“ Dâbbetü’l – arz ağaç kurdudur. “

Saîd Nursî , Şu’âlar ,5. Şu’â
(O söz başlarına geldiği [kıyamet yaklaştığı] zaman, onlara yerden bir Dabbe [hayvan] çıkarırız. Bu Dabbe, onlara, insanların âyetlerimize kesin olarak iman etmediklerini söyler.) [Neml 82]
- Cenab-ı Hakkın hükmü artık iyice kesinleşip akibet artık kaçınılmaz hale gelince onlar için, bu gerçekleri kabul etmiyen insanlar için yeryüzünden bir acaib canlı, bir hayvan çıkarırız buyuruyor Cenab-ı Hak. “Dabbetül ard”.
“Tükellimühüm” onlara konuşur.
Bu ayeti kerimede bu “Tükellimühüm” lafzıyla ilgili kıraat alimlerinden kimisi şaz olmak kaydıyla, çeşitli rivayetler gelmiştir. “Tesimühüm” var, onları tanır manasında. O kafirleri, inkarcıları tanır. Onların alametlerini bilir. “Tuhaddisühüm” şeklinde de var. Yine aynı şekilde. Yani onlarla konuşur, onlara anlatır, beyan eder manasında. Buna benzer daha çeşitli rivayetler var.

“Ennennase kanu bi ayatina yükınun”, insanların ayetlerimize, hak ve hakikati bildiren alamet ve işaretlere ilahi ikazlara inanmıyacaklarını onlara söyler. Artık onların zaten inansalar bile bu kadar büyük kıyamet alametleri ortaya çıktıktan sonra, bu imanlarının şayanı kabul olması kabule layık görünmesi de mümkün değil.

Âyet-i kerimeyle bildirilen Dabbe’yi peygamber efendimiz nasıl tarif etmiştir? Feraid-ül fevaid, Muhtasar-ı Tezkire-i Kurtubi, Megarib-üz-zaman ve El kavl-ül muhtasar fi alamat-il Mehdi-yi muntazar kitaplarındaki hadis-i şeriflerden birkaçı şöyle: (Dabbet-ül-arzın deve ayağı gibi dört ayağı ve kuş gibi kanatları vardır. Başı öküz başına, kulağı fil kulağına, kuyruğu ise koç kuyruğuna benzer.)
(İnsanlar, bu hayvandan kaçarlar. Kimi ondan korkarak namaza durur. Hayvan bunun yanına gelir, “Ey kişi, şimdi mi namaz kılıyorsun” diyerek yüzünü damgalar. Böylece müminler, kâfirlerden ayırt edilerek tanınır.)
(Dabbet-ül-arz, Musa’nın asası ile mümine dokunur, alnına Cennetlik yazılır, yüzü nurlanır. Kâfire, Süleyman’ın mührünü vurur, Cehennemlik yazılır, yüzü simsiyah olur.) [Tirmizi]
İmam-ı Kurtubi hazretleri buyuruyor ki: Dabbe eğer sıradan bir şey veya insan olsaydı, onda olağanüstülük söz konusu olmazdı ve hadis-i şeriflerde sözü edilen alametler kendisinde bulunmazdı. Kâfirlerle mücadele edecek bir insan olsaydı, ona âlim denilmeyip, hayvan denilir miydi? Bu, akıl sahiplerinin yolu değildir. Dabbe bir hayvandır. (Câmi’ul ahkâm)
Enam suresinin, (Rabbinin bazı âyetleri [alametleri] geldiği gün, daha önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış kimseye, o günkü imanı fayda vermez) mealindeki 158. âyetini açıklayan Peygamber efendimiz buyurdu ki: (Şu üç şey ortaya çıkınca, iman etmemiş veya imanından hayır görmemiş olana, imanı fayda vermez: Güneşin batıdan doğması, Deccal ve Dabbet-ül-arz.) [Müslim, Tirmizi, Beyheki]