Lemalar

Ey âhiret kardeşlerim ve ey hizmet-i Kur'aniyede arkadaşlarım! Bilirsiniz ve biliniz: Bu dünyada, hususan uhrevî hizmetlerde en mühim bir esas, en büyük bir kuvvet, en makbul bir şefaatçı, en metin bir nokta-i istinad, en kısa bir tarîk-ı hakikat, en makbul bir dua-yı manevî, en kerametli bir vesile-i makasıd, en yüksek bir haslet, en safi bir ubudiyet: İhlastır. Madem ihlasta mezkûr hâssalar gibi çok nurlar var ve çok kuvvetler var.. ve madem bu müdhiş zamanda ve dehşetli düşmanlar mukabilinde ve şiddetli tazyikat karşısında ve savletli bid'alar, dalaletler içerisinde bizler gayet az ve zaîf ve fakir ve kuvvetsiz olduğumuz halde, gayet ağır ve büyük ve umumî ve kudsî bir vazife-i imaniye ve hizmet-i Kur'aniye omuzumuza ihsan-ı İlahî tarafından konulmuş; elbette herkesten ziyade bütün kuvvetimizle ihlası kazanmaya mecbur ve mükellefiz ve ihlasın sırrını kendimizde yerleştirmek için gayet derecede muhtacız. Yoksa hem şimdiye kadar kazandığımız hizmet-i kudsiye kısmen zayi' olur, devam etmez; hem şiddetli mes'ul oluruz.

Said Nursi


Âhiret: Ölümsüz olan öbür dünya.
Hizmet-i Kur'aniye: Kur’ana ait hizmet, Kur’anın hizmeti.
Hususan: Özellikle.
Uhrevî: Ahirete ait, öbür dünya ile ilgili, ahiretle alakalı.
Mühim: Önemli.
Esas: Temel, kök, şart.
Makbul: Kabul edilen,beğenilen,kabul gören.
Metin: Sağlam.
Nokta-i istinad: Dayanma noktası.
Tarîk-ı hakikat: Hakikat yolu, doğruya ve gerçeğe götüren yol.
Makbul: Kabul edilen, beğenilen, kabul gören.
Dua-yı manevî: Manevî dua.
Keramet: Veli(ermiş) insanlarda görünen Allah(cc) vergisi olağanüstü ve harika durumlar, olaylar ve hareketler.
Vesile-i makasıd: Maksatların vesilesi, gayelerin elde edilme sebebi, gayelere ulaşma sebebi.
Haslet: Ahlak, huy.
Safi: Katışıksız, temiz, duru.
Ubudiyet: Allah’a(cc) kulluk etmek, Allah’ın emir ve yasaklarına uymak.
İhlas: İçten, gönülden, samimi, Allah’ın(cc) emirlerini Allah emrettiğinden dolayı ve rızası için yapmak.
Mezkûr: Zikredilmiş, bahsedilmiş.
Hâssa: Özellik.
Mukabil: Karşılık.
Tazyikat: Sıkıştırmalar, zorlamalar, baskılar.
Savlet: Saldırma, ani ve şiddetli atılma.
Bid'a: Dine aykırı olarak sonradan uydurulan adet ve davranışlar, anlayışlar, hareketler.
Dalalet: Sapıtma, doğru yoldan ayrılma, iman ve İslam yolundan sapmak.
Umumî: Herkesle ilgili, genel.
Kudsî: Mukaddes, kutsal, kusursuz.
Hizmet-i Kur'aniye: Kur’ana ait hizmet, Kur’anın hizmeti.
İhsan-ı İlahî: Allah’ın(cc) iyiliği.
Ziyade: Fazla, çok.
Mükellef: Vazifeli, görevli, yükümlü.
Hizmet-i kudsiye: Kutsal hizmet.
Zayi': Kayıp, elden çıkan.
Mes'ul: Sorumlu.