Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

Sayfa 4/7 İlkİlk 1234567 SonSon
61 sonuçtan 31 ile 40 arası

  1. #31
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nereden Yer
    İslambol
    Mesajlar Mesajlar
    4.978
    Blog Blog Girişleri
    126
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 531 + 29689


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Her Gün Bir Risale

    Bismillahirrahmanirrahim

    Ye'cüc ve Me'cüc hâdisâtının icmali Kur'ân'da olduğu gibi, rivayette bir kısım tafsilât var. Ve o tafsilât ise, Kur'ân'ın muhkematından olan icmali gibi muhkem değil, belki bir derece müteşabih sayılır. Onlar tevil isterler. Belki râvîlerin içtihadları karışmasıyla, tabir isterler.

    Evet, bunun bir tevili şudur ki: Kur'ân'ın lisan-i semâvîsinde "Ye'cüc" ve "Me'cüc" namı verilen Mançur ve Moğol kabileleri, eski zamanda Çin-i Maçin'den bir kısım başka kabileleri beraber alarak kaç defa Asya ve Avrupa'yı hercümerc ettikleri gibi, gelecek zamanlarda dahi dünyayı zîr ü zeber edeceklerine işaret ve kinayedir.

    Hattâ şimdi de komünistlik içindeki anarşistin ehemmiyetli efradı onlardandır. Evet, ihtilâl-i Fransevîde hürriyetperverlik tohumuyla ve aşılamasıyla sosyalistlik türedi, tevellüd etti. Ve sosyalistlik ise bir kısım mukaddesatı tahrip ettiğinden, aşıladığı fikir, bilâhare bolşevikliğe inkılâp etti. Ve bolşeviklik dahi çok mukaddesat-ı ahlâkiye ve kalbiye ve insaniyeyi bozduğundan, elbette, ektikleri tohumlar hiçbir kayıt ve hürmet tanımayan anarşistlik mahsulünü verecek.

    Çünkü kalb-i insanîden hürmet ve merhamet çıksa, akıl ve zekâvet, o insanları gayet dehşetli ve gaddar canavarlar hükmüne geçirir; daha siyasetle idare edilmez. Ve anarşistlik fikrinin tam yeri ise, hem mazlum kalabalıklı, hem medeniyette ve hâkimiyette geri kalan çapulcu kabileler olacak.

    [Beşinci Şua]

    Bediüzzaman Said Nursi


    Not
    Sözlük:

    Acaib-i Seb’a-i Âlem: dünyanın yedi harikası
    Aleyhissalâtü Vesselâm: Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun
    Aleyhisselâm: Allah’ın selâmı onun üzerine olsun
    Zât-ı Ahmediye: Peygamber Efendimizin (a.s.m.) kendi zâtı
    bilâhere: daha sonra
    efrad: fertler, bireyler
    ehemmiyet: değer, önem
    gaddar: acımasız, çok zulmeden
    gayet: çok
    hercümerc etme: alt üst etme, yıkıp bozma
    hükmüne geçmek: bir şeyle aynı hükmü almak
    hürmet: saygı
    hürriyetperverlik: hürriyetçilik
    inkılâp etme: değişme, dönüşme
    kabile: topluluk
    kalb-i insanî: insan kalbi
    kinaye: bir anlamı üstü kapalı olarak ifade etme
    lisan-ı semâvî: semavî lisan, İlâhî dil
    mahsul: ürün
    mazlum: zulme uğrayan
    merhamet: acıma, şefkat
    mucizâne: mu’cizeli bir şekilde
    muhakkikane: bir bilgiyi en ince ayrıntılarına kadar araştırarak elde etme
    mukaddesat-ı ahlâkiye: ahlâka dayanan mukaddes şeyler
    mukaddesât: kutsal değerler muvafık: lâyık, uygun
    mücmel: kısa, özet münasebet: bağlantı, ilgi
    nam: ad, isim
    rivâyet: Peygamberimizden duyulan ve görülen şeylerin nakledilmesi
    tahrip: yıkma, yok etme
    tefsir eden: yorumlayan
    tevellüd: doğum, doğma
    te’vil: yorum
    zekâvet: zeki oluş, kurnazlık
    zir ü zeber etme: alt üst etme, yıkıp bozma
    çapulcu: başkasının malını çalan, talan edip yağmalayan
    şerait: şartlar
    Yazar : Risale Forum


    “ Ey Rabbim !

    Beni insanların nazarında büyük, Kendi nazarında da küçük eyleme… ”

    ___ Hz. Ebû Bekir ( R.Anh )


  2. #32
    uğur çevrimdışı Yeni Üye
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2011
    Mesajlar Mesajlar
    1.253
    Blog Blog Girişleri
    548
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 96 + 1246


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Her Gün Bir Risale

    Allah razı olsun inş. Risale atanlardan.amin ecmain inş.......
    Yazar : Risale Forum
    Muvakkat lezzetten ziyade, muvakkat eleme tebessüm etmeli; hoş geldin demeli. Geçmiş lezaiz, ah vah dedirtir. "Ah!" müstetir bir elemin tercümanıdır. Geçmiş alam, "Oh!" dedirtir. O "Oh" muzmer bir lezzet ve nimetin muhbiridir.Nisyan dahi bir nimettir. Yalnız her günün alamını çektirir, müterakimi unutturur. (Bediüzzaman Said Nursi - Hakikat Çekirdekleri'nden 90-91)

  3. #33
    uğur çevrimdışı Yeni Üye
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2011
    Mesajlar Mesajlar
    1.253
    Blog Blog Girişleri
    548
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 96 + 1246


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Her Gün Bir Risale

    DİVAN-I HARB-İ ÖRFÎ 7.1.YAŞASIN KUR'ÂN-I KERÎM'İN KANUN-U ESASÎLERİ
    26 Şubat 1324 (11 Mart 1909)
    Dinî Ceride, No. 73

    Ey Meb’usan! Uzunluğu ile beraber gayet mûcez bir tek cümle söyleyeceğim. Dikkat ediniz, zira itnâbında îcaz var. Şöyle ki:

    Cumhuriyet ve demokrat mânâsındaki meşrutiyet ve kanun-u esasî denilen adalet ve meşveret ve kanunda cem-i kuvvet, bu unvan ile beraber, asıl mâlik-i hakikî ve sahib-i unvan-ı muhteşem olan (1), ve müessir ve adâlet-i mahzâyı mutazammın bulunan (2), ve nokta-i istinadımızı temin eden (3), ve meşrutiyeti ve cumhuriyeti bir esas-ı metine istinad ettiren (4), ve evham ve şükûk sahibini varta-i hayretten kurtaran (5), ve istikbal ve âhiretimizi tekeffül eden (6), ve menafi-i umumiye olan hukukullahı izinsiz tasarruftan sizi tahlis eden (7), ve hayat ı milliyemizi muhafaza eden (8), ve umum ezhanı manyetizmalandıran (9), ve ecanibe karşı metanetimizi ve kemâlimizi ve mevcudiyetimizi gösteren (10), ve sizi muahaze-i dünyeviye ve uhreviyeden kurtaran (11), ve maksat ve neticede ittihâd-ı umumîyi tesis eden (12), ve o ittihadın ruhu olan efkâr-ı âmmeyi tevlid eden (13), ve çürük mesâvi-i medeniyeti hudud-u hürriyet ve medeniyetimize girmekten yasak eden (14), ve bizi Avrupa dilenciliğinden kurtaran (15), ve geri kaldığımız uzun mesafe-i terakkiyi sırr-ı i’câza binaen, bir zaman-ı kasırda tayyettiren (16), ve Arap ve Turan ve İran ve Sâmileri, yani beraber olanları tevhid ederek az zaman içinde bize bir büyük kıymet verdiren (17), ve şahs-ı mânevî-i hükûmeti Müslüman gösteren (18), ve kanun-u esasînin ruhunu ve on birinci maddeyi muhafaza ile sizi hıns-ı yeminden kurtaran (19), ve Avrupa’nın eski zann-ı fasidlerini tekzip eden (20), Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmın hâtemü’l-Enbiya ve şeriatının ebedî olduğunu tasdik ettiren (21), ve muharrib-i medeniyet olan ve anarşiliğe yol açan dinsizliğe karşı set çeken (22), ve zulmet-i tebâyün-ü efkârı ve teşettüt-ü ârâyı safha-i nuranîsi ile ortadan kaldıran (23), ve umum ulema ve vâizleri ittihad ve saadet-i millete ve icraat-ı hükûmeti, meşruta-i meşruaya hâdim eden (24), ve adalet-i mahzâsı merhametli olduğundan anâsır-ı gayr-ı müslimeyi daha ziyade telif ve rapt eden (25), ve en cebîn ve âmi adamı en cesur ve en has adam gibi hiss-i hakikî-i terakki ile ve fedakârlık ve hubb-u vatanla mütehassis eden (26), ve hàdim-i medeniyet olan sefahet ve israfattan ve havayic-i gayr-ı zaruriyeden bizi halâs eden (27), ve muhafaza-i âhiretle beraber imâr-ı dünya etmekle sa’ye neşat veren (28), ve hayat-ı medeniye olan ahlâk-ı hasene ve hissiyat-ı ulviyenin düsturlarını öğreten (29), ve her birinizi, ey meb’uslar, elli bin kişinin takazasını, yani haklarını sizden dâvâ etmelerini hakkınızda tebrie eden (30), ve sizi icma-ı ümmete küçük bir misâl-i meşru gösteren (31), ve hüsn-ü niyete binaen âmâlinizi ibadet gibi ettiren (32), ve üç yüz milyon Müslümanın hayat-ı mâneviyesine suikast ve cinayetten sizi tahlis eden (33), ol Kur’ân-ı mukaddesin düsturları unvanıyla gösterseniz ve hükümlerinize me’haz edinseniz ve düsturlarını tatbik etseniz, acaba bu kadar fevaid ile beraber ne gibi birşey kaybedeceksiniz? Vesselâm…

    Yaşasın Kur’ân’ın Kanun-u Esasîleri!

    Said Nursî

    Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :
    1: Bu tarih 1954 senesine aittir.
    Lügatler
    adalet-i mahzâ : tam ve mükemmel adalet; “ferdin hukuku asla fedâ edilemez” görüşündeki adalet
    ahlâk-ı hasene : güzel ahlâk
    aleyhissalâtü vesselâm : Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun

    âmâl : emeller, arzular
    âmi : basit, sıradan
    anâsır-ı gayr-ı müslime : Müslüman olmayan unsurlar (azınlıklar)
    binaen : -dayanarak
    cebîn : korkak, cesaretsiz

    cem-i kuvvet : gücü toplayıp bir araya getirme, güç birliği
    ceride : gazete
    düstur : kâide, kural
    ebedî : sonsuz, sonu olmayan

    ecanib : yabancılar
    efkâr-ı âmme : genel düşünce, kamuoyu
    esas-ı metin : sağlam esas, ana metin
    evham : kuruntular, şüpheler
    ezhan : zihinler
    fevaid : menfaatler, faydalar
    hâdim etme : hizmetçi, hizmet etme
    hâdim-i medeniyet : medeniyet yıkan, yok eden
    halâs etme : kurtarma
    has : özel
    hâtemü'l-Enbiya : Peygamberlerin en sonuncusu Hz. Muhammed (a.s.m.)
    havayic-i gayr-ı zaruriye : zorunlu olmayan ihtiyaçlar, ihtiyaç olmadığı halde ihtiyaç haline gelmiş şeyler

    hayat-ı mâneviye : mânevî hayat
    hayat-ı medeniye : medenî hayat, uygar yaşam

    hayat-ı milliye : millî hayat
    hıns-ı yemin : yemini bozma, sözünde durmama
    hiss-i hakikî-i terakki : gerçek ilerleme duygusu
    hissiyat-ı ulviye : yüce duygular, hisler

    hitaben : hitap ederek, seslenerek
    hubb-u vatan : vatan sevgisi
    hudud-u hürriyet : hürriyetin sınırları

    hukukullah : Allah’ın hakkı, kamu hakları
    hüsn-ü niyet : güzel niyet

    îcaz : az sözle çok mânâlar anlatma, özlü söz
    icma-ı ümmet : aynı asırda yaşamış olan İslâm âlimlerinden müçtehit olanların, şeriatın bir meselesi hakkında verilen hükümde birleşmeleri, dinî bir konuda söz birliği etmeleri
    icraat-ı hükûmet : hükûmetin icraatı
    imâr-ı dünya : dünyanın bayındır hâle getirilmesi, düzenlenmesi
    israfat : savurganlıklar

    istikbal : gelecek zaman
    istinad : dayanma, dayanak
    itnâb : sözü gereğinden fazla uzatma
    ittihad : birleşme, birlik
    ittihad-ı umumî : genel birlik, herkesin bir noktada birleşmesi
    kanun-u esasî : temel kanun, Anayasa; Sultan İkinci Abdülhamid’in emriyle hazırlanıp, 23 Aralık 1876’da kabul ve ilân edilen anayasa özelliğindeki kanunlar

    kemâl : olgunluk, mükemmellik
    Kur’ân-ı mukaddes : mukaddes Kur’ân

    maksat : gaye, amaç
    mâlik-i hakikî : gerçek sahip
    manyetizmalandırma : etkileme, kendisine çekme, cezbetme
    meb’us : milletvekili
    meb'usan : milletvekilleri
    menafi-i umumiye : umumi faydalar, umumun menfaatleri
    me’haz : kaynak
    mesafe-i terakki : ilerleme mesafesi, ilerlemede kat edilen mesafe
    mesâvi-i medeniyet : medeniyetin kötülükleri
    meşruta-i meşrua : şeriata uygun meşrutiyet

    meşrutiyet : başında hükümdar bulunmakla birlikte, yasama yetkisi kısmen meclis tarafından kullanılan, kısmen de olsa kuvvetler ayrılığına dayanan idare şekli
    meşveret : işlerin istişâre (danışıp görüşme) yoluyla halledilmesi; meclis
    metanet : sağlamlık, kararlılık
    mevcudiyet : varlık, var olma
    misâl-i meşru : şeriata uygun timsal, örnek

    muahaze-i dünyeviye ve uhreviye : dünya ve âhirette hesaba çekme
    mûcez : özlü; çok mânâ ifade eden (özlü söz)
    muhafaza : koruma, saklama
    muhafaza-i âhiret : âhireti koruma
    muharrib-i medeniyet : medeniyeti yok eden, yıkan

    mutazammın : içine alan, kapsayan
    müessir : tesirli, etkili
    mütehassis : hislenme, duygulanma
    neşat : sevinç, mutluluk

    neşretme : yayınlama
    nokta-i istinad : dayanak noktası
    rapt : bağlama
    sa’y : çalışma, emek
    saadet-i millet : milletin mutluluğu
    safha-i nuranî : nuranî sayfa, nurlu sayfa

    sahib-i unvan-ı muhteşem : ihtişamlı isim sahibi
    Sâmi : Arapça, Asurca, İbranîce ve Habeşçe konuşan çeşitli milletlerin toplandığı kol
    sefahet : yasak zevk ve eğlencelere düşkünlük; zararı yararı dikkate almadan beyinsizce davranma
    sırr-ı i'câz : mu’cizelik sırrı
    şahs-ı mânevî-i hükûmet : hükûmetin mânevî şahsiyeti, tüzel kişiliği
    şeriat : Allah tarafından bildirilen hükümlerin hepsi, İslâmiyet

    şeriat-ı garrâ : parlak ve nurlu şeriat; İslâmiyet
    şükûk : şekler; şüpheler
    tahlis : kurtarma
    takaza : hakkını dava etme, sıkıştırma

    tasarruf : dilediği gibi kullanma ve yönetme
    tayy : uzun zaman veya mesafeyi az zamanda geçip aşma

    tebrie etme : kusur ve noksandan uzak tutma
    tekeffül etme : kefil olma
    tekzip etme : yalanlama
    telif : uzlaştırma, uyumlu hâle getirme

    temin etme : sağlama
    tesis etme : kurma, yerleştirme
    teşettüt-ü âra : fikir dağınıklığı, kargaşası
    tevhid : birleştirme, birleme
    tevlid etme : doğurma, sebep olma
    Turan : Türk Ülkesi
    ulema : âlimler
    umum : bütün, genel

    varta-i hayret : tehlikeli, hayret uçurumu
    vesselâm : işte bu kadar; mektup sonlarında sonsuz selâm mânâsında kullanılan bir ifade
    zaman-ı kasır : kısa zaman
    zann-ı fasid : bozuk, yanlış zan
    zulmet-i tebâyün-i efkâr : fikirlerin uyuşmazlık karanlığı

    Yazar : Risale Forum
    Muvakkat lezzetten ziyade, muvakkat eleme tebessüm etmeli; hoş geldin demeli. Geçmiş lezaiz, ah vah dedirtir. "Ah!" müstetir bir elemin tercümanıdır. Geçmiş alam, "Oh!" dedirtir. O "Oh" muzmer bir lezzet ve nimetin muhbiridir.Nisyan dahi bir nimettir. Yalnız her günün alamını çektirir, müterakimi unutturur. (Bediüzzaman Said Nursi - Hakikat Çekirdekleri'nden 90-91)

  4. #34
    uğur çevrimdışı Yeni Üye
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2011
    Mesajlar Mesajlar
    1.253
    Blog Blog Girişleri
    548
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 96 + 1246


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Her Gün Bir Risale

    TARİHÇE-İ HAYAT DERSLERİ 13.4.RİSALE-İ NUR VE HARİÇ MEMLEKETLER(DEVAMI)
    M. Sabir İhsanoğlu’nun, Türkiye’de İslamî inkişaf münasebetiyle memnuniyetini izhar eden bir mektubu
    2اَلسَّلاَمُعَلَيْكُمْوَرَحْمَةُاللهِوَبَرَكَاتُهُ 1بِاسْمِهِسُبْحَانَهُ
    Aziz, sıddık, muhterem kardeşlerimiz,
    Dört adet mühim mektubunuzu, fotoğrafları ve Hazret-i Üstadın Sözler adlı eserini aldım. O kadar memnun oldum ki, beyan edemem. Mektubunuzda okudum ki, Türkiye’de Risale-i Nur ve İslâmiyet inkişaf ediyormuş; buna çok memnun oldum. Maalesef, eski hükûmet Üstada karşı muarız idi ve ona çok zulümler etti. Lâkin hakiki Müslüman olan bu Menderes, İslâmiyeti baskıdan kurtardı. Var olsun. İnşaallah Türkiye, yakında eski yüksek makamını alacaktır. Üstad ve Risale-i Nur’u neşredenler gibi mühim din adamları Türkiye’de vardır; hükûmetiniz niçin bunları İslâmî toplantıya göndermiyor? Salâhiyetli adamlar Türkiye’de çoktur. Kanaatim şudur ki, Üstad gibi âlim dünyada yoktur. Memleketimizden, Hazret-i Üstad gibi bir âlim çıkmadı. Maalesef ki, Kızıl Rusya ve kâfir Çin’den çok âlimler geliyorlar ve konferanslar vererek, gençleri yavaş yavaş fikren zehirlemektedirler. Eğer Türk milleti büyük Türk âlimleri gönderirse, Pakistan’da ve bütün İslâm dünyasında büyük tesirleri olacaktır.
    Biz Pakistanlılar, Türkiye’yi İslâm dünyasının lideri olarak görmekteyiz.
    Türkiye, İslâm dünyasının garbî kalesidir. Türkiye’siz, ittihad-ı İslâm mümkün değildir. Size, Üstada dair makalelerimi gönderdim. Üstada dair makalemi ve “Şarkî Türkistan’da Çin Emperyalizmi” adlı makalemi neşrettim.
    Pakistan’da ne Türkçe okulu, ne kütüphanesi, ne çalışkan adamları ve sefaretinizde de Urduca bilen adam yoktur. Onlar Pakistan’ın gençleriyle temasta değildirler; Urduca neşriyatları da yoktur. Eğer bazıları onları davet etseler, iştirak etmiyorlar. Pres Ateşeliğinizde dine dair malûmat ve kitap da yoktur.
    Geçen günlerde, Lâhor’da bir İslâmî müzakere oldu. Türkiye’den meşhur zatlar gelmedi. Ankara Üniversitesinde öğretim görevlisi olan Dr. Rehber (Pakistanlıdır) İslâmiyetin aleyhinde konuştu. Bütün İslâmî dünya onu lânetlediler…

    Lâkin avam gazetelerde okuyup onu Türk bildiler ve çok hayret ettiler. Bu adam, dini ve Türkleri tahkir etti. Sebilürreşad’a yazıyorum.
    Hazret-i Üstadın müstakil adresi nedir? Hazret-i Üstada bir adet Kur’ân-ı Kerîm ve onun hakkında makaleler neşrolunan mecmuaları takdim etmek istiyorum. Hakkınızda çok makaleler yazdım. Onları toplayıp kitap şeklinde basacağım.
    Her zaman Pakistan’ın mühim zatları Hazret-i Üstada ve sıhhatine dair malûmat sormaktadırlar. Bizler, buradaki Nur talebeleriyle, Hazret-i Üstadı buraya davet ederiz.

    Elbâki Hüve’l-Bâki
    Kardeşiniz
    M. Sabir İhsanoğlu


    Pakistan’ın en büyük mecmuası “Students’ Voice”da İslâm Kongresi Reisi “Zafer Afaq Ansar”ın “İslâmın Büyük Rönesansı” adlı makalesinde Risale-i Nur’un muhterem ve muazzez müellifinden şöyle bahsediyor:
    Bu hareketlerin asıl merkezini, Said Nursî’nin fazla miktarda talebesi bulunan üniversite ve kültür yerleri teşkil eder. Bu talebeler, Risale-i Nur talebeleri adını alır. “Bu gençler: Biz Kur’ân’ı kendimize düstur seçtik. Bizim gayemiz, zevki Allah’ın yolunda aramak ve İslâmiyeti bütün dünyaya yaymaktır.
    Siyonizm, komünizm, Allahsızlık gibi İslâmiyete zıt olan cereyanlara karşı mücadele etmektir.
    İslâmiyeti, bütün Türk gençliğinin tam mânâsıyla benimsemesine çalışmaktır.
    Türkiye’yi, her türlü tehlikeye karşı müdafaa etmektir.
    Irkî ve kavmî ayrılıkları bertaraf ederek, İslâm birliğini meydana getirmektir.”
    Hazret-i Üstad Nursî tarafından yazılan ve 130 kitap ve risaleden ibaret olan Risale-i Nur Külliyatı bu talebeler tarafından yayılmaktadır.

    Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :
    1: Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah’ın adıyla.
    2: Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

    Lügatler
    âlim : ilim sahibi
    aziz : çok değerli, izzetli
    fikren : düşünce olarak
    Garbî : Batıya ait
    hakiki : gerçek, doğru
    inkişaf : açılma, gelişme
    inşaallah : Allah izin verirse
    iştirak : katılma
    ittihad-ı İslâm : İslâm birliği
    izhar : gösterme
    kâfir : Allah’ı veya Allah’ın bildirdiği kesin şeylerden birini inkâr eden kimse
    lâkin : ama, fakat
    lânetleme : bedduâ etme
    malûmat : bilgi
    muarız : karşı, karşıt, muhalif
    muhterem : hürmete lâyık, saygıdeğer
    müzakere : karşılıklı fikir söyleme, danışıp görüşme
    neşr : yayma, yayımlama
    neşriyat : yayın
    Pres Ateşeliği : bir ülkenin yabancı ülkede kendini temsil için açtığı büyükelçilik bünyesinde bulunan Basın Ateşeliği
    salâhiyet : yetki
    sefaret : elçilik
    sıddık : çok doğru ve gönülden bağlı



    Yazar : Risale Forum
    Muvakkat lezzetten ziyade, muvakkat eleme tebessüm etmeli; hoş geldin demeli. Geçmiş lezaiz, ah vah dedirtir. "Ah!" müstetir bir elemin tercümanıdır. Geçmiş alam, "Oh!" dedirtir. O "Oh" muzmer bir lezzet ve nimetin muhbiridir.Nisyan dahi bir nimettir. Yalnız her günün alamını çektirir, müterakimi unutturur. (Bediüzzaman Said Nursi - Hakikat Çekirdekleri'nden 90-91)

  5. #35
    uğur çevrimdışı Yeni Üye
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2011
    Mesajlar Mesajlar
    1.253
    Blog Blog Girişleri
    548
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 96 + 1246


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Her Gün Bir Risale

    TARİHÇE-İ HAYAT DERSLERİ 13.6.RİSALE-İ NUR VE HARİÇ MEMLEKETLER(DEVAMI)
    Pakistan basınında Risale-i Nur ve Üstad Said Nursî Hazretleri hakkındaki neşriyattan örnekler

    31 Ocak 1958 tarihli Students’ Voice (Talebelerin Sesi) Gazetesi, Pakistan İslâm Talebe Cemiyeti tarafından 15 günde bir çıkarılan ve talebeleri istikbalin büyüklerini yüksek İslâmî esaslara göre hazırlamayı gaye edinmiş bir talebe cemiyetinin neşir organıdır. Bu gazetenin “Türk Gençliği Uyanıyor” başlıklı makalesinden:
    Bütün İslâm memleketlerinde ittihad-ı İslâm için çalışan İslâmî teşkilâtlar tâdât edilip, Türkiye’de de Nur talebeleri bu meyanda zikrediliyor ve en sonra ittihad-ı İslâm için çalışan ve Pakistan’ın en iyi dostları olan Nur talebelerini tanıdık; Nur talebelerinin üstadı seksen beş yaşında büyük bir âlim olan Üstad Said Nursî’dir. Hakikat-i İslâmiye için yaptığı mücadele, kendi ana vatanında—yani Türkiye’de—otuz sene işkenceli bir hayat ve sık sık hapiste yatmasına sebep oldu ve 1952’de serbest bırakıldı. Fakat bu ihtiyarın bakışları hâlâ ateşlidir. Otuz yıllık hapis ve işkenceler onu mağlûp edemedi. Bu mücadelesiyle, birbirine çok sıkı bağlı olan Nur talebeleri kitlesini meydana getirdi. Üstad Said Nursî, Risale-i Nur eserleri vasıtasıyla Türk gençliğini İslâm ideolojisinin en büyük düşmanları olan siyonist ve komünistlerin hilekâr tuzaklarına düşmekten kurtarmıştır. Türkiye Başvekili Adnan Menderes Risale-i Nur Külliyatının neşrine müsaade ettiği zaman, Türkiye’nin Pakistan Elçisi sayın Selâhaddin Rıfat Erbil vasıtası ile bu büyük adama takdir ve tebriklerimizi bildirmiştik ve bu vesileyle, Üstad Said Nursî ve Nur talebelerini de selâmlamıştık ve bu mektubumuz Türkiye’de binlerle basılarak dağıtılmıştı. Bizim programımız Türkçeye çevrildi. Biz de, birkaç önemli Risaleleri, Urducaya çevirdik.

    Pakistan İslâmî Talebe Cemiyetinin onuncu yıldönümünde, Türkiye’deki İslâmî hareketi göstermek için, Türklerin, İslâm edebiyatı sergisi de vardı. Bu sergide İlâhiyat Fakültesi, Diyanet İşleri Yayınları, bazı Türkçeye çevrilmiş İslâmî eserler ve on beş adet Risale-i Nur Külliyatından eserler vardı. Nur talebelerinin faaliyeti bu sergide harita ve fotoğraflarla ve grafikle izah edildi.

    ***
    30 Nisan 1958 tarihli Students’ Voice gazetesi “İslâm Dünyasındaki Müsbet Uyanıklık” başlıklı makaleden.
    Her İslâm memleketinde, İslâmiyetin hâkimiyeti için yapılan övülmeye lâyık şerefli mücadeleler anlatılıyor ve Türkiye’de yapılan mücadelelerin neticesi olarak hükûmet, din hürriyetini sıkan bağları gevşetmiştir. Mehmed Âkif materyalist milliyetçiliği takbih eden ve halk arasında taze bir heyecan verecek olan Safahat isimli eseri yazdı.

    Hazret-i Said Nursî yılmadan, hakikat-i İslâmiye için mücadele etmektedir. Kendisi, Türkiye’de en büyük cinayet telâkki edilen Atatürk aleyhtarı olmakla ittiham ve aleyhinde neşriyat yapılmışsa da, bu zulümler, halkı onun etrafında toplamıştır. 130 parça eserin sahibi olan Üstad hapiste iken verilmiş olan zehirlerin tesiriyle ihtiyarlığını geçirmekte olup, bu hal—seksen yaşını geçtiği halde—hakikat-i İslâmiye ve İslâmların saadeti için mücadelesine mani olamamıştır.

    Lügatler :
    aleyhtar : karşı olan, aynı fikirde olmayan
    cemiyet : dernek
    hakikat-i İslâmiye : İslâmiyetin hakikati, esası

    hâkimiyet : egemenlik, hükümranlık
    hilekâr : hileci, hilebaz

    hürriyet : serbestlik
    ideoloji : toplumu etkileyen fikir ve düşünce sistemi
    istikbal : gelecek
    ittihad-ı İslâm : İslâm birliği

    ittiham : suçlama
    izah : açıklama
    mağlûp etme : yenme
    meyan : arada
    mücadele : uğraşma, çabalama

    müsbet : olumlu
    neşr : yayma, yayımlama
    neşriyat : yayınlar
    risale : kitap, mektup; Risale-i Nur’dan her bir bölüm

    saadet : mutluluk, huzur
    Students Voice : “Talebelerin Sesi” anlamına gelen ve 1950 yıllarında Pakistan’da, Pakistan Talebe Cemiyeti tarafından 15 günde bir çıkarılan bir gazete
    tâdât : sayma

    takbih : kötüleme, kınama
    telâkki edilme : anlaşılma, kabul edilme
    teşkilât : yapı, kuruluş
    zikredilme : anılma, belirtilme

    Yazar : Risale Forum
    Muvakkat lezzetten ziyade, muvakkat eleme tebessüm etmeli; hoş geldin demeli. Geçmiş lezaiz, ah vah dedirtir. "Ah!" müstetir bir elemin tercümanıdır. Geçmiş alam, "Oh!" dedirtir. O "Oh" muzmer bir lezzet ve nimetin muhbiridir.Nisyan dahi bir nimettir. Yalnız her günün alamını çektirir, müterakimi unutturur. (Bediüzzaman Said Nursi - Hakikat Çekirdekleri'nden 90-91)

  6. #36
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jan 2011
    Nereden Yer
    samsun
    Mesajlar Mesajlar
    1.358
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 173 + 8310


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Her Gün Bir Risale

    Onuncu Asıl: Ekser tâife-i mahlûkatta olduğu gibi, ef'âl ve a'mâl-i beşeriyede bâzı hârika ferdler bulunur. O ferdler, eğer iyilikte ileri gitmişse, o nevilerin medâr-ı fahrlarıdır; yoksa, medâr-ı şeâmetleridir. Hem, gizleniyorlar; âdetâ birer şahs-ı mânevî, birer gâye-i hayal hükmüne geçerler. Sâir ferdlerin her birisi o olmaya çalışır ve o olmak ihtimâli var. Demek o mükemmel hârika ferd, mutlak, mübhem bulunup, her yerde bulunması mümkün. Şu ibhâm itibâriyle, mantıkça kazıye-i mümkine sûretinde külliyetine hükmedilebilir. Yani, her bir amel şöyle bir netice verebilmesi mümkündür. Meselâ, "Kim iki rekât namazı filân vakitte kılsa, bir hac kadardır." -1- İşte iki rekât namaz bâzı vakitte bir hacca mukabil geldiği hakikattir. Her bir iki rekât namazda bu mânâ külliyet ile mümkündür.
    Demek şu nev'deki rivâyetler, vukuu bilfiil dâimî ve küllî değil. Zîrâ, kabulün mâdem şartları vardır; külliyet ve dâimîlikten çıkar. Belki, ya bilfiil muvakkattır, mutlaktır; veyahut mümkinedir, külliyedir. Demek şu nevi ehâdisteki külliyet ise, imkân itibâriyledir. Meselâ, "Gıybet, katl gibidir." -2- Demek gıybette öyle bir ferd bulunur ki, katl gibi bir zehr-i kâtilden daha muzırdır. Meselâ, "Bir güzel söz, bir abdi âzâd etmek gibi bir sadaka-i azîmenin yerine geçer." -3- Şimdi terğib ve teşvik için o müphem ferd-i mükemmel, mutlak bir sûrette her yerde bulunmasının imkânını vâki' bir sûrette göstermekle, hayra şevki ve şerden nefreti tahrik etmektir.

    sözler
    Yazar : Risale Forum
    Konu NİSANUR tarafından (09-04-2012 Saat 11:41 ) değiştirilmiştir.

  7. #37
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.056
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Her Gün Bir Risale


    Düşündüm ki, ben üç cihette misafirim.
    Bu menzilcikte misafir olduğum gibi,
    İstanbul’da da misafirim,
    dünyada da misafirim.

    Misafir, yolunu düşünmeli.
    Nasıl ki bu odadan çıkacağım,
    birgün de İstanbul’dan da çıkacağım,
    diğer birgün de dünyadan çıkacağım.

    [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]


    Biri de, sen burada misafirsin.
    Ve buradan da diğer bir yere gideceksin.
    Misafir olan kimse, beraberce getiremediği birşeye kalbini bağlamaz.

    Bu menzilden ayrıldığın gibi, bu şehirden de çıkacaksın.
    Ve keza, bu fâni dünyadan da çıkacaksın.
    Öyle ise, aziz olarak çıkmaya çalış.
    Vücudunu Mûcidine feda et.

    Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın.
    Çünkü, feda etmediğin takdirde, ya bâd-ı hevâ zâil olur, gider,
    veya Onun malı olduğundan, yine Ona rücû eder.

    [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]

    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  8. #38
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nereden Yer
    İslambol
    Mesajlar Mesajlar
    4.978
    Blog Blog Girişleri
    126
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 531 + 29689


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Her Gün Bir Risale

    Üçüncü kâr: Her âza ve hasselerin kıymeti, birden bine çıkar. Meselâ: Akıl bir âlettir. Eğer Cenab-ı Hakk'a satmayıp belki nefis hesabına çalıştırsan, öyle meş'um ve müz'iç ve muacciz bir âlet olur ki; geçmiş zamanın âlâm-ı hazînanesini ve gelecek zamanın ehval-i muhavvifanesini senin bu bîçare başına yükletecek, yümünsüz ve muzır bir âlet derekesine iner.

    İşte bunun içindir ki: Fâsık adam, aklın iz'ac ve tacizinden kurtulmak için, galiben ya sarhoşluğa veya eğlenceye kaçar.

    Eğer Mâlik-i Hakikî'sine satılsa ve onun hesabına çalıştırsan; akıl, öyle tılsımlı bir anahtar olur ki: Şu kâinatta olan nihayetsiz rahmet hazinelerini ve hikmet definelerini açar. Ve bununla sahibini, saadet-i ebediyeye müheyya eden bir mürşid-i Rabbanî derecesine çıkar.

    Meselâ: Göz bir hassedir ki, ruh bu âlemi o pencere ile seyreder. Eğer Cenab-ı Hakk'a satmayıp belki nefis hesabına çalıştırsan; geçici, devamsız bazı güzellikleri, manzaraları seyr ile şehvet ve heves-i nefsaniyeye bir kavvad derekesinde bir hizmetkâr olur.

    Eğer gözü, gözün Sâni'-i Basîr'ine satsan ve onun hesabına ve izni dairesinde çalıştırsan; o zaman şu göz, şu kitab-ı kebir-i kâinatın bir mütalaacısı ve şu âlemdeki mu'cizat-ı san'at-ı Rabbaniyenin bir seyircisi ve şu Küre-i Arz bahçesindeki rahmet çiçeklerinin mübarek bir arısı derecesine çıkar.

    Meselâ: Dildeki kuvve-i zaikayı, Fâtır-ı Hakîm'ine satmazsan, belki nefis hesabına, mide namına çalıştırsan; o vakit midenin tavlasına ve fabrikasına bir kapıcı derekesine iner, sukut eder.


    Sözler
    Yazar : Risale Forum


    “ Ey Rabbim !

    Beni insanların nazarında büyük, Kendi nazarında da küçük eyleme… ”

    ___ Hz. Ebû Bekir ( R.Anh )


  9. #39
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Nereden Yer
    İstanbuL.
    Mesajlar Mesajlar
    2.960
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 505 + 34720


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Her Gün Bir Risale

    Sünnet-i Seniyye edeptir.
    Hiçbir meselesi yoktur ki, altında bir nur, bir edep bulunmasın. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etmiş:
    Rabbim bana edebi güzel bir surette ihsan etmiş, edeplendirmiş.

    Risale-i Nur
    Yazar : Risale Forum
    ***
    Risale-i Nur eczaları mürşiddir.

    İnsanı haksızlıktan hakka döndürür
    ve hayvanlıktan insaniyete
    ve esfel-i safilinden, a'la-i illiyyine yükseltir.

    Barla - 295

  10. #40
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Nereden Yer
    İstanbuL.
    Mesajlar Mesajlar
    2.960
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 505 + 34720


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Her Gün Bir Risale

    Sizin hakiki vazifeniz dünyâya bakmak değildir. Farz-ı muhâl olarak dünyâya da bakılsa, bakınız ve görünüz ve zuhuru muhtemel dehşetli yangınlar sebebiyle ve o yüzden karşılaşmanız ihtimali bulunan tehlikeler dolayısıyla katiyen sarsılmayınız, fütur getirmeyiniz. Çalışınız, çalışınız, çalışınız ve katiyen inanınız ki, Nûr'un şefaati, Nûr'un duası, Nûr'un himmeti sizleri kurtaracaktır. İşte bu davanın şahidi Emirdağlı Nûrcuların dehşetli ateşten zararsız kurtulmalarıdır. Şimdiden umûmunuza müjdeler olsun.

    [Bedîüzzaman Saîd NURSÎ Emirdağ Lâhikası]
    Yazar : Risale Forum
    ***
    Risale-i Nur eczaları mürşiddir.

    İnsanı haksızlıktan hakka döndürür
    ve hayvanlıktan insaniyete
    ve esfel-i safilinden, a'la-i illiyyine yükseltir.

    Barla - 295

Sayfa 4/7 İlkİlk 1234567 SonSon

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

115, 124, 130, 136, 138, 143, 151, 157, 159, 160, 161, 165, 166, 168, 169, 171, 176, 183, 185, 187, 194, 195, 196, 197, 600, 827, 927, adedince, adıyla, ahiret, âhiretimizi, ahmaklar, aklı, alâkası, alanında, âlemleri, andan, araf, arkadaşı, arz, askerlik, atan, atmak, avam, ayetten, ayrılış, bakmıyor, barışı, baskı, bayrak, bağlantı, bağırarak, bağışlar, başkasını, bertaraf, berzahta, biliniz, bilmesi, bilmüşahede, binaen, binaenaleyh, bir adam, birdir, bitti, bizimle, budur, bulamaz, bulunmak, bütün, çoktur, cumhura, çıkarılan, çıplak, dadır, daire, dağıtacak, demeye, denilmez, derece, dile, dine, diyebilir, dünyadan, düzenli, düğü, düğümü, düşünüyor, dış, edebdir, ediyorlar, ediyorsun, eksiksiz, elbet, elinizdeki, eliyle, emirdağ, emre, emrini, emsal, etmeme, ettir, ettiren, ettirir, eyleme, faideleri, fakirler, fazilet, ferah, fikirleri, fikrini, fiyat, fütur, fıtraten, galebe, gayret, gecelerin, gelmiyor, gelmiş, girdim, girmemiş, gitmiş, görmeyi, gösterme, güzelliği, hakikat, hakikatten, hakkaniyeti, haktan, halas, halka, hallerini, hâlıkını, hapis, harap, hararet, harbi, hastalıktan, havas, hayalen, hayatı, hayrette, haşirde, herşeye, herşeyin, hevâ, heves, hevesi, hidayetin, hissettim, hitaben, hücum, hükûmetten, huşû, hıristiyan, ihanet, ilerleme, imaniye, imaniyeden, imanın, imdat, indirdi, isbat, isimli, islamdan, istikbaldeki, itidal, ittifakını, izale, işaret, iştiyak, kâfiri, kainat, kâinatı, kâinatın, kalsı, kardeşi, kardeşimiz, kardeşleri, kardeşlerimin, kardeşlerimiz, karıştıran, kavga, kemik, kendilerini, koşuş, külliye, kur'an, kuvvetle, kuvvettir, kısmen, kısmı, kıyamete, lâkin, lâyık, libası, lisanı, lütuf, maddeten, masiyeti, mecbur, mecmuası, menbaı, mesel, meselâ, mevcud, mevcut, meydanı, milleti, mimsiz, misafirsin, misli, misliyle, mübhem, muhakkak, muhterem, mükâfatını, mümkü, müphem, müsrif, müstehak, müş, nasılki, nefret, neşriyat, neşriyattan, nihayet, okuyorum, olduk, olduğuna, olduğundan, olmadı, olmadığı, olmaktan, olmamak, onlardan, orga, öğreten, pakistan, rahatla, rahatı, rahmeten, rivayette, rububiyeti, rumuz, saadetine, sabahı, sakı, sana, seciye, sekiz, semeresi, sermaye, servet, seviyesi, sevmez, sizde, sizlere, söylüyorum, surlar, sırra, tahrip, takdim, takdirde, tanımayan, tasavvur, tecavüz, terakki, ters, tevahhuş, tevili, tokat, toplamak, türklere, tutma, uhrevî, uhreviyede, ülke, umum, unutması, üstü, uyumlu, uzm, verdiği, verilmiş, veyahut, vurmak, yapması, yapılmıyor, yarası, yaratılışında, yayı, yazılan, yağıyor, yekvücud, yerden, yükleri, yüzleri, yıldızları, ışık, zahmet, zelzele, zeminde, zira, zulmet, zulmü, zulümler, şahsî, şartları, şerifi, şeytanları, şeytanı

Etiket Bulutu Ana Sayfası

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222