Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

Sayfa 1/7 12345 ... SonSon
61 sonuçtan 1 ile 10 arası

  1. #1
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.057
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    Her Gün Bir Risale

    Bir adam nasıl bin adam gibi günah işler?


    Bismillahirrahmanirrahim

    Birden ihtar edilen bir mesele:

    Âhirzamanda bir şahsın hatiât ve günahlarının gayet dehşetli bir yekûn teşkil ettiğine dair rivayetler vardır. Eskide, “Acaba âdi bir adam, binler adam kadar günah işleyebilir mi?

    Ve o âhirzamanda bildiğimiz günahlardan başka hangi günahlardır ki, kâinatın heyet-i mecmuasına dokunur, kıyametin kopmasına ve dünyaları başlarına harap olmasına sebebiyet verir?” diye düşünürdüm.

    Şimdi bu zamanda müteaddit esbabını gördük.

    Ezcümle: Müteaddit vücuhundan radyomla anlaşıldı ki, o birtek adam, birtek kelimeyle bir milyon kebairi birden işler. Ve milyonlarla insanı dinlettirmekle günahlara sokar.

    Evet, küre-i havanın yüz binler kelimeleri birden söyleyen ve bir dili olan radyo unsuru, nev-i beşere öyle bir nimet-i İlâhiyyedir ki, küre-i havayı bütün zerratıyla şükür ve hamd ü senâyla doldurmak lâzım gelirken, dalâletten tevellüd eden sefahet-i beşeriye o azîm nimeti şükrün aksine istimal ettiğinden, elbette tokat yiyecek.

    Nasıl ki havârık-ı medeniyet namı altındaki ihsanat-ı İlâhiyyeyi bu mimsiz, gaddar medeniyet hüsn-ü istimal ile şükrünü eda edemeyerek tahribata sarf edip küfran-ı nimet ettiği için öyle bir tokat yedi ki, bütün bütün saadet-i hayatiyeyi kaybettirdi.

    Ve en medenî tasavvur ettiği insanları, en bedevî ve vahşî derekesinden daha aşağıya indirdi. Cehenneme gitmeden evvel, Cehennem azabını tattırıyor.

    Evet, radyonun küllî nimetiyet ciheti küllî bir şükür iktiza eder; ve o küllî şükür de, Hâlık-ı Arz ve Semâvâtın kelâm-ı ezelîsinin şimdiki bütün muhataplarına birden yetiştirmek için, küllî yüz bin dilli semavî bir hâfız hükmünde, her vakit kâinatta Kur’ân’ı okumalıdır, tâ o nimetin küllî şükrünü edâ ve o nimeti idame etsin.

    (Kastamonu Lahikası - 42)


    Lügatler :

    Âmin : “Allah’ım Kabul Eyle”
    Aziz : Çok Değerli, İzzetli, Saygın
    Bâki : Devamlı, Kalıcı, Sonsuz
    Bârekâllah : Allah Hayırlı Ve Mübarek Kılsın Anlamında, Beğeniyi İfade Etmek İçin Kullanılan Bir Söz
    Bedevî : Çölde Yaşayan, Medenî Olmayan
    Bilhassa : Özellikle
    Cihet : Yön, Taraf
    Derece-İ Hizmet : Hizmet Derecesi
    Dereke : Aşağı Derece
    Ebedî : Sonsuz, Sonu Olmayan
    Edâ Etme : Yerine Getirme
    Evvel : Önce
    Fevkinde : Üstünde
    Hâfız : Kur’ân’ın Tamamını Ezberleyen Kişi
    Hâlık-I Arz Ve Semâvât : Gökleri Ve Yeri Yaratan Allah
    Havali : Civar, Bölge
    Hizmet-İ İmaniye Ve Kur’âniye : İman Ve Kur’ân Hizmeti
    İdame : Devam
    İktiza Etme : Gerekme
    İmdad : Yardım
    Kâinat : Evren
    Kâtip : Yazan, Yazıcı
    Kelâm-I Ezelî : Ezelî Söz; Allah’ın Kelâmı, Sözü; Kur’ân
    Keramet-İ Sadakat : Doğruluk Ve Bağlılığın Kerameti
    Kerametkârâne : Kerametli Bir Şekilde, Keramet Gösterircesine
    Küllî : Kapsamlı, Geniş; Bütün Fertleri İçine Alan
    Mesrur Eyleme : Sevindirme
    Muvaffak : Başarılı
    Mübarek : Hayırlı, Değerli
    Nimet : İyilik, Lütuf, İhsan
    Nimetiyet : Nimetlilik
    Semâvî : Allah Tarafından Olan, İlâhî
    Sıddık : Çok Doğru Ve Sadık
    Şakirt : Talebe, Öğrenci
    Şükür : Nimetlere Karşı Memnunluk Gösterme, Allah’a Teşekkür Etme
    Tasavvur Etme : Düşünme, Hayal Etme
    Ümmî : Tahsil Görmemiş, Okuma Yazma Bilmeyen
    Vahşî : Medenî Olmayan
    Vâkıa : Olay
    Zarfında : İçinde
    Ziyade : Çok

    Benzer Konular
    Risale-i Nurun Tahrifat İddialarına Bediüzzamanın Talebelerinden Cevap Risale-i Nur
    Risale-i Nurun Tahrifat İddialarına Bediüzzamanın Talebelerinden Cevap Risale-i Nur Risale-i Nurun Tahrifat İddialarına Bediüzzamanın Talebelerinden Cevap Risale-i Nur Aziz Sıddık Kardeşlerim, Mübarek Ramazan-ı Şerifinizi bütün ruh u canımızla tebrik ediyoruz. Cenab-ı Hak bu Ramazan-ı Şerifin Le
    "Risale-i Nur'dan meded istediler. Ben de Risale-i Nur'un şahs-ı mânevîsi namına
    "Risale-i Nur'dan meded istediler. Ben de Risale-i Nur'un şahs-ı mânevîsi namına Devami...
    Video - Risale-i Nurları Sadeleştirmek İsteyenlerin Dikkatine - Risale Forum
    Video - Risale-i Nurları Sadeleştirmek İsteyenlerin Dikkatine - Risale Forum Risale-i Nurları Sadeleştirmek İsteyenlerin Dikkatine - Risale Forum (izlemek ve yorum yazmak icin tiklayiniz) Risale-i Nurları Sadeleştirmek İsteyenlerin Dikka
    Risâle-i Nur’un Husûsiyetleri Risâle-i Nur îmânî meseleleri aklî ve ilmî delill
    Risâle-i Nur’un Husûsiyetleri Risâle-i Nur îmânî meseleleri aklî ve ilmî delill Risâle-i Nur’un Husûsiyetleri Risâle-i Nur îmânî meseleleri aklî ve ilmî delillerle de ispat eder Müceddid-i Elf-i Sânî İmâm-ı Rabbânî Ahmed-i Fârukî ders verirken diyordu: "Bütün tarîkarların en mühim ne
    Risale-i Nur ve bahtiyar Alman milleti 20 Ekim 2010 / 00:01 Günün Risale-i
    Risale-i Nur ve bahtiyar Alman milleti 20 Ekim 2010 / 00:01 Günün Risale-i Risale-i Nur ve bahtiyar Alman milleti 20 Ekim 2010 / 00:01 Günün Risale-i Nur dersi... Bismillahirrahmanirrahim Risâle-i Nur, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm Efendimizin nûrânî meşrebi
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  2. #2
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jan 2011
    Nereden Yer
    samsun
    Mesajlar Mesajlar
    1.358
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 174 + 8310


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Her Gün Bir Risale

    BEŞİNCİ NÜKTE

    Ramazan-ı Şerifin orucu, nefsin tehzib-i ahlâkına ve serkeşâne muamelelerinden vazgeçmesi cihetine baktığı noktasındaki çok hikmetlerinden birisi şudur ki:

    Nefs-i insaniye gafletle kendini unutuyor. Mahiyetindeki hadsiz aczi, nihayetsiz fakrı, gayet derecedeki kusurunu göremez ve görmek istemez. Hem ne kadar zayıf ve zevâle maruz ve musibetlere hedef bulunduğunu ve çabuk bozulur, dağılır et ve kemikten ibaret olduğunu düşünmez. Adeta polattan bir vücudu var gibi, lâyemûtâne, kendini ebedî tahayyül eder gibi dünyaya saldırır. Şedit bir hırs ve tamahla ve şiddetli alâka ve muhabbetle dünyaya atılır. Her lezzetli ve menfaatli şeylere bağlanır. Hem kendini kemâl-i şefkatle terbiye eden Hâlıkını unutur. Hem netice-i hayatını ve hayat-ı uhreviyesini düşünmez; ahlâk-ı seyyie içinde yuvarlanır.
    İşte, Ramazan-ı Şerifteki oruç, en gafillere ve mütemerridlere, zaafını ve aczini ve fakrını ihsas ediyor. Açlık vasıtasıyla midesini düşünüyor; midesindeki ihtiyacını anlar. Zayıf vücudu ne derece çürük olduğunu hatırlıyor. Ne derece merhamete ve şefkate muhtaç olduğunu derk eder. Nefsin firavunluğunu bırakıp, kemâl-i acz ve fakr ile dergâh-ı İlâhiyeye ilticaya bir arzu hisseder ve bir şükr-ü mânevî eliyle rahmet kapısını çalmaya hazırlanır-eğer gaflet kalbini bozmamış ise!

    Mektubat
    Yazar : Risale Forum

  3. #3
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.057
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    Cevap: Her Gün Bir Risale

    Şükür, nimette Mün'imi görmektir


    İ'lem eyyühe'l-aziz!

    Eğer dünyanın veya vücudun mülkiyeti, zılliyeti sende ise, taahhüt, tahaffuz, korku külfetleriyle nimetlerden lezzet alamazsın, daima rahatsız olursun. Çünkü, noksanları tedarik, mevcutları telef olmaktan muhafaza ile daima evham, korkular, meşakkatlere mahal olursun.

    Halbuki, o nimetler, Mün'im-i Kerîm’in taahhüdü altındadır. Senin işin Onun sofra-i ihsanından yiyip içmekle şükretmektir. Şükürde bir zahmet yoktur. Bilâkis, nimetin lezzetini arttırır.

    Çünkü şükür, nimette in'âmı görmek demektir.İn'âmı görmek, nimetin zevalinden hâsıl olan elemi def eder. Zira, nimet zâil olduğundan, Mün'im-i Hakikî onun yerini boş bırakmaz, misliyle doldurur ve teceddüdünden lezzet alırsın.

    Evet; “Onların duâları şu sözlerle sona erer: 'Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur" (Yunus Sûresi, 10: 10.) olan âyet-i kerime, hamdin ayn-ı lezzet olduğuna delâlet eder. Çünkü, hamd, in'am şeceresini, nimet semeresinde gösterir. Ve bu vesileyle zeval-i nimetin tasavvurundan hasıl olan elem zâil olur. Çünkü, şecerede çok semere vardır, biri giderse, ötekisi yerine gelir.

    Demek hamd, ayn-ı lezzettir.

    Mesnevî-i Nuriye, s. 104


    Lugatçe

    Mün'im: Nimet veren.
    Mün'im-i Kerîm: İkramı bol olan nimet veren, Allah.
    in'âm: Nimetlendirme.
    zılliyet: Zâhirî sahiplik. Himaye edici olma.
    tahaffuz: Koruma.
    zeval: Son bulma.
    zâil: Son bulan.
    teceddüd: Yenilenme, tazelenme.
    hamd: Övgü, medih, şükür.
    ayn-ı lezzet: Lezzetin ta kendisi.
    delâlet: İşaret.
    şecere: Ağaç.
    semere: Meyve.
    zeval-i nimet: Nimetin sona ermesi.



    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  4. #4
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.057
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    Cevap: Her Gün Bir Risale

    Risâle-i Nur’un ekser hakikatleri Ramazan’da zuhur etti

    Risâle-i Nur'un bir hülâsası olan Ayetü’l-Kübra ve Hizb-i Nuriyenin bir hülâsatü’l-hülâsası hükmünde otuz üç kelime-i tevhidin namaz tesbihatındaki eskiden beri okuduğum ve Risâle-i Nur'un ekser hakikatleri namaz tesbihatında inkişaf etmesiyle hayalim fazla tevessü ederek, o otuz üç kelime-i tevhid, herbirisini kâinatın bir tabaka-i mahlûkatının lisan-ı hâliyle söylediği o kelimeyi ben o lisan ile söylüyorum gibi, o külli lisan-ı hâl, benim cüz'î lisan-ı kâlimin aynı olur. Ben, kemal-i zevkle okuyorum. Size de sûretini gönderiyorum.

    Benim şüphem kalmadı ki: ..."Tefekküri sâatin..." (Bir saatlik tefekkür, bir sene nafile ibadetten hayırlıdır) sırrını taşıyan Hizb-i Nuriyenin on beş dakika zarfında bu Hülâsatü’l-Hülâsası dahi aynı sırrı taşıyor. Arabî bilmeyenler, Ayetü’l-Kübrâ’nın mertebelerini güzelce anlasalar, bu Arabî parça tam anlaşılır. Arabî bilmeyen, birkaç defa ikisine baksa, tam anlayacak.

    Bunu ben yirmi dört saatte bir defa ya sabah namazının tesbihatında veya başka vakitte, en ziyade usandığım ve sıkıntı zamanında okuyorum. Bana ulvî bir inşirah verir, usancı izâle eder. Âyetü’l-Kübrâ ve Hizb-i Nuriyenin ahirinde yazılsa, münasip olur. Manidardır ki, Ayetü’l-Kübrâ ve Risâle-i Nur'un ekser hakikatleri, Ramazan’da ve tesbihatında zuhuru gibi, bu Hülâsatü’l-Hülâsa, aynen Ramazan’da ve tesbihatta zuhur etti.

    Emirdağ Lâhikası, s. 173
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  5. #5
    uğur çevrimdışı Yeni Üye
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2011
    Mesajlar Mesajlar
    1.253
    Blog Blog Girişleri
    548
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 96 + 1246


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Her Gün Bir Risale

    Birtek Ramazan, seksen sene bir ömür semerâtını kazandırabilir. Leyle-i Kadir ise, nass-ı Kur’ân ile, bin aydan daha hayırlı olduğu, bu sırra bir hüccet-i kàtıadır.

    {Ramazan Risalesi}
    Yazar : Risale Forum

  6. #6
    uğur çevrimdışı Yeni Üye
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2011
    Mesajlar Mesajlar
    1.253
    Blog Blog Girişleri
    548
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 96 + 1246


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Her Gün Bir Risale

    Bunlar, insan ismine lâyık mıdırlar?

    15 Ağustos 2011 / 00:01
    Günün Risale-i Nur dersi

    Bismillahirrahmanirrahim

    İkinci Risale olan İkinci Kısım

    Ramazan-ı Şerife dairdir

    Birinci Kısmın âhirinde şeâir-i İslâmiyeden bir nebze bahsedildiğinden, şeâirin içinde en parlak ve muhteşem olan Ramazan-ı Şerife dair olan bu İkinci Kısımda, bir kısım hikmetleri zikredilecektir. Bu İkinci Kısım, Ramazan-ı Şerifin pek çok hikmetlerinden dokuz hikmeti beyan eden Dokuz Nüktedir.

    [“O Ramazan ayı ki, insanlara doğru yolu gösteren, ap açık hidayet delillerini taşıyan ve hak ile bâtılın arasını ayıran Kur’ân, o ayda indirilmiştir.”](1)

    BİRİNCİ NÜKTE

    Ramazan-ı Şerifteki savm, İslâmiyetin erkân-ı hamsesinin birincilerindendir. Hem şeâir-i İslâmiyenin âzamlarındandır.

    İşte, Ramazan-ı Şerifteki orucun çok hikmetleri, hem Cenâb-ı Hakkın rububiyetine, hem insanın hayat-ı içtimaiyesine, hem hayat-ı şahsiyesine, hem nefsin terbiyesine, hem niam-ı İlâhiyenin şükrüne bakar hikmetleri var.

    Cenâb-ı Hakkın rububiyeti noktasında orucun çok hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki:

    Cenâb-ı Hak, zemin yüzünü bir sofra-i nimet suretinde halk ettiği ve bütün envâ-ı nimeti o sofrada [“Umulmadık yerlerden.”] (2) bir tarzda o sofraya dizdiği cihetle, kemal-i Rububiyetini ve Rahmaniyet ve Rahimiyetini o vaziyetle ifade ediyor. İnsanlar, gaflet perdesi altında ve esbab dairesinde, o vaziyetin ifade ettiği hakikati tam göremiyor, bazan unutuyor. Ramazan-ı Şerifte ise, ehl-i iman, birden muntazam bir ordu hükmüne geçer. Sultan-ı Ezelînin ziyafetine davet edilmiş bir surette, akşama yakın “Buyurunuz” emrini bekliyorlar gibi bir tavr-ı ubûdiyetkârâne göstermeleri, o şefkatli ve haşmetli ve külliyetli Rahmâniyete karşı, vüs’atli ve azametli ve intizamlı bir ubûdiyetle mukabele ediyorlar. Acaba böyle ulvî ubûdiyete ve şeref-i keramete iştirak etmeyen insanlar, insan ismine lâyık mıdırlar? (Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, İkinci Risale olan İkinci Kısım)

    1 : Bakara Sûresi, 2:185.
    2 : Talâk Sûresi, 65:3.

    Bediüzzaman Said Nursi

    SÖZLÜK:

    âhir : son
    âzam : en büyük
    beyan etmek : açıklamak, izah etmek
    Cenâb-ı Hak : Hakkın ta kendisi olan şeref ve yücelik sahibi Allah
    cihet : taraf, yön
    envâ-ı nimet : nimet çeşitleri
    erkân-ı hamse : beş esas, şart
    halk etme : yaratma
    hayat-ı içtimaiye : toplum hayatı
    hayat-ı şahsiye : kişisel hayat
    hikmet : gaye, fayda
    kemâl-i rububiyet : Allah’ın terbiye ediciliğinin mükemmelliği
    nebze : az miktar
    nefis : insanı daima kötülüğe, maddî zevk ve isteklere sevk eden kuvvet
    niam-ı İlâhiye : Allah’ın verdiği nimetler
    nükte : ince ve anlamlı söz
    Rahîmiyet : Allah’ın herbir varlıkta tecelli eden merhamet ediciliği
    Rahmâniyet : Allah’ın bütün varlıkları kaplayan merhamet ediciliği
    Ramazan-ı Şerif : şerefli Ramazan ayı
    rububiyet : Rablık; Allah’ın herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri vermesi, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulundurması
    savm : oruç
    sofra-i nimet : nimet sofrası
    suret : biçim, görünüş
    şeâir-i İslâmiye/şeâir : işaretler İslâma sembol olmuş iş ve ibâdetler
    zemin : yer, dünya
    Yazar : Risale Forum

  7. #7
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.057
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    Cevap: Her Gün Bir Risale

    Aziz, sıddık kardeşlerim,

    Evvelâ:
    Bu mübarek Ramazan-ı Şerifteki duâlar, ihlâsı bulmak şartıyla, inşaallah makbuldür. Fakat maatteessüf, ekseriyetçe Risâle-i Nur şakirtlerinin nazarlarını dünyaya çevirmek ve huzur-u kalbi bozmak için, bazı taarruzlar yüzünden o ihlâs, o huzur-u tam bir derece zedelenir. Merak etmeyiniz, herşeyi Cenâb-ı Hakka havale edip öyle taarruzlara ehemmiyet vermeyin.

    Kastamonu Lahikası, s. 386

    ***


    Birinci Suâliniz: Mü’minin mü’mine en iyi duâsı nasıl olmalıdır?


    Elcevap: Esbab-ı kabul dairesinde olmalı. Çünkü bazı şerâit dahilinde duâ makbul olur. Şerâit-i kabulün içtimâı nispetinde makbuliyeti ziyadeleşir.

    Ezcümle, duâ edileceği vakit, istiğfar ile mânevî temizlenmeli; sonra, makbul bir duâ olan salâvat-ı şerifeyi şefaatçi gibi zikretmeli ve âhirde yine salâvat getirmeli. Çünkü, iki makbul duânın ortasında bir duâ makbul olur.


    * Hem bizahri’l-gayb, yani gıyaben ona duâ etmek,

    * Hem hadiste ve Kur’ân’da gelen me’sur duâlarla duâ etmek; meselâ,

    “Allahım, Senden kendim ve onun için dünyada ve âhirette af ve âfiyet istiyorum.” (en-Nevevî, el-Ezkâr, 74; el-Hâkim, el-Müstedrek, 1:517.)

    “Ey Rabbimiz, bize dünyada da güzellik ver, âhirette de güzellik ver. Ve bizi Cehennem ateşinin azâbından koru.” (Bakara Sûresi, 2:201.) gibi câmi duâlarla duâ etmek

    * Hem hulûs ve huşû ve huzur-u kalble duâ etmek,

    * Hem namazın sonunda, bilhassa sabah namazından sonra,

    * Hem mevâki-i mübarekede, hususan mescidlerde,

    * Hem Cumada, hususan saat-i icabede,

    * Hem şuhur-u selâsede, hususan leyâli-i meşhurede,

    * Hem Ramazan’da, hususan Leyle-i Kadirde duâ etmek, kabule karin olması rahmet-i İlâhiyeden kaviyyen me’muldür.

    O makbul duânın ya aynen dünyada eseri görünür; veyahut duâ olunanın âhiretine ve hayat-ı ebediyesi cihetinde makbul olur. Demek, aynı maksat yerine gelmezse, duâ kabul olmadı denilmez, belki daha iyi bir sûrette kabul edilmiş denilir.

    Mektubat, s. 469


    LÛGATÇE:

    ihlâs: Yapılan iş ve ibadetlerde yalnızca Allah’ın rızasını gözetmek. Samimiyet.
    esbab-ı kabul: Kabul sebepleri.
    şerâit-i kabul: Kabul şartları.
    içtimâ: Bir araya gelme, toplanma.
    ezcümle: Bu cümleden, meselâ.
    salâvat-ı şerife: Peygamber Efendimiz (asm) için yapılan rahmet duâsı.
    me’sur: Tesirli.
    gıyaben: Hazır bulunmaksızın, ardından.
    câmi: Kapsamlı.
    hulûs: Hâlislik, saflık, samimiyet.
    huşû: Korku ile karışık sevgiden gelen edebli hâl.
    mevâki-i mübareke: Mübarek mevkiler.
    saat-i icabe: Duânın kabul edildiği insanlarca bilinmeyen Cuma gününde bir vakit.
    şuhur-u selâse: Üç Aylar.
    leyâli-i meşhure: Meşhur geceler.
    Leyle-i Kadir: Kadir gecesi.
    karin: Yakın.
    kaviyyen me’mul: Kuvvetle umulur.
    hayat-ı ebediye: Sonsuz hayat.

    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  8. #8
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.057
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    Cevap: Her Gün Bir Risale

    Şükür Nimetin Lezzetini Arttırır


    ÜÇÜNCÜ NÜKTE


    Şabık İkinci Nüktede, “Kuvve-i zâika kapıcıdır” dedik. Evet, ehl-i gaflet ve ruhen terakkî etmeyen ve şükür mesleğinde ileri gitmeyen insanlar için bir kapıcı hükmündedir. Onun telezzüzü hatırı için isrâfâta ve bir dereceden on derece fiyata çıkmamak gerektir.

    Fakat, hakikî ehl-i şükrün ve ehl-i hakikatin ve ehl-i kalbin kuvve-i zâikası, Altıncı Sözdeki muvâzenede beyan edildiği gibi, kuvve-i zâikası rahmet-i İlâhiyenin matbahlarına bir nâzır ve bir müfettiş hükmündedir. Ve o kuvve-i zâikada taamlar adedince mizancıklarla nimet-i İlâhiyenin envâını tartmak ve tanımak, bir şükr-ü mânevî sûretinde cesede, mideye haber vermektir. İşte, bu sûrette kuvve-i zâika yalnız maddî cesede bakmıyor. Belki kalbe, ruha, akla dahi baktığı cihetle, midenin fevkinde hükmü var, makamı var. İsraf etmemek şartıyla ve sırf vazife-i şükrâniyeyi yerine getirmek ve envâ-ı niam-ı İlâhiyeyi hissedip tanımak kaydıyla ve meşrû olmak ve zillet ve dilenciliğe vesile olmamak şartıyla, lezzetini takip edebilir. Ve o kuvve-i zâikayı taşıyan lisanı şükürde istimal etmek için leziz taamları tercih edebilir. Bu hakikate işaret eden bir hadise ve bir kerâmet-i Gavsiye:

    Bir zaman, Hazret-i Gavs-ı Âzam (k.s.) Şeyh Geylânî’nin terbiyesinde, nazdar ve ihtiyare bir hanımın birtek evlâdı bulunuyormuş. O muhterem ihtiyare, gitmiş oğlunun hücresine, bakıyor ki, oğlu bir parça kuru ve siyah ekmek yiyor. O riyâzattan zaafiyetiyle, validesinin şefkatini celb etmiş. Ona acımış. Sonra Hazret-i Gavs’ın yanına şekvâ için gitmiş. Bakmış ki, Hazret-i Gavs, kızartılmış bir tavuk yiyor. Nazdarlığından demiş:

    “Yâ Üstad! Benim oğlum açlıktan ölüyor; sen tavuk yersin!”

    Hazret-i Gavs tavuğa demiş: “Kum biiznillâh!” (Allah’ın izniyle ayağa kalk!) O pişmiş tavuğun kemikleri toplanıp tavuk olarak yemek kabından dışarı atıldığını, mutemet ve mevsuk çok zatlardan, Hazret-i Gavs gibi kerâmât-ı harikaya mazhariyeti dünyaca meşhur bir zâtın bir kerameti olarak, mânevî tevatürle nakledilmiş. Hazret-i Gavs demiş: “Ne vakit senin oğlun da bu dereceye gelirse, o zaman o da tavuk yesin.”

    İşte, Hazret-i Gavs’ın bu emrinin mânâsı şudur ki: Ne vakit senin oğlun da ruhu cesedine, kalbi nefsine, aklı midesine hâkim olsa ve lezzeti şükür için istese, o vakit leziz şeyleri yiyebilir.

    Lem’alar, 19. Lem’a, s. 355

    ***

    İ’lem eyyühe’l-aziz!

    Eğer dünyanın veya vücudun mülkiyeti, zılliyeti sende ise,
    taahhüd, tahaffuz, korku külfetleriyle nimetlerden lezzet alamazsın, daima rahatsız olursun.
    Çünkü, noksanları tedarik, mevcutları telef olmaktan muhafaza ile daima evham, korkular, meşakkatlere mahal olursun.
    Halbuki, o nimetler, Mün’im-i Kerîmin taahhüdü altındadır.
    Senin işin Onun sofra-i ihsanından yiyip içmekle şükretmektir.
    Şükürde bir zahmet yoktur.
    Bilâkis, nimetin lezzetini arttırır.

    Çünkü şükür, nimette in’âmı görmek demektir.
    İn’âmı görmek, nimetin zevalinden hâsıl olan elemi def eder.
    Zira, nimet zâil olduğundan, Mün’im-i Hakikî onun yerini boş bırakmaz,
    misliyle doldurur ve teceddüdünden lezzet alırsın.

    Evet; “Onların duaları şu sözlerle sona erer: ‘Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur” (Yunus Suresi, 10:10.) olan âyet-i kerime, hamdin ayn-ı lezzet olduğuna delâlet eder. Çünkü, hamd, in’am şeceresini, nimet semeresinde gösterir. Ve bu vesileyle zeval-i nimetin tasavvurundan hâsıl olan elem zâil olur. Çünkü, şecerede çok semere vardır, biri giderse, ötekisi yerine gelir. Demek hamd, ayn-ı lezzettir.

    Mesnevî-i Nuriye, s. 104


    LÛGATÇE:

    kuvve-i zâika: Tat alma duyusu.
    telezzüz: Lezzetlenme.
    matbah: Mutfak.
    nâzır: Bakan.
    taam: Yiyecek.
    fevkinde: Üzerinde, üstünde.
    envâ-ı niam-ı İlâhiye: Allah’ın nimetlerinin çeşitliliği.
    riyâzat: Nefsi kırma, fani şeylerden nefsini çekerek kanaat içinde yaşamak.
    mutemet: İtimat edilir, güvenilir.
    mevsuk: Sağlam.
    mânevî tevatür: ‘Yalan üzerine birleşmeleri mümkün olmayan toplulukların bir haberi aktarması’ mânâsını taşır şekilde.
    in'am: Nîmet vermek, ihsan etmek.
    zevâl: Zâil olma, sona erme.

    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  9. #9
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Nereden Yer
    İstanbuL.
    Mesajlar Mesajlar
    2.960
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 505 + 34720


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Her Gün Bir Risale

    İşte, ey insan!
    Eğer yalnız Ona abd olsan, bütün mahlûkat üstünde bir mevki kazanırsın.
    Eğer ubûdiyetten istinkâf etsen, âciz mahlûkata zelil bir abd olursun.
    Eğer enâniyetine ve iktidarına güvenip, tevekkül ve duayı bırakıp,
    tekebbür ve dâvâya sapsan,
    o vakit iyilik ve icad cihetinde arı ve karıncadan daha aşağı,
    örümcek ve sinekten daha zayıf düşersin;
    şer ve tahrip cihetinde dağdan daha ağır, tâundan daha muzır olursun."
    Sözler / Yirmi Üçüncü Söz
    Yazar : Risale Forum
    ***
    Risale-i Nur eczaları mürşiddir.

    İnsanı haksızlıktan hakka döndürür
    ve hayvanlıktan insaniyete
    ve esfel-i safilinden, a'la-i illiyyine yükseltir.

    Barla - 295

  10. #10
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Nereden Yer
    İstanbuL.
    Mesajlar Mesajlar
    2.960
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 505 + 34720


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Her Gün Bir Risale

    Salâvatın manası, rahmettir.Ve o zihayat mücessem rahmete rahmet duası olan salâvat ise,o Rahmeten-lil-Alemin'in vusulüne vesiledir.
    Öyle ise sen salâvatı kendine, o Rahmeten-lil-Alemin'e vesile yap veo zatı da rahmet-i Rahman'a vesile ittihaz et.Umum ümmetin Rahmeten-lil-Âlemin olan Aleyhissalatü Vesselam hakkında hadsiz bir kesretle rahmet manasıyla salâvat getirmeleri,rahmet ne kadar kıymettar bir hediye-i İlahiye ve ne kadar geniş bir dairesi olduğunu, parlak bir surette isbat eder.
    14. Lem'adan
    Yazar : Risale Forum
    ***
    Risale-i Nur eczaları mürşiddir.

    İnsanı haksızlıktan hakka döndürür
    ve hayvanlıktan insaniyete
    ve esfel-i safilinden, a'la-i illiyyine yükseltir.

    Barla - 295

Sayfa 1/7 12345 ... SonSon

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

115, 124, 130, 136, 138, 143, 151, 157, 159, 160, 161, 165, 166, 168, 169, 171, 176, 183, 185, 187, 194, 195, 196, 197, 600, 827, 927, adedince, adıyla, ahiret, âhiretimizi, ahmaklar, aklı, alâkası, alanında, âlemleri, andan, araf, arkadaşı, arz, askerlik, atan, atmak, avam, ayetten, ayrılış, bakmıyor, barışı, baskı, bayrak, bağlantı, bağırarak, bağışlar, başkasını, bertaraf, berzahta, biliniz, bilmesi, bilmüşahede, binaen, binaenaleyh, bir adam, birdir, bitti, bizimle, budur, bulamaz, bulunmak, bütün, çoktur, cumhura, çıkarılan, çıplak, dadır, daire, dağıtacak, demeye, denilmez, derece, dile, dine, diyebilir, dünyadan, düzenli, düğü, düğümü, düşünüyor, dış, edebdir, ediyorlar, ediyorsun, eksiksiz, elbet, elinizdeki, eliyle, emirdağ, emre, emrini, emsal, etmeme, ettir, ettiren, ettirir, eyleme, faideleri, fakirler, fazilet, ferah, fikirleri, fikrini, fiyat, fütur, fıtraten, galebe, gayret, gecelerin, gelmiyor, gelmiş, girdim, girmemiş, gitmiş, görmeyi, gösterme, güzelliği, hakikat, hakikatten, hakkaniyeti, haktan, halas, halka, hallerini, hâlıkını, hapis, harap, hararet, harbi, hastalıktan, havas, hayalen, hayatı, hayrette, haşirde, herşeye, herşeyin, hevâ, heves, hevesi, hidayetin, hissettim, hitaben, hücum, hükûmetten, huşû, hıristiyan, ihanet, ilerleme, imaniye, imaniyeden, imanın, imdat, indirdi, isbat, isimli, islamdan, istikbaldeki, itidal, ittifakını, izale, işaret, iştiyak, kâfiri, kainat, kâinatı, kâinatın, kalsı, kardeşi, kardeşimiz, kardeşleri, kardeşlerimin, kardeşlerimiz, karıştıran, kavga, kemik, kendilerini, koşuş, külliye, kur'an, kuvvetle, kuvvettir, kısmen, kısmı, kıyamete, lâkin, lâyık, libası, lisanı, lütuf, maddeten, masiyeti, mecbur, mecmuası, menbaı, mesel, meselâ, mevcud, mevcut, meydanı, milleti, mimsiz, misafirsin, misli, misliyle, mübhem, muhakkak, muhterem, mükâfatını, mümkü, müphem, müsrif, müstehak, müş, nasılki, nefret, neşriyat, neşriyattan, nihayet, okuyorum, olduk, olduğuna, olduğundan, olmadı, olmadığı, olmaktan, olmamak, onlardan, orga, öğreten, pakistan, rahatla, rahatı, rahmeten, rivayette, rububiyeti, rumuz, saadetine, sabahı, sakı, sana, seciye, sekiz, semeresi, sermaye, servet, seviyesi, sevmez, sizde, sizlere, söylüyorum, surlar, sırra, tahrip, takdim, takdirde, tanımayan, tasavvur, tecavüz, terakki, ters, tevahhuş, tevili, tokat, toplamak, türklere, tutma, uhrevî, uhreviyede, ülke, umum, unutması, üstü, uyumlu, uzm, verdiği, verilmiş, veyahut, vurmak, yapması, yapılmıyor, yarası, yaratılışında, yayı, yazılan, yağıyor, yekvücud, yerden, yükleri, yüzleri, yıldızları, ışık, zahmet, zelzele, zeminde, zira, zulmet, zulmü, zulümler, şahsî, şartları, şerifi, şeytanları, şeytanı

Etiket Bulutu Ana Sayfası

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222