Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
Sayfa 2/2 İlkİlk 12
17 sonuçtan 11 ile 17 arası

  1. #11
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2613 + 209828


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Güncel Dersimiz: İbadetin Mânâsı Şudur ki: Dergâh-ı İlâhîde Abd...

    Yani, Rububiyetin saltanatı, nasıl ki ubûdiyeti ve itaati ister.

    İhtiyaçları bitip tükenmek bilmeyen, aciz, kusurlu bir insan dahi bir ülkeye hükümdar olduğunda, o ülke raiyetinin kendisine itaat etmesini ister. Çünkü saltanatın gereği, o saltanat altında bulunanların itaatini ister. Aksi halde bir saltanattan bahsedilemez. Hatta itaat etmeyenlere ceza vermek için hapisler inşa edilir. Basit ve devamlılığı olmayan saltanat dahi raiyyetinin itaatine bu kadar önem verir. Oysa Allah cc. tüm kainata hükmediyor. Kudretinin dairesinden hiçbirşey hariç kalamıyor. İlminin dairesinden hiçbirşey gizlenemiyor. Ezelden ebede tüm zaman ve mekanlar onun taht-ı tasarrufunda. O'nun idare ve terbiyesi altında herşey. Zerrelerden şemslere kudreti, rahmeti, ilmi, hikmeti, tüm esma ve sıfatlarının tecellileri nüfuz eden bir saltanat; elbetteki saltanatı altındakilerin itaatlerini ister, ubudiyetlerini ister.

    Rububiyetin kudsiyeti, paklığı dahi ister ki, abd, kendi kusurunu görüp, istiğfar ile ve Rabbini bütün nekaisten pak ve müberra ve ehl-i dalâletin efkâr-ı batılasından münezzeh ve muallâ ve kâinatın bütün kusurâtından mukaddes ve muarra olduğunu, tesbih ile, Sübhanallah ile ilân etsin.


    Allahın tüm kainatı idaresi altında bulundurması Ona itaati gerektiriyor. O idare ve terbiyedeki kudsiyet ve paklık ise; kulun kendi acizliklerini, kusurlarını görmesini gerektiriyor. Allah cc. tüm kainatı ve içindekileri kusursuz şekilde terbiye ve idare ediyor. Bütün canlıların ihtiyaçları olan rızkı zamanında ve en mükemmel tarzda onlara yetiştiriyor. Her canlının hayatını muhafaza için gereken cihazları, yine en mükemmel şekilde onlara veriyor. Hayatlarının idamesi, iaşelerini kazanmak için gereken cihazları da yine en mükemmel şekilde veriyor. En muhtaç oldukları anda onlara şefkatinin tecellilerini hizmetkar ediyor. Bir yavruya annesinin şefkatini hizmetkar ediyor. İnsan ise sürekli bir ihtiyaç içinde. Her an havaya muhtaç; havayı gönderen Allah. Suya muhtaç; suyu gönderen de Allah. Yeme içmeye muhtaç; nimetlerin her türlüsünü yaratan Allah. Uykuya ve çalışmaya muhtaç; geceyi ve gündüzü insanın bu ihtiyaçları için yaratan Allah. Sevgiye muhtaç; sevip sevileceği herşeyi yaratan yine Allah. Merhamete muhtaç; hastalandığında, aciz kaldığında onun etrafında, şefkatinden dolayı insanları pervane eden yine Allah. Bunlar aklımıza gelip sayabildiklerimiz. Bunlara benzer sonsuz ihtiyaçlar içinde kıvranıyoruz. İbadetlerimizle bu ihtiyaçlarımızı, eksikliklerimizi, kusurlarımızı, aczimizi itiraf etmiş oluyor; Allahın büyüklüğünü, kusursuzluğunu da takdis etmiş oluyoruz inşaallah.
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  2. #12
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2613 + 209828


    Cevap: Güncel Dersimiz: İbadetin Mânâsı Şudur ki: Dergâh-ı İlâhîde Abd...

    "Yani, Rububiyetin saltanatı, nasıl ki ubûdiyeti ve itaati ister."

    “Ey insan! Şu kâinattan maksad-ı âlâ (EN BÜYÜK GAYE), tezahür-ü Rububiyete (ALLAH'IN TERBİYE, TEDBİR VE İDARE EDİCİLİĞİNE) karşı, ubûdiyet-i külliye-i insaniyedir (İNSANIN GENİŞ VE KAPSAMLI KULLUĞUDUR). Ve insanın gaye-i aksâsı (EN SON GAYESİ, HEDEFİ), o ubûdiyete (KULLUĞA) ulûm ve kemâlâtla (İLİMLER VE FAZİLETLERLE) yetişmektir.” Yirminci Söz


    İşte, insan, şu kâinata geldikten sonra iki cihetle ubûdiyeti
    (KULLUĞU) var. Bir ciheti, gaibâne (YÜZYÜZE OLMADAN, GİZLİCE) bir surette bir ubûdiyeti, bir tefekkürü var. Diğeri, hâzırâne (HAZIRCASINA), muhâtaba (BİRBİRİNE SÖZ SÖYLEME, HİTABETME) suretinde bir ubûdiyeti, bir münâcâtı (ALLAHA YALVARMASI, YAKARMASI) vardır.

    Birinci vecih şudur ki: Kâinatta görünen saltanat-ı Rububiyeti (ALLAH'IN TERBİYE, TEDBİR VE İDARE EDİCİLİĞİNİN SALTANATINA), itaatkârâne (İTAAT EDEREK) tasdik edip (DOĞRULUĞUNU KABUL EDİP) kemâlâtına (MÜKEMMELLİKLERİNE) ve mehâsinine (GÜZELLİKLERİNE) hayretkârâne (HAYRET EDERCESİNE) nezaretidir (SEYİRCİ OLMASIDIR). Yirmi Üçüncü Söz
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  3. #13
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    11.904
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 2613 + 209828


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Güncel Dersimiz: İbadetin Mânâsı Şudur ki: Dergâh-ı İlâhîde Abd...


    Hem de Rububiyetin kemâl-i kudreti dahi ister ki, abd, kendi zaafını ve mahlûkatın aczini görmekle, kudret-i Samedâniyenin azamet-i âsârına karşı istihsan ve hayret içinde Allahu ekber deyip, huzû ile rükûa gidip, Ona iltica ve tevekkül etsin.

    Allah cc. herşeye Kadirdir. Tüm kainat onun kudret eserleri ile doludur. Kudreti kemal noktasındadır. İnsanın ise zaafları vardır. Kendi gibi diğer mahluklarda zaaf ve acziyet içerisindeler. İnsan hem kendi hem mahlukatın zaaf ve aczini görerek, Allahın eserlerinin büyüklüğü karşısında hayret ve beğeni içinde, Allahu ekber diyerek, kendi güç ve kuvvetinden teberri edip, Onun kudretine sığınıp tevekkül etmeli. Elinin yetişmediği yerde Onun kudretini hatırına getirmeli. Allahın Rububiyetinin nihayet derecedeki kudreti bunu gerektiriyor. Aksi halde kendi gücüne güvenen insan, kendi gücü kadar işi, yine Onun izni ile görebilecek. Onun nihayetsiz kudretine sığınan ise, incecik bir ot aciz ve kuvvetsiz olmasına rağmen taşı nasıl deliyorsa, insan da kendi kudretini aşan çok şeylere muvaffak olabilecektir.

    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  4. #14
    uğur çevrimdışı Banlı Kullanıcı
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2011
    Mesajlar Mesajlar
    1.253
    Blog Blog Girişleri
    548
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 0 + 1246


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Güncel Dersimiz: İbadetin Mânâsı Şudur ki: Dergâh-ı İlâhîde Abd...

    Alıntı HuSeYni Nickli Üyeden Alıntı [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]

    Hem de Rububiyetin kemâl-i kudreti dahi ister ki, abd, kendi zaafını ve mahlûkatın aczini görmekle, kudret-i Samedâniyenin azamet-i âsârına karşı istihsan ve hayret içinde Allahu ekber deyip, huzû ile rükûa gidip, Ona iltica ve tevekkül etsin.

    Allah cc. herşeye Kadirdir. Tüm kainat onun kudret eserleri ile doludur. Kudreti kemal noktasındadır. İnsanın ise zaafları vardır. Kendi gibi diğer mahluklarda zaaf ve acziyet içerisindeler. İnsan hem kendi hem mahlukatın zaaf ve aczini görerek, Allahın eserlerinin büyüklüğü karşısında hayret ve beğeni içinde, Allahu ekber diyerek, kendi güç ve kuvvetinden teberri edip, Onun kudretine sığınıp tevekkül etmeli. Elinin yetişmediği yerde Onun kudretini hatırına getirmeli. Allahın Rububiyetinin nihayet derecedeki kudreti bunu gerektiriyor. Aksi halde kendi gücüne güvenen insan, kendi gücü kadar işi, yine Onun izni ile görebilecek. Onun nihayetsiz kudretine sığınan ise, incecik bir ot aciz ve kuvvetsiz olmasına rağmen taşı nasıl deliyorsa, insan da kendi kudretini aşan çok şeylere muvaffak olabilecektir.

    abi mesela insanda elmas altın ateşle yanınca gerçek maden altın çıkıyor insanın da yanması gerekiyor değilmi..pişmek ve adam gibi adam olmak için bu şart..
    Yazar : Risale Forum

  5. #15
    tebliğ çevrimdışı Haftanın Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Dec 2010
    Nereden Yer
    Şark..
    Mesajlar Mesajlar
    2.557
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 449 + 32124


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Güncel Dersimiz: İbadetin Mânâsı Şudur ki: Dergâh-ı İlâhîde Abd...

    Alıntı uğur Nickli Üyeden Alıntı [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    abi mesela insanda elmas altın ateşle yanınca gerçek maden altın çıkıyor insanın da yanması gerekiyor değilmi..pişmek ve adam gibi adam olmak için bu şart..
    insanlar gerçek aşkı arıyorlar, ama serap onları yanlış aşklara çıkarıyor. Çünkü gerçek aşka ulaşmak biraz da aklı ve kalbi ciddi anlamda meşgul etmekte yatmaktadır, emek, çaba, gayret ve feragat etmeden aşka düşmek mümkün değil, o yüzden önce sahte aşklardan sıyrılmalı ki insan gerçek aşka doğsun!

    Gerçek aşk, pişirir ve olgunlaştırır. Bilinç üzere bir yaşamı tercih edenler, bu aşk üzere yaşarlar…

    Şunu da unutmamak lazım: herkesin aşkı kendi çapı kadardır
    Yazar : Risale Forum
    Biz ise hem insancasina,Hem muslumancasina yaşamak istiyoruz.Bediuzzaman..

  6. #16
    hatve Guest


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Güncel Dersimiz: İbadetin Mânâsı Şudur ki: Dergâh-ı İlâhîde Abd...

    HâtimeTabiat fikr-i küfrîsini terk eden ve imana gelen zat diyor ki:
    Elhamdü lillâh, benim şüphelerim kalmadı. Yalnız merakımı mucip olan birkaç sualim var.
    BİRİNCİ SUAL: Çok tembellerden ve târikü's-salâtlardan işitiyoruz. diyorlar ki: "Cenâb-ı Hakkın bizim ibadetimize ne ihtiyacı var ki, Kur'ân'da çok şiddet ve ısrarla, ibadeti terk edeni zecredip Cehennem gibi dehşetli bir cezayla tehdit ediyor? İtidalli ve istikametli ve adaletli olan ifade-i Kur'âniyeye nasıl yakışıyor ki, ehemmiyetsiz bir cüz'î hataya karşı nihayet şiddeti gösteriyor?"
    Elcevap: Evet, Cenâb-ı Hak senin ibadetine, belki hiçbir şeye muhtaç değil. Fakat sen ibadete muhtaçsın; mânen hastasın. İbadet ise, mânevî yaralarına tiryaklar hükmünde olduğunu çok risalelerde ispat etmişiz. Acaba bir hasta, o hastalık hakkında, şefkatli bir hekimin ona nâfi ilâçları içirmek hususunda ettiği ısrara mukabil, hekime dese: "Senin ne ihtiyacın var, bana böyle ısrar ediyorsun?" Ne kadar mânâsız olduğunu anlarsın.
    Amma Kur'ân'ın, terk-i ibadet hakkında şiddetli tehdidâtı ve dehşetli cezaları ise: Nasıl ki bir padişah, raiyetinin hukukunu muhafaza etmek için, âdi bir adamın, raiyetinin hukukuna zarar veren bir hatasına göre, şiddetli cezaya çarpar. Öyle de, ibadeti ve namazı terk eden adam, Sultân-ı Ezel ve Ebedin raiyeti hükmünde olan mevcudatın hukukuna ehemmiyetli bir tecavüz ve mânevî bir zulüm eder. Çünkü, mevcudatın kemalleri, Sânie müteveccih yüzlerinde tesbih ve ibadetle tezahür eder. İbadeti terk eden, mevcudatın ibadetini görmez ve göremez. Belki de inkâr eder. O vakit, ibadet ve tesbih noktasında yüksek makamda bulunan ve herbiri birer mektub-u Samedânî ve birer âyine-i esmâ-i Rabbâniye olan mevcudatı âli makamlarından tenzil ettiğinden ve ehemmiyetsiz, vazifesiz, câmid, perişan bir vaziyette telâkki ettiğinden, mevcudatı tahkir eder, kemâlâtını inkâr ve tecavüz eder.

    Evet, herkes kâinatı kendi aynasıyla görür. Cenâb-ı Hak, insanı kâinat için bir mikyas, bir mizan suretinde yaratmıştır. Her insan için, bu âlemden hususî bir âlem vermiş; o âlemin rengini, o insanın itikad-ı kalbîsine göre gösteriyor. Meselâ, gayet meyus ve matemli olarak ağlayan bir insan, mevcudatı ağlar ve meyus suretinde görür. Gayet sürurlu ve neşeli, müjdeli ve kemâl-i neşesinden gülen bir adam, kâinatı neşeli, güler gördüğü gibi; mütefekkirâne ve ciddî bir surette ibadet ve tesbih eden adam, mevcudatın hakikaten mevcut ve muhakkak olan ibadet ve tesbihatlarını bir derece keşfeder ve görür. Gafletle veya inkârla ibadeti terk eden adam, mevcudatı, hakikat-i kemâlâtına tamamıyla zıt ve muhalif ve hata bir surette tevehhüm eder ve mânen onların hukukuna tecavüz eder.

    Hem o târikü's-salât, kendi kendine mâlik olmadığı için, kendi mâlikinin bir abdi olan kendi nefsine zulmeder. Onun mâliki, o abdinin hakkını onun nefs-i emmâresinden almak için, dehşetli tehdit eder. Hem netice-i hilkati ve gaye-i fıtratı olan ibadeti terk ettiğinden, hikmet-i İlâhiye ve meşiet-i Rabbâniyeye karşı bir tecavüz hükmüne geçer. Onun için cezaya çarpılır.

    Elhasıl, ibadeti terk eden hem kendi nefsine zulmeder-nefis ise Cenâb-ı Hakkın abdi ve memlûküdür-hem kâinatın hukuk-u kemâlâtına karşı bir tecavüz, bir zulümdür. Evet, nasıl ki küfür, mevcudata karşı bir tahkirdir; terk-i ibadet dahi, kâinatın kemâlâtını bir inkârdır. Hem hikmet-i İlâhiyeye karşı bir tecavüz olduğundan, dehşetli tehdide, şiddetli cezaya müstehak olur.

    İşte bu istihkakı ve mezkûr hakikati ifade etmek için, Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyan, mucizâne bir surette o şiddetli tarz-ı ifadeyi ihtiyar ederek, tam tamına hakikat-i belâgat olan mutabık-ı mukteza-yı hale mutabakat ediyor.

    23.LEMA
    Yazar : Risale Forum

  7. #17
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Nereden Yer
    ANKARA
    Mesajlar Mesajlar
    2.584
    Blog Blog Girişleri
    109
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 574 + 43761


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Güncel Dersimiz: İbadetin Mânâsı Şudur ki: Dergâh-ı İlâhîde Abd...

    Allah razi olsun..
    Yazar : Risale Forum

    Kalbini bir mescit yap. Orada, Allah’tan başka hiçbir şeye yer verme.

    Abdulkadir Geylani


Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222