikatı kuvvetli burhanlarla ispat ve bir derece izah ettiğinden, bu denizden, bu mezkûr katre ile şimdilik iktifa ediyoruz.

    İkinci Hakikat: Sıfat-ı kelâmdan gelen tekellüm-ü İlâhîdir.

    1
    لَوْ كَانَ الْبَحْرُ مِدَادًا لِكَلِمَاتِ رَبِّى âyetinin sırrıyla, kelâm-ı İlâhî nihayetsizdir. Bir zâtın vücudunu bildiren en zâhir alâmet, konuşmasıdır. Demek bu hakikat,nihayetsiz bir surette Mütekellim-i Ezelînin mevcudiyetine ve vahdetine şehadet eder.

    Bu hakikatın iki kuvvetli şehadeti, bu risalenin On Dördüncü ve On BeşinciMertebelerinde beyan edilen vahiyler ve ilhamlar cihetiyle; ve geniş bir şehadeti dahi, Onuncu Mertebesinde işaret edilen kütüb-ü mukaddese-i semâviye cihetiyle, ve çok parlak ve câmi’ bir diğer şehadeti dahi On Yedinci Mertebesinde Kur’ân-ı Mucizü’l-Beyan cihetiyle geldiğinden, bu hakikatın beyan ve şehadetini omertebelere havale edip, o hakikati mu’cizâne ilân eden ve şehadetini sairhakikatlerin şehadetleriyle beraber ifade eden

    شَهِدَ اللهُ أَنَّهُ لاَۤ إِلٰهَ إِلاَّ هُوَ وَالْمَلٰئِكَةُ وَ أُولُوا الْعِلْمِ قَاۤئِمًا بِالْقِسْطِ لاَۤ إِلٰهَ إِلاَّ هُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ 2

    âyet-i muazzamanın envârı ve esrarı bizim bu yolcuya kâfi ve vâfi gelmiş ki, daha ileri gidememiş.

    İşte, bu yolcunun bu makam-ı kudsîden aldığı dersin kısa bir meâline bir işaret olarak, Birinci Makamın On Dokuzuncu Mertebesinde,

    لاَۤ إِلٰهَ إِلاَّ اللهُ الْوَاجِبُ الْوُجُودِ الْوَاحِدُ اْلاَحَدُ، لَهُ اْلاَسْمَاءُ الْحُسْنٰى، وَلَهُ


    Not
    Dipnot-1 “Rabbimin sözlerini yazmak için bütün denizler mürekkep olsa, Rabbimin sözleri tükenmeden o denizler tükenirdi.” Kehf Sûresi, 18:109.



    Dipnot-2 “Bütün kâinatı adâletle tedbir ve idare etmekte olan Allah, Ondan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh bulunmadığını ap açık delillerle bildirdi. Buna melekler ve ilim sahipleri de şâhitlik ettiler. Ondan başka ilâh yoktur; Onun kudreti herşeye galiptir ve Onun her işi hikmet iledir.” Âl-i İmrân Sûresi, 3:18.





    Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan: açıklamalarıyla ve anlatımıyla benzerini yapmakta akılları âciz bırakan Kur’ân Mütekellim-i Ezelî: ezelî kelâm sıfatına sahip olan ve konuşması, hiçbir varlığın konuşmasına benzemeyen Allah
    alâmet: işaret beyan: açıklama, anlatım
    burhan: mantıkî delil, kanıt cihet: şekil, yön
    câmi’: kapsamlı, içine alan envâr: nurlar, ışıklar
    esrar: sırlar, gizemler hakikat: asıl, esas, gerçek
    iktifa etmek: yetinmek ilham: Allah tarafından insanın kalbine indirilen mânâ
    izah etmek: açıklamak katre: damla
    kelâm-ı İlâhî: Allah kelâmı, sözü kâfi: yeterli
    kütüb-ü mukaddese-i semâviye: vahye dayanan kutsal kitaplar—Tevrat, Zebur, İncil ve Kur’ân-ı Kerîm makam-ı kudsî: kutsal makam, derece
    mertebe: derece, makam mevcudiyet: var olma hali
    mezkûr: adı geçen mu’cizâne: mu’cizeli bir şekilde
    nihayetsiz: sonsuz sair: diğer, başka
    suret: biçim, şekil sıfat-ı kelâm: konuşma sıfatı
    tekellüm-ü İlâhî: Allah’ın konuşması vahdet: birlik
    vâfi: yeterli, yerine getiren vücud: varlık, var oluş
    zâhir: açık, âşikar âyet-i muazzama: (mânâca) büyük âyet
    şehadet: şahitlik, tanıklık
    Yazar : Risale Forum

  6. #56
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.223
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61880


    İkinci Kısım - Sayfa 180

    الصِّفَاتُ الْعُلْيَا، وَلَهُ الْمَثَلُ اْلاَعْلٰى، اَلَّذِى دَلَّ عَلٰى وُجُوبِ وُجُودِهِ فِى وَحْدَتِهِ: اَلذَّاتُ الْوَاجِبُ الْوُجُودِ، بِاِجْمَاعِ جَمِيعِ صِفَاتِهِ الْقُدْسِيَّةِ الْمُحِيطَةِ، وَجَمِيعِ اَسْمَاۤئِهِ الْحُسْنٰى اَلْمُتَجَلِّيَةِ، وَبِاِتِّفَاقِ جَمِيعِ شُؤُونَاتِهِ وَاَفْعَالِهِ الْمُتَصَرِّفَةِ، بِشَهَادَةِ عَظَمَةِ حَقِيقَةِ تَبَارُزِ اْلاُلُوهِيَّةِ فِى تَظَاهُرِ الرُّبُوبِيَّةِ، فِى دَوَامِ الْفَعَّالِيَّةِ الْمُسْتَوْلِيَةِ، بِفِعْلِ اْلاِيجَادِ وَالْخَلْقِ وَالصُّنْعِ وَاْلاِبْدَاعِ بِاِرَادَةٍ وَقُدْرَةٍ، وَبِفِعْلِ التَّقْدِيرِ وَالتَّصْوِيرِ وَالتَّدْبِيرِ وَالتَّدْوِيرِ بِاِخْتِيَارٍ وَحِكْمَةٍ، وَبِفِعْلِ التَّصْرِيفِ وَالتَّنْظِيمِ وَالْمُحَافَظَةِ وَاْلاِدَارَةِ وَاْلاِعَاشَةِ بِقَصْدٍ وَرَحْمَةٍ، وَبِكَمَالِ اْلاِنْتِظَامِ وَالْمُوَازَنَةِ. وَبِشَهَادَةِ عَظَمَةِ إِحَاطَةِ حَقِيقَةِ اَسْرَارِ: شَهِدَ اللهُ اَنَّهُ لاَۤ إِلٰهَ اِلاَّ هُوَ وَالْمَلٰۤئِكَةُ وَ اُولُوا الْعِلْمِ قَاۤئِمًا بِالْقِسْطِ لاَۤ إِلٰهَ اِلاَّ هُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ 1

    denilmiştir.





    Not
    Dipnot-1 Allah’tan başka ilâh yoktur. O öyle bir Vâcibü’l-Vücud ve Vâhid-i Ehaddir ki, bütün güzel isimler, bütün yüce sıfatlar ve en yüce vasıflar Ona aittir. İrade ve kudretle icad ve halk ve sun’ ve ibd⒠fiillerini, ihtiyar ve hikmetle takdir ve tasvir ve tedbir ve tedvir fiillerini, kasd ve rahmetle ve kemâl-i intizam ve muvazene ile tasrif ve tanzim ve muhafaza ve idare ve iaşe fiillerini tazammun eden faaliyet-i müstevliyenin devamı içinde görünen tezahür-ü rububiyet ve onun içinde görünen tebarüz-ü ulûhiyet hakikatinin azametinin şehadetiyle; ve “Bütün kâinatı adaletle tedbir ve idare etmekte olan Allah, Ondan başka ilâh bulunmadığını ap açık delillerle bildirdi. Buna melekler ve ilim sahipleri de şahitlik ettiler. Ondan başka ilâh yoktur; Onun kudreti herşeye galiptir ve hikmeti herşeyi kuşatır” (Âl-i İmrân Sûresi, 3:18.) meâlindeki âyet-i kerimenin hakikat-i esrarının azamet-i ihatasının şehadetiyle; bütün kudsî ve muhît sıfatlarının ve kâinatta tecellî eden bütün Esmâ-i Hüsnâsının icmâı ve kâinatta tasarruf eden bütün şuunat ve ef’âlinin ittifakı, Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder.
    Yazar : Risale Forum

Sayfa 6/6 İlkİlk ... 23456

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

126, 127, 128, 130, 131, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 151, 152, 153, 154, 155, 157, 159, 160, 161, 162, 163, 164, 165, 166, 167, 168, 169, 171, 172, 174, 176, 177, 180, 193, 592, 600, acip, adaletli, adedince, aklı, akıllara, aldatmaz, âlemleri, aleyhisselâ, allah, amellerin, araf, arz, asfiya, asra, atan, aya, âyine, azot, ağlayarak, basar, bağlantı, bağış, bağışlar, başıboş, berzahta, beşer, bildirir, bilinen, bilmeliyiz, bilmesi, bilmüşahede, binaen, bir adam, biri, birlik, bizimle, bizleri, budur, bütün, bırakmıyor, cihanı, cihazat, çok, cömertlik, dane, dağlar, dedikleri, dediler, delildir, demişler, derece, dersimizi, desteklemek, değiştirme, dikkatle, dile, dilemek, dininde, dirilere, diriltecek, diz, doğruları, dünyasına, düzenli, düğü, dışında, eceli, eder, edipler, ediyorlar, efes turları, ellerinde, emareleri, emrini, emsal, envârı, esrarlı, etmemesi, ettiren, ettirir, eşsiz, fazilet, ferâset, fikirleri, gazabı, gelmiş, gerçekleri, gerçeklik, gezi, gitmiş, giydirmek, gökte, göndermiş, görmeye, görünmek, görüyorum, gösterme, gözümüzle, güldeste, güvenme, güzelliği, hakikatten, hakkaniyeti, halka, hallere, hallerini, hâlıkını, harflerinin, hasletlerin, havuz, hayrette, herbir, herşeye, herşeyin, hicr, hilkat, hücum, huyları, içindekiler, ihanet, ihata, ilerleme, ilham, ilhamlar, ilimle, imaniyeyi, imdat, indirdi, iniyor, insanlığı, isbat, izale, işaret, işgal, iştiyak, kamer, kanunları, karanlıklarında, katılma, kemik, kesretli, kitabını, konuşmak, kudretine, kullar, külliye, kutbun, kuvvetle, kuvvettir, kısa, kısmı, kısımdan, kıymetini, kıymetler, lâyık, lisanı, lütuf, lüzumu, maddeten, masnuatı, mecbur, mecmuası, medarı, medrese, menbaı, mesel, meselâ, mevcudat, mevsimlerin, meydanı, misafirhanesi, misli, muazzam, muhakkak, muhtacı, muhterem, mümkü, mürşidi, müstehak, mütehayyir, müş, nail, nağmesi, nefer, neşretmek, nihayet, nurlandıran, olduğuna, olduğundan, olmazlar, onlardan, orga, özellikle, parçalar, peygamberlere, peygambersiz, risaleti, rububiyeti, sahibi, sahibini, sana, sayılan, sekiz, semaniye, senâ, sergilemek, sermaye, seviyesi, sohbete, somut, son, sözlerinin, sûresi, suretle, surlar, susuz, sıraları, sızmak, sığı, tanıttırır, tasdike, tebdili, tecavüz, teli, temasları, terakki, tevhiddeki, teşhir, tokmak, toplansa, tükenmez, ülkesinin, umum, üstü, vahy, varlığının, vazifeler, vazifeli, verdiği, verilmiş, vermişler, veyahut, yapması, yaratanı, yaratıcı, yardımı, yayı, yazılan, yetişilemez, yetişilmez, yok, yolcusu, yükseliş, yüzleri, ışık, ışıkları, zahmet, zelzele, zeminde, şahsî, şahsiyet, şartları, şehadetler, şekerli, şerifi, şeye, şöhret

Etiket Bulutu Ana Sayfası

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222