Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
Sayfa 3/4 İlkİlk 1234 SonSon
35 sonuçtan 21 ile 30 arası

  1. #21
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar Mesajlar
    6.731
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 342 + 2712


    Cevap: Risale-i Nur külliyatı neden Türkçe basılmıyor?

    Sizin vazifeniz devam ediyor. Ve inşâallah vazifeniz şerh ve izahla ve tekmil ve tahşiye ile ve neşir ve talim ile, belki Yirmibeşinci ve Otuzikinci mektubları te'lif ile ve Dokuzuncu Şuâ'ın Dokuz Makamını tekmil ile ve Risale-i Nur'u tanzim ve tertib ve tefsir ve tashih ile devam edecek. Risale-i Nur'un samimî, hâlis şakirdlerinin heyet-i mecmuasının kuvvet-i ihlasından ve tesanüdünden süzülen ve tezahür eden bir şahs-ı manevî, size bâki ve muktedir bir kuvvet-i zahrdır, bir rehberdir. Said Nursi
    Yazar : Risale Forum

  2. #22
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar Mesajlar
    6.731
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 342 + 2712


    Cevap: Risale-i Nur külliyatı neden Türkçe basılmıyor?

    Kaleme aldığım şu İşaratü'l-İ'caz adlı eserimi, hakikî bir tefsir niyetiyle yapmadım; ancak ulema-yı İslâmdan ehl-i tahkikin takdirlerine mazhar olduğu takdirde, uzak bir istikbalde yapılacak yüksek bir tefsire bir örnek ve bir me'haz olmak üzere o zamanların insanlarına bir yadigâr maksadıyla yaptım. Said Nursî
    Yazar : Risale Forum

  3. #23
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar Mesajlar
    6.731
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 342 + 2712


    Cevap: Risale-i Nur külliyatı neden Türkçe basılmıyor?

    .. âhir zamanda, hayatın geniş dairesinin asıl sahipleri (yani Mehdi ve şakirdleri) Cenab-ı Hakk'ın izniyle gelir, o daireyi genişlettirir ve o tohumlar sümbüllenir. Bizler de kabrimizde seyredip Allah'a şükrederiz. Said Nursî
    Yazar : Risale Forum

  4. #24
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar Mesajlar
    6.731
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 342 + 2712


    Cevap: Risale-i Nur külliyatı neden Türkçe basılmıyor?

    Aziz ve gayretli âhiret kardeşim ve hizmet-i Kur'an'da yoldaşım Hulusi-i Sâni ve Sabri-i Evvel!

    Mâşâallah Yirminci Mektub'un kıymetini güzel anlamışsınız ve güzel de yazmışsınız.

    Mektubunda İlm-i Kelâm dersini benden almak arzu etmişsiniz. Zâten o dersi alıyorsunuz. Yazdığınız umum Sözler, o nurlu ve hakikî İlm-i Kelâm'ın dersleridir. İmam-ı Rabbanî gibi bazı kudsî muhakkikler demişler ki: Âhirzamanda İlm-i Kelâmı, yani ehl-i hak mezhebi olan mesail-i imaniye-i kelâmiyeyi, birisi öyle bir surette beyan edecek ki; umum ehl-i keşf ü tarîkatın fevkinde, o nurların neşrine sebebiyet verecektir. Hattâ İmam-ı Rabbanî kendisini o şahıs gibi görmüştür.

    Senin şu âciz ve fakir ve hiç ender hiç olan kardeşin, bin derece haddimin fevkinde olarak kendimi o gelecek adam olduğumu iddia edemem, hiçbir cihette liyakatım yoktur. Fakat o ileride gelecek acib şahsın bir hizmetkârı ve ona yer hazır edecek bir dümdarı ve o büyük kumandanın pişdar bir neferi olduğumu zannediyorum. Ve ondandır ki, sen de yazılan şeylerden o acib kokusunu aldın.

    Said Nursi
    Yazar : Risale Forum

  5. #25
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar Mesajlar
    6.731
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 342 + 2712


    İstikbalde gelecek mübarek heyetin şahs-ı manevîsinin bir mümessili olmasından, o şahs-ı manevînin sırrıyla ve bereketiyle sürgülü kapı kendi kendine açıldığı gibi; ... Şualar
    Yazar : Risale Forum

  6. #26
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar Mesajlar
    6.731
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 342 + 2712


    Cevap: Risale-i Nur külliyatı neden Türkçe basılmıyor?

    Saff, 8. Ayet: Onlar ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır.
    Yazar : Risale Forum

  7. #27
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar Mesajlar
    6.731
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 342 + 2712


    bekleriz ve beklemekte haklıyız

    Mühim bir sualin gayet muhtasar bir cevabıdır.

    Sual: Âhirzamanda Hazret-i Mehdi geleceğine ve fesada girmiş âlemi ıslah edeceğine dair müteaddid rivayat-ı sahiha var. Halbuki şu zaman, cemaat zamanıdır; şahıs zamanı değil! Şahıs ne kadar dâhî ve hattâ yüz dâhî derecesinde olsa, bir cemaatın mümessili olmazsa, bir cemaatın şahs-ı manevîsini temsil etmezse; muhalif bir cemaatın şahs-ı manevîsine karşı mağlubdur. Şu zamanda -kuvvet-i velayeti ne kadar yüksek olursa olsun- böyle bir cemaat-ı beşeriyenin ifsadat-ı azîmesi içinde nasıl ıslah eder? Eğer Mehdi'nin bütün işleri hârika olsa, şu dünyadaki hikmet-i İlahiyeye ve kavanin-i âdetullaha muhalif düşer. Bu Mehdi mes'elesinin sırrını anlamak istiyoruz?

    Elcevab: Cenab-ı Hak kemal-i rahmetinden, şeriat-ı İslâmiyenin ebediyetine bir eser-i himayet olarak, herbir fesad-ı ümmet zamanında bir muslih veya bir müceddid veya bir halife-i zîşan veya bir kutb-u a'zam veya bir mürşid-i ekmel veyahud bir nevi Mehdi hükmünde mübarek zâtları göndermiş; fesadı izale edip, milleti ıslah etmiş; Din-i Ahmedîyi (A.S.M.) muhafaza etmiş. Madem âdeti öyle cereyan ediyor, âhirzamanın en büyük fesadı zamanında; elbette en büyük bir müçtehid, hem en büyük bir müceddid, hem hâkim, hem mehdi, hem mürşid, hem kutb-u a'zam olarak bir zât-ı nuranîyi gönderecek ve o zât da Ehl-i Beyt-i Nebevîden olacaktır. Cenab-ı Hak bir dakika zarfında beyn-es sema vel-arz âlemini bulutlarla doldurup boşalttığı gibi, bir sâniyede denizin fırtınalarını teskin eder ve bahar içinde bir saatte yaz mevsiminin nümunesini ve yazda bir saatte kış fırtınasını icad eden Kadîr-i Zülcelal; Mehdi ile de âlem-i İslâmın zulümatını dağıtabilir. Ve va'detmiştir, va'dini elbette yapacaktır. Kudret-i İlahiye noktasında bakılsa, gayet kolaydır. Eğer daire-i esbab ve hikmet-i Rabbaniye noktasında düşünülse, yine o kadar makul ve vukua lâyıktır ki; eğer Muhbir-i Sadık'tan rivayet olmazsa dahi, herhalde öyle olmak lâzım gelir ve olacaktır diye ehl-i tefekkür hükmeder. Şöyle ki: Felillahilhamd

    ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺻَﻞِّ ﻋَﻠَﻰ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﻭَ ﻋَﻠَٓﻰ ﺍَﻝِ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﻛَﻤَﺎ ﺻَﻠَّﻴْﺖَ ﻋَﻠَﻰ ﺍِﺑْﺮَﺍﻫِﻴﻢَ ﻭَ ﻋَﻠَٓﻰ ﺍَﻝِ ﺍِﺑْﺮَﺍﻫِﻴﻢَ ﻓِﻰ ﺍﻟْﻌَﺎﻟَﻤِﻴﻦَ ﺍِﻧَّﻚَ ﺣَﻤِﻴﺪٌ ﻣَﺠِﻴﺪٌ Allahım! Tıpkı Âlemlerde İbrahim’e ve İbrahim’in Âline salât ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve Efendimiz Muhammed’in Âline de salât et. Muhakkak ki Sen her türlü hamd ve övgüye nihayetsiz derecede lâyıksın ve şan ve şerefin her şeyden nihayetsiz derecede yüksektir.

    duası -umum ümmet, umum namazında, günde beş defa tekrar ettikleri bu dua- bilmüşahede makbul olmuştur ki; Âl-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm, Âl-i İbrahim Aleyhisselâm gibi öyle bir vaziyet almış ki; umum mübarek silsilelerin başında, umum aktar ve a'sarın mecma'larında o nuranî zâtlar kumandanlık ediyorlar.

    {(Haşiye): Hattâ onlardan bir tanesi olan Seyyid Ahmed-üs Sünusî, milyonlar müride kumandanlık ediyor. Seyyid İdris gibi diğer bir zât, yüzbinden fazla müslümanlara kumandanlık ediyor. Seyyid Yahya gibi bir başka seyyid, yüzbinler adamlara emirlik ediyor ve hâkeza. Bu seyyidler kabîlesinin efradlarında böyle zahirî kahramanlar çok olduğu gibi; Seyyid Abdülkàdir-i Geylanî, Seyyid Ebulhasen-i Şazelî, Seyyid Ahmed-i Bedevi gibi manevî kahramanların kahramanları dahi varlarmış.}

    Ve öyle bir kesrettedirler ki; o kumandanların mecmu'u, muazzam bir ordu teşkil ediyorlar. Eğer maddî şekle girse ve bir tesanüd ile bir fırka vaziyetini alsalar, İslâmiyet dinini milliyet-i mukaddese hükmünde rabıta-i ittifak ve intibah yapsalar, hiçbir milletin ordusu onlara karşı dayanamaz! İşte o pek kesretli o muktedir ordu, Âl-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'dır ve Hazret-i Mehdi'nin en has ordusudur.

    Evet bugün tarih-i âlemde hiçbir nesil, şecere ile ve senedlerle ve an'ane ile birbirine muttasıl ve en yüksek şeref ve âlî haseb ve asil neseb ile mümtaz hiçbir nesil yoktur ki, Âl-i Beyt'ten gelen seyyidler nesli kadar kuvvetli ve ehemmiyetli bulunsun. Eski zamandan beri bütün ehl-i hakikatın fırkaları başında onlar ve ehl-i kemalin namdar reisleri yine onlardır. Şimdi de, kemmiyeten milyonları geçen bir nesl-i mübarektir. Mütenebbih ve kalbleri imanlı ve muhabbet-i Nebevî ile dolu ve cihandeğer şeref-i intisabıyla serfirazdırlar. Böyle bir cemaat-ı azîme içindeki mukaddes kuvveti tehyic edecek ve uyandıracak hâdisat-ı azîme vücuda geliyor. Elbette o kuvvet-i azîmedeki bir hamiyet-i âliye feveran edecek ve Hazret-i Mehdi başına geçip, tarîk-ı hak ve hakikata sevkedecek. Böyle olmak ve böyle olmasını; bu kıştan sonra baharın gelmesi gibi, âdetullahtan ve rahmet-i İlahiyeden bekleriz ve beklemekte haklıyız.

    Said Nursi
    Yazar : Risale Forum

  8. #28
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar Mesajlar
    6.731
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 342 + 2712


    Cevap: Risale-i Nur külliyatı neden Türkçe basılmıyor?

    Muhtasar: Kısa, öz.
    Âhirzaman: Dünyanın son zamanı, kıyamete yakın son devre.
    Müteaddid: Çok sayıda, birçok, çeşitli.
    Rivayat-ı sahiha: Peygamberimiz (asm) tarafından söylendiği kesin ve şüphesiz olan bize aktarılan sözleri.
    Mümessil: Temsil edici, temsilci.
    Şahs-ı manevî: Aynı gayeyi ve düşünceyi paylaşanların oluşturduğu topluluk. Manevî şahıs.
    Kuvvet-i velayet: Velayet kuvveti, velilik gücü.
    Cemaat-ı beşeriye: İnsanlar topluluğu.
    İfsadat-ı azîme: Büyük bozgunculuklar, büyük fitne ve fesat çıkarmalar.
    Hikmet-i İlahiye: Allah'ın (cc) hikmeti, Allah'ın gözettiği gaye ve fayda.
    Kavanin-i âdetullah: Allah'ın (cc) kainattaki bütün varlıkları ve olayları birbirleriyle bağlantılı olarak düzenlediği kanunlar.
    Mehdi: Hidayete vesile olan, irşad edici, doğru yol gösterici. Ahirzamanda müslüman toplumun sarsılan imanlarını ve bozulan yaşantılarını kuvvetli sarsılmaz delillerle islâm dinine uygun şekilde yeniden canlandırıp kuvvetlendiren ve her türlü inkarcılığın ve anarşistliğin önüne set çeken Allah (cc) tarafından görevlendirilmiş kişi.
    Kemal-i rahmet: Rahmetin mükemmelliği, acımanın son derecesi.
    Şeriat-ı İslâmiye: İslam dinindeki emir ve yasaklarla ilgili kanunlar düzeni.
    Ebediyet: Ebedîlik, sonsuzluk.
    Eser-i himayet: Himayet eseri, koruyuculuk sebebi.
    Fesad-ı ümmet: Müslümanların bozukluk ve karışıklığı.
    Muslih: Islah eden, düzelten, iyileştiren.
    Müceddid: Yenileyen, yenileyici. Her yüz yılda bir müslüman toplumda ortaya çıkan her türlü bozucu durumlara karşı islam dininin temel inanç ve yaşayış kurallarını yeni izah ve ispat yollarıyla canlandırıp müslüman toplumu düzeltmek için Allah (cc) tarafından görevlendirilmiş en büyük âlim.
    Kutb-u a'zam: Zamanın en büyük velisi.
    Mürşid-i ekmel: En mükemmel mürşid.
    Müçtehid: Ayetlerden ve hadislerden dinin hükümlerini çıkarabilen çok büyük islam alimi.
    Zât-ı nuranî: Nurlu zat.
    Ehl-i Beyt-i Nebevî: Hz. Peygamberin (asm) mübarek nesli (soyu).
    Kadîr-i Zülcelal: Sonsuz büyüklük ve yücelik sahibi ve her şeye kudreti (gücü) yeten Allah (cc).
    Zulümat: Zulmetler, karanlıklar.
    Daire-i esbab: Sebepler dairesi, herşeyin sebeplere bağlı olduğu bu dünya.
    Muhbir-i Sadık: Doğru haber veren, doğru haberci.
    Ehl-i tefekkür: Tefekkür edenler, düşünenler, gerçekleri daha iyi görüp anlamak için ibretli düşünenler.
    Felillahilhamd: Allah'a (cc) hamd olsun, Allah'a şükür olsun.
    Bilmüşahede: Gözle görüldüğü gibi, gözönünde olarak.
    Aleyhissalâtü Vesselâm: Salât ve selâm O'nun üzerine olsun.
    Âl-i İbrahim: Hz. İbrahim'in (as) soyundan olanlar.
    Aktar: Her taraf.
    A'sar: Asırlar, yüzyıllar.
    Hâkeza: Bunlar gibi, bunun gibi.
    Seyyid: Efendi. * Peygamberimizin (asm) soyundan gelen ve izinden giden.
    Kesret: Çokluk, bolluk.
    Milliyet-i mukaddese: Mukaddes milliyet, kutsal milliyet.
    Rabıta-i ittifak: Anlaşma bağı, birlikte hareket için sözleşme bağı.
    İntibah: Uyanıklık, uyanma.
    Muktedir: Güçlü.
    Tarih-i âlem: Dünya tarihi.
    An'ane: Gelenek, âdet, örf. Ağızdan ağza söylenerek gelen söz, haber.
    Muttasıl: Bitişik, yapışık, aralıksız.
    Ehl-i hakikat: Hakikat ehli, islâmiyetin ve Kur'anın bildirdiği gerçekleri kabul edip yaşayanlar.
    Namdar: Namlı, ünlü, şöhretli.
    Kemmiyeten: Sayıca, sayı bakımından, adet olarak.
    Mütenebbih: Uyanmış, gerçeği anlamış.
    Şeref-i intisab: Bağlılık şerefi, bağlılık onuru.
    Serfiraz: Başı dik anlı açık, üstün, haklı ve galip.
    Cemaat-ı azîme: Büyük cemaat, büyük topluluk.
    Tehyic: Heyecanlandırma, çoşturma.
    Tarîk-ı hak: Hak yol, doğru ve gerçek yol, din yolu.
    Âdetullah: Allah'ın (cc) adeti, Allah'ın kainatı ve varlıkların hareket ve yaratılışlarını düzenleyen kanunları.
    Rahmet-i İlahiye: Allah'a (cc) ait rahmet, Allah'ın merhameti.
    Yazar : Risale Forum

  9. #29
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar Mesajlar
    6.731
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 342 + 2712


    Cevap: Risale-i Nur külliyatı neden Türkçe basılmıyor?

    "Her yüz senede Cenab-ı Hak bir müceddid-i din gönderiyor." Lahikalar
    Yazar : Risale Forum

  10. #30
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar Mesajlar
    6.731
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 342 + 2712


    Cevap: Risale-i Nur külliyatı neden Türkçe basılmıyor?

    .. O gelecek zâtın ismini vermek, üç vazifesi birden hatıra geliyor, yanlış olur. Hem hiçbir şeye âlet olmayan Nur'daki ihlas zedelenir. Avam-ı mü'minîn nazarında hakikatların kuvveti bir derece noksanlaşır, yakîniyet-i bürhaniye dahi kazayâ-yı makbuledeki zann-ı galibe inkılab eder. Daha muannid dalalete ve mütemerrid zındıkaya tam galebesi, mütehayyir ehl-i imanda görünmemeye başlar. Ehl-i siyaset evhama ve bir kısım hocalar itiraza başlar. Onun için, Nurlara o ismi vermek münasib görülmüyor. Belki müceddiddir, onun pişdarıdır, denilebilir. Said Nursi
    Yazar : Risale Forum

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 3 kullanıcı var. (0 üye ve 3 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222