3 sonuçtan 1 ile 3 arası

  1. #1
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2011
    Mesajlar Mesajlar
    1.253
    Blog Blog Girişleri
    548
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 108 + 1246

    Mesnevi-i nuriye dersleri 4.2.reşhalar(devamı) birinci reşha(devamı)

    MESNEVİ-İ NURİYE DERSLERİ 4.2.REŞHALAR(DEVAMI)
    BİRİNCİ REŞHA(DEVAMI)
    O zât (a.s.m.) öyle bir kutup ve nokta-i merkeziyedir ki, onun halka-i zikrinde bulunan bütün enbiyâ-i ahyâr, ebrâr-ı sâdıkîn onun gelmesine müttefik ve kelâm-ı nutkuyla nâtıktırlar. Ve öyle bir şecere-i nuraniyedir ki, damar ve kökleri, enbiyânın esasat-ı semâviyesidir. Dal ve budakları, evliyânın maarif-i ilhamiyesidir.

    Bu itibarla, herhangi bir dâvâyı iddia etmiş ise, bütün enbiyâ mu’cizelerine istinaden ve bütün evliyâ kerametlerine müsteniden ona şehadet etmişlerdir. Evet, bütün dâvâlarının tasdiklerini iş’âr eden, bütün kâmillerin hâtem ve mühürleri vardır. Ezcümle:

    O zâtın (a.s.m.) dâvâlarından biri tevhiddir. Bu dâvâyı tasrih ve ifade eden Lâ ilâhe illâllah kelime-i mübârekesidir. O zâtın halka-i din ve zikrine giren bütün geçmiş ve gelecek insanlar o kelime-i mukaddeseyi rükn-i iman ve vird-i zeban etmişlerdir. Demek, o dâvânın hak ve hakikat olduğuna kanaat ve itmi’nan ve iz’anları hâsıl olmuş ki, zaman ve mekâna şâmil bir tarzda, o kelime-i mübâreke, meşrepleri, meslekleri, an’aneleri mütehalif, mütebayin insanların ağızlarında Mevlevîler gibi semâvî deveran ve cevelân ediyor.

    Binaenaleyh, gayr-ı mütenahî şahitlerin tasdikiyle hak ve hakkaniyeti tahakkuk eden bir dâvâya, hiçbir vehmin haddi değildir ki, ona dest-i itirazı uzatabilsin!

    Lügatler :
    an’ane : gelenek
    beyan etmek : açıklamak, izah etmek
    binaenaleyh : bundan dolayı
    câmi : kapsamlı
    cevelân etmek : dolaşmak, gezmek
    dâvâ : iddia
    dest-i itiraz : itiraz eli
    deveran etmek : dönüp dolaşmak
    ebrâr-ı sâdıkîn : sâdık, iyi kullar
    enbiyâ : nebiler, peygamberler
    enbiyâ-i ahyâr : seçkin peygamberler
    esasat : esaslar, prensipler
    esasat-ı semâviye : vahiyle yoluyla gelmiş olan esaslar
    evliyâ : veliler, Allah’ın sevgili kulları
    ezcümle : meselâ, örneğin
    gayr-ı mütenahî : sınırsız, sonsuz
    hak : doğru, gerçek
    hakikat : doğru gerçek
    hakkaniyet : doğruluk, gerçekçilik
    halka-i din ve zikir : İslâm dininin esaslarının ortaya konulduğu ve zikirlerin yapıldığı halka
    halka-i zikir : zikir halkası
    hâsıl olmak : meydana gelmek
    istinaden : dayanarak
    iş’âr eden : bildiren
    itmi’nan : inanma, tatmin olma
    iz’an : kesin şekilde kavrama
    kâmil : kemâl ve fazilet sahibi, olgun
    kanaat : inanma, razı olma
    kelâm-ı nutk : mantıklı söz
    kelime-i mukaddese : mukaddes söz, ifade
    kelime-i mübâreke : mübarek kelime
    keramet : Allah’ın bir ikramı olarak, Onun sevgili kullarında görünen olağanüstü hal ve fiil
    kutup : mânevî açıdan merkez konumunda bulunan
    Lâ ilâhe illâllah : “Allah’tan başka ilâh yoktur”
    maarif-i ilhamiye : ilhamla kalbe gelen bilgiler
    meşrep : hareket tarzı, metod
    Mevlevî : Mevlevîlik tarikatına mensup kimse
    mu’cize : Allah tarafından verilip, yalnız peygamberlerin gösterebilecekleri olağanüstü şey
    müstenid : dayanan, dayanmış
    mütebayin : ayrı ayrı
    mütehalif : aykırı, zıt
    müttefik : ittifak etmiş, birleşmiş
    nâtık : konuşan
    nokta-i merkeziye : merkezî nokta
    reis : başkan
    rükn-i iman : imanın temel esası
    semâvî : gökyüzünde dönen yıldızlar gibi; mevlevîlerin döndüğü gibi
    şâmil : kapsayıcı
    şecere-i nuraniye : nurlu ağaç
    şehadet etmek : şahitlik etmek
    şems-i risalet : peygamberlik güne-şi
    tahakkuk eden : gerçekleşen, kesinleşen
    tasdik : doğrulama, onay
    tasrih : açık şekilde bildirme
    tenvir etmek : aydınlatmak, ışıklandırmak
    terbiye : belli bir amaca erişecek şekilde geliştirme, olgunlaştırma
    tevhid : birleme; her şeyin bir olan Allah’a ait olduğunu ilân etme
    tezkiye : iyi ve doğru olduğuna şa-hitlik etme
    vehm : kuruntu, zan
    vird-i zeban etme : sürekli olarak tekrarlama, dilden düşürmeme
    zât : Hz. Muhammed (a.s.m.)



    Benzer Konular
    Muhâkemat Dersleri: 43 - Üçüncü Makale, Birinci Maksad Devamı
    Muhâkemat Dersleri: 43 - Üçüncü Makale, Birinci Maksad Devamı Okuyan ve Anlatan: Şadi EREN (Prof. Dr.) Eğer desen: Bazı mutasavvıfın kelâmından ittisal ve ittihad ve hulûl zahir oluyor. Ve ondan tevehhüm edilir ki, bazı maddiyyunun mesleği olan vahdetü’l-vücuda bir münas
    Muhâkemat Dersleri: 42 - Üçüncü Makale, Birinci Maksad Devamı
    Muhâkemat Dersleri: 42 - Üçüncü Makale, Birinci Maksad Devamı Okuyan ve Anlatan: Şadi EREN (Prof. Dr.) Eğer desen: “Delil-i ihtirâî i’tâ-i vücuddur. İ’tâ-i vücud ise, idam-ı mevcudun refikidir. Halbuki, adem-i sırftan vücudu ve vücud-u mahzdan adem-i sırfı ak
    Muhâkemat Dersleri: 40 - Üçüncü Makale, Birinci Maksad Devamı
    Muhâkemat Dersleri: 40 - Üçüncü Makale, Birinci Maksad Devamı Okuyan ve Anlatan: Şadi EREN (Prof. Dr.) "İKİNCİ DELİL-İ KUR’ÂNÎ: Delil-i ihtirâdır. Bunun hülâsası: Mahlûkatın her nev’ine, her ferdine ve o nev’e ve o ferde mürettep olan âsâr-ı mahsusasını
    Muhâkemat Dersleri: 39 - Üçüncü Makale, Birinci Maksad Devamı
    Muhâkemat Dersleri: 39 - Üçüncü Makale, Birinci Maksad Devamı Okuyan ve Anlatan: Şadi EREN (Prof. Dr.) "Arş-ı kemâlât olan mârifet-i Sâniin miraclarının usulü dörttür:" Yer: Muhakemat, Üçüncü Makale (Unsur'u-l Akide), Birinci Maksad 24888752
    Muhâkemat Dersleri: 24 - Birinci Makale, Sekizinci Meselenin Devamı
    Muhâkemat Dersleri: 24 - Birinci Makale, Sekizinci Meselenin Devamı Okuyan ve Anlatan: Şadi EREN (Prof. Dr.) "Yedinci belâ: Muarrefi münekker eden biri de, hareke gibi bir arazı, zâtiye ve eyniyeye hasrettiklerinden, “gayr-ı men hüve leh” olan vasf-ı cârîyi inkâr
    Yazar : Risale Forum
    Muvakkat lezzetten ziyade, muvakkat eleme tebessüm etmeli; hoş geldin demeli. Geçmiş lezaiz, ah vah dedirtir. "Ah!" müstetir bir elemin tercümanıdır. Geçmiş alam, "Oh!" dedirtir. O "Oh" muzmer bir lezzet ve nimetin muhbiridir.Nisyan dahi bir nimettir. Yalnız her günün alamını çektirir, müterakimi unutturur. (Bediüzzaman Said Nursi - Hakikat Çekirdekleri'nden 90-91)

  2. #2
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2011
    Mesajlar Mesajlar
    1.253
    Blog Blog Girişleri
    548
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 108 + 1246

    Cevap: Mesnevi-i nuriye dersleri 4.2.reşhalar(devamı) birinci reşha(devamı)

    OTUZ ÜÇÜNCÜ SÖZ OTUZ ÜÇ PENCEREDİR
    DÖRDÜNCÜ PENCERE
    İstidad lisanıyla bütün tohumlar tarafından ve ihtiyac-ı fıtri lisanıyla bütün hayvanlar tarafından ve lisan-ı ızdırari ile bütün muztarlar tarafından edilen duaların makbuliyetidir.
    İşte bu nihayetsiz duaların bilmüşahede kabul ve icabeti, herbiri vücuba ve vahdete şehadet ve işaret ettikleri gibi, mecmuu büyük bir mikyasta bilbedahe bir Halık-ı Rahim ve Kerim ve Mücib'e delalet eder ve baktırır.
    Lügatler
    Bilbedahe :açık olarak, aşikar
    Bilmüşahede :görerek, görmek suretiyle
    Delâlet : delil olmak, işaret etmek
    Dua :yalvarma, yakarma, isteme
    Hâlık-ı Rahim :merhametli yaratıcı
    İcabet :kabul etmek, kabul olmak
    İhtiyac-ı fıtri :yaratılıştan gelen doğal ihtiyaç
    İstidat otansiyel kabiliyet, yetenek, akıllılık, anlayışlılık
    Kerim :şerefli, izzetli, ihsan ve inayet sahibi
    Lisan :dil, lehçe
    Lisan-ı ızdırari :çaresizlik ve mecburiyet dili
    Makbuliyet :kabul edilmiş olma
    Mecmu :bütün, hepsi, topluca, yığılmış, bir araya getirilmiş
    Mikyas :ölçü aleti, ölçek, ölçü
    Muztar :zorlanmış, mecbur kalmış, çaresiz kalmış
    Mücîb :bütün dualara cevap veren Allah
    Nihayetsiz: sonsuz
    Şehadet : şahitlik, tanıklık
    Vahdet: birlik
    Vücub :gerekli olmak, vacip olmak

    Yazar : Risale Forum
    Muvakkat lezzetten ziyade, muvakkat eleme tebessüm etmeli; hoş geldin demeli. Geçmiş lezaiz, ah vah dedirtir. "Ah!" müstetir bir elemin tercümanıdır. Geçmiş alam, "Oh!" dedirtir. O "Oh" muzmer bir lezzet ve nimetin muhbiridir.Nisyan dahi bir nimettir. Yalnız her günün alamını çektirir, müterakimi unutturur. (Bediüzzaman Said Nursi - Hakikat Çekirdekleri'nden 90-91)

  3. #3
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2011
    Mesajlar Mesajlar
    1.253
    Blog Blog Girişleri
    548
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 108 + 1246

    Cevap: Mesnevi-i nuriye dersleri 4.2.reşhalar(devamı) birinci reşha(devamı)

    Hz. Enes (Radiyallahu Anh) anlatıyor: Resulullah (Sallallahu Aleyhi Vessellem) buyurdu ki:

    "Âdemoğlu için iki vadi dolusu mal olsaydı, mutlaka bir üçüncüyü isterdi. Âdemoğlunun iç boşluğunu ancak toprak doldurur, ALLAH tövbe edenleri affeder."

    (Buhari, Rikâk 10)

    Yazar : Risale Forum
    Muvakkat lezzetten ziyade, muvakkat eleme tebessüm etmeli; hoş geldin demeli. Geçmiş lezaiz, ah vah dedirtir. "Ah!" müstetir bir elemin tercümanıdır. Geçmiş alam, "Oh!" dedirtir. O "Oh" muzmer bir lezzet ve nimetin muhbiridir.Nisyan dahi bir nimettir. Yalnız her günün alamını çektirir, müterakimi unutturur. (Bediüzzaman Said Nursi - Hakikat Çekirdekleri'nden 90-91)

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •